Bu arada neler neler oldu. Lili'nin 3 yavrusu olduğunu öğrendik ve geçen perşembe ziyarete gittik. Ateş'in kunduza benzettiği, henüz gözleri bile tam açılmamış 3 tane çok tatlı yavrusu var Lili'nin. Ateş yavrulara isim düşünüyor birkaç gündür. Limon-ceviz-zeytin, mars-venüs-merkür gibi üçleme öneriler var. Henüz karar vermedi. Abisiyle konuşacak, birlikte karar verecekler.
Ateş'in okulu 1 haftadır tatildi. Çarşamba günü açılacak. Pazartesi günü ben işteyken arkadaşı Kerem geldi bizim eve, akşama kadar birlikte oyun oynadılar. Salı akşamı, bu sene okula başlayan Bilge-Denizler geldi. Çarşamba akşamı da kalabalık bir grupla İpeklere'e gittik. Böylece hergün arkadaşlarıyla buluşmuş oldu. Perşembe Lili'yi ve yavruları ziyaretle geçti. Cuma günü evdeydi, ama bir ara babası ve abisiyle dedeyi ziyarete gitti, harçlık almış olarak döndü. Cumartesi sabahtan yılbaşı hediyesi alışverişine çıktık Ateş için. Çok farklı ve güzel şeyler bulamadık. Ufak tefek birkaç şey alarak eve döndükten sonra internetten bazı siparişler verdik. Akşam kuzen T.Efe'lere gittik. Pazar gününü açık havada geçirdik. Çok güzel bir yerde yürüyüş yaptık. Sonra salaş bir balık lokantasında güzel bir yemek yiyerek evimize döndük. Bugün benimle birlikte işyerimdeki yılbaşı partisine geldi. Arkadaşlarımın çocuklarıyla eğlendi. Gerçi onlar küçüktü, ama Ateş yine de eğlendi. Şimdi evdeyiz. Akşam yılbaşını geçirmek üzere arkadaşlarımızın evine gideceğiz.
Pazartesi, Aralık 31, 2012
Perşembe, Aralık 20, 2012
Konser
Dün Ateş'in okulunda 2. sınıfların müzik gösterisi vardı. Bir enstrüman çalan çocuklar kendi seçtikleri parçaları çaldılar. Bazıları piyano, bazıları gitar, bazıları da bateri çaldılar. Ateş bateri çalanlar arasındaydı. Önceden abisiyle birlikte plan yaptılar, "we will rock you" çalmaya karar verdiler (Ateş bateride, abi gitarda). Ateş önce ritm grubu cup game ile sahneye çıktı. Sonra abisiyle birlikte kendi performansını sergiledi. Arkadaşları ve izleyen aileler tarafından çok beğenildi. Çok alkış ve tebrik aldılar. Gösterinin en sonunda da bütün çocuklardan oluşan bir koro halinde sahneye çıktılar. Bir Türkçe ve bir de İngilizce şarkı söylediler. Çok çok beğendim. Çok güzel bir gündü. Ateş gösteriden önceki gün biraz heyecanlandı ve sıkıntıya girdi, ama gösteride tam performans sergiledi.
Pazartesi, Aralık 17, 2012
Yılbaşı Hazırlıkları ve Veli Toplantısı
Bu sene Ateş'in odasında yeni, minik bir yılbaşı ağacı var. Çok sevdi, çok beğendi. Babası ilk aldığında kutusuna sarılıp öptü. Şimdi odasında gece lambası niyetine açık duruyor.
Geçtiğimiz hafta Ateş bize, üzerinde kendi elyazısıyla "bilet" yazan küçük kağıtlar verdi. Her bilet, onu 50 kere öpebilmemiz demek. Üstelik bilet kullanırsak Ateş bize itiraz da edemeyecekmiş, istediğimiz gibi sarılıp öpebilecekmişiz. Bize yılbaşı hediyesiymiş. Çok sevdik bu biletleri. Babasına ve bana ayrı ayrı verdi. Sonra bilet sayılarımız arttı. Örneğin ben okulundaki pasta satışına gittim, ekstra 6 bilet kazandım. Babası odasına yılbaşı ağacı aldı, ekstra galiba 3 bilet kazandı. Birkaç akşam önce Cengiz'le kimin bileti daha çok kavgası bile yaptık. Evde haftanın olayı biletler.
Cumartesi günü veli toplantısı vardı. Ateş'in sınıf öğretmeni ve İngilizce öğretmeniyle görüştük. İkisi de çok güzel şeyler söylediler. Ödevler, sınavlar çok iyi. Sorumluluk sahibi, lider özellikli, sosyal, yani bir anne-baba ne duymak isterse hepsini duyduk. Çok şanslı ve mutluyuz. Çarşamba günü de müzik resitali var okulda. Ateş bateri çalacak, abisi de gitar.
Geçen çarşamba günkü pasta satışı çok güzeldi. Sabah birlikte gittik okula. Öğlene kadar diğer iki anneyle birlikte pasta satışı yaptık. Ateş her tenefüste yanıma geldi, sarılıp öptü beni. Çoook keyifli bir gün geçirdim oğlumla birlikte.
Geçtiğimiz hafta Ateş bize, üzerinde kendi elyazısıyla "bilet" yazan küçük kağıtlar verdi. Her bilet, onu 50 kere öpebilmemiz demek. Üstelik bilet kullanırsak Ateş bize itiraz da edemeyecekmiş, istediğimiz gibi sarılıp öpebilecekmişiz. Bize yılbaşı hediyesiymiş. Çok sevdik bu biletleri. Babasına ve bana ayrı ayrı verdi. Sonra bilet sayılarımız arttı. Örneğin ben okulundaki pasta satışına gittim, ekstra 6 bilet kazandım. Babası odasına yılbaşı ağacı aldı, ekstra galiba 3 bilet kazandı. Birkaç akşam önce Cengiz'le kimin bileti daha çok kavgası bile yaptık. Evde haftanın olayı biletler.
Cumartesi günü veli toplantısı vardı. Ateş'in sınıf öğretmeni ve İngilizce öğretmeniyle görüştük. İkisi de çok güzel şeyler söylediler. Ödevler, sınavlar çok iyi. Sorumluluk sahibi, lider özellikli, sosyal, yani bir anne-baba ne duymak isterse hepsini duyduk. Çok şanslı ve mutluyuz. Çarşamba günü de müzik resitali var okulda. Ateş bateri çalacak, abisi de gitar.
Geçen çarşamba günkü pasta satışı çok güzeldi. Sabah birlikte gittik okula. Öğlene kadar diğer iki anneyle birlikte pasta satışı yaptık. Ateş her tenefüste yanıma geldi, sarılıp öptü beni. Çoook keyifli bir gün geçirdim oğlumla birlikte.
Pazar, Aralık 09, 2012
Anlayış
Ateş çarşamba gecesinden beri hastaydı. O gün okuldan geldiğinden itibaren pek iyi değildi, ama gece 3 gibi yanıma geldiğinde ateşini 40.6 ölçtük. Kötü bir üsye geçirdi. İki gün okula gidemedi. Birlikte evde kaldık. Biraz film izledik, biraz puzzle yaptık. Bu sürede sadece sütle beslendi. Hiçbirşey yiyemedi. Neyse bugün iyi. 4 gündür ilk kez bugün, İdil'in doğumgününde arkadaşlarıyla buluşup oyun oynayabildi.
Bugün başka konular yüzünden sıkıntıya girdim, normalde sadece uyaracağım şeyler için Ateş'e kızdım. Çok değildi, ama çok uzuuun süredir Ateş benden fırça yememişti. Neyse gün bitip de akşam olunca işlerimiz bitti, şimdi yanyana film izliyoruz (Harry Potter 4). Ona, bazen başka şeylere kızıp ona fazla tepki gösterebildiğimi, bazen gereksiz yere kızdığımı söyledim. Sonradan çok üzüldüğümü, bu durumu sonradan farkettiğimi söyledim, Böyle zamanlarda bana anlayış göstermesini istedim. Bana, aynı şeyin bazen ona da olduğunu, insan başka şeylere kızgınken, normalde kızmayacağı şeylere tepki gösterebildiğini, bunun ara sıra kendi başına da geldiğini söyledi. Çok etkilendim. Böyle zamanlarda birbirimize anlayış göstermek için anlaştık.
Bugün başka konular yüzünden sıkıntıya girdim, normalde sadece uyaracağım şeyler için Ateş'e kızdım. Çok değildi, ama çok uzuuun süredir Ateş benden fırça yememişti. Neyse gün bitip de akşam olunca işlerimiz bitti, şimdi yanyana film izliyoruz (Harry Potter 4). Ona, bazen başka şeylere kızıp ona fazla tepki gösterebildiğimi, bazen gereksiz yere kızdığımı söyledim. Sonradan çok üzüldüğümü, bu durumu sonradan farkettiğimi söyledim, Böyle zamanlarda bana anlayış göstermesini istedim. Bana, aynı şeyin bazen ona da olduğunu, insan başka şeylere kızgınken, normalde kızmayacağı şeylere tepki gösterebildiğini, bunun ara sıra kendi başına da geldiğini söyledi. Çok etkilendim. Böyle zamanlarda birbirimize anlayış göstermek için anlaştık.
Perşembe, Kasım 29, 2012
Haftasonu, kuzenler...
Nerdeyse bu haftasonu gelecek, ben ancak geçen haftasonunu yazabiliyorum. Geçen cuma akşamı, Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri, tabi ki aileleriyle birlikte bize geldiler. En minik kuzen Alp bile 3 yaşını geçti. Lal zaten genç kız olmuş. Kuzenlerin birarada vakit geçirmesine bayılıyorum. Ara sıra küçük olduğu için Alp'le anlaşamasalar da, genel olarak çok iyi vakit geçirdiler. Pazar öğleden sonraya kadar birlikteydik. Hava güzel olduğu için dışarda da zaman geçirdik. Güzel bir haftasonuydu. Ödevleri önceden yapmamız çok iyi oldu.
Cuma, Kasım 23, 2012
Ateş'in Hastalığı
Cumartesi gecesi yatarken hiçbir problemi olmayan Ateş, pazar sabahı kalktığında hastaydı. Bulantı, şiddetli karın ağrısı, ishal ve iştahsızlık vardı. Tek bir lokma birşey yiyemedi. İlerleyen saatlerde ateşi de çıktı. Akşama kadar 5-6 kez kustu, her seferinde çok acı çekti, midesi kasıldı. Tabi pazartesi ve salı günü okula gidemedi. Bu günlerde sadece sütle yaşadı. Sırf kan şekeri biraz yükselsin diye, normalde önünden kaçırdığım ne varsa (corn flakes, nutella, cips, makarna, patates) teklif ettim, hazırlayıp önüne getirdim. Hiçbirşey yiyemedi. Sadece salı günü biraz cips yedi.
Evde kalmaktan sıkıldı. Okulunu özledi. Neyse, çarşamba günü düzeldi ve bir dolu yedekle okula gitti. Okuldan her zamanki gibi mutlu döndü, canlandı. Ödev telafilerini yaptı. Dün akşam yemekten sonra (hala tam olarak düzelmedi, yemek olarak sadece meyve yedi), corn flakes istedi. Ben biraz mırın kırın yapınca "hep veriyordun, ama ben yiyemiyordum, şimdi canım istiyor" dedi. Bu haklı istek karşısında hazırladığım tabağı yedi. Ben bu sıralarda fazla yiyor, kilo alacak, diye endişelenirken, çocuğumun kaç günlük açlığı karşısında perişan olup dersimi aldım.
Bu akşam Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri geliyor. Haftasonunu birlikte geçireceğiz.
Evde kalmaktan sıkıldı. Okulunu özledi. Neyse, çarşamba günü düzeldi ve bir dolu yedekle okula gitti. Okuldan her zamanki gibi mutlu döndü, canlandı. Ödev telafilerini yaptı. Dün akşam yemekten sonra (hala tam olarak düzelmedi, yemek olarak sadece meyve yedi), corn flakes istedi. Ben biraz mırın kırın yapınca "hep veriyordun, ama ben yiyemiyordum, şimdi canım istiyor" dedi. Bu haklı istek karşısında hazırladığım tabağı yedi. Ben bu sıralarda fazla yiyor, kilo alacak, diye endişelenirken, çocuğumun kaç günlük açlığı karşısında perişan olup dersimi aldım.
Bu akşam Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri geliyor. Haftasonunu birlikte geçireceğiz.
Salı, Kasım 13, 2012
Anne Çocuk Günü
Geçtiğimiz cumartesi gününü, Ateş'in isteğiyle "anne-çocuk günü" ilan ettik. Ev dışında yapılacak işler olduğunda Ateş genellikle babasıyla gidiyordu. Bu sefer benimle yapmak istedi. Sevinerek kabul ettim. Babası bize katılmak istedi, ancak Ateş "o zaman anne-çocuk günü olmaz" diyerek reddetti.
Kendisi o gün için bir plan ve liste hazırladı, ve o plana sonuna kadar uyduk. Sabah 9.05'te evimizin balkonuna çıkarak kendi Atatürk'ü anma törenimizi yaptık. Saygı duruşunda bulunduk, İstiklal Marşı'nı söyledik. Sonra birlikte şiir okuduk. Sıra kahvaltıya geldi. Güzel bir kahvaltının arkasından giyinip dışarıya çıktık. Ateş'e ve abiye birkaç parça kıyafet aldık. Sonra Ateş'e bot aldık. Arada açık havada oturup dinlendik, manzara seyrettik. D&R'dan iki tane kitap aldık, ikisi de Ateş'e, birini O seçti, birini ben. Sonra Ateş'e ve bana kışlık terlik aldık. En son da oyuncakçıya uğradık. Aslında şöyle bir bakıp çıkacaktık, ama bir baktık ki, geçen hafta seyrettiğimiz Muppet Show'un minik peluş oyuncakları gelmiş, iki tane minik oyuncak aldık. Artık yorulmuş ve acıkmıştık. Güzel bir öğle yemeği yedik birlikte. Sonra mutfak alışverişi yaptık biraz da. En sonunda elimiz kolumuz dolu olarak evimize döndük. Gün boyu ara ara birbirimize sarılıp anne-çocuk gününden ne kadar mutlu olduğumuzu anlattık birbirimize. Sık sık başka aktivitelerle tekrarlamaya karar verdik.
Kendisi o gün için bir plan ve liste hazırladı, ve o plana sonuna kadar uyduk. Sabah 9.05'te evimizin balkonuna çıkarak kendi Atatürk'ü anma törenimizi yaptık. Saygı duruşunda bulunduk, İstiklal Marşı'nı söyledik. Sonra birlikte şiir okuduk. Sıra kahvaltıya geldi. Güzel bir kahvaltının arkasından giyinip dışarıya çıktık. Ateş'e ve abiye birkaç parça kıyafet aldık. Sonra Ateş'e bot aldık. Arada açık havada oturup dinlendik, manzara seyrettik. D&R'dan iki tane kitap aldık, ikisi de Ateş'e, birini O seçti, birini ben. Sonra Ateş'e ve bana kışlık terlik aldık. En son da oyuncakçıya uğradık. Aslında şöyle bir bakıp çıkacaktık, ama bir baktık ki, geçen hafta seyrettiğimiz Muppet Show'un minik peluş oyuncakları gelmiş, iki tane minik oyuncak aldık. Artık yorulmuş ve acıkmıştık. Güzel bir öğle yemeği yedik birlikte. Sonra mutfak alışverişi yaptık biraz da. En sonunda elimiz kolumuz dolu olarak evimize döndük. Gün boyu ara ara birbirimize sarılıp anne-çocuk gününden ne kadar mutlu olduğumuzu anlattık birbirimize. Sık sık başka aktivitelerle tekrarlamaya karar verdik.
Çarşamba, Kasım 07, 2012
Bayraklar
Ateş, cumartesi günü, çok sevdiği kırtasiye alışverişi sırasında kendine bayrak stickerları buldu. Zaten son haftalarda birkaç yıl önce aldığımız bayraklı bir yapbozu severek oynuyor ve onunla oyunlar kuruyordu. Bu stickerları da çook sevdi. Babası ona birlikte bir bayrak projesi yapmayı teklif etti, ama çok istemesine rağmen Ateş stickerlarını saklamak amacıyla proje önerisini reddetti. Bu durumda Ateş'e kıyamayan babası, ertesi gün bir paket daha aynı stickerlardan aldı. Böylece bir paket ile proje yapılacak, bir paket de ileriki tarihler için saklanabilecekti. Pazar akşamı birlikte projelerini yaptılar. Proje de kıtalara göre bayrakların bir kartona yapıştırılmasından oluşuyor. Şimdi bu karton Ateş'in odasında asılı. Yine odasında asılı olan kocaman dünya haritasıyla beraber hepimizin ilgi odağı oldu.
Salı, Kasım 06, 2012
Geçen Zamanda...
Çok şey oldu aslında. Bayram tatilimiz çok güzel geçti. Ateş, Nisan'la çok güzel oyunlar oynadı. Aynen planladığımız gibi, hem denize girdik, hem tarihi eser gezileri yaptık, hem de bol bol dinlenip sohbet ettik. Zaman çabucak geçti, tatil bitti. Salı günü haftaya hızlı bir başlangıç yaptık, herkes işine, okuluna gitti. Cumartesi günü, doğumgünü hediyesi alışverişine çıktık. Akşam ise, abinin yanısıra Toprak Efe de bizdeydi. Birlikte oyun oynadılar, kurabiye yaptılar yediler, film izlerken uyuyakaldılar. Pazar sabahı Defne'nin doğumgününe gittik. Ateş orda açık havada abisi ve Ömür'le futbol oynadı, çok eğlendi. Bu sıralarda okulda da futbol oynamaya başladılar. Ateş kaleci oluyor. Hatta cuma günü okula top götürdü, eve çok mutlu döndü. Dün de götürdü, top kayboldu. Ama biz önceden Ateş'i hazırlamıştık, uyduruk bir topunu, kaybolabileceğini kabullenerek götürdü.
