Salı, Aralık 31, 2013

Aralık

Geçtiğimiz haftalarda Ateş'in okulunda bu dönemin 2. veli toplantısı gerçekleşti. Bütün öğretmenleri çok memnundu Ateş'ten. Yine mutlu mutlu ayrıldık okuldan. Hep yazdığım gibi benim için en önemli şeylerden biri Ateş'in okulunu çok sevmesi ve isteyerek okula gitmesi. Sınıf öğretmeni, karşısında 9 yaşında bir çocuk değil, sanki 19 yaşında bir yetişkin olduğunu, onunla normal bir şekilde konuşabildiğini söyledi. Durumu gayet iyiymiş. Sevindik tabi, çok mutlu olduk.
Geçtiğimiz cuma akşamı ağır ateşli bir hastalığa yakalandı Ateş. Neyse ki okulu tatil, evde rahat rahat dinlenebildi. Dün sadece bir kez ateşi çıktı, bugün tümüyle düzelir umarım. 
Dün birlikte Hobbit'in 2. filmine gittik. Ateş hikayeyi zaten biliyordu, bana açıklamalarda bulundu. Uzun, tam 3 saatlik bir filmdi ama hiç sıkılmadan zevkle izledik. 
Bu akşam kalabalık bir arkadaş grubuyla bizim eve yakın bir yerde yılbaşını kutlayacağız. Herkes yiyecek birşeyler getirecek. 10'dan fazla çocuk olacak. Hep birlikte eğlenmeyi planlıyoruz. 

Çarşamba, Aralık 04, 2013

Tırtıl ve Timsah







Konuyu, anlatımı, her konuya uygun resimleri çok çok beğendim.

Salı, Aralık 03, 2013

4 günlük tatil

Geçen hafta perşembe ve cuma günü okullar, 8. sınıfların SBS sınavından dolayı tatildi. Çocukların beklemediği bir tatilleri oldu böylece. Perşembe günü babası ve abisiyle birlikte, çok özledikleri Lili'yi ziyarete gittiler. Ateş uzun süredir Lili'yi dilinden düşürmüyordu. Bazen ondan bahsederken gözleri doluyordu. Neyse bu tatil çok iyi oldu. Haftasonları görmeye gidemiyoruz, çünkü Ateş'in basket ve tenis dersleri var. 
Cuma gününü evde Ayşe ablasıyla geçirdi. Uzun zamandır bir bütün günü evde geçirmediği için evde olmayı çok özlemişti. Bol bol oyun oynadı. Cumartesi, basket ve tenisten sonra, Ateş'in Hamdiye ablası, küçük bebeğiyle birlikte bizi ziyarete geldi. Çok sevindik, tatlı kızı Edanur'u sevdik. Pazar günü yine Ateş'in peşinde geçti günümüz.
Bu 4 günlük tatilde bir de performans ödevi vardı Ateş'in. Tümüyle kendisi kurgulayarak bir kitap yazdı. Önce konuyu yazdı. Kapağını yaptı, yazılarını yazdı, her sayfaya konuya uygun resimler yaptı. Böylece bir yazar oldu. Kitabının adı Tırtıl ve Timsah. Bu ödevi yapmayı çok çok sevdi. Bu ödevinden 100 aldı. Fotoğrafları da ekleyeceğim. 

Ödev

Şu anda yanımda matematik ödevini yapıyor. Yaparken çok keyifli. Bazen sorulan problemler hakkında yorumlar yapıyor, bazen de bana okulla ilgili birşeyler anlatıyor. Bu arada sürekli kaşınıyor. Ödevini bitirdikten sonra ben kontrol edeceğim. Yarın matematik sınavı var. 

Cuma, Kasım 22, 2013

Sportif Faaliyetler

Bu yıl haftasonları hem baskete, hem tenise gittiğini yazmıştım Ateş'in. Buna bir de badminton eklenecek galiba. Çünkü, okulda da badminton takımına seçilmiş. Ayrıca cuma akşamüstü bir de bateri dersine gidiyor. Derslerden önce hep mızıldanıyor, ama gidince de mutlu oluyor. 
Geçen hafta Ateş'in sınıfının pasta satışı vardı. Her sınıf ayrı bir günde pasta satışı yapıyor ve kazanılan parayla bir sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunuyorlar. Ateş'in sınıfının pasta satışı için top şeklinde mozaik pastalar yaptım, bir de üzerine kokteyl kürdanları koydum. Çocukların çok hoşuna gitti. Jöleden sonra en önce biten ikinci şey oldu. Ben satış yapmak üzere okula gittim Ateş'le beraber. Böyle zamanları çok seviyorum. Böylece her sabah neler yaptığını, zil çalmadan önce nasıl oynadıklarını, hep birlikte yaptıkları sabah sporunu gördüm ve birlikte okudukları andımızı dinledim. Teneffüslerde pasta satışı yaptım. Öğretmeniyle ve başka velilerle sohbet ettim. Çok keyifliydi. 
Bu haftasonu yine önce bateri, sonra basket ve tenisten oluşan yoğun programımız var. Tenisten sonra  bile programımız devam ediyor, çok yoğunuz. 
Okulda ara ara eksi alıyor. Geçen gün neden eksi aldığını sorduk, derse geç kalmış (tenefüste başladığı oyunu bırakamıyor bir türlü). Kerem'le boğuştuğu için ders zilinin çaldığını duymamış. Eğer yerlerde yuvarlanmasalarmış belki etraftakilerin gittiğini görürlermiş, ancak o  da mümkün olmamış. Bunları öyle bir söyledi ki, gülmekten gözlerimizden yaşlar geldi. Ne yapalım, eninde sonunda boğuşurken etrafa dikkat etmeyi öğrenecek.

Cuma, Kasım 15, 2013

Normale Dönüş


  • Yaramazlık zamanları sona erdi. Ateş normale döndü. Artık daha önce olduğu gibi, sürekli artı almaya ve övgü duymaya başladı. Bu hafta hep artı aldı, hiç eksi almadı. Çok sevindim böyle olmasına, öbür türlüsüne hiç alışık değilim, çok garip geldi. Neyse böylesi çok daha iyi.
  • Geçtiğimiz çarşamba günü, pasta satışı vardı okulda. Top şeklinde mozaik pasta yaptık, üstüne şekilli kürdanları koyduk. Çocukların çok hoşuna gitti. Jöleden sonra hemen tükenen ikinci şey oldu. Bir yiyen çocuk bir daha geldi almaya. Ben de sevindim. Ateş'i kendi ortamında görmeyi çok seviyorum. Mümkün olduğunca her fırsatta gitmeye devam edeceğim. 
  • Ateş bugün drama dersindeki en güzel mimik yarışmasında, arkadaşlarının oylarıyla birinci olmuş. En güzel sevinen, üzülen, şaşıran yüzü o yapmış.
  • Haftasonları bateri, basketbol ve tenis dersleri devam ediyor. Dün okulda beden eğitimi dersinde okulun badminton takımına seçilmiş. 

Çarşamba, Kasım 06, 2013

Yaramazlık

Geçen hafta perşembe günü Ateş'in öğretmeninden bir e-mail aldım. Bize veli toplantısında bahsettiği hareketlilik yaramazlığa dönüşmüş. Ateş'in başka çocukların yerine cevaplar verdiğini, bağırarak konuştuğunu, dersin işlenişini bozduğunu söyledi. Ben de tabi ki Ateş'le bu konuda konuşacağımızı ve mutlaka düzeleceğini söyledim. Bu Ateş için aldığımız ilk gerçek şikayet. Bu boyutta birşey beklemiyordum, şok oldum. Neyse kızmadan, azarlamadan, sakince ve kısaca konuştuk Ateş'le. Şimdi öğretmeninin sıkı takibi altında. Bu hafta boyu davranış takip formu dolduruyor öğretmenleri Ateş için. Eve getirip hergün bana imzalatıyor. Şimdiye kadar geçen iki günde aldığı notlar genellikle 5 idi (en yüksek not), ara ara 4 ve bir kez de 2 aldı. Söz verilmeden konuştuğu için 2 almış.  

Çarşamba, Ekim 30, 2013

Ekim Ayı...

Ekimin sonuna geldik. Bu arada birçok olay oldu tabi hayatımızda. Öncelikle veli toplantısını yazayım. Ateş'in bütün öğretmenleri akademik başarısından, ödevlerinden çok memnun olduklarını söylediler. Ayrıca sınıf öğretmeni ve bir İngilizce öğretmeni sınıfta yaramazlıklar yaptığını da söyledi. Tabi bir grup o yaştaki çocuk biraraya gelince mutlaka yaramazlıklar oluyor. Ama tabi öğretmenin de sınıfta belli bir düzeni oturtması gerekiyor ki ders yapılabilsin. Biz de Ateş'le bu konuda konuştuk. Çalışkanlığından çok memnunum ama, açıkçası hiç yaramazlık yapmayan, çok efendi bir çalışkan çocuk olmasındansa abartmadan yaramazlık yapan bir çocuk olmasını tercih ederim. Tabi sınırı geçmemeli. Sonuçta okulla ilgili bir problemimiz yok. Okul-aile karşılıklı olarak birbirimizden memnunuz. Umarım hep böyle gider.
Bu arada büyük sınavları başladı Ateş'in. Geçen hafta Türkçe'den sınav oldular, 100 aldı. Bu hafta da matematik ve hayat bilgisinden sınavları var. Okul aracılığıyla üye olduğumuz bir online çalışma sitesi var. Okulda işledikleri konularla ilgili 10'ar soruluk ekstra testler var. Biz de akşamları o testlerden yapmaya başladık. Yani Ateş yapıyor, ben de yanında oluyorum. Ama konuları tekrar etmek, anlamadığı noktalar varsa tekrarlamak, dikkatsizlikten yaptığı hataları görmesini sağlamak bence çok iyi oluyor.
Bu ay içindeki bayram tatilini deniz kenarında geçirdik. Hepimize çok iyi geldi. Ateş, abisiyle, kuzeniyle, İpek'le ve 2 günlüğüne gelen Onat'la çok çok iyi vakit geçirdi. Bol bol Lili'yi sevdi. Hava iyiydi, ancak denize 1-2 kez girdi. Bisiklet, kum, köpekler vs. ile çok eğlendiler.
Bu ayın değişik haberlerinden birisi de Ateş'in sportif faaliyetleri oldu. Beden eğitimi öğretmeninin tavsiyesi ile cumartesi-pazar sabahları 10'da baskete başladı Ateş. Arkadaşı Kerem de orda olduğundan çabuk uyum sağladı ve tahminimizden çok daha fazla sevdi. Bu durumda artık tenisi bırakırız diye düşünmüştük, ama kendisine sorunca, tenise de devam edeceğini söyledi. Bu haftasonu öğlenleri 13'te tenise de başladılar İpek'le beraber. Bu sene 3 yıldır ders aldığı tenis öğretmeni yerine tenis kulübünde çocukları devam ettirme kararı verdik. Ders alıyorlardı, ancak karşılıklı maç yapma gibi bir durum olmadığından tenis oynama zevkini alamadılar diye düşünüyoruz. Tenis kulübü bu açıdan çok daha profesyonel. Cumartesi günü ilk kez gittiklerinde seviye belirleme testinden geçtiler önce. Öğretmen de bizimkilerin beklediğinden çok daha iyi olduğunu ve performans sınıfına alacağını söyleyince çocuklar bu işe bayıldılar. Şimdi performans sınıfındalar.
Cumartesi Ateş'in kreşten beri aynı okulda olduğu Yağız'ın doğumgününe gittik. Basket ve tenisin üstüne doğumgünü ve akşam da arkadaşlarımıza gidince bizimkinin pestili çıktı. Dün Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak için yapılan yürüyüşe katıldık ailece. Ateş elinde bayrağını sallayarak kutladı bayramımızı. Kalabalık büyük bir grupla epeyce yürüdük. Çok mutlu olduk.
Bir ekim ayı da böyle geçti.

