Çarşamba, Aralık 02, 2015
Nicky ile 1 hafta
Nicky ile 1 haftamızı tamamladık. Henüz tuvalet eğitimi olmadığı için sıkıntı çekiyorum. Bir de engelleyemediği bir ısırma içgüdüsü var. Sanırım bir de dişleri kaşınıyormuş. Ama veteriner, ısırmasına kesinlikle izin vermememiz gerektiğini söyledi. Isırınca başının üstüne pıt pıt vurup hayır, diyoruz ve oyunu bırakıyoruz. Önüne ısırabileceği oyuncaklarını koyuyoruz. Ancak henüz çok küçük, bir ilerleme sağlayamadık. Çok oyuncu, ayakta kim varsa onun peşinden gidiyor ve paçalarımıza saldırarak oyun oynamaya çalışıyor. Ateş salonda daireler çizerek koşuyor, Nicky de havlayarak peşinden koşuyor. Kucağımızda uyumayı da çok seviyor. Dün 2. veteriner randevumuz vardı. Aşı oldu, bir pire ilacı daha oldu, kuru mamaya alıştırmak için konserve mama aldık. Herşey yolunda imiş, onu öğrendik. Ateş Niki'yle çok mutlu. Henüz istediğimiz köpek-çocuk ilişkisi kurulamadı (Niki'nin bebekliğinden dolayı), ama yine de araları çok iyi. Ateş bu sabah okula giderken, "anne, Nicky'yle biraz oyun oyna" dedi. Yaklaşık 1 ay sonra, aşıları bitince dışarı çıkarabilecekmişiz. Ben de o günleri bekliyorum (tuvalet nedeniyle).
Salı, Kasım 24, 2015
Nicky
Bugün hayatımızda bir dönüm noktası. Bu sabah itibariyle Ateş'in bir köpeği oldu. Minik bir elizabeth beagle. Adını Nicky koydu Ateş. Çok minik, çok tatlı bişey.
Ateş uzuuun bir süredir köpek istiyordu. Apartmanda olmaz diye onu ikna ediyorduk. Sonra biz bahçeli eve taşınalım dedik, Ateş istemedi. Onu, köpek alırız diye ikna ettik. Sonra koşullar değişti, bahçeli eve taşınmadık. Ama Ateş'e verdiğimiz söz döndü dolaştı bizi buldu. Yapacak bişey yok, aldık köpeği. Cengiz'le anlaşma yaptık, sabahları ben gezdireceğim, akşamları o. Ateş de yemeğinden, banyosundan, oyunundan sorumlu olacak. Zaten şimdi daha 2 aylık. Tuvalet için gezmesine gerek yok, eve yapıveriyor (!). Birazdan veterinere götüreceğiz.
Ateş sabahtan beri evde abisiyle birlikte Nicky'ye bakıyor. Şimdilik herkes çok mutlu. Bakalım devamı nasıl gelecek...
Ateş uzuuun bir süredir köpek istiyordu. Apartmanda olmaz diye onu ikna ediyorduk. Sonra biz bahçeli eve taşınalım dedik, Ateş istemedi. Onu, köpek alırız diye ikna ettik. Sonra koşullar değişti, bahçeli eve taşınmadık. Ama Ateş'e verdiğimiz söz döndü dolaştı bizi buldu. Yapacak bişey yok, aldık köpeği. Cengiz'le anlaşma yaptık, sabahları ben gezdireceğim, akşamları o. Ateş de yemeğinden, banyosundan, oyunundan sorumlu olacak. Zaten şimdi daha 2 aylık. Tuvalet için gezmesine gerek yok, eve yapıveriyor (!). Birazdan veterinere götüreceğiz.
Ateş sabahtan beri evde abisiyle birlikte Nicky'ye bakıyor. Şimdilik herkes çok mutlu. Bakalım devamı nasıl gelecek...
Çarşamba, Kasım 11, 2015
Olup Bitenler
Bir önceki yazıdan beri nerdeyse bir ay geçmiş. O yazıda bahsettiğim K.... gezisini yaptık, çok da eğlendik. Cumartesi sabahtan çıkıp pazar akşamı döndük, kısa bir gezi oldu. Ama hem Ateş için, hem de bizim için çok güzel ve eğlenceli geçti. Toplam dört aileydik. Hem çok güzel yerler gezdik, hem de otelimizi çok beğendik, iyi vakit geçirdik.
Sonraki tatil döneminde Pelin ve Ege bize geldiler. Ege tam anlamıyla büyümüş ve hareketli bir çocuk olmuş. Annesini sürekli peşinden koşturuyor. Geldiği gün, Ateş abi demeyi öğrenmiş, gidene kadar sürekli Ateş abi dedi, hatta sonra Ka abi demeye de başladı Kaan'a. Ateş'in oyuncaklarına, özellikle arabalarına bayıldı. Sürekli nanaçuf oynadı. Tabi ki Ege'nin belli bir yeme ve uyuma düzeni olduğu için çoğunlukla evde zaman geçirdik. Birkaç kez parka gittik. Oyun parkında bile alıp başını koşarak uzaklaşıyor, annesi sürekli peşinden koşmak zorunda. Ateş de onunla birlikte park ziyaretleri yaptı.
Okul devam ediyor. Bu arada yılın ilk veli toplantısı oldu. Yine çok güzel şeyler duyduk öğretmenlerinden. Çok mutlu olduk. Öğretmenlerini seviyor, her çocuk gibi sorulduğunda okula gitmek istemediğini söylüyor, ama ortamından gayet memnun.
Sportif faaliyetler devam ediyor. Geçtiğimiz haftasonu tenise de başladılar İpek'le. Bu sefer farklı bir yerde, grup halinde değil, bireysel ders alıyorlar. Bu yöntemle çok daha iyi öğreniyorlar. Ateş rahatlıkla karşılıklı top çeviriyor. Topa vurduğunda raketten çok güzel sesler çıkıyor. Ama Ateş, geçen seneki grup arkadaşlarıyla daha eğlenceli olduğunu söylüyor. Bakalım şimdilik böyle devam edeceğiz.
Sonraki tatil döneminde Pelin ve Ege bize geldiler. Ege tam anlamıyla büyümüş ve hareketli bir çocuk olmuş. Annesini sürekli peşinden koşturuyor. Geldiği gün, Ateş abi demeyi öğrenmiş, gidene kadar sürekli Ateş abi dedi, hatta sonra Ka abi demeye de başladı Kaan'a. Ateş'in oyuncaklarına, özellikle arabalarına bayıldı. Sürekli nanaçuf oynadı. Tabi ki Ege'nin belli bir yeme ve uyuma düzeni olduğu için çoğunlukla evde zaman geçirdik. Birkaç kez parka gittik. Oyun parkında bile alıp başını koşarak uzaklaşıyor, annesi sürekli peşinden koşmak zorunda. Ateş de onunla birlikte park ziyaretleri yaptı.
Okul devam ediyor. Bu arada yılın ilk veli toplantısı oldu. Yine çok güzel şeyler duyduk öğretmenlerinden. Çok mutlu olduk. Öğretmenlerini seviyor, her çocuk gibi sorulduğunda okula gitmek istemediğini söylüyor, ama ortamından gayet memnun.
Sportif faaliyetler devam ediyor. Geçtiğimiz haftasonu tenise de başladılar İpek'le. Bu sefer farklı bir yerde, grup halinde değil, bireysel ders alıyorlar. Bu yöntemle çok daha iyi öğreniyorlar. Ateş rahatlıkla karşılıklı top çeviriyor. Topa vurduğunda raketten çok güzel sesler çıkıyor. Ama Ateş, geçen seneki grup arkadaşlarıyla daha eğlenceli olduğunu söylüyor. Bakalım şimdilik böyle devam edeceğiz.
Çarşamba, Ekim 14, 2015
Okul
En son okul hazırlıklarını yazdım, sonra da bir türlü yazamadım. Okullar açılalı çok oldu, hatta gelecek hafta veli toplantısı bile var. 5. sınıf hızlı başladı. Ateş'in şimdiye kadar genelde aynı sınıfta olduğu arkadaşlarının büyük kısmı diğer şubede. Ancak Ateş bunu dert etmedi. Bu sınıfta da hem eskiden beri olan, hem de yeni gelen birçok arkadaş edindi. Sınıf başkan yardımcısı oldu. Sınıf defterinin öğretmenlere imzalatması gibi büyük bir sorumluluğu var. Ödevler fena sayılmaz. Haftaiçi biraz daha iyi, haftasonları ise çok ödevi oluyor. Bu sene ödev, çanta hazırlığı, basket ve bateride kendi hazırlıklarını çoğunlukla kendi düşünüyor ve hallediyor.
Bateri, basket ve badminton da başladı. Haftasonları tenis de başlayacak. Ben en azından birini bıraksa, diye düşündüm. Ama bu bateri olmasın, dedim. Gerçekten çok yenetekli, ayrıca bateri diğerlerinden farklı bir alan. Ama kendisi hiçbirini bırakmak istemedi. Hepsine yıllardır emek verdiğini, ve bırakırsa boşa gideceğini söyledi. Eh, doğru söze ne denir, tabi ki severek kabul ettik. Şimdiye kadar gık demeden hepsine gitti.
Geçen haftaya kadar denize gitmeye devam ettik. Hatta büyük bayram tatilini de deniz kenarında geçirdik. Bu tatillerde Toprak Efeler'in yanısıra, İpekler ve ara ara Ömürler de bize katıldı. Çocuklar da çok keyifli zaman geçirdiler.
Bu haftasonu Ateş'in okuldan arkadaşlarının aileleriyle (toplamda 4 aile) K......^ya gideceğiz. Cumartesi gidip pazar döneceğiz. Ateş gitmeyi çok istedi, dün akşam "bu haftasonu hep istediğiniz gibi cumadan ödevimi bitireceğim," dedi. İki hafta sonra da minik kuzeni Ege, annesiyle birlikte bize gelecek.
Bateri, basket ve badminton da başladı. Haftasonları tenis de başlayacak. Ben en azından birini bıraksa, diye düşündüm. Ama bu bateri olmasın, dedim. Gerçekten çok yenetekli, ayrıca bateri diğerlerinden farklı bir alan. Ama kendisi hiçbirini bırakmak istemedi. Hepsine yıllardır emek verdiğini, ve bırakırsa boşa gideceğini söyledi. Eh, doğru söze ne denir, tabi ki severek kabul ettik. Şimdiye kadar gık demeden hepsine gitti.
Geçen haftaya kadar denize gitmeye devam ettik. Hatta büyük bayram tatilini de deniz kenarında geçirdik. Bu tatillerde Toprak Efeler'in yanısıra, İpekler ve ara ara Ömürler de bize katıldı. Çocuklar da çok keyifli zaman geçirdiler.
Bu haftasonu Ateş'in okuldan arkadaşlarının aileleriyle (toplamda 4 aile) K......^ya gideceğiz. Cumartesi gidip pazar döneceğiz. Ateş gitmeyi çok istedi, dün akşam "bu haftasonu hep istediğiniz gibi cumadan ödevimi bitireceğim," dedi. İki hafta sonra da minik kuzeni Ege, annesiyle birlikte bize gelecek.
