Perşembe, Temmuz 29, 2010

Havuz

Dün akşam üzeri İpekler'in havuzuna gittik. Ateş şimdiye kadar çok az havuza girdi. Benim kuzenimin yazlığındaki havuza girmişti epeyce önce. Başka zaman olduysa da hatırlamıyorum. Babası havuz işini sevmiyor. Hatta o yüzden yüzme kursuna gitmesine bile gönüllü olmadı. Bu nedenle pek havuz tecrübesi olmayan Ateş, dün akşam sitenin girişinde römorkta bekleyen bir tekneyi görünce "ne kadar büyük havuzları varmış, tekneyle gelmişler" dedi. Hepimiz kahkahalarla gülerek "ne güzel espri (!) yaptın Ateş" dedik, böylece bilmeden komik birşey söylediği halde gülmemize kızmadı.
Neyse dün akşam Kaan da geldi. Ateş, Kaan ve İpek havuzda çok eğlendiler. Bizimki kollukla yüzmeyi kesinlikle kabul etmedi. Üstelik havuzun heryeri boyunu geçiyordu. Şaşırtıcı derecede güzel yüzdü üstelik. Süperdi. Üzerine abisiyle birlikte duş aldılar. Abisi saçlarını sabunladı. Sonra mutlu mutlu yemeğini yedi, çok sevdiği bulgurlu köfte vardı. Gece geç saatlere kadar oynadılar. Biz de üniversite yıllıklarımıza bakıp ne kadar zaman geçtiğini konuştuk. Bu akşam yine tenis dersi var. Sabah tenisi hatırlattığımda "oleeeyyyy" dedi.
Dün ona Felaket Henry'nin 12 kitabını daha aldım. Dün gece okumaya başladık.

Çarşamba, Temmuz 28, 2010

Evdeyken neler yapıyoruz?

Denizde değilken Ateş gündüzleri evde kalıyor, ablasıyla oyun oynuyor. Denize gitmeyi çoook seviyor tabi ki, ama evde olmaktan da çook mutlu. Uzun zamandır oynamadığı oyuncaklarını çıkardık. Geç kalkıyor, direk oyun oynamaya başlıyor. Bazen televizyon, bazen bilgisayar, çokça oyunla geçiyor günleri. Akşam olup biz işten geldiğimizde ise çoğunlukla dışarıya çıkıyoruz. Sadece pazartesi akşamları evdeyiz. Salı ve perşembe (Ateş çok sevdiği için haftada 2'ye çıkardık) tenis dersi var. Çarşamba akşamları da genelde dışarda bir aktivite oluyor. Cuma akşamı zaten denize gidiyoruz ve hafta bitiyor.
Ateş'in evde olduğu geçen haftalarda bir gün Ateş'i işyerime götürdüm. Heryeri gezdi, masamda oturdu, masa tenisi oynadı, herkesle sohbet etti, resimler yaptı. Sonra ikimiz birlikte öğle yemeğine gittik bir restorana. Sonra da onu eve bıraktım. Bir başka gün babası götürdü işyerine. Orda da tanıdığı herkesi ziyaret etmiş, yine yemek yiyip döndüler. Geçen hafta bir gün öğlen de Ateşko'yu playlande götürdüm. Ara ara gördüğünde istiyordu, ama hep çok kalabalık olduğu için girmiyorduk. Bu sefer sakin olur diye özellikle öğlen gittik. 1,5-2 saate yakın vakit geçirdik. Trambolinde uzun uzun zıpladı. Yeni ve daha büyük çocuklar için gelen oyuncakları denedik. Kendi söylediğine göre, "çoktan da çok iyi" vakit geçirmiş.
Deniz kenarında vakit çoğunlukla kumda ve denizde geçiyor. Baştan ayağa kumlara bulanıyor, denizde gayet güzel yüzüyor, özellikle bu hafta çok ilerletti. Hortumla ya da duşta kendi duşunu alıyor. Sadece çok sıcak öğle saatlerinde odaya giriyoruz.
Yani yaz çok güzel geçiyor...
NOT: Lades tüm hızıyla devam ettiği gibi, bir de "evet-hayır" oyunu çıktı başımıza.

