Pazartesi, Eylül 30, 2013
Arkadaş
Ne mutlu ki, bu yaz deniz kenarında hemen hemen hiç yalnız kalmadık. Hep Ateş'in ve bizim arkadaşlarımızla birlikte olduk. Ateş zaten kuzeni Toprak Efe'yle çok iyi anlaşıyor. Artık okul ve servis arkadaşı da oldular. Yaz boyu İpekler geldi, onlar yokken Ömürler geldi. Biz tatile gittik. Sonra Onatlar geldi. Son iki haftasonudur yine Ömürler geldi. Ateş Ömür'le çok iyi anlaşıyor ve çok iyi vakit geçiriyor. Ömür Ateş'ten iki yaş büyük. Haftasonu boyunca sürekli oyun oynuyorlar, çocuğu sanki hiç görmüyor gibi oluyoruz. Sürekli bir hareket var, yüzüyorlar, bisiklete biniyorlar, odada yorgan savaşı yapıyorlar, dubadan atlamaca oynuyorlar, masa tenisi oynuyorlar. Çok memnunum, böyle arkadaşlıkları çok seviyorum. Onlara abi ve Toprak Efe de katılıyor, farklı yaşlarda dört erkek çocuk çılgınca oyun oynuyorlar. Bu durumda tabi ödevler cuma akşamından bitiyor.
Cuma, Eylül 27, 2013
Gözlük Koyma Aparatı
Bir önceki yazıda bahsettiğim gözlük takma ve Ateş'in icadıyla yüzük asma aparatı. Fotoğraftaki yüzük, babasının aldığı lord of the rings yüzüğü.
Perşembe, Eylül 26, 2013
Lord of the rings
Aslında bu yazıyı yaz tatilinde yazmalıydım. Ateş'in çok sevdiği film dizileri var, daha önce yazmıştım: Star Wars, Karaip Korsanları, Indiana Jones gibi. Bu yaz bunlara Yüzüklerin Efendisi serisi de eklendi. Ben, daha Ateş doğmadan önce sinemalarda izlemiştim. Babası ise filmlerden önce okulda kitaplarını okumuş. Hatta birlikte izlediğimiz serinin üçüncü filminde, bir savaş sahnesinde ağladığım için Cengiz hala dalga geçer benimle. Bana göre Ateş'e ağır gelebilecek filmlerdi. Ama izlemeye başladı ve çok sevdi. Herbiri en az 3 saatlik olan filmleri birkaç kez seyretti. Tabi eş zamanlı olarak oyunlarını da oynadı yine. Babası geçen yıl boyu akşamları yatarken az az Hobbit kitabını okumuştu Ateş'e. Onun da etkisi oldu tabi. Neyse, bu yıl da okumak üzere yüzüklerin efendisi kitabını aldılar. Üç kitap birarada, tuğla gibi birşey. Ateş yatarken babası okuyacak diye aldılar, ama okul akşamları Ateş çok kısa sürede uykuya daldığı için, liseye giderken ancak bu kitabı bitirirler diyorum ben.
Köln'deli Lego dükkanında Ateş'in kendine lego aldığını yazmıştım. O legolar Lord of the Rings legolarıydı. Eve dönünce büyük bir keyifle ve hızla bu legoları yaptı Ateş. Hatta stickerlarla dolu küçük bir kağıdı kaybedip legoya yenisini gönderir misiniz, diye yazdığımızda Almanya'dan Ateş adına o küçük stickerlar geldi.
Okul açılmadan hemen önce babası Ateş'e, bu yoğun ilgiden dolayı, lord of the rings yüzüğü aldı bir tane. Ateş o kadar çok sevdi ki bu yüzüğü, parmağına çok büyük gelmesine rağmen evdeyken sürekli yüzükle dolaştı. Şimdi de Köln'den kendine aldığı gözlük koyma aparatının burun kısmına takıyor.
Ama tabi ki okul açılınca bu bol zamanları sona erdi. Okulda arkadaşlarıyla çok güzel zaman geçiriyor.
Dün okulun kayıt olduğu online bir web sitesinden çok kısa İngilizce kitaplar okudu ve çok keyif aldı. Kuralların ve kelimelerin hepsini bilmese de (zaten böyle birşey beklenemez) cümlelerin ne demek istediğini anlaması çok hoşuma gitti.
Köln'deli Lego dükkanında Ateş'in kendine lego aldığını yazmıştım. O legolar Lord of the Rings legolarıydı. Eve dönünce büyük bir keyifle ve hızla bu legoları yaptı Ateş. Hatta stickerlarla dolu küçük bir kağıdı kaybedip legoya yenisini gönderir misiniz, diye yazdığımızda Almanya'dan Ateş adına o küçük stickerlar geldi.