Pazartesi, Eylül 30, 2013

Arkadaş

Ne mutlu ki, bu yaz deniz kenarında hemen hemen hiç yalnız kalmadık. Hep Ateş'in ve bizim arkadaşlarımızla birlikte olduk. Ateş zaten kuzeni Toprak Efe'yle çok iyi anlaşıyor. Artık okul ve servis arkadaşı da oldular. Yaz boyu İpekler geldi, onlar yokken Ömürler geldi. Biz tatile gittik. Sonra Onatlar geldi. Son iki haftasonudur yine Ömürler geldi. Ateş Ömür'le çok iyi anlaşıyor ve çok iyi vakit geçiriyor. Ömür Ateş'ten iki yaş büyük. Haftasonu boyunca sürekli oyun oynuyorlar, çocuğu sanki hiç görmüyor gibi oluyoruz. Sürekli bir hareket var, yüzüyorlar, bisiklete biniyorlar, odada yorgan savaşı yapıyorlar, dubadan atlamaca oynuyorlar, masa tenisi oynuyorlar. Çok memnunum, böyle arkadaşlıkları çok seviyorum. Onlara abi ve Toprak Efe de katılıyor, farklı yaşlarda dört erkek çocuk çılgınca oyun oynuyorlar. Bu durumda tabi ödevler cuma akşamından bitiyor.

Cuma, Eylül 27, 2013

Gözlük Koyma Aparatı

Bir önceki yazıda bahsettiğim gözlük takma ve Ateş'in icadıyla yüzük asma aparatı. Fotoğraftaki yüzük, babasının aldığı lord of the rings yüzüğü.

Perşembe, Eylül 26, 2013

Lord of the rings

Aslında bu yazıyı yaz tatilinde yazmalıydım. Ateş'in çok sevdiği film dizileri var, daha önce yazmıştım: Star Wars, Karaip Korsanları, Indiana Jones gibi. Bu yaz bunlara Yüzüklerin Efendisi serisi de eklendi. Ben, daha Ateş doğmadan önce sinemalarda izlemiştim. Babası ise filmlerden önce okulda kitaplarını okumuş. Hatta birlikte izlediğimiz serinin üçüncü filminde, bir savaş sahnesinde ağladığım için Cengiz hala dalga geçer benimle. Bana göre Ateş'e ağır gelebilecek filmlerdi. Ama izlemeye başladı ve çok sevdi. Herbiri en az 3 saatlik olan filmleri birkaç kez seyretti. Tabi eş zamanlı olarak oyunlarını da oynadı yine. Babası geçen yıl boyu akşamları yatarken az az Hobbit kitabını okumuştu Ateş'e. Onun da etkisi oldu tabi. Neyse, bu yıl da okumak üzere yüzüklerin efendisi kitabını aldılar. Üç kitap birarada, tuğla gibi birşey. Ateş yatarken babası okuyacak diye aldılar, ama okul akşamları Ateş çok kısa sürede uykuya daldığı için, liseye giderken ancak bu kitabı bitirirler diyorum ben. 
Köln'deli Lego dükkanında Ateş'in kendine lego aldığını yazmıştım. O legolar Lord of the Rings legolarıydı. Eve dönünce büyük bir keyifle ve hızla bu legoları yaptı Ateş. Hatta stickerlarla dolu küçük bir kağıdı kaybedip legoya yenisini gönderir misiniz, diye yazdığımızda Almanya'dan Ateş adına o küçük stickerlar geldi. 
Okul açılmadan hemen önce babası Ateş'e, bu yoğun ilgiden dolayı, lord of the rings yüzüğü aldı bir tane. Ateş o kadar çok sevdi ki bu yüzüğü, parmağına çok büyük gelmesine rağmen evdeyken sürekli yüzükle dolaştı. Şimdi de Köln'den kendine aldığı gözlük koyma aparatının burun kısmına takıyor. 
Ama tabi ki okul açılınca bu bol zamanları sona erdi. Okulda arkadaşlarıyla çok güzel zaman geçiriyor.
Dün okulun kayıt olduğu online bir web sitesinden çok kısa İngilizce kitaplar okudu ve çok keyif aldı. Kuralların ve kelimelerin hepsini bilmese de (zaten böyle birşey beklenemez) cümlelerin ne demek istediğini anlaması çok hoşuma gitti.

Pazartesi, Eylül 09, 2013

Okul Başladı

Bugün itibariyle Ateş 3. sınıfa başladı. Bu blogu yazmaya başladığımda Ateş 14 aylıktı, şimdiki durum inanılmaz, zaman çok hızlı geçiyor, Ateş gerçekten kocaman adam oldu. Çok sevdiği arkadaşlarıyla aynı sınıfta, o yüzden çok mutlu. Öğretmeni de çok güleryüzlü, sevecen bir öğretmene benziyor. Tanıyan herkes çok şanslı olduğumuzu söylüyor. Ateş'in geçen seneki öğretmeni, şimdiki öğretmenine Ateş'i ve bizi anlatmış, öyle söyledi bugün. Umarım çok güzel bir dönem geçirir Ateş. Yaz ödevlerini bitirmekte zorlandık bu yıl, ama çok güzel bir yaz geçirdik. Ödevlere son günlerde biraz daha hız verdik, ama gerçekten çoook fazla ödevi vardı. Neyse bu yılki ödevlere hazırlıklı olacak bizimki.
Ateş'in İngilizce öğretmeni, benim de 10 yıldan fazla süredir tanıdığım bir öğretmen, beni helikopter anne diye isimlendirdiklerini söyledi (gerçi kendisi Amerikalı). Yani hep çocuğumun çevresinde ve ona kol kanat olacak şekilde dolaşıyormuşum, herhalde anlamı bu demektir. O anlatırken, kollarını bir pervane gibi açarak beni böyle isimlendirdiklerini söyledi. Çocuğuma çok düşkünüm her anne gibi, ama onun iyiliği için helikopter anne olmamalıyım. Bazı şeylerdeki kontrolümü azaltmaya karar verdim. Ateş'in etrafına dikkat etme seviyesini artırmalıyım. Bu benim için bir dönüm noktası. 

Çarşamba, Eylül 04, 2013

Okul Hazırlıkları

Pazartesi sabahı okula gittik Cengiz'le birlikte. Ateş'in servis ve yemek ödemelerini, okul kıyafeti alışverişini, kitap ve kırtasiye alışverişini hallettik. Okul kıyafetlerinin bir kısmının rengi değişmiş. İyi olmuş gibi duruyor. Dün akşam kitaplarını kaplama işini hallettim. Bu arada Cengiz Ateş'in odasında bir başka iş hallederken, Ateş de benim yanımda yaz tatili ödevinin sona kalan kısımlarından birini bitirdi. Ödevin bir sayfasında 20 adet daire vardı, ve öğrencilerden bu dairelere çeşitli eklemeler yaparak yaratıcı şekiller ortaya koyması istenmişti. Ben, bu ne zor ödev, ne yapacak şimdi diye düşünürken, Ateş, dünyadan güneşe, tırtıldan otobüse hepsini çiziverdi. Bende pek olmayan yaratıcılık onda fazlasıyla var. Üstelik hayal gücü inanılmaz gelimiş durumda. Acaip aşamalı oyunlar kuruyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Ancak yine de son iki gündür evde kuzeninin varlığı da Ateş'e çok iyi geldi. Bugün kuzeni gelmediği için üzüldü. Aralarında 3 yaş var, ama özellikle yalnız olduklarında çok güzel oyun oynuyorlar.
Sonuç olarak okul pazartesi başlayacak, Ateş'in sınıf arkadaşları ve öğretmeni o gün belli olacak ve saç kesilmesi haricinde Ateş ve biz okula hazırız. Bugün berbere götürmek istediğimi söyledim, çok itiraz etti yine. Berbere gitmeyi hiç istemiyor. Ama saçları gözlerine giriyor, favorileri çok uzadı. Kısacık kestirmek ben de istemiyorum, ama birazcık kısaltmamız şart. Bakalım ne yapacağız?
Bu yaz tatilimiz çok güzel ve bol aktiviteli geçti. Ateş arkadaşlarını özledi. Ama ödevlerin fazlalığı bizi yordu. Umarım seneye bu kadar çok ödev olmaz.

Salı, Eylül 03, 2013

Lili, Max, Rex

Lili'nin 9 tane yavrusu olduğunu yazmıştım. Bu 9 yavrunun hepsi yakın zamana kadar hayattaydı. Maalesef Ateş'in Mango adını verdiği yavru su içmeye çalışırken öldü. Hepimiz çok üzüldük. Daha sonra Ateş'in amcası, sayıca çok fazla olan bu yavrulara ve bir önceki yavrular olan Zeytin ve Limon'a yer buldu. Bir kasabın bekçi köpeği oldular. Ama Ateş dedesini ikna ederek Lili ile birlikte 2 yavrunun kalmasını sağladı. Bunlardan biri Kaan'ın ve Toprak Efe'nin köpeği oldu: Max. Diğeri de Ateş'in köpeği oldu: Rex. Ama üçü de bütün köpeklerle oynuyorlar, üçü de üçünün sahibi oldu. Lili zaten hep dışarda, diğerlerini de biz gittikçe çıkarıyoruz. Ama Max ve Rex inanılmaz yaramazlar, sürekli bir oyun ve kavga halindeler. Bir topu paylaşmamak için kırk takla atıyorlar. Anneleri Lili artık onlara pek pas vermiyor. Ama bizim çocuklar ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar yavrular için. Max çok yaramaz, Rex'e ise venüs sinek kapan, ya da ısırgan otu diyorlar çok ısırdığı için. Bu 3 köpek bizim çocukların hayatında büyük yer tutuyor, bizim için çok önemliler.
İki gündür Toprak Efe bizim evde Ateş'le beraber kalıyor. İkisi için de iyi oldu bu iş. Eve gelince bir süre sonra sıkılıyorlar çünkü. Birarada olunca çoğunlukla oyun oynayıp iyi vakit geçiriyorlar.

