Çarşamba, Aralık 31, 2014

Yılbaşı

Bu yılbaşında da arkadaşlarımızla birlikte kalabalık bir grup olarak bir restorana gidiyoruz. Ateş arkadaşlarıyla birlikte eğlenecek diye düşünüyorum. Umarım güzel bir gece ve mutlu bir sene olur.

Pazartesi, Aralık 22, 2014

Konser, Sertifika, Haftasonu

Ateş'in bateri dersi aldığı yer, İngiltere'de, her sene düzenli olarak sınav yapıp sertifika veren bir müzik okulunun burdaki temsilciliğini (ya da sınav sorumluluğunu) aldı. Ateş ve onun gibi ders alan birçok çocuk ve yetişkin, geçtiğimiz haziran ayında İngiliz ve Türk yetkililerin değerlendirmeyi yaptığı bir sınava girdiler. Ateş ilk dereceyi kolaylıkla aldı. Hatta öğretmeni, keşke daha üst seviyelerden girseydi, dedi. Neyse bu seneki sınavda öğretmeni hangi seviyeyi söylerse ordan tekrar sınava girecek. İsteğe bağlı bir sınav. 8. seviyeyi geçen, Avrupa'da müzik öğrenimine devam edebiliyor. Bizim anne-baba olarak Ateş için müzik eğitimi alsın diye bir planımız yok. Ama tabi sonuçta kendisinin belirleyeceği bir süreç. Ama birkaç senedir ders aldığı, okulda ve ders aldığı yerde konserlere çıktığı, ve çok da güzel çaldığı bateride uluslararası kabul gören bir sertifika sahibi olması da çok güzel birşey. Bir zaman bir şekilde işe yarayabilir. Bu nedenle destekliyoruz.

Neyse, haziranda almaya hak kazandıkları sertifikayı cuma akşamı düzenlenen bir konserle aldılar. Ateş, sertifikasını almadan önce kısa bir solo performans sergiledi. İnanılmaz güzel çaldı, harikaydı, çok çok beğendim. İzleyiciler tempo tuttu, herkes çok beğendi. Böylece bir aşama daha atlamış oldu. 

Konser sonrası eve döndük, o akşam Toprak Efe de bizdeydi. Birlikte oyun oynadılar. Cumartesi sabahı önce tenise, sonra Ateş'in sınıf arkadaşlarından birinin doğumgününe gittik. Akşama kadar çok eğlendi. Akşam evde ödevlerini bitirir herhalde diye plan yaparken, Kerem ile birlikte onlara gitme planı yapmışlar. Tabi ki kabul ettim. Akşamüstü onlara gitti. Tabi ki oyun ve eğlence ağırlıklı bir gece geçirdikten sonra gece 11 gibi aldık Ateş'i. Çok güzel ve çok yorucu bir gün geçirmişti, direk uyuyakaldı. 

Dün sabah, bir gün öncenin yorgunluğu ve kas ağrıları olunca tenis oynayamadı. Ödevlerini yaptı, ama o kadar çoktu ki, bitmedi. Biraz sahil yürüyüşü yaptık arkadaşlarımızla. Sonra Toprak Efeler'in yeni aldıkları köpeği görmek için onlara gittik kısa süreliğine. Köpüşü sevip eve döndük. Kalan ödevlerini de bitirdiğinde uyuma vakti gelmişti.

Bir hareketli haftasonu da böyle geçti.

Salı, Aralık 16, 2014

Yardımsever

Ateş'in yakın arkadaşı Kerem'in parmağı sakatlanmış. Dün okulda hiç yazı yazamamış. Ateş de, aslında yazı yazmayı hiç sevmediği halde, bütün gün hem kendi adına yazacaklarını yazmış, hem de Kerem'in bütün yazması gerekenleri, dersleri, ödevleri vb. yazmış. Zor durumdaki arkadaşına hiç düşünmeden ve hiç mızmızlanmadan yardım etmiş olmasını çok sevdim. Kerem ve annesi de Ateş'e teşekkür ettiler. Bugün okulda ne oldu bilmiyorum, belki bugün de aynı yardımı yapmıştır. 

Pazartesi, Aralık 15, 2014

Çok Şeyler Oldu...

En öncelikli olarak cuma günü okuldaki müzik konserinden bahsedeyim. Ateş, babasının menajerliğinde Albert ve bu seneki solist Arda ile yine Storm grubu olarak sahneye çıktı ve all star şarkısını seslendirdiler. Biz aileler olarak tabi ki çok beğendik. Ayrıca Ateş o kadar profesyonel çalıyor ki, bateri şarkıya girdikten sonra şarkının bütün havası değişiyor. Çok çok güzeldi, bayıldık. Ayrıca Ateş öğretmenlerinden ve velilerden de çok sayıda tebrik aldı.

Cuma akşamı geçen haftadan beri planlandığı şekilde Toprak Efeler'de kaldı. Bir önceki hafta Toprak Efe bizde kalmıştı. Bu hafta için de böyle bir plan yaptılar. Ben zaten tamam diyordum geçen seneden beri, babası bir türlü ikna olmuyordu. Bu gezi olayıyla o da iyice ikna oldu ve tamam dedi. Biz o gece arkadaşlarımızla dışardaydık, Ateş de ilk kez bizden ayrı yatılı ev ziyaretini gerçekleştirdi. Ertesi gün öğleden sonra 2'de geldi eve, çok fazla özledim, içim sıkıldı. Bakalım bu gezi benim için nasıl geçecek?

Sanırım yazmadım, Ateş ve İpek geçen hafta teniste performans grubuna geçtiler. Yani sınıf atladılar. Ama performans grubu haftaiçi de iki gün çalışıyormuş. Bizimkilerin haftaiçi hiç vakti yok. Bateri basketbol, İpek'in şan dersi, voleybolu derken haftaiçi ödevler de eklenince zaten canları çıkıyor. Tatillerde haftaiçi getirebiliriz ancak dedik. Şimdilik tamam dediler. Bu yoğun spor hayatı Ateş'i yormakla birlikte çok da iyi geliyor. Aktivitelerden önce hiç gitmek istemiyor. Bırakalım diyoruz. Ama gidince de iyi geliyor, bırakmak istemiyor. 

Pazartesi, Aralık 01, 2014

Gezi

Ateş ocak ayında ilk kez bir okul gezisine katılıyor. Okul 5. sınıflardan itibaren sık sık gezi düzenliyor aslında. Ben de ilk geziyi seneye bekliyordum. Ama iki hafta önce Ateş bir akşam geldi ve 4. sınıflar için düzenlenen geziyi söyledi. Bu bir kayak gezisi ve 3 gece, 4 gün sürecek. Aslında Ateş'in okul gezilerine gitmesini çok istiyorum, ben küçükken hiç gönderilmedim, çok eğlenceli olacağını tahmin ediyorum ve oğlumun arkadaşlarıyla eğlenceli gezilere gitmesini çok isterim. Ama bu yaşta, bir kayak gezisi, üstelik de uzun bir gezi olunca olmaz dedik. Hatta Ateş'e ilk gün, "bak gör, hiçbir anne baba bu geziye çocuğunu göndermez" diye iddialı bir laf da söyledik. Çok üzüldü, ağladı ama ikna ettik. Ertesi gün bir geldi ki, sınıftaki hemen hemen her arkadaşı gidiyormuş. Bunun üzerine biz de bir daha düşündük ve şöyle bir çözüm bulduk: Cengiz, kamp doktoru olarak onlarla birlikte gidecek. Mükemmel bir çözüm oldu bu, hem içimiz rahat edecek, hem de Ateş eğlenceli bir okul gezisine gidecek. Orda arkadaşlarıyla birlikte kalacak, ama babası da yanında olacak. Umarım çok iyi geçer.

Perşembe, Kasım 27, 2014

Tatil

8. sınıfların sınavı nedeniyle okullar iki gündür tatil (Ateş'in abisi de sınava girdi, çok iyi geçmiş). İpek dün bize geldi, Ateş'le lego ve başka oyunlar oynadılar. Akşam İpek'in ailesi ile Toprak Efeler de geldiler. Biz arkadaşlarımızla oturup sohbet ederken, çocuklar da oyun oynadılar, hatta geceyi saklambaçla kapattılar. Ancek gece geç vakit Perry ile ilgili sıkıntılı bir durum oldu. Perry, yanlışlıkla açık bırakılan kafesinden kaçtı. Uzun bir süre hep birlikte aradık. Ama bir yandan da çok korktuk, çünkü kaybolabilir ya da ölebilirdi. Ateş çok üzüldü ve ağladı. Sonra, büyük bir şans eseri, Toprak Efe yatak odasında Perry'yi buldu. Cengiz aldı ve sağ salim kafesine götürdü. Hepimiz rahat bir nefes aldık. 
Bugün Ateş'in, birlikte müzik grubu kurdukları arkadaşları bizde, Arda ve Albert. Okulun müzik gösterisinde hep birlikte All Stars isimli şarkıyı söyleyecekler. Cengiz yine onlara özel giysi yaptırdı. Bugün bizim evde büyük prova var. Hem prova yapıyorlar, hem de oyun oynuyorlar. 
İki günün bu yoğun programı nedeniyle salı akşamından ödevlerinin büyük kısmını yaptı Ateş. Bu akşam kalan son ödevlerini de bitirecek. Yarın zaten cuma. Bu hafta öğrenciler için mutlu bir hafta oldu. 

Cuma, Kasım 21, 2014

10 Kasım Atatürk'ü Anma Töreni

Ateş, okulunda bu sene düzenlenen 10 Kasım Atatürk'ü anma töreninde sunuculuk yaptı. Anasınıflarından 8. sınıflara kadar bütün öğrencilerin izlediği bir törendi. 4. sınıflar sunuculuk ve oratoryo görevlerini üstlenmişlerdi. Ateş, iki kız arkadaşıyla birlikte sunuculuk görevini başarıyla yerine getirdi. Hakkını vererek şiirler okudu, güzel sunumlar yaptı, hiç karıştırmadı, heyecanlanmadı (ya da belli etmedi). Tabi ki izlemeye gittim. Çok beğendim, izleyen öğretmenler de Ateş'i tebrik ettiler.

Çarşamba, Kasım 19, 2014

Ege

Uzuuuun süredir yazamadım. Taa geçen ayın sonunda Ateş'in minik kuzeni Ege, annesiyle birlikte bize geldi. Ateş Ege'yi çok merak ediyordu. En son mayıs ayında görmüştü ve sürekli ne kadar büyümüş olabileceğini sorup duruyordu. Neyse, geldi ve gözümüzle gördük ki, Ege çok büyümüş. Çok tatlı olmuş. Gideceğimiz yerlere hep birlikte gittik. Ama Ege hiç kucakta durmuyor, sürekli olarak koşmak (yürümek değil, koşmak) istiyor. İlk geldiği gün Ateş'in top sepetinde kayboldu, topları çok sevdi. Ateş onu biraz oynatmaya çalıştı. Ege herşeye "guşşş" diyor, onun bu hali 2 yaşına kadar herşeye "düu" diyen Ateş'in küçüklüğünü hatırlattı bize. Son günlerde iyice alışıp, Ateş'e koşarak sarılmaya bile başladı. Son gün beylerin birlikte saçlarını bile kestirdik. Sonra Ege evine, biz de normal hayatımıza döndük. 

Cuma, Ekim 31, 2014

Perry

Hamster Perry gayet iyi durumda. Geldiğinden beri ciddi kilo aldı, eve alıştı. Artık bütün gün saklanıp uyumuyor, sürekli bir aktivite peşinde. Ateş Perry'den çok memnun.

Cuma, Ekim 17, 2014

Hamster Perry

Ateş'in bugün bir hamsteri olacak. Yaklaşık 2 aydır bugünü bekliyor. Hamster almayı çok istedi, ama her haftasonu denize gittiğimiz için, yalnız bırakmayalım diye almak istemedik. Ancak bu haftasonu uygun oldu. Bugünün uygun olacağı da haftalardır belliydi, o yüzden Ateş gün sayıyordu. Hamsterinin bir adı bile var: Perry. Aslında bunların hepsi evde bir hayvan istemesinden kaynaklanıyor. Ama evimiz bir köpeğin yaşamasına uygun bir ev değil. O da hamstera karar verdi. 
Birazdan babasıyla birlikte gidip hamsterına kavuşacak.
Ayrıca bugün bu sezonun ilk bateri dersi başlıyor. 

Perşembe, Ekim 09, 2014

Balık

Bu 5 günlük bayram tatilinin bir teması olacaksa eğer, mutlaka "balık" olurdu. Tabi ki deniz kenarına gittik. Toprak Efelerle biz zaten ordayız, İpekler de geldiler. Ayrıca bizim çocuklarla aynı okuldan başka çocuklar da vardı. Hatta başka şehirlerden yeni arkadaşlar bile edindiler (Güneş). Bu kalabalık çocuk grubuyla birlikte çok iyi vakit geçirdi Ateş. Sabahtan gece yatana kadar hep dışardaydılar, bisiklet, saklambaç, yüzme, atlama ve tabi ki balık avlamayla geçti günleri. Öyle ki, günde en az 3 saat, en fazla 6 saat olmak üzere balığa gittiler, anne babalarla birlikte. Ben sadece denize girebileceğim bir gün gittim onlarla. Deniz tuttuğu için diğer günlerde gidemedim, herkes balıktayken vaktimi kitap okuyarak ve bazen spor yaparak geçirdim. İyi balık avladılar. Beş gün boyunca bütün çocuklar ve bazen büyükler, sadece kendi tuttukları balıkları yiyerek beslendiler. Ateş bu tatilde dondurmayı da minimuma indirdi, abur cuburu çok azalttı. Aralarda ödev bile yaptılar. Sonuç olarak çoook güzel bir tatil oldu. 