Cuma, Eylül 04, 2015
Okul
Ateş'in okulu pazartesi başlıyor. Dolayısıyla bu hafta içinde bütün okul hazırlıklarımızı yaptık. Kitaplar, defterler, kırtasiye malzemeleri, yeni okul çantası alındı. Etiketlendi, hazırlandı, çantalara yerleştirildi. Eksik kıyafetler alındı, yıkandı, ütülendi. Okuma kitapları da bitmek üzere. Yani okula hazırız :))
4
Montrö bir sonraki durağımızdı. Daha önce gittiğimiz Vevey'den biraz ilerdeydi sadece. Arabayı parkeder etmez, daha önceden heryerde gördüğümüz Freddie Mercury'nin heykelinin olduğu ana meydana çıktık. Heykel tabi ki çok kalabalıktı. Hatta büyük bir Türk tur grubu vardı. Fotoğraf çekebilmek için epeyce bir süre onların gitmesini beklemek durumunda kaldık. Sonra Montrö'nün nefis sahil yolundan yürüyerek, yaklaşık 3 km uzaklıktaki Chillon Şatosu'na gittik. Sahil yolu muhteşemdi. Evler harika, bahçeler süper güzellikteydi ve göle çok yakındı. Şatoya gelince içini de gezdik. Ortaçağdan kalma oldukça büyük bir şatoydu. Birçok odasına girdik. Tam gölün kıyısında çok güzel manzarası olan bir tarihi eserdi. Ordan çıkıp tekrar Montrö'ye dönmemiz gerektiğinde tesadüfen göl içinde sefer yapan vapurlara denk geldik. Hemen bindik. Gayet hızlı bir şekilde Montrö'ye ulaştık. Burda önce güzel bir pizza yedik. Sonra migrostan market alışverişi yaparak evimize döndük.
Sona yaklaştığımız bu günde Aventura Parc'a gittik. Burası geçen sene Letonya Riga yakınlarındaki Sigulda Tarzan Park'a çok benziyordu. Güvenlik kemerlerini kuşanan çocuklar ağaçların tepesinde ordan oraya ciddi bir parkuru tamamladılar. Geçen seneden aklımda kalmıştı, bu sefer ben de denedim. Çocuklar kadar ileri gitmemekle birlikte çok keyif alarak 3 parkur tamamladım. Bisikletle bile hiç ağrımayan bacaklar ve kollar, bu park aktivitesinin ertesi günlerinde kendini bayağı hissettirdi. Orda yine evden götürdüğümüz sandviçlerle geniş park alanında öğle yemeğimizi yedik.
Son günümüzde belli bir gezi programı yapmadık. Aslında trenle Lavaux üzüm bağları ve Lozan'daki Olimpik Müze gezisi vardı planlarımızda. Ama hem enerjimiz bittiği için, hem de sahil kıyısındaki evde vakit geçirmek ve göle girmek istediğimiz için planları iptal ettik. Göl oldukça soğuktu. Ama Ateş yine de çok sevdi ve eğlendi. Gölün içinde tramplen vardı. Ateş defalarca ordan suya atladı. Göl suyunun hiç tuzlu olmamasına hayret etti. Ben dişlerim tıkırdayarak gölden çıkarken Ateş'i çıkarmak zaman aldı. Sonra hemen kendimizi evin bahçesindeki jakuziye attık. Akşamüstü göl kenarında yürüyüş yaparak Paudex'e veda ettik.
Dönüş günümüzde sabah erkenden kalktık. Eşyalar hazırdı zaten, kahvaltı bile yapmadan evi teslim ettik ve Cenevre'ye doğru yola çıktık. Ama hem acaip bir trafik sıkışıklığına denk geldik, hem de inanılmaz bir yağmur yağıyordu. Ama neyse problemsiz bir şekilde havaalanına vardık. Arabaları teslim ettik. Sonrasında bütün gün süren yolculuklarla gece 10.30-11.00 gibi, market alışverişimizi de yapmış olarak evimize vardık. Giderken de gelirken de uçakta hepimiz film izledik. Yolculuk güzel geçti. Ateş, yorulmasına rağmen tatili çok sevdi. Darısı başka tatillere...
Sona yaklaştığımız bu günde Aventura Parc'a gittik. Burası geçen sene Letonya Riga yakınlarındaki Sigulda Tarzan Park'a çok benziyordu. Güvenlik kemerlerini kuşanan çocuklar ağaçların tepesinde ordan oraya ciddi bir parkuru tamamladılar. Geçen seneden aklımda kalmıştı, bu sefer ben de denedim. Çocuklar kadar ileri gitmemekle birlikte çok keyif alarak 3 parkur tamamladım. Bisikletle bile hiç ağrımayan bacaklar ve kollar, bu park aktivitesinin ertesi günlerinde kendini bayağı hissettirdi. Orda yine evden götürdüğümüz sandviçlerle geniş park alanında öğle yemeğimizi yedik.
Son günümüzde belli bir gezi programı yapmadık. Aslında trenle Lavaux üzüm bağları ve Lozan'daki Olimpik Müze gezisi vardı planlarımızda. Ama hem enerjimiz bittiği için, hem de sahil kıyısındaki evde vakit geçirmek ve göle girmek istediğimiz için planları iptal ettik. Göl oldukça soğuktu. Ama Ateş yine de çok sevdi ve eğlendi. Gölün içinde tramplen vardı. Ateş defalarca ordan suya atladı. Göl suyunun hiç tuzlu olmamasına hayret etti. Ben dişlerim tıkırdayarak gölden çıkarken Ateş'i çıkarmak zaman aldı. Sonra hemen kendimizi evin bahçesindeki jakuziye attık. Akşamüstü göl kenarında yürüyüş yaparak Paudex'e veda ettik.
Dönüş günümüzde sabah erkenden kalktık. Eşyalar hazırdı zaten, kahvaltı bile yapmadan evi teslim ettik ve Cenevre'ye doğru yola çıktık. Ama hem acaip bir trafik sıkışıklığına denk geldik, hem de inanılmaz bir yağmur yağıyordu. Ama neyse problemsiz bir şekilde havaalanına vardık. Arabaları teslim ettik. Sonrasında bütün gün süren yolculuklarla gece 10.30-11.00 gibi, market alışverişimizi de yapmış olarak evimize vardık. Giderken de gelirken de uçakta hepimiz film izledik. Yolculuk güzel geçti. Ateş, yorulmasına rağmen tatili çok sevdi. Darısı başka tatillere...
Çarşamba, Eylül 02, 2015
3
Bir sonraki gün, gölün Fransa tarafındaki Yvoire isimli, çiçekleriyle ünlü köye gittik. Önce arabalarla Nyon'a gittik. Ordan vapurla Yvoire'ye geçtik. Aslında gölün her iki tarafında küçücük köylere bile uğrayan ve yolcu taşıyan bir sürü vapur var. Ama saat itibariyle Nyon'a gitmek bizim için daha uygundu. Ordan kalkan vapur saati uyuyordu. Kısa bir yolculuktan sonra Yvoire'e ulaştık. Gerçekten inanılmaz güzellikte bir köydü. İlk başta 5 duyu bahçesini gezdik. Bahçenin içinde farklı labirent yolları vardı. Gerçekten de her duyuya hitabeden bitkiler yerleştirilmişti. Çocuklar için de aktiviteler planlanmıştı. Örneğin, dokunma duyusuna hitabeden bahçede sert ve yumuşak yapraklı bazı bitkileri bulmaları istendi. Koklama, görme vb. bahçeler çok çok güzeldi. Öğrenciyken gördüğümüz bazı ilaçların elde edildiği bitkileri de ilk kez görmüş olduk. Ordan çıkınca köyü gezmeye başladık. Bütün evlerin bahçeleri, pencereleri, görülebilecek her yer çiçeklerle doluydu. Yokuşlu sokaklarda dolaştık ve heryere bayıldık. Fotoğraf çekmekten yürüyemedik nerdeyse. Önceden bloglarda okuduğumuz bir krepçide öğle yemeğimizi yedik. Önce peynirli mantarlı krep, üstüne tabi ki nutellalı krep yedik. Sonra vapura binip geri döndük.
Diğer gün yine çok özel bir yere gittik. Gravyer peynirinin adını aldığı kasaba olan Gruyeres kasabasına gittik. Sanırım Heidi'nin yaşadığı köy böyle bir yerdi. Yemyeşil bir yerdi. Öncelikle La Maison Gruyere ismindeki peynir fabrikasına gittik. Orda peynirin nasıl yapıldığı gösteriliyor. Kısa bir turdu, gezip çıktık, ama tadım için bize verdikleri peynirin güzelliği nedeniyle ordan bol bol peynir aldık. Hatta bu sabah o peynirlerle kahvaltı yaptım. Ordan çıkıp Gruyere kasabası gezdik. Yüksekte kale içi gibi bir bölgeydi. Araba tabi ki girmiyordu. Çok güzel bir meydanı vardı. Manzara süperdi. En tepedeki Gruyere şatosuna giderken yol üzerinde HR Giger Müzesi, ya da diğer adıyla Alien-Yaratık Müzesi vardı. Tek kelimeyle garip bir müzeydi. Alien filminin sanırım görüntü yönetmeni olan Giger'in eserleri vardı içerde, ilginçti. Ordan çıkıp şatoya doğru tırmandık. Manzara nefisti. Şatonun içini gezmedik. Geri döndük. Arabaya ulaştık. Sırada çikolata fabrikası vardı. Bu nedenle 3 dakika mesafedeki Broc'a gittik. Orda sonradan Nestle'nin aldığı Cailler fabrikası vardı. Bileti aldıktan sonra içeri girebilmek için bile sıra bekledik. Bu arada volanter bir kızlar polifonik korosunun küçük konserini izledik. İçerde bölge bölge gezdirip nasıl çikolata yapıldığını anlattılar. Sonra en güzel aşamaya geldik. Çikolata tadımı yaptırdılar. Üstelik yiyebildiğimiz kadar çikolata yedik. Artık fenalık geçirecek aşamaya geldik. Çıkışta çikolata alışverişi yapıp mutlu mesut evimize döndük.
Diğer gün yine çok özel bir yere gittik. Gravyer peynirinin adını aldığı kasaba olan Gruyeres kasabasına gittik. Sanırım Heidi'nin yaşadığı köy böyle bir yerdi. Yemyeşil bir yerdi. Öncelikle La Maison Gruyere ismindeki peynir fabrikasına gittik. Orda peynirin nasıl yapıldığı gösteriliyor. Kısa bir turdu, gezip çıktık, ama tadım için bize verdikleri peynirin güzelliği nedeniyle ordan bol bol peynir aldık. Hatta bu sabah o peynirlerle kahvaltı yaptım. Ordan çıkıp Gruyere kasabası gezdik. Yüksekte kale içi gibi bir bölgeydi. Araba tabi ki girmiyordu. Çok güzel bir meydanı vardı. Manzara süperdi. En tepedeki Gruyere şatosuna giderken yol üzerinde HR Giger Müzesi, ya da diğer adıyla Alien-Yaratık Müzesi vardı. Tek kelimeyle garip bir müzeydi. Alien filminin sanırım görüntü yönetmeni olan Giger'in eserleri vardı içerde, ilginçti. Ordan çıkıp şatoya doğru tırmandık. Manzara nefisti. Şatonun içini gezmedik. Geri döndük. Arabaya ulaştık. Sırada çikolata fabrikası vardı. Bu nedenle 3 dakika mesafedeki Broc'a gittik. Orda sonradan Nestle'nin aldığı Cailler fabrikası vardı. Bileti aldıktan sonra içeri girebilmek için bile sıra bekledik. Bu arada volanter bir kızlar polifonik korosunun küçük konserini izledik. İçerde bölge bölge gezdirip nasıl çikolata yapıldığını anlattılar. Sonra en güzel aşamaya geldik. Çikolata tadımı yaptırdılar. Üstelik yiyebildiğimiz kadar çikolata yedik. Artık fenalık geçirecek aşamaya geldik. Çıkışta çikolata alışverişi yapıp mutlu mesut evimize döndük.