Okul açılmadan hemen önce babası Ateş'e, bu yoğun ilgiden dolayı, lord of the rings yüzüğü aldı bir tane. Ateş o kadar çok sevdi ki bu yüzüğü, parmağına çok büyük gelmesine rağmen evdeyken sürekli yüzükle dolaştı. Şimdi de Köln'den kendine aldığı gözlük koyma aparatının burun kısmına takıyor.
Ama tabi ki okul açılınca bu bol zamanları sona erdi. Okulda arkadaşlarıyla çok güzel zaman geçiriyor.
Dün okulun kayıt olduğu online bir web sitesinden çok kısa İngilizce kitaplar okudu ve çok keyif aldı. Kuralların ve kelimelerin hepsini bilmese de (zaten böyle birşey beklenemez) cümlelerin ne demek istediğini anlaması çok hoşuma gitti.
Pazartesi, Eylül 09, 2013
Okul Başladı
Bugün itibariyle Ateş 3. sınıfa başladı. Bu blogu yazmaya başladığımda Ateş 14 aylıktı, şimdiki durum inanılmaz, zaman çok hızlı geçiyor, Ateş gerçekten kocaman adam oldu. Çok sevdiği arkadaşlarıyla aynı sınıfta, o yüzden çok mutlu. Öğretmeni de çok güleryüzlü, sevecen bir öğretmene benziyor. Tanıyan herkes çok şanslı olduğumuzu söylüyor. Ateş'in geçen seneki öğretmeni, şimdiki öğretmenine Ateş'i ve bizi anlatmış, öyle söyledi bugün. Umarım çok güzel bir dönem geçirir Ateş. Yaz ödevlerini bitirmekte zorlandık bu yıl, ama çok güzel bir yaz geçirdik. Ödevlere son günlerde biraz daha hız verdik, ama gerçekten çoook fazla ödevi vardı. Neyse bu yılki ödevlere hazırlıklı olacak bizimki.
Ateş'in İngilizce öğretmeni, benim de 10 yıldan fazla süredir tanıdığım bir öğretmen, beni helikopter anne diye isimlendirdiklerini söyledi (gerçi kendisi Amerikalı). Yani hep çocuğumun çevresinde ve ona kol kanat olacak şekilde dolaşıyormuşum, herhalde anlamı bu demektir. O anlatırken, kollarını bir pervane gibi açarak beni böyle isimlendirdiklerini söyledi. Çocuğuma çok düşkünüm her anne gibi, ama onun iyiliği için helikopter anne olmamalıyım. Bazı şeylerdeki kontrolümü azaltmaya karar verdim. Ateş'in etrafına dikkat etme seviyesini artırmalıyım. Bu benim için bir dönüm noktası.
Ateş'in İngilizce öğretmeni, benim de 10 yıldan fazla süredir tanıdığım bir öğretmen, beni helikopter anne diye isimlendirdiklerini söyledi (gerçi kendisi Amerikalı). Yani hep çocuğumun çevresinde ve ona kol kanat olacak şekilde dolaşıyormuşum, herhalde anlamı bu demektir. O anlatırken, kollarını bir pervane gibi açarak beni böyle isimlendirdiklerini söyledi. Çocuğuma çok düşkünüm her anne gibi, ama onun iyiliği için helikopter anne olmamalıyım. Bazı şeylerdeki kontrolümü azaltmaya karar verdim. Ateş'in etrafına dikkat etme seviyesini artırmalıyım. Bu benim için bir dönüm noktası.
Çarşamba, Eylül 04, 2013
Okul Hazırlıkları
Pazartesi sabahı okula gittik Cengiz'le birlikte. Ateş'in servis ve yemek ödemelerini, okul kıyafeti alışverişini, kitap ve kırtasiye alışverişini hallettik. Okul kıyafetlerinin bir kısmının rengi değişmiş. İyi olmuş gibi duruyor. Dün akşam kitaplarını kaplama işini hallettim. Bu arada Cengiz Ateş'in odasında bir başka iş hallederken, Ateş de benim yanımda yaz tatili ödevinin sona kalan kısımlarından birini bitirdi. Ödevin bir sayfasında 20 adet daire vardı, ve öğrencilerden bu dairelere çeşitli eklemeler yaparak yaratıcı şekiller ortaya koyması istenmişti. Ben, bu ne zor ödev, ne yapacak şimdi diye düşünürken, Ateş, dünyadan güneşe, tırtıldan otobüse hepsini çiziverdi. Bende pek olmayan yaratıcılık onda fazlasıyla var. Üstelik hayal gücü inanılmaz gelimiş durumda. Acaip aşamalı oyunlar kuruyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Ancak yine de son iki gündür evde kuzeninin varlığı da Ateş'e çok iyi geldi. Bugün kuzeni gelmediği için üzüldü. Aralarında 3 yaş var, ama özellikle yalnız olduklarında çok güzel oyun oynuyorlar.