Bu kadar balığın üzerine dün de babası ve abisiyle gidip balık almışlar, üstelik Ateş kendine balık seçmiş. Demek ki hiç sıkılmamış, çok sevindim.

Salı, Eylül 30, 2014

Sportif Faaliyetler

Ateş geçen hafta itibariyle bu dönemdeki sportif faaliyetlerine başladı. Artık her salı ve perşembe okuldan sonra orda kalıp, basketbol spor okuluna devam ediyor. Buna hep birlikte karar verdik. Böylece geçen sene cumartesi ve pazar sabahları gittiği basketbol okuluna gitmeyecek, haftasonları rahatlayacak, hem de sporunu yapmış olacak. Gerçi şimdi de haftaiçi basket sonrası yorgunluk (çok yoruyorlarmış) ve yoğun ödev kıskacında kalıyoruz, ama bakalım nasıl gidecek. Ateş'in basketi kabul etmesindeki en önemli etken de kankası Kerem'le birlikte olması. Hatta aynı servisle dönüyorlar, yolda eğleniyorlar.

Geçen salı ilk ders sonrası servise binerken beni aradı Ateş. Kerem'le birlikte bir karar vermişler. Bizim onları alacağımız yere çok yakın bir tantunici var, yemeği evde değil, orda yiyelim hep beraber, dediler. Kendi kendilerine yaptıkları bu plan çok hoşumuza gitti. Kerem'in annesi ile buluştuk ve hep birlikte yemek yedik. Bundan sonra da haftada bir gün böyle plan yapacaklarmış. 

Ateş okulda zaten badminton takımında yer alıyor. Kulüp olarak da badmintonda. Bu seneki ilk turnuva da cumartesi günü oldu. Ateş bu turnuvada, iki maç yaptı. İlk maçı rahat yendi, ikinci tura yükseldi. Sonra karşısına çok dişli bir rakip çıkınca yenildi. Ama ilk kez gerçek maç kazanmanın zevkini tattı, kendini çok iyi ve mutlu hissettiğini söyledi. Yenildiği maçtan da birşeyle öğrenmesi gerektiğini söyledik ona. Zaten öğretmeni, maçlar öncesi hepsini toplayıp, oraya eğlenmeye geldiklerini, maçları düzgünce oynamaları gerektiğini, yenilirlerse ağlamamalarını, birbirlerini desteklemelerini, ekip olmayı öğreneceklerini söyledi. Çok güzeldi. Ateş'in iki sınıf arkadaşı final oynadılar.

Bu maçlardan birgün önce Ateş'in en iyi arkadaşlarından Arda bize geldi. Cuma günü okul çıkışı abi ile birlikte üç erkek çocuk oldular evde. Ateş'le Arda acaip eğlendiler, sürekli kahkahalar attılar, oyunlar oynadılar. Bazen abi de onlara katıldı. Gece 10'da zorlukla ayrıldılar, Arda'yı üzülerek götürüp evine bıraktık. 

Perşembe, Eylül 25, 2014

Haftasonları

Haftasonları deniz kenarına gitmeye devam ediyoruz. Birkaç hafta daha gitmeye devam edeceğiz. Artan haftasonu ödevleri ile bu durum biraz zorlaşıyor, ama açık havada geçirebileceğimiz hergün değerli Ateş için. İki haftasonu önce İpekler ve Ömürler de geldiler. Toplamda 4 çocuk yine acaip eğlendiler. Jelly bean partileri yaptılar, koşup oynadılar, dubadan atladılar, yüzdüler. Pazar akşamı hiç gelmesin istediler. Ateş o kadar mutlu oldu ki, unutmadan buraya yazmak istedim.

Çarşamba, Eylül 10, 2014

Okul Hazırlığı

Bu sene okul açılmadan önce Ateş'le biraz konuştuk. Geçen senelerde banyoya geç girme (son derece pis olan okul kıyafetlerini banyoda çıkarıp bir an önce temiz pijamalarını giysin istiyorum), ödevi sürekli erteleme, sonra gecikti diye üzülme, çanta hazırlama gibi konularda anlaşmazlıklarımız vardı. Bu konularda onunla konuşmak istedim. Bana bazı noktalarda itiraz edeceğini düşünmüştüm. Ben kendisinden istediklerimi yukarıdaki gibi sıraladım. Okuldan gelince (toplamda 5 dakika bile sürmeyen) banyosunu halletmesini, yemek ve biraz dinlenmeden sonra ödevini geciktirmeden yapmasını, sonrasında da çantasını hazırlamasını istedim. Bana direk "tamam" dedi. Böylece konuşmamız 1 dakikadan bile az sürdü. İki gündür de bunlara uyuyor. İlk gün, okuldan gelince "hadi banyo işini hallet" dedim. "Tamam" dedi. Duyduğuma inanamayıp bir de babasına sordum "tamam mı dedi?" diye. İlk gün ödev yoktu zaten. Ama dün başlamıştı. Dün okuldan geldi, bana okulla ilgili birşeyler anlattı, banyoya girdi. Çıkıp yemeğini yedi. Sonra birlikte basketbol maçı izledik. Maç arasında ve sonrasında hiç ertelemeden ödevini yaptı. Çantasını hazırladı, ve olayı bitirdi. Acaba bunlar için belli bir olgunluk yaşına erişmek mi gerekiyordu, bilmiyorum. Bildiğim şey, Ateş'in bu sene ev düzenimiz açısından okula harika bir başlangıç yaptığı.

Dün eve gelirken, dış görünüşleri aynı olan fen fasikülü yerine sosyal fasikülünü getirmiş. Bu seneye kadar ben arkadaşlarının annelerini arayıp sayfanın fotoğrafını istiyordum. Dün akşam Ateş arkadaşını aradı ve ödev fotoğrafını istedi. 

Derslerden çok memnun. Fen dersinde uzun, kısa ve yassı kemikleri görmüşler. Bize hepsini anlattı. 

Salı, Eylül 09, 2014

Basketbol Maçları

Pazar öğleden sonra Keremler'e gittik. Çocuklar heyecanla birbirlerine kavuşmayı beklediler, çünkü yaz tatili boyunca hiçbir sınıf arkadaşıyla biraraya gelemedi Ateş. Bir türlü uygun bir ortam oluşmadı. Artık buluştular, herkes mutlu. 

Neyse, pazar gecesi eve döndüğümüzde Ateş'le birlikte, Türkiye-Avustralya dünya basketbol şampiyonası maçının ikinci yarısını izledik. Çok heyecanlıydı ve bitime 5 saniye kala öne geçerek yendik. Şimdi Türkiye çeyrek finalde. Bugün akşamüstü Litvanya ile maç var. Biz de Ateş'le pazar gecesinden planlarımızı yaptık. Okuldan sonra birlikte oturup maçı izleyeceğiz. Herşeyde olduğu gibi, Ateş'le maç izlemek de çok keyifli oluyor. İnşallah yeneriz.

Okul Başladı

Ateş, dün itibariyle 4. sınıfa, yani ilkokul son sınıfa başladı. Seneye aynı okulda devam edecek, ama okulun adı ortaokul olacak. Çok büyüdü, bulunduğu kampüsün en büyüklerinden biri artık. Okul hayatına başladığından beri ilk kez erkek sınıf öğretmeni oldu. Sınıf öğretmeni, fen ve Türkçe derslerine girecekmiş, yan şubenin sınıf öğretmeni olan öğretmeni ise, matematik, sosyal, trafik ve din derslerine girecekmiş. İkisiyle de dün tanıştı, ikisini de sevmiş, çok iyilermiş, öyle diyor. Kitap ve kırtasiye gereksinimlerinin hepsini geçen haftadan tamamladık zaten, dün sınıfına teslim ettik. Arkadaşlarıyla buluştu, hepsi birbirine sarıldı, tabi direk oyuna başladılar. Yani herşey yolunda. Umarım çok güzel bir sene geçiririz hep birlikte.


Perşembe, Eylül 04, 2014

Okul Başlıyor

Okul haftaya başlıyor. Salı sabahı okula gidip gerekli bütün malzemeleri aldık, servis ve yemek ödemelerini yaptık. Ateş de geldi. Bu sene ilk kez kaplanmış kitap aldık. Bundan önceki senelerde ben birkaç saatte (3-4 saat sürüyordu) bütün kitap ve defterleri kaplıyordum. Geçen sene, okulda kaplama makinesi ile kaplama seçeneği çıkmıştı, ama bir süre kaplanması için beklememiz gerekiyordu ve biz bekleyememiştik. Bu sene daha akıllıca bir iş yapmışlar, önceden kaplayıp paketlemişler kitapları. Böylece beklemeden kaplanmış kitaplarımızı aldık. Şimdi tek işimiz etiketlerini yapıştırmak. Bugün Ateş'in önüne etiketleri ve kalemi koydum. İsmini, numarasını vs. yazacak. Yapıştırıp çantasına yerleştirince de tüm işimiz bitecek. Kalem ve kalemkutularının düzenlemesini de birkaç gün önce kendisi yaptı. 

Okulda geçen seneki öğretmeni ile karşılaştık Ateş'in. Daha doğrusu O, Ateş'in saçlarını uzaktan görüp tanımış, bizi aradı. Kısa süre için görüştük. Bu sene de devam edeceğini sandığımız öğretmeninin başka bir sınıfa öğretmenlik yapacağını duyup üzüldük. Ateş'in sınıf arkadaşları aynı kalacakmış. Geçen seneki 2 erkek 4. sınıf öğretmeni, iki şubeye branş öğretmeni olarak gireceklermiş. Ateş'in ilk kez erkek öğretmeni olacak. Umarım herşey yolunda gider, güzel bir sene olur. 

Ateş dün akşam itibariyle İngilice ödevlerini bitirdi. Son okuma kitabından da yaklaşık 15 sayfası kaldı. 

Cuma, Ağustos 29, 2014

Tatilin Son Günleri...

Ateş'in bir hafta tatili kaldı. Gelecek hafta okuluna servis, yemek ödemelerini yapmak, kırtasiye ve giyim malzemelerini almak için gideceğiz. Son tatil günlerini değerlendirmeye çalışsa da, evde olduğu günlerde sıkılıyor Ateş. Pazartesi Toprak Efeler'e gitti. Salı evdeydi. İki gün önce ben öğlen eve gidip onu aldım, birlikte yemek yedik ve benim işyerime geldik. Eve iş çıkışı birlikte döndük. Dün sabahtan rutin göz muayenesini olmak üzere Ömür'ün annesi Ayça Teyze'ye gittik. Sonra babasıyla beraber hastanede kaldı. Öğlen abiyi de alıp birlikte yemek yiyip alışveriş yapmışlar. Ayakkabı ve yiyecek alışverişinin yanısıra Ateş kendine kalem, silgi vb. kırtasiye alışverişi de yapmış. Akşam evde aldıklarını yerleştirdik. Artık okul dönemine hazırlanmak gerekiyor. Ben de ona internetten bildiğimiz bir markanın okul çantasını almıştım, dün o da geldi. Okula gidip kitapları, defterleri alırsak, bir de onları kaplarsam bu seneki okul hazırlığımız bitecek.

Ateş arkadaşlarını çok özledi, o açıdan okul açılınca mutlu olacak. Bir de bu sene kas ve iskelet sistemi öğreneceklermiş, ona da çok seviniyor. Ama herşeye rağmen bu yaz inanılmaz çabuk geçti. Erkenden uyanacak olmasına, akşamları evde geçirecek az vaktinin kalmasına, ödev yapmak zorunda olmasına üzülüyorum. Ama evde bizsiz kaldığı için sıkıldığı tatil günlerinde de üzülüyorum. Neyse, keyfi yerinde olsun da en önemlisi o. 

Son günlerde evde ne kadar lego varsa hepsini yaptı, yenilerini almak istiyormuş.

Perşembe, Ağustos 21, 2014

Düğün

Haftasonu Ateş'le Ankara'ya gittik. Kuzenimin düğünü vardı. Kuzenim benden 14 yaş küçük, bebekken kucağımda gezdirdiğim bir kuzenimdi. Cumartesi günü evlendi. Ateş'le cuma günü otobüse bindik, öğleden sonra halamın evine vardık. Ev kalabalıktı, Ateş biraz şaşırdı bu kalabalığa. Akşamüstü ikimiz gezilerimize başladık. Önce kuğuluparka gittik. Ateş'e buranın Ankaralılar için özel bir yer olduğunu anlattım, Kıtır'da birşeyler yedik, Tunalı Hilmi'de yürüdük, eve döndük. 

