Çarşamba, Kasım 24, 2010

Öğretmenler Günü

Ateş dün akşam öğretmenine hediye olarak bu resmi yaptı. Konuyu kendi seçti. Öğretmenine bir elinde çiçek, bir elinde de kalp veriyor. Ben bayıldım. Etrafa da oyun parkı ve gökkuşağı çizdi. Harika oldu. Umarım öğretmeni de beğenmiştir.

Cumartesi, Kasım 20, 2010

İzmiiiiiirrr.....

Maalesef bir tatil daha bitti. Bu sefer İzmir'e gittik. Ama oraya gitmeden önce, tatilin ilk gününden başlamak lazım. İlk gün Ateş yeniden tenis dersine başladı. Artık havalar terlenmeyecek hale geldiği için tekrar oynayabileceğini söyledi. Bu sefer uygun saatte başka bir tenis öğretmeni bulduk. İlk dersini de cumartesi aldı bizimki. Ders gayet iyiydi. Bol bol konuşmuş derste. Biz de kenardan izledik. Pazar günü, bir önceki hafta gidemediğimiz tarihi eser gezimizi yaptık, kalabalık bir toplulukla (7 aile). Arkadaşları ile çok yi vakit geçirdi Ateş. Her yere tırmandı. Ama en önemli olay, kendi cihazı ile heryerin fotoğrafını çekmesi oldu. Tümüyle kendi başına ve inanılmaz güzel fotoğraflar çekti. Bu işten çoook keyif aldı. Pazartesi üçümüz bisiklet turu yaptık. Salı sabahı iki aile büyüğünü ziyaretten sonra İzmir'e gitmek üzere hazırlandık. Uçağımız gece saatinde idi. 10.30 gibi İzmir'de olduk. Pelin Teyze bizi karşıladı. Böylece ilk kez onun arabasına binmiş olduk. Onun evinde kaldık.
Programımız Ateş'i gezdirmek amaçlıydı. İlk gün Doğal Yaşam Parkı'na gittik. Ateş gördüğü hayvan, yer, doğa manzarası, tabela gibi herşeyin fotoğrafını çekti. Çok yürüdük, yorulduk. Üzerine minigolf sahasına gittik. Ateş çok beğendi. Her parkurda topu deliğe sokmayı başardı. Benim de çok hoşuma gitti bu golf işi. Sonra bir oyun alanında oynadı, kumru yedik ve geç vakit evimize döndük.
Ertesi gün, deniz kenarında bir yere kahvaltıya gittik. Israrla yağsa da birşey olmaz, dediğimiz halde, epeyce ıslandık. Kahvaltımızı iç mekanda tamamlayabildik. Oraya feribotla gittik ve döndük. Akşamüstü süper bir kokoreç ve midye dolma turuyla günü tamamladık.
Üçüncü ve son gün Ateş kısa süreli de olsa, bir ata bindi. Biraz da başka başka yerlerde oturup birşeyler yedikten sonra dönüş saatimiz geldi. Dün gece evimize döndük. Orda hem Ateş, hem Pelin hem de ben sürekli fotoğraf çektik. Bazen birbirimizin fotoğrafını aynı anda bile çektik. Pelin sayesinde Ateş'le çekilmiş yeni fotoğraflarım oldu. Çok güzel ve eğlenceli bir tatil oldu. Pelin teyzenin evini de ilk kez gördük, çok sevindik.
Ateş şu anda evde özlediği oyuncaklarıyla oynuyor. Bu iki gün evden çıkmayı hiç istemiyormuş. Ama yarın sabah da açık havada kahvaltı planımız var...

Perşembe, Kasım 11, 2010

Resimler

Bu resimi geçen hafta okulda çizdi. Kızılay Haftası nedeniyle kızılay konulu bir resim çizmesi gerekmiş. Ben de tam onu almaya gitmiştim, henüz resmini bitiremediğini söyleyerek beni de içeri çağırdı. Resimde Kızılay çadırı, yıkılmış ev (resmin sağında bir duvarı olmayan ev) ve ona yardım götüren kızılay tırı görülüyor. Özellikle ev kısmına bayıldım.




Bu resim çok daha eski. Geçen sene yine okulda çizmişti. Konusu okuldaki oyun parkı. Çok basit bir çizim olmasına rağmen inanılmaz derecede beğendim. Hem salıncakta sallanan, hem de kaydıraktan kayan çocuklar çok net olarak anlaşılıyor.

Pazartesi, Kasım 08, 2010

"Dur" ile Tanışmak

Birkaç akşam önce, Ateş evde oyuncaklarıyla oynarken onu yemeğe çağırdım. Tamam dedi, gelmedi, geliyorum dedi gelmedi, bi dur dedi gelmedi, hadi dedim gelmedi, ısrarla oyununu oynamaya devam etti. En sonunda yanına gidip hadi diye çağırdım. Bana kızarak "anne dur demekten bişey anlıyo musun, en iyisi seni durla tanıştırayım. Dur, bu annem, anne bu dur" dedi. Böylece o akşam "dur"la tanışmış oldum. Bu yaşıma kadar öğrenememiştim, iyi oldu.

Cuma, Kasım 05, 2010

Burun Kanaması

Ateş'in ilk kez geçtiğimiz kış olmak üzere ara ara burnu kanamaya başlamıştı. İlk kez okulda Erinç'in çantasının çarptığını ve ondan sonra kanadığını söyledi kendisi. Sonra yaz boyu da ara ara bazen herhangi bir travma (Erim'in kafasının çarpması), bazen de burun karıştırma (aslında bu da travma) işlemleri sonrasında burnu kanadı. Bazen kısa, bazen uzun sürdü. Geçtiğimiz cumartesi de burnu kanadı, ardından pazar günü, pazartesi ve salı da okulda kanayınca ve bunlarda ikisi epeyce uzun sürünce, Eliz ve Günce'nin babası olan arkadaşımız Murat Amca, yakılması gerektiğine karar verdi. Ateş'i çarşamba günü okuldan erken aldım. Ne işlem yapılacağını biliyordu. Ayrıca hastaneye babasının odasına gitmeyi ve orda bilgisayarda oyun oynamayı çok seviyor. Bu nedenle güle oynaya gittik. Ucunda gümüş nitrat bulunan bir çubukla hasarlı damara birkaç kez dokunarak koterizasyon işlemini yaptı Murat amca. Ayrıca etrafımızda onu izleyen, benim ve babanın öğrencileri olan tıp öğrencileri Ateş'i seyretti. Ateş'in hiç canı yanmadı, hiç problem çıkarmadı. Sadece her dokunma sonrasında sayısız kez hapşurdu. İşimiz bitti, inşallah başka bir problem çıkmaz. Şimdi mutlu mesut okulunda.
Haftasonu için belki tenis, Defne'nin doğumgünü partisi ve pazar günü de yine tarihi eser gezimiz var planlar arasında.
Lilypie Kids Birthday tickers