- Ateş özür dilemeyi öğrendi. Daha önce yaptığı şeyler için özür dilemez, bir de üstüne o bize kızardı. Geçen gün ona sıktığım mandalina suyunu bilerek ve isteyerek dökünce azarı işitti. Babasının teşvikiyle benden özür diledi, yanlışlıkla yapmış. Zaten Ateş'e ne kadar kızarsam kızayım sinirim 3-5 saniye arasında yok olup gidiyor. Ertesi gün de yine yaptığı bir yaramazlık için babasından özür diledi.
- Evden dışarıya çıkarmak imkansıza yakın. Çarşamba akşamı bir arkadaşımızın kızının doğumgünü partisine gittik. Ama çok zor gittik. "Ben gitmek istemiyoyum, hepsimiz evde kayayım" diye ağladı. Bu arada "hepsimiz"e dikkatinizi çekerim. Neyse, asansörün düğmesine kim önce basacak yarışması yaparak evden çıkabildik. Orda diğer çocuklarla değil, evin çocuğunun oyuncaklarıyla oynayarak çok güzel vakit geçirdik. Zaten doğumgünü çocuğu hastaydı. Neyse, eve dönme vaktinde de tahmin edersiniz ki, eve dönmek istemedi, yine ağladı. Her gittiğimiz yere bu şekilde zorla gidiyoruz, yine zorla eve dönüyoruz.
- Geceleri geç yattığını daha önce yazmıştım. Son birkaç gecedir nedense, saat 21.40 olduğunda yatması gerektiği düşüncesine kapıldı, ki bu iyi birşey. 21.40'da yatağa gidersek, okuduğum en az 3 masaldan sonra 10 civarı uyuyor. Bu masallardan biri mutlaka tavşan ve kaplumbağa oluyor. Ama doğumgünü gecesinde olduğu gibi bir şekilde saat 21.40'ı geçmişse, zaten geçmiş diyerek cin gibi oturmaya devam ediyor.
Cuma, Ocak 25, 2008
Son günlerde...
Salı, Ocak 22, 2008
Tavşanın Ç'si
Oyun hamurlarına Ateş'in ilgisi aylardır devam ediyor. Evde heryerde kurumuş, halıya yapışmış oyun hamuru parçaları bulmak haricinde bu durumun hiçbir negatifliği yok. Onu da ben önemsemiyorum. Kendisi ya da biz ona değişik kalıplar, hayvanlar yapıyoruz, yaptıklarımızı konuşturuyoruz. Sonra hepsini fotoğrafta görülen hamur makasıyla minik minik kesip dağıtıyor. Geçen cumartesi değişik hayvan kalıpları yaptık, sonra eğlenceli alfabe kitabında olduğu gibi o hayvanın başharfini yaptırdı. Keyifle yanyana koyup seyretti. Tavşan için T yaptım. Ateş bana "anne yanlış yaptın, T yapaysan taaşan oluy, Ç yapman lazım" dedi. Çünkü Ateş tavşana "çaafan" diyor.
Alttaki de harf takıntımzın başka bir örneği: harfli yap-boz. Günde birkaç kez hepsini bozup yeniden yapıyoruz. Geçenlerde bir gün Ateş'e "daha yeni yapmıştık, bozmasak" dedim. O da "ama onun adı yapboz" dedi.