2
Bir sonraki gün, Fransa'ya geçerek Annecy gölünün kıyısındaki Annecy'ye gittik. Göl kıyısında eskiden hapishane olarak kullanılmış muhteşem güzellikte manzarası olan bir şato vardı. Önünde bol bol fotoğraf çektik, dondurma yedik. Orda dondurmayı külahta verseler bile, yanında mutlaka küçük bir kaşık da veriyorlar. Külahta bile olsa kaşıkla yeniyor yani. Sonra zaten ufak olan şehirde biraz dolaştık. Daha önceden göl kenarında çok güzel bir bisiklet yolu olduğunu, bisikletle çok güzel yarım ya da tam turlar yapılabileceğini öğrenmiştik. Bir yerden bisiklet kiraladık. Tam 7 tane turuncu bisiklet. Göl kenarına çıktık ve gidiş-dönüş iki şeritli harika bir yol olan bisiklet yolunda bisikletlerimizi sürmeye başladık. Bisiklet yolunun normal yolla hemen hemen hiç bağlantısı yoktu, gayet geniş ve güvenli bir yoldu. Manzara muhteşemdi, göl ve orman manzaralıydı. Tek sıra halinde dizilerek 20 km'den fazla yol yaptık. Hepimiz tek kelimeyle bayıldık. Yolda gerçekten her yaştan insanın bisiklet kullandığını gördük, harikaydı. Aslında rahatlıkla tam tur yapılabilirdi, ama geri dönüşü de düşünerek ortada bir yerlerden geri döndük. Sonradan bu yolun Tour de France'ın parkurlarından biri olduğunu öğrendik. Dönüşte bisikletlerimizi teslim edip arabalarımıza bindik. Gölün karşı kıyısında bir yerde durup yemek yedik. Büyükler peynir fondü yerken Ateş çok beğendiği bir hamburger yedi. Asıl ilginç olan Kaan'ın sipariş verdiği tartar beef'ti. Hiçbirimiz nasıl bir yemek olduğunu bilmiyorduk. Gelen yemek, küçük doğranmış tamamen çiğ etlerin ortasına yumurta sarısı koyulmasıyla meydana gelmiş -felaket- bir yemekti. Biraz pişirilmesini istedik, ancak, bu pişirilmez deyip, 1-2 dakika ateşte tutup tekrar getirdiler. Neyse o yemeğin bir kısmını Kaan, bir kısmını da fondü içinde Cengiz yedi. Ama uzun süre bu yemeğin muhabbetini yaptık.
Bir sonraki günü ev günü yaptık. Akşamüstü göl kıyısında yaptığımız yürüyüş, o günkü tek aktivitemizdi.
Diğer gün evden daha erken çıktık. Cenevre'yi gezmeye gittik. Arabaları parkedip yürüyüşe başladık. Parc des bastions'un içinden geçtik. Parktaki kocaman yer satrançlarında Ateş ve İpek tabi ki satranç oynadılar ve berabere kaldılar. Şehirde dolaşmaya devam ettik. Rhone nehri, Mont-Blanc köprüsü, ünlü su fıskiyesi, çiçek saat ve pek çok yeri gördük. Dondurma aldığımız büfeci Türk çıktı. Bir tavukçuda öğle yemeği yedik. Ateş orda yediği crem brulleye bayıldı. Sonra arabaya geri dönüp evimize doğru yola çıktık.
Bir sonraki günü ev günü yaptık. Akşamüstü göl kıyısında yaptığımız yürüyüş, o günkü tek aktivitemizdi.
Diğer gün evden daha erken çıktık. Cenevre'yi gezmeye gittik. Arabaları parkedip yürüyüşe başladık. Parc des bastions'un içinden geçtik. Parktaki kocaman yer satrançlarında Ateş ve İpek tabi ki satranç oynadılar ve berabere kaldılar. Şehirde dolaşmaya devam ettik. Rhone nehri, Mont-Blanc köprüsü, ünlü su fıskiyesi, çiçek saat ve pek çok yeri gördük. Dondurma aldığımız büfeci Türk çıktı. Bir tavukçuda öğle yemeği yedik. Ateş orda yediği crem brulleye bayıldı. Sonra arabaya geri dönüp evimize doğru yola çıktık.
Bu Yazın Son Tatili-1
Ağustos ayında İsviçre'ye gittik, İpekler'le birlikte. Taa şubat ayında planladığımız, uçak biletlerini aldığımız ve ev kiraladığımız bir tatildi. Bu sene ilk kez ev kiraladık iki aile birlikte. Çok da memnun kaldık. Toplamda 11 gün süren bir gezi oldu. İsviçre'de Cenevre Gölü'nün (Leman Gölü) kıyısında, Lozan'a çok yakın Paudex isimli bölgedeydi kiraladığımız ev. Yola çıkacağımız gece 12 gibi evden çıktık, önce İpekler'le buluştuk, sonra havaalanına gittik, ordan İstanbul'a gittik. Orda biraz bekleyip Cenevre'ye uçtuk, derken ertesi gün öğlen oldu. Havaalanından önceden kiraladığımız arabaları alıp yola çıktık. Cenevre ile kalacağımız bölge arası çok yakın, yaklaşık 70 km idi. Arada mola verip öğle yemeği yedik bir yerde. Ancak önceden bildiğimiz gibi İsviçre'nin ne kadar pahalı bir şehir olduğunu bu yemekte bir kez daha test etmiş olduk. Sonra evi teslim aldık. Evin aynen fotoğraflardaki gibi güzel olduğunu görünce çok sevindik, hemen yerleştik. Öğlen yemeğinde edindiğimiz tecrübeyle, dışarda yemek için o kadar para harcanmayacağına karar verip en yakındaki migrosa gittik. İsviçre'de migros çok fazla. Epeyce alışveriş yaptık. Evin mutfağı da kendi yemeğimizi yapabilmemiz için gayet uygun ve konforluydu. Akşam ilk yemeğimizi yapıp yedik, sonra yorgunluktan bayıldık.
Ertesi gün ilk gezilecek yer olarak zaten bize 3 dakika mesafede olan Lozan'ı belirledik. Yağmurlu bir gündü. Ouchy bölgesine biraz uğraşarak arabaları park ettik. Biraz kıyıda dolaşıp metroyla şehrin yukarı kısmına çıktık. Rumine Sarayı'na gittik. Burası bazı kaynaklarda Lozan Antlaşması'nın imzalandığı yer olarak gösteriliyor. Bazılarında ise Beau Rivage Palaca'da imzalandığı söyleniyor. Biz Rumine Sarayı'nı gördük. İçinde çok sayıda müze olan bir saray bu. Biz, gezilmesi önerilen zooloji müzesine girdik. Gerçek, doldurulmuş ve yer yer el yapımı hayvanlardan oluşan oldukça zengin bir müzeydi, beğendik. Aslında diğer müzeler de muhtemelen güzeldi, ancak çocuklarla hepsini gezmek mümkün olmadı. Ordan çıkınca Marche merdivenlerinden inerek Place de la Palud'a ulaştık. Güzel bir meydandı. Burdaki bir oyuncakçıdan Ateş kendine, kendi harçlıklarıyla büyük bir lego aldı. Çok mutlu oldu. Ayaküstü birşeyler atıştırdık. Yürüyerek ve etrafta dolaşarak Ouchy'ye indik. Eve döndük. Çocuklar bahçede jakuzi keyfi yaparken biz yemek hazırladık.
Bir sonraki gün sırada Vevey vardı. Vevey'deki beslenme (alimentarium) müzesine gitmek istiyorduk. Arabaları parkedip müzeye gittik. Denizin içine saplanmış kocaman bir çatalın hemen kıyısında müze bulunuyor. İçinde eğlenceli zaman geçirdik. En çok insan boyutunda yapılmış ve döndürülebilen hamster çarkını beğendik. Çıkışta etrafta biraz dolaştık. Çocuklara İsviçre çakısı aldık. Sonra funiküler ile yaklaşık 15-20 dakikalık bir tırmanıştan sonra Mont-Pelerin'e tırmandık. Hem çıkış heyecanlıydı, hem de oldukça yukardaki bu bölge çok güzeldi. Burda yürüyüş yaptık, her taraf ormandı ve mükemmeldi. Burda bir bankta oturup öğle yemeği olarak leblebi ve üzüm yedik, aynı yoldan dönerek evimize ulaştık.
Ertesi gün ilk gezilecek yer olarak zaten bize 3 dakika mesafede olan Lozan'ı belirledik. Yağmurlu bir gündü. Ouchy bölgesine biraz uğraşarak arabaları park ettik. Biraz kıyıda dolaşıp metroyla şehrin yukarı kısmına çıktık. Rumine Sarayı'na gittik. Burası bazı kaynaklarda Lozan Antlaşması'nın imzalandığı yer olarak gösteriliyor. Bazılarında ise Beau Rivage Palaca'da imzalandığı söyleniyor. Biz Rumine Sarayı'nı gördük. İçinde çok sayıda müze olan bir saray bu. Biz, gezilmesi önerilen zooloji müzesine girdik. Gerçek, doldurulmuş ve yer yer el yapımı hayvanlardan oluşan oldukça zengin bir müzeydi, beğendik. Aslında diğer müzeler de muhtemelen güzeldi, ancak çocuklarla hepsini gezmek mümkün olmadı. Ordan çıkınca Marche merdivenlerinden inerek Place de la Palud'a ulaştık. Güzel bir meydandı. Burdaki bir oyuncakçıdan Ateş kendine, kendi harçlıklarıyla büyük bir lego aldı. Çok mutlu oldu. Ayaküstü birşeyler atıştırdık. Yürüyerek ve etrafta dolaşarak Ouchy'ye indik. Eve döndük. Çocuklar bahçede jakuzi keyfi yaparken biz yemek hazırladık.
Bir sonraki gün sırada Vevey vardı. Vevey'deki beslenme (alimentarium) müzesine gitmek istiyorduk. Arabaları parkedip müzeye gittik. Denizin içine saplanmış kocaman bir çatalın hemen kıyısında müze bulunuyor. İçinde eğlenceli zaman geçirdik. En çok insan boyutunda yapılmış ve döndürülebilen hamster çarkını beğendik. Çıkışta etrafta biraz dolaştık. Çocuklara İsviçre çakısı aldık. Sonra funiküler ile yaklaşık 15-20 dakikalık bir tırmanıştan sonra Mont-Pelerin'e tırmandık. Hem çıkış heyecanlıydı, hem de oldukça yukardaki bu bölge çok güzeldi. Burda yürüyüş yaptık, her taraf ormandı ve mükemmeldi. Burda bir bankta oturup öğle yemeği olarak leblebi ve üzüm yedik, aynı yoldan dönerek evimize ulaştık.
Salı, Ağustos 25, 2015
Cheesecake
Ateş şu anda cheesecake yapıyor. Bir kısmı hazır olanlardan. Daha önce benimle ya da babasıyla birlikte yaptı pek çok kez. Ama bu sefer herşeyiyle kendisi yapıyor. Mutfaktan sık sık "ohaaa" "bu nasıl yapılabilir" "münkün değil" "anne gel" "anne bak" "anneeee" şeklinde sesler geliyor. Yaparken o kadar tatlı ki anlatamam.
Perşembe, Temmuz 30, 2015
Son günler...