Pazar, Eylül 01, 2013

Gezi-4

Köln'e doğru giderken yol üzerinde bulunan Belçika'nın Liege kentine de uğradık. Yine şehir merkezinde gördüğümüz yerlere uğradık. Burda da Liege waffle'ı yedik. Brüksel waffle'ına göre çok çok daha iyiydi, ama yine de poffertjes lezzetine sahip değildi. Yine yollara düşüp Almanya sınırından girdik. Sınıra çok yakın Monschau diye bir bölgeye geldik. Burası inanılmaz güzellikte küçük bir tatil yöresiydi. Nehir kıyısında sıralanmış çok güzel evler, oteller, dar ve güzel yollarda yürüyenler, bisiklete binenler, biraz ilerde orman yolunda yürüyüş yapanlarla doluydu. Baştan sona yürüyerek gezdikten sonra çok güzel bir yerde yemek yedik. Sonra arabamıza binip Köln'e gittik. Otelimiz geçen sene Paris'te kaldığımız otel zincirindendi. Çok beğendik. Şehir merkezine de çok yakındı. Heryere yürüyerek gidebildik. Yine eşyalarımızı otele bırakıp yürüyerek şehri gezmeye çıktık. Çıkar çıkmaz Lego dükkanı gördük. Ateş orda kendini kaybetti. Bayıldı. Bütün harçlığını orda harcadı. Dönüşte de evde uzun süre mutlu mutlu legolarıyla oynadı. Hala da oynuyor. Sonra yine yakındaki Dom Katedrali'ne gittik. İnanılmaz güzel ve görkemli bir binaydı. Eyfel Kulesi yapılmadan önce Avrupa'nın en yüksek binasıymış. Halen bir yerleri restore ediliyor. İçine girdik, çok güzeldi. Her tarafta vitraylar, mumlar ve tarihi eserler vardı. Çıkışta muhtemelen çok güzel olan bir Roma müzesi vardı, ama saat ve istek itibariyle oraya da giremedik. Otelimiz apart otel olduğu için kendimize yiyecek içecek birşeyler alıp geri döndük ve odamızda akşam yemeğimizi yedik. Ertesi gün Köln'e çok yakın bir eğlence parkı gezimiz daha vardı: Phantasialand. Acaip roller coasterlara bindik. Gerçekten inanılmazdı. Binmekte tereddüt ettiğimiz şeylere bile Ateş ısrarla binmek istedi. Winjas force and fear'lara Ateş üstüste 4 kez bindi ve hala da binmek istiyordu. Üstelik Cengiz bile artık binemez konumdaydı. Trenleri hem hızla yol alıyor, hem de kendi etrafında dönüyordu, inanılmazdı. Colorado yine acaip bir roller coaster idi. İki kez bindik. Ateş babasıyla acaip bir salıncağa bindi. Büyük bir labirente girdik. İnteraktif bir bombalama oyunundan tramboline kadar herşeye bindik. Çok eğlendik. Yordun argın odaya döndük, amacımız tekrar dışarıya çıkıp gezmekte. Ama biz odada uyuyakalınca plan suya düştü. Ertesi gün, bu gezideki tek müze ziyaretimiz olan çikolata müzesine gittik. Kakao ağacının özelliklerinden çikolata yapımına ve tadılmasına kadar herşeyi gördük. Tabi çocuklar buraya bayıldılar. Öğleden sonra da masal parkı diye bir yere gittik. Çok güzel bir ormanın içinde birçok masalı maketlerle canlandırmışlar. Kırmızı başlıklı kızdan, rapunsele, Hansel ve Gretel'den Bremen mızıkacılarına kadar pek çok masal evi vardı. Ancak biraz daha küçük yaşta çocuklara hitabediyordu ve masallar Almanca'ydı. Bu nedenle bizimkiler masallarla pek ilgilenmeyip etrafı gezdiler. Sonra tekrar şehre döndük ve yine gezmeye çıktık. Ertesi gün gezimizin yolculuktan önceki son günüydü. O günü yine Köln şehir merkezinde dolaşmaya ve biraz alışveriş yapmaya ayırdık. Dağıldık, gezdik, buluştuk, yemek yedik. Akşam otele dönüp çoook dağılan bavullarımızı toparladık. Sabah önce Düsseldorf'a, sonra da buraya yolculuk yaptık. Yolculuğun en son fotoğrafı havaalanında bavullarına sarılan çocukların fotoğrafı oldu. Bavullara biraz geç ulaştığımız için bulamayacaklarından korktular. Yaklaşık 1500 fotoğraf çektim. Bir o kadar da arkadaşlardan aldık. Yani bu gezimizi tekrar izleyebileceğimiz 3000 civarında fotoğrafımız oldu. 
Çok güzel bir geziydi. Çok gezdik, çok eğlendik. Ateş çok iyi bir performans gösterdi. Hiç yoruldum demedi. Ne kadar yürürsek yürüyelim hiç problem çıkarmadı. Çok memnun bir şekilde gezdi. Uzun yürüyüşlerimizde yolda bulduğu ağaç dallarıyla bile oyun kurdu. Zaten hep İpek'le birlikte olduğu için de hiç sıkılmadı. 

Cumartesi, Ağustos 31, 2013

Gezi-3

Amsterdam'daki otelimizden ayrılıp Brüksel'e doğru yola çıktık. Önce yol üzerinde Breda isimli bir kente uğradık. Şehir meydanında pazar vardı. Etrafı dolaştık, güzel bir şehirdi. Sonra yine çok güzel şehirlerarası yollardan geçerek Antwerp'e vardık. Antwerp büyük ve güzel bir şehirdi. Bir tanıdığın tavsiye ettiği Giovanni isimli bir italyan restoranında pizza yedik. Şehir meydanını dolaştık. Çok güzel tarihi binalar vardı. Sonra yine yola çıkıp akşamüstü Brüksel'e vardık. Otelimiz şehir merkezindeydi. Küçük, ama çok özenilmiş ve çok güzel bir oteldi. Dekorasyonu için çok emek verilmişti. Otele eşyalarımızı bırakıp yürüyerek şehir merkezine gittik. Bize tavsiye restoran çok dolu olduğu için başka bir restorana oturup midye yedik. Şehrin büyük meydanı olan Grand Place'de dolaştık. Tam akşam vakti olduğu için ışıklarla meydan ve binalar çok güzel görünüyordu. Sonra tekrar otelimize döndük. 
Ertesi gün planda mini europaya gitmek vardı. Ama 13 günlük yolculuğumuzun tek yağmurlu günü bugüne denk geldi. Bazılarımızın yağmurluklarının aslında yağmurluk olmadığını o gün öğrendik. Çok ıslandık. Islak ıslak gezmeye çalıştığımız mini europa ise özellikle çocuklar için çok güzel bir yerdi. Avrupa Birliği'nde yer alan ülkelerin önemli yapılarının oldukça özenli yapılmış maketleri vardı. Eyfel kulesinden Brüksel şehir meydanına, piza kulesinden saat kulesine kadar birçok yer yapılmıştı. Çocuklar için güzel düzenlenmiş bir yerdi, ülkelerin milli marşlarını dinlemek de mümkündü. Dediğim gibi, yağmur dışında herşey çok güzeldi. Metroyla şehir merkezine otelimize geri döndük. Kuru birşeyler giyip tekrar dışarı çıktık, ama fayda etmedi, tekrar ıslandık. Bu sefer yolculuk ünlü olan, ama neden ünlü olduğunu hiç anlamadığımız Manneken Pis heykelini görmeye gittik. Pek de görülecek birşey değildi zaten. Sonra etrafta dolaştık, Brüksel waffle'ı yedik. Ama Hollanda'daki poffertjes'lerden sonra pek beğenmedik. Otele döndük.
Ertesi gün Gent ve Brugge'e gitmek için tekrar yola çıktık. Gent güzel bir şehirdi. Etrafta yürüyerek dolaştık yine. Sonra çok ünlü ola Brugge'e gittik. Burası da kanalları ve manzarasıyla ünlü çok güzel bir şehirdi. Çok güzel bir kanal gezisi yaptık. Yürüyerek şehirde dolaştık. Şehir meydanları da çok etkileyici ve güzeldi. Evleri çok güzeldi. Akşam tekrar otelimize geri döndük.
Ertesi sabah Brüksel'de benim doğumgünümü kutladıktan sonra (bu Ateş için çok önemliydi) bu kez son durak olan Köln'e gitmek için tekrar yola çıktık.