Neyse, pazar öğleden sonra tarihte ilk kez dördümüz de bisikletlerimizi alarak, evimizin önündeki yolda bisiklet sürdük. Çocukların ikisi de kalabalığın içinde gayet başarılı şekilde bisiklet kullandılar. Gidiş-dönüş toplam 7 km bisiklet sürdük. Bir saate yakın sürdü. Dönüşte hepimiz çok yorulmuştuk. Bol aktiviteli ve güzel bir pazar geçirdik.
Neyse, pazar öğleden sonra tarihte ilk kez dördümüz de bisikletlerimizi alarak, evimizin önündeki yolda bisiklet sürdük. Çocukların ikisi de kalabalığın içinde gayet başarılı şekilde bisiklet kullandılar. Gidiş-dönüş toplam 7 km bisiklet sürdük. Bir saate yakın sürdü. Dönüşte hepimiz çok yorulmuştuk. Bol aktiviteli ve güzel bir pazar geçirdik.
Çarşamba, Ekim 24, 2012
Pelin Teyzeler Geliyooooor...
Uzun bir aradan sonra nihayet yarın Pelin, Tolga ve Nisan bize geliyorlar. Daha doğrusu Tolga ve Nisan bize ilk kez geliyorlar. Bayram süresince bizde kalacaklar. Hava izin verdiği müddetçe hem çevre gezileri yapmayı, hem denize girmeyi, hem de güzel yemekler yemeyi planlıyoruz. Ateş'i ödevlerini bugünden bitirmesi için motive etmeye çalışıyorum. Bayram sonrası aktivitelerimizi yazarım.
Cumartesi, Ekim 20, 2012
Ateş'in 3 Günlüğü
Ateş kendine 2 günlük hazırladı. Böylece 3 günlük oldu. Ateş bana onların hepsini okudu. Ben de O'na bu günlüğü okudum.
NOT: Bu yazı Ateş tarafından, benim ağzımdan yazılmış ve hemen bloga eklenmesi istenmiştir.
NOT: Bu yazı Ateş tarafından, benim ağzımdan yazılmış ve hemen bloga eklenmesi istenmiştir.
Bu sabah...
Ateş uyandı, yanıma geldi. Biraz sohbet ettik, ve birlikte blogun ilk yazılarını okuduk. Kendini anlatan yazılar çoook hoşuna gidiyor. Bu günlüğün süper olduğunu söylüyor. Yaklaşık 16 aylıkken düu diyerek helikopter seyretmesine o kadar çok güldük ki beraber gözlerimizden yaşlar geldi. Babası uyanınca onun sırtına bindi Ateş ve o halde evi gezmek istedi. Bu halini hemen şimdi bloguna yazmamı istedi. Bu yazı tümüyle kendi isteğiyle yazıldı :))))
Cuma, Ekim 19, 2012
Harry Potter ve Veli Toplantısı
Yakın zamanlarda Ateş'in film izleme serilerine Harry Potter da eklendi. Aslında hepsini izledi bitirdi, ben ancak yazabiliyorum. Şimdiye kadar star wars, indiana jones ve karaip korsanlarını (acaba unuttuğum seri var mı?) izledi. Hem de bütün filmleri ve en az üçer dörder kez. İzlerken de mutlaka onunla eş zamanlı olarak oyununu kurup oynuyor. Yani ekranın karşısında hareketsiz oturup kalmıyor. Böylesi çok daha hoşuma gidiyor. Son gözdesi de Harry Potter filmleriydi. Herbiri yaklaşık 2 saat olan filmlerinin hepsini izledi. Yine oyunlar kurdu. Artık hevesi bitti sayılır, ben burda bulunmasını istediğim için yazdım.
Dün akşamüstü Ateş'in okulunda veli toplantısı vardı. İlk görüştüğümüz İngilizce öğretmeni Ateş'in durumunun çok çok iyi olduğunu söyledi, Ateş'in lider özellikli olduğunu söyledi. Ödevlerinin hepsini zamanında yaptığını söyledi. Sınıf öğretmeni de Ateş'ten çok memnun olduğunu, Ateş'in çok emek verilmiş bir çocuk olduğunu, O'na olan ilgimizi aynı şekilde devam ettirmemiz gerektiğini söyledi. Sınıf genel olarak gayet iyiymiş. Ateş de en iyi çocuklar arasındaymış. Ancak son yapılan matematik sınavında 6 sorudan 3'ünü yanlış yapmış. Bunun sebebi de soruları tam okumaması, bu nedenle sorunun neyi sorduğunu anlamaması ve sınavı ilk bitiren olmaya çalışmasıymış. Türkçe ve hayat bilgisi sınavlarını tam doğru yapmış. Bu hatalarını kendisine uygun bir şekilde anlatacağım. Müzik öğretmeniyle görüştük, gösteride abisiyle birlikte performans sergileyecekler. Abi gitarla, Ateş bateriyle "we will rock you"yu çalacaklar. Resim öğretmeni Ateş'i ve resimlerini çok beğeniyormuş.
Dün akşamüstü Ateş'in okulunda veli toplantısı vardı. İlk görüştüğümüz İngilizce öğretmeni Ateş'in durumunun çok çok iyi olduğunu söyledi, Ateş'in lider özellikli olduğunu söyledi. Ödevlerinin hepsini zamanında yaptığını söyledi. Sınıf öğretmeni de Ateş'ten çok memnun olduğunu, Ateş'in çok emek verilmiş bir çocuk olduğunu, O'na olan ilgimizi aynı şekilde devam ettirmemiz gerektiğini söyledi. Sınıf genel olarak gayet iyiymiş. Ateş de en iyi çocuklar arasındaymış. Ancak son yapılan matematik sınavında 6 sorudan 3'ünü yanlış yapmış. Bunun sebebi de soruları tam okumaması, bu nedenle sorunun neyi sorduğunu anlamaması ve sınavı ilk bitiren olmaya çalışmasıymış. Türkçe ve hayat bilgisi sınavlarını tam doğru yapmış. Bu hatalarını kendisine uygun bir şekilde anlatacağım. Müzik öğretmeniyle görüştük, gösteride abisiyle birlikte performans sergileyecekler. Abi gitarla, Ateş bateriyle "we will rock you"yu çalacaklar. Resim öğretmeni Ateş'i ve resimlerini çok beğeniyormuş.
Perşembe, Ekim 11, 2012
Tohumlar-2
Cumartesi ektiğimiz tohumlar iki gün içinde toprakta görünmeye başladı. Bunlar dünkü halleri, tere (2 saksı), maydanoz, kırmızı ve beyaz turp büyümeye başladı. Marul, fesleğen ve havuçtan henüz haber yok. Ateş'le hergün merakla saksılarımıza bakıyoruz. Bir kısmına toprak eklemek gerekiyor, ama hepsi çıkınca eklemek daha doğru olur sanırım. Sabah uykusu henüz açılmamışken ve hiç konuşmuyorken bile Ateş tohumlarına bakmak için kalkıyor, balkona gidiyor, heyecanla bitkilerine bakıyor. Bitkilerini acaip seviyor. Bir tane küçük sikası vardı zaten, balkonda duruyor. Babası bir de minicik bir bonzai almış ona. Çok sevindi. O da mutfak masasında duruyor.
Salı, Ekim 09, 2012
Kol saati
Ateş'in daha önce doğumgünlerinde arkadaşlarının hediye ettikleri iki tane kol saati olmuştu. Ama hiç ilgisini çekmemişti. Geçen hafta birgün okuldan eve geldiğinde saat takması gerektiğini, öğretmeninin sınıfta ara ara çocuklara saati sorduğunu söyledi. Hemen evdeki saatlerine baktık. Birini hiç bulamadık, zaten oyuncak niyetine kullanmıştı. Birinin de pili bitmişti, ama ona uygun pil de bulamadık. Haftasonu, babasıyla birlikte saat ve spor ayakkabı almaya çıktılar. Kendisine fotoğraftaki saati beğenmiş. O günden beri, uyurken bile kolundan çıkarmıyor ve saati sorduğumuzda bize doğru yanıt veriyor. Zaten sınıfta da saati söylediği için öğretmeninden yıldız almış.
Pazartesi, Ekim 08, 2012
Tohumlar
Uzun bir aradan sonra bu haftasonu evdeydik, yani çoğunlukla evdeydik. Cumartesi günü Ateş'le bir süredir yapmayı planladığımız bir işimizi hallettik. Fotoğraftaki 8 saksıya çeşit çeşit tohumlar ektik. Turp, maydanoz, fesleğen, marul, havuç, tere ektik. Önce saksılara toprak koyduk. Ateş tohumları saksılara dağıttı. Ben üzerlerine biraz daha toprak serptim. Suladık. Herbirine minik kağıtlar hazırladık. Ateş kağıtlara o saksıda hangi tohumlar olduğunu yazdı. Şimdi bir bekleme sürecine girdik. Ateş bu sıralarda bitki büyütme, tohum ekme işlerine takıldı. Çok severek ve isteyerek yapıyor. Umarım bu ektiklerimizi büyütüp kullanabiliriz.
Perşembe, Ekim 04, 2012
Kitap Okuma Günü
Ateş'in sınıfında haftada bir gün, son ders saatinde anneler okula gidiyor ve çocuklara kitap okuyor. Dün benim sıramdı. Önceden Ateş'le birlikte hangi kitabı okuyacağımı seçmiştik. Felaket Henry'nin kitap okuma yarışmasını okuyacaktım. Geçen haftalarda aynı yazarın Örümcekli Okul isimli bir kitabını da almıştım, onu da beğendik. Zaman kalırsa onu da okumaya karar verdik. Dün sabah normalden daha erken kalktım ve çocuklara çikolatalı kek yaptım. Bir de sade kutu sütler aldım. Ayrıca önceden her çocuğa küçük bir bloknot ve kalem de aldım. Son dersten önceki tenefüste ordaydım. Ateş'in sınıf arkadaşları etrafımı sardılar, Ateş'le sarılıp öpüştük. Sonra sınıfa girdik. Öğretmenleri çok güzel bir ortam hazırlamış, kitap dinlemeye hazır şekilde 21 çocuk bana bakıyorlardı. Önce kendimi, sonra Felaket Henry'yi kısaca tanıttım. Bazı çocuklar biliyorlarmış, ama çoğunluk bilmiyordu. Kitap okuma yarışmasını, biraz da eğlenceli ve canlandırmaya çalışarak okudum. Çok eğlendiler, kitap bittiğinde alkışladılar, beğendikleri için çok sevindim. Ateş de gayet gururlu bir yüz ifadesiyle dinledi beni. Sonra çocuklara kek ve süt dağıttık. Sonra da bloknot ve kalem hediye ettik. Dersin kalan son beş dakikasında da götürdüğüm ikinci kitap olan Örümcekli Okul'u okudum. Ama zaman kalmadığı için son sayfaları özet olarak anlattım. Ateş'in sınıf başkanlığı tanıtımında, bazı uygun zamanlarda sınıfta film izlemek de olduğu için, öğretmenin bilgisayarına yüklemek için Sihirli Okul Otobüsü filmlerini götürdüm. Öğretmeni de sınıfın akıllı olduğu zamanlarda ödül olarak izleyebileceklerini söyledi. Ders bitiminde Ateş'le birlikte sohbet ederek eve döndük. Çok güzel bir gündü. Çok hoşuma gitti. Ateş'i okulunda, kendi arkadaş ortamında görmek çok hoşuma gidiyor. Öğretmenine bu iş için gönüllü olduğumu, boş zaman olursa tekrar seve seve kitap okumaya gideceğimi söyledim.
Pazartesi, Ekim 01, 2012
Lili
Sanırım blogda Lili'den hiç bahsetmedim. Yazdıysam da hatırlamıyorum. Oysa ki Lili Ateş'in günlüğünde uzun uzun yazılmayı fazlasıyla hakediyor. Lili 2 yıldır hayatımızda var. Kendisi Tarçın ve Aslı'nın iki yavrusundan biri (diğeri Leo geçen sene maalesef hastalanarak öldü). Lili Ateş'in köpeğiydi, Leo ölünce hem Ateş'in hem Kaan'ın köpeği oldu. İkisi de Lili'yi inanılmaz çok seviyorlar. Sürekli ondan bahsediyorlar. Ateş Lili'ye sarılıyor, sürekli yanına gidiyor, onu gezdiriyor, yürütüyor, besliyor, suyunu veriyor. Lili'yi gerçekten çok seviyor. Şimdilerde Lili'nin yanına arkadaşlık yapacak bir köpek istiyor. Kışın da Lili'yi sık sık ziyaret etmeye karar verdik çocuklarla.
Cuma, Eylül 28, 2012
Sınıf Başkanı
Ateş salı günü okuldan geldiğinde sınıf başkanı adayı olduğunu ve ertesi güne bir tanıtım hazırlaması gerektiğini söyledi. Öğretmen sınıfta kimlerin aday olmak istediğini sormuş. Sınıfın çoğunluğu aday olmuş. Ateş ve 3 çocuk diğerlerinden fazla oy alarak aday adaylığından adaylığa terfi etmişler. Babası böyle sunumlar hazırlamakta ustadır. Okul sonrası Ateş'i götürdüğü bateri dersinde (yaz arası bitti) beklerken bir sunum örneği hazırlamış. Ateş'le birlikte prova yaptık. Buna göre Ateş, tabi öğretmeninin izin vermesi koşuluyla, ayda bir parti yapma, bazen dışarda ders yapma, bazı derslerde film izleme ve annelerin katıldığı kitap okuma günlerinin artırılması vaadlerinde bulundu. Ertesi gün sınıfta da sunumunu güzelce yapmış. Dört aday arasından Ateş 13 oy alarak sınıf başkanı seçilmiş. Beş oy alan arkadaşı başkan yardımcısı olmuş. Ateş çok mutlu. Biz de sınıf başkanının anne babası olarak kasım kasım kasılıyoruz tabi. Şimdi artık vaadlerimizi yerine getirme zamanı.
Cuma, Eylül 14, 2012
Okul başladı
Pazartesi günü okul başladı bizim için. Ateş öğretmeninden ve sınıfından çok memnun. Yalnız kankası Kerem'den ayrı sınıfta olmak üzdü onu. Yine de bütün teneffüslerde birlikte oynuyorlarmış. Ufak ufak ödevler başladı. Öğretmeninin dünkü toplantıda söylediğine göre, bütün defterler ve kitaplar okulda kalacak, ödevin olduğu defter ve kitabı çocuk dolabından alıp eve getirecek. Hadi bakalım, göreceğiz. Öğretmen bu sorumluluğu onlara yükleyerek bu işin altından kalkmalarını sağlamaya çalışıyor. Başlarda unutsalar bile, sonra unutmanın etkisiyle mutlaka hatırlayacaklarını söylüyor. Şimdilik herşey güzel gidiyor. Çok iyi bir eğitim yılı olması dileğiyle...
Perşembe, Eylül 06, 2012
Öğretmen
Bugün Ateş'in 2. sınıf öğretmeni belli oldu. Geçen seneden tanıdığı Ayşe Öğretmen, Ateş'in öğretmeni oldu, çok sevindik. Ayşe Öğretmen, hem geçen sene Ateş'in fotoğrafçılık kulübü öğretmeniydi, hem de Kaan'ın 2. sınıftaki öğretmeniydi. O da Ateş'i tanıyordu, zaten okula gittiğimizde, "inşallah Ateş benim sınıfıma düşer" demişti. Zaten yaz başından beri Ateş de onun sınıfında olmak istiyordu. Çok iyi oldu. Okula girerken bizi 1. sınıf öğretmenimiz Çiğdem Hanım karşıladı, Ateş'e sarıldı, Ateş ona sarıldı, özlem giderdiler. Arada tenefüslerde buluşmak için sözleştiler. Yalnız Ateş, kankası Kerem'den ayrı sınıfa düştü bu sene. Tenefüslerde ve öğle arasında görüşür, oynarsınız diyerek teselli ettik. Bazı arkadaşları da okuldan ayrılmış, onlara da üzüldü, ara ara onlarla da biraraya getirme sözü verdik.
Pazartesi okul başlıyor, herkes için çok hayırlı ve iyi bir okul yılı olsun. Bu akşam defter kitap kaplamaca var.
Not: Dünkü korku meselesini psikiatrist arkadaşıma danıştım. Bu yaşlarda çok normal olduğunu ve aynen bizim yaptığımız gibi çocuğu rahatlatıcı cevaplar vermek gerektiğini söyledi. İçim daha da rahatladı.
Pazartesi okul başlıyor, herkes için çok hayırlı ve iyi bir okul yılı olsun. Bu akşam defter kitap kaplamaca var.
Not: Dünkü korku meselesini psikiatrist arkadaşıma danıştım. Bu yaşlarda çok normal olduğunu ve aynen bizim yaptığımız gibi çocuğu rahatlatıcı cevaplar vermek gerektiğini söyledi. İçim daha da rahatladı.
Çarşamba, Eylül 05, 2012
Dolunay ve Korkular
Cuma gecesi dolunay vardı. Yoga eğitmeni olan Semin'in organizasyonuyla kumsalda ateş yakıldı, katılmak isteyenler, korkularını, endişelerini, kurtulmak istedikleri kötü düşünceleri bir kağıda yazıp ateşe attılar ve yaktılar. Bu Ateş açısından ilginç bir deneyim oldu. Korktuğun şeyleri yaz, deyince bir kağıda "ölüm" yazdı ve ateşe attı. Sonra etraftakilerden görerek başka bir kağıda "hırsızlar, yakınlarımı kaybetmek" de yazdı, ve o kağıdı da yaktı. Kağıtlar yandıkça korkuların da yokolduğunu düşündü ve sevindi. Bu işi çok sevdiğini söyledi, hatta tekrarlamamızı istedi.