Cumadan deniz kenarına gittik tabi ki. İpekler ve Ömürler de bizimleydi. Dolayısıyla Ateş yine çok eğlenceli bir haftasonu geçirdi. Pazartesi evde Toprak Efe ile birlikteydiler. Akşam ise çok yakın arkadaşı Arda'nın burda olduğu haberini aldık ve onlara gittik. O akşamdan şu ana kadar birlikteydiler. Salı günü Ateş onlardaydı, birlikte havuza girdiler. Su kaydırağından sayısız kez kaymışlar, Ateş çok eğlenmiş. Gece eve getirebildik ancak. Çarşamba günü Arda bize geldi, bütün gün çok eğlenerek oyun oynadılar, hatta Arda gece bizde kaldı. Gece 1'e doğru ancak uyudular. Bugün de şu ana kadar oyunla geçti. Birazdan Arda gidecek. Gelecek hafta da burdalarmış, yine birlikte program yapacağız. Arda ile Ateş çok iyi anlaşıyorlar, sürekli gülüyorlar, birbirlerini hiç gıcık etmiyorlar. Çok iyi bir arkadaşlıkları var.
Cuma, Temmuz 24, 2015
Temmuz tatilleri-3
İzmir'den ayrılıp Çeşme'ye gittik Figenler'in yanına. Figen'in oğlu Sarp'la Ateş tabi hemen oyunlara başladılar. Çeşme'de boool bol yemek yedik (kumru, dost pide vb). Ertesi gün Belgin de bize katıldı ve 5 kişilik bir ekip olduk. O gün denizde vakit geçirdik. Ateş hayatının en bol midye dolmasını yedi. Ertesi gün önceden planladığımız şekilde Sakız Adası'na gittik. Deniz otobüsüyle hızlıca vardık. Orda günlük bir tura katıldık. Rehberimiz yıllardır orda yaşayan bir Türk'tü. Önce Mesta köyüne gittik. 1400'lü yıllardan bugüne gelen taş evler, daracık taştan sokakları ile çok güzel bir yerdi. Sonra deniz kıyısında salaş bir balık lokantasında öğle yemeğimizi yedik. Ateş barbun yedi, ızgara pişirilmiş kalamarı da çok beğendi. Ayrıca vantuzlarıyla pişirilmiş ahtapot da nefisti. Sonra Pyrgi kasabasına gittik. Burası evlerin üstündeki (sıva ve kirecin oyulmasıyla yapılan) geometrik desenleriyle ünlü ve UNESCO korumasına alınan bir kasabaydı. Çok ilginçti. Bu arada otobüsle yolculuk yaparken etrafımız tamamen sakız ve daha az olarak da zeytin ağaçlarıyla kaplıydı. Bir sonraki durağımız turistlere göstermek amacıyla ayrılmış sakız ağaçlarıydı. Rehberimiz aktif olarak o işi yaptığı için bize hepsini ayrıntılarıyla anlattı. Sakız ağacını önce çizdiklerini, içinden sakız damladığını ve sonra katılaşan sakızın toplandığını öğrendik. Hatta damlayan sakızı gözümüzle de gördük. Sonra limana döndük ve biraz etrafta dolaştık. Aynı deniz otobüsüyle Çeşme'ye döndük.
Bir sonraki günü öğlene kadar evde geçirdik. Kızma birader oynadık bol bol. Figen, Sarp, Ateş ve ben biraraya geldiğimizde bu oyunu oynamak klasikleşti artık. Çocuklar çok eğleniyorlar. Öğleden sonra hep birlikte çıkıp deniz kenarında son bir kumru daha yedikten sonra Ateş'le ben dönüş yolculuğuna çıktık. İzmir havaalanına ve sonrasında da evimize döndük. Bir macera daha böyle sona erdi.
Bir sonraki günü öğlene kadar evde geçirdik. Kızma birader oynadık bol bol. Figen, Sarp, Ateş ve ben biraraya geldiğimizde bu oyunu oynamak klasikleşti artık. Çocuklar çok eğleniyorlar. Öğleden sonra hep birlikte çıkıp deniz kenarında son bir kumru daha yedikten sonra Ateş'le ben dönüş yolculuğuna çıktık. İzmir havaalanına ve sonrasında da evimize döndük. Bir macera daha böyle sona erdi.
Temmuz tatilleri-2
Tekneden dönüp evde yalnızca üç gün geçirdikten sonra Ateş'le ben bu sefer İzmir yollarına düştük. Tam da Ege'nin doğumgününde orda olduk. Anneanne, dede, biz, Ege'nin amcası ve onun eşinin katıldığı bir aile doğumgünü oldu Ege'nin. Böylece iki yaşını bitirdi minnoş. Annesi geçen seneki (bizim maalesef katılamadığımız) tully temalı doğumgününden sonra bu sene bir aile doğumgünü planlamış. Çok güzeldi herşey. Pastası da Ege Bey'in favorisi olan motorlu araçlarla süslenmişti. Biz hediye olarak artık yaşının geldiğini düşündüğümüz hot wheels araba yolları ve arabalar aldık. Gerçekten çok sevdi. Sürekli tekerlerini döndürüp durdu.
Ertesi gün hava sıcak olduğu halde biraz Konak, Kemeraltı, ve tarihi asansörü gezmek ve Ateş'e göstermek amacıyla yollara çıktık. Konak'ta saat kulesinin önünde epeyce zaman geçirdik. Çünkü hem yanımızdaki büyük erkek çocuk Ateş, hem de minik erkek çocuk Ege bol bol kuşları yemlediler. Ara ara oturup dinlenerek kemeraltındaki bazı dükkanları dolaştık. Çok güzel bir köfte piyaz yedik. Üstüne Mennan adında bir pastanede tatlı ve dondurma yedik. Ateş, dondurmalı kazandibi yedi ve çok beğendi. Sonra sıcaktan perişan olduğumuz için taksiyle asansöre gittik. Üstteki cafede oturup biraz dinlendik ve yorgun argın eve döndük.
Bir sonraki gün Urla'ya gittik. Pelin'in arkadaşlarıyla buluştuk, dönüşte balık ve balıklıova un kurabiyelerinden aldık. Boool bol yedik. Bir sonraki gün beşe kadar evden çıkmadık, sıcak nedeniyle. Ege öğle uykusundan uyanınca doğal yaşam parkına gittik. Ege fil ve kaplumbağadan sonra annesini zorla oyun parkına götürdü, onlar hep orda kaldılar. Ateş'le ben bütün parkı gezdik. İnanılmaz şekilde hemen hemen bütün hayvanları, hem de hareket halindeyken gördük. Fotoğraflar çektik. Akşam yurtdışında dans festivalinde olan Nisan geldi. Hemen Ateş'le oyuna başladılar. Ertesi günü akşama kadar evde geçirdik. Biz dinlendik, çocuklar oynadı. Akşamüstü Çeşme'ye doğru yol çıktık.
Ertesi gün hava sıcak olduğu halde biraz Konak, Kemeraltı, ve tarihi asansörü gezmek ve Ateş'e göstermek amacıyla yollara çıktık. Konak'ta saat kulesinin önünde epeyce zaman geçirdik. Çünkü hem yanımızdaki büyük erkek çocuk Ateş, hem de minik erkek çocuk Ege bol bol kuşları yemlediler. Ara ara oturup dinlenerek kemeraltındaki bazı dükkanları dolaştık. Çok güzel bir köfte piyaz yedik. Üstüne Mennan adında bir pastanede tatlı ve dondurma yedik. Ateş, dondurmalı kazandibi yedi ve çok beğendi. Sonra sıcaktan perişan olduğumuz için taksiyle asansöre gittik. Üstteki cafede oturup biraz dinlendik ve yorgun argın eve döndük.
Bir sonraki gün Urla'ya gittik. Pelin'in arkadaşlarıyla buluştuk, dönüşte balık ve balıklıova un kurabiyelerinden aldık. Boool bol yedik. Bir sonraki gün beşe kadar evden çıkmadık, sıcak nedeniyle. Ege öğle uykusundan uyanınca doğal yaşam parkına gittik. Ege fil ve kaplumbağadan sonra annesini zorla oyun parkına götürdü, onlar hep orda kaldılar. Ateş'le ben bütün parkı gezdik. İnanılmaz şekilde hemen hemen bütün hayvanları, hem de hareket halindeyken gördük. Fotoğraflar çektik. Akşam yurtdışında dans festivalinde olan Nisan geldi. Hemen Ateş'le oyuna başladılar. Ertesi günü akşama kadar evde geçirdik. Biz dinlendik, çocuklar oynadı. Akşamüstü Çeşme'ye doğru yol çıktık.
Temmuz tatilleri-1
Bu sene çok tatil yaptık, yapacağız, çok şükür. Okul kapandıktan sonra denizde vakit geçirdik. Sonra temmuz başında arkadaşlarımızla birlikte toplam 5 aile B.... koylarında nefis bir tekne tatili yaptık. Toplamda 7 çocuk vardı farklı yaşlarda. Biraz daha büyük iki genç kız dışında dört erkek ve bir kız çocuğu olarak inanılmaz eğlendiler. Bir haftalık turda aynı tekne içinde çocuğumu görmedim desem yeridir. Ya denizde kudurdular, ya da güneşten kaçılacak zamanlarda tekne içinde kart oyunu vb. oynadılar. Çok çok eğlendi Ateş. Sık sık bu tatili ne kadar çok sevdiğini söyledi. Son üç senedir gittiğimiz yurtdışı tatillerini de çok seviyor, ama bu tatil farklı bir klasmandaydı. Bir kere hiç yürümek yoktu, yorulmak yoktu, terlemek yoktu. Hep oyun vardı. Teknedeki büyük masaya hep birlikte oturup günde dört öğün (ikindi de var) yemeklerimizi yedik. Geceleri dışarda uyuduk. Bir hafta inanılmaz bir hızda geçti. Ateş, daha önceki senelerde bu gruba katılmadığımız için söylendi. Çocuklar için olduğu kadar büyükler için de çok keyifliydi. İnşallah bundan sonraki senelerde de gidebiliriz.
Çarşamba, Haziran 24, 2015
Çadır Kampı
Şimdi farkettim ki, yazmayı unutmuşum. Ateş'in okulu kapanmadan önce bütün 4. sınıflar, okulun bahçesinde çadır kampı yaptılar. İlk planlanan günde çok yağmur yağdı ve kamp ertelendi. Ertesi hafta yine yağmur atıştırsa da yaptılar, gece öğretmenleriyle birlikte çadırlarda kaldılar. Oyunlar, alın lambalarıyla gezi, barbekü, eğlenceler, yarışmalarla dolu bir geceydi. Ateş, Kerem'le aynı çadırda kaldı. Çok eğlenmiş olarak eve döndü.
Ipad Oyunları
Uzun bir süredir yazamadım, Ateş'in ipad oyunlarından bahsetmek istiyorum. Şimdiye kadar Ateş'in hep favori oyunları oldu ipadde. Cut the rope, minecraft, dragon city, temple run, geometridash ve şimdi hatırlayamadığım birçok oyun. Son aylarda growtopia isimli bir oyuna çok taktı kafayı. Oyun içi bazı karakter özellikleri satın alınabilen bir oyun bu. Oyun içinde online olarak başka kişilerle malzeme alışverişi yapılabiliyor. Ateş bizden izin alarak ufak tefek malzemeler satın aldı. Ama sonra bu iş biraz büyüdü. Aldığı karakterleri arkadaşlarıyla değişmeye başladı ve bu sırada birkaç kez bazı anlaşmazlıklar yaşadılar. Ateş buna inanılmaz çok üzüldü. Zar zor elde ettiği bütün karakterlerini kaptırdı. Bir kısmını zorlukla geri alabilse de, oyun eğlenme aracı olmaktan çıkıp eziyete dönüştü. Biz de mayıs başında artık bu oyunu oynamamasını söyledik, ve ipadden sildirdik. Çok üzüldü, ama bence çok gerekliydi. Şimdi kendine başka favori oyunlar buldu. En son bulduğu oyun five nights at freddy. Şimdi ipad oynadı zaman hep bu oyunu oynuyor, ve videolarını izliyor.
