Ekimin sonuna geldik. Bu arada birçok olay oldu tabi hayatımızda. Öncelikle veli toplantısını yazayım. Ateş'in bütün öğretmenleri akademik başarısından, ödevlerinden çok memnun olduklarını söylediler. Ayrıca sınıf öğretmeni ve bir İngilizce öğretmeni sınıfta yaramazlıklar yaptığını da söyledi. Tabi bir grup o yaştaki çocuk biraraya gelince mutlaka yaramazlıklar oluyor. Ama tabi öğretmenin de sınıfta belli bir düzeni oturtması gerekiyor ki ders yapılabilsin. Biz de Ateş'le bu konuda konuştuk. Çalışkanlığından çok memnunum ama, açıkçası hiç yaramazlık yapmayan, çok efendi bir çalışkan çocuk olmasındansa abartmadan yaramazlık yapan bir çocuk olmasını tercih ederim. Tabi sınırı geçmemeli. Sonuçta okulla ilgili bir problemimiz yok. Okul-aile karşılıklı olarak birbirimizden memnunuz. Umarım hep böyle gider.
Bu arada büyük sınavları başladı Ateş'in. Geçen hafta Türkçe'den sınav oldular, 100 aldı. Bu hafta da matematik ve hayat bilgisinden sınavları var. Okul aracılığıyla üye olduğumuz bir online çalışma sitesi var. Okulda işledikleri konularla ilgili 10'ar soruluk ekstra testler var. Biz de akşamları o testlerden yapmaya başladık. Yani Ateş yapıyor, ben de yanında oluyorum. Ama konuları tekrar etmek, anlamadığı noktalar varsa tekrarlamak, dikkatsizlikten yaptığı hataları görmesini sağlamak bence çok iyi oluyor.
Bu ay içindeki bayram tatilini deniz kenarında geçirdik. Hepimize çok iyi geldi. Ateş, abisiyle, kuzeniyle, İpek'le ve 2 günlüğüne gelen Onat'la çok çok iyi vakit geçirdi. Bol bol Lili'yi sevdi. Hava iyiydi, ancak denize 1-2 kez girdi. Bisiklet, kum, köpekler vs. ile çok eğlendiler.
Bu ayın değişik haberlerinden birisi de Ateş'in sportif faaliyetleri oldu. Beden eğitimi öğretmeninin tavsiyesi ile cumartesi-pazar sabahları 10'da baskete başladı Ateş. Arkadaşı Kerem de orda olduğundan çabuk uyum sağladı ve tahminimizden çok daha fazla sevdi. Bu durumda artık tenisi bırakırız diye düşünmüştük, ama kendisine sorunca, tenise de devam edeceğini söyledi. Bu haftasonu öğlenleri 13'te tenise de başladılar İpek'le beraber. Bu sene 3 yıldır ders aldığı tenis öğretmeni yerine tenis kulübünde çocukları devam ettirme kararı verdik. Ders alıyorlardı, ancak karşılıklı maç yapma gibi bir durum olmadığından tenis oynama zevkini alamadılar diye düşünüyoruz. Tenis kulübü bu açıdan çok daha profesyonel. Cumartesi günü ilk kez gittiklerinde seviye belirleme testinden geçtiler önce. Öğretmen de bizimkilerin beklediğinden çok daha iyi olduğunu ve performans sınıfına alacağını söyleyince çocuklar bu işe bayıldılar. Şimdi performans sınıfındalar.
Cumartesi Ateş'in kreşten beri aynı okulda olduğu Yağız'ın doğumgününe gittik. Basket ve tenisin üstüne doğumgünü ve akşam da arkadaşlarımıza gidince bizimkinin pestili çıktı. Dün Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak için yapılan yürüyüşe katıldık ailece. Ateş elinde bayrağını sallayarak kutladı bayramımızı. Kalabalık büyük bir grupla epeyce yürüdük. Çok mutlu olduk.
Bir ekim ayı da böyle geçti.