Bu sıralarda Ateş'te anne ve baba ölümü korkusu oldukça belirgin. Sık sık bu konuyu açıyor. Biz özellikle onu rahatlatacak şeyler söylediğimiz halde ara ara üzüntüden gözleri doluyor. Eğer ölürsek çok üzüleceğini, mezarımıza gelip günlerce ağlayacağını söylüyor. Bu sabah aynı konuşmalar tekrarlandı aramızda. Ben torunumun torununu görmeden ölmeyi hiç düşünmediğimi söyledim ona. Ama annesini ya da babasını kaybeden her çocuğun çok üzüleceğini ve onun da üzülmesinin normal olacağını, ama henüz böyle bir durum yokken bu kadar üzülmeye gerek olmadığını bir kez daha anlattım. Ateş'in üzülmesine ve gözyaşı dökmesine tabi ki dayanamıyorum. Arkadaşlarımla konuştuğumda, çoğu çocuğun bu korkuları hemen hemen aynı şekilde yaşadığını duyup teselli buldum.
Yaklaşık 3 gündür dudaklarımda çıkan herpes enfeksiyonu nedeniyle Ateş'i öpemiyorum. Çok gıcık bir durum. Bir an önce geçmesini bekliyorum.
Bu sıralarda Ateş'te anne ve baba ölümü korkusu oldukça belirgin. Sık sık bu konuyu açıyor. Biz özellikle onu rahatlatacak şeyler söylediğimiz halde ara ara üzüntüden gözleri doluyor. Eğer ölürsek çok üzüleceğini, mezarımıza gelip günlerce ağlayacağını söylüyor. Bu sabah aynı konuşmalar tekrarlandı aramızda. Ben torunumun torununu görmeden ölmeyi hiç düşünmediğimi söyledim ona. Ama annesini ya da babasını kaybeden her çocuğun çok üzüleceğini ve onun da üzülmesinin normal olacağını, ama henüz böyle bir durum yokken bu kadar üzülmeye gerek olmadığını bir kez daha anlattım. Ateş'in üzülmesine ve gözyaşı dökmesine tabi ki dayanamıyorum. Arkadaşlarımla konuştuğumda, çoğu çocuğun bu korkuları hemen hemen aynı şekilde yaşadığını duyup teselli buldum.
Yaklaşık 3 gündür dudaklarımda çıkan herpes enfeksiyonu nedeniyle Ateş'i öpemiyorum. Çok gıcık bir durum. Bir an önce geçmesini bekliyorum.
Salı, Eylül 04, 2012
Neler oldu neler...
- Geçen hafta 4 günlük son uzun tatilimizi yaptık. Bu sefer hem Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri, hem de Ömür ve ailesi bizimle birlikteydi. Baba tarafından 5 kuzen biraradaydı yine, çoook güzel bir ortam oluştu aralarında. Yaş farkları olmasına rağmen beşinin birarada oynadığı oyunlar oldu, çok eğlendiler. Bu manzara benim çok çok hoşuma gitti. Artık anne tarafından da kuzen bekliyoruz :))
- Ömür inanılmaz uyumlu bir çocuk. Ateş'ten iki yaş büyük. Acaip güzel oyunlar oynadılar birlikte. Deniz oyunlarından yastık savaşlarına kadar birçok oyun buldular, çok eğlendiler. Bisiklete ve scootera bindiler. Kaan gelince bu sefer üçü oyunlar oynadılar.
- Ateş bisiklet işini inanılmaz ilerletti. Çok hızlı, bazen beni korkutacak kadar hızlı sürüyor. Hatta ayakta sürmeye başladı. Bu nasıl bir öğrenme hızıdır, anlayamadım. Orda olmadığı zaman bisiklete binmeyi özlüyor.
- Bu kadar çok bisiklete binince, crocs terlikleri ayağını acıtmaya başladı. Yanımızda crocstan başka birşey de yoktu. Büyük bir tesadüf sonucu, orda otelde tam Ateş'in ayağına göre parmak arası terlik bulduk ve aldık. Ateş o günden beri, aralıksız bu terliklerini giyiyor ve çok memnun.
- Pazar günü en minik kuzen Alp'in doğumgünüydü. Beş kuzenin katılacağı oyunlar planladı Alp'in annesi. Alp öğle uykusunu uyurken diğer çocuklar ortamı hazırladılar. Kamyonlara taş doldurma yarışması, kamyon sürme yarışması, ipin altından geçme yarışması, yüzme yarışması, halat çekme yarışması, hızlı meyve yeme yarışması gibi bir dolu eğlenceli oyunlar oynadılar hep birlikte. Çok çok eğlendiler. Ateş "doğumgünlerinde hep eğleniyormuş gibi yapardım, bugün gerçekten eğlendim" dedi. Hediyeler ve pasta ile biten çok güzel bir doğumgünü oldu.
- Gelecek hafta okul açılıyor. Hemen hemen bütün hazırlıklarımız tamam. Dün akşam kırtasiye alışverişlerimizi de tamamladık. Perşembe günü öğretmenimiz de belli olacak.
Pazartesi, Ağustos 27, 2012
Yaz tatili devam ediyor...
Uzuuuun süredir yazamadım, ama bu arada çok şeyler oldu.
- Yüzme dersi büyük bir başarıyla bitti. Artık tam bir su kuşu oldu Ateş. Dalıyor, atlıyor, 4 kulaç 1 nefes yüzüyor, sırtüstü yüzüyor, nefes almadan dalarak havuzu enlemesine geçiyor. Denizde bunların hepsini uygulayamıyor tabi ki. Deniz havuz kadar düz değil, bazen biraz zor olabiliyor. Ama genel olarak harika. Benim beklediğimden de iyi bir performans gösterdi. Seneye yaz tatiline bir 10 ders daha planlıyoruz.
- Haftasonları ve bayram tatillerinde hep denizdeyiz. Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri yine geldiler. Geçtiğimiz hafta sonu tam 5 kuzen buluştular. Çoook güzel oynadılar, birlikte yüzdüler. Ateş bu haftasonu ilk kez, tek başına kanoya bindi ve güzel güzel kullandı. Abisi öğretti. Denize girmedikleri aralarda da hep birlikte çok güzel oynadılar. Önümüzdeki 2 haftayı da birlikte oynayarak geçirecekler.
- Cuma günü Ergül ablamlar ile buluştuk. Ateş'le birlikte gittik onlara. Biz keyifle sohbet ederken Ateş de film izledi, ara ara bize katıldı.
- Ateş artık iki tekerlekli bisikleti büyük bir başarıyla kullanıyor. Geçen yazın sonunda başlamıştı, ama bu kadar rahat değildi, babası hep destek oluyordu. Eskisi küçük geldiği için yeni bisiklet aldı babası Ateş'e ve abisine. Ateş, iki bisikletini de süper kullanıyor, bu sıcakta güneşin altında deli gibi bisiklete biniyor. Eski bisikletin boyu kısa olduğu için daha rahat, ama büyük bisikletini de çok iyi kullanıyor. Yalnız yeni bisikletle ayakları yere tam değmediği için, bisikleti durdururken bazen problem yaşıyor. Bu hafta sonu birkaç kez düştü. Bacakları çizik ve yara içinde. Ne yapalım, o kadar olacak. Bisiklete binmeyi çok sevdi. Her an bisikletiyle gezmek istiyor. Sürekli babasıyla ve kendi başına tur atıyor.
- Yaz tatilinin bitmesine 2 hafta kaldı. Bu yaz tatilini çok güzel geçirdik. Hiçbir şeyden sıkılacak vakti olmadı. Balıklama atlamadan kano binmeye kadar ilk kez bu yaz başardığı çok şey oldu. Kuzenleriyle ve abisiyle çok iyi vakit geçirdi. Sabahları 8 gibi, en geç 8.30 gibi uyandı. Yakında yine erken uyanmaya başlayacak. Okulunu ve arkadaşlarını çok seviyor, o yüzden yaz tatili bitiyor diye hayıflanmıyor. Geçen hafta okuluna gidip biraz kıyafet alışverişi yaptık İpeklerle. Servis ve yemek paralarını ödeyip, almamız gereken kırtasiye malzemelerinin de listesini aldık. Okula hazırlanıyoruz.
- Ödevlerden sadece İngilizce kaldı. Bu sıralarda biraz ara verdiler, ama babasıyla birlikte büyük bir azimle kalanları da bitirecekler.
Perşembe, Ağustos 09, 2012
Doğumgünü Kutlaması ve Göz Muayenesi
Bugün benim 42. doğumgünüm. Ateş kaç gündür gün sayarak bekliyordu. Bugünün kendisi için ne kadar önemli bir gün olduğunu söyleyip duruyordu. Dün gece saat 12.00'yi geçince kutlamaya başladı. Babasıyla birlikte aldığı hediyesini verdi. Sarıldık, öpüştük, sonra yine sarıldık, öpüştük, sonra yine... Birbirimize sevgimizi ifade ettik bol bol. Sonra da büyük yatakta sarılarak uyuduk. Sabah gözünü açar açmaz yeniden doğum günümü kutladı. Sonra kahvaltıda ne yiyeceğimi sordu. Peynir, domates ve ekmek dedim. Mutfağa gitti, benim gelmememi söyledi. Bir süre sonra bana fotoğraftaki kahvaltıyı hazırladığını söyleyerek mutfağa çağırdı. Yine çok sevindim, çooook mutlu oldum, yine bol bol sarıldık. Sonra mutlu mutlu kahvaltımızı yaptık. Akşam pastayı da o hazırlayacakmış. Hep böyle olsun, hep böyle devam etsin.
Göz muayenesinde bir gözü biraz gerileyerek 2.75'e inmiş, öbür gözü yine 3.75. Gözlük değişmemiş. Şubatta damlalı muayene varmış.
Göz muayenesinde bir gözü biraz gerileyerek 2.75'e inmiş, öbür gözü yine 3.75. Gözlük değişmemiş. Şubatta damlalı muayene varmış.
Çarşamba, Ağustos 08, 2012
Tatil ve Yüzme Kursu
Geçtiğimiz hafta hep denizdeydik. Çok iyiydi, Ateş'le boooool bol yüzdük. keyif yaptık. Yüzme ve atlama işlerini acaip ilerletti. Benim daha bu yaz başında hayal bile edemeyeceğim kadar su kuşu oldu. Geçen sene de iskeleden falan atlıyordu. Ama bu sene inanılmaz rahat, hemen her şekilde atlıyor. İkimiz dubaya yüzüyoruz O atlasın diye. Sayısız kereler atlıyor, biraz da birlikte atlıyoruz, ancak ondan sonra dönüyoruz kıyıya.
Haftaiçi 3-4 gün İpekler de geldiler. Hepimiz için çok iyi oldu. Çocuklar denizde ya da kumda oynarken biz de oturup sohbet ettik, hep birlikte denize girdik, iyi vakit geçirdik. Ateş yine "siz sadece oturup sohbet ediyorsunuz, hiç eğlenmiyorsunuz" dediyse de ona büyüklerin bu şekilde keyif aldığını anlattım tekrar. Haftasonu İpekler döndü, bu arada abi geldi. Ateş abisini de çok özlemiş, birlikte çok iyi vakit geçirdiler. Bol bol balığa gittiler babalarıyla. Gerçi zaten hergün gittiler balığa, ama abiyle birlikte daha çok ve bu sefer kendileri balık tuttular. Akşama da tuttkları balıkları yediler. Onlar balıktayken ben de ayaklarımı uzatıp kitabımı okudum. Yani herkes için keyifli bir tatil oldu. Pazar günü eve döndük. Döner dönmez arkadaşlarımızla buluşup açık havada bir yerde yemek yedik.
Pazartesiden itibaren Ateş ve İpek, İpekler'in havuzunda yüzme dersi almaya başladılar. Cengiz havuza, kirlidir düşüncesiyle hep karşıydı. Ama stilli yüzme öğrenmesinin de başka yolu yok. Denizde yüzmeyi bu kadar iyi öğrenmişken üzerine stil öğrenmesinin tam zamanı. İpek'in annesi ayarladı sağolsun. Şimdi hergün ben Ateş'i onlara götürüyorum, 1 saat yüzme dersi alıyorlar, sonra eve geliyoruz. Öğretmen Ebru Hanım oldukça disiplinli, bizim çocuklar için iyi gibi görünüyor. Sözünü çok rahat dinletiyor. Ayrıca da çocuklar dersten çok memnun, çok eğleniyorlar. Dün, daha 2. derste bizimki balıklama atlamaya başlamış. Üstelik öğretmeni de doğru atladığını söylemiş, pek mutluydu. Bu arada ben balıklama atlayamıyorum. Ayrıca kulaç atarak nefes almayı da öğrenmeye başlamış. İki derstir yanlarında bekleyemiyorum, ama bugünden itibaren kitabımı alıp havuzun kenarında onları bekleyeceğim.
Babasıyla ödevlere devam ediyorlar. Yaz başından beri ilk kez verilen ödev haftasının önüne geçtiler dün akşam. Bir haftanın ödevi ancak birkaç günde biterken, Ateş son zamanlarda daha iyi odaklanmaya ve daha hızlı yapmaya başladı. Babası çok ciddi, ödevi geçiştirmesine, ya da kısa kısa yazmasına izin vermiyor, ama ödevleri eğlenceli hale de getiriyor. Dün akşam hem 9., hem de 10. haftanın ödev dosyasını bitirdiler. Geriye 2 haftalık dosya, 1 okunacak kitap, çok az sayıda test ve internetten interaktif şekilde yapılan İngilizce ödevi kaldı. Sanırım onları da çabucak bitirirler. Diğer sınıfların bu kadar yaz ödevi yok.
Ödevden sonra, Ateş'le olimpiyatları izlemeye başladık. Kadın basketbol milli takımımızın Rusya ile olan maçını izledik birlikte heyecanla. Bizimkiler çok iyiydi, çok basit hatalarla son saniyelerde maçı verdiler. Arada, bir de 100 m engelli finalinde Nevin Yanıt'ı izledik. İlk üçe girememesine üzüldük, beşinci olmasına sevindik. Bu arada Ateş'e olimpiyatların ne olduğunu, spor karşılaşmalarını, basket maçının kurallarını vb. anlattık. Maç geç bitti, yorgunluktan bayılıp uyuduk.
Bu arada Ateş'in göz muayenesi zamanı geldi. Yarın babası Ateş'i ve abisini Ayça Teyze'ye götürecek. Kalabalık oluşturmamak için ben gitmeyeceğim. Muayeneden sonra da birlikte yemek yiyeceklermiş.
Sonuç olarak, Ateş'in yaz tatili güzel geçiyor. Hala sıkılacak vakti olmadı. Ama okul başlayacak şeklinde bir fobisi de yok. Okulunu ve arkadaşlarını da çok seviyor.
Haftaiçi 3-4 gün İpekler de geldiler. Hepimiz için çok iyi oldu. Çocuklar denizde ya da kumda oynarken biz de oturup sohbet ettik, hep birlikte denize girdik, iyi vakit geçirdik. Ateş yine "siz sadece oturup sohbet ediyorsunuz, hiç eğlenmiyorsunuz" dediyse de ona büyüklerin bu şekilde keyif aldığını anlattım tekrar. Haftasonu İpekler döndü, bu arada abi geldi. Ateş abisini de çok özlemiş, birlikte çok iyi vakit geçirdiler. Bol bol balığa gittiler babalarıyla. Gerçi zaten hergün gittiler balığa, ama abiyle birlikte daha çok ve bu sefer kendileri balık tuttular. Akşama da tuttkları balıkları yediler. Onlar balıktayken ben de ayaklarımı uzatıp kitabımı okudum. Yani herkes için keyifli bir tatil oldu. Pazar günü eve döndük. Döner dönmez arkadaşlarımızla buluşup açık havada bir yerde yemek yedik.
Pazartesiden itibaren Ateş ve İpek, İpekler'in havuzunda yüzme dersi almaya başladılar. Cengiz havuza, kirlidir düşüncesiyle hep karşıydı. Ama stilli yüzme öğrenmesinin de başka yolu yok. Denizde yüzmeyi bu kadar iyi öğrenmişken üzerine stil öğrenmesinin tam zamanı. İpek'in annesi ayarladı sağolsun. Şimdi hergün ben Ateş'i onlara götürüyorum, 1 saat yüzme dersi alıyorlar, sonra eve geliyoruz. Öğretmen Ebru Hanım oldukça disiplinli, bizim çocuklar için iyi gibi görünüyor. Sözünü çok rahat dinletiyor. Ayrıca da çocuklar dersten çok memnun, çok eğleniyorlar. Dün, daha 2. derste bizimki balıklama atlamaya başlamış. Üstelik öğretmeni de doğru atladığını söylemiş, pek mutluydu. Bu arada ben balıklama atlayamıyorum. Ayrıca kulaç atarak nefes almayı da öğrenmeye başlamış. İki derstir yanlarında bekleyemiyorum, ama bugünden itibaren kitabımı alıp havuzun kenarında onları bekleyeceğim.
Babasıyla ödevlere devam ediyorlar. Yaz başından beri ilk kez verilen ödev haftasının önüne geçtiler dün akşam. Bir haftanın ödevi ancak birkaç günde biterken, Ateş son zamanlarda daha iyi odaklanmaya ve daha hızlı yapmaya başladı. Babası çok ciddi, ödevi geçiştirmesine, ya da kısa kısa yazmasına izin vermiyor, ama ödevleri eğlenceli hale de getiriyor. Dün akşam hem 9., hem de 10. haftanın ödev dosyasını bitirdiler. Geriye 2 haftalık dosya, 1 okunacak kitap, çok az sayıda test ve internetten interaktif şekilde yapılan İngilizce ödevi kaldı. Sanırım onları da çabucak bitirirler. Diğer sınıfların bu kadar yaz ödevi yok.