Perşembe, Temmuz 22, 2010

Lades

Son haftalarda Ateş lades oyununu öğrendi, sanırım abisinden. Öğrendiğinden beri bize sürekli anlamlı-anlamsız birşeyler vererek lades yapmaya çalışıyor. Ben genelde kanmış görünüyorum. Babası ise, gerçekten unutmuşsa ancak birşey demiyor, yoksa mutlaka "aklımda" diyor. Böylece Ateş benim çok kolay unutan ve kolay kanan birisi olduğumu düşünüyor. Babasına ya da bana lades yaptığında acaip eğleniyor, kahkahalar atıyor.
İlk öğrendiği gün babasına birşey vermiş, sonra "vezir" demiş. Babası "neee" deyince bu sefer düşünüp "esir" demiş. Sonra durup "lazer" demiş. Babası kahkahalar arasında lades demek istediğini anlamış. O günden beri ismini unutmuyor.
Çok komik başka birşey de, deniz yolumuzun üzerindeki ..... beldesinin ismini unutan Ateş oraya "musluklu" dedi. Artık biz de oraya musluklu diyoruz.

Pazartesi, Temmuz 19, 2010

Eve döndük...

İlk kalabalık tatilimiz bitti. Alttaki yazıda yazdığım gibi çocuklar harika bir ekip oluşturdular. Özellikle 4 büyük birarada çooooook eğlendiler. Ateş denizde onlara çok fazla katılamadı, çünkü hepsi balık gibi yüzüp, birbirlerine çılgın su şakaları yapıyorlardı. Bu iş Ateş'in yüzmesine yaradı. Derin yerlere gitmek için taktığımız kolluklarla dalga geçtikleri için Ateş hiç kolluk takmak istemedi. Onlara göstermek için yüzmesini daha da ilerletti. Şimdi gayet güzel yüzüyor. Ama tabi kol ve bacak hareketlerini ilerletmesi lazım. Belki, bin kez kafası suya battı, ama artık hiç aldırmıyor.
Özellikle deniz dışında Ateş de diğer çocuklarla çok eğlendi. Genelde hep birlikte aynı masada yemek yediler. Sonra Ateş'in okuldan arkadaşı Yağız da geldi. Ateş Yağız'la denizde su savaşı yaptı, okey oynadı, futbol oynadı. Kısaca bütün hafta çooooook iyi vakit geçirdi. Öyle ki, oraya götürdüğüm bütün aktiviteleri (çizim kitapları, oyun hamurları, oyunlar, resim defterleri, boya kalemleri vb.) aynen geri getirdim. Sadece geceleri -yorgunluktan bayılmazsa eğer- Felaket Henry okuduk. Bir de öğlenleri çok sıcak olduğu zamanlarda toplam 2 film izledik. Oyuncak Hikayesi 1 ve 2'yi izledik. Dün öğlen de sinemaya gidip üçüncüsünü seyrettik. Ateş filmleri çok beğendi.
Cumartesi günü Toprak Efe'nin 2. doğumgünüydü. Hep birlikte deniz kenarında kutladık. Toprak Efe'nin kuzenlerinin de gelmesiyle çocuk sayısı daha da arttı. Biz Toprak Efe'ye, oyuncak hikayesi filmlerinde iyi rollerden birinde oynayan Patates Kafa'dan aldık. Ateş küçükken çok severek oynamıştı, ama şimdi hatırlamıyor.
Neyse, cumartesi akşamı eve döndük. Dün sinema dışında evde yayılarak geçirdik günü. Bugün biz işteyiz, Ateş evde ablasıyla oyun oynuyor. Haftasonu yine deniz.