Ertesi gün evdeki kalabalık akraba grubuna biraz daha ısındı Ateş, hep birlikte kahvaltı yaptık. Sonra Ateş'le birlikte benim daha önce hiç görmediğim Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne gittik. Sesli rehber de alarak oğlumla başbaşa gezdik müzeyi. Muhteşemdi, inanılmaz beğendik. Eserlerin önünde durup anlatımları dinledik, fotoğraflarını çektik. En az 2 saat kaldık, aslında rahatlıkla daha uzun gezilebilir. Sonra ordan çıkıp 100 metre mesafedeki Koç Müzesi'ne gittik. Burda Figen ve oğlu Sarp'la buluştuk. Ateş Sarp'la geçen sene Ege'nin doğumuna gittiğimizde Ç.....'de tanışmıştı, hatta dördümüz birlikte kızma birader oyunu oynamıştık, çok eğlenmiştik. Burda öncelikle yakın bir yerde öğle yemeğimizi yedik birlikte, sonra Koç Müzesi'ni gezdik. İstanbul'daki kadar büyük değilse de, yine de özenli ve güzel bir müzeydi. Bu müze de bittikten sonra Figenler'le ertesi gün buluşmak üzere ayrıldık. Biz halamın evine dönüp düğün için hazırlandık. Akşamüstü kalabalık bir grupla düğüne gittik. Düğün açıkhavadaydı, hava güzeldi. Biz en ön masadaydık. Tabi ki güzel ve duygusal bir düğün oldu. Ben de yıllardır görmediğim akrabalarımı görmüş oldum. Ateş birçok kişiyle aynı zamanda tanışınca herkesi karıştırdı. Bir ara çocuklarla koşuşturdular, bir ara ipad oynadı, etrafı izledik, biraz dans ettik birlikte. Gecenin sonuna doğru fazla müzikten daraldı, düğünün bitmesini içerde bekledik. Eve yorgun argın döndük. 

Pazar sabahı yine ev halkıyla kahvaltı yaptık. Bu arada ben Ateş'e, orda gördüğü akrabalara ait bir soy ağacı çizdim. Bütün aile de katkıda bulundu. Böylece biraz kimin kim olduğunu anlayabildi. Bunu genişletip Ateş'in iki taraftan bütün sülalesinin soy ağacını çıkarmaya karar verdik. Öğlen civarında yine Figenler'le buluşup bu sefer MTA Tabiat Tarihi Müzesi'ne gittik. Burda da yüzmilyonlarca yıllık fosillerden dizonor kemiklerine, değerli ve değersiz taşlardan dünyanın tabakalarına kadar çok şey vardı. Çocuklarla burayı gezdikten sonra bir diğer arkadaşım Belgin'in de bize katıldığı bir yemek yedik. Sonra kısa süreyle Belgin'in evini ve annesini ziyaret ettik. Ordan çıkıp Figenler'e gittik. Akşama kadar ordaydık. Çocuklar biraz oyun oynayıp film izlediler. Gece halamlara döndük.

Pazartesi öğlen dönüş otobüsümüz vardı. Ancak Ateş'le otobüse binmeden önce Anıtkabir'i de gezmeye karar verdik. Ateş daha önce görmüştü, ancak daha küçük olduğu için tam hatırlayamıyordu. Müzeyi gezdik, fotoğraflar çektik, yine çok beğendik. Ordan kendine bir anıtkabir maketi aldı. Sonra otobüse binip evimize döndük. Otobüsle hem giderken, hem de gelirken birlikte film izledik. Mola yerlerinde yemek yedik. Son zamanlarda sıkılmış olsak da çok güzel yolculuklar yaptık. Akşamüstü, Ateş'in hasretinden ölen babasıyla buluştuk.

Çarşamba, Ağustos 13, 2014

Tohumlar ve Bu Hafta...

Tatilden sonra haftasonunu denizde geçirdik. Ateş, abisiyle ve kuzeni Toprak Efe'yle bol bol oyun oynadı, denize girdi. Pazartesi yine Toprak Efe'lere gitti. Akşam da onlarla beraber, dedesinin yayla evine gittik. Orada güzel bir bahçe var. Ateş, uzun süredir çok sayıda ve çeşitte olan tohumlarını ekebileceği bir bahçe istiyordu bizden. Biz de apartmanın minicik bahçesine mi ekse, arkadaşların bahçesine mi ekse, ne yapsak bilemiyorduk. Pazartesi akşamı orayı görünce bu arayıştan kurtulduk. Artık Ateş tohumlarını dedesinin bahçesine ekebilecek. 

Dün öğleden soraya kadar evdeydi Ateş. Öğleden sonra babasıyla birlikte dışardaki işlerini halletmişler. Bir de ısrarla bana doğumgünü hediyesi almak istemiş düşünceli oğlum. Giysi ve ayakkabı beğenmiş benim için ve babasına aldırmış. İnanılmaz duygusal ve düşünceli bir oğlum var. Akşam İpekler'le birlikte tenis kulübüne gittik, tabi ki, İpek'in babası hariç kimse tenis oynamadı. Yemek yiyip sohbet ettik, çocuklar oyun oynadılar.

Bugün Ateş'i sabahtan İpekler'e bıraktım. Dün akşamdan planlar yaptılar. Lego filmini izleyip lego oynayacaklarmış. Akşama biz de onlara gideceğiz.

Salı, Ağustos 12, 2014

Gezi-3

Sabah 6'da buluşup limana gittik. Arabamızı parkettik, yanımıza bir günlük ihtiyaçlarımızı sırt çantalarıyla alıp feribota bindik. Çok özel bir yolculuktu. Baltık denizini cruise gemiyle yaklaşık 2 saatte geçtik. Feribotumuz Viking Line idi. 10 katlı kocaman bir feribottu. İçinde free shoplardan kafelere birçok yer vardı. Rahat rahat masalarımızda oturarak, yemek yiyerek, alışveriş yaparak, güvertede gezip Baltık Denizini izleyerek yolculuk yaptık. Çok güzeldi. Helsinki'ye yaklaşınca seyre çıktık. Helsinki'de birçok ada var, onların arasından şehrin limanına vardık. Kısa bir tur atıp otelimizi bulduk. Eşyalarımızı bırakıp hemen gezmeye çıktık. Limana çok yakın kurulmuş olan pazarda açık havada bir yerde çeşitli balıklar ve paella yedik. Ateş hering balığı yedi, hamsiye benzetti ve beğendi. Sonra şehri yine yürüyerek gezmeye çıktık. Helsinki Üniversitesi, Helsinki katedrali ve çok yakın bir adadaki Uzpenski katedralini gördük. Ünlü bir dondurmacıdan dondurma aldık, Esplanade parkının kenarında yedik, yine yürüdük, şehrin büyük botanik parkında dinlendik, yine yürüdük. Limandan kalkan bir tekneyle 1,5 saatlik Helsinki adaları gezisi yaptık. Artık burda çocuklar yorgunluğa ve uykusuzluğa dayanamayarak uyuyakaldılar. Ama uyumadan önce yine de pek çok yeri ve o anda bungee jumping yapan birini gördüler. Limana vardığımızda yine gezerek ve yürüyerek otele döndük. Galiba botanik parkı dinlenmesini bu arada gerçekleştirdik. Neyse otele yakın bir yerde pizza yedik. Otel güzeldi, ancak odalar küçüktü. Bu nedenle oda partimizi otelin bahçesinde yaptık. Çocuklar yerlerden topladıkları dallarla değişik oyunlar oynadılar. Biz de gelecek seneki rotamızın hayalini kurduk. 

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra yine hızlı bir yürüyüşle limana giderek feribota bindik. Bu sefer günlerden cumartesiydi ve daha ucuz olduğu için Tallinn'de haftasonunu geçirecek çok sayıda Finli vardı. Bu nedenle kuyruk vardı ve gemi daha kalabalıktı, ama biz yine büyük bir keyifle yolculuğumuzu tamamladık. Tallinn'e vardığımızda arabamızın ve bavullarımızın aynen yerinde durduğunu görüp sevindik ve Valga'ya doğru yola çıktık. Valga, kardeş kenti Letonya'daki Valka ile birlikte iki ülke arasındaki sınırı oluturan, küçük ama çok güzel ve sakin bir şehir. Hemen otelimizi bulduk. Toplam 15-16 odalı bu küçük oteli çok beğendik. Büyük bir bahçesi vardı, çimlerin üzerinde oturma alanları, temiz ve ferah odaları vardı. Avlananlara hitabeden bir otelmiş. Heryerde doldurulmuş hayvanlar vardı. Tabi hemen yürüyerek gezmeye çıktık. Hemen otelin yakınında çok güzel ve büyük bir göl bulduk. Gölün kenarı tek katlı güzel evlerle, oyun parklarıyla, paten ve kaykayla gezen gençlerle doluydu. Burda vakit geçirdik. Etrafı gezdik, otele döndük, bahçesinde geç vakite kadar oturduk. Biz keyifle sohbet ederken çocuklar kocaman bahçede gönüllerince oynadılar. Hatta bir ara bir meteor yağmuru keşfettiler. İlk başta ihtimal vermesek de, biz de olaya tanıklık ettik. İnternetten baktığımızda en yakın meteor yağmurunun 12 ağustosta olacağını gördük, o anda gördüğümüze bir anlam veremedik. Ancak bugün gazetede, bu meteor yağmurunun temmuz sonu, ağustos başında görüldüğünü, bugünün, yani 12 ağustosun ise en iyi izlendiği gün olacağını yazıyordu. Demek ki, Ateş ve İpek'in keşfettiği, Perseid meteor yağmuru idi. 

Bir sonraki sabah, yine bahçede güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra arabamıza bindik, Letonya'daki ikiz şehir Valka'dan da geçerek tekrar Riga'ya doğru yola çıktık. Bu arada içecek molası vermek için yer ararken bir köy pazarına denk geldik. Çok hoşumuza gitti. Bir pazarcıdan çok güzel bir peynir aldık, çocuklara kurabiye, tahta kılıç, peynir tabakları gibi çok güzel ve ilginç şeyler alarak yolumuza devam ettik. Riga'ya gelip ilk otelimize tekrar yerleştik. Otelin yakınlarındaki bir marketten buraya getireceğimiz birkaç parça birşeyler aldık. Sonra çocuklara söz verdiğimiz gibi yine Lido'ya gittik. Bu sefer Ateş ve İpek kendi başlarına bütün oyun alanını keşfettiler, istedikleri herşeyi yaptılar. Biz de oturup dinlendik. Sonra Lido'da hep birlikte yine güzel bir akşam yemeği yedikten sonra otelimiz döndük. Tabi ki bir son akşam partisi yaptık. 

Ertesi gün ise arabamızı havaalanında teslim ettik, ilginç bir şekilde iki uçuşumuzda da aynı uçağa binerek evimize döndük. Bizim üç bavulumuzdan biri ancak ertesi gün gelebildi, ama bir problem olmadı. Çok güzel bir geziyi daha bitirdik, darısı diğer gezilere...

Gezi-2

Sigulda Riga'ya 50 km uzaklıkta geniş bir ormanın içinde yer alan bir bölge. Zaten bütün ülke ormanlık alan burda. Şehirlerarası yollar bile çok sık çam ormanlarıyla kaplı, boşta kalan bölgeler çim. Yollarda nadiren reklam ve tabela var, araç trafiği az. Yani buralardan inanılmaz farklı. Sigulda'da öncelikle Tarzan parkı diye bir yere gittik. Çocuklar ve aslında büyükler için gerçek bir tarzan gibi ağaçlar üzerinde tırmanma, atlama, zıplama vs. birçok aktivitenin yapılabildiği acaip güzel bir parktı burası. Bayıldık. Altı parkurdan birini Ateş, ikisini İpek tamamladı. Bellerinde güvenlik zincirleri ile gerçek aktiviteler yaptılar. Zaman olsaydı ben de deneseydim, diye düşündüm. Bundan başka çocuklar küçük botlarla bir pistten kaydılar. Hep birlikte teleferikle dağın tepesine çıkıp, tek kişilik roller coaster benzeri bir araçla aşağıya kadar kaydık. Burayı çoooook beğendik. Keşke daha fazla zamanımız olsaydı, diye üzüldük. Bütün zamanı burda harcayınca ordaki kale, şato vb. yi göremedik, ama olsun. Arabamıza binip geceyi geçireceğimiz Parnu'ya doğru yola çıktık. Parnu'da kalacağımız yer, eh idare eder diyebileceğimiz bir apart daireydi. Güzel tarafı kapının hemen önünde küçük bir çim alanın olmasıydı, ki Ateş bunu çok sevdi. Orda buldukları topla oyun bile oynadılar. Biraz Parnu'yu gezmeye çıktık. Burası da Jurmala gibi acaip geniş kumsalı olan bir tatil yöresi aslında. Ama pek gezecek yer yoktu. Biz de bu durumda mecburen bir yerlere oturup yemek yedik, oda önü bahçe partisi yapıp uyuduk. 

Ertesi sabah yine minik bahçemizde birer çay içip, Estonya Tallinn'e gitmek üzere yola çıktık. Öğleden sonra 2 gibi Tallinn'e vardığımızda kalacağımız yeri bulduk ve biraz çaba ve zaman sonrası yerleştik. Burda da apart daireler kiralamıştık. Ancak İpekler'le bizimki farklı apartmanlarda olnuş. Bunu önceden bilmiyorduk. Bizim dairemiz yürüyerek 10-15 dakika mesafedeydi. Neyse yerleşip yine yürüyerek yollara düştük. Bu sefer Tallinn'in eski şehir bölgesine geldik. En ünlü Belediye meydanına gittik. Burda 1422 yılından beri hizmet veren bir eczaneyi gezdik, bir kısmı müze olarak düzenlenmiş. Sonra etrafta yürüdük, sokaklar küçük, her bir sokakta farklı bir yapı var,çok güzel yerler gördük. Yemek yedik, özellikle bizim kaldığımız yere çok yakın olan Stockman'dan yiyecek birşeyler alıp, bu sefer İpekler'in dairesinde oda partisi yapmaya gittik. Birşeyler yedik, içtik, çocuklar oynadılar. Sonra sanki küçük bir kasabadaymışız gibi, yürüyerek evimize döndük. 