Ödevden sonra, Ateş'le olimpiyatları izlemeye başladık. Kadın basketbol milli takımımızın Rusya ile olan maçını izledik birlikte heyecanla. Bizimkiler çok iyiydi, çok basit hatalarla son saniyelerde maçı verdiler. Arada, bir de 100 m engelli finalinde Nevin Yanıt'ı izledik. İlk üçe girememesine üzüldük, beşinci olmasına sevindik. Bu arada Ateş'e olimpiyatların ne olduğunu, spor karşılaşmalarını, basket maçının kurallarını vb. anlattık. Maç geç bitti, yorgunluktan bayılıp uyuduk.
Bu arada Ateş'in göz muayenesi zamanı geldi. Yarın babası Ateş'i ve abisini Ayça Teyze'ye götürecek. Kalabalık oluşturmamak için ben gitmeyeceğim. Muayeneden sonra da birlikte yemek yiyeceklermiş.
Sonuç olarak, Ateş'in yaz tatili güzel geçiyor. Hala sıkılacak vakti olmadı. Ama okul başlayacak şeklinde bir fobisi de yok. Okulunu ve arkadaşlarını da çok seviyor.
Cuma, Temmuz 27, 2012
Tatil ve Ödev
Ateş bu hafta başından beri gündüzleri evde geçiriyor. Yeni işe başlayan Ebru ablasıyla iyi anlaştı. Ara ara birlikte oyun oynuyorlar. Ateş diğer zamanlarını kendi kendine oynayarak ve bu sıralarda tekrar favorisi olan karaip korsanlarını izleyerek geçiriyor.
Pazartesi ve salı akşamları evdeydik. Ama Ateş iş çıkışında babasıyla çıkarak dışarda bazı işleri halletti. Akşamları da babası ona büyük bir başarıyla ödevlerinin bir kısmını yaptırdı. Tatildeki her hafta için bir ödev kitapçığı var. Belki de 1. sınıf tatili olduğu için ödevler oldukça yüklü. 12 tane ödev kitapçığı, toplamda 52 tane internetten interaktif olarak okunacak İngilizce kitap ve 6-7 tane de öykü kitabı var. En zorlusu ödev kitapçıkları. Yap yap bitmiyor. Cengiz konuya büyük bir ciddiyetle yaklaşıyor. Ben çok yumuşağım. Hadi yapalım, diyorum Ateş'e, yok şimdi yapmayalım, derse hemen pes ediyorum. Yaz tatili olduğu için ısrar edemiyorum. Ama Cengiz ısrarcı. Neyse, pazartesi ve salı akşamları en azından içinde bulunduğumuz 6. haftanın programına yetişmeye çalıştılar. Çarşamba akşamı her zaman gittiğimiz tenis klübüne gittik. Bu akşam klübün tümüyle kapanacağını öğrendik. Zaten kapanacaktı, ama bugün olacağını bilmiyorduk. Çocuklar da biz de üzüldük, çünkü orda hep birlikte çok iyi zaman geçiriyorduk. Bu nedenle son olarak bu akşam da oraya gitme kararı aldık. Dün akşam kalabalık bir arkadaş grubuyla bahçeli evi olan Z.S.'lara gittik. Çocuklar sitenin yüzme havuzuna girdiler. Yemek vakti onları zorla çıkarıp getirdik. Gece yemekten sonra bir kez daha girdiler. Böylece Ateş ilk kez gece havuza girdi. Gecenin sonunda çoook yorulmuştu, eve dönerken dişi ağrımaya başladı. Bu aynı dişin 3. ya da 4. ağrıyışı olduğu ve şiddetli olduğu için bu sabah onu bir diş kliniğine götürdük. Ateş'in sınıf arkadaşı Nil'in babası muayene etti. Daha önceden dolgu yapılan dişiydi. Röntgen filmi çekildi, görünürde çürük yok, ama dolgunun altında olabilir, dedi. Bir süre beklemeye karar verdik. Zaten süt dişi. Düşene kadar idare edebilirsek edeceğiz, yoksa yeniden gitmemiz gerekecek.
Önümüzdeki hafta denizdeyiz. Hep Ateş'le birlikteyiz.
Pazartesi ve salı akşamları evdeydik. Ama Ateş iş çıkışında babasıyla çıkarak dışarda bazı işleri halletti. Akşamları da babası ona büyük bir başarıyla ödevlerinin bir kısmını yaptırdı. Tatildeki her hafta için bir ödev kitapçığı var. Belki de 1. sınıf tatili olduğu için ödevler oldukça yüklü. 12 tane ödev kitapçığı, toplamda 52 tane internetten interaktif olarak okunacak İngilizce kitap ve 6-7 tane de öykü kitabı var. En zorlusu ödev kitapçıkları. Yap yap bitmiyor. Cengiz konuya büyük bir ciddiyetle yaklaşıyor. Ben çok yumuşağım. Hadi yapalım, diyorum Ateş'e, yok şimdi yapmayalım, derse hemen pes ediyorum. Yaz tatili olduğu için ısrar edemiyorum. Ama Cengiz ısrarcı. Neyse, pazartesi ve salı akşamları en azından içinde bulunduğumuz 6. haftanın programına yetişmeye çalıştılar. Çarşamba akşamı her zaman gittiğimiz tenis klübüne gittik. Bu akşam klübün tümüyle kapanacağını öğrendik. Zaten kapanacaktı, ama bugün olacağını bilmiyorduk. Çocuklar da biz de üzüldük, çünkü orda hep birlikte çok iyi zaman geçiriyorduk. Bu nedenle son olarak bu akşam da oraya gitme kararı aldık. Dün akşam kalabalık bir arkadaş grubuyla bahçeli evi olan Z.S.'lara gittik. Çocuklar sitenin yüzme havuzuna girdiler. Yemek vakti onları zorla çıkarıp getirdik. Gece yemekten sonra bir kez daha girdiler. Böylece Ateş ilk kez gece havuza girdi. Gecenin sonunda çoook yorulmuştu, eve dönerken dişi ağrımaya başladı. Bu aynı dişin 3. ya da 4. ağrıyışı olduğu ve şiddetli olduğu için bu sabah onu bir diş kliniğine götürdük. Ateş'in sınıf arkadaşı Nil'in babası muayene etti. Daha önceden dolgu yapılan dişiydi. Röntgen filmi çekildi, görünürde çürük yok, ama dolgunun altında olabilir, dedi. Bir süre beklemeye karar verdik. Zaten süt dişi. Düşene kadar idare edebilirsek edeceğiz, yoksa yeniden gitmemiz gerekecek.
Önümüzdeki hafta denizdeyiz. Hep Ateş'le birlikteyiz.
Perşembe, Temmuz 19, 2012
Blogda 6 Yıl
Bu ay itibariyle Ateş'in günlüğünü yazmaya başlayalı 6 yıl bitiyor. Hayatta en severek yaptığım şeylerden biri. İyi ki blog yazmaya başlamışım. Keşke daha önce öğrenseymişim de hamilelikten itibaren başlasaymışım. Neyse olsun, 14 aylıktan itibaren Ateş'in günlük hayatı hakkında birçok şeyi buraya kaydettim. Artık kendisi de geçmiş yazıları benim kadar büyük bir keyifle okuyor. Çok hoşuna gidiyor. Bazen kendi yaptıklarını ya da söylediklerini okurken gülmekten gözlerinden yaşlar geliyor. Edebildiğim kadar devam...
Yaz okulunun son günü bugün bizim için. Ateş çok sevdi bu yaz okulunu. Severek gitti. En iyi ve aynı zamanda en kötü ders yüzme dersiymiş. Havuzda yüzme kısmı çok güzelmiş, ama havuza hazırlık yapma kısmı (soyunma odasında mayo giyme, bone takma, duş yapma, çantayı toparlama) çok kötüymüş. Neyse bu sene yaz tatili oldukça aktif geçiyor. Daha hiç sıkılacak kadar evde kalamadı. Gelecek hafta evde olacak. Artık acısını çıkartır.
Pazartesiden itibaren yeni bir abla bizde çalışmaya başlayacak. Çocuk gelişimi bölümünde öğrenci bir genç kız. Ateş evdeyken primer işi Ateş'le oynamak olacak. İpek'e bakan Hülya Teyze buldu bize. Bir öncekinden çok daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Haftasonu planımızda kuzenler, deniz, bol bol yüzme, boooool bol dubadan atlama var.
Yaz okulunun son günü bugün bizim için. Ateş çok sevdi bu yaz okulunu. Severek gitti. En iyi ve aynı zamanda en kötü ders yüzme dersiymiş. Havuzda yüzme kısmı çok güzelmiş, ama havuza hazırlık yapma kısmı (soyunma odasında mayo giyme, bone takma, duş yapma, çantayı toparlama) çok kötüymüş. Neyse bu sene yaz tatili oldukça aktif geçiyor. Daha hiç sıkılacak kadar evde kalamadı. Gelecek hafta evde olacak. Artık acısını çıkartır.
Pazartesiden itibaren yeni bir abla bizde çalışmaya başlayacak. Çocuk gelişimi bölümünde öğrenci bir genç kız. Ateş evdeyken primer işi Ateş'le oynamak olacak. İpek'e bakan Hülya Teyze buldu bize. Bir öncekinden çok daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Haftasonu planımızda kuzenler, deniz, bol bol yüzme, boooool bol dubadan atlama var.
Salı, Temmuz 17, 2012
Mezarlık Ziyareti
Ateş geçen hafta bir sabah aniden bana şöyle dedi: "Anne, ben büyüyünce çok işim olsa bile, yine de haftada bir sizin mezarlarınıza ziyarete geleceğim." Ben de gülümseyerek peki oğlum, dedim. Bunu söylerken bile üzülüyordu. Bu sıralarda sık sık bizim dünyanın, hatta evrenin en iyi anne babası olduğumuzu söylüyor. Biz yokken çok özlediğini anlatıyor. Sanırım yaşının gereği olarak ölümün farkına varma ve anne-babayı kaybetme korkusu yaşıyor. Bu yaşlar için doğal düşünceler bunlar. Geçen senelerde de bir iki kez böyle şeyler söylemişti. Umarım oğlum daha fazla üzülmeden bu konuları unutur gider.
Pazartesi, Temmuz 16, 2012
Yaz Okulu ve Kuzenler
Ateş geçen pazartesi bizim üniversitenin yaz okuluna başladı. Toplam 2 haftalık bir yaz okulu olacak. Voleybol, mini tenis, badminton, pazartesi dışında hergün yüzme, satranç, seramik, sinema ve trambolin gibi aktiviteler var. Bunlardan sadece trambolin açık havada, diğerlerinin hepsi kapalı mekanlarda. Zaten aksi olsa bu sıcakta gönderemezdim. Ateş yaz okulunu çok sevdi. Çok eğleniyor, iyi vakit geçiriyor. Hergün, iyi ki bu yaz okuluna göndermişiz diye konuşuyoruz. Hayatında ilk kez havuzda bir yüzme antrenöründen ders alıyor. Tabi ki kalabalık bir grup olduğu için çok şey beklemiyorum yüzme dersinden. Ama yine bu Ateş için ve benim için bir ilk. Yanında ben olmadan ilk kez havuza giriyor. Bu arada ağustos içinde bu sefer iki kişiyle bir yüzme öğretmeninden ders almasını ayarlamaya çalışıyoruz. Bu konuda esas muhalefet olan Cengiz'i ikna ettim.
Bu arada hafta başında Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri, ve onların bir kuzeni geldi. Biz de cuma akşamı gidince bütün çocuklar biraraya geldi. Geçen senelerde Ateş, büyük çocukların yüzme aktivitelerine pek katılamıyordu. İlk kez bu sene hepsi birlikte dubaya kadar yüzüp sayısız kereler denize atlama oyunları oynadılar. Cengiz'in İstanbul'daki kardeşinin eşi, Ateş'in küçüklüğünü hatırlattı bana. Ne kadar korumacı olduğumu, Ateş'ten gözümü bir saniye bile ayırmadığımı konuştuk tekrar. Şimdi büyüdüğü için herşeyini kendi başına halledebiliyor. Görünürde Ateş'i rahat bıraktım artık, ama yine nerde olursa olsun, mutlaka kontrol ediyorum. Gözümün önünde değilse, O'na pek de belli etmeden sık sık kontrol ediyorum. Ancak böyle içim rahat ediyor. Bu yaz okulu meselesinde de, bir yandan orda çok iyi vakit geçirdiği için içim çok rahat, ama bir yandan da ben yanında yokken havuz olayı beni rahatsız ediyor. Neyse, bir şekilde kendimi alıştırmam lazım. Bu rahatsızlığa rağmen ekstra yüzme dersini isteyen de yine benim. Böyle bir karmaşık durum herhalde annelik.
Haftasonu deniz kenarında Ateş'in iki sınıf arkadaşı (Kaan ve Yağız) da vardı. Arada birbirleriyle de oynadılar.
Bu arada hafta başında Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri, ve onların bir kuzeni geldi. Biz de cuma akşamı gidince bütün çocuklar biraraya geldi. Geçen senelerde Ateş, büyük çocukların yüzme aktivitelerine pek katılamıyordu. İlk kez bu sene hepsi birlikte dubaya kadar yüzüp sayısız kereler denize atlama oyunları oynadılar. Cengiz'in İstanbul'daki kardeşinin eşi, Ateş'in küçüklüğünü hatırlattı bana. Ne kadar korumacı olduğumu, Ateş'ten gözümü bir saniye bile ayırmadığımı konuştuk tekrar. Şimdi büyüdüğü için herşeyini kendi başına halledebiliyor. Görünürde Ateş'i rahat bıraktım artık, ama yine nerde olursa olsun, mutlaka kontrol ediyorum. Gözümün önünde değilse, O'na pek de belli etmeden sık sık kontrol ediyorum. Ancak böyle içim rahat ediyor. Bu yaz okulu meselesinde de, bir yandan orda çok iyi vakit geçirdiği için içim çok rahat, ama bir yandan da ben yanında yokken havuz olayı beni rahatsız ediyor. Neyse, bir şekilde kendimi alıştırmam lazım. Bu rahatsızlığa rağmen ekstra yüzme dersini isteyen de yine benim. Böyle bir karmaşık durum herhalde annelik.
Haftasonu deniz kenarında Ateş'in iki sınıf arkadaşı (Kaan ve Yağız) da vardı. Arada birbirleriyle de oynadılar.
Çarşamba, Temmuz 11, 2012
Disneyland
Disneyland'deki 2 günümüzü de unutmadan yazmaya karar verdim.
Main street: Her yerde fotoğrafı olan bir şatodan (fotoğraftaki) geçilerek giriliyor. Şatonun sadece girişini gezebildik. Üst katlarına da sonra çıkalım dedik, ama zaman kalmadı. Şatodan main streete giriliyor. Burada küçük bir kasaba canlandırılmış. Bütün binalar bir dönemi yansıtacak şekilde düzenlenmiş. Burda bol bol alışveriş yapılacak dükkan var. Kurabiyeler, muffinler vb satan yerler de mevcut.
Fantasyland: Main streetten sonra biz fantasylande girdik. Burda önce Mad Hatter's tea cups'a bindik. Çok kısa bir kuyruktan sonra binebildik, eğlenceliydi. Sonra yine kısa bir kuyruktan sonra It's a small world aktivitesine katıldık. Burda suyun içinde gezen küçük bir bota biniliyor, sağda ve solda birçok ülkenin özellikleri, giysileri, hayvanları vs.'yi gösteren modeller konulmuş. Çoğunun fotoğrafını çektim. Çok güzel bir renk cümbüşü içinde, bir şeyi incelerken yenisine hızla geçilen güzel bir aktiviteydi. Sonra sırada Alice's Curious Labyrinth vardı. Açık havada gerçekten bir labirent oluşturmuşlar, bizim çocuklar hevesle dolaştılar içinde. Sonra sıra bekleyerek Peter Pan's Flight'a bindik. Çok güzeldi, beğendik. Çıktığımızda acıkmıştık, yakındaki bir yerde hızlıca yemeğimizi yedik ve frontierlande geçtik.
Frontierland: Burda tamamiyle bir vahşi batı ortamı kurulmuştu. Öncelikle binen insanların çıkardığı seslere bakarak Big Thunder Mountain sırasında girdik. Fast pass'te de sıra var diye normal kuyruğa girdik, ama kendilerinin de söyledikleri gibi tam 1 saat bekledik. Beklediğimize değdi, o ana kadarki en eğlenceli aktivite buydu. Yapay bir dağın etrafında trenle hızla yapılan bir yolculuktu. Çok eğlendik, çığlık çığlığa bağırdık. Çıkışta fotoğraflarımızı gördük. O eğlenceyi hep hatırlamak için fotoğrafı aldık. Sonra Thunder Mesa Riverboat Landing'te güzel ve sakin bir nehir yolculuğu yaptık. Çoğu şey yapaydı, ama gerçekten çok güzel yapmışlar. Daha sonra Phantom Manor perili eve girdik. İnanılmaz bir ortam hazırlamışlar, çok güzeldi. Burayı da bitirip adventurelande gittik.
Adventureland: Burda önceden Indiana Jones and the Temple of the Peril'e girmeye heveslenmiştik, ama 140 cm boy sınırı vardı. Ateş 130 cm, bu nedenle giremeyeceğiz diye üzülüyordum. Gittiğimizde zaten bakım çalışmaları nedeniyle kapalı olduğunu gördük, üzülmemize gerek kalmadı. Pirates of the Carebbian'a bindik, yanındaki notta ıslanma riski var yazıyordu. Yine bir botun içinde bir taraftan yüzerken bir taraftan da filmin birebir canlandırılmış hali sahne sahne sıralanmıştı. Çok başarılıydı, herşeye inanılmaz para harcamışlar. Ateş filmleri çok iyi bildiği için daha bir güzel oldu. Çıkışta temalı dükkandan alışveriş yaptık. Ateş, şu anda da favorisi olan bir kafatası ve filmdeki madalyondan (eve dönünceye kadar her saniye bununla oynadı) aldı, çocuklara tişörtler ve Ateş'e kalemkutusu aldık. Sonra Robinson Treehouse'a çıktık. 27 metre yüksekliğinde çok güzel bir ağaç ev yapmışlar. Evin her bölümünü canlandırmışlar, dekor ve tasarım çok güzeldi. Adventure isle'de gezdik. Birçok labirent mağaraya girdik. Kafatası şeklinde kayayın önünde fotoğraf çektik. Indiana Jones filmlerindeki ip köprülerden geçtik. Pirates Beach'i gördük. Arada her akşam 7'de düzenlenen geçit törenini izledik. Burda çocuklar çimlerin üzerinde yuvarlanarak çok eğlendiler.