Perşembe, Ağustos 29, 2013

Gezi-2

Arnhem'deki açık hava müzesine girdiğimizde zaten kapanmasına iki saat kalmıştı. O nedenle hızlı bir tur atmak zorunda kaldık. Çok güzel bir ormanın içinde çocuklar için bir dolu aktivite yapmışlar. Bizimkiler çok sevdi. Labirent, inek sağma maketi, kuyudan su çekme, çamaşır yıkama ve merdaneyle sıkma gibi aktiviteler, yel değirmeni, kayıkla gezme, Hollanda köy evi vb. birçok şey vardı. Güzeldi. Altı ayrı bölümü vardı ve bölümler arasında küçük bir trenle yolculuk yapılıyordu. Neyse, kapanma saatinin gelmesi nedeniyle burdan da çıktık ve Amsterdam'a geldik. Burda otelimiz şehir merkezinin oldukça dışındaydı. Otoparkının olması bizim için tercih nedeniydi. Bu bölgede de her yerde olduğu gibi çok sayıda Türk vardı. Otele eşyalarımızı bıraktıktan sonra şehir merkezine gittik arabayla. Arabamızı uygun bir yere parkettik (daha doğrusu öyle sandık, ama dönüşte 60 euro ceza yemiş halde bulduk kendimizi, ondan sonra park işine çooook dikkat ettik). "I amsterdam" yazısında bol bol fotoğraf çektik. Kanalların yoğun olduğu bölgeye geldik. Genel görünüm çok güzeldi. Ortalıkta bisiklet ve tekne hakimiyeti vardı. Maya restoran isminde bir yerde (!) yemek yedik ve otelimize döndük.
Ertesi sabah Volendam gezimiz vardı. Volendam Amsterdam'ın kuzeyinde, bir körfezin içinde çok güzel bir yer. Harika küçük evler sıralanmıştı yolun iki yanında. Evlerin önlerinde çok güzel çiçekler vardı. İnanılmaz güzel bir görüntüydü, hepimiz çok beğendik. Sahil boyunca yürüdük, deniz ürünleri yedik, üzerine mükemmel dutch pancakeler yedik. Çocukların Hollanda köylüsü kıyafetiyle fotoğraflarını çektirdik. Çok tatlı oldular. Öğleden sonra istemeye istemeye Volendam'dan ayrılıp Amsterdam'a geri döndük. Van Gogh müzesini gezmek istedik, ama kapanmasına az zaman ve önünde çok kuyruk vardı. Etrafta dolandık, yürüdük, gezdik. Kanal gezisi yaptık, inanılmaz güzeldi. Çok çok beğendim. Klasik Hollanda evleri yanyana sıralanmıştı, oldukça küçük evlerdi hepsi. İnanılmaz bir tekne trafiği var kanallarda. Ortam süperdi. Anna Frank'ın evini de gördük, ancak önünde çok kuyruk vardı, bekleyemedik. Bütün bekleme sabrımızı geçen sene doldurmuşuz. Akşam, daha doğrusu gece otele dönerken markete uğrayıp yiyecek ve içecek birşeyler aldık. Otelin yakınındaki bir parka oturup geceyarısı pikniği yaptık. Çocuklar bu işe bayıldılar.
Ertesi gün bisikletle şehri gezmeye karar verdik. Babalar çocuklarla birlikte binecekti, biz de kendi başımıza binecektik. Ancak bisiklet kiralayan yerlerde maalesef çocuklarla binebileceğimiz bisiklet kalmamıştı. Başka bir yerde bulduğumuz iki kişilik bisikletler de çocuklara uymadı, dolayısıyla bisiklet gezisi yapamadık. Aslında her yerde bisiklet yolları vardı, çocuklar da rahatlıkla sürebilirdi, ancak yolları ve trafiği bilmediğimiz için cesaret edemedik. Biz de yine yürüyerek heryeri dolaşmaya karar verdik. Bu arada bol bol gay çiftler, coffee shoplar gördük. Dam meydanını gezdik. Güzel yemekler yedik. Kanal kenarında bir kafede yine dutch pancake (Poffertjes) yedik. Bu arada bir iş arkadaşımızın kızı tesadüfen bizimle aynı yerdeymiş ve bu kafenin fotoğrafını çekmiş, bizi tanımıyor. Dönüşte annesi fotoğrafta bizim çıktığımızı farketmiş. Gerçekten acaip bir tesadüf. Beni çok şaşırttı.  
Hollanda'dan en çok aklımda kalanlar, inanılmaz bisiklet sayısı, herkesin ama herkesin bisiklet kullanıyor olması, kanallar, örümcek ağları ve poffertjesler herhalde. Yollarda boool bol inek gördük. Köyleri, kasabaları süperdi. Çok güzel bir ülkeydi. Ertesi sabah, bu sefer Brüksel'e gitmek üzere yine yola çıktık. 

Gezi-1

Uzuuuun bir aradan sonra nihayet gezimizi yazabiliyorum. İlk günün sabahında saat 6.30 gibi Düsseldorf'taydık. İki aile birlikte bir araç kiralamıştık, onu teslim aldık. Otele eşyalarımızı bırakıp hemen çıktık. Sabahın erken saatleri olduğu için şehir çok boş geldi bize, ancak akşam saatlerinde aynı yerler çok kalabalıklaşmıştı. Yürüyerek etrafı dolaştık biraz, Film Müzesi'ni gezdik. Ren nehri kıyısında öğle yemeği yedik, sonra yorgunluktan perişan şekilde otele dönüp biraz uyuduk. Saat 5.30 gibi tekrar çıktık. Yine yürüyerek Ren nehri kıyısına geldik. Bu saatte çok daha eğlenceliydi. Königsale (Kö) caddesinden geçtik. Gezenler, bisiklete binenler, çimlerde oturanlar, uzananlarla dolu bir park vardı. Biz de oturduk, keyif yaptık. Geç vakit otelimize döndük. Acaip sıcaktı, zorlukla uyuduk. Muhtemelen ordaki son bilmem kaç yılın en sıcak günüydü. 
Ertesi gün Essen'e yakın bir yerde olan Moviepark'a gittik. Bütün gün acaip eğlendik. Çok beğendik. Hızlı geçiş bilet sistemi sayesinde geçen seneki Disneyland'a göre nerdeyse hiç sıra beklemedik. Çok eğlenceliydi. Girişte hemen Dora's Big River Adventure'a girdik. Ciddi şekilde ıslandığımız, telefonları ıslanmasın diye koruma altına aldığımız çok eğlenceli bir roller coaster'dı bu. Sonra Ice Age Adventure, Ghost Chasers, Time Riders, Splat-O-Sphere, Avatar Air Glider, Mystery River, Jimmy Neutron's Atomic Flyer gibi pek çok aktiviteye katıldık. Ateş en çok hızlı ve ıslatmalı roller coasterları beğendi tabi. Tekrar tekrar onlara binmek istedi, ancak speedy pass biletimize göre bir kez daha binmek istersek normal sırayı beklememiz gerekecekti, sıra da çok uzundu. Zaten bütün günümüz doldu. Arada yemek yedik. Aletlerden birinde Cengiz'in şortu yırtıldı, yenisini alması gerekti. Bu arada hava o kadar sıcaktı ki, tepeden su akan bir yer vardı, ve oraya gidip ıslanarak soğumaya çalıştık. İki ayrı şov izledik. Biri Van Helsing şovu idi. Bir diğeri de dublör şovu idi. Özellikle ikinciyi çok beğendik. Video kayıtları var, motorsikletle, arabalarla acaip gösteriler yaptılar. Ateş'i ve İpek'i birer kere arı soktu. Bunun dışında çooook keyifli ve eğlenceli bir gün geçirdik. 
Düsseldorf'a dönmek için arabaya bindiğimizde yolumuzun üzerindeki Botrop isimli bir kasabaya (ya da köye) uğramaya karar verdik. Biraz gezdik, ama yorgunluktan canımız çıktığı için çok uzun olmadı bu gezi. Zaten küçük bir yerdi. Bir restoranda oturup güzel bir akşam yemeği yedik ve otelimize döndük. Ertesi sabah Amsterdam'a gitmek üzere yola çıktık. Aslında mesafe çok yakın, hiç durmasak 2-2.5 saatte varabilirdik. Ancak gezerek ve yol üstündeki yerlere uğrayarak gitmeye karar verdiğimiz için ancak akşam saatlerinde Amsterdam'a varabildik. Yol üzerinde Almanya sınırları içinde Dinlaken ve Rees'e uğradık. Dinlaken'de daha çok olmak üzere yürüyerek etrafı dolaştık. Birşeyler yedik. Sonra Hollanda'ya geçtik. Ancak sınırı geçtiğimizi navigatör söylemese anlayamazdık, sınır olduğunu anlatan hiçbir şey yoktu. Zaten artık aralarında sınır da yok. Şehirlerarası yollar ve köyler harikaydı. Hollanda'da ilk durak Arnhem'deki açık hava müzesiydi. Bundan sonrasını 2. yazıda anlatayım.

Çarşamba, Ağustos 07, 2013

Geziyoruuuuzzz

Tatildeyiz, sürekli bir yürüme ve gezme halindeyiz. Şimdiye kadar Dusseldorf ve Amsterdam'ı gezdik. Şu anda Brüksel'deyiz. Arada da birçok şehire ve köye uğradık. Ayrıntıları dönüşte yazacağım. 

Salı, Temmuz 30, 2013

Haftasonu

Ateş ve abisi bütün haftasonunu yavru köpeklerle oynayarak geçirdiler. Yavrular gerçekten de inanılmaz tatlıydı. Artık etrafı dolaşmaya başlamışlar, bir yandan yeni yerler keşfediyorlar, bir yandan da çabucak yoruluyorlardı. Zavallı Lili'nin artık emzirmekten hali kalmamış, o kadar beslenmeye rağmen zayıflıktan kemikleri sayılacak hale gelmişti. Neyse biz hep birlikte hem Lili'ye hem de yavrulara iyi bakmaya çalıştık. Çocuklar yavruları kucaklarından bırakmadılar, sevdiler, oynadılar, beslediler. Eve dönme zamanı geldiğinde çok üzüldüler, iki tanesine eve götürmek istediler. Ama evde onlara bakamayacağımızı üzülerek anlattım. Yavruları ancak 3 hafta sonra görebilecekleri için de mutsuz oldular. Bakalım o zamana kadar neler olacak?

Biz yarın gece tatile gidiyoruz. Geçen yaz yaptığımız geziden sonra, bu sene daha uzun süre ve daha çok yeri göreceğimiz, çocukları eğlendireceğimiz bir tatil planladık İpekler'le birlikte. Tatil dönüşü geziyi ayrıntılarıyla yazarım tabi ki. Bu arada Ege bebek büyüyor. Pelin Teyze fotoğraflarını gönderiyor, çok çok tatlı olmuş, çabucak büyüyor. Aklım sürekli onda kalıyor. Döndüğümüzde nerdeyse 1 aylık olacak.

Cuma, Temmuz 26, 2013

9 yavru köpek

Lili'nin birkaç hafta önce tam 9 yavrusu olduğunu yazmış mıydım acaba? Sanırım yazmamıştım. Kış başında doğurduğu zaman sadece 1-2 kez gelip görebilmiştik. Şimdi mevsim yaz olduğu için sık sık Lili'yi görebildik. 9 yavruyu bol bol emzirdiği için Lili'ye çok iyi baktık bu sefer. Bol bol süt, yemek ve su desteği yaptık hep birlikte. Muhtemelen bu sayede 9 yavru da yaşıyor şimdi. Hatta gözlerini açıp etrafta dolanmaya başlamışlar. Ateş'le ben geçen hafta burda olmadığımız için son hallerini göremedik yavruların. Ateş çok özledi, hem de son hallerini çok merak ediyor. Bu akşam görebilecek en sonunda, sabırsızlıkla bekliyor.

Bu arada Ege bebek ve annesi çok iyi durumdalar. Pelin Teyze'nin sütü artmış, arkadaş da boşa gidermeden emiyormuş, ne mutluluk...