Sonraki sabah kahvaltılarımızı odalarımızda halledip bu sefer ayrıntılı gezmek üzere şehir merkezine gittik. Çarşamba günleri belediye meydanında kurulan pazardan ufak tefek alışveriş yaptık (Ege'nin çıngırağı gibi). Eski şehirin heryerini gezdik. Katarine geçidinden şehir surlarına, kısa bacak sokağından uzun bacak sokağına, katedrallerden seyir teraslarına kadar heryeri gördük. Tesadüfen önünden geçtiğimiz bir yerde (Le Chateau) çok beğendiğimiz yemekler yedik. Sonrasında Estonya Denizcilik Müzesi'ni gezdik, odalara döndük.

Bir sonraki gün yakın çevredeki bazı yerleri arabayla gezdik. Kadriorg bölgesine gittik, ufak bir parkı vardı, çocuklar oynadılar, cumhurbaşkanlığı köşkünü gördük. Sonra yine ünlü ve güzel bir deniz, denizaltı, savaş uçakları müzesine gittik. Cengiz'i ordan zor çıkardık. Sonraki planımız Estonya Açık Hava Müzesi'ne gitmekti, ancak bir anda bastıran yağmur yüzünden gidemedik. Orası geçen sene Hollanda'da gördüğümüz açık hava müzesine benzeyen şekilde, Ortaçağ Estonya evlerini, yaşamını anlatan bir müzeydi, ancak görmek bize kısmet olmadı. Onun yerine Lido'nun Tallinn'deki bir şubesini bulup yemek yedik. Çocuklar biraz oyuncak alışverişi yaptılar. Ertesi sabah erken saatlerde feribotla Helsinki'ye gideceğimiz için erkenden odalarımıza çekilip dinlendik. Odamıza gitmeden önce su ve yiyecek almak için uğradığımız Stockman'da Ateş, uzun süredir aradığı ve her yerde sorduğu papayayı buldu, çok sevindi. Onunla beraber, kiwano, karambola ve tamarillo da aldı. Fotoğraflarını da çektik tabi ki. Bu değişik meyveleri bavulumuzda evimize kadar taşıdık. Evde hem hepsinin tadına baktı (en iyisi papaya imiş), hem de tohumlarını ayırdı. Bu tohumlar büyük tohum kutusuna girecek. Anlaşılacağı gibi Ateş'in tohumlara olan ilgisi devam ediyor. 

Gezi-1

Güzel yurtdışı gezimizi, ayrıntıları unutmadan yazmalıyım. Geziye yine İpekler'le birlikte gittik, onlarla inanılmaz şekilde bir uyum yakaladığımızdan gezilerimizi birlikte planlıyoruz. Bu durumdan çok memnunuz. 

Gezimizin ilk günü öğleden sonra 3 gibi Riga'ya vardık. Öncelikle havaalanının küçüklüğü dikkatimizi çekti. Havaalanında kiraladığımız aracı teslim aldık ve yine -geçici de olsa- arabamızla yollara düştük. Gertrude caddesindeki otelimize vardık. Bu arada arabayı parkederken bir patlıcancı teyze olayı oldu, ama kazasız bir şekilde atlattık. Otelimizi çok beğendik. Özellikle bizim odamız aile odası olduğu için akşam çocukların planladığı oda partileri için çok uygundu. Tabi hemen kendimizi dışarıya attık. Yürüyerek şehrin eski şehir denen bölgesine geldik. Oldukça kuzeyde olduğumuz için hava çok geç kararıyordu. Letonya'nın ünlü özgürlük anıtı Milda'yı, çeşitli katedralleri, kanalı ve üzerindeki aşk kilidi köprüsünü gördük. Şehir merkezindeki büyük meydanlardan birinde, çok güzel bir canlı müzik eşliğinde yemeklerimizi yedik. Yine yürüyerek otelimiz döndük. 

Ertesi gün ilk hedef Jurmala ismindeki sahil bölgesiydi. Riga'ya oldukça yakın olan Baltık Denizi kıyısındaki bu bölge, geniş kumsalıyla ve çok güzel bahçeli evleriyle ünlüymüş. Baltık Denizi'ne gireriz düşüncesiyle hazırlıklı gelmiştik. Geniş kumsaldaki çok pratik soyunma kabinlerinde üzerimizi değiştirip denize girdik, Cengiz haricinde. Tabi çok uzun süre denizde kalmadık. Kıyıda oturup birşeyler yedik, içtik. Kumsalda ve hemen paralelindeki şehir merkezinde yürüdük, akşama doğru Riga'ya döndük. Arabamızı otelin yakınına bırakıp yine şehir gezisine çıktık. Ünlü karakafalılar evinin bulunduğu meydanda güzel bir yemek yedik. Ateş yediği pizzayı çok çok beğendi. 

Bir sonraki gün yine yürüyerek geldiğimiz şehir merkezinde kanal gezisi yaparak güne başladık. Küçük bir tekneyle kanaldan gezmeye başlayıp Dougava nehrine açıldık, Riga'nın ünlü köprülerinin altından geçerek tekrar kanala girdik. Ateş, aşırı sıcak havada can yeleğinden dolayı çok terledi ve daraldı. Sonra 4 zeplin hangarının içine kurulan pazarı gezdik. Gerçekten çok ilginçti. Hangarlardan biri sırf balık ve deniz ürünlerine ayrılmıştı. Hayatımda görmediğim değişik balıklar, kurutulmuş balıklar, tütsülenmiş balıklar gördüm. Orda pazarın içinden biraz balık, havyar ve yine pazarın içindeki bir Özbek fırınından yuvarlak halka şeklinde ekmekler alıp bir parka gittik. Aldıklarımız öğle yemeğimiz oldu. Aldığımız ekmeklerin içinde de balık olduğunu hayretle gördük. Balık hiç sevmediğim halde ben bile hepsinden yedim. Sonrasında bu sefer daha ayrıntılı olarak eski şehiri ve meydanları gezdik. Bir kilisenin tepesinden şehri izledik. ünlü 11 Kasım caddesini gördük. Yürüye yürüye gezmediğimiz yer kalmadı. Otele dönüp arabayı aldık, yürüyerek görmediğimiz birkaç özel caddeden (Alberta, Elizabetes) arabayla geçip, ününü önceden duyduğumuz Lido'ya geldik. Burası hem yemek, hem de aktivite merkezi. Çocuklar için çok güzel aktiviteler vardı. Ama saat 9'da aktiviteler kapandığı için Ateş'le İpek çoğuna katılamadı, içlerinde kaldı. Son gün onları tekrar buraya getirmeye söz verdik. Çok güzel ve uygun fiyatlı yemekler yiyip otelimize döndük. Bu arada akşam partileri yapmayı hiç ihmal etmedik. Yani bizim odada buluşup sohbet ettik, çocuklar oyun oynadılar. 

Sonraki sabah otelden ayrılarak önce Sigulda'ya, sonra Parnu'ya gitmek üzere yola çıktık. 

Perşembe, Temmuz 31, 2014

Tatil devam ediyooooor

Şu anda Tallinn'deyiz. Bundan önce Riga'yı gezdik, çok çok beğendik. Ateş de aynı fikirde. Tallinn de güzel bir şehir, burayı da gezip bitirdik. Zaten ikisi de yürüyerek gezilebilecek küçük şehirler. Tallinn'e gelirken yolda bir geceyi  Parnu'da geçirdik. Yarın sabah 7'de feribot ile Baltık Denizi'ni geçip Helsinki'ye gideceğiz. Yolculuk güzel olacak herhalde, merakla bekliyoruz. Bir gün sonra buraya dönüp Estonya-Letonya sınırındaki Valga'da bir gece kalacağız. Son gece yine Riga'da kalıp pazartesi gecesi evimize dönüyoruz.
Tatilimiz çok güzel geçiyor. Ateş, iyi ki gelmişiz, diyor. Ancak bizi çok şaşırtan bir şekilde inanılmaz sıcak, terden uyuyamıyoruz.

Çarşamba, Temmuz 23, 2014

Küçük ve Büyük Tatil

Küçük tatil geçen haftasonundaydı. Biraz uzamış bir tatil yaptık. Cuma öğlenden pazartesi akşamına kadar deniz kenarında kaldık. Toprak Efeler zaten vardı, İpekler ve Ömürler de geldiler. Çocukları nerdeyse hiç görmedik. İnanılmaz güzel eğlendiler, sürekli olarak oyun oynadılar, geceyarılarına kadar. Yemekte de ayrı masada oturup kendi yemeklerini hallettiler. Biz de çok eğlendik, çok iyi vakit geçirdik. 

Dünden beri evde Ateş. Bana sıkılıyor gibi geliyor, ama kendi başının çaresine bakıyor. Ödev kitaplarını okumaya başladı. Zaten cuma sabahı itibariyle yurtdışı seyahatimiz başlayacak. Bu sene, Letonya, Estonya ve Finlandiya'ya gideceğiz, İpekler'le birlikte. Çalıştık, hazırlandık. Aynı saat dilimine, ancak çok kuzeye gideceğiz. Günler çok uzun olacak. Aylardır hevesle bekliyoruz, bakalım nasıl geçecek?

Pazartesi, Temmuz 14, 2014

Haftasonu

Sonunda iyileşti. Bu sabah antibiyotiğinin son dozunu aldı. İştahı da yavaş yavaş geri dönüyor. Ama karın ağrısından şikayetçi. Antibiyotiktendir diye düşünüyoruz. Ama yıllardır ara ara Ateş'in hep karnı ağrır. Bunu da süt tüketiminin fazlalığına bağlıyoruz. 

Haftasonu baba tarafından kuzenleriyle birlikteydi hep Ateş. Ama yine çoğunlukla Toprak Efe'yle oynadılar. Hatta bugün de Toprak Efe bizde. Evde oyun oynuyorlar. Akşamüstü onlara dışarda birşeyle yedirmeyi planladık. Sonra 21.30 seansına Karışık Aile filmine gidelim diye konuştuk Cengiz'le, Adam Sandler ve Drew Barrymore'un filmi. Ateş onların rol aldığı 50 ilk öpücük filmini çok sevmişti. Abisi de filme gitmiş, çok güzelmiş, biz de üçümüz gidelim diye karar verdik. Dublajlı değil, Ateş ilk kez altyazılı izleyecek. 

Yarın Ege'nin ilk doğumgünü. Onunla birlikte olmayı çok isterdik, ama bu sene planlar istemeden değişti. Neyse önümüzdeki senelerde beraber kutlarız umarım. Egişko'nun doğumgünü şimdiden kutlu olsun, Egecik çok çok mutlu olsun.

Cuma, Temmuz 11, 2014

Hastalık

Ateş'le ilk kez bu kadar uzun ayrı kaldık. Nerdeyse 1 haftalık bir mecburi ayrılık oldu. Bu arada anneanne ameliyat oldu, iyileşti. .....'de Ege'yle biraz başbaşa zaman geçirdim, o da çok iyi oldu. Ege çok tatlı, yürüdü, yürüyecek durumda. Neyse onları ....'de bırakıp evime döndüm. Bu arada Ateş'e programlar yapmıştım, bu sayede hiç sıkılmamış, zaten son 4 günü direk deniz kenarında geçirdiler. Benim de aklım daha az kaldı böylece. 

Bu arada cumartesi akşamı telefonla konuştuğumuzda biraz hasta olduğunu söyledi Ateş. Pazar günü ben döndüğümde hafif ateşi çıkıyordu ve halsizlik vardı. Pazartesi ise 40 dereceye çıkan ateşleri başladı. İştahı sıfıra indi. Nerdeyse 4-5 gündür sadece sütle beslendi. Babası viral olduğunu söylese de, çarşamba akşamı düşmeyen ateşlere dayanamayıp antibiyotiğe başladık. Çünkü hastalığın başlangıcından beri 3-4 gün geçmişti. Dün sabahki 2. antibiyotik dozundan hemen önce yine 40 dereceye çıktı, sonrasında ise hafifledi. Akşam biraz çıkıyordu ki, hemen ilaçlarını verdik. Şu anda ateşi çıkmıyor, ama antibiyotiğe devam etmek zorundayız. Antibiyotik içmekten nefret ediyor. Ama yapacak birşey yok. Günlerden sonra dün ilk kez tost ve peynirli makarna yedi. Hasta olduğu süre boyunca kan şekeri yükselsin diye, normalde vermediğim abur cuburlardan verdim. Çoğunlukla tek lokma bile yiyemedi. 

Hastalık aralarında pazartesi günü Malefiz filmine, dün akşamüstü ise Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2 filmine götürdük Ateş'i. İkisini de çok beğendi. Bugün ise istikamet deniz. Ateş'in kuzenleri geliyorlar bu hafta, kalabalık bir çocuk grubuyla eğlenecek.

Pazartesi, Haziran 30, 2014

Değişen Planlar

Yıl boyunca plan yapmıştık. Gelecek hafta içinde Ateş'le birlikte Ege'nin doğumgününe gidecektik. Ateş hem Ege'yi sevmek, hem de Nisan'la oyun oynamak için can atıyordu. Ancak planlar istemeden değişti. Ateş'in anneannesi hastalandı, ve bugün ameliyat oluyor. Ben hastanede kalmak için gideceğim, ama bu arada Ateş'le ilgilenemeyeceğim için onu burda babasıyla bırakıyorum. Hafta boyunca sıkılmaması için planlar yaptık. Bugün evde, yarın İpekler'e gidecek. Perşembe de babasıyla ve İpekler'le birlikte denize gidecekler. Pazara kadar kalacaklar. Ben de umarım pazartesiye dönmüş olurum. 

