Cuma, Ocak 22, 2010

Traş ve Ödev

Geçen pazartesi akşamı Cengiz Ateş'in saçlarını kesti. Alnı açıldı. İlk başta gözüme çok kısa ve garip görünmesine rağmen, birkaç gün geçince gözüm alıştı. Sanki alnının açılması iyi bile oldu. Öğretmenleri de çok beğendi. Yüzünün tatlılığı ortaya çıkmış, dediler. Aslında bu konuyu fotoğraflamak gerekirdi, ama farkettim ki hiç fotoğrafını çekmedim saçı kesildiğinden beri.
Okulu hakkında yazmak istiyorum aslında. Her ay okul bize sınıflarının aylık programını veriyor. Bazı günler evde birlikte yapmamız gereken şeyler, yani ödevler oluyor. Ödevler konusunda hem Ateş hem de biz çok hassasız. Bazı sorumlulukların ilk günden itibaren kavranılması gerektiğini düşünüyoruz. Zaten öğretmeni mutlaka programı takip etmemizi istiyor. Ateş de mutlaka ama mutlaka programa uyum gösteriyor. Ödevi yapmamış olmak bizim için düşünülemez. Ama sabah ödevi öğretmenine gösterirken, diğer çocuklardan bazılarının (aileleriyle birlikte) ödevleri hiç hatırlamadığını görüp şaşırıyoruz. Ödev dediğimiz de bazen bazı konular hakkında sohbet etmek, bazen de konuyla ilgili olarak gazete ya da dergiden fotoğraflar kesip okula götürmek şeklinde oluyor. Ateş'in ödeviyle ilgili bu yoğun sorumluluk duygusundan çok memnunum. Öğretmeni de sürekli ödüllendiriyor onu. Umarım ilerde de devam eder.

Perşembe, Ocak 21, 2010

Yaramaz

Alttaki yazının üstüne, bir akşam Deniz ve Arda, aileleriyle bize geldiler. Herkes iyi anlaştı, çocuklar çok iyi oynadılar. Ancak Ateş bazen çok şımarıyor, yaramazlık yapıyor. Deniz'in burnuna fener attı ve onu ağlattı. Hatta kızın burnu kanadı. O kadar çok üzüldüm ki anlatamam. Hem ilk kez tanış, evine çağır Ateş Bey oynasın diye. Hem de beyefendi kızın burnunu kanatsın. O kadar kızdım ki, iyi fırça yedi. Sadece öylesine yanlışlıkla atılmış bişey değildi, direk yaramazlık yaptı. Onlar gittikten sonra fırça yedi yedi, ağladı ağladı, ama sonuna kadar haketmişti. Neyse, 2 dakika sonra çocuklar unutup oynamaya devam ettiler, ben de belli etmemeye çalıştım, ama çok üzüldüm ve moralim bozuldu. Ailesi çok olgunmuş, başka bir çocuk Ateş'in burnuna birşey atıp kanatsa ben napardım hiç bilmiyorum.
Dün akşam da yine Deniz bize geldi, Ateş'le oynamaya. Aslında gayet iyi oynuyorlar, ama ben diken üstünde oturdum yine bizimki kıza bir zarar verir mi, diye. Bu sefer yanında annesi de yoktu çünkü. Ateş arkadaşlarıyla birlikteyken tüm kontrolünü kaybediyor, bizimle oynadığı gibi sert oyunlar oynuyor. Sürekli uyarılarla onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Bu sefer arkadaşlarıyla benim yanımda oynamaktan ona da daral gelecek biliyorum, ama kimseye birşey yapmasını da istemiyorum.
Aslında kendisiyle yaşıt iki çocukla komşu olmamız Ateş için çok iyi birşey. Ben artık Ateş'in oyunlarını oynayamıyorum. 1-2 aylıkken onunla başlayan oyun maceramız bu zamanlara kadar sürdü. Onunla sürekli birebir yerlerde oyunlar oynadım. Hatta Cengiz'le ya da arkadaşlarla kendi aramızda konuşuyorduk, biz kendi anne-babalarımızın oturup bizimle oyun oynadığını hiç hatırlamıyoruz, diye. Belki de biz hatırlamıyoruz, çünkü Ateş de onunla senelerdir her türlü oyunu oynadığımı hiç hatırlamayacak büyüyünce. Belki o da "annemle babam benimle hiç oynamazlardı" diyecek. Ama bu doğru değil Ateş. Sadece artık seninle oynayabileceğim oyun sayısı çok azaldı, çünkü senin oyunların çok değişti. İki kişilik oyunları (Monopoly, bil bakalım kim, kayan merdivenler oyunu vb) hala çok eğlenerek oynuyoruz. Uyumadan önce her gece zevkle birlikte kitap okuyoruz. Ama askercilik, korsancılık, kukla, balık gibi oyunların için arkadaşlarınla iyi anlaşsan çok iyi olacak.