Çarşamba, Ocak 16, 2008
Ateş'in Arkadaşı
Pazartesi akşamı, arkadaşlarımız geldi. 4 yaşında çok tatlı İpek isimli bir kızları var. Ateş önce babasını gördü ve tabi ki hemen "gitsinley, istemiyoyum" diye ağlamaya başladı. Sonra İpek'i görünce daha gözyaşları kurumadan gülmeye başladı, "ben İpek'i çok sevdim" dedi. Üstelik İpek kendisine bir oyuncak getirmişti. Onu da çok sevdi. İlk kez kendi kendine, bir yaşıtıyla iletişim kurdu. Ona odasını tanıttı. Oyuncaklarını verdi. Ayrıca birlikte biskayayda oyun oynadılar. Üstelik biz salondayken onlar Ateş'in odasında yalnız kalarak oynadılar. Tabi ki sürekli olarak anneler kontrol etti. Ateş'in kendi başına bir birey olarak arkadaş edinmesine ve iletişim kurmasına çok çok sevindim. Cuma, Ocak 11, 2008
Piyanist-Şantör
Bebekliğinden beri orgu çok sevdi Ateş. Ama son haftalarda iyice işin kurdu oldu. Bütün tonları, ritmleri ve şarkıları numaralarıyla ezbere biliyor. Tempoyu azaltıyor, artırıyor. Büyük bir hızla şarkıdan ritme, bir ritmden öbürüne geçiyor. Herbirinin adını biliyor. Ateşcim, biraz büyüyüp de bu yazıyı okuyunca lütfen bana hatırlat da bu yaptıklarının videosunu birlikte izleyelim.Salı, Ocak 08, 2008
Haftasonu
Suluboya yapmak bugünlerde yine moda oldu bizim evde. Özellikle Ozan'ın annesinin Ateş'e aldığı extra large boyama kitabına bayıldı Ateş. Güzel güzel boyuyor, öncesinde mutlaka üzerindeki kıyafetin kollarını kıvırıyoruz. Cumartesi sabahı oyun okuluna gitmek için evden çıktık, ama çoook zor çıktık. Bizimki her zamanki gibi evden çıkmak istemiyor. Ama biliyorum ki oraya gidince de ordan çıkmak istemeyecek. Biraz gezelim diyorum, gezmeyelim diyor. Hava alalım diyorum, kapıdan dışarı kafasını çıkarıp, hava aldık işte, diyor. Oyun oynayalım orda diyorum, oynamayalım diyor. Neyse sonunda biraz da zorla çıktık. Orda da kapıdan içeri girmek istemedi. Ağladı, ne ben, ne öğretmeni ikna edemedik. Sadece bahçedeki salıncakta sallanmak istiyormuş. En sonunda ben pes ettim. Zaten sadece cumartesi günleri 2 saat anne-çocuk birlikte gidiyoruz ve sadece kendinden başka çocuklarla aynı ortamı paylaşsın diye, seneye hazırlık olsun diye gidiyoruz. Ama bu kadar travmatik olacaksa ben artık vazgeçeyim diye düşündüm. Tam bu sırada öğretmeni bahçedeki hindileri ve ördekleri göstereyim diye Ateş'i ikna etti. Okuldan içeri hindi aramak için bir girdik, 2 saatin sonunda zorla çıkardık Ateş'i. Yeni tanıştığı insanlara karşı oldukça kapalı Ateş. Orda yeni bir öğretmenle tanıştı ama hiç ilgilenmedi. Ancak öğretmenin 9-10 yaşlarındaki kızına ilk görüşte bayıldı ve kucağına gitti. O gün Ateş öğretmeniyle birlikte fotoğraftaki "kaydam adamı" yaptı (gerçi çocuk kar nedir bilmiyor ama olsun).
Okulun bitiminde abisi ve babası bizi almaya geldiler. Birlikte yemeğe gittik. Ateş abisiyle birlikte kudurdu. Sonra yorgunuktan 4 civarı bayılıp kaldığı öğle uykusundan akşam 6'da uyanınca gece 11.30-12'ye kadar cin gibi oturdu. Zaten bir süredir çok geç uyuyor.
Pazar günü Bilge ve Deniz bize geldiler. Ateş onları kendi oyuncaklarıyla oynamalarına ses çıkarmadı, ancak onlar bebek diyerek çok da iletişime girmedi. Ama fotoğrafta görüldüğü gibi kızlar Ateş'i taciz ettiler. O günün Ateş için şöyle bir özelliği daha var: Üç öğün makarna yedi. Sabah ve öğlen brokolili makarna, akşam köfte + makarna.
Okulun bitiminde abisi ve babası bizi almaya geldiler. Birlikte yemeğe gittik. Ateş abisiyle birlikte kudurdu. Sonra yorgunuktan 4 civarı bayılıp kaldığı öğle uykusundan akşam 6'da uyanınca gece 11.30-12'ye kadar cin gibi oturdu. Zaten bir süredir çok geç uyuyor.
Pazar günü Bilge ve Deniz bize geldiler. Ateş onları kendi oyuncaklarıyla oynamalarına ses çıkarmadı, ancak onlar bebek diyerek çok da iletişime girmedi. Ama fotoğrafta görüldüğü gibi kızlar Ateş'i taciz ettiler. O günün Ateş için şöyle bir özelliği daha var: Üç öğün makarna yedi. Sabah ve öğlen brokolili makarna, akşam köfte + makarna.Perşembe, Ocak 03, 2008
Yeni Yıl Ateş'e Neler Getirdi?
Trambolin (100 kg'ye kadar taşıyabiliyormuş, ben de zıplıyorum)
Tır (Şimşek McQuenn'deki Mac'a benziyor, arkasına arabalarını koyup taşıyor)
veee tabi ki Herbie (inek desenli höybi diyerek oynuyor, ama görüldüğü gibi ön tekerleği hemen kırıldı)
Önemli Not: Artık ara ara R harfini söyleyebiliyor.