Bateri sınavı

Ateş 3 yıldır haftada 1 saat olmak üzere bateri dersi alıyor. Üç senedir de ders aldığı yerin yılsonu konserine ve okuldaki müzik gösterisine çıkıyor. Daha önce yazmıştım, bu sene ders aldığı yer bir İngiliz müzik okulunun temsilciğini almış. O okul da 8 aşamalı bir sınav yapıyor, bu sene bateri öğrencilerinin hepsi (en küçüğü Ateş, diğerlerinin yaşı 15'ten başlıyor) 1. seviyeden sınava girdiler. Diğerlerini bilmiyorum, ama Ateş sınavı geçti. Böylece ilk aşama sertifikasını almış oldu, sevindik. Ne kadar önemli olmadığını söylesek de, Ateş sınav stresine girmişti. Ama iyi oldu, hem geçti, hem de bu arada birçok yeni şey öğrendi. Öğretmeni gelecek sefer en az 5. seviyeden sınava girerler diyor. Sınav sonrasında İpekler'le buluştuk, açık havada bir yerlerde yemeğe gittik. Çocuklar bol bol oyun oynadılar, hatta akşam ayrılmamak için ellerinden geleni yaptılar.

Perşembe, Haziran 26, 2014

Dışarda Oyun

Biz, içinde kocaman otoparkı bulunan ve bu yüzden bahçesi çok küçük olan bir apartmanda yaşıyoruz. Dolayısıyla Ateş küçükken diğer pek çok çocuk gibi dışarda bahçede oynama lüksüne sahip olamadı. Onun yerine sık sık deniz kenarına gittiğimizi söyleyerek kendimizi avuttuk. Aslında ikisinin yeri çok başka. Apartmanda çok çocuk da tanımıyorduk. Bizim görüştüğümüz insanlar genellikle birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız olduğu için ve sadece akşamları evde olduğumuz için komşularımızı da çok fazla tanıyamadık. Ancak Ateş okula başlayınca durum değişti. Gördük ki, Ateş'le aynı servise binen komşu çocukları var. Ateş onlarla arkadaş oldu. Ara ara onlarla okul sonrası küçücük bahçede oynadı. Bu sene yaz tatili başlayınca kendinden bir yaş küçük bir okul arkadaşıyla (Cenk) ve onun kuzenleriyle birlikte bahçede oynamaya başladı. Öyle ki, arkeoloji okulundan sonra acele yemek yiyip hemen aşağıya iniyor. Zaten diğer çocuklar sık sık kapıya gelip Ateş'i aşağıya çağırıyorlar. Akşam 9'a doğru eve dönüyor, pis ve eğlenmiş olarak. Ancak yeni yeni bu çocuklarla oynarken Cenkler dün itibariyle apartmandan taşındılar. Ateş üzüldü bu duruma. Kuzenleri yine komşu apartmanlarda duruyor ve muhtelemen oynamaya devam edeceklerdir diye düşünüyoruz. Bu durumdan bahsederken kendisine "sokak çocuğu" dediğim için kızdı bana Ateş. Hoşlanmadı bu sözden. Kötü bir şaka olarak değil, hoşuma giden bir şekilde söylüyordum ama artık söylemeyeceğim. Oynamaya devam etmesini tabi ki çok istiyorum.

Salı, Haziran 24, 2014

Arkeoloji Yaz Okulu

Ateş bu hafta üniversitenin arkeoloji bölümünün düzenlediği kısacık bir yaz okuluna devam ediyor. Dün başlayan ve 1 hafta sürecek olan okul, öğleden sonraları 1-4 arasında gerçekleşiyor. Dün ilk kez gitti Ateş, aldığımda çok eğlenmiş, bir sürü şey öğrenmiş ve not almıştı. Programı da çok beğendi zaten, hiiiiç mızıldamadan evden çıkıyor ve isteyerek geliyor. 

Yüzme dersleri ise istemeden sona erdi. Cumartesi günü denizde iken Ateş'in burnu kanamaya başladı. Ama hem miktar olarak çok, hem de süre olarak uzundu. Bizi korkuttu. Zor durdu. Dün sabah tekrarlayacağından korkarak tedirgin bir şekilde yüzme dersine götürürken asansörde hapşurdu ve bir damla kan aktı. Bunun üzerine hastaneye gittik, Dr. Murat Amca gümüş nitratlı çubukla o bölgeyi yaktı. Şimdi kocaman bir kabuk var burnunda, iyileşme sürecine girdi. Ama tabi bu durumda suya girmesi yasak. Haftasonu denize bile kafasını sokmadan girecek. 

Cuma, Haziran 20, 2014

Konser

Süper geçti. Her şarkının bir ekibi vardı. Ateş abisinin seslendirdiği Californication şarkısı ekibinde bateri çaldı. Çok beğendik, özellikle atakları bir harikaydı. Onları izlemek için İpekler ve Toprak Efeler de gelmişti. Hep birlikte tebrik ettik. Ateş baterisiyle şarkının ritmini sağladı, ataklarıyla grubu canlandırdı. Hayran kaldım, oğlumla gurur duydum.

Dün yüzme dersleri başladı. Geçen sene öğrendikleri stil derslerini pek de unutmamışlar. Bu sene pilates ipi, yüzücü paleti gibi ek ürünler istedi öğretmen. Stilleri iyice oturacak diye umuyorum. Ama önemli olan o değil, önemli olan çok iyi vakit geçirmeleri.  

Çarşamba, Haziran 18, 2014

Tatiiiilll

Ateş 3. sınıfı bitirdi, artık 4. sınıf öğrencisi. Ben ona, artık 4. sınıf sayılırsın diye söyleyip duruyordum. Ama dün kayıt görevlisi Ateş'ten 4. sınıf diye sözedince bir tuhaf oldum. Oğlum gerçekten çok büyüdü. 

Karnesi çok güzel. Çok güzel bir sene geçirdik. Karne almaya gittiğimizde öğretmeni bize, sene içerisinde çektiği fotoğraflardan oluşan bir video izletti, çok duygulandım. Çok güzel bir anı olacak Ateş için. Yaz ödevleri de geçen senelere göre oldukça az. Sadece 3 kitap okuma ve değerlendirme çalışması var. Bir de İngilizce'den okunacak bir kitap, yapılacak bir çalışma kitabı ve birkaç föy var. Geçen senelerdeki ödevlerin yanında bunlar çerez sayılır. 

Bu sabah tatilinin ilk gününde uyandı, birlikte biraz yatak keyfi yaptık. Sonra ağzındaki aftın ve dün gece düşen dişinin izin verdiği kadarıyla kahvaltısını yaptı. Şimdi evde, Meryem ablasıyla beraber. Ben ona kahvaltı hazırlarken, o bir plan yaptı kendine. Daha önce okul varken hep ödev ve oyunlu planlar çizerdi. Bugün büyük mutlulukla sadece lego, oyun ve ipadden oluşan bir plan yaptı kendine, çok mutlu. 


Bugün öğleden sonra, her yaz başında İpek'le birlikte aldıkları yüzme dersleri başlayacaktı, ancak yarına ertelendi. Gelecek hafta öğleden sonraları bizim üniversitede arkeoloji çocuk okuluna gidecekler İpek'le birlikte. 

Yarın akşam, bateri dersi aldığı yerin yaz konseri var. Geçen senelerde Ateş, kendisine eşlik eden bir gitarist varlığında yalnız çalıyordu. Bu sene ise oldukça kalabalık bir grupla californication çalacaklar. Abisi de var grupta, o aynı zamanda vokal. Ateş süper çalıyor, hem grubu ritmiyle motive ediyor, hem de heyecan katıyor. Onu daha önce dinlememiş öğretmenler bile hayran kalmışlar provalarda. Bakalım yarın akşamki konser nasıl geçecek?

Çarşamba, Haziran 11, 2014

Günler...

Ateş'in okulu birkaç güne kadar tatil olacak. Okula gitmeyi ne kadar sevse de, artık yorulmuş, öyle diyor. Cuma sabahı yine sınıflarında kahvaltı varmış. 
Bugün de badminton maçları vardı. Ateş ilk kez tam ve resmi bir maç yaptı, Arda ile, 21-5 yenilmiş. Arda zaten takımın şampiyonu. Her yaptığı maç deneyim olacak onun için. Bir maç daha yapıyormuş, öndeymiş, ama yarı finaller başlayacağı için bu maçı bitirmişler. 6-2 öndeymiş ve rahatlıkla kazanabileceği bir maçmış. O nedenle bir maçta kazandığını, bir maçta kaybettiğini söylüyor. Yorulmuş, onu aldıktan sonra işyerime getirdim. Yemek yedi, şimdi biraz ipad oynuyor. Birazdan babasının yeni odasını ziyaret edip eve döneceğiz.

Perşembe, Haziran 05, 2014

Jüpiter, Ay, Mars, Satürn

Dün akşam bizim üniversitede gök cisimleri gözlem şenliği vardı. Hava geç karardığı için geç bir saatte düzenlenmişti. Ama yine de gittik. Öncesindeki belgesel gösterimi ve konuşmalara yetişemedik, çünkü Ateş evde yemek, ödev, banyo, biraz dinlenme rutinlerini gerçekleştirdi. Sonra gittik, arkadaşlarımız da çocuklarıyla ordalardı. Bilge-Deniz, İpek, Ozan ve Ateş önce hava iyice kararana kadar trambolinde zıpladılar. Sonra da teleskopla gözlem yaptık. Önce bir uyduyu izledik, çıplak gözle. Sonra çocuklar sırasıyla teleskopla jüpiter, ay, mars ve satürnü gördüler. Jüpiter haricindekilere ben de baktım. Özellikle ay çok etkileyiciydi, tabi yakınlığından dolayı. Ateş de, ben de ilk kez böyle bir aktivitede bulunduk. Çok hoşumuza gitti. Ancak en son sıradaki satürnün halkasını ilk başta göremedi Ateş ve bu onu çok üzdü. Eve hüzünlü döndü. Evde gördüğümüzü kağıt üzerinde çizdim ve ona halkanın hangisi olduğunu gösterdim. O zaman aslında gördüğü şeyin halka olduğunu anladı ve çok rahatladı.
Bu hafta başından beri babasından ayrı, babası yaz kampında. Telefonla konuşuyorlar sürekli. Ben, ya da babası yanında olmadığında (birkaç saatliğine bile olsa), Ateş yaptığı herşeyi mutlaka telefonla arayarak bize söylüyor. Ayrıca günaydın ve iyigeceler konuşmaları da yapıyor. Bu telefonlar oldukça sık aralıklı olabiliyor. Babası da, ben de bu konuşmalara bayılıyoruz.
Epey uzun bir süredir babası Ateş'e yatarken şimşek hırsızı isimli kitabı okuyor. O'nun yokluğunda bu haftanın başından beri, ben Ateş'e Felaket Henry'nin yeni çıkan kitabını okuyorum. Kitap bizi güldürüyor. 
Bugün okuldan sonra Ateş'in badminton antremanı ve üzerine pizza partisi var. Ben de onu okuldan almaya gideceğim.

Perşembe, Mayıs 29, 2014

Anneanne, Dededede

Anneanne ve dedededeyi (Ateş küçüklüğünden beri dedesine dededede der) bu sabah yolcu ettik. Ateş'in doğumgünü için gelmişlerdi, çok iyi oldu, doğumgünü kutlamalarını hep beraber yaptık. Dün akşam yemekten sonra hep birlikte M......'ya gittik. Açık havada deniz kenarında oturup kahve içtik, sohbet ettik. Biraz dolaşıp eve döndük. Evde Ateş, dedesi ve ben, ortada sıçan oynadık. Ateş anneannesiyle survivor izlemeye başladı. Güzel zaman geçirdik. Ama artık dönüş zamanı geldi. Ateş'le dün gece vedalaştılar, okula erken gittiği için göremezlerse diye. Yazın Ege'nin doğumgününde buluşmak üzere ayrıldık.

Çarşamba, Mayıs 28, 2014

Sınıfta Doğumgünü


Ateş'in öğretmeni dün bana bir mail gönderdi. Mailde, sınıf arkadaşlarının Ateş'in doğumgününü kutladıklarını, hep birlikte böyle bir amaç için birleşmelerini çok beğendiğini yazmış. Ayrıca birkaç fotoğraf da göndermiş. Kurabiyeleri hep birlikte yemişler. Çok mutlu oldum. Nice doğumgünlerini böyle mutlulukla kutlayalım.