Discoveryland: Ertesi gün, önce frontierlanddeki Big Thunder Mountain'a bir kez daha binmek için fast pass alıp sonra da discoverylande girdik. İnsanlardan çığlık seslerinin geldiği Space Mountain'a gittik, ama 1.32 cm olan boy sınırlamasına takıldık. Buzz Lightyear Laser Blast'ta ve Autopia'da inanılmaz kuyruk vardı, gözümüz yemedi, ayrıca stüdyolara zaman kalmayacak diye korktuk. Bunlar da çok güzelmiş, ama binemedik. Big Thunder Mountain'daki ikinci turumuzu da çığlık çığlığa tamamladıktan sonra discoverylande dönüp Star Tours'un sırasına girdik. Tabi ki bütün star wars filmlerini ezbere bilen Ateş için çok iyi oldu burası. Kuyrukta beklerken R2D2 ve C3PO'nun fotoğraflarını çektik bol bol. Star Tours da 5 boyutlu sinema gibi bir aktiviteydi. Çıkıştaki dükkanlardan alışveriş yaptık, Ateş kendine burda olmayan star wars karakterleri aldı.
Walt Disney Studios: Buraya bir öğleden sonrayı ayırabildik sadece. Çok yer vardı, ama hem yorgunluktan hem de kuyruklardan heryere giremedik. Öncelikle Rock 'n' Roller Coaster Avec Aerosmith'e fast pass aldık. Sonra Toy Soldier Parachute Drop'ta sıraya girdik. Ama fast pass biletlerimizin zamanı geldiği halde sıra bize gelmeyince buna binemeden ayrıldık. Rock 'n' Roller Coaster Avec Aerosmith inanılmaz hızlı, yer yer 360 derece dönüşlerin olduğu, acaip bir roller coasterdı. Aerosmith müzikleri eşliğinde gerçekten çığlık çığlığa bindik. Çok çok güzeldi. Çok görmek istediğim Armageddon kapalıydı. The Twilight Zone Tower of Terror'a gidecek zaman kalmadı. Yüksekten bir anda hızla düşen bir asansörmüş bu. Finding Nemo Crush's Coaster'da da çok kuyruk olduğu için binemedik, beklemeye zaman kalmadı. Studio Tram Tour: Behind the Magic açık otobüsle yapılan bir yolculuktu, yolda filmlerden bazı sahneler canlandırılmış ve gerçekten filmlerde kullanılmış bazı malzemeler (arabalar, heykeller, tanklar vb) vardı. Otobüs bir yere gelince durdu. Burda dağlık bir arazi yapılmıştı, Önce deprem ve tankerden sızan benzin nedeniyle yangın simülasyonu yapıldı. Sonra dağlardan gelen çok ciddi miktardaki su, yangını söndürdü. Çok güzeldi. Böyle bir şey beklemediğimiz için videoya kaydedemedim. Sular bizim üstümüze gelecek sandık, herşey o kadar gerçekçiydi. Sonra otobüsteki ekranda bu durumun gerçekten filme çekilmiş halini gördük. Çok başarılıydı. Bu arada otobüste bizim önümüzdeki sırada tekerlekli sandalyesiyle bulunan bir engelli gencin durumu, Ateş'i de beni de çok etkiledi. Ateş sürekli çocuğun hastalığıyla ilgili sorular sordu, çocuk için çok üzüldü. Ben de hem çocuk için, hem de yanında olup elini tutan sevgi dolu annesi için çok üzüldüm. Yine stüdyolarda çok sayıda filme ait canlandırmalar vardı. Şimşek McQuenn, Mater, Guido ve Luici'nin önünde fotoğraflar çektim. Ama Ateş'in bu filme 2-3 yaşında olan büyük ilgisi kalmamış tabi.
Sanırım bu kadar, önerilen aktivitelerin çoğunu yaptık, yapamadıklarımız da bir sonraki sefere artık. Ateş'i çocukken buraya getirebildiğimiz için mutluyum, ama sadece çocuklar için değil, aynı zamanda büyükler için de çok eğlenceli ve güzel bir yer. İyi ki gitmişiz :)
Main street: Her yerde fotoğrafı olan bir şatodan (fotoğraftaki) geçilerek giriliyor. Şatonun sadece girişini gezebildik. Üst katlarına da sonra çıkalım dedik, ama zaman kalmadı. Şatodan main streete giriliyor. Burada küçük bir kasaba canlandırılmış. Bütün binalar bir dönemi yansıtacak şekilde düzenlenmiş. Burda bol bol alışveriş yapılacak dükkan var. Kurabiyeler, muffinler vb satan yerler de mevcut.
Fantasyland: Main streetten sonra biz fantasylande girdik. Burda önce Mad Hatter's tea cups'a bindik. Çok kısa bir kuyruktan sonra binebildik, eğlenceliydi. Sonra yine kısa bir kuyruktan sonra It's a small world aktivitesine katıldık. Burda suyun içinde gezen küçük bir bota biniliyor, sağda ve solda birçok ülkenin özellikleri, giysileri, hayvanları vs.'yi gösteren modeller konulmuş. Çoğunun fotoğrafını çektim. Çok güzel bir renk cümbüşü içinde, bir şeyi incelerken yenisine hızla geçilen güzel bir aktiviteydi. Sonra sırada Alice's Curious Labyrinth vardı. Açık havada gerçekten bir labirent oluşturmuşlar, bizim çocuklar hevesle dolaştılar içinde. Sonra sıra bekleyerek Peter Pan's Flight'a bindik. Çok güzeldi, beğendik. Çıktığımızda acıkmıştık, yakındaki bir yerde hızlıca yemeğimizi yedik ve frontierlande geçtik.
Frontierland: Burda tamamiyle bir vahşi batı ortamı kurulmuştu. Öncelikle binen insanların çıkardığı seslere bakarak Big Thunder Mountain sırasında girdik. Fast pass'te de sıra var diye normal kuyruğa girdik, ama kendilerinin de söyledikleri gibi tam 1 saat bekledik. Beklediğimize değdi, o ana kadarki en eğlenceli aktivite buydu. Yapay bir dağın etrafında trenle hızla yapılan bir yolculuktu. Çok eğlendik, çığlık çığlığa bağırdık. Çıkışta fotoğraflarımızı gördük. O eğlenceyi hep hatırlamak için fotoğrafı aldık. Sonra Thunder Mesa Riverboat Landing'te güzel ve sakin bir nehir yolculuğu yaptık. Çoğu şey yapaydı, ama gerçekten çok güzel yapmışlar. Daha sonra Phantom Manor perili eve girdik. İnanılmaz bir ortam hazırlamışlar, çok güzeldi. Burayı da bitirip adventurelande gittik.
Adventureland: Burda önceden Indiana Jones and the Temple of the Peril'e girmeye heveslenmiştik, ama 140 cm boy sınırı vardı. Ateş 130 cm, bu nedenle giremeyeceğiz diye üzülüyordum. Gittiğimizde zaten bakım çalışmaları nedeniyle kapalı olduğunu gördük, üzülmemize gerek kalmadı. Pirates of the Carebbian'a bindik, yanındaki notta ıslanma riski var yazıyordu. Yine bir botun içinde bir taraftan yüzerken bir taraftan da filmin birebir canlandırılmış hali sahne sahne sıralanmıştı. Çok başarılıydı, herşeye inanılmaz para harcamışlar. Ateş filmleri çok iyi bildiği için daha bir güzel oldu. Çıkışta temalı dükkandan alışveriş yaptık. Ateş, şu anda da favorisi olan bir kafatası ve filmdeki madalyondan (eve dönünceye kadar her saniye bununla oynadı) aldı, çocuklara tişörtler ve Ateş'e kalemkutusu aldık. Sonra Robinson Treehouse'a çıktık. 27 metre yüksekliğinde çok güzel bir ağaç ev yapmışlar. Evin her bölümünü canlandırmışlar, dekor ve tasarım çok güzeldi. Adventure isle'de gezdik. Birçok labirent mağaraya girdik. Kafatası şeklinde kayayın önünde fotoğraf çektik. Indiana Jones filmlerindeki ip köprülerden geçtik. Pirates Beach'i gördük. Arada her akşam 7'de düzenlenen geçit törenini izledik. Burda çocuklar çimlerin üzerinde yuvarlanarak çok eğlendiler.
Discoveryland: Ertesi gün, önce frontierlanddeki Big Thunder Mountain'a bir kez daha binmek için fast pass alıp sonra da discoverylande girdik. İnsanlardan çığlık seslerinin geldiği Space Mountain'a gittik, ama 1.32 cm olan boy sınırlamasına takıldık. Buzz Lightyear Laser Blast'ta ve Autopia'da inanılmaz kuyruk vardı, gözümüz yemedi, ayrıca stüdyolara zaman kalmayacak diye korktuk. Bunlar da çok güzelmiş, ama binemedik. Big Thunder Mountain'daki ikinci turumuzu da çığlık çığlığa tamamladıktan sonra discoverylande dönüp Star Tours'un sırasına girdik. Tabi ki bütün star wars filmlerini ezbere bilen Ateş için çok iyi oldu burası. Kuyrukta beklerken R2D2 ve C3PO'nun fotoğraflarını çektik bol bol. Star Tours da 5 boyutlu sinema gibi bir aktiviteydi. Çıkıştaki dükkanlardan alışveriş yaptık, Ateş kendine burda olmayan star wars karakterleri aldı.
Walt Disney Studios: Buraya bir öğleden sonrayı ayırabildik sadece. Çok yer vardı, ama hem yorgunluktan hem de kuyruklardan heryere giremedik. Öncelikle Rock 'n' Roller Coaster Avec Aerosmith'e fast pass aldık. Sonra Toy Soldier Parachute Drop'ta sıraya girdik. Ama fast pass biletlerimizin zamanı geldiği halde sıra bize gelmeyince buna binemeden ayrıldık. Rock 'n' Roller Coaster Avec Aerosmith inanılmaz hızlı, yer yer 360 derece dönüşlerin olduğu, acaip bir roller coasterdı. Aerosmith müzikleri eşliğinde gerçekten çığlık çığlığa bindik. Çok çok güzeldi. Çok görmek istediğim Armageddon kapalıydı. The Twilight Zone Tower of Terror'a gidecek zaman kalmadı. Yüksekten bir anda hızla düşen bir asansörmüş bu. Finding Nemo Crush's Coaster'da da çok kuyruk olduğu için binemedik, beklemeye zaman kalmadı. Studio Tram Tour: Behind the Magic açık otobüsle yapılan bir yolculuktu, yolda filmlerden bazı sahneler canlandırılmış ve gerçekten filmlerde kullanılmış bazı malzemeler (arabalar, heykeller, tanklar vb) vardı. Otobüs bir yere gelince durdu. Burda dağlık bir arazi yapılmıştı, Önce deprem ve tankerden sızan benzin nedeniyle yangın simülasyonu yapıldı. Sonra dağlardan gelen çok ciddi miktardaki su, yangını söndürdü. Çok güzeldi. Böyle bir şey beklemediğimiz için videoya kaydedemedim. Sular bizim üstümüze gelecek sandık, herşey o kadar gerçekçiydi. Sonra otobüsteki ekranda bu durumun gerçekten filme çekilmiş halini gördük. Çok başarılıydı. Bu arada otobüste bizim önümüzdeki sırada tekerlekli sandalyesiyle bulunan bir engelli gencin durumu, Ateş'i de beni de çok etkiledi. Ateş sürekli çocuğun hastalığıyla ilgili sorular sordu, çocuk için çok üzüldü. Ben de hem çocuk için, hem de yanında olup elini tutan sevgi dolu annesi için çok üzüldüm. Yine stüdyolarda çok sayıda filme ait canlandırmalar vardı. Şimşek McQuenn, Mater, Guido ve Luici'nin önünde fotoğraflar çektim. Ama Ateş'in bu filme 2-3 yaşında olan büyük ilgisi kalmamış tabi.
Sanırım bu kadar, önerilen aktivitelerin çoğunu yaptık, yapamadıklarımız da bir sonraki sefere artık. Ateş'i çocukken buraya getirebildiğimiz için mutluyum, ama sadece çocuklar için değil, aynı zamanda büyükler için de çok eğlenceli ve güzel bir yer. İyi ki gitmişiz :)
Salı, Temmuz 10, 2012
Paris Paris...
Bir türlü yazamadım, ama Paris gezimiz çok güzel geçti. Gün gün yazayım ki, unutmayalım. 24 haziran sabahı çok erken saatte yola çıktık, havaalanına gittik. Uçağımız beklenen zamanda kalktı, İstanbul'a vardık. Havaalanında duty free dükkanlarda dolaştık bir süre, bir yerde çocuklar yemek yediler. Öğlene doğru Paris uçağına bindik. Sabah çok erken kalkmanın etkisiyle Ateş yol boyu uyudu. İndiğimizde önce metro haritasına koopere olduk. Sonra yolumuzu bulup otelimize vardık. Şehrin inanılmaz güzel bir metro ağı var, çok kolaylıkla adapte olunuyor. Şu anda İstanbul'da kaybolabilirim, ama Paris'te istediğim yere kolaylıkla giderim, o derece net herşey. Otel odamız çok güzeldi, temizdi, küçük ama kullanışlıydı. Kendi içinde minik bir mutfağı ve her türlü mutfak araç gereci vardı. Çok beğendik. Eşyaları bırakır bırakmaz kendimizi dışarıya attık. Metroyla opera durağına gittik. Biraz yürüyerek etrafta dolaştık, sonra Pizza Hut'ta yemek yedik. Yine yürüyerek gezdik biraz ve otele döndük. Birbirimizin odalarına gittik, sohbet ettik, odamıza dönüp uyuduk.
Ertesi gün, yani pazartesi günü, ilk durak Eyfel kulesiydi. Daha önceden internetten bilet almadığımız için (son hafta baktım, ama bütün rezervasyonlar doluydu), 2 saatten daha fazla süre kuyrukta bekledik. Çocuklar doğal olarak sıkıldılar. Kuyrukta yaşadık bir süre, birşeyler yedik, içtik, sohbet ettik, çocuklar oyun oynadılar, derken sıra nihayet bize geldi. Önce 2. kademeye, sonra da 3. ve en üst kademeye asansörle çıktık. Manzara çok güzeldi, kule etkileyiciydi. Ateş'in Paris hakkında hiç fikri yokken bile bildiği bir şeydi Eyfel kulesi. O yüzden bizim için önemliydi. Neyse tepede bol bol fotoğraf çekip etrafı izledikten sonra indik. Köprüyü kullanarak karşıya geçtik. Yürüye yürüye Champs-Elysees'eye gittik. Arc de Triomphe'un yanından geçerek yürüdük. Artık açlıktan ve yorgunluktan perişan olan çocuklar için bir yere oturup hamburger yedik. Biraz dinlendikten sonra caddenin doğu tarafına doğru yürüyerek Grand Palais ve Petit Palais'i gördük. Bol bol fotoğraflarını çektik. Sonra Pont Alexandre III köprüsünden karşıya geçtik. İki köprü sonra Seine nehrinde gezmek üzere Batobus isimli teknelerden birine bindik. Nehirde gezdikten sonra tekneden indik ve Louvre müzesinin bulunduğu bölgeye geldik. Saat artık epeyce ilerlediği için müze kapalıydı. Ama cam piramidin önünde epeyce fotoğraf çektik. Ben sonraki günlerde müzeyi gezmeye kararlıydım, ancak Eyfel'deki sıra çok gözümü korkuttu. Belki başka bir sefere, diyerek Louvre'a girmekten vazgeçtik. Metroyla otelimize döndük, bu arada yakınlarda bir marketten alışveriş yapık, akşam yemeğimizi odamızda yedik.
Salı günü, Disneyland planımız vardı. Önceden internetten iki günlük biletlerimizi almıştık, hazırlıklıydık yani bu sefer. Girerken çok sıra beklemedik, ama içerde her aktivitenin başında sıra vardı tabi ki. Yine de yağmurlu bir gün olduğu için çok kalabalık sayılmazdı. İlk gün fantasyland, frontierland, adventurelandi bitirdik. Hemen hemen her aktiviteye katıldık. Bunları hatırlamak için Disneyland haritasına bakmamız lazım. Akşam yorgun argın sürünerek otele döndük. Ertesi gün yine Disneyland günüydü. Bu sefer discoverylandi gezdik. Ateş orda kendine burda olmayan star wars oyuncakları aldı. Öğleden sonra da Walt Disney Studio kısmına girdik. Orda da çok güzel yerler gezdik, inanılmaz bir aerosmith roller coaster'a bindik. Hala aklımız orda kaldı. Süperdi. Akşam yine yorgunluktan perişan şekilde otele döndük.
Perşembeye geldiğimizde, metroyla Ile de la Cite'ye gittik. Orda önce Sainte Chapelle'e, ardından da Notre Dame Katedrali'ne gittik. İkisi de muhteşemdi. Ateş buralarda bol bol fotoğraf çekti. Sonra biraz alışveriş yapıp, bir kafede (ilk kez) yemek yedik. Ardından Sacre Coeur'a gittik otobüsle. Sonra sokak aralarında yürüyüp merdivenle tırmandık. Sacre Coeur'a geldiğimizde Ateş ve İpek, bir yerde topla gösteri yapan bir genci izlediler uzun süre. Yine bol fotoğraf çektik. Ressamlar sokağında dolaştık, bir yerde tatlı yedik, biraz alışveriş yaptık. Dönüşte otelin olduğu yerdeki metro durağının yanında bulunan Buttes Chaumont parkına girdik. Her tarafın ağaç olduğu, insanların çimlerin üzerinde kitap okuyup piknik yaptıkları mükemmel bir parktı. Ateş ve İpek, o günkü bütün yorgunluklarına rağmen, parktaki oyun alanında uzun süre oyun oynadılar. Akşam (gece 11'de hava kararıyordu) otele zar zor döndük.