Tatilin İlk Haftası
Cuma günü karne aldıktan sonra deniz kıyısına gittik. İpekler de vardı. Pazar akşamı döndük. Pazartesiden beri Ateş evde. Toprak Efe de bize geliyor. İyi anlaşıyorlar zaten, hem de yalnız kalmamış oluyorlar, çok iyi oluyor.
Ateşkarne hediyesi istedi bizden. Babası da ona çok güzel elektrikli devre sistemi aldı. Benim gerçekten hiç anlamadığım bir konu. Ateşler, fen ve teknoloji dersinin son haftalarında bu konuya başlamışlardı. Ateş çok sevmişti. Bu hediyeye de bayıldı. Dün akşam ilk kez babasıyla birkaç devre yaptılar. Kalın bir kitabı var, içinde sayısız devre örneği var. Zor bıraktı akşam, bugüne sabızsızlanıyor.
Haftasonu yine denize gideceğiz. Benim A......'dan arkadaşlarım gelecek, salıya kadar birlikte orda kalacağız. Döndükten birkaç gün sonra ise tekne tatilimiz bizi bekliyor. Ordan dönüp Pelin Teyze ve Ege'nin yanına gideceğiz. Yoğun bir program bizi bekliyor, ne mutlu bize :))
Ateşkarne hediyesi istedi bizden. Babası da ona çok güzel elektrikli devre sistemi aldı. Benim gerçekten hiç anlamadığım bir konu. Ateşler, fen ve teknoloji dersinin son haftalarında bu konuya başlamışlardı. Ateş çok sevmişti. Bu hediyeye de bayıldı. Dün akşam ilk kez babasıyla birkaç devre yaptılar. Kalın bir kitabı var, içinde sayısız devre örneği var. Zor bıraktı akşam, bugüne sabızsızlanıyor.
Haftasonu yine denize gideceğiz. Benim A......'dan arkadaşlarım gelecek, salıya kadar birlikte orda kalacağız. Döndükten birkaç gün sonra ise tekne tatilimiz bizi bekliyor. Ordan dönüp Pelin Teyze ve Ege'nin yanına gideceğiz. Yoğun bir program bizi bekliyor, ne mutlu bize :))
Cuma, Haziran 12, 2015
Okul
Ateş'in okulu haftaya tatil oluyor. Ama bu haftadan itibaren okula giden çocuk sayısı azaldı. Bu nedenle Ateş de mızıldanıyor giderken. Önümüzdeki hafta ben de gevşeteceğim, çünkü çocuk sayısı az olunca film falan izlettiriyorlar.
Bu hafta başında Kaan 8. sınıftan mezun oldu, çok güzel bir törenle. İzleyen herkesin mutluluktan ağladığı bir törendi. Dün akşam da baloları vardı. Muhtemelen çok eğlendiler. Aslında birçok okul 4. sınıf sonrası da mezuniyet töreni yapmış. Çünkü ilkokul bitiyor, ortaokul başlıyor. Ama Ateş'in okulu yapmadı. Çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum, 8. sınıftan sonra zaten yapılacak.
Ateş 5. sınıf oluyor, daha da büyüdü. Artık karşımda istediğim konu hakkında çok güzel sohbet edebileceğim kocaman bir çocuk var. Benimle birlikte ve babasıyla birlikte yapmayı sevdiği birçok şey var. Sakin, çok uyumlu, etrafını asla sıkıntıya sokmayan, kimseye rahatsızlık vermeyen, düşünceli, hassas, çok akıllı, oyun oynamayı çok seven, oyun kurmayı daha çok seven harika bir çocuğum var. Bu beni çok çok mutlu ediyor.
Bu yaz birlikte gezi planlarımız var, ailece gideceğimiz iki yer var, bir yere ise ikimiz birlikte gideceğiz. Birlikte tatil yapmak çok güzel ve eğlenceli oluyor.
Bu hafta başında Kaan 8. sınıftan mezun oldu, çok güzel bir törenle. İzleyen herkesin mutluluktan ağladığı bir törendi. Dün akşam da baloları vardı. Muhtemelen çok eğlendiler. Aslında birçok okul 4. sınıf sonrası da mezuniyet töreni yapmış. Çünkü ilkokul bitiyor, ortaokul başlıyor. Ama Ateş'in okulu yapmadı. Çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum, 8. sınıftan sonra zaten yapılacak.
Ateş 5. sınıf oluyor, daha da büyüdü. Artık karşımda istediğim konu hakkında çok güzel sohbet edebileceğim kocaman bir çocuk var. Benimle birlikte ve babasıyla birlikte yapmayı sevdiği birçok şey var. Sakin, çok uyumlu, etrafını asla sıkıntıya sokmayan, kimseye rahatsızlık vermeyen, düşünceli, hassas, çok akıllı, oyun oynamayı çok seven, oyun kurmayı daha çok seven harika bir çocuğum var. Bu beni çok çok mutlu ediyor.
Bu yaz birlikte gezi planlarımız var, ailece gideceğimiz iki yer var, bir yere ise ikimiz birlikte gideceğiz. Birlikte tatil yapmak çok güzel ve eğlenceli oluyor.
Anneanne-Dededede ve Doğumgünü Kutlamaları
Epeydir yazamadım, yazacaklarım birikti, arada bir sürü olay oldu. Öncelikle Ateş'in arkadaşlarıyla kutladığı doğumgünü partisinden sonraki diğer kutlamaları yazayım. Ateş ve abisinin doğumgününü kutlamak için, birkaç gün sonra İpekler'e gittik. Onlar ve Ömürler'le birlikte çok güzel bir kutlama daha yaptık. Bu kutlamadan sonra anneanne ile dededede geldiler, Ateş'in doğumgününü kutlamak için. Onlar burdayken gerçek gününde de kutlama yaptık tabi, önce hep birlikte yemeğe gittik, sonra akşam evde Toprak Efeler'in de katıldığı bir pasta keyfi daha yaptık. Hemen hemen her sene olduğu gibi bu sene de 3 kez kutlamış olduk. Bana kalırsa zaten kutla kutla bitmez, oğlumun doğumu benim için muhteşem bir olay, onunla ilgili herşey beni çok mutlu ediyor.
Ateş, fare fobisi olan dedesinin hamster Perry'ye nasıl tepki vereceğini merakla bekliyordu. Neyse ki dedesi korkmadı Perry'den. Ateş'in de onu korkutma hevesleri boşa çıktı. Anneanne ve dedesi burdayken Ateş'in burda bir badminton turnuvası oldu. Üçümüz Ateş'le birlikte gittik. Ateş miks maç yaptı ve karşısına çok zayıf rakipler çıktı. Sadece servis atarak yendiler ve bundan dolayı hiç mutlu olmadılar. Sonra da başka maçı olmadı, bundan dolayı çok üzüldü Ateş. Neyse sonrasında geçen hafta bir turnuva daha oldu, onda kuvvetli bir rakibini yenince keyfi yerine geldi. O maçtan sonraki maçını ise çok iyi oynayan bir çocuğa karşı yapmış, yenildi. Ama hakederek yendiği ve yenildiği için morali gayet yerindeydi.
Anneanne ve dedesi burdayken Ateş'in bir okul aktivitesi oldu. İngilizce portfolyo sunumu ve müzik resitali vardı. Annemle babam Ateş'in İngilizce konuşmasını tabi ki çok beğendiler, hayran kaldılar. Sonra da müzik resitaline girdik. Orda Ateş storm grubuyla beraber eye of the tiger parçasını sundu. Gitarlarda ufak tefek akort problemleri olsa da çok güzeldi. Özellikle Ateş herkesin beğenisini kazandı, bol bol tebrik aldı. Annemle babam da ilk kez Ateş'in okulunu ve okul ortamını gördüler, çok mutlu oldular. Ertesi gün de evlerine döndüler.
Bugün yine Ateş'in okuluna gidiyoruz, bu sefer İngilizce müzikal sunacaklar. Yine çok beğeneceğimden eminim.
Ateş, fare fobisi olan dedesinin hamster Perry'ye nasıl tepki vereceğini merakla bekliyordu. Neyse ki dedesi korkmadı Perry'den. Ateş'in de onu korkutma hevesleri boşa çıktı. Anneanne ve dedesi burdayken Ateş'in burda bir badminton turnuvası oldu. Üçümüz Ateş'le birlikte gittik. Ateş miks maç yaptı ve karşısına çok zayıf rakipler çıktı. Sadece servis atarak yendiler ve bundan dolayı hiç mutlu olmadılar. Sonra da başka maçı olmadı, bundan dolayı çok üzüldü Ateş. Neyse sonrasında geçen hafta bir turnuva daha oldu, onda kuvvetli bir rakibini yenince keyfi yerine geldi. O maçtan sonraki maçını ise çok iyi oynayan bir çocuğa karşı yapmış, yenildi. Ama hakederek yendiği ve yenildiği için morali gayet yerindeydi.
Anneanne ve dedesi burdayken Ateş'in bir okul aktivitesi oldu. İngilizce portfolyo sunumu ve müzik resitali vardı. Annemle babam Ateş'in İngilizce konuşmasını tabi ki çok beğendiler, hayran kaldılar. Sonra da müzik resitaline girdik. Orda Ateş storm grubuyla beraber eye of the tiger parçasını sundu. Gitarlarda ufak tefek akort problemleri olsa da çok güzeldi. Özellikle Ateş herkesin beğenisini kazandı, bol bol tebrik aldı. Annemle babam da ilk kez Ateş'in okulunu ve okul ortamını gördüler, çok mutlu oldular. Ertesi gün de evlerine döndüler.
Bugün yine Ateş'in okuluna gidiyoruz, bu sefer İngilizce müzikal sunacaklar. Yine çok beğeneceğimden eminim.
Cuma, Mayıs 22, 2015
Ev İçi Sera
Ateş'in daha önceden yazdığım gibi, oldukça büyük bir tohum koleksiyonu var. Her türlü sebze meyveye ait farklı yerlerden aldığı tohumlar, ya da yediklerimizin çekirdekleri özenle Ateş'in tohum kutusuna giriyor, üzerine etiketler yazılıyor ve saklanıyor. Ateş bunları ekmek için bir bahçe istiyor, ama kesinlikle bahçeli ev istemiyor. Yani bu evimizden taşınmak istemiyor. Sadece tohumlarını ekmek istiyor. Hatta bitki yetiştirmeyle ilişkili kitapları var ve ara ara bu kitapları okuyor. Babası geçenlerde ona evde ufak tefek ekim yapabileceği bir ev içi sera aldı. Birlikte toprak aldılar, litrelerce toprakla ancak doldu. Ateş de seçtiği bazı tohumlarını ekti bu seraya. Hepsini tek tek etiketledi. Kendisi suladı, en az yarısından da bitki çıktı. Fotoğraflarda yeni ekim yapılmış hali ile, bitkilerin biraz büyümüş hallerinin fotoğrafları var. Ben birkaç hafta önce fotoğraf çekmiştim, yani fotoğraflarda daha küçükler, ama şu anda daha da büyümüş durumda bitkiler. Böylece Ateş'in tohum ekme ve bitki büyütme isteği karşılık bulmuş oldu, durumdan herkes memnun.