Salı, Mayıs 27, 2014

9 yaş

Bugün canım oğlumun doğumgünü. 9 yaşını bitiriyor bugün. Yarın 10. yaşından ilk gününü almış olacak. Ama O zaten bir süredir kendini 10 sayıyor. 
Doğumgününü cumartesi günü kutladık. Diğer şubeden Tayga'nın da doğumgünü 23 mayısmış. Üstüste 2 ayrı doğumgünü yapacağımıza birleştirip aynı günde doğumgünlerini kutladık. Çocukların ikisi de kendi istedikleri gibi davetli listesi hazırladılar. Çalıştığımız üniversitenin v..... tesisinde bir kutlama hazırladım. Çocuklar için kocaman bir abur cubur büfesi, yani aslında şeker büfesi hazırladık. Patlamış mısırdan cipse, marshmellowdan jelibonlara kadar bir sürü şey vardı. Çocuklar oyun arasında gidip gelip enerji depoladılar (gereksiz enerji, ama ne yapalım, bugüne özel oldu). Ayrıca çocukları çok iyi oynattığını duyduğum bir animatör abi ayarladım. O da 2 saat boyunca çocukları çok güzel oynattı, yarışlar yaptırdı. Cengiz, diğer çocuğun babasıyla çuvalla zıplama yarışması yaparken, ben de diğer anneyle (çocukların yarışından sonra) çatal bıçak kullanmadan pasta yeme yarışması yaptım. Hep birlikte çok eğlendik. Ateş'in anneannesi ve dedesi doğumgününü kutlamak için geldiler. Bence çok eğlenceli bir parti oldu. Akşam evde ise abisiyle birlikte bir doğumgünü kutlaması daha yaptık. Bu sefer de abisiyle birbirlerinin doğumgünlerini kutladılar. Ateş'in gündüz pastası minecraft figürlerinden oluşuyordu, akşamki pasta ise L.O.L. şeklinde süslenmişti.
Bu sabah da -her sabah olduğu gibi- babasıyla birlikte Ateş'i öperek uyandırdık. Gerçek doğumgününü kutladık. Bugün sınıf arkadaşları ve öğretmeniyle de kutlaması için kurabiye yaptırıp Ateş'le sınıfa gönderdim. Umarım beğenmişlerdir. Akşama ise yine bir doğumgünü pastamız olacak tabi. Bu sefer Ateş'in çok sevdiği bir cheesecake yiyeceğiz.
Canım oğlum, nice nice mutlu, sağlıklı, huzurlu, neşeli, eğlenceli yıllar senin olsun. Seni herrrrrşeyden çokkkkkk seviyorum. Bu satırları yazarken mutluluktan gözlerimin dolmasını engelleyemiyorum.

Cuma, Mayıs 23, 2014

Ege

Buralardan bir Ege geçti. 
Geçtiğimiz cuma sabahı Ateş'in teyzesi Pelin, eşi Tolga, kızları Nisan ve minnoş oğulları Ege bizi ziyarete geldi. Ateş biraz da benim isteğimle o gün okula gitmedi. Sabah erken saatlerde gelecek olan misafirleri bekledi evde heyecanla. Onlar gelir gelmez önce Ege'yi sevdi, onun komik hallerine güldü, sonra da acilen Nisan'la oyun oynamaya başladı. Öyle ki, akşama kadar hiç ara vermeden bu sırayla işler devam etti. Biz de ilk günü, -Ateş'in doğumgünü hazırlıkları için yaptığımız küçük bir tur dışında- evde geçirdik. 
Ertesi gün hep birlikte Ateş'in okuluna gittik. Çünkü babasının aynı okuldan mezuniyetinin 25. senesiydi. Ateş, Nisan'a okulunu tanıttı. Birlikte su balonlarıyla oynadılar. Biz de Ege'yle ilgilenmeye çalıştık. Ama hem sıcaktan, hem de kalabalıktan Ege çok mutlu olmadı. Sonra ordan çıkıp yemeğe gittik. Eve döndükten sonra yine hazırlanıp bu sefer hep birlikte deniz kenarına gittik. Sonraki 2 günü orda geçirdik. Hem bizim için, hem çocuklar için, hem de minnoş Ege için çok iyi oldu. Ateş'in okul arkadaşı Kaan A. de ailesiyle birlikte ordaydı. Hep birlikte çok güzel oyunlar oynadılar, denize girdiler. Hatta Ege bile denize girdi. Ateş'e, Ege kadar küçük olduğu zamanları anlattım, çok güldü, Ege'yi çok sevdi. 
İki günün sonunda eve döndük. Ertesi gün Ateş okula gitti, Nisan yalnız kaldı. Öğleden sonra biz de biraz çıkıp yemek yedik ve alışveriş yaptık. Tekrar eve döndüğümüzde misafirlerimizin gitme vakti yaklaşmıştı. Ateş benimle birlikte onları havaalanına kadar bırakmayı çok istedi, ama arabada yer olmadığı için gelemedi. Zaten evde ödevini bitirmesi gerekiyordu. Ateş, Nisan ve Ege, yazın en kısa zamanda buluşmak üzere ayrıldılar.

Perşembe, Mayıs 15, 2014

Portfolyo

Dün Ateş'in sınıfının velilere özel portfolyo sunumu vardı. Her çocuk önceden belirlenmiş olan kendi süresinde anne ve babasına okulda sene içinde yaptığı çalışmalardan kendi seçtiklerini sundu. Biz Ateş'i önce sınıf öğretmeniyle birlikte dinledik. Sınıfta daha önce sunduğu, Türkiye'nin bölgeleri, her ilin ünlü yönleri ve yumurta projesinin bir kısmını bize anlattı. Öğretmeni yönlendirdi. Tabi ki çok beğendim. Sonra İngilizce sınıfına gittik. Orda öğretmenleri Ateş'e sorular sordular, Ateş yanıtladı, verilen komutları uyguladı. Bir yemek tarifi yaptı. Kendini ve öğretmenlerini tanıttı. Bizi öğretmenlerine tanıttı. Bunların hepsini çok başarılı bir şekilde İngilizce olarak yaptı. İyi öğrendiğini biliyordum, ancak bu kadarını beklemiyordum. Çok beğendim, gurur duydum. Öğretmeni de çok iyi bir performans gösterdiğini ve onunla gurur duyduğunu söyledi. 
Okuldan dönüşte sınıf arkadaşı Arda ile buluştular, Cengiz onlara öğle yemeği yedirdi dışarda, sonra eve bıraktı, Ayşe evdeydi tabi ki. Çok güzel oynamışlar ve çok iyi vakit geçirmişler. Ben eve döndüğümde çok güzel oyun oynuyorlardı. Daha sık biraraya gelme kararı aldılar.

Çarşamba, Mayıs 14, 2014

Bahar Şenliği

Geçtiğimiz cumartesi günü Ateş'in okulunda bahar şenliği ve velilere yapılacak 23 Nisan dans gösterileri yapıldı. Öncelikle dans gösterileri ile gün başladı. Michael Jackson'ın Thriller klibindeki gibi zombi oldular yine. Biz danslarını ilk kez izledik. Çok beğendik. Sonra eğlence zamanı geldi. Ateş arkadaşlarıyla birlikte atladı, zıpladı, kurulan büyük tırmanma alanlarına tırmandı (saatlerce), su savaşı yaptı (kuru tek noktaları kalmamıştı). Yani çooook eğlendi. Akşam Toprak Efeler'le birlikte deniz kenarına gittik. Orda ödevlerini yaptı, kuzeniyle oyunlar oynadı. Pazar gününün en sonunda da ikimiz bir saat badminton oynadık. Ben yorucu bir spor yapmış kadar terledim, Ateş ise gayet rahattı. Böylece yeni bir haftaya başlamış olduk. 

Badminton Turnuvası

Ateş geçen hafta içinde okulu ile birlikte bir badminton turnuvasına katıldı. Okulun badminton takımında, ama esas maçları yapanlardan değildi Ateş. Rakip takımın oyuncularıyla maç denemesi yaptı bizimkilerin çoğu. Bence çok iyi oldu, çünkü Ateş'te maç yapma stresi var. Karşı okuldan rakibiyle birkaç sayılık bir minik maç yaptı ve üstüste birkaç puan aldı. Bu da onun kendine güvenini ve keyfini yerine getirdi. Onun dışındaki zamanlarda kendi aralarında antreman yaptılar sürekli ve günün sonunda çok yoruldular. Ben de diğer velilerle birlikte onları izledim. Takımın geri kalanı servisle okula dönerken ben Ateş'i aldım. Okuldan getirilen öğle yemeklerinden çok az yemiş Ateş. Karnı çok acıkmıştı, birlikte güzel bir yemek yedik, sonra da eve döndük. Banyodan sonra güzelce dinlendi.

Pazartesi, Mayıs 05, 2014

Haftasonu

Cuma akşamı bateri dersine gitti. Haziran içinde bir değerlendirme yapılacakmış, onu öğrendik. Aşama aşama yapılacak olan bu değerlendirmede çocukların durumuna göre elde edecekleri sonuçlar, ilerde pek çok yerde işine yarabilirmiş. Hatta bu sınavların en yüksek basamağından geçildiğinde, yurtdışında konservatuvara bile gidilebiliyormuş. Biz Ateş'in bu sınava girmesine karar verdik. Sonuçta kaybedecek birşey yok, kazanılabilecek çok şey var. Ayrıca amaç konservatuvar olmasa da, ilerde pek çok şey için elimizde belge olması işine yarar diye düşünüyoruz. Sonuçta bunca zaman basket, tenis, badminton oynadığını ve bateri çaldığını başka türlü kanıtlayamaz. Lisans, belge ya da sertifika almalı. Zaten ilk aşamada Ateş için basit bir parça vermişler, evde biraz çalışacak.

Cumartesi sabahı hazırlanıp okula gittik, İngilizce C....... sınavları vardı. Geçen sene de girmişti Ateş. Sonuçları gayet iyiydi. Bu sene biraz daha ciddiye aldı, kendi kendine ve babasıyla birlikte çalıştı. Üstelik tamamen kendi isteğiyle. Sınavın kolay olduğunu, iyi geçtiğini söylüyor. Akşamüstü abiyi de alıp deniz kenarına gittik. Toprak Efe de ordaydı. Pazar günü Ömür de babasıyla geldi. Farklı yaşlardan 4 erkek çocuk, çok güzel oyunlar oynadılar. Sabahtan akşama kadar basketbol, badminton, voleybol, futbol ve frizbi oynadılar. Çok eğlendiler ve yoruldular. Hatta denize bile girdiler.

Haftaiçi badminton takımının maçları olacakmış. Ateş ilk kez gerçek bir maça çıkacak. Aslında hiçbir sporda ve oyunda maç yapmak istemez. Yenilme stresine girmek istemiyor. Ama bu kadar spor yapıp maç yapmamak olacak şey değil zaten. Yaptığı sporun bir aşaması olarak maç da yapması gerekiyor. Badmintonla bu döngüyü kıracağımızı ümit ediyorum. Bakalım nasıl olacak?

Çarşamba, Nisan 30, 2014

Trambolin

Pazartesi ve salı günü okullar yine tatildi. Bu sefer 8. sınıfların sınavları vardı. Pazartesi günü öğlene kadar evde durdu Ateş. Öğleden sonra babasıyla birlikte onun dışardaki işlerini hallettiler. Epeyce yer dolaşmışlar, yemek yemişler, alışveriş yapmışlar, yorgun argın eve döndüler. O güne kadar Ateş hiç ödev yapamamıştı. Pazartesi günü birazcık ödev yaptı. Salı günü sabahı benimle birlikte işe geldi. Ödevlerini de aldık yanımıza. Benim yanımda güzelce ödevlerini yaptı ve bitirdi. Öğle yemeğimizi, Ateş'i çok mutlu edecek şekilde bir makarnacıda yedik. Öğleden sonra yine kampüs içindeki açık hava spor ve oyun merkezinde Ateş'i arkadaşlarıyla buluşturdum. Biz anneler olarak oturup birşeyler yedik, içtik. Ateş, Kerem, Melisa ve Tayga da çılgın gibi oyun oynadılar. Önce basketbol, sonra trambolin, langırt, sonra trambolin, dondurma, sonra trambolin gibi bir sıralama oldu. Akşamüstü saat 7'de zorla ayırdık çocukları. Ama bu kadar çok trambolinde zıplarken Ateş muhtemelen bir yerlere çarpmış. Eve geldiğimizde inanılmaz sırtı ağrıyordu. Sıcak banyo ve ilaçla uyudu. Ama sabah kalktığında hala çok canı yanıyordu. Okula gitmek üzere hazırlandığı halde evden çıkamadı, ağladı. Biz de haline üzülüp evde kalmasına izin verdik. Şimdi evde, yarın da tatil, bu sefer deniz kenarına gideceğiz.

Salı, Nisan 29, 2014

Zombi

Okulda bu sene 23 Nisan gösterisi için, her sınıfın bir ülkeyi temsil edeceği dans gösterileri planlandı. Ateş'in sınıfı ABD'yi simgeleyen bir dans hazırladı. Michael Jackson'ın Thriller şarkısı eşliğinde, o şarkının klibindeki gibi zombi oldu hepsi. Herkes kendi zombi kıyafetini kendi hazırladı. Ateş babasının, üzerinde kurukafa resmi olan eski bir tişörtünü babasıyla birlikte kesip boyayarak kendisine zombi kıyafeti yaptı. 22 Nisan'da okullarında düzenlenen törende bütün okula sundular gösterilerini, çok da beğenilmişler. Bizlere de bir sonraki haftasonu aynı dansı yapacaklar.

Bu gösterinin gerçekleştiği gün Ateş'in öğretmeni aradı, Ateş'in başının çok ağrıdığını söyledi. Ateş'le konuştum, gösteri nedeniyle biraz geç olsa da, ilaçlarını fazlasıyla aldığını ama ağrısının geçmediğini, hatta midesinin bulandığını söyledi. Çantasında yedek ilaçları vardı, onları almasını söyleyip hemen yola çıktım. Ben okula gidene kadar ağrısı biraz azalmıştı, ama çok ağrımış. Bana anlatırken, elindeki bayrağın sopasını kafasına bastırdığını, ama yine de ağrısının geçmediğini söyledi, çok çok üzüldüm. Neyse, biz okuldan çıkana kadar biraz hafifledi. Ev yolunda daha iyiydi. Biz de başbaşa sevdiğimiz bir yerde (Cafe B...) yemek yemeye karar verdik. Sohbet ederek yemek yedik, sonra da bir kırtasiyeye gidip kendimize kitap, doğumgününe gideceğimiz Melih ve Melis'e de hediye alarak evimize döndük.