Sonuç olarak okul pazartesi başlayacak, Ateş'in sınıf arkadaşları ve öğretmeni o gün belli olacak ve saç kesilmesi haricinde Ateş ve biz okula hazırız. Bugün berbere götürmek istediğimi söyledim, çok itiraz etti yine. Berbere gitmeyi hiç istemiyor. Ama saçları gözlerine giriyor, favorileri çok uzadı. Kısacık kestirmek ben de istemiyorum, ama birazcık kısaltmamız şart. Bakalım ne yapacağız?
Bu yaz tatilimiz çok güzel ve bol aktiviteli geçti. Ateş arkadaşlarını özledi. Ama ödevlerin fazlalığı bizi yordu. Umarım seneye bu kadar çok ödev olmaz.
Sonuç olarak okul pazartesi başlayacak, Ateş'in sınıf arkadaşları ve öğretmeni o gün belli olacak ve saç kesilmesi haricinde Ateş ve biz okula hazırız. Bugün berbere götürmek istediğimi söyledim, çok itiraz etti yine. Berbere gitmeyi hiç istemiyor. Ama saçları gözlerine giriyor, favorileri çok uzadı. Kısacık kestirmek ben de istemiyorum, ama birazcık kısaltmamız şart. Bakalım ne yapacağız?
Bu yaz tatilimiz çok güzel ve bol aktiviteli geçti. Ateş arkadaşlarını özledi. Ama ödevlerin fazlalığı bizi yordu. Umarım seneye bu kadar çok ödev olmaz.
Salı, Eylül 03, 2013
Lili, Max, Rex
Lili'nin 9 tane yavrusu olduğunu yazmıştım. Bu 9 yavrunun hepsi yakın zamana kadar hayattaydı. Maalesef Ateş'in Mango adını verdiği yavru su içmeye çalışırken öldü. Hepimiz çok üzüldük. Daha sonra Ateş'in amcası, sayıca çok fazla olan bu yavrulara ve bir önceki yavrular olan Zeytin ve Limon'a yer buldu. Bir kasabın bekçi köpeği oldular. Ama Ateş dedesini ikna ederek Lili ile birlikte 2 yavrunun kalmasını sağladı. Bunlardan biri Kaan'ın ve Toprak Efe'nin köpeği oldu: Max. Diğeri de Ateş'in köpeği oldu: Rex. Ama üçü de bütün köpeklerle oynuyorlar, üçü de üçünün sahibi oldu. Lili zaten hep dışarda, diğerlerini de biz gittikçe çıkarıyoruz. Ama Max ve Rex inanılmaz yaramazlar, sürekli bir oyun ve kavga halindeler. Bir topu paylaşmamak için kırk takla atıyorlar. Anneleri Lili artık onlara pek pas vermiyor. Ama bizim çocuklar ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar yavrular için. Max çok yaramaz, Rex'e ise venüs sinek kapan, ya da ısırgan otu diyorlar çok ısırdığı için. Bu 3 köpek bizim çocukların hayatında büyük yer tutuyor, bizim için çok önemliler.
İki gündür Toprak Efe bizim evde Ateş'le beraber kalıyor. İkisi için de iyi oldu bu iş. Eve gelince bir süre sonra sıkılıyorlar çünkü. Birarada olunca çoğunlukla oyun oynayıp iyi vakit geçiriyorlar.
İki gündür Toprak Efe bizim evde Ateş'le beraber kalıyor. İkisi için de iyi oldu bu iş. Eve gelince bir süre sonra sıkılıyorlar çünkü. Birarada olunca çoğunlukla oyun oynayıp iyi vakit geçiriyorlar.