Çarşamba, Mayıs 20, 2015
Doğumgünü
Geçtiğimiz haftasonu Ateş'in doğumgünü partisi oldu. Kısa bir sürede organizasyonu yaptık. Çok iyi oldu. Az sayıda arkadaşını seçti, biz de seçimde yardımcı olduk. Sonra aileleri arayarak cumartesi sabahı .....'a davet ettik. Arda, Kerem, Alp Arda, Onat ve Cemil Kaan aileleriyle birlikte geldiler. Davet ettiğimiz, ancak uygun olmadıkları için katılamayan aileler de oldu. Biz cuma akşamından pastamızı alıp gittik. Pasta fotoğrafta görüldüğü üzere, futbol sahası şeklinde ve galatasaray renklerindeydi. Bütün çocuklar çok eğlendi. Hep birlikte denize girdiler, futbol oynadılar, koştular, kumda yengeç havuzu yaptılar, dubadan atladılar, yapılabilecek herşeyi yaptılar. Akşam yemek sonrası pasta kestik hep birlikte. Ateş doğumgününü çok beğendi. Zaten hep arkadaşlarıyla birlikte ......'a gitmek istiyordu. Çok mutlu oldu. Biz de ailelerle çok iyi vakit geçirdik. Bol bol sohbet edip dinlendik. Ertesi gün çocuklar yine denizde oynadılar, öğleden sonra aileler yavaş yavaş ayrılmaya başladı. Biz de akşamüstü eve döndük. Böylece gerçekten unutulmaz bir doğumgünü geçirdik.
Pazartesi, Mayıs 11, 2015
Tatil - Eye of the Tiger
Nisanın son iki günü ve 1 mayıs tatil olunca biz deniz sezonunu açtık. Tam 5 günlük bir tatil vardı. Ayrıca Figen, oğlu Sarp ve Figen'in kuzeni Birgül de bizimle geldiler. Çocuklar için de, bizim için de çok iyi bir tatil oldu. Benim haricimde herkes denize girdi. Çocuklar sürekli oyun oynadılar, sıkılacak zaman bulamadılar. Biz de bol bol konuştuk (her konunun üzerinden geçtik), yürüdük (10000 adımı tamamlamaya çalıştık) ve yedik (bunun açıklaması yok).
Tatilin son günü Ateş'in okulunda bahar şenliği vardı. Ateşler öncelikle 23 nisanda yaptıkları Rusya dansını tekrarladılar (Şimdi farkettim ki bunu bloga yazmamışım. Geçen seneki gibi her sınıf bir ülkenin dansını sergiledi. Ateş'in sınıfı da Rusya dansı yaptı). Dans sonrasında Ateş, Arda, Albert ve Kerem'den oluşan Storm grubu şenlikte Eye of the tiger'ı söylediler. Çok güzeldi. Üstelik bu sene konser alanını çok güzel ayarlamışlar. Eskiden olduğu gibi sadece çocukların aileleri değil, büyük bir kalabalık çocukları izledi ve alkışladı. Çok güzeldi. Giderek deneyimleri artıyor ve daha iyi oluyorlar. Konserin öncesinde ve sonrasında su savaşları yapıldı tabi ki. Ateş'in üstünü 3 defa değiştirdik. Çok eğlenceliydi.
Tatilin son günü Ateş'in okulunda bahar şenliği vardı. Ateşler öncelikle 23 nisanda yaptıkları Rusya dansını tekrarladılar (Şimdi farkettim ki bunu bloga yazmamışım. Geçen seneki gibi her sınıf bir ülkenin dansını sergiledi. Ateş'in sınıfı da Rusya dansı yaptı). Dans sonrasında Ateş, Arda, Albert ve Kerem'den oluşan Storm grubu şenlikte Eye of the tiger'ı söylediler. Çok güzeldi. Üstelik bu sene konser alanını çok güzel ayarlamışlar. Eskiden olduğu gibi sadece çocukların aileleri değil, büyük bir kalabalık çocukları izledi ve alkışladı. Çok güzeldi. Giderek deneyimleri artıyor ve daha iyi oluyorlar. Konserin öncesinde ve sonrasında su savaşları yapıldı tabi ki. Ateş'in üstünü 3 defa değiştirdik. Çok eğlenceliydi.
Pazartesi, Mayıs 04, 2015
Üstüste tatil
İki hafta önce Ateş'in okulu 23 Nisan Bayramı nedeniyle 2 gün tatili oldu. Biz de İpekler'le birlikte Ankara'ya gittik. Kuğulupark'a çok yakın, 30 metre mesafede bir otelde kaldık. Tunalı'da bol bol gezdik tabi ki. İlk günümüz yolculuk, otele yerleşme ve yemek yeme aktiviteleriyle geçti. Ertesi gün çocukları okuduğumuz üniversitelere götürdük. Amacımız onlara anne-babalarının okullarını göstermekti. Ama daha çok bizim nostaljik anılarımız canlandı, çocuklar sıkıldı. Birçok yeri yürüyerek dolaştığımız için Ateş çok yoruldu.
Bir sonraki gün bir alışveriş merkezinin içinde kurulmuş olan çocuk müzesine gittik. Orda Ateş ve İpek, ay yürüyüşü ile iki ayrı keşif alanını gezdiler. Sonra hep birlikte yemek yedik. Sonra Ankara'daki arkadaşlarla (benim dışımdakilerin eski okul arkadaşlarıydı) buluştuk, çocuklar da onların evlerinde oyun oynadılar. Bir sonraki sabah da yine tunalıda kahvaltı yapıp yola çıktık arabayla ve evimize geldik. Ama tatillerimiz bitmedi.
Bir sonraki gün bir alışveriş merkezinin içinde kurulmuş olan çocuk müzesine gittik. Orda Ateş ve İpek, ay yürüyüşü ile iki ayrı keşif alanını gezdiler. Sonra hep birlikte yemek yedik. Sonra Ankara'daki arkadaşlarla (benim dışımdakilerin eski okul arkadaşlarıydı) buluştuk, çocuklar da onların evlerinde oyun oynadılar. Bir sonraki sabah da yine tunalıda kahvaltı yapıp yola çıktık arabayla ve evimize geldik. Ama tatillerimiz bitmedi.
Pazartesi, Nisan 20, 2015
Ateş'in Sevdiği Şarkılar
Ateş'in bu sıralarda en çok sevdiği 3 şarkı şöyleymiş:
1. Eye of the tiger-Survivor
2. Animals-Maroon 5
3. Uptown funk-Mark Ronson
1. Eye of the tiger-Survivor
2. Animals-Maroon 5
3. Uptown funk-Mark Ronson
Haftasonu
Yine çok hızlı ve yoğun geçti. Cuma akşamı, kalabalık bir grupla arkadaşlarımızın evine gittik. Daha önceden tanıdığımız halde evlerine ilk kez gittik. Ağırlıklı olarak kız çocuklar olmasına rağmen 4 erkek çocuk da vardı ve Ateş onların en büyüğüydü. Önce sıkılırım, dedi; ama sonra çok eğlendi, hatta gecenin sonunda eve dönmek istemedi.
Cumartesi sabah tenise gittik. Sonrasında Ateş babasıyla dışardaki işlere gitti, ben akşam misafirimiz geleceği için eve yemek yapmaya döndüm. Ben yemek yaparken Ateş'le babası da işlerini bitirerek geldiler. Ateş'in evdeki minik serasına toprak almışlar, onu yerleştirdiler, hatta Ateş tohumlarını ekti. Bazı büyük saksıların topraklarını değiştirdiler. Ateş bütün gün çalıştı, çöp poşetlerini dışarıya çıkardı, yeni poşetleri yerleştirdi. Tohumlarını düzenledi. Akşama abisinden sonra İpekler ve Canlar geldiler. Ancak Ateş'in keyfi çok bozuldu. Çünkü uzun süredir oynadığı growtopia oyununda Kerem'le bir anlaşmazlık yaşadı. Çok üzüldü. Daha önce İstanbul'dan dönerken de olmuştu. Neyse bir şekilde anlaştılar, ama gecesi kötü geçti. Sonradan morali düzeldi ancak.
Pazar sabahı yine tenise gittik. Tenis sonrasında yemek yiyip İpek'le birlikte ödevlerini yaptılar. Sonra burda düzenlenen bir tenis turnuvasının finalini izlemeye gittik hep birlikte. Ateş de yakında turnuvaya katılacağı için maç ortamını ve kuralları görmesi açısından iyi oldu. Gerçi Türk tenisçi yenildi, ama olsun, biz de iyi oynayan rakibi alkışladık. Akşam ise klasik pazar akşamı gereklerini yerine getirerek gevşek gevşek yattık.
Cumartesi sabah tenise gittik. Sonrasında Ateş babasıyla dışardaki işlere gitti, ben akşam misafirimiz geleceği için eve yemek yapmaya döndüm. Ben yemek yaparken Ateş'le babası da işlerini bitirerek geldiler. Ateş'in evdeki minik serasına toprak almışlar, onu yerleştirdiler, hatta Ateş tohumlarını ekti. Bazı büyük saksıların topraklarını değiştirdiler. Ateş bütün gün çalıştı, çöp poşetlerini dışarıya çıkardı, yeni poşetleri yerleştirdi. Tohumlarını düzenledi. Akşama abisinden sonra İpekler ve Canlar geldiler. Ancak Ateş'in keyfi çok bozuldu. Çünkü uzun süredir oynadığı growtopia oyununda Kerem'le bir anlaşmazlık yaşadı. Çok üzüldü. Daha önce İstanbul'dan dönerken de olmuştu. Neyse bir şekilde anlaştılar, ama gecesi kötü geçti. Sonradan morali düzeldi ancak.
Pazar sabahı yine tenise gittik. Tenis sonrasında yemek yiyip İpek'le birlikte ödevlerini yaptılar. Sonra burda düzenlenen bir tenis turnuvasının finalini izlemeye gittik hep birlikte. Ateş de yakında turnuvaya katılacağı için maç ortamını ve kuralları görmesi açısından iyi oldu. Gerçi Türk tenisçi yenildi, ama olsun, biz de iyi oynayan rakibi alkışladık. Akşam ise klasik pazar akşamı gereklerini yerine getirerek gevşek gevşek yattık.
Perşembe, Nisan 16, 2015
Müzik
Ateş son yıllarda popüler müziklere ilgi göstermeye başladı. En az 2 yıldır Shakira, Katy Perry, Michael Jackson şarkılarının birçoğunu, eye of the tiger, we will rock you gibi pek çok şarkıyı sözleriyle birlikte severek söylüyor ve dinliyor. Bazen banyo yaparken bile müzik dinleyerek keyif yapıyor. Dün akşam ise ilk kez Maroon 5'tan animals dinleyerek ödev yaptı. Birşey çalışırken müzik dinlemek benim hiç yapamadığım birşey. Ateş'in kendi kendine dün akşam çilek ve can erik yiyerek, müzik dinleyerek ödev yapması çok hoşuma gitti, ve buraya kaydetmek istedim.
Çarşamba, Nisan 15, 2015
Son Günlerde...