Ertesi gün 23 Nisan'dı. O günü İpekler ve Canlar'la (diğer) birlikte deniz kenarında geçirdik. Hepimize çok iyi geldi. Cumartesi ise Ateş'in yorucu basket ve tenis derslerinden sonra Melih ve Melis'in doğumgününe gittik. Ben annelerle sohbet ederken, çocuklar kudurdular. Ateş için oldukça yorucu olan bu günün sonunda pasta alarak eve döndük. Akşam Toprak Efeler bize geldi, Ateş'in amcasının doğumgününü kutladık. Ertesi gün İpekler'e gittik, çocuklar Ateş'in yeni badminton takımı ile badminton oynadılar. Bu arada, Ateş, okulun badminton takımına girdi.


Pazartesi, Nisan 28, 2014

İstanbul Gezisi

İstanbul'a gittik, gezdik, döndük, üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti. Ama ben ancak şimdi yazabiliyorum.
İstanbul gezimiz İpekler, Toprak Efeler ve biz, şeklinde 3 ailenin katıldığı bir gezi oldu. Böyle olduğunda çocuklar çok güzel zaman geçiriyorlar ve ne kadar uzun olursa olsun yürümeye laf etmiyorlar. İlk gün sabah erkenden kalkıp havaalanına gittik, saat 11 gibi İstanbul'daydık. Önce otellere uğrayıp bavulları bıraktık, ardından vakit kaybetmeden gezmeye başladık. Oteller zaten Taksim'deydi. Şampiyon kokoreçte öğle yemeği yedik, sonra funiküler ve vapura binerek Anadolu yakasına geçtik ve oyuncak müzesine gittik. Bu arada çocuklar bir gün içinde araba, uçak, vapur, funiküler gibi pek çok ulaşım aracına binmiş oldular. Oyuncak müzesi özellikle büyükler için nostaljik ve güzel bir yerdi. Orda Ateşler'in okulundaki müdür yardımcısı ve ailesi ile karşılaştık. Ateş bol bol fotoğraf çekti. Çok beğendik. Sonra müzeden çıkıp yürüyerek etrafı dolaştık. Bağdat Caddesi'nde yürüdük, tekrar vapura binip Taksim'e döndük. Akşam yemeği için Karaköy Namlı'ya gittik. Yemekten sonra İstiklal Caddesi'nde gece boyu dolaştık, otellere döndük.
Ertesi gün Vialand günüydü. Önceden biletimizi almıştık. Disneyland, Phantasyland ve Moviepark'tan sonra Vialand nasıl olacak diye merak ediyorduk. Gayet güzeldi, beğendik. Zamanla daha çok aktivite olur diye düşünüyorum. Bu sene yeni açılan bir roller coaster vardı ki, acaip birşeydi. Adı nefeskesen idi. Gruptan Cengiz ve Ateş dışında kimse binmek istemedi. Felaket görünüyordu, binenler çığlık çığlığa bağırıyorlardı. Ateş'in binmesini önce engelledim, sonra çok istediği için izin verdim. Ama çok korktum. Acaip şekiller alıyordu ve çok hızlı gidiyordu. Dünyanın en heyecan verici 4. roller coaster'ı imiş. Sadece F1 pilotlarına ve Formula 1 sürücülerine binen 4G yük biniyormuş nefeskesene binenlere. Ateş gayet mutlu indi, ama Cengiz'in söylediğine göre gerçekten çok anormal birşeymiş. Neyse bizimkiler sağ salim indi de kurtulduk. Fotoğrafta nasıl birşey olduğu tabi ki net görülmüyor. İnen gençlerden ağlayanlar, kusanlar, dengesi bozulanlar bile vardı. Ben Ateş'i nasıl bindirdim, hala inanamıyorum.

Nefeskesenden sonra Viking adında ıslatan bir roller coaster'a bindik, yine oldukça hızlı bir tanesine daha bindik, çok keyifliydi. Arada birçok aktiviteyi değerlendirdik. Ama haftaiçi olduğundan sıra beklemediğimiz için öğleden sonra vialandi bitirdik. Aslında ertesi gün için gitmeyi planladığımız İstanbul Akvaryum'a gittik. İyi ki de gitmişiz, ertesi günün programı çok sıkışıktı. Akvaryum gerçekten inanılmaz güzeldi. Dev gibi balıklar, inanılmaz temiz ve bakımlı akvaryumların içinde yaşıyorlardı. Çocuklar sesli rehber aldılar, bol bol fotoğraf çekip anlatılanları dinleyerek çok iyi vakit geçirdiler. Akşamüstü İstiklal Caddesi gezisi sonrasında bir pidecide oturup yemek yedik.
Bir sonraki gün tarihi eser gezme günümüzdü. Kahvaltımızı bir önceki gün olduğu gibi, Sütiş'de subörekli, omletli, menemenli bir şekilde yapıp yine yollara düştük. Önce Yerebatan Sarnıcı'na girdik. Gezdik, fotoğraf çektik, ben önceden hazırladığım tarihi bilgileri anlattım çocuklara. Ordan çıkıp hemen yakındaki Ayasofya Cami'sine girdik. Sonra da Topkapı Sarayı'nı gezdik. Oldukça büyük, gezilecek alanı çok olan bir saraydı. Ben ilk ikisini daha önce ziyaret etmiştim. Topkapı Sarayı gezisi benim için de ilk oldu. Orda özellikle kaşıkçı elması Ateş'in çok ilgisini çekti. O zamanlar şöyle yapılıyormuş, böyle yaşanıyormuş, diye konuştuk bol bol. Bahçelerdeki lalelerin fotoğraflarını çektik. Ordaki tarihi Sultanahmet Köftecisi'nde güzel bir öğle yemeği yedik. Starbucks'ta oturup biraz dinlendik. Akşamüstü İstiklal Caddesi gezisi sonrasında Çiçek Pasajı'nda keyifli bir yemek yedik. 

Son günümüzde kahvaltı sonrasında Koç Müzesi'ne gittik. Bir önceki İstanbul gezimizde gitmiş ve çok beğenmiştik. Bazı yerleri aynıydı, bazı yeni yerler eklenmişti. O zaman Ateş anasınıfına gidiyordu. O, daha önce geldiğimizi pek hatırlamadı. Diğer grup üyeleri de görmemişlerdi, iyi oldu. 3-4 saat orda gezdik. Ateş ve İpek'le birlikte denizaltı gezisine katıldık. Nostaljik tren gezisi yaptık. Her bölgeyi gezmeye çalıştık. Herşeye rağmen çocukların ilgisini en çok kocaman baloncuk yapma bölümü çekti. Öğleden sonra ordan çıkıp Ortaköy'e gittik. Deniz kenarında kumpir ve waffle yiyerek karnımızı doyurduk. Orda bir süre oturup dinlendik. Sonra etrafta biraz yürüyüş yapmak istedik. Yürüdük, sonra taksiyle Bebek'e geçtik ve orda uzun, keyifli bir yürüyüş yaptık. Çok güzel bir konumu ve manzarası olan Starbucks'ta oturup iyice dinlendik. Sonra yürüyüşe devam ettik. En sonunda Taksim'e geri döndüğümüzde iyice geç vakit olmuştu. Bol beslenmeli İstanbul yemek listemize bir de ıslak hamburgeri ekledik. Yedik ve otelimize döndük. Ertesi sabah dönüş yoluna geçtik. Öğleden sonra eve vardık, günün geri kalanını dinlenerek geçirdik. 

İstanbul'da kaldığımız yer, Taksim meydanına çok yakın dar ve yokuşlu sokakların birinde, oldukça küçük bir daireydi. Miniminnacık bir odaydı, odada sadece yataklara ve küçücük bir mutfağa yer vardı. Ama malzemeleri düzgündü, iyi yapılmıştı. Bizim için değişik bir tecrübe oldu. 
Bir gezi daha böylece sona erdi. Darısı diğer gezilere...

Salı, Nisan 08, 2014

Tatil

Ateş geçen cuma ara karne aldı, karnesi çok güzel. Bu hafta tatil. Cumartesiyi her zamanki gibi basket ve tenisle geçirdik. Pazar gününü epey uzun bir süredir bekliyordu Ateş, ......'a deniz kıyısına gittik, İpekler'le birlikte. Köpekler Lili ve Rex bizimkileri bekliyordu. İyice bir özlem giderdiler. Oynadılar, koştular, çok eğlendiler. Dün ve bugün evdeydi. Aslında dün öğleden sonra da dışarıya çıkıp babasıyla birlikte market alışverişi yaptı, bugün ise tamamen evde. Geçen yıla kadar evde kalmaktan hep çok çok mutlu olurdu. Geçen yaz tatilinden beri ise sıkılıyor. Kendini ne kadar oyalasa da, bir aşamadan sonra arkadaş arıyor haklı olarak. Yaz tatili geliyor, Ateş için gezi ve eğlence planları yapıyorum. Bu arada mayısta Ateş'in minik kuzeni Ege de bizi ziyarete gelecek, çok mutluyuz.
Yarın sabah İstanbul'a gidiyoruz İpekler ve Ateş'in kuzeni Toprak Efeler'le birlikte, pazar günü döneceğiz. Yani bugün Ateş'in evdeki son tatil günü. Döneceğimiz günün ertesi günü okul açılacağı için dün ödevlerini bitirmesi yönünde plan yaptık hep birlikte. Dün ve bugün fotoğraflardaki planları yaptı ve uyguladı. İllerle ilgili bir projesi vardı, dün akşam hep birlikte bu proje için çalıştık. Biz teknik destek sağladık, Ateş de projesini yaptı. Çok beğendik. Ayrıca dün evde İngilizce ödevlerini yaptı ve babasına kontrol ettirdi. Şimdi sadece 100 sayfa okuması gereken kitabı kaldı. Onu da hergün azar azar okuyor, böylece tatilde rahat edeceğiz.
Çocuklara yönelik güzel bir İstanbul planı yaptık. Hergün gezeceğiz, umarım çocuklar da biz de çok iyi vakit geçiririz.



Pazartesi, Nisan 07, 2014

Gösteriler, gösteriler...

Son bir hafta Ateş'in okulda gösterileri vardı. Öncelikle cuma günü müzik resitalleri oldu. Bir enstrüman çalan çocuklar minik sunumlar yaptılar. Sonra da koro halinde şarkılar söylediler. Ateş, sınıf arkadaşları Albert ve Yağız B. ile birlikte "Californication"ı sergiledi. Ateş süperdi, nefis bateri çaldı. Kayıtları da var, çok çok iyiydi. Grupları "Storm" ise genel olarak iyiydi, ancak daha çok provaya ve birlikte çalmaya ihtiyaçları var. Gelecekte çok daha iyi olacaklarından eminim. 
Cumartesi günü öbür sınıftan bir arkadaşının doğumgününe gittik. Bir dolu erkek çocuk birlikte futbol oynadılar, çok eğlendiler, güzel bir gün geçirdik. O gün akşam biz arkadaşlarımızla 80'li yılları anacağımız bir partiye katıldığımız için Ateş, İpek, abisi ve ... ablayla birlikte bizde kaldı. Sayısız kutu oyunu oynayıp çok eğlenmişler.
Pazar günü dinlenmekle geçti. Pazartesi günü okul tatildi. Ateş babasıyla birlikte alışverişe gitti, birlikte öğle yemeği yemişler, dedesinin dükkanına da uğramışlar. Sonra ben de onlara katıldım, birlikte Ateş'e İngilizce gösterisi için kıyafet aldık.
Salı günü yine okuldaydık, bu sefer İngilizce gösterisi için. Ateş narrator idi. Koyu yeşil pantolon, hardal rengi gömlek ve bir de papyon vardı üzerinde, pek şıktı. Çok güzel bir gösteri izledik yine. Mutlu olduk, geldik.

Perşembe, Mart 06, 2014

Durumlar...

Ateş bu sefer de aşil tendiniti oldu, yürürken topuğu ağrıyor. Baskette parmak ucunda yürütmüşler, ondandır geçer, dedi babası. 
Keyfimiz yerinde. Son günlerde en az 5-6 kez bana dünyanın en iyi annesi olduğumu söyledi. Ben de ona asıl kendisinin dünyanın en iyi, en tatlı, en harika çocuğu olduğunu söyledim. Birbirimizi böyle mutlu edip duruyoruz. Sabahları okula giderken birbirimizi özleyeceğimizi söylüyoruz. Bu sabah servisten iki kere aradı beni. Otoparktaki köpek (Oskar) başka yere gidecekmiş, ayrıca nefes vermeye çalışırken ıslık çalmış, onu söyledi. Bir de biraz önce yazdıklarımı tekrarladı. Serviste normalde Melih'le oyun oynarlar, ama sabahları Melih uyuyorsa Ateş de sıkılmış, beni aramış olabilir. Bunlar benim için doğal düşünceler (Ateş'in dünyanın en harika çocuğu olduğu ve okuldan dönene kadar onu özleyeceğim gerçeği), Ateş ise bu sıralarda biraz duygusal, bazen böyle oluyor, geçiyor, sonra tekrar oluyor. Bir derdi olmasın da... 
Bu sıralarda okula top götürüyor geçen seneki gibi. Diğer çocuklarla birlikte ortada sıçan oynuyorlarmış.