Cuma günü, yani son gün, çocuklar için iyi bir gezi yeri olarak tanımlanan Parc de la Villette'e gittik. Yarım küre şeklindeki sinemaya ve bilim merkezine girdik. Biletlerini aldığımız halde planetariyuma giremedik. Sinemada hubble filmini izledik. Çocuklar sıkıldı, büyükler uyudu. Orayı pek sevmedik, acele ayrıldık. Tekrar şehir merkezine geldik. Sokak aralarında dolaştık. Bir kafede yemek yedik. Caddelerde yürüdük. Akşamı ettik, toparlanmak üzere otelimize döndük. Ertesi sabah da yola çıkıp havaalanına geldik. Bu sefer uçağımızda kişiye özel film izleme ve oyun konsolu vardı. Yolculuğun nasıl geçtiğini bile anlamadık. Ancak İstanbul'da 4 saatten fazla beklememiz gerekti. Neyse en sonunda geceyarısı da olsa evimize geldik. Bütün gün süren yolculuktan ve bol yürümeli geçen haftadan sonra pazar günü boool bol dinlendik. Yine de akşamüstü her zaman gittiğimiz tenis klübüne gidip oturduk.
Fransa gezimiz, Ateş'in ilk, benim de uzuuun bir aradan sonra (2002 yılından sonra) ilk yurtdışı gezimiz oldu. Çok güzeldi, çok eğlendik. Paris çok güzel bir şehir. Biz kullanmadık, ama şehir istenirse her taraftan kiralanabilen bisikletlerle de dolaşılabiliyor. Metro ağı inanılmaz, otelin olduğu durakta asansörle 6 kat aşağıya inmemiz gerekiyordu. Tarihi binaları süper korunmuş. Ancak inanılmaz şekilde insanların sokağa çiş yapma alışkanlıkları var. Birkaç kez direk rastladık. Ayrıca otelin yolunda da, kaldırımda sürekli çişlerden oluşan su birikintilerine rastladık. Ateş, Paris'te insanların tuvaletleri olmadığına karar verdi.
Sonuç olarak çok güzel bir hafta geçirdik. Gelecek seneler için planlar yaptık. Çok eğlendik. Ben 800'e yakın, Ateş de 150 civarında fotoğraf çektik.
Ateş bu haftanın başında yaz okuluna başladı, ama onu da diğer yazıda anlatırım.
Salı, Haziran 19, 2012
Tatil
Ateş iki gündür evde. Bizim eve yeni başlayan ablanın (Ateş ona da abla diyor) 2.5 yaşlarında bir kızı var. O da geliyor çoğunlukla. Evde Ateş hayatından memnun. Bana sıkılırmış gibi geliyor, ama kendisi evde durmak istediğini söylüyor. Zaten sadece haftaiçi günlerin bir kısmında evde duracak. Dün ben eve döner dönmez ikimiz oyun oynamaya başladık. Çöpsleri kutusuna isabetli attırma, macera yolu ve kağıt oyunu oynadık. Zaten sonra yemek ve film faslına geçtik. Bugün akşamüstü babasıyla bateri dersine gidecek. Sonra da arkadaşlarımızla açık havada oturmaya gideceğiz. Ateş Ozan'la epeydir görüşmüyor, oyun oynayacaklar. Yarın akşam da aynı yere gideceğiz. Yine arkadaşlarıyla birlikte zaman geçirecekler. Perşembe günü öğlen kreşten arkadaşları ve anneleriyle buluşacağız. Cuma ise herhalde abisi gelecek.
Pazar günü bir haftalık yurtdışı ziyaretimiz başlıyor. İpeklerle ve Ozanlarla birlikte gidiyoruz. Ateş heyecanla bekliyor. Disneyland'de iyi zaman geçireceğimizi düşünüyoruz. Ayrıca Ateş Eyfel kulesine tırmanmayı da dörtgözle bekliyor. Ben ona şimdiden mona lisa resimlerini gösterdim, ressamı biraz anlattım. Orda asıl yerinde gördüğünde ne gördüğünü anlayabilsin diye. Ateş doğduktan sonra ilk kez yurtdışına çıkıyoruz. Ateş'in ilk seferi olacak. Umarım çok eğlendiğimiz, çok gezdiğimiz ve çok yerler gördüğümüz güzel bir gezi olur.
Pazar günü bir haftalık yurtdışı ziyaretimiz başlıyor. İpeklerle ve Ozanlarla birlikte gidiyoruz. Ateş heyecanla bekliyor. Disneyland'de iyi zaman geçireceğimizi düşünüyoruz. Ayrıca Ateş Eyfel kulesine tırmanmayı da dörtgözle bekliyor. Ben ona şimdiden mona lisa resimlerini gösterdim, ressamı biraz anlattım. Orda asıl yerinde gördüğünde ne gördüğünü anlayabilsin diye. Ateş doğduktan sonra ilk kez yurtdışına çıkıyoruz. Ateş'in ilk seferi olacak. Umarım çok eğlendiğimiz, çok gezdiğimiz ve çok yerler gördüğümüz güzel bir gezi olur.
Pazartesi, Haziran 18, 2012
Yaz Tatili ve Deniz
Cuma günü Ateş karnesini aldı. Bütün notları çok iyi. Anneannesi ve dedededesi, Ateş'i kendi telefonundan arayıp karnesini sordular, anlattı. Babaannesi ve dedesine de bizzat gösterdi karnesini. Birinci sınıfı böylece geride bıraktık. Okula başlamaydı, el yazısıydı, ödevlerdi derken, Ateş 2. sınıf öğrencisi oldu. Güzel bir yaz tatilini haketti.
Karneden sonra denize doğru yola çıktık. Çok güzel bir haftasonu geçirdik. Denizi ve yüzmeyi özlemişiz. Geçen haftasonu da gelmiştik, ama deniz henüz soğuktu. Bu hafta ise harikaydı. Bu haftasonu Ateş yüzmede birkaç seviye birden atladı. Çok rahatlıkla derinlerde yüzüyor, suya dalıyor, çıkıyor, atlıyor, uzun sürelerle yüzüyor. En önemlisi de bunları artık rutin işlermiş gibi yapıyor. Yüzme iyice oturdu. Ancak stilli yüzme öğrenmesi lazım. Temmuz ayında gideceği yaz okulunda o da biraz hallolur diye düşünüyorum.
Karneden sonra denize doğru yola çıktık. Çok güzel bir haftasonu geçirdik. Denizi ve yüzmeyi özlemişiz. Geçen haftasonu da gelmiştik, ama deniz henüz soğuktu. Bu hafta ise harikaydı. Bu haftasonu Ateş yüzmede birkaç seviye birden atladı. Çok rahatlıkla derinlerde yüzüyor, suya dalıyor, çıkıyor, atlıyor, uzun sürelerle yüzüyor. En önemlisi de bunları artık rutin işlermiş gibi yapıyor. Yüzme iyice oturdu. Ancak stilli yüzme öğrenmesi lazım. Temmuz ayında gideceği yaz okulunda o da biraz hallolur diye düşünüyorum.
Perşembe, Haziran 14, 2012
Öğretmenler
Bugün kayıt için okula gittik. Orda Ateş'in sınıf öğretmeni bizi görünce, birkaç hafta önceki yaramazlıklarının kaybolduğunu, tamamiyle eski Ateş'in geri geldiğini anlattı. Kendisiyle işbirliği yaptığımız için bize teşekkür etti. Ateş'in çok zeki bir çocuk olduğunu, durumunun çok çok iyi olduğunu söyledi. Biz de sevinerek O'na teşekkür ettik. Ateş'i alırken bir de İngilizce öğretmeniyle karşılaştık. O da kendiliğinden Ateş'in çok iyi bir sene geçirdiğini, onunla ders yapmanın keyif olduğunu, çok saygılı bir çocuk olduğunu, onu çok iyi yetiştirdiğimizi, ne veriyorsa Ateş'in hepsini aldığını, hiçbir şeyi kaçırmadığını söyledi. Bize teşekkür etti. Ne kadar mutlu olduğumuzu anlatamam. İnsanın çocuğu hakkında böyle şeyler duyması inanılmaz mutluluk verici. Oğlumla gurur duydum. Bunun üzerine iyi karne ödülü olarak söz verdiğimiz cep telefonunu aldık. Kendisine bir numara seçti. Hatta hattı açıldı bile. Birazdan Pelin teyze, anneanne ve dede aramaları yapıp, Ateş'in telefonunu duyuracağız.
Çarşamba, Haziran 13, 2012
Karne Haftası
Ateş cuma günü karne alıyor. Dersler epeyce hafifledi, eğlence, film, oyun ağırlıklı geçiyor okul günleri. Ben bu durumdan memnunum. Yeteri kadar ders gördüler zaten, biraz da eğlensinler. Zaten yarın ve öbür gün yarım gün olacak okul. Sonra ver elini yaz tatili.
Karnesinin hepsi pekiyi olursa -önceden anlaştığımız şekilde- en basitinden bir cep telefonu alacağız kendisine. Okul günlerinde titreşimde çantasında duracak. Gerekirse kullanacak. Eve dönerken de servisten kendi başına inip eve çıkarsa, asansördeki olası elektrik kesilmelerinde bize rahatlıkla ulaşabilecek. Şimdi heyecanla karnesini bekliyor.
Bu arada taaa doğumgününde yurtdışından internetten sipariş ettiğimiz çöpsler nihayet ulaştılar. Ateş çoooook sevindi ve mutlu oldu.
Nerdeyse unutuyordum. Haftasonu nihayet deniz sezonunu açtık. İlk kez bu sene bu kadar geç kaldık. Deniz biraz soğuktu, ama çok güzeldi. Ateş hem paletli, hem paletsiz uzun süreler yüzdü.
Karnesinin hepsi pekiyi olursa -önceden anlaştığımız şekilde- en basitinden bir cep telefonu alacağız kendisine. Okul günlerinde titreşimde çantasında duracak. Gerekirse kullanacak. Eve dönerken de servisten kendi başına inip eve çıkarsa, asansördeki olası elektrik kesilmelerinde bize rahatlıkla ulaşabilecek. Şimdi heyecanla karnesini bekliyor.
Bu arada taaa doğumgününde yurtdışından internetten sipariş ettiğimiz çöpsler nihayet ulaştılar. Ateş çoooook sevindi ve mutlu oldu.
Nerdeyse unutuyordum. Haftasonu nihayet deniz sezonunu açtık. İlk kez bu sene bu kadar geç kaldık. Deniz biraz soğuktu, ama çok güzeldi. Ateş hem paletli, hem paletsiz uzun süreler yüzdü.
Pazartesi, Mayıs 28, 2012
Doğumgünü, Okuma Bayramı, Konser
Çooook yoğun ve güzel bir haftasonu geçirdik. Cuma akşamından başlayayım. Okuma bayramındaki kıyafeti konusunda birşey sormak için Ateş'in öğretmenini aradım. O da "ben de sizi arayacaktım, bu sıralarda Ateş okulda çok yaramazlaştı, çok konuşmaya ve sürekli gülmeye başladı", dedi, epeyce şikayet etti. Yani Ateş okuldan ilk ciddi uyarısını almış oldu. Bir önceki veli toplantısının üzerinden 1 ay bile geçmemesine rağmen, ve o zaman öğretmeni Ateş'i yere göğe sığdıramamışken, son 1 ayda neler yaptıysa bizimki, öğretmenini çileden çıkarmış. Çoook üzüldüm, çok canım sıkıldı. Hemen keyifli keyifli tv izleyen Ateş'le ciddi bir konuşma yaptık, epeyce fırça yedi, ağladı. Bir daha yapmayacağını ve öğretmeniyle bir daha konuştuğumda kendisinden eskisi gibi çok memnun olacağını söyledi. Neyse, o akşam canım sıkkın geçti. Ertesi günkü doğumgünü için Ateş'le birlikte yapmayı planladığımız kurabiyeleri yapacak moral bulamadım kendimde. Yapmadık.
Ertesi gün büyük gündü. Ateş'in günlerdir hazırlandığımız doğumgünü partisini yaptık. Çok sayıda arkadaşı ve aileleri gelerek bizi sevindirdiler. Doğumgünü açık havada olduğu için çocuklar istedikleri gibi koşup oynayarak eğlendiler. Biz de ailelerle birlikte rahat rahat oturup keyifle sohbet ettik. Ateş mutlu mutlu hediyelerini açtı. Ara ara çocukların keyifleri kavga nedeniyle bozulsa da genel olarak çok iyi vakit geçirdiler. Ateş'in pastasını, son zamanlardaki en favori oyuncağı olan çöpslerle süsletmiştik. Hem Ateş, hem de diğer çocuklar bayıldılar tabi pastaya. Daha Ateş mumları bile üfleyemeden üzerindeki çöpsler kapışıldı. Çok rağbet gördü. Akşam pestil vaziyetinde eve döndük. Ama kısa bir süre evde kalabildik. Yeniden çıkıp abiyi ve akşam için sipariş verdiğimiz diğer pastayı alarak, hem Ateş'in hem de Kaan'ın doğumgününü kutlamak üzere babaannelere gittik. Bu kutlama için yaptırdığımız pastanın üzerinde "şampiyon galatasaray" yazıyordu. Abinin de o gün sınıf arkadaşlarıyla doğumgünü kutlaması olduğu için, çocukların ikisi de çok yorgundu, eve döndük. Eurovision'da Türkiye'nin şarkısını zorlukla dinleyip uyuyakaldılar.
Dün sabah Ateş'i öperek doğumgününü kutladıktan ve kahvaltı yaptıktan sonra Ateş abisiyle çöps oynadı biraz. Bir süre sonra Ateş'in gösteri kıyafetini giydirme zamanı geldi. Ben Ateş'i giydirmeye çalışırken, O oyunu bırakmamak için gitmek istemedi. Direndi. Pijamalarını çıkarmak istemedi. Mızıldandı. En sonunda beni çileden çıkardı. Doğumgününün olduğu böyle özel bir günde problem çıkardığı için çok kızdım. Haftalardır okuma bayramını beklediğimi, ama Ateş'in saçma gerekçelerle bunu mahvettiğini söyledim. Gerçekten beni çok üzdü ve kızdırdı. O derecede kızınca tabi Ateş Bey hemen yumuşayıveriyor. Anne nolur üzülme, anne heyecanın kaçmasın, diye yalvardı. Neyse kendimi topladım, okuma bayramına doğru yola çıktık.
Çok güzel bir gösteriydi. Sadece Ateş'in sınıfının gösterisi olduğu için, her bölümde Ateş vardı. Dramada zaten meşe rolünde başrollerden birindeydi. İngilizce şarkıda da mikrofondan söyleyen iki kişiden biriydi. Çok güzeldi, çok keyifliydi. Çok mutlu olduk. Gösteri sonrası okuma sertifikalarını aldılar, hediyeler aldılar. Çocukların resimlerinden oluşan sergiyi gezdik. Sonra bir yerde hızla karnımızı doyurup bu sefer hem abinin, hem de Ateş'in yer aldığı konsere gittik. Bu arada Ateş arabada uyuyakaldı yorgunluktan. Konser salonuna gittiğimizde başı şiddetle ağrıyordu. İlaç içirdim hemen. Provadan sonra konser başladı. Ateş son derece cool biçimde çıktığı konserinde bateri ile çok güzel bir sunum yaptı. Abisi de bir yandan gitar çalıp, bir yandan söyledi. İkisi de çok iyiydi. Eve döndüğümüzde yorgunluktan gerçekten perişan olmuştuk.
Çok güzel ve özel bir haftasonuydu. Canım oğlumun 7. doğumgünü böylece geçti. Bugünden itibaren 8 yaşından gün almaya başladı. İyi ki doğdun canım oğlum. Mutlu, sağlıklı, neşeli, eğlenceli, başarılı uzun yıllar ve tüm istediklerin senin olsun. İYİ Kİ DOĞDUN.
Salı, Mayıs 22, 2012
Davet
Ateş dün doğumgünü davetiyelerini arkadaşlarına vermiş. Ben de akşam tek tek aileleri aradım, bir de ben davet edeyim istedim. Çoğuna ulaştım. Annelerden bazıları davetiyeyi çok beğendiklerini söylediler. Pasta ve yiyecek işleri kaldı şimdi.
Bir de dün Ateş'in çantasından pazar günü yapılacak olan okuma bayramının davetiyesi çıktı. O gün için hepimiz çok heyecanlıyız. Abisi de merakla ve istekle o günü bekliyor. Bu haftasonumuz çok yoğun geçecek gibi görünüyor.
Bir de bugün abinin doğumgünü, 11 yaşını bitiriyor, artık 12 oldu. Artık tam bir genç oldu.
Bir de dün Ateş'in çantasından pazar günü yapılacak olan okuma bayramının davetiyesi çıktı. O gün için hepimiz çok heyecanlıyız. Abisi de merakla ve istekle o günü bekliyor. Bu haftasonumuz çok yoğun geçecek gibi görünüyor.
Bir de bugün abinin doğumgünü, 11 yaşını bitiriyor, artık 12 oldu. Artık tam bir genç oldu.
Pazartesi, Mayıs 21, 2012
Haftasonu
Bu haftasonu inanılmaz hareketli ve hep dışarda geçti. Cuma akşamı arkadaşlarımıza davetliydik. Gece boyu biz terasta oturup sohbet ettik (Ateş'in hiç anlamadığı birşey bu), çocuklar da değişik yerlerde oyun oynadılar. Cumartesi öğlen tenis oynadığımız yere gittik, ama tenis hocamız haftasonu burda olmadığı için Ateş akşama kadar arkadaşlarıyla serbestçe oyun oynadı. Çok da mutlu oldu bu durumdan. Akşama doğru abi annesinin evine gitti. Akşam bu sefer başka bir arkadaşımızın evine davetliydik. Onlara gittik. Boool bol yemekler yedik, sohbet ettik. Geç vakitte eve döndük.