Çarşamba, Temmuz 24, 2013

Ege bebek doğdu

Geçen pazar akşamı Pelin Teyzeler'e gittik Ateş'le beraber. Gece geç olduğu için Nisan'la oyun oynamak isteseler de uyumak durumunda kaldılar. Ertesi sabah hastaneye gittik, doktor, personel ve ortam açısından çok iyi bir hastaneydi. Kısa sürede bebişi babasının kucağına verdiler. Önce annesi görmüş, öpmüş, koklamış tabi. Biz bebeği odada severken hemen Pelin Teyze de geldi ve zaten karnı aç olan Ege bebeği hemen emzirmeye başladı. Sonra süt henüz az olduğu ve bu sıcak havada bebeğe yetmeyeceği için kaşıkla mama verdik çocuk doktorunun önerisiyle. Bence de çok iyi oldu, Ege bu zor ilk günleri sıkıntısız atlattı. Zaten gereksinimleri giderilince hep uyudu. Ateş bebeğin hep uyuduğunu söylüyor şimdi. Çok ama çok tatlı bir bebek. Ateş'in bir kuzeni daha oldu, benim dünya tatlısı bir yeğenim, annesi içinse ömrünün sonuna kadar mutluluk kaynağı oldu.
Evde olduğumuz süreçte Ateş'le Nisan çok güzel oyun oynadılar, yemeklerini birlikte yediler, bu arada sohbet ettiler. Arada evin önündeki parka götürdüm onları, bir kez yürüyerek alışverişe gittik birlikte. Onun dışında evdeydik genelde ve hiç sıkılmadılar. Bu 5-6 günlük maceranın ardından Ateş'le ben Ç....'ye, Figen'in yanına gittik. O da oğluyla yalnız yazlığında kalıyordu. İki anne ve iki aynı yaşlardaki çocukla gezdik 1-2 gün. Orda da çok güzel zaman geçirdik. Gezdik, özel yiyeceklerden yedik, bol bol kızma birader oynadık. 
Bu arada Cengiz sürekli dönmemiz için baskı yapıyordu. Ateş'i çok özlemişti ve bu ayrılık ona fazla gelmişti. Ama biz Ateş'le bu süre boyunca çok iyi vakit geçirdik. Nisan ayındaki A..... ve Ç...... gezilerimiz gibi Ateş burda da bana mükemmel bir gezi arkadaşı oldu. Onunla birlikte gezmek çok keyifli. Başbaşa olunca çok güzel sohbet ediyoruz. Ayrıca evimizi çok sevsek de, ara ara ortam değiştirmek çok iyi geliyor. Neyse pazar akşamı evimize döndük. Şimdi Ateş özlediği evinin ve oyunlarının tadını çıkarıyor.

Pazar, Temmuz 14, 2013

Ege'yi Karşılamaya Gidiyoruuuuuzzzz....

Nihayet Ege bebek geliyor. Ateş'le birlikte bu akşam yola onu karşılamaya gidiyoruz. Ben ilk kez teyze olacağım, Ateş ilk kez bir bebeği doğduğu zaman görecek, hem de yeni bir kuzeni olacak. Heyecanlıyız, mutluyuz. Aslında Ateş doğum salonuna bile girmek istiyor, ama olamıyor maalesef. Tek mutsuz kişi var, o da Cengiz. Ateş'ten bu kadar zaman ayrı kalacağı için çok mutsuz. Ama ne yapalım, artık o kadar olacak.
Ateş'le birlikte bu hafta perşembeden itibaren denizdeydik, Ömür de babaannesi ve dedesiyle birlikte aynı yerdeydi. Dün akşama kadar çoooook iyi oynadılar, yüzdüler, vakit geçirdiler, çok eğlendiler. Güzel bir haftasonu oldu. Gelecek haftasonu nerde ve nasıl olacağımızı henüz bilmiyoruz. Bizim için pek alışıldık bir durum değil bu. Bakalım uyum sağlamaya çalışacağız. Bu arada bu sene Toprak Efe'nin doğumgününü de maalesef kaçıracağız, ama dönünce telafi ederiz.

Pazartesi, Temmuz 08, 2013

Haftasonu

Çok eğlenceli bir haftasonu geçirdik. Deniz kenarında kalabalık bir grup arkadaşımızla birlikteydik. Çocukları da (Ömür, Can ve Ozan) Ateş'in arkadaşlarıydı. Ateş bu 4 çocuktan oluşan grubun en küçüğüydü, ama bu onu hiç engellemedi. Çok iyi vakit geçirdiler. Dün herkes gittikten sonra Ateş Ömür'le birlikte odada Star Wars, kumda su savaşı, denizde atlama yarışması ve hamburger, akşam masa tenisi vb. gibi pek çok oyun oynadı. Aslında ben ve Ateş, orda Ömür'le kalmaya devam edecektik, ancak Ateş'in gelişi çok yakınlaşan kuzeni bizi plan yapmaktan alıkoydu. Çok zor ayrıldılar birbirlerinden. Ortam sağlandığında çocukların sürekli hareket halinde olduğunu, ve hiç yorulmadan çok güzel oynadıklarını bir kez daha görmüş olduk. 

Bizim yolculuk ne zaman, henüz belli değil. Ege beyi bekliyoruz, canı ne zaman gelmek isterse diye.

Cuma, Temmuz 05, 2013

Günler...

Zaman hızla geçiyor. Ateş'in yüzme dersleri hayatımzda önemli bir yer tutuyor. Her akşamüstü onu evden alıp İpekler'e götürüyorum. Ders sonrası havuzda kalıp oynamaya devam ediyorlar. Orda Alp isminde bir arkadaş da edindi Ateş. Dün öğlen bıraktım Ateş'i, akşam saat 8.30'a kadar inanılmaz güzel oyun oynadılar birlikte. Böylece tatilde henüz sıkılacak vakti olmadı. Her yaz da böyle olmasını istiyorum zaten. 
Gelecek hafta kuzen karşılamaya gidiyoruz Ateş'le birlikte.
Bir önceki akşam "bebek firarda" filmini izledik beraber. Ateş o kadar çok güldü ki, gözlerinden yaşlar geldi, nefes almakta zorlandı. Bu tip filmleri hatırladıkça ona izletmek istiyorum, çok eğleniyor. 
Bugün denize gidiyoruz, bu haftasonu Ömürler ve Ozanlar da geliyorlar.

Cuma, Haziran 28, 2013

Spor

Bu haftamız Ateş'le birlikte spor müsabakalarını izleyerek ve yüzme derslerine giderek geçti. Ateş (ve çoğunlukla ben de) hayatında ilk kez canlı maçlar izledi. İlkönce masa tenisiyle başladık, badmintona geçtik. Sonra basket maçı izledik, ellerimiz kopana kadar alkışladık, sesimiz kısılana kadar bağırdık. Atletizm ve tenis maçları izledik. En son voleybol maçına da giderek olayı bitirdik. Bugün de televizyondan hentbol maçı izledi. Uygun bir zamanımızda kendimize biletler, fotoğraflar ve anılardan oluşan bir albüm hazırlayacağız. 
Yüzme dersine mızıldanarak gitse de, çok eğleniyor, ve çok faydasını görüyor.

Pazartesi, Haziran 24, 2013

Yaz tatili başladı...

O kadar çok şeyler oluyor ki, hem bizim hayatımızda, hem de ülkede, bloga birşeyler yazmaya fırsat bulamadım. Şöyle özetleyim:
Ateş'in okulu cuma günü kapandı. Çok güzel bir karne aldı. En güzel hediye de Ateş'in öğretmeninden ailece aldığımız övgüler oldu. Ateş öğretmeninden hiç ayrılmak istemiyor (onlar ayrılırken ben ağladım), bu sene kampüsü de değişeceği için mutsuz. Kampüsünden ayrılmak da istemiyor. Ben de ona, 1. sınıf öğretmeninden de ayrılmak istemediğini, ama 2. sınıfta çok daha mutlu olduğunu hatırlattım. Ama benim de içimden aynı şeyler geçiyor. Öğretmeni çok iyi bir öğretmendi, bir daha onun gibi öğretmen bulur muyuz bilmiyorum. Ayrıca kampüsü de geniş bahçeli, bol ağaçlı çok güzel bir kampüstü, yenisinin bahçesi biraz küçük görünüyor gözüme, bakalım...
Son 1 haftadır Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri burdaydı. 5 kuzen buluşup çok iyi vakit geçirdiler. Bu durumu çok seviyorum, yaşları farklı olsa da, hep birlikte oynayacak bir oyun buluyorlar, bu çok hoşuma gidiyor. 
Biz de artık tatil planlarımızı yapıyoruz, Ateş'in birkaç haftaya kadar doğacak kuzeni için İzmir'e gideceğiz birlikte. Bakalım yeni doğmuş bebekle ne kadar ilgilenecek?
Bugün evde, oyun oynuyor, denizden dün gece döndük. Tatilin her haftası için ödevi ve tatil boyunca okuması için 6 kitabı var. Hedefimiz en kısa sürede onları bitirmek tabi, ama ayrıca Ateş'in yüzme dersleri, lego-robot dersleri ve ilk fırsat bulduğumuzda daha yoğun tenis dersleri başlayacak. Bu yaz herhalde epeyce hızlı geçecek.

Cuma, Haziran 07, 2013

Doğumgünü

Bu sene Ateş'in sınıf arkadaşlarıyla doğumgününü 18 mayıs cumartesi günü yaptık. Daha önce de yazmıştım, yeni açılan ve çocuklar için çok güzel oynama alanı bulunan bir cafeyi ayarladım. Gelenler, hem büyükler, hem çocuklar çok beğendiler. Cafe sahibi çok güzel bir organizasyon yapmış. Herşey süperdi. Çok memnun kaldık. Kalabalık ve eğlenceli bir doğumgünü oldu. Ateş de, en güzel doğumgünlerinden biri olduğunu söyledi. Anneannesi ile dedesi de Ateş'in arkadaşlarıyla ve aileleriyle tanıştılar. Ateş doğumgününde kendi isteğiyle GS forması giydi. Pastası futbol sahası şeklindeydi ve üstünde GS'li oyuncular vardı. Çok beğendi, tadı da nefisti.

İkinci kutlama bizim arkadaşlarımız ve onların çocuklarıyla bizim evde oldu. Bu seferki lazanya partisiydi. Evde yaptığımız doğumgününün pastasını da evde kendim yapmak istedim bu sefer. Ateş arkadaşlarıyla oynadı, hediyeler aldı yine. Çok güzel bir gece geçirdik. 

Bu sene son olarak gerçek doğumgününde evde bir kutlama daha yaptık. Bu basit bir kutlama oldu. Artık pasta yiyecek halimiz kalmamıştı. O akşam yemek olarak Ateş'in çok sevdiği corn flakesli tavuk yaptım, babasından başlayan bir geleneği devam ettirerek tavuğun üzerine mum diktim. Bayılarak yedi, muhtemelen pastalarından bile daha çok sevdi. Üzerine de yine mum üfleyerek dondurma yedik birlikte. Abisi Ateş'e şu mesajı gönderdi: "8 yıl önce solucan kadar olan çocuk, doğum günün kutlu olsun". Çok sevdim.

Canım oğlum, 9 yaşına girdin, umarım nice yeni yaşlarına da böyle mutlu, sağlıklı, neşeli, huzurlu girersin. Seni herşeyden çok seviyorum.
Annen b. l.

Çarşamba, Mayıs 15, 2013

Doğumgünü Planları

Cumartesi günü Ateş'in doğumgünü var. Hazırlıklar tamam, davet etmek istediği arkadaşlarını bir liste halinde sıraladı. Ben de annelerini arayarak tek tek davet ettim. Hala ulaşamadığım bir iki veli var. Yarın anneanne ve dedesi geliyor doğumgünü için. Hazırız, heyecanlıyız, mutluyuz...