Haftasonu yine çok yoğun geçti. Cuma akşamı basketten geldi Ateş. Geç olduğu ve yorgun olduğu için ödev yapmadı. Cumartesi sabahtan tenise gittik. Ordan A......'ya, Ateş'in 3 arkadaşının birlikte yaptığı ortak doğumgününe gittik. Akşama kadar orda arkadaşlarıyla oynadı. Ordan yorgun şekilde eve geldik. Yemeğimizi yedik ve orjinalini izlediğimiz güldür güldür şovu bu sefer televizyonda izledik. Ertesi sabah yine tenis vardı. Sonrasında İpekler'e gittik. Ateş'le İpek bahçede biraz çalıştılar. Ateş'in tohum koleksiyonundan özenle seçtiği bazı tohumları ektiler. Akşamüstü eve döndüğümüzde hemen ödevlerini yaptı ve bitirdi.
Dün okulda bu senenin 3. ve son veli toplantıları vardı. Ateş hakkında öğretmenlerinden mükemmel şeyler duydum. Yine çok mutlu şekilde eve döndüm. Hem akademik, hem sosyal, hem de davranışsal açıdan çok çok iyi şeyler söylediler hepsi. İngilizce öğretmeni "top of the class", dedi. Çok şanslı bir anneyim ben :))
Dün okulda bu senenin 3. ve son veli toplantıları vardı. Ateş hakkında öğretmenlerinden mükemmel şeyler duydum. Yine çok mutlu şekilde eve döndüm. Hem akademik, hem sosyal, hem de davranışsal açıdan çok çok iyi şeyler söylediler hepsi. İngilizce öğretmeni "top of the class", dedi. Çok şanslı bir anneyim ben :))
Salı, Nisan 07, 2015
Mini tatil
Geçtiğimiz hafta Ateş'in okulu tatildi. Biz de çarşamba-cumartesi arası bir İstanbul gezisi yaptık. Çarşamba öğlene doğru orda olduk. Otelimize yerleşip hemen yemek yemeye çıktık. Abisinin önerisiyle gittiğimiz shake shack'teki hamburgerleri Ateş çok beğendi. İstiklal Caddesi'nde yürüye yürüye (bu arada mısır, krokan, tarihi beyoğlu çikolatacısından çikolata alarak) otelimize döndük. Eşyalarımızı hızlıca yerleştirip miniatürke gittik. Önce helikopter simülasyonuna katıldık. Komik fotoğraflarımızı çektiler. Sonra elimizde broşürle tüm alanı gezdik. Bazılarını çok beğendik. Güzel bir mekandı. Ordan çıkıp nişantaşına gittik, benim bir süredir sosyal medyada takip edip çok merak ettiğim kantine gittik. Küçük ama güzel bir dükkandı. Cengiz ve Ateş yediklerini çok sevmediler, ama ben bayıldım. Tam bana göreydi. Ordan çıktık, taa ocak ayından biletini aldığımız Gülgür Güldür Şov'u izlemek için Beşiktaş Kültür Merkezi'ne gittik. Çok güzeldi. Koltuklarda biraz sıkışsak ve seyircilerin çok uzun konuşmalarından fenalık geçirsek de, şov çok güzeldi. Şimdi heyecanla o bölümün televizyonda gösterilmesini bekliyoruz. En sonunda gece 12 gibi otelimize vardığımızda yorgunluktan perişandık.
Ertesi sabah, sütişte kahvaltı yaptık önce. Sonra Kabataş'a kadar yürüyüp Büyükada'ya gitmek için deniz otobüsüne bindik. Yolculuk bir saatten biraz fazla sürdü. Çok soğuktu, resmen donduk. Büyükada'ya varınca etrafı gezdik önce. Cengiz'in dedesinin evini bulduk. Cengiz küçükken yazları oraya gider, kalırlarmış. Sonra deniz kıyısında Alibaba Restoran isminde bir balıkçıda balık yedik. İnternette önerilen bir yerdi. Bu arada martılar dibimize kadar gelip bize poz verdiler. Sonra faytonla kısa ada turu yaptık (45 dakika sürüyor). Sonra yine yürüyerek dolaştık, tarihi Prinkipo dondurmacısından dondurma alarak yürüdük. Sonra vapurla Kabataş'a geri döndük. Ateş'in isteğiyle yine shake shack'e gittik. Sonra otele dönüp bayıldık.
Cuma günü kahvaltımızı otelde yapıp hemen çıktık ve yine vialand'e gittik. Geçen sene de gitmiştik, ama Ateş de Cengiz de tekrar gitmek istediler. Açılış saatinde gittiğimiz için hiç kalabalık değildi. Ateş'in istediği herşeye ikişer kez bindik. Hatta Cengiz hiç istemediği halde Ateş'in ısrarıyla nefeskesene bindiler yine ikisi. Ben binmedim, onların video görüntüsünü kaydettim. Videoyu izlemek bile korkunç. Vikingte ıslandık, maceraperestte çığlık attık (daha doğrusu ben attım). Geçen sene binmediğimiz bazı üniteleri bu sene denedik. Sonuçta öğlen olduğunda Ateş hevesini almıştı. Ordan Ortaköy'e gittik. Güzel bir kumpir ve üstüne waffle yedik. Sonra Zorlu Center'a gittik. Orada dolaşıp ara ara bazı yerlerde oturup dinlendik. Akşam yine orda Jamie's Italian'da Cengiz'in kardeşi ve ailesiyle buluştuk. Geç saatlere kadar birlikte oturduk. Sonra istikamet otel.
Cumartesi sabahı otele yakın olan Egg Burger'e gittik kahvaltı için, ama kapalıydı. Ateş'in isteğiyle shake shack'e gittik, ama orası da henüz açılmamıştı. İstiklal Caddesi'nden yürüyerek dönerken yine bir kumpircide kahvaltımızı yaptık. Otele dönüp eşyalarımızı aldık ve havaalanına gittik. Akşamüstü evdeydik. Güzelce dinlendik. Ateş, sadece üçümüz gittiğimiz için bu gezide sıkılacağından korkuyordu. Ancak hiç sıkılmadı, gayet iyi vakit geçirdiğimiz güzel bir gezi oldu.
Ertesi sabah, sütişte kahvaltı yaptık önce. Sonra Kabataş'a kadar yürüyüp Büyükada'ya gitmek için deniz otobüsüne bindik. Yolculuk bir saatten biraz fazla sürdü. Çok soğuktu, resmen donduk. Büyükada'ya varınca etrafı gezdik önce. Cengiz'in dedesinin evini bulduk. Cengiz küçükken yazları oraya gider, kalırlarmış. Sonra deniz kıyısında Alibaba Restoran isminde bir balıkçıda balık yedik. İnternette önerilen bir yerdi. Bu arada martılar dibimize kadar gelip bize poz verdiler. Sonra faytonla kısa ada turu yaptık (45 dakika sürüyor). Sonra yine yürüyerek dolaştık, tarihi Prinkipo dondurmacısından dondurma alarak yürüdük. Sonra vapurla Kabataş'a geri döndük. Ateş'in isteğiyle yine shake shack'e gittik. Sonra otele dönüp bayıldık.
Cuma günü kahvaltımızı otelde yapıp hemen çıktık ve yine vialand'e gittik. Geçen sene de gitmiştik, ama Ateş de Cengiz de tekrar gitmek istediler. Açılış saatinde gittiğimiz için hiç kalabalık değildi. Ateş'in istediği herşeye ikişer kez bindik. Hatta Cengiz hiç istemediği halde Ateş'in ısrarıyla nefeskesene bindiler yine ikisi. Ben binmedim, onların video görüntüsünü kaydettim. Videoyu izlemek bile korkunç. Vikingte ıslandık, maceraperestte çığlık attık (daha doğrusu ben attım). Geçen sene binmediğimiz bazı üniteleri bu sene denedik. Sonuçta öğlen olduğunda Ateş hevesini almıştı. Ordan Ortaköy'e gittik. Güzel bir kumpir ve üstüne waffle yedik. Sonra Zorlu Center'a gittik. Orada dolaşıp ara ara bazı yerlerde oturup dinlendik. Akşam yine orda Jamie's Italian'da Cengiz'in kardeşi ve ailesiyle buluştuk. Geç saatlere kadar birlikte oturduk. Sonra istikamet otel.
Cumartesi sabahı otele yakın olan Egg Burger'e gittik kahvaltı için, ama kapalıydı. Ateş'in isteğiyle shake shack'e gittik, ama orası da henüz açılmamıştı. İstiklal Caddesi'nden yürüyerek dönerken yine bir kumpircide kahvaltımızı yaptık. Otele dönüp eşyalarımızı aldık ve havaalanına gittik. Akşamüstü evdeydik. Güzelce dinlendik. Ateş, sadece üçümüz gittiğimiz için bu gezide sıkılacağından korkuyordu. Ancak hiç sıkılmadı, gayet iyi vakit geçirdiğimiz güzel bir gezi oldu.
Cuma, Mart 27, 2015
Fen Fuarı
Geçtiğimiz cumartesi günü Ateş'in arkadaşlarını eve çağırdık. Kerem ve iki Arda anneleriyle birlikte bize geldiler. Çocuklar büyük çoğunlukla Ateş'in odasında oynarken, biz de annelerle oturduk. Bir ara dışarıya futbol oynamaya çıktılar. Çok iyi vakit geçirip eğlendiler.
Ateş ve Kerem'in ortak fen projesi olan "kuşlar"ın sunumu da dün gerçekleşti. İkisi birkaç kez biraraya gelip birlikte bir sunum hazırladılar. Son akşam Cengiz, büyük bir dal üzerine kuş maketlerini yapıştırdı. Çocuklar da ona yardım etti. Ben kuş şekilli kurabiyeler yaptım. Sabah okula ben bıraktım Ateş'i ve proje malzemelerini. Çünkü servisle gidilecek gibi değildi. Öğleden sonra da fen fuarına gittim. Pek çok aile de ordaydı. Bütün çocuklar sunumlarını standlara yerleştirmişlerdi. Pek çok standı dolaştım. Hepsi güzel sunumlar hazırlamışlardı. Ateş ve Kerem hem öğretmenlerine, hem diğer öğrencilere kuşlar konusunu anlattılar. Çok sabırlı ve düzgün bir şekilde sunumlar yaptılar. Başka sınıflardan bile öğrenciler geldi. Konuyu dinleyenlere kurabiyelerinden ikram ettiler. Çok güzel bir gün oldu. Ama aynı zamanda da çok yoruldular. Bugün bir haftalık bir tatile giriyorlar, ara karne alıyorlar. Çarşamba günü ufak bir İstanbul gezisi yapacağız.
Ateş ve Kerem'in ortak fen projesi olan "kuşlar"ın sunumu da dün gerçekleşti. İkisi birkaç kez biraraya gelip birlikte bir sunum hazırladılar. Son akşam Cengiz, büyük bir dal üzerine kuş maketlerini yapıştırdı. Çocuklar da ona yardım etti. Ben kuş şekilli kurabiyeler yaptım. Sabah okula ben bıraktım Ateş'i ve proje malzemelerini. Çünkü servisle gidilecek gibi değildi. Öğleden sonra da fen fuarına gittim. Pek çok aile de ordaydı. Bütün çocuklar sunumlarını standlara yerleştirmişlerdi. Pek çok standı dolaştım. Hepsi güzel sunumlar hazırlamışlardı. Ateş ve Kerem hem öğretmenlerine, hem diğer öğrencilere kuşlar konusunu anlattılar. Çok sabırlı ve düzgün bir şekilde sunumlar yaptılar. Başka sınıflardan bile öğrenciler geldi. Konuyu dinleyenlere kurabiyelerinden ikram ettiler. Çok güzel bir gün oldu. Ama aynı zamanda da çok yoruldular. Bugün bir haftalık bir tatile giriyorlar, ara karne alıyorlar. Çarşamba günü ufak bir İstanbul gezisi yapacağız.