Pazar günü -hayrettir ki- öğlene kadar evdeydik. Bu arada Cengiz Ateş'in cumartesi yapacağımız doğumgünü partisi için davetiyeler hazırladı. Kapak resmi olarak çöpslerin arasına Ateş'in fotoğrafını koydu fotoşopla, ve inanılmaz güzel oldu. Doğumgününü yapacağımız yerin ayrıntılı adresini ve cumartesi çektiğimiz giriş kapılarının fotoğraflarını da ekledi. Bence çok güzel oldu.
Öğleden sonra Ateş'in iki sınıf arkadaşının doğumgünü partisine gittik. Ateş gün boyu çok sevdiği sınıf arkadaşlarıyla oyunlar oynadı, özellikle Kerem'le tam kanka durumundalar. Birbirlerini çok seviyorlar. Açık havada çok iyi vakit geçirdiler. Akşamüstü ise ordan çıkıp, başka bir arkadaşımızın bahçeli evine gittik. Ateş orda da arkadaşları tarafından bekleniyormuş. Yemek bile yemeden direk oyuna başladılar. Akşam eve döndük. Ateş banyosunu yapıp çıktığında saat 8 olmuştu. Bu sefer oynama zamanım çok azaldı, diye biraz mızıldandı, ama sonra yorgunluktan güzelce uyudu.
Davetiyeleri bugün çantasına koyduk. Okulda arkadaşlarına dağıtacak. Ben de bu akşam ve yarın akşam velileri arayıp bir kez daha davet edeceğim. Hava durumunda biraz yağmurlu görünüyor cumartesi. Cengiz yağmaz, diyor. Umarım yağmaz, oğlumun doğumgünü çok eğlenceli geçer. Ben bugünden itibaren yiyecek organizasyonunu halletmeye başlayacağım.
Pazar günü -hayrettir ki- öğlene kadar evdeydik. Bu arada Cengiz Ateş'in cumartesi yapacağımız doğumgünü partisi için davetiyeler hazırladı. Kapak resmi olarak çöpslerin arasına Ateş'in fotoğrafını koydu fotoşopla, ve inanılmaz güzel oldu. Doğumgününü yapacağımız yerin ayrıntılı adresini ve cumartesi çektiğimiz giriş kapılarının fotoğraflarını da ekledi. Bence çok güzel oldu.
Öğleden sonra Ateş'in iki sınıf arkadaşının doğumgünü partisine gittik. Ateş gün boyu çok sevdiği sınıf arkadaşlarıyla oyunlar oynadı, özellikle Kerem'le tam kanka durumundalar. Birbirlerini çok seviyorlar. Açık havada çok iyi vakit geçirdiler. Akşamüstü ise ordan çıkıp, başka bir arkadaşımızın bahçeli evine gittik. Ateş orda da arkadaşları tarafından bekleniyormuş. Yemek bile yemeden direk oyuna başladılar. Akşam eve döndük. Ateş banyosunu yapıp çıktığında saat 8 olmuştu. Bu sefer oynama zamanım çok azaldı, diye biraz mızıldandı, ama sonra yorgunluktan güzelce uyudu.
Davetiyeleri bugün çantasına koyduk. Okulda arkadaşlarına dağıtacak. Ben de bu akşam ve yarın akşam velileri arayıp bir kez daha davet edeceğim. Hava durumunda biraz yağmurlu görünüyor cumartesi. Cengiz yağmaz, diyor. Umarım yağmaz, oğlumun doğumgünü çok eğlenceli geçer. Ben bugünden itibaren yiyecek organizasyonunu halletmeye başlayacağım.
Pazar, Mayıs 20, 2012
Askerler...
Ateş şimdi yanımda oynarken çöpslerini asker yaptı. Sıra sıra dizdi ve isimlerini şöyle koydu: Yüzbaşı, Binbaşı, Binbeşyüzbaşı ve İkibinbaşı:))
Cuma, Mayıs 18, 2012
Kararsız ve Şanssız(!)
Ateş'in kararsızlığı malum. Ona seçenek sorduğumuzda seçeneklerden birisi hiç istemediği bir şeyse çok kolay karar veriyor tabi, ama iki seçenekte de aklı kalırsa bir türlü karar veremiyor. Bir onu, bir diğerini tercih ettiğini söylüyor. Ama tercih etmediği seçenekte de aklı kalıyor. Bu sefer sürekli, acaba öbürünü mü seçseydim, ikilemleri yaşıyor ve bizi bitiriyor. Acaba bu böyle bir dönem mi, yoksa Ateş gerçekten zor karar veren birisi mi bilmiyorum. Zamanla göreceğiz.
Çarşamba akşamı arkadaşlarımıza gittik. Ateş önce gidip gitmeme konusunda her zamanki gibi bir kararsızlık yaşadı. Bazen onu bir seçeneğe yönlendirmek gerekiyor. Çünkü çok iyi biliyorum ki, gidersek ordaki arkadaşlarıyla çok iyi vakit geçirecek. Kendisi de çok gitmek istedi. Neyse, gittik ve dediğim gibi oldu. Eve dönüş saati geldiğinde aynı zamanda yatma saati de gelmişti. Bu sefer eve gelir gelmez hemen yatmak istemediği için morali bozuldu, annesi iş gezisinde olan bir arkadaşına özendi. "Arkadaşım çok şanslı" diye mızıldandı. Annesi evde olmadığından babasının bir işini bekleyecekmiş çünkü. Böylece belki 5 dakika daha geç yatacakmış.
Bu arada Kaan, ayak bileği hafifçe sakatlandığı için muhtemelen çok eğlenceli geçecek olan okul gezisine katılamadı ve iki gündür evde, bizde kalıyor. Dün akşamki ödev ve yatma faslında, Ateş buna da özendi şaşkın. Sırf abisi okula gitmeyip evde kalacak diye, "off abim ne kadar şanslı" diye söylendi. Bunun üzerine abisi ve ben kendisine bunun bir şans değil, şanssızlık olduğunu, sırf iki dakikalık geç yatma ya da bir gün okula gitme için böyle değerlendirme yapmaması gerektiğini anlattık. Hatta ben biraz kızarak "şanssızlık olarak görüyorsan ben de gideyim iş gezilerine" dedim. Bu sefer tabi ki çark etti, hemen dişlerini fırçaladı, gözleri dolu dolu yatağa girdi. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Sonuçta o bir çocuk, sadece o saniyedeki durumuna bakıyor, ve kendisinin yapmak zorunda olduğu şeyleri yapmayan insanlar ve özellikle çocuklar gördüğünde kendini şanssız hissedip üzülüyor. Tabi ki gerçekler böyle değil. Büyüdükçe bunun farkına varacak. İnanılmaz çok sevildiği bir aile ortamında büyüyor, bence onun için şans. Ama annesi ve babası olarak, onun gibi inanılmaz bir çocuğumuz olduğu için biz çok daha şanslıyız.
Çarşamba akşamı arkadaşlarımıza gittik. Ateş önce gidip gitmeme konusunda her zamanki gibi bir kararsızlık yaşadı. Bazen onu bir seçeneğe yönlendirmek gerekiyor. Çünkü çok iyi biliyorum ki, gidersek ordaki arkadaşlarıyla çok iyi vakit geçirecek. Kendisi de çok gitmek istedi. Neyse, gittik ve dediğim gibi oldu. Eve dönüş saati geldiğinde aynı zamanda yatma saati de gelmişti. Bu sefer eve gelir gelmez hemen yatmak istemediği için morali bozuldu, annesi iş gezisinde olan bir arkadaşına özendi. "Arkadaşım çok şanslı" diye mızıldandı. Annesi evde olmadığından babasının bir işini bekleyecekmiş çünkü. Böylece belki 5 dakika daha geç yatacakmış.
Bu arada Kaan, ayak bileği hafifçe sakatlandığı için muhtemelen çok eğlenceli geçecek olan okul gezisine katılamadı ve iki gündür evde, bizde kalıyor. Dün akşamki ödev ve yatma faslında, Ateş buna da özendi şaşkın. Sırf abisi okula gitmeyip evde kalacak diye, "off abim ne kadar şanslı" diye söylendi. Bunun üzerine abisi ve ben kendisine bunun bir şans değil, şanssızlık olduğunu, sırf iki dakikalık geç yatma ya da bir gün okula gitme için böyle değerlendirme yapmaması gerektiğini anlattık. Hatta ben biraz kızarak "şanssızlık olarak görüyorsan ben de gideyim iş gezilerine" dedim. Bu sefer tabi ki çark etti, hemen dişlerini fırçaladı, gözleri dolu dolu yatağa girdi. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Sonuçta o bir çocuk, sadece o saniyedeki durumuna bakıyor, ve kendisinin yapmak zorunda olduğu şeyleri yapmayan insanlar ve özellikle çocuklar gördüğünde kendini şanssız hissedip üzülüyor. Tabi ki gerçekler böyle değil. Büyüdükçe bunun farkına varacak. İnanılmaz çok sevildiği bir aile ortamında büyüyor, bence onun için şans. Ama annesi ve babası olarak, onun gibi inanılmaz bir çocuğumuz olduğu için biz çok daha şanslıyız.
Perşembe, Mayıs 17, 2012
Doğumgünü planları
Zaman hızlı geçiyor. Ateş 1. sınıfın sonuna yaklaşıyor. Ayrıca Ateş'in doğumgünü çok yaklaştı. Okuma bayramına yalnızca 10 gün kaldı. Okuma bayramı zaten tam da Ateş'in doğumgününde. Biz -hava izin verirse- bir gün öncesinde, 26 mayısta sınıf arkadaşlarıyla kutlayacağız Ateş'in doğumgününü. Her yıl olduğu gibi aile ile ayrı, bizim arkadaş grubumuzla da ayrı kutlayacağız. Yani doğumgünü kutlama şenlikleri başlamak üzere. İlk kez bu sene Pelin Teyze Ateş'in doğumgününe gelemeyecek. Bütün izin haklarını evlenirken ve balayında bitirdiği için gelemiyor maalesef. Neyse belki daha sonra gelirler. Anneanne ile dedededenin gelip gelmeyecekleri de tam olarak belli değil. Onun dışında planlar hazır. Umarım bu sene de çok güzel bir doğumgünü geçiririz, umarım oğlum mutlu olur.
Ateş'in çöpslerle olan büyük aşkı artarak devam ediyor. Sürekli çöpsleri konuşuyor, onlarla bin türlü oyunlar kurup oynuyor. Videolarını izliyor. Şu anda en çok istediği şey de yeni çöpslerinin olması. Aksi gibi Türkiye'de şu anda çöps satılmıyor. Ama biz bir yerlerden bulup ona çöps almaya çalışıyoruz.
Bateri çok iyi gidiyor. Geçen hafta abisiyle aynı parçayı çalıştılar ve birlikte çaldılar, Kaan gitarda, Ateş bateride. Bizim çooook hoşumuza gitti. Cengiz bu mini konseri kaydetti.
Geçen hafta aşının ertesi günü okula gitmedi Ateş, ve yarım gün evde yeni işe başlayan Leyla ablasıyla kaldı. Şimdilik anlaştılar gibi görünüyor. Ateş onun için iyi şeyler söyledi. Umarım iyi gider, çünkü yazın belli zamanlarda başbaşa kalacaklar.
Ateş'in çöpslerle olan büyük aşkı artarak devam ediyor. Sürekli çöpsleri konuşuyor, onlarla bin türlü oyunlar kurup oynuyor. Videolarını izliyor. Şu anda en çok istediği şey de yeni çöpslerinin olması. Aksi gibi Türkiye'de şu anda çöps satılmıyor. Ama biz bir yerlerden bulup ona çöps almaya çalışıyoruz.
Bateri çok iyi gidiyor. Geçen hafta abisiyle aynı parçayı çalıştılar ve birlikte çaldılar, Kaan gitarda, Ateş bateride. Bizim çooook hoşumuza gitti. Cengiz bu mini konseri kaydetti.
Geçen hafta aşının ertesi günü okula gitmedi Ateş, ve yarım gün evde yeni işe başlayan Leyla ablasıyla kaldı. Şimdilik anlaştılar gibi görünüyor. Ateş onun için iyi şeyler söyledi. Umarım iyi gider, çünkü yazın belli zamanlarda başbaşa kalacaklar.
Perşembe, Mayıs 10, 2012
Aşı
Bugün Ateş ve sınıf arkadaşları difteri, boğmaca, tetanoz ve çocuk felci aşısı oldular. Ateş listenin başında olduğu için diğer aşı gibi bunu da ilk olmuş. Bence en iyisi zaten ilk olup işi bitirmek. Biraz kolu ağrıyor şimdi, o da çok normal. Aşı nedeniyle 1. sınıflar yarın tatil.
Çarşamba, Mayıs 09, 2012
Pelin Teyze evlendiiiii...
Çok güzel bir düğünle hem de. Benim hayatımda gördüğüm en güzel düğündü. Ateş'in gördüğü ilk düğündü. Darısı bütün diğer kuzenlerimin başına. Tabi hayırlısıyla. Hepsi de birbirinden güzel, akıllı, kariyer sahibi kızlar. Bakalım ilerde bu yazıyı okuduğumda neler değişmiş olacak?
Ben geçen salı akşamı gittim Pelin'in yanına. Annemle babam zaten ordaydı. Ateş'ten ayrılırken dayanamayıp ağladım. Böylece onun da moralini bozmuş oldum. Ondan 4. ayrılışımdı, hepsi de 3 günlüğüne. Ateş de ben gittikten sonra odasında ağlamış biraz, öyle söyledi. Neyse sonra ikimiz de toparlandık.
Öncelikle bir bekarlığa veda partisi yaptı Pelin. Çok güzeldi, çok eğlenceliydi. Pelin benim hayatımda gördüğüm en oynak gelindi. Bütün fotoğrafları dans ederken çekilmiş. Sonra yapılacak işleri hallettik birlikte. Bu düğünün en güzel taraflarından biri de, yıllardır, gerçekten de yıllardır görmediğim akrabalarımı görmem oldu. Çok sevindim onları gördüğüm için. Yıllardır görüşmesek de muhabbet bir şekilde kaldığı yerden devam ediyor. Neyse, cumartesi sabahı biz kuaföre gittik, Ateş'le babası da aktarmalı bir yolculukla yanımıza geldiler. Saçlar yapıldı, kuaför gelinin makyajını, gelin de benim makyajımı yaptı. Hazırlandık, giyindik. Ateş ve Cengiz'le buluştuk. Oğluma o gün için aldığım kıyafetleri giydirdim. Altta kot pantolon, üstünde beyaz gömlek ve ona çooook yakışan kravatı vardı. Bizim bütün akrabalar arasında pek bir popüler oldu bu haliyle. Herkes Ateş'i sevdi.
Nikah töreni sırasında kendimi tutamayıp ağladım tabi ki, ama sonra hemen toparlandım. Fotoğraflar çektirdik bol bol. Sonra düğün yemeğine gittik, açık havada çimlerin üzerinde nefis bir yerdeydi yemek. Gelin çok güzeldi, çok mutluydu, hayatının en güzel günü olduğunu söyledi sonradan. Ateş orda çöpsleriyle oynadı, masa masa gezdi, kızların hepsi bayıldı Ateş'e. Akşam artık yorgun vaziyette otele gittik, biraz dinlendik. Gece bar programı vardı, gençler sabah kadar eğlenmişler. Biz sadece bir uğrayabildik o kadar. Ama biz de kordonda gezdik, etrafta dolaştık, iyice yorulup otelimize döndük.
Ertesi gün brunchta bir araya geldik Pelinlerle. Ateş'le Nisan tanıştılar. Arada birbirlerine kızsalar da sonra çok iyi anlaştılar. Hatta çöps takası bile yaptılar. Nisan ikinci seri çöpslerini takas etmeyi önerince Ateş mutluluktan bayıldı. Biraz rötarlı bir yolculukla geç vakitte evimize döndük. Pelin sayesinde herşeyiyle çok güzel bir haftasonu geçirdik...
Ben geçen salı akşamı gittim Pelin'in yanına. Annemle babam zaten ordaydı. Ateş'ten ayrılırken dayanamayıp ağladım. Böylece onun da moralini bozmuş oldum. Ondan 4. ayrılışımdı, hepsi de 3 günlüğüne. Ateş de ben gittikten sonra odasında ağlamış biraz, öyle söyledi. Neyse sonra ikimiz de toparlandık.
Öncelikle bir bekarlığa veda partisi yaptı Pelin. Çok güzeldi, çok eğlenceliydi. Pelin benim hayatımda gördüğüm en oynak gelindi. Bütün fotoğrafları dans ederken çekilmiş. Sonra yapılacak işleri hallettik birlikte. Bu düğünün en güzel taraflarından biri de, yıllardır, gerçekten de yıllardır görmediğim akrabalarımı görmem oldu. Çok sevindim onları gördüğüm için. Yıllardır görüşmesek de muhabbet bir şekilde kaldığı yerden devam ediyor. Neyse, cumartesi sabahı biz kuaföre gittik, Ateş'le babası da aktarmalı bir yolculukla yanımıza geldiler. Saçlar yapıldı, kuaför gelinin makyajını, gelin de benim makyajımı yaptı. Hazırlandık, giyindik. Ateş ve Cengiz'le buluştuk. Oğluma o gün için aldığım kıyafetleri giydirdim. Altta kot pantolon, üstünde beyaz gömlek ve ona çooook yakışan kravatı vardı. Bizim bütün akrabalar arasında pek bir popüler oldu bu haliyle. Herkes Ateş'i sevdi.