Pazartesi, Mayıs 13, 2013

Anneler Günü ve Sezon Açılışı

Ateş cuma günü okuldan geldiğinde bana anneler günü için okulda yaptıklarını getirdi. İngilizce dersinde güzel bir aktivite yapmış. Bir de tamamen kendisinin yazdığı bir yazı var. Yazının altına beni çizmiş, melek gibi kanatlarım var, kendisi de benim kucağıma geliyor. Yazı o kadar, ama o kadar güzel ki, bayıldım. Bir insana bundan daha güzel sözler söylenemez bence. Babası şaşkınlık içinde kaldı. 

Cumartesi günü yaz mevsimini resmen açtık. Deniz kenarına gidelim diye çok önceden karar vermiştik. Çocuklar köpeklerle oynamak istiyordu. Sabah inanılmaz bir gökgürültüsüyle uyandık. Acaip bir yağmur yağdı. Çocuklar çok heveslenmişti, ne yapsak diye düşünürken bir anda güneş açtı. Bu bölgenin havası böyle zaten. Çocuklar kalktığında sanki hiç yağmur yağmamış gibiydi. Kahvaltıyı yapıp deniz kenarına gittik. Çocuklar önce bol bol köpekleri sevdiler, yavrular dev gibi köpek olmuş. Sonra bisiklete bindiler, scootera bindiler, koşup oynadılar, yemek yediler. Ben de haftanın iş stresinin ardından güneşli havada bisiklete bindim, çok çok iyi geldi. Akşama kadar oturduk, Ateş Toprak Efe'yle birlikte kumda oynadı, sonra eve döndük. 

Pazar sabahı uyandığımızda Ateş bana bir sürprizinin daha olduğunu söyledi. Babasını kaldırdı, bana her gün benim yapıp yorulduğum bir işi bugün kendisinin yapacağını söyledi. Babasının yardımıyla bana fotoğraftaki kahvaltıyı hazırlamış. Çok beğendim, bayılarak yedim tabi. Ateşcim, canım oğlum, ben sana kahvaltı hazırlarken hiç yorulur muyum, seninle ilgili hiçbir iş beni yormaz, mutlu eder. Bana mükemmel bir anneler günü yaşattığın ve benim oğlum olduğun için ben sana milyon kere teşekkür ederim.

Çarşamba, Mayıs 08, 2013

Doğumgünü Hazırlıkları

Büyük bir mutlulukla yeni bir doğumgünü ayına daha gelmiş bulunuyoruz. Ateş 2-3 aydır, artık doğumgününün yaklaştığını ve organizasyonu yapmam gerektiğini söylüyordu. Sınıf arkadaşlarını çağırabileceği, rahatlıkla oyunlar oynayabileceği ve benim de annelerle rahat rahat oturabileceğim bir yer aradım nerdeyse kış boyu. Geçen sene kutladığımız yer kapandı. Aslında açık hava olan sadece 1-2 alternatif yer vardı, ama her biri ayrı bir sebepten elendi. Ben bir yandan stresle mayıs sonundaki toplantı hazırlıklarını yaparken, bir yandan da sürekli kafamın içinde bu doğumgünü organizasyonunu düşünüyordum. Neyse, tam da bu belirsiz günlerde bizim kampüste nefis bir bahçe ve havuz manzarası eşliğinde yeni bir kafe açıldı. Üstelik sahibini de tanıyoruz önceden. Açıldığının 2. günü gidip Ateş'e doğumgünü organizasyonunu yaptım. Ertesi gün de Ateş ve Cengiz'le birlikte gittik, onlar da görmüş oldu. Hep birlikte çok beğendik, kafe sahibi ile anlaştık. Pastayı da onlara sipariş verdik. Galatasaraylı futbol sahası şeklinde bir pastası olacak. Haftasonundan itibaren de davet telefonlarına başlayacağız. Geçen seneki doğumgünü oldukça kalabalıktı Ateş'in. Bu sene için daha az kişinin katılacağı bir doğumgünü istemişti. Ancak elimize kağıt kalem alıp liste yapmaya başlayınca Ateş'in çağırmak istediği arkadaşlarının sayısı yine 22-23'e ulaştı. Kimleri çağıracağına tamamen kendi karar verdi. 
8. doğumgününe hazırız, artık Ateş 9 yaşına giriyor. 

Pazar, Nisan 28, 2013

Süt ve Kaşınmak

Ateş sütü çok seviyor malum. Bıraksak sürekli süt içebilir. Günde 1 lt'yi rahatlıkla geçiyor. Ben artık engellemeye çalışıyorum, hem demir eksikliği olmasın, hem de gereksiz kalori almasın diye. Bunun yanısıra kaşınmayı da inanılmaz çok seviyor. Sabahları gözünü açar açmaz (bazen daha açmadan) sırtını uzun uzun kaşıttırıyor bana. Günün diğer saatlerinde de kaşınma devam ediyor. Bu bebekliğinden beri böyleydi, yeni birşey değil. Geçenlerde bir sabah kaşınmayı çok sevdiğini, nerdeyse süt içmek kadar güzel olduğunu anlattı bana. Tanımlama çok hoşuma gitti. 

Cuma, Nisan 26, 2013

Veli Toplantısı ve 23 Nisan

Geçtiğimiz iki hafta içinde 4 kez okula gittim. Bir kez pasta satışına, bir kez doktor sonrası okula ben bıraktım, bir kez veli toplantısına, bir kez de 23 Nisan gösterisine gittik. Veli toplantısı bizim açımızdan çok iyi geçti. Sınıf öğretmeni, Ateş'ten çok memnun olduğunu, onunla ders yapmanın keyif olduğunu, ne yapıyorsak devam etmemizi söyledi. İngilizce öğretmeni de çok iyi olduğunu, bir probleminin olmadığını, spelling testlerde çok çok iyi sonuçlar aldığını, ayrıca telaffuzunun da çok iyi olduğunu söyledi. Biz de mutlu mutlu evimize döndük. 
Ertesi gün gittiğimiz 23 Nisan gösterisinde Ateş İspanyol dansçısı idi, Ela'yla birlikte dans etti. Süper eğlenceli bir danstı. Ateş önce gösterinin beğenilmeyeceği korkusu yaşadı. Çünkü genel provada 3. sınıflar bizimkilere gülmüşler. Ama esas gösteri sırasında çok beğenilip bol alkış aldılar, öyle olunca da bizimkinin keyfi yerine geldi.

Perşembe, Nisan 18, 2013

Hastalık, Konser, İribaş

Bir önceki yazıda bahsettiğim geziden döndüğümüz gün Ateş hastalandı. Ateşi çok yükseldi, karnı ağrıdı. Hatta pazartesi okula gidemedi. Neyse sonra hemen iyileşti. Salı günü okula gitti, gezdiğimiz şehirleri anlattığı ödevini öğretmeni çok beğenmiş. Çarşamba günü pasta satışı vardı, birlikte gittik okula, yine problem yok. Ama perşembe akşamı okuldan hasta geldi. Acaip bir karın ağrısı vardı, hiçbirşey yiyemedi, kıvrandı hep. Gece ağrıyla uykudan uyandı. Durum böyle olunca çocuğu hastaneye, doktora götürmeyi hiç sevmeyen babasını biraz baskıyla ikna edip doktor Selda Teyze'ye götürdük. Muayenede bir bulgu çıkmadı. Ancak tonsillitin hala devam ettiğini ve muhtemelen bu sebeple büyüyen mezenter lenfadenit nedeniyle karnının ağrıdığını söyledi. Muayeneden sonra okula ben götürdüm. Hala karnı ağrıyordu. Akşam evde ağrımaya devam etti. Hatta İpekler'e gideceğimiz halde gidemeyip geri döndük. 

Cumartesi biraz daha iyiydi. Bütün gün Toprak Efe'lerde oyun oynadı. Akşam ise Ateş'in hayatında bir ilki gerçekleştirip ..... konserine gittik. Çok eğlendi Ateş. İpek ve Melisa da vardı konserde. Hem şarkıları söyledik beraber, hem de sürekli koşarak oyunlar oynadılar üçü birlikte. 

Pazar günü kalabalık bir grupla beraber önce kahvaltıya, arkasından da yürüyüşe gittik. Bir göletin kenarında Ateş diğer çocuklarla birlikte bir sürü iribaş yakaladı. Biraz göl suyuyla birlikte yanımıza aldık, belki büyütebiliriz diye. O gece vızır vızır hareket etseler de, maalesef ertesi sabah hepsi ölmüştü. 

Pazartesi sabahı yine karnım ağrıyor diye uyanınca iyice telaşlandım. Kafamdan binbir türlü olasılık geçti ister istemez. Çok korktum. Selda'yı aradım, yine aynı tanıya yönelik olarak antibiyotik verdi bu sefer. Antibiyotiği kullandık. 2 gündür çok şükür ağrısı geçti. Sadece dün akşam çok hafif bir ağrıdan sözetti, ama atlattık herhalde. 

İki gün önce veli toplantısı, dün de İspanyol dans gösterisi vardı Ateş'in. Onları da bir sonraki yazıya anlatırım.

Pazar, Nisan 07, 2013

Tatil ve Gezi

Ateş'in okulu geçtiğimiz hafta tatildi. Bu haftada birlikte çooook şeyler yaptık. İlk gün Ateş'in diğer şubeden bir arkadaşının (Kaan) doğumgünü vardı. Doğumgününe gittik, Ateş birçok arkadaşıyla keyifli bir gün geçirdi. Akşam kuzen Toprak Efe bize geldi, annesiyle babası bir düğüne gittiler. Ateş'le Toprak Efe birlikte çok güzel oyun oynadılar. Öyle ki, evde çocuk var mı, yok mu anlaşılamadı. Pazar günü tarihi eser gezisi ve yürüyüş planladık. Dört aile birlikte önce antik bir yolda yürüyüş ve gezi yaptık. Sonra yemek yiyerek evimize döndük. 