Perşembe, Şubat 27, 2014

Hastalık, TV Şovları

Dün öğretmeni, okulda Ateş'in karnının ağrıdığını söyledi. Ara ara hep karnının ağrıdığını söyler zaten. Dün iki kez de tuvalete gitmiş, ama akşam bile çok rahatsız etmeyecek şekilde ağrısı devam etti.
Bugün de başı çok ağrımış okulda, yine öğretmeni haber verdi. Yanında zaten kendi alabileceği tabletleri duruyor, onlardan almış, ama geçmemiş. Üzgünüm.

Bu arada iki akşamdır bütün işler bittikten sonra Ateş'le birlikte ben bilmem eşim bilir isimli yarışmayı seyrediyoruz. Yazın da seyretmiştik, sonra okullar başlayınca bırakmıştık. Son günlerde Ateş, sevdiği Disney XD ve Disney Channel kanallarındaki herşeyi artık defalarca izlediği için bıktı iyice. Yeniden bu yarışmaya döndük. Çok eğlenceli bir yarışma, birlikte çok gülüyoruz. Bir de birlikte komedi dükkanı programını da ara ara izliyoruz, eğleniyoruz.

Çarşamba, Şubat 26, 2014

Aft

Şubat tatilinden beri yazamadım. Bu arada Ateş ikinci döneme başladı. Haftasonları arkadaşlarının doğumgünü partilerine gittik. Ama son 2 haftadır hafif de olsa hasta Ateş. İlk hafta sadece geceleri yükselen hafif ateş ile kas ağrısı oldu. İkinci hafta ise hastalık bitti, bu sefer de ağzında aftları başladı. Özellikle geçen hafta perşembeden başlayarak çok ağrı çekti. Cumartesi konuşamayacak ve hiçbirşey yiyemeyecek haldeydi. Sadece pipetle süt içebildi. Konuşamadı, ağrısı çok oldu, ağladı. Çok üzüldüm. Her zaman yaptığı saçma konuşmalarına ve sorularına bile hasret kaldım. Birazcık iyileşmeye başlayınca normalde pek de yiyemediği (benim yüzümden) cips, mısır gevreği vb. abur cubur yedi. Neyse iki gündür daha iyi, ama uzayan bu hastalık yüzünden iki haftadır baskete ve tenise gidemiyor.
Bu haftadan itibaren okul basket takımına yetiştirmek üzere öğrencilerle antremana başladılar. Artık haftada bir gün daha geç gelecek. Bu sefer sınıf arkadaşlarıyla birlikte olduğu için bizimkine daha eğlenceli geliyor tabi. Gidebildiği kadar gitmesini istiyoruz.

Pazartesi, Şubat 10, 2014

Tatilin 2. Haftası

Şubat tatilinin 2. haftasında ben ve babası da izinliydik. Pazartesiyi Ateş'le ben evde pinekleyerek geçirdik. Salı günü İpekler'le birlikte A....'ya gittik, yemek yedik, alışveriş yaptık. Çarşamba için Ateş'in arkadaşlarını anneleriyle birlikte eve davet ettik. Kerem, Yağız, Melisa ve İpek geldiler. Ateş'le birlikte 5 çocuk çooook güzel vakit geçirdiler, eğlendiler. Akşam İpek'in anne ve babası da geldi. Biz oturup sohbet ederken, Ateş'le İpek monopoly çılgın bankamatik oynadılar (Ateş'in en sevdiği kutu oyunlarından biri bu, küçükken birlikte çoooooook oynardık).
Ertesi sabah hazırlandık, abiyi de alarak, kar görme umuduyla bir P.......'daki bir otele gittik. Otel bir ormanın içinde yapılmıştı, mekan çok güzeldi. Ömürler de bizimle birlikteydi. Kar bulabilmek için otelden çıkıp epeyce yol gittikten sonra, tam umutsuzluğa kapılıp dönmek üzereyken kar bulduk. Çocuklar çoook mutlu oldular, orda kaldığımız birkaç saat boyunca durmaksızın oyun oynayıp kaydılar. Akşamları da üç çocuk birarada kutu oyunları oynadılar, çok gülüp eğlendiler. Oraya gittiğimize ne kadar iyi ettiğimizi söylediler. 
Cumartesi eve döndük. Günün geri kalanını evde geçirdik. Pazar sabahı ise, birgün önce mecburen katılamadığımız sportif faaliyetlere götürdük Ateş'i (basket ve tenis). Baskette mini bir turnuva yaptılar, Ateş'in koşmasını, top sürmesini, adam adama savunma yapmasını izledim ve bayıldım. Sonra tenise gittik, sonrasında birlikte güzel bir balık keyfi yaptıktan ve dondurma aldıktan sonra eve döndük. Akşamı, tatilin bitiyor olmasından dolayı hüzünle geçirdi Ateş. Ama bir yandan da okulunu ve arkadaşlarını özlediğini söyledi. 
Bir tatil daha böyle geçti, bugün herkes işinde, okulunda...

Cuma, Ocak 31, 2014

Tatil

En son salı gününde kalmıştık. Çarşamba günü Ateş'i evden alıp sinemaya götürmeye karar verdim. Zaten bir süredir "karlar ülkesi"ne gitmek istiyorduk. Tesadüfen Kerem'le annesinin de sinemaya gideceğini öğrendik. Ateş çok sevindi. Aynı seansa gittik. Bizimkiler yanyana oturdular, patlamış mısırlarını yiyerek, sohbet ederek ve kahkahalar atarak filmi izlediler. Çıkışta tabi ayrılamadılar. Ateş,  Keremler'e gitmek istedi, gitti. Gece 10.30'da almaya gittiğimizde zor ayrıldılar. 

Dün de güzel bir gün oldu. Dün sabah Ateş'i ve abisini göz muayenesine götürdük. Ateş'in göz dereceleri yine hiç ilerlememiş. Gözlükle 10'da 10 okudu, hiçbir problemi yok. Sonra abisi ve babasıyla birlikte Lili ve Rex'i görmeye B.......'a gittiler. Zaten günlerdir Lili burnunda tütüyordu. İkisi de Lili'yi çok özlemişti. Önce yolda bir balıkçıda üçü birlikte yemek yemişler, sonra köpeklere yemek alıp gitmişler. Köpekleri hem beslemişler hem de bol bol oyun oynamışlar. Özellikle Rex bazen biraz hırçın oynayıp Ateş'i kızdırmış ama genel olarak çok güzel bir gün geçirmişler. Akşam dönüş yolunda yorgunluktan uyuyakalmış Ateş. Evde biraz oyun oynadı, biraz TV izledik birlikte.

Bugün sabahtan Kerem geldi bize. Çarşamba gününden plan yapmıştık. Birlikte oyun oynuyorlar. Akşama Ateş'i İpekler'e bırakacağız, orda Selina ve Alp de olacak. Dördü birlikte iyi vakit geçirirler diye tahmin ediyoruz. Yarın da Kerem'in doğumgününe gideceğiz. 

Perşembe, Ocak 30, 2014

Tohum Kutusu

Ateş'in uzun süreden beri tohumlara büyük bir ilgisi var. Birçok tohumu var (bir kısmını ben aldım, bir kısmını kendi bulup getirdi, bazılarını babası satın aldı vs). Hepsini grup grup paketliyor, saklıyor, ara ara açıp kontrol ediyor. Domatesten tereye, maydanozdan fesleğene kadar birçok tohumu var. Bir kısmını birlikte ektik. Bir kısmından güzel bitkilerimiz de oldu. Bütün bu tohumları küçük kutuların içinde saklamaya çalışıyordu Ateş. Babası artık bir tohum kutusu alınması gerektiğine karar verdi.

Ateş salı günü babasıyla etrafta dolaştı. Sanayiye gitmişler, dedenin dükkanına gitmişler, alışveriş yapmışlar, yemek yemişler. Dedesinin dükkanında da birçok değişik şey görmüş. Oldukça faydalı ve güzel bir gün olmuş. İşte o gün bir de tohum kutusu almışlar bir yapı marketten. Aslında bir tamir kutusu bu, ama Ateş'in amacına çok uygun. Ben işten eve geldiğimde tek tek etiketler yapıştırıp kutuyu düzenliyorlardı. Sonuçta aşağıdaki kutu çıktı ortaya. Ateş sonuçtan çooook memnun kaldı.

Salı, Ocak 28, 2014

Grubun Durumu

Müzik grubunda bir değişiklik oldu. Kerem, müzik öğretmeninin önerisiyle (konsere kadar az vakit kaldığı ve bu sürede elektro gitar öğrenemeyeceği için) şimdilik ayrıldı. Daha sonra ne olur bilemiyorum. Şu anda Ateş bateride, Yağız solist olarak grupta yer alıyor. Gitar işini ya müzik öğretmeni yapacakmış, ya sadece gitar kısmını kayıttan halledecekler, ya da küçük bir olasılıkla abisi çalacak. Yağız gayet hevesle ve gayretle çalışıyormuş. Bakalım mart sonundaki konserde neler olacak?

Pazartesi, Ocak 27, 2014

Tatil Başladı

Ateş cuma günü, 3. sınıfın ilk dönem karnesini aldı. Karnesi çok güzel, kendisini bol bol tebrik ettik. Ödevi de fazla değil gibi görünüyor. Yani dikkati güçlendirmeyi hedefleyen bir kitaptaki etkinlikleri bitirecek, bir de zaten okulda şu anda okudukları kitabı bitirecek. Bana miktar olarak iyi göründü. Bu arada İngilizce bir çalışma aplikasyonları var okul tarafından verilen. Ondan biraz ilerlemesini planladık. Yine okulun verdiği online çalışma sitesinden biraz ilerlemeyi planladık. Bunun dışında güzelce tatilini yapacak. Cuma günü kitapçıya uğradık birlikte, kendine bir dolu kitap aldı. Kendisine beğenip aldığı kitaplar çoğunlukla saftirik, ezikler, kötü kedi, vb kitaplar. Ben ona beğeneceğini düşündüğüm daha başka kitaplar alıyorum. Ama onu da, istediği kitapları alıp okumada tabi ki serbest bırakıyorum. İstediği kitapları acaip çabuk okuyup bitiriyor. Benim aldığım kitapları bazen o okuyor, bazen ben ona okuyorum. Cuma günü ayrıca bizde olmayan bir monopoly ile bir de jenga tetris aldık.
Cuma sabahı, Ateş'in sınıfında kahvaltı vardı. Evde kahvaltı yapılmayacaktı, herkes evden okula herkese yetecek kadar kahvaltı götürecekti. Ben bir gece önceden poğaça yaptım, bıldırcın yumurtaları aldım, haşlayıp soydum, üçgen peynirler aldım. Tabak, çatal, bardak hazırladık. Kendisinin isteğiyle bir kavanoz nutella koyduk çantasına. Babası da portakal ve mandalina suyu sıkalım, pet şişede götürsün, dedi. Ben, Ateş hepsini birden zor taşır, diyerek meyve sularına karşı çıktım, ama ikisi de götürme yönünde oy kullandı. Babası meyve sularını hazırlayıp şişelere doldurdu. Şişelerin üstündeki kağıtları çıkarıp yerine kendi hazırladığı, üzerinde "Ateş ...... taze sıkılmış portakal ve mandalina suları" yazan ve annoying orange'daki portakalla süslenmiş bir kağıt yapıştırdı. Karnesini almaya okula gittiğimizde gördük ki, bu özel üretim şişeler hem öğretmenleri hem de arkadaşları tarafından çok beğenilmiş, bizimki de mutlu olmuş.
Cumartesi günü A....'da iki arkadaşının doğumgünü partisi vardı Ateş'in. Kendisi gitmek istedi, birlikte hediye aldık ve sabahki basket kursundan sonra gittik. Hava çok yağmurlu olduğu için yol kötüydü, ama iyi ki gitmişiz. Ateş arkadaşlarıyla çok eğlendi. Balondan yapılma kılıçlarla savaştılar, pamuk şeker (hayatında 4. kez yemiş, öyle diyor) ve patlamış mısır yediler, bilek güreşi turnuvası yaptılar (Ateş şampiyon oldu), koştular, oynadılar. Akşam eve döndüğümüzde çok yorulmuştuk.
Dün sabah yine basket kursuna gitti Ateş, tenis yağmur nedeniyle iptal oldu iki gündür. Öğleden sonra İpekler bize geldiler. İpek'le kutu oyunları oynadılar, evin içinde çadır yaptılar, eğlendiler. Bugün ben işteyim. O Ayşe ablasıyla evde. Onunla oyun oynuyor, ayrıca sevdiği bazı filmleri ona izlettiriyor. Gelecek hafta ben de izinli olacağım.
Tatil boyunca 2 film izleyeceğiz sinemada, biri Karlar Ülkesi, diğeri de Köfte Yağmuru 2. Gelecek hafta 2 günlüğüne, karlı olmasını umduğumuz bir yere gideceğiz Ömürler'le birlikte. Ateş bir gün babası ve abisiyle Lili ve Rex'i görmeye gidecek. Tatil umuyorum ki, çok güzel geçecek.
Bu arada Pelin bize bol bol Ege'nin fotoğraflarını ve videolarını gönderiyor. Hepsine bayılıyoruz, Ateş videoları kahkahalarla izliyor. Büyüyünce Ege'ye de bunları anlatıp güleriz.
Lilypie Kids Birthday tickers