Salı, Nisan 29, 2008

Mutluluk

Ateş, güzel geçen (deniz sezonunu açtığımız) pazar gününün ardından eve döndüğümüzde bana "ben büyüyünce benim de bebeğim olacak anne" dedi.

Perşembe, Nisan 24, 2008

Son Günler Şöyle Geçti:

Ateş bol bol erik ve çilek yedi, ama hepsinden sadece birer lokma ısırıp gerisini bıraktı. Geri kalan erikler fotoğrafta. Çilekleri hem kendisi yıkıyor, hem de uçlarından birer lokma alıp bırakıyor.
Babasıyla birlikte yeni aldıkları Şimşek McQuenn'li yapboz halısıyla çok oynadı. Halen odasında duruyor, bazı oyunlarını onun üzerinde oynuyor.
Haftasonu yine denize taş atma seansı yaptık. Yemek için gittiğimiz lokantanın önünden denize bol bol taş attık birlikte.
Yemekten sonra gittiğimiz oyun parkında kendini kum havuzunun içine bıraktı. Kumların içine yattı, havaya kumlar attı, eğlendi, tabi eve dönünce kendimizi banyoya zor attık.
Ertesi sabah kendine aşçı şapkasıyla kahvaltı hazırladı: Yumurta hamburgeri.Bir deeee artık manavdan kendi alışverişini kendi yapıyor Ateş. Bir poşet alıyor ve içine canı neyi istiyorsa onları dolduruyor.

Çarşamba, Nisan 23, 2008

Bezelyeli Ekmek

Birkaç gün önce Ateş babasıyla alışverişteyken, "baba bezelyeli ekmek alalım" demiş. Babası da doğal olarak "o da ne" diye sormuş. Ateş de babaannesinin yaptığı bezelyeli ekmek olduğunu söylemiş. Cengiz annesini arayıp, bezelyeli ekmeğin ne olduğunu sormuş. Neyse, bir süre karşılıklı düşündükten sonra, babaannenin aklına üzümlü kek gelmiş. Cengiz Ateş'e "bezelyeler ne renkti" diye sormuş. Ateş de "kahverengi" deyince istediğinin gerçekten de üzümlü kek olduğu anlaşılmış. Babaanne sonra üzümlü kek yapıp getirdi, ama bizimki bu sefer de kekin yüzüne bile bakmadı.

Salı, Nisan 15, 2008

Çiçek Toplayan Ateş

Pazar günü Bilge ile Deniz'in bahçesindeydik. Bizimkini yine zor çıkardık evden, ama orda çok iyi vakit geçirdi. Gün şöyle geçti:
Ateş bir tepenin arkasından koşmaya başlıyor...
...koşuyor....
...koşuyoor...
...koşuyooor...
...geliyooor veeee...
annesine topladığı çiçekleri veriyooor
Annesi, oğlu kendini düşünerek bişey yaptığı için çooook mutlu oluyoooor.
Sonra da babası tarafından Ateş tepetaklak çevriliyooor, sonra denize tam 1 saat taş atılıyoooor ve dönüşte arabada uyuyakalınıyooor.

Cumartesi, Nisan 12, 2008

Bugün...

Bu sabah 9'da kalktı Ateş. Hayret ettim. Böylece öğle uykusu uyumadı, şimdiye kadar da bir problem çıkarmadı. Babasıyla saç kestirmeye ve alışverişe gittiler. Yemeğini zaten yedi, dönünce banyo ve uyku gelir sırasıyla diye plan yapıyorum. Yediği yemeği anlatmam lazım. Dün akşam Ateş'le birlikte top köfte yaptık. Köfteyi hazırlayıp birlikte yuvarladık. Ateş bazılarını bebek köfte diyerek çok küçük yaptı, bazılarını da dev gibi büyük yaptı. Onun yaptığı büyüklükte hepsini pişirdim. Ama el yıkama aciliyeti nedeniyle fotoğraf çekemedim. Bu akşam kendi yaptığı top köftelerini bayılarak yedi. Hastalandığından beri, yani yaklaşık 2 haftadır ikinci kez karnını doyuracak kadar yemiş oldu. Umarım iştahı da düzeliyordur.
Gündüz oyun parkına gittik. Ateş'in sallandığı salıncak, yanındaki diğer salıncaktan büyüktü. Ateş "benim sallandığım salıncak çocuk salıncağı, yandaki bebek salıncağı, boyutundan anladım" dedi. Akşam da abisini bırakmaya gittiklerinde abisi neden herşeyin sonuncusunu sorduğunu merak etmiş (bizimki herhangi bir şeyin kaçıncı sırada olduğunu merak eder, ilk mi, ikinci mi, sonuncu mu olduğunu sorar), Ateş de "bittiğini bilmek istiyorum" diye yanıt vermiş. Artık epeyce büyük cümleler kuruyor. Bana gün içinde ablasıyla yaptığı şeyleri uzun uzun (5-6 cümle ile) anlatabiliyor. Bugün bisikletle evin içinde kovalamaca oynarken, ablasıyla konuştukları bir konuyu anlattı: Ateş yine hızlı hızlı bisiklet sürerken, yatakodasındaki tartıya takılmış bisikletin tekerleği. Ama Ateş aldırmayıp pedal çevirmeye devam etmiş, ablası da "nerdeyse tartıyı da götürecektin" demiş, birlikte gülmüşler.