Pazartesi Ateş evdeydi, Ebru ablasıyla birlikte. Bütün gün film izleyerek oyun oynadı. Bu sıralarda hala Harry Potter favori film serisi. Salı günü İpek bize geldi. Bütün gün birlikte oyun oynadılar. Çarşamba sabahı erkenden İpekler'le birlikte yola çıktık ve A.....'ya gittik. Orda halamın evinde bir gece kaldık. Halamın bu sene 1. sınıfa başlayan torunu Melis de ordaydı. Ayrıca halamın 9 yaşındaki köpeği Karamel vardı. Ateş orda çooook güzel bir gün geçirdi. Karamel inanılmaz tatlı bir köpek. Sürekli kendini sevdiriyor, çocuklarla çok güzel anlaşıyor ve oyun oynuyor. Dolayısıyla Ateş, Karamel'e hayran kaldı. Birçok fotoğraf çektik, videolar kaydettik onunla. Perşembe günü, benim memleketim olan, annemle babamın halen yaşadığı .......'a gittik. Ateş hayatında ilk kez şehirlerarası otobüse bindi ve otobüsü çok sevdi. Özellikle yüksek olmasına bayıldı. Rahat bir yolculuktan sonra, 10 yıldır görmediğim eski evime geldik. Ateş de ilk kez anneanne ve dedesinin evini gördü. Şimdiye kadar onlar bize geliyordu. Bu sefer biz gittik, çok iyi oldu. Ateş Karamel'i özlemiş olsa da, ......'da gezmeyi de sevdi. İlk gün yürüyerek dolaştık. Benim gittiğim ilkokulu ve liseyi gördü Ateş. Etrafı gezdik birlikte. Benim için de çok hoş bir gezi oldu bu. Ertesi gün de şehir müzesini ayrıntılı bir şekilde gezdik ve gerçekten çok beğendik. Ateş heryerin kare kare fotoğrafını çekti. Dede bize bu sefer arabayla şehir turu yaptırdı. Dedesiyle bol bol papazkaçtı ve pişti oynadık. Hep Ateş yendi. Özel yemeklerden yedi. Dönüşte hazırlayacağı "şehirlerin ünlü olan özellikleri" konulu ödevi de gezerken tamamlamış olduk. Dün sabah tekrar otobüse binip A....'ya geldik, orda İpekler'le buluştuk. Sonra hemen yola çıkıp akşama evimize geldik. Ateş geziyi çok sevdi. İnanılmaz bir şekilde "evi özledin mi" sorusuna, "hayır" yanıtını verdi. Gezmeyi çok sevdi. Sık sık birlikte gezmek istediğini söyledi. Bu süre boyunca bana hiç sıkıntı çıkarmadı. Çok iyi bir gezi arkadaşı oldu. Şu anda abisiyle birlikte oyun oynuyor. Bugün hiç evden çıkmadık, çıkmaya da hiç niyetimiz yok. Ama yazın mutlaka Karamel'i sevmeye gideceğiz.

Pazartesi, Mart 25, 2013

Haftasonu

Ateş bu haftasonunun nerdeyse tamamını açık havada geçirdi. Cuma akşamı babasının zorlamasıyla ödevlerini bitirdi. Ben ödev yapmayı teklif ediyorum, ama biraz dinlenmek veya biraz oyun oynamak istediğini söylediğinde itiraz edemiyorum. Böyle olunca da iş uzadıkça uzuyor. Cengiz ise Ateş'i biraz zorluyor. Ödevleri açıp önüne koyuyor (haftaiçi ben de bu yöntemi uyguluyorum), ya da ödevleri okumaya başlıyor. Bizimki başta itiraz etse de sonra durumu kabullenip ödevlerini bitiriyor. Aslında inanılmaz sorumluluk sahibi bir çocuk. Ama her çocuk gibi ne kadar kaytarsa o kadar seviniyor.  Cuma akşamından ödev biterse aslında kendisi de çok mutlu oluyor, iki gün rahat ediyor. Hafta içi günlerde de banyo ve ödeve başlamada sıkıntısı var. İkisine de bir başlarsak, çok kısa sürede bitiriyor, ama başlamak mesele.

Neyse, bu cuma akşamı ödevler bitti. Cumartesi, öğretmeninin işi nedeniyle tenis dersi iptal oldu. Zaten Ateş'in de iki arkadaşının birarada doğumgünü partisi vardı. Birlikte oraya gittik. Ateş başta kızların doğumgünü diye gitmek istemedi, ama erkek arkadaşlarının da geleceğini söyleyerek ikna ettim. Zaten gidince de çok eğlendi. Önce biraz evde kudurdular, sonra bahçeye fırladılar. Bir süre sonra bir sihirbaz geldi ve evde çocukları eğlendiren bir gösteri yaptı. Gösteriyi izleyen anneler olarak biz bile hayranlıkla seyrettik. Kesinlikle anlaşılamayan şekilde çok güzel bir gösteri yaptı. Bir kuş, bir balık, en sonunda da bir tavşan çıktı ortaya. Gösteriden sonra çocuklar bahçede bir oyun turu daha yaptılar. Çok eğlenceli geçen partiden sonra evimize döndük. Gelecek cumartesi de başka bir doğumgününe gideceğiz.

Pazar günü ise oldukça kalabalık bir grup arkadaşımızla (toplam 13 çocuk vardı) deniz kenarına pikniğe gittik. Ateş abisiyle birlikte Lili ve yavrularıyla oynadı uzun süre. Sonra arkadaşları gelince etrafta akşama kadar oyun oynadılar. Bazı çocuklar denize bile girdi. Biz de büyükler olarak götürdüklerimizi midelerimize indirdik. Piknikten dönüş yolunda Ateş arabada uyuyakaldı. Zaten çok yorgundu, dinlendi diye sevindim. Ama eve dönüp banyosunu yapıp, biraz film izleyip yatma vakti geldiğinde bu sefer uykusu gelmedi. Arada uyuduğu bir saatlik uyku, pilleri fazlasıyla şarj etti. Bu sefer sabah uyanamayacak diye endişelendi. Gözlerinden pıtır pıtır yaşlar döküldü. Ona sarılıp sakinleştirdim. Onu sabah mutlaka uyandıracağımı söyledim. Birlikte biraz televizyon seyrettik, sonra da büyük yatakta birlikte uyuduk. 

Cumartesi, Mart 16, 2013

Dünya Haritası

Daha önce bloga yazıp yazmadığımı anımsamıyorum. Son aylarda Ateş dünya haritası ile çok ilgilenmeye başladı. Pek çok ülkenin yerini bizden çok daha iyi biliyor. Gittiği ve gelecekte gitmeyi planladığı yerleri gösteriyor. Ayrıca onların bayraklarını da büyük bir çoğunlukla biliyor. Hatta ara ara babasıyla beni bayrak sınavı yapıyor. Ben o anda bir kısmını öğrensem bile daha sonra unutuyorum. Ama Ateş'te şu sıralarda en aktif ilgi alanı dünya haritası ve bayraklar. Odasında kocaman bir harita ve birlikte yaptığımız 1500 parçalık dünya haritası puzzle'ı var. Ayrıca dünya ülkelerinin minik bayraklarından oluşan bir koleksiyonu var. 

Cuma, Mart 08, 2013

Ayakkabı Alışverişi

Ateş'in ayak numarası şu anda 36 oldu. Yani benimle aynı. Hatta benim hamilelikten önce 35'ti. Sonra 36 olmuştu. Ama şu anda Ateş'le ayaklarımız aynı büyüklükte. Şubat tatilinde ona cırt-cırtlı (nasıl söylenir bilmiyorum) spor ayakkabı almıştım. Alırken bile ayağına tamdı, şu anda küçük geldiği ve ayağını sıkıştırdığı için giyemiyor. O zaman 35 numara almıştık. Çünkü cırt-cırtlıların daha büyük numarası yok. Neyse birkaç gün önce, Ateş benimle alışverişe gelmeyi reddedince (alışverişi hiçbir zaman sevmedi), kendi başıma ona ayakkabı almaya çıktım. Cengiz nasıl karar vereceğimi sorunca da, kendime deneyeceğimi söyledim. Gerçekten de kendime alırmış gibi deneyerek Ateş'e bağcıksız bir ayakkabı aldım. Bu da bu blogda kaydedilmiş olsun. Yakında daha da kocaman ayaklar göreceğim demek ki. Büyük ama yine de çok pofuduk ve çok güzel ayakları var. 
Bu büyüklükte bağcıksız ayakkabı bulmak artık iyice zor. Artık bazı markaların ayakkabılarını internetten bularak almam gerekecek.

Salı, Şubat 26, 2013

Süt

Gastroenterit sonrası, süte bağlı olduğunu düşündüğüm uzamış laktoz intoleransı bulguları hafifledi ve geçti. Galiba barsakları enterite çok duyarlı olduğu için, zaten dengesi bozulmuş olan durumu süt biraz etkiledi. Neyse şimdi geçti. Devamlı olsaydı Ateş çok etkilenirdi. Sütü inanılmaz çok seviyor. Kutu süt içmesin diye sürekli günlük şişe süt alıyoruz ona. Laktoz intoleransı olsaydı, ancak özel kutu sütlerden içebilecekti. Neyse kurtardık. Ama Ateş'in barsaklarının çok hassas bir dengesi var. Herhangi bir sebeple denge bozulursa biraz zor düzeliyor. 

Dün okulundaki parti için yüz yapraklı ağaç yaptık pazar günü birlikte. Bir kartona ağaç çizdik. Yaprak olarak da maydanoz kullandık. Şu anda sınıfında asılıymış. Ayrıca Ateş hergün ekstra ödev yapmaya başladı. Tamamen kendi isteğiyle yapıyor. Öğretmenin sınıfta öğrencileri motive etmek için kullandığı yıldız toplama sistemi bizimkinde çok işe yaradı. Hergün fazladan bir test yapıyor, ertesi gün öğretmenine göstermek için özenle çantasına yerleştiriyor. 

Çarşamba, Şubat 20, 2013

Son Günlerde...

Ateş geçen cuma okuldan geldiğinde karnının ağrıdığını söyledi. Yemekten sonra kustu, ertesi sabah da diare oldu. Bu belirtileri birkaç gün içinde kayboldu, ama karın ağrısı hala ara ara devam ediyor. Biz de son zamanlarda miktarını artırdığı süt mü karın ağrısı yapıyor acaba, diye düşünmeye başladık. Laktoz intoleransı olmuş olabilir. Sütü öyle çok seviyor ki, susadığında bile süt içmek istiyor. Ben de bir yandan demir eksikliği anemisi olmasın diye, yemek saatlerinden uzak tutmaya çalışıyorum, bir yandan da günlük gerekli miktarı zaten fazlasıyla alıyor, daha fazlası da gerekli değil diye düşünüyorum. Bu konuda ssürekli ara yolu bulmaya çalışıyoruz. Süt içmesini tabi ki çok isterim, hem de ona daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm günlük şişe sütlerden almak için hergün yolumuzu değiştiriyoruz. Ama çok aşırı süt alıp demir emilimini bozmasın ve gereksiz fazla kalori almasın derdindeyim.

Karın ağrısı dışında keyfimiz yerinde. Cumartesi günü bir arkadaşının doğumgününe gittik. Sınıf arkadaşlarıyla gün boyu oyun oynadılar. Çok eğlendi. Kendi arkadaş ortamında Ateş'i izlemeyi çok seviyorum. Arkadaşları Ateş'i seviyorlar, onunla birarada bulunmak istiyorlar, arkadaşlarıyla çok eğleniyor. Bu da beni çok mutlu ediyor. 

Şubat tatilinde bir proje hazırlama ödevi vardı Ateş'in. Doktorluk mesleğini tanıtacaktı. Sınıfta herkes farklı bir meslek seçmiş. Ateş de doktorluğu istemiş. Projesini hazırladı, evde sunum provası yaptı. Dün de okulda sunmuş, hem öğretmeni, hem de arkadaşları çok beğenmiş. Mutlu mutlu geldi eve. Ayşe Öğretmen çok iyi, çok tecrübeli ve sakin bir öğretmen. Çok şanslıyız. Çocukları çok güzel motive ediyor. Birgün Ateş beni kızdırdı, onu fırçaladım. Ama o kadar çok kızdırdı ki, kızgınlığım hemen geçmedi. Ateş de bana öğretmenini örnek gösterdi. Öğretmeni birine kızsa bile, kızgınlığı hemen bitiyormuş, hemen normale dönüyormuş. Yani o ortam uzamıyormuş. Ben de bunu güzel bir eleştiri olarak kabul ettim. Bundan sonra öyle olmaya çalışacağımı söyledim. 