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

Çocuk Ordusu

Akşamüstü yazdığım postun 1-2 saat sonrasında Ateş'in abisi, kuzeni Lal ve Alp, onların kuzenleri Şan ve Sim geldiler. Alp henüz bebek, geri kalan 5 çocuk bütün geceyi koşarak ve oyun oynayarak geçirdiler. Ateş bu 5 çocuğun en küçük olanıydı. Çoook koştu, çoook eğlendi. Bütün hafta böyle geçer umarım.

Şu anda...

Ben kumsalda gölgede oturuyorum, Ateş bitmeyen enerjisiyle kum oynuyor. Gün içinde saatlerce yüzdük. Ben yoruldum, o gayet enerjik görünüyor.

Cumartesi, Temmuz 10, 2010

Yüzme

Ateş bugün yüzmeyi tam olarak öğrendi.

Cuma, Temmuz 09, 2010

İyigeceler

Yaklaşık 1 yıldır Ateş, gece kitap okuma seansı bitip de uyumaya gecerken, bana ve babasına "iyi geceler, iyi uykular, renkli rüyalar, benim annemle babam en güzel, en komik, en tatlı rüyaları görsün" diyor. Biz de aynı şekilde karşılık veriyoruz. Babası o an yanımızda yoksa bile mutlaka onu cağırıyor ve mutlaka bu konuşma kelimesi kelimesine gerçekleşiyor.

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Tenis

Ateş temmuz başladığından beri tatilde, yani okula gitmiyor. Burdaysak evde ablasıyla kalıp oyun oynuyor. Haftasonları zaten denize gidiyoruz hep birlikte. Evde çok mutlu, epeydir oynamadığı, oynamaya zaman bulamadığı oyuncaklarının hepsini döktük ortaya, bayıla bayıla oynuyor. Akşamları ise evde durmuyoruz genelde. Salı akşamları Ateş'in tenis dersi devam ediyor. Dün akşam 4. dersi vardı. Çoook severek gidiyor. Sabah, akşama tenise gideceğimizi söylediğimde "oleyyy, ama keşke şimdi gitseydik" dedi. Mehmet Eren dün hastalanıp gelemediği için Ateş 2. kez tek başına ders aldı. Öğretmeni önce sıkılabileceğini söylemişti, ama tek başına derste bile çok mutlu oluyor, ders hiç bitmesin istiyor. Öğretmeninin söylediğine göre birkaç ders ilerden gidiyormuş, yapmasını hiç ummadığı hareketleri yapabiliyormuş. Tenisten sonra da sadece tenis oynayanların duş alabileceği yerde duşunu alıyor Ateş. Bundan çok hoşlanıyor.
Cuma günü denize gidip bu sefer öbür haftaya kadar kalacağız. Ateş'in kuzenleri Lal, Alp ve onların kuzenleri gelecek. Abi de kalacak bizimle. Böylece bol çocuklu bir tatil olacak bu sefer. Ateş artık o kadar arkadaş canlısı ki, hiç tanımadığı çocuklarla bile anında arkadaş oluyor, oyun oynuyor. Umarım keyifli bir tatil olur. Sonra ağustosta da tatil yapacağız, bu sefer daha uzun bir tatil olacak.
Bugün ya da yarın Ateş'in okulu yeni yerine taşınıyor. Ateş eylülde 6 yaş sınıfına okulunun yeni yerinde başlayacak.
Bugün öğleden önce benim işyerime geldi, birlikte işyerimi gezdik, iş arkadaşlarımla sohbet etti, masa tenisi oynadı, resim yaptı. Daha önce de gelmişti, ama pek hatırlamadı. Sonra başbaşa güzel bir yemek yedik ve onu eve bıraktım. Yarın da babasıyla öğle yemeğine çıkacak, sonra babasının işyerine gidecek. Eve birlikte dönecekler. Pek mutlu oldu bizim işyerlerimize geldiğine.
Lilypie Kids Birthday tickers