Pazar, Eylül 01, 2013
Gezi-4
Köln'e doğru giderken yol üzerinde bulunan Belçika'nın Liege kentine de uğradık. Yine şehir merkezinde gördüğümüz yerlere uğradık. Burda da Liege waffle'ı yedik. Brüksel waffle'ına göre çok çok daha iyiydi, ama yine de poffertjes lezzetine sahip değildi. Yine yollara düşüp Almanya sınırından girdik. Sınıra çok yakın Monschau diye bir bölgeye geldik. Burası inanılmaz güzellikte küçük bir tatil yöresiydi. Nehir kıyısında sıralanmış çok güzel evler, oteller, dar ve güzel yollarda yürüyenler, bisiklete binenler, biraz ilerde orman yolunda yürüyüş yapanlarla doluydu. Baştan sona yürüyerek gezdikten sonra çok güzel bir yerde yemek yedik. Sonra arabamıza binip Köln'e gittik. Otelimiz geçen sene Paris'te kaldığımız otel zincirindendi. Çok beğendik. Şehir merkezine de çok yakındı. Heryere yürüyerek gidebildik. Yine eşyalarımızı otele bırakıp yürüyerek şehri gezmeye çıktık. Çıkar çıkmaz Lego dükkanı gördük. Ateş orda kendini kaybetti. Bayıldı. Bütün harçlığını orda harcadı. Dönüşte de evde uzun süre mutlu mutlu legolarıyla oynadı. Hala da oynuyor. Sonra yine yakındaki Dom Katedrali'ne gittik. İnanılmaz güzel ve görkemli bir binaydı. Eyfel Kulesi yapılmadan önce Avrupa'nın en yüksek binasıymış. Halen bir yerleri restore ediliyor. İçine girdik, çok güzeldi. Her tarafta vitraylar, mumlar ve tarihi eserler vardı. Çıkışta muhtemelen çok güzel olan bir Roma müzesi vardı, ama saat ve istek itibariyle oraya da giremedik. Otelimiz apart otel olduğu için kendimize yiyecek içecek birşeyler alıp geri döndük ve odamızda akşam yemeğimizi yedik. Ertesi gün Köln'e çok yakın bir eğlence parkı gezimiz daha vardı: Phantasialand. Acaip roller coasterlara bindik. Gerçekten inanılmazdı. Binmekte tereddüt ettiğimiz şeylere bile Ateş ısrarla binmek istedi. Winjas force and fear'lara Ateş üstüste 4 kez bindi ve hala da binmek istiyordu. Üstelik Cengiz bile artık binemez konumdaydı. Trenleri hem hızla yol alıyor, hem de kendi etrafında dönüyordu, inanılmazdı. Colorado yine acaip bir roller coaster idi. İki kez bindik. Ateş babasıyla acaip bir salıncağa bindi. Büyük bir labirente girdik. İnteraktif bir bombalama oyunundan tramboline kadar herşeye bindik. Çok eğlendik. Yordun argın odaya döndük, amacımız tekrar dışarıya çıkıp gezmekte. Ama biz odada uyuyakalınca plan suya düştü. Ertesi gün, bu gezideki tek müze ziyaretimiz olan çikolata müzesine gittik. Kakao ağacının özelliklerinden çikolata yapımına ve tadılmasına kadar herşeyi gördük. Tabi çocuklar buraya bayıldılar. Öğleden sonra da masal parkı diye bir yere gittik. Çok güzel bir ormanın içinde birçok masalı maketlerle canlandırmışlar. Kırmızı başlıklı kızdan, rapunsele, Hansel ve Gretel'den Bremen mızıkacılarına kadar pek çok masal evi vardı. Ancak biraz daha küçük yaşta çocuklara hitabediyordu ve masallar Almanca'ydı. Bu nedenle bizimkiler masallarla pek ilgilenmeyip etrafı gezdiler. Sonra tekrar şehre döndük ve yine gezmeye çıktık. Ertesi gün gezimizin yolculuktan önceki son günüydü. O günü yine Köln şehir merkezinde dolaşmaya ve biraz alışveriş yapmaya ayırdık. Dağıldık, gezdik, buluştuk, yemek yedik. Akşam otele dönüp çoook dağılan bavullarımızı toparladık. Sabah önce Düsseldorf'a, sonra da buraya yolculuk yaptık. Yolculuğun en son fotoğrafı havaalanında bavullarına sarılan çocukların fotoğrafı oldu. Bavullara biraz geç ulaştığımız için bulamayacaklarından korktular. Yaklaşık 1500 fotoğraf çektim. Bir o kadar da arkadaşlardan aldık. Yani bu gezimizi tekrar izleyebileceğimiz 3000 civarında fotoğrafımız oldu.
Çok güzel bir geziydi. Çok gezdik, çok eğlendik. Ateş çok iyi bir performans gösterdi. Hiç yoruldum demedi. Ne kadar yürürsek yürüyelim hiç problem çıkarmadı. Çok memnun bir şekilde gezdi. Uzun yürüyüşlerimizde yolda bulduğu ağaç dallarıyla bile oyun kurdu. Zaten hep İpek'le birlikte olduğu için de hiç sıkılmadı.
Çok güzel bir geziydi. Çok gezdik, çok eğlendik. Ateş çok iyi bir performans gösterdi. Hiç yoruldum demedi. Ne kadar yürürsek yürüyelim hiç problem çıkarmadı. Çok memnun bir şekilde gezdi. Uzun yürüyüşlerimizde yolda bulduğu ağaç dallarıyla bile oyun kurdu. Zaten hep İpek'le birlikte olduğu için de hiç sıkılmadı.