Salı, Şubat 12, 2013

Tatil Sonrası ve Bahçede Futbol

Tatilin ikinci haftasında ben de izinliydim. Evde birlikteydik Ateş'le. Oyun oynadık (top, balonball), birlikte yemek hazırladık (yoğurtlu bir sos uydurduk ve bayılarak yedik), ev işi yaptık, alışverişe gittik, kitapçıya gittik. Ayrıca Ateş'i arkadaşlarıyla buluşturdum. Ödevleri bitirdi Ateş. Cumartesi günü Ozan'ın star wars partisine katıldık. Pazar günü deniz kenarında yürüyüşe gittik. Sonunda okul açıldı. 

Ateş'in bu dönemki kulüp dersi basketbol oldu (geçen dönem futboldu). Biz sportif bir faaliyet olsun istedik. 

Bugün servisten indikten sonra, servisteki (bizim sitede yan blokta oturan çocuklarla) apartmanın küçücük bahçesinde futbol oynamaya gitti Ateş. Serviste karar vermişler. Çok hoşuma gitti. İstediği zaman kendi geleceğini söyledi. Yaklaşık 1 saat sonra geldi. Topa çok az vurabilmiş, ama diğer çocuklar zaten ondan büyük. Biz de çok iyi futbol oynamanın değil, arkadaşlarla birarada olup eğlenmenin önemli olduğunu söyledik. O da eğlendiğini söyledi. Böylece hayatımızda bir ilk gerçekleşti. Ateş ilk defa bahçede arkadaşlarıyla oynadı.

Cuma, Şubat 01, 2013

Tatil ve tenis

Ateş'in tatili genellikle evde ve güzel geçiyor. Evde olmaktan genelde memnun, ama aslında okulun biran önce açılmasını istiyor. Arkadaşlarını çok seviyor ve özlüyor. Evde ve yakınlarda da sık görüşebileceğimiz bir sınıf arkadaşı ya da apartman komşumuz yok maalesef. Evde star wars ve karaip korsanları filmlerini izledi ve tabi ki izlerken yine oyunlar oynadı. Şimdi indiana joneslara başlayacakmış. Ama evde sürekli pinekleyip sıkılmasını istemiyorum. Bu sene tenis öğretmeniyle bir türlü zaman ayarlayamayıp tenis derslerine başlayamamıştık. Bu tatilde yeniden tenise başladılar İpek'le birlikte. Dün ilk ders, bugün ikinci ders vardı. Dünkü derste ikisi de hayatından çok memnundu, ama bugünkü derste İpek'le pek anlaşamamışlar. İkisi de moral bozuk olarak çıktı dersten. Ama yine de açık hava, biraz sportif aktivite Ateş'e çok iyi geldi. Haftaya da uygun günlerde devam edeceğiz. Bugün bir de bateri dersine gittik. Ateş başta mızıldandığı halde dersten çok keyifli çıktı.

Salı, Ocak 29, 2013

Geçen Hafta

Geçtiğimiz hafta salı günü Ateş'in okulunda 2.-8. Sınıfların katıldığı bir deneme sınavı vardı. Her sınıfın sorusu kendine göreydi. Ateş'in sınıfı ilk kez cevap anahtarı doldurmayı ve test sınavı olmayı öğrendi. Ateş'in öğretmeni öbür şubeye gitti sınav gözetmeni olarak, öbür şubenin öğretmeni de Ateşlere geldi. Toplam 40 küsür sorunun hepsini Ateş doğru yaptı. Sınıfından bir arkadaşı daha tam puan aldı. SBS deneme sınavı gibi olduğundan Ateş bu sınavı çok önemsiyordu. Hatta benim istediğimden çok daha fazla. Şimdiden bu kadar strese girmesini hiç istemiyorum, ama oldu bir şekilde. SBS sınavını kazanamazsa liseye bu okulda devam edemeyeceğini söylemiş servisten 8. sınıf bir çocuk. Bu Ateş'i etkiledi. Tabi ki herşeyi boşvermesin, derslerini çalışsın, ama bu işin stresine de girmesin istiyorum. Neyse tam puan alınca rahatladı.
Cuma günü karne günü idi. Yine karnesi çok güzel ve övgülerle dolu. Şimdi tatilde. Evin keyfini çıkarıyor. Ödevlerinin bir kısmını yaptı bugün. Güzel ödevleri var, örneğin istedikleri bir filmi izleyip 5N1K yapacaklar. Zaten okulda güzel şeyler öğreniyorlar. Ateş okulu çok seviyor.
Dün göz muayenesine gittik. Göz astigmat değerleri ilerlememiş. Ama çerçeve küçüldüğü ve camları bozulduğu için gözlüğü yenileniyor.

Salı, Ocak 15, 2013

Şiir

Canım oğlum bana bir şiir yazmış. Aynen şöyle:
Kırın oyuncağımı
Bozun salıncağımı
Dünyalara değişmem
Annemin kucağını.
Bu benim hayatımda duyduğum en ama en güzel şiir.

Not: Pelin Teyze'nin oğlu olacakmış. Ateş erkek olacağı için çok sevindi. Şimdi hep birlikte isim düşünüyoruz.

Cuma, Ocak 11, 2013

Komik Ödev

Ateş'in dün akşamki ödevinde baş harfleri aşağıya doğru "sağlıklı olmak" olan bir akrostiş çalışması vardı. Harflere göre ve tabi konuya uygun olarak doldurması gerekiyordu Ateş'in. Hem anlamı konuya uygun olan, hem sonu uyaklı olabilecek, hem de bu harflerle başlayacak cümleler bulmak çok da kolay olmadı. Ama birlikte uydurmak çok eğlenceli oldu, çok güldük. En çok da sağlıklı kelimesindeki "I" harfinde zorlandık. En sonunda "Limonda C vitamini vardır, Isır portakalı ısır" da karar kıldık, ama gülmekten gözlerimizden yaşlar geldi. Sağlıklının en sonundaki "I"yı ise bir önceki "I"yla uyumlu olsun diye Isır elmayı ısır, olarak yazdık. Çok eğlenceli bir ödevdi.
Bu sabah Ateş kendi kendine 6.30'da uyandı. Böyle günleri çok seviyor, çünkü okula gitmeden önce oyun oynayabiliyor.

Perşembe, Ocak 10, 2013

Kötü gün

Sekiz ocak ikibinonüç. Ateş'in hayatının en kötü günü imiş. O gün okuldan geldiğinde mutsuzdu. Sabah drama dersi varmış. Ders sırasında öğrencilerden birisi diğerini itmiş, düşürmüş. Öğretmen de Ateş yaptı sanarak ceza vermiş. Ateş kendisinin yapmadığını söylemiş, ama öğretmen inanmamış. Tabi haftada bir dersle çocuğu tanıyamamış, sınıf öğretmeni Ateş'in doğru söyleyeceğini bilirdi. Cezası derse katılamamak ve onlarla birlikte oyun oynayamamak olmuş. Ateş'in çok etkilenecebileceği bir ceza. Ama arkadaşını Ateş itmemiş. O yapsa söyler, kesinlikle yapmadığını, hatta düşen arkadaşıyla arasında epeyce bir mesafe olduğunu söylüyor. Kesinlikle Ateş'e inanıyorum. Haksız yere ceza aldığı için de morali çooook bozulmuş. Sonra bütün günü kötü geçmiş. Resim dersinde sınıfın çoğu yaramazlık yaptığı için, öğretmen normalde yaptıracağı bir etkinliği yaptırmamış. Halbuki Ateş, kendi yapacağı şeyi çok güzel yapmış. Canı o kadar sıkılmış ki, sürekli o günün hayatının en kötü günü olduğunu söylemiş. Ben ona evde, hayatımızda ara sıra böyle kötü günler de olabileceğini, bunu çok dert etmememiz gerektiğini, ertesi günün belki de en güzel gün olacağını söyledim, ama drama öğretmenine çok kızdım. Çünkü dersin sonunda Ateş'e onun yapmadığını anladığını da söylemiş. Ama emin olmadan verdiği ceza, çocuğun bütün gününü etkilediği gibi, haklılığını kanıtlayamadığı için de çok sinirlenmiş. Ertesi gün drama öğretmenini aradım, ancak okula sadece pazartesi ve salı günleri geliyormuş. Gelecek pazartesi yeniden arayıp kendisiyle konuşacağım.

Perşembe, Ocak 03, 2013

Yılbaşı Kutlaması

Dün akşam, her sene olduğu gibi, kalabalık bir arkadaş grubuyla yılbaşını kutladık. Bu sefer Ilgınlar'a gittik. Boool yemek yedik. Çocuklar çok eğlendiler. Ateş için yılbaşı bu sene daha önemliydi. Takvimin yapraklarını tek tek sayarak kopardı. Geri sayım yaptı. Heyecanla yılbaşı akşamını bekledi. Çevrenin ve içinde bulunduğun zamanın önemini farketmenin sonucu bunlar bence. Ben de çocukken yılbaşı çok önemliydi. Ateş de büyüdü, o yaşlara geldi. Yalnız çocuğa doğru dürüst yılbaşı hediyesi bulamadık. İki ayrı oyuncakçıya ve bir kitapçıya gittik. Zaten bir dolu oyuncağı ve henüz okumadığı birçok kitabı olduğu için oralardan da birşey beğenemedik. İnternetten bir kutulu oyun, bir de şehir maketi siparişi verdik. Oyuncakçıdan aldığı dinozor maketi (kazıp çıkarılan) ile bunlar Ateş'in yılbaşı hediyeleri oldu. 
Odasını kağıttan yaptığı kar taneleriyle süsledi. Bunların uzun süre odasında durmasını istiyor.
Bu sıralarda bana "çürük banana", babasına da "beybicilak" diyor.
Fotoğraftaki yazıyı, ona aldığım stickerlarla yaptı ve işyerime asmamı istedi. İşe gelir gelmez çantamı ve montumu koyduğum dolabın üzerine yapıştırdım. Hergün bu yazıya bakıp mutlulukla gülümsüyorum.
Dün akşam bana ve babasına özel gücü olan ekstra biletler verdi. Normalde bir bilet 2 gün geçerli ve 50 kez öpme hakkı veriyor. Babasına verdiği ekstra biletin üzerinde "500 kere öpme gücü", bana verdiğinde de "6 gün öpme gücü" yazıyor. Böylece bize hediyeler vermiş oluyor.  
Lilypie Kids Birthday tickers