Nikah töreni sırasında kendimi tutamayıp ağladım tabi ki, ama sonra hemen toparlandım. Fotoğraflar çektirdik bol bol. Sonra düğün yemeğine gittik, açık havada çimlerin üzerinde nefis bir yerdeydi yemek. Gelin çok güzeldi, çok mutluydu, hayatının en güzel günü olduğunu söyledi sonradan. Ateş orda çöpsleriyle oynadı, masa masa gezdi, kızların hepsi bayıldı Ateş'e. Akşam artık yorgun vaziyette otele gittik, biraz dinlendik. Gece bar programı vardı, gençler sabah kadar eğlenmişler. Biz sadece bir uğrayabildik o kadar. Ama biz de kordonda gezdik, etrafta dolaştık, iyice yorulup otelimize döndük.
Ertesi gün brunchta bir araya geldik Pelinlerle. Ateş'le Nisan tanıştılar. Arada birbirlerine kızsalar da sonra çok iyi anlaştılar. Hatta çöps takası bile yaptılar. Nisan ikinci seri çöpslerini takas etmeyi önerince Ateş mutluluktan bayıldı. Biraz rötarlı bir yolculukla geç vakitte evimize döndük. Pelin sayesinde herşeyiyle çok güzel bir haftasonu geçirdik...
Pazar, Nisan 29, 2012
Neler oluyor?
Dün okulda veli toplantısı vardı. Ateş'in İngilizce öğretmenleri ve sınıf öğretmeniyle görüştük. Anne ve baba olarak duyduğumuz şeylerden çok mutlu olduk. Ateş'in dersleri çok iyi, sosyal anlamda da çok iyiymiş. Sınıfta aşırı konuşmayı da azaltmış. Öğretmenleri çok memnun. Biz de çok mutlu olduk ve gurur duyduk oğlumuzla. Umarım hep böyle devam eder.
Ateş bu hafta nerdeyse doğduğundan beri bakıcılığını yapan ablasından ayrılıyor. Ablası evleniyor ve başka bir şehre yerleşerek işi bırakıyor. Ateş ondan ayrılacağı için üzgün. Zannedersem dışardan belli ettiğinden ziyade içten içe üzülüyor. Birbirlerini çok severlerdi. Ablası da Ateş'i çok özleyecek eminim. Bugün yeni bir hanımla görüştük. Bir sonraki haftaya işe başlayacak. Ateş de gördü, şimdilik sevdiğini söylüyor. Şimdi işe aldığımız kişi sonuçta yazın ben işteyken Ateş'le kalacak. O yüzden çok güvenilir olması ve Ateş'le iyi ilgilenmesi, iyi bakması lazım. Umarım iyi gider işler, bu çok can sıkıcı bir konu. Biz yıllardır çok güvenerek bırakabilmiştik Ateş'i. İnşallah bir sıkıntı yaşamayız. Zaten artık evdeyken kendi başının çaresine bakabilecek durumda. Sadece yanında güvenilir bir büyüğe ihtiyacı var. Bu dönemi sorunsuz atlatmayı çok istiyorum.
Bugün Ateş hayatında ikinci defa canlı basket maçı izledi. Abisinin okul takımının maçı vardı. Abisi tırnağı yüzünden oynayamadı, ama biz yine de maçı izlemeye gittik. Yenildiğimiz halde yine de keyifle maçı izledik. Bu haftasonu bir de Ateş'in 2. proje ödevi vardı. Ateş'in konusu yaz mevsimiydi. Öğleden sonra abisi ve babasının yardımıyla güzel bir ödev hazırladı. Bugün bitirmesi çok iyi oldu. Aslında yarına değil, bir sonraki pazartesiye hazırlanacaktı, ama gelecek haftasonu biz Pelin teyzenin evlilik törenleri için gideceğimizden hiç zamanımız yoktu. Haftaya İzmir'deyiz. Ateş şimdiye kadar hiç tanışmadığı akrabalarımla tanışacak. Heyecanla bekliyoruz.
Ateş bu hafta nerdeyse doğduğundan beri bakıcılığını yapan ablasından ayrılıyor. Ablası evleniyor ve başka bir şehre yerleşerek işi bırakıyor. Ateş ondan ayrılacağı için üzgün. Zannedersem dışardan belli ettiğinden ziyade içten içe üzülüyor. Birbirlerini çok severlerdi. Ablası da Ateş'i çok özleyecek eminim. Bugün yeni bir hanımla görüştük. Bir sonraki haftaya işe başlayacak. Ateş de gördü, şimdilik sevdiğini söylüyor. Şimdi işe aldığımız kişi sonuçta yazın ben işteyken Ateş'le kalacak. O yüzden çok güvenilir olması ve Ateş'le iyi ilgilenmesi, iyi bakması lazım. Umarım iyi gider işler, bu çok can sıkıcı bir konu. Biz yıllardır çok güvenerek bırakabilmiştik Ateş'i. İnşallah bir sıkıntı yaşamayız. Zaten artık evdeyken kendi başının çaresine bakabilecek durumda. Sadece yanında güvenilir bir büyüğe ihtiyacı var. Bu dönemi sorunsuz atlatmayı çok istiyorum.
Bugün Ateş hayatında ikinci defa canlı basket maçı izledi. Abisinin okul takımının maçı vardı. Abisi tırnağı yüzünden oynayamadı, ama biz yine de maçı izlemeye gittik. Yenildiğimiz halde yine de keyifle maçı izledik. Bu haftasonu bir de Ateş'in 2. proje ödevi vardı. Ateş'in konusu yaz mevsimiydi. Öğleden sonra abisi ve babasının yardımıyla güzel bir ödev hazırladı. Bugün bitirmesi çok iyi oldu. Aslında yarına değil, bir sonraki pazartesiye hazırlanacaktı, ama gelecek haftasonu biz Pelin teyzenin evlilik törenleri için gideceğimizden hiç zamanımız yoktu. Haftaya İzmir'deyiz. Ateş şimdiye kadar hiç tanışmadığı akrabalarımla tanışacak. Heyecanla bekliyoruz.
Salı, Nisan 24, 2012
23 Nisan Kutlu Olsun
Ateş'in okulunda 23 Nisan kutlaması cuma günü yapıldı. Böylece bugünün de tatil olmasıyla 4 günlük bir tatili oldu çocukların. Cumartesi öğleden önce Can'ın, öğleden sonra ise sınıf arkadaşlarından Efe'nin doğumgününe gittik. Akşam da arkadaşlarımıza gidince bütün günü dışarda ve oyun oynayarak geçirmiş oldu Ateş. Buna rağmen gece eve dönerken, oyununu bırakmak zorunda kaldığı için ağladı. Pazar günü tenis ve yine arkadaşlarıyla açık havada oyunla bütün gün geçti. O sırada biz de anne babalarla sohbet ederek oturuyoruz, bu Ateş'e çok garip geliyor. Neden bizim de oyun oynamadığımızı anlamıyor. "Bütün gün oturup konuşuyorsunuz" diyor. Biz de ona bizim eğlencemizin de bu olduğunu anlatıyoruz.
Dün sabah birbirimizin 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı kutladık. Sonra arkadaşlarımızla piknik yapmaya gittik. Çocuklar apartman çocukları olduğundan arada arabada oynasalar da genel olarak açık havada iyi vakit geçirdiler. Dün 23 Nisan olduğu için Ateş'in planı gece 12'den sonra yatmaktı. Çocuk Bayramı olduğu için istediği saatte yatmak istiyormuş. Tam saati bilmemekle birlikte (ben salonda uyuyakaldığım için) epeyce geç yattığını söyleyebilirim.
Bu sıralarda çocuklar arasında çöps modası var. Aslında çöpsler küçük, uyduruk, plastik oyuncaklar, ama çocuklar bayılıyor. Ateş'in 18 tane var. Bir tane de nadir bulunanı var, ama O sınırlı sayıda bulunanlardan istiyor.
Dün sabah birbirimizin 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı kutladık. Sonra arkadaşlarımızla piknik yapmaya gittik. Çocuklar apartman çocukları olduğundan arada arabada oynasalar da genel olarak açık havada iyi vakit geçirdiler. Dün 23 Nisan olduğu için Ateş'in planı gece 12'den sonra yatmaktı. Çocuk Bayramı olduğu için istediği saatte yatmak istiyormuş. Tam saati bilmemekle birlikte (ben salonda uyuyakaldığım için) epeyce geç yattığını söyleyebilirim.
Bu sıralarda çocuklar arasında çöps modası var. Aslında çöpsler küçük, uyduruk, plastik oyuncaklar, ama çocuklar bayılıyor. Ateş'in 18 tane var. Bir tane de nadir bulunanı var, ama O sınırlı sayıda bulunanlardan istiyor.
Perşembe, Nisan 19, 2012
Olanlar...
Ateş bateriyi ilerletti. Artık eve gelip bana da öğretiyor. Gerçekten öğretiyor. Bateriyi uzaktan kolay sanırdım. Oysa hem iki kol, hem de iki ayak ayrı ayrı çalışıyormuş. Koordine olmak oldukça zor. Ama Ateş çok keyifle ve çok severek çalıyor, derslere mutlu mutlu gidiyor. Dersleri cumadan salıya alındı.
Bir önceki yazıdan beri bir haftasonu sınıf arkadaşı Onat'ın doğumgününe gittik. Geçtiğimiz haftasonu ise sınıfındaki arkadaşlarıyla birlikte Berke'lere gittik. Arkadaşlarıyla çoooook eğlendi. Cumartesileri hep program olunca tenis dersleri pazara kaldı. Pazar günleri genellikle abisiyle ve İpek'le birlikte tenis dersini yaptı ve boool bol açık havada oynadı.
Çarşamba akşamları da arkadaşlarımızla açık havada geçiriyoruz hava iyi olduğu müddetçe. Dün akşam Ateş okuma ödevini arabada oraya giderken yaptı. Orda arkadaşlarıyla güzelce oynadı. Eve dönerken de, evde kalıp Star Wars izlemenin de çok keyifli olduğunu, ama arkadaşlarla oynamanın çok daha keyifli olduğunu söyledi.
Bir önceki yazıdan beri bir haftasonu sınıf arkadaşı Onat'ın doğumgününe gittik. Geçtiğimiz haftasonu ise sınıfındaki arkadaşlarıyla birlikte Berke'lere gittik. Arkadaşlarıyla çoooook eğlendi. Cumartesileri hep program olunca tenis dersleri pazara kaldı. Pazar günleri genellikle abisiyle ve İpek'le birlikte tenis dersini yaptı ve boool bol açık havada oynadı.
Çarşamba akşamları da arkadaşlarımızla açık havada geçiriyoruz hava iyi olduğu müddetçe. Dün akşam Ateş okuma ödevini arabada oraya giderken yaptı. Orda arkadaşlarıyla güzelce oynadı. Eve dönerken de, evde kalıp Star Wars izlemenin de çok keyifli olduğunu, ama arkadaşlarla oynamanın çok daha keyifli olduğunu söyledi.
Cumartesi, Mart 31, 2012
Arkadaşının Doğumgünü
Ateş'in sınıf arkadaşlarından yakınımızda olanlarla çoktan tanıştık, ara ara çocuklarla ya da onlarsız biraraya geliyoruz. Bundan çok memnunum. Bugün daha uzaktaki bir arakadaşının doğumgünü vardı .....'da. Biz de tenis dersimizi iptal edip doğumgününe gittik. Cengiz tek baba olunca pek mutlu olmadı ama Ateş arkadaşlarıyla çok iyi vakit geçirdi. Ben de daha önce hiç tanışmadığım annelerle tanıştım. Çok iyi oldu. Ateş'i kendi arkadaş ortamı içinde görmek çok hoşuma gidiyor. Parti bitince eve döndük. Bugün kendi parasıyla aldığı Star Wars kılıcıyla oynuyor. Ödevler bitti.
Cuma, Mart 30, 2012
Bateri
Ateş'in baterisi geldi salı günü. Babası hemen montajını yaptı. Ateş bateriyi çok sevdi. O günden beri her akşam mutlaka bateri çalıyor. Neyse ki kulaklıkla çalma fonksiyonu var, yoksa apartmandan kovulurduk herhalde. Şu anda da babasıyla bateri kursunda. Umarım hevesi çabuk geçmez.
Pazartesi, Mart 26, 2012
Torun
Geçen cuma sabahı, ben onu uyandırmadan erkenden uyandı Ateş. Bizim yanımıza geldi. "Anne, ilerde benim çocuğum olduğunda, ben işe gittiğim zaman, çocuğum kreşe gidecek kadar büyümediyse, ya da hastaysa falan ona sen bakar mısın" dedi. Benim de babasının da torunumuza bayılarak bakacağımızı anlattım tabi ki. Yaz tatillerinde de severek bakacağımızı söyledim. Bunun için karısının onayının olması gerektiğini de ekledim. Şimdilik onu hiç hesaba katmıyor. Gerçekten böyle bir şey olursa ne kadar çok mutlu olurum.
Haftasonunun büyük kısmını açık havada arkadaşlarıyla oynayarak geçirdi, çimlerde yuvarlandı, koşmaca oynadı, tenis oynadı. Evde olduğumuz zamanlarda da Star Wars tekrarlarına devam etti. Babası Ateş'e ve abisine şeffaf kutular aldı. Ateş kendi kutusunu "önemli şeyler kutusu" yaptı. İçine kendince önemli şeylerini koydu. Haftasonu güzel geçti.
Haftasonunun büyük kısmını açık havada arkadaşlarıyla oynayarak geçirdi, çimlerde yuvarlandı, koşmaca oynadı, tenis oynadı. Evde olduğumuz zamanlarda da Star Wars tekrarlarına devam etti. Babası Ateş'e ve abisine şeffaf kutular aldı. Ateş kendi kutusunu "önemli şeyler kutusu" yaptı. İçine kendince önemli şeylerini koydu. Haftasonu güzel geçti.
Perşembe, Mart 22, 2012
Koro
Bugün Ateş'in okulunda müzik dersinin gösterisi vardı. Heyecanla erkenden gidip oturduk. Ateş koroda sahneye çıktı. Çok güzel iki şarkı söylediler. Hareketlerle şarkıya eşlik ettiler. Ateş çok hevesle ve tüm beden hareketleriyle katıldı şarkılara. Ben bir yandan elimi sabit tutup kameraya kaydederken, bir yandan da yanaklarımdan süzülen yaşlara engel olamadan oğlumu seyrettim. Sonra abiyi de alıp eve döndük. Banyo, yemek, ödev üçlüsü bitti, Star Wars seyrederek oyun oynuyor şu anda.
Okulda yapılacak okuma bayramında sınıfça sunacakları dramada önemli bir rolü var Ateş'in. O yüzden artık rolünü de çalışmaya başlayacağız.
Bugün Ateş'in piyanosunu kendi onayıyla sattık, onun yerine biraz da fark vererek kendi istediği gibi bir bateri alacağız. Galiba piyano bizim (özellikle de benim) isteğimizdi, bateri tamamen kendi isteği. Tabi ki önemli olan kendi sevdiği ve istediği müzik aletini çalması. Bateri dersinden şimdilik çok mutlu, çok severek gidiyor, isteyerek çalıyor. Aslında ben yine de piyanoyu satmak istemiyordum, ama Cengiz beni, Ateş'in ilerde de sevdiği ve ilgisinin olduğu bir müzik aletini çalmasının iyi olacağı ve baterinin her açıdan daha iyi olduğu gerekçesiyle ikna etti.
Okulda yapılacak okuma bayramında sınıfça sunacakları dramada önemli bir rolü var Ateş'in. O yüzden artık rolünü de çalışmaya başlayacağız.
Bugün Ateş'in piyanosunu kendi onayıyla sattık, onun yerine biraz da fark vererek kendi istediği gibi bir bateri alacağız. Galiba piyano bizim (özellikle de benim) isteğimizdi, bateri tamamen kendi isteği. Tabi ki önemli olan kendi sevdiği ve istediği müzik aletini çalması. Bateri dersinden şimdilik çok mutlu, çok severek gidiyor, isteyerek çalıyor. Aslında ben yine de piyanoyu satmak istemiyordum, ama Cengiz beni, Ateş'in ilerde de sevdiği ve ilgisinin olduğu bir müzik aletini çalmasının iyi olacağı ve baterinin her açıdan daha iyi olduğu gerekçesiyle ikna etti.
Cumartesi, Mart 17, 2012
Teşekkür
Ateş biraz önce banyo yaparken, büyüyünce ünlü olursa bize teşekkür edeceğini söyledi. Eğer şarkıcı olursa benim için şarkı yazacak ve söyleyecekmiş. Ressam olursa benim için resim çizecekmiş. Ödül alırsa "bunu annemle babama borçluyum falan" diyecekmiş.
Bu arada ilk kez, tabi ki abisinin sayesinde maç izliyor Ateş. O abisiyle birlikte Galatasaray'ı tutuyor, ben onlara karşı Fenerbahçe'yi. Ateş'le iddiaya girdik, Fenerbahçe kazanırsa ben Ateş'i 20 kez öpeceğim. Galatasaray kazanırsa ben Ateş'e bir hafta boyunca hiçbir şey söylemeden su vereceğim. Çünkü nerde ve nasıl olursa olsun, suyunu sürekli benden istiyor, ben uygun değilsem bekliyor, yine de kendi almıyor. Ben de ısrarla kendi suyunu kendisinin almasını söylüyorum.
Bu arada ilk kez, tabi ki abisinin sayesinde maç izliyor Ateş. O abisiyle birlikte Galatasaray'ı tutuyor, ben onlara karşı Fenerbahçe'yi. Ateş'le iddiaya girdik, Fenerbahçe kazanırsa ben Ateş'i 20 kez öpeceğim. Galatasaray kazanırsa ben Ateş'e bir hafta boyunca hiçbir şey söylemeden su vereceğim. Çünkü nerde ve nasıl olursa olsun, suyunu sürekli benden istiyor, ben uygun değilsem bekliyor, yine de kendi almıyor. Ben de ısrarla kendi suyunu kendisinin almasını söylüyorum.