Perşembe, Nisan 10, 2008

Oda

25 Mart akşamından beri Ateş kendi yatağında yatıyor. Kendi isteğiyle... O akşam odasında Ateş'in ne zaman kendi yatağında yatabileceğini konuştuk Cengiz'le. O da yanımızda oynuyordu. Anlaşılan bütün konuşmayı dinlemiş ve kaydetmiş. Gece kesin bir ses tonuyla kendi yatağında yatacağını söyledi ve yattı. İlk gece ben onun odasında kanepede uyudum. Sonra baktım bir problem yok, ben de kendi yatağıma geçtim. Şimdi telsiz açık oluyor geceleri ve en ufak mızıldamasında koridorda koşarken buluyorum kendimi.
Bu aşamayı Ateş'in de benim de zor atlatacağımızı zannediyordum. Benim için zor oldu gerçekten (ben yanımda uyumasından son derece memnundum), ama Ateş gayet mutlu. Arada hasta olduğu zaman bile teklif ettiğim halde benim yanımda yatmak istemedi. Sadece kendi yatağında yatmak istiyormuş. Onun için atlatılan bir aşama bile olmadı bu olay. Çok normalmiş kendi yatağında yatması. İşte böyle...

Salı, Nisan 08, 2008

Hastalık, Ankara

Önce ben hastalandım, sonra da ne kadar bulaştırmamak için gayret sarfetsem de maalesef Ateş'e hastalık bulaştı. Ben çok nadiren hastalanırım, bu kış ilkti, ama çok sarstı. Ateş'te tabi yüksek ateşle seyretti hastalık, ilk kez antibiyotik kullandık, ateşi düşünce de vücudunda döküntüler çıktı. Yani viraldi büyük bir ihtimalle ve biz boşuna antibiyotik kullandık. Döküntüleri dün bütün vücuduna yayıldı. Hastalık dışında iyiydik. Aslında hastayken bile Ateş mızmızlanmıyor, ateşinin yüksek olmadığı zamanlarda herşey normaldi.

Haftasonu Ankara'daydık. Cengiz'in katılması gereken bir toplantı vardı, hazır o gidiyorken Ateş'le ben de gidelim diye istedik. Cuma akşamı uçakla gittik, pazar akşamı sallantılı bir yolculukla döndük. Orda halamın evinde kaldık Ateş'le ben. Evde Karamel adında bir köpek olmasına ve yeni aldığım oyuncaklara rağmen Ateş sıkıldı ve tahmin edeceğiniz gibi "evimize gideliiiiiim" diye tutturdu.
Onu oyalamak için binbir türlü animasyon, kitap okuma seansları, oyuncakçı turları düzenledik. Bir alışveriş merkezindeki çocuk bölümünün çok iyi olduğunu duyunca oraya gittik. Gerçekten harikaydı, uzaktan kumandalı arabalar, gemiler, suyun üstünde gezinen botlar vs. vardı. Ben bile çok eğlendim.

Bu aktiviteler sırasında eğlenen Ateş, bitiminde yeniden "evimize gideliiiim" şeklindeki ağlamalı seanslarına devam etti. Gittiğime pişman oldum. Pazar günü Figen'e gittik. Orda Sarp ve oyuncaklarıyla eğleneceğini ummuştum Ateş'in. Ama Sarp'la hiç anlaşamadılar. Sarp oyuncaklarını Ateş'e vermedi, Ateş ağladı. Sonra ben başka bir odada Ateş'e kitap okudum ve bizimki oldukça uzun bir öğle uykusuna yattı. İyi oldu aslında, uyanınca zaten havaalanına gitme vakti gelmişti. Sevda, Pergin ve Nil'le böylece az görüşebildi Ateş. Nil'in kendisine aldığı arabalarla oynadı biraz. Bu iki gün boyunca ağzına toplam 3 lokma yemek aldı, biraz süt içti. Hasta olduğu için iştahı kötüydü, bir de "eve gidelim" huzursuzluğu eklenince iyice kötü oldu. Neyse pazar gecesi eve ulaştık. Ev manyağı oğlum yolda uyuduğu için evini sabah görebildi. İki gündür huzurla evinde oynuyor.
Lilypie Kids Birthday tickers