Salı, Ocak 12, 2010

Komşular

  • Artık Ateş'te ciddi bir arkadaş ihtiyacı var. Bütün gün okulda arkadaşlarıyla oynadığı halde yetmiyor. Bu yaşına kadar sürekli ve birebir oyun oynayan ben bile artık ona yetmiyorum. Hem de onun istediği gibi oynayamıyorum. Bütün oyuncakları konuşturuyor, artık ben oyuncak konuşturmaktan daraldım. Bunun üzerine yakın çevremizdeki çocuklara baktık. Bizimle aynı apartmanda, 2 kat altımızda tam da Ateş'in yaşıtı iki çocuk var. Arda ve Deniz. Pazar günü Ateş'le birlikte gittik, çarşamba akşamı için bize davet ettik. Biz tam onları davet ederken, Deniz de oyuncaklarını göstermek üzere Ateş'i eve çağırdı. Ateş de "tamam" diyerek hemen girdi. Tabi ki annesinin de onayıyla yaklaşık 1 saat onlarda kaldı. 1 saat sonunda almaya gittim, çok eğlenmişti. Şimdi çarşamba olsun da bize gelsinler diye bekliyor. Böylece Ateş'in hayatında komşu çocuklarla oynamak gibi yeni bir kavram oluştu.
  • Bugün okulda iç organlarımızı tartışacaklardı. Bunun için dün akşam evde sohbet ettik konuyla ilgili olarak. Biraz ayrıntı da vermiş olabiliriz. Ama Ateş sürekli programı takip ettiğimiz için öğretmeninden "aferin" ve sticker alıyor. Öğretmenden alınan sticker çoooook kıymetli.

Cuma, Ocak 08, 2010

Aşı

Bloga yazmış mıydım hiç hatırlamıyorum, ama biz aralık ayının başında -uzun süreli bir kararsızlıktan sonra- H1N1 aşısı olduk hep birlikte. Ateş 8 yaşından küçük olduğu için 1 ay sonra bir doz daha gerekiyordu ve bu sefer hastanede aşılama işlemi bittiği için babası aşı getiremedi. Dün sabah Ateş'le ben, bağlı olduğumuz sağlık ocağına gittik. Konuşup sohbet ederek içeri girdik. Zaten kimse yoktu. Hemen aşıyı yaptılar. Bizimki bırak ağlamayı, sesini bile çıkarmadı ve "hiç acımadı" dedi. Ama tabi öncesinde evde babası ve ben onu bu aşıya hazırladık. Babası aşının vücudunda ne işler yapacağını anlattı, ben de doğduğundan beri kaç kez aşı olduğunu anlattım. Bebeklik hikayeleri çok hoşuna gitti, ikna oldu ve problemsiz bir aşı daha atlattık. Bunları okuyan birisi, ilk kez mi aşı olacak bu çocuk diye düşünebilir. Ama daha önceki aşılarının hemen hepsini babası yapmıştı, hem de o kadar hızlı yapmıştı ki, Ateş nerdeyse farkında olmadan bütün aşıları atlatmıştık. Neyse bu da kolay oldu. Aşı sonrası okula bıraktığımda öğretmenine ve arkadaşlarına nasıl aşı olduğunu ve nasıl hiç ağlamadığını anlatıyordu.
Uzun süredir yazmadığımdan yılbaşı partimizin nasıl geçtiğini anlatamadım. Çok güzel bir parti oldu, herkes çok eğlendi. Büyükler de, çocuklar da çok iyi vakit geçirdiler. Ateş'in konukları İdil, Can, İpek, Ozan, Ömür, Eliz ve Günce idi. Çığlık çığlığa atlama yarışları, şarkıcılık (özellikler kızlar), askercilik (tabi ki erkekler) ve çılgın bir sürü oyun oynadılar. Ateş acaip eğlendi. Kahkahadan konuşamadığı anlar oldu. Ayrıca Eliz'le inanılmaz bir kovalamaca oynadılar, fotoğraflarla da belgeli. Çoooooook keyif aldı, gece 1-1.30 gibi bizim yatakta uyuyakaldı. Böylece ertesi gün de hep birlikte geç uyandık. Daha sonra yılbaşı akşamından bahsederken "çok eğlendim, keşke hiç bitmeseydi" dedi.
Lilypie Kids Birthday tickers