Salı, Mart 17, 2015
İlk Büyük Okul Gezisi
Ateş geçen hafta ilk büyük okul gezisine gitti. Babası da onunla birlikte gitti. Başka anneler ve babalar da vardı geziye katılan. 4. sınıflara 4 günlük kayak gezisi olunca ve bu gezi onların ilk okul gezisi olunca bazı aileler çocukları tek başına bırakamamış, bizim gibi. Pazartesi sabahı erken saatte onları otobüse bıraktım. Yola çıktılar, öğlen gibi orda oldular. Otele yerleşip hemen kayak derslerine başlamışlar. Ateş'in, daha birkaç hafta önce ders aldığı hocaya denk gelmişler ve o da Ateş'i direk bir üst gruba almış. Zaten yer de aynı. Ateş keyifle kaymış. Hatta en tepeden bile hızla kaymış. Kayak, benim Ateş için hayal ettiğim bir spor olmadı hiçbir zaman. Ama olaylar bu şekilde gelişti ve kaymayı da öğrenmiş oldu. Neyse, ilerde bilmiyorum demez. Otele dönüşte havuza girmişler hep birlikte, üstüne banyo, akşam yemeği, yemek sonrası aktiviteler derken yorgunluktan perişan düşmüşler. Ama yine de birbirlerinin odalarına gidip akşam keyfi yapmışlar. Ateş, odada Kerem, Arda ve Albert ile birlikte kaldı. Babası ayrı bir odada kaldı.
Ertesi gün de aynı şekilde kayak, havuz vb. ile geçmiş. 3. gün tipi başladığı için kayak iptal olmuş, daha iyi olmuş, çünkü bütün gün kızaklarla kaymışlar. Hatta yarışmalar düzenlemişler. Ateş birkaç kere birinci olmuş. Akşam bu sefer hamam ve sauna da eklenmiş. 4. gün tam döneceklerken yolların kapanması nedeniyle dönüş yolculukları ertelendi. Artık ailelerini özlemiş olan çocuklarda biraz moral bozukluğu olsa da, öğretmenleri bin türlü aktiviteyle onları oyalamışlar. Cuma öğleden sonra kavuştuk. Otobüsü bekleyen anne babaların hepsi özlemle çocuğunu beklerken, çocuğunu üniversiteye göndermeme kararı alanlar bile vardı :) (ben değil).
Burda ev bomboştu. Ateş'i çoooooook özledim. Bir evde baştan beri yalnız yaşanıyorsa dert değil, ancak ev çocuklu bir evse, çocuk bir yere gittiğinde tamamen boş ve anlamsız geliyor insana. Hatta evin dağılmaması bile insana kendini kötü hissettiriyor. Bu süre boyunca Ateş'le defalarca konuştuk. Hiçbirinde de onu ne kadar özlediğimi söylemedim (son gün hariç). Onun moralinin bozulmasını istemedim. Keyfi yerindeydi, kafasını anne özlemiyle karıştırmak istemedim. Zaten babası da yanında olduğu için Ateş çok eğlenceli ve keyifli geçirdi geziyi. Genel olarak otelle ilgili sorunlar oldu, hemen hemen herkesin yemeklerden barsakları bozuldu. Ama gezi çok güzel geçti.
Geziden döndükten sonra Ateş'e bir daha okul gezisine gitmek isteyip istemediğini sordum. Kesin, giderim, hem de yalnız, diye cevap verdi. Babasının söylediğine göre kendi işlerini başarıyla halletmiş, grup kurallarına uyan, eşyalarına sahip çıkan, bavulunu başarıyla toplayan, uyumlu bir çocukmuş.
Ertesi gün de aynı şekilde kayak, havuz vb. ile geçmiş. 3. gün tipi başladığı için kayak iptal olmuş, daha iyi olmuş, çünkü bütün gün kızaklarla kaymışlar. Hatta yarışmalar düzenlemişler. Ateş birkaç kere birinci olmuş. Akşam bu sefer hamam ve sauna da eklenmiş. 4. gün tam döneceklerken yolların kapanması nedeniyle dönüş yolculukları ertelendi. Artık ailelerini özlemiş olan çocuklarda biraz moral bozukluğu olsa da, öğretmenleri bin türlü aktiviteyle onları oyalamışlar. Cuma öğleden sonra kavuştuk. Otobüsü bekleyen anne babaların hepsi özlemle çocuğunu beklerken, çocuğunu üniversiteye göndermeme kararı alanlar bile vardı :) (ben değil).
Burda ev bomboştu. Ateş'i çoooooook özledim. Bir evde baştan beri yalnız yaşanıyorsa dert değil, ancak ev çocuklu bir evse, çocuk bir yere gittiğinde tamamen boş ve anlamsız geliyor insana. Hatta evin dağılmaması bile insana kendini kötü hissettiriyor. Bu süre boyunca Ateş'le defalarca konuştuk. Hiçbirinde de onu ne kadar özlediğimi söylemedim (son gün hariç). Onun moralinin bozulmasını istemedim. Keyfi yerindeydi, kafasını anne özlemiyle karıştırmak istemedim. Zaten babası da yanında olduğu için Ateş çok eğlenceli ve keyifli geçirdi geziyi. Genel olarak otelle ilgili sorunlar oldu, hemen hemen herkesin yemeklerden barsakları bozuldu. Ama gezi çok güzel geçti.
Geziden döndükten sonra Ateş'e bir daha okul gezisine gitmek isteyip istemediğini sordum. Kesin, giderim, hem de yalnız, diye cevap verdi. Babasının söylediğine göre kendi işlerini başarıyla halletmiş, grup kurallarına uyan, eşyalarına sahip çıkan, bavulunu başarıyla toplayan, uyumlu bir çocukmuş.
Cuma, Mart 06, 2015
Kuşlar
Ateş ve en yakın arkadaşı Kerem'in fen proje konusu kuşlar. 20 martta birlikte bir sunum yapacaklarmış. Bunun için bize de düşen görevler var. Babası, birlikte seçip aldıkları maket kuşları bir ağaç dalına yerleştirecek. Ben de kuş şeklinde kurabiyeler yapacağım. Ateş ve Kerem, farklı kuş türleri hakkında değişik bilgiler toplayıp yazıyorlar.
Geçen hafta cuma günü Ateş'in okulu, büyük öğrencilerin katıldığı bir konferans nedeniyle tatildi. Ateş o günü sabahtan akşama kadar Keremler'de geçirdi. Bütün gün oyun oynadılar. Çarşamba okul çıkışı da Kerem bize geldi. Birlikte biraz oynayıp biraz da proje yaptılar. Bugün Kerem yine gelecek. Çarşambadan farklı olarak geç saatlere kadar oynayabilecekler. Yarın öğleden sonra yine buluşacaklar. Pazartesi de zaten hep birlikte kar gezisine gidiyorlar.
Geçen hafta cuma günü Ateş'in okulu, büyük öğrencilerin katıldığı bir konferans nedeniyle tatildi. Ateş o günü sabahtan akşama kadar Keremler'de geçirdi. Bütün gün oyun oynadılar. Çarşamba okul çıkışı da Kerem bize geldi. Birlikte biraz oynayıp biraz da proje yaptılar. Bugün Kerem yine gelecek. Çarşambadan farklı olarak geç saatlere kadar oynayabilecekler. Yarın öğleden sonra yine buluşacaklar. Pazartesi de zaten hep birlikte kar gezisine gidiyorlar.
Perşembe, Şubat 26, 2015
Futbolcu Kartları
Buraya yazılmayı fazlasıyla hakeden bir tutkusu var Ateş'in. Arkadaşlarından görmüş, bize söyledi. Futbolcu kartları satılıyormuş, kutuyla hem de. Gidip aldık haliyle. Her kutudan çok sayıda farklı kart çıkıyor. Her kartın gücü ve özellikleri farklı. Çocuklar bu kartları biriktiriyor ve üzerinde anlayamadığım kadar uzun konuşup kart değiş tokuşu yapıyorlar. Ateş akşamları bile arkadaşlarıyla bu konuda telefonla konuşuyor. Sınıf arkadaşları, servis arkadaşları, başka arkadaşları, kuzeni herkes ama herkes bu kartlarla oynuyor. Dün akşam babasıyla yaptıkları güreşin sonucunda onu yenerek, internetten özel bir kart siparişi verme hediyesi kazandı.
Pazartesi, Şubat 23, 2015
Kar tatili ve kayak
Cuma sabahı 4 aile (biz, İpekler, Ömürler ve Toprak Efeler) yaklaşık 4-5 saatlik bir yolculukla ........'e gittik. Ateş hayatında ilk kez bu kadar kar gördü. Yaklaşık 2,5 metre kar vardı. Hemen otele yerleşip, uzun uzun kar kıyafetlerimizi giyip dışarı çıktık. Hava inanılmaz kötüydü, tipi vardı. Her tarafımız kapalı olmasına rağmen açık kalan yanaklardaki birkaç santimetre kare alan bile tipiden mahvoldu, karlar bıçak gibi kesti ve kıpkırmızı olduk. Tabi ki bu durum çocukları durdurmadı. Kızaklarla kaydılar. Görüş mesafesi sadece birkaç metre olduğu halde çok eğlendiler. Ertesi sabah kalktığımızda hava çok güzel olmuştu, güneş bile çıkmıştı. Çocuklar kayak dersine başladılar. Ateş başta kızakla kaymak istediği için mızıldandı. Ama sonra kaymayı çok sevdi. Acemi pistinden defalarca kaydılar. Hatta öğleden sonra normal piste bile çıktılar. Bu 4 saatlik yoğun ders onları acaip yordu. Akşamüstü sıcak bir banyonun ardından oyuna başladılar ve gecenin geç saatlerine kadar oyun oynadılar, çok eğlenceli vakit geçirdiler. Dün sabah hava yine çok güzeldi. Acemi pistinden 2 kez daha kaydıktan sonra bol bol kızakla kaydılar. Sonra maalesef toplanıp eve dönüş yolculuğuna geçtik. Yolda yemek yediğimiz ve biraz alışveriş yaptığımız için yolculuk akşama kadar sürdü. Ama çocukların hiçbir şikayeti olmadı. Ateş bu geziye tek kelimeyle bayıldı. Sürekli tekrar gelmek istediğini söylüyor. Birkaç haftaya kadar okul gezisiyle zaten gelecek, ama gelecek seneden önce yine gelmek istiyormuş. Okul gezisinden önce bu gezi aslında Ateş için çok çok iyi oldu. Kayak kıyafetlerini nasıl giyinip çıkaracağını, kendi eşyalarını nasıl derli toplu tutacağını, direk kendisi yaparak öğrendi.
Tatil 2. hafta
Aslında 2. hafta geçeli çok oldu, okullar çoktan açıldı, ama ben yazamadım. Yazamayınca da bazı şeyleri unuttum. Ama genel olarak Ateş ikinci haftayı sakin geçirdi, evdeydi. Birgün benimle işe geldi, önce başbaşa güzel bir öğle yemeği yedik, sonra benim odamda biraz ödev yaptı. Bir akşam arkadaşlarımız geldi, onların çocuklarıyla oynadı. Birgün Keremler'e gitti. Zaten tatil başladığından beri Kerem'le buluşmak istiyordu. Bütün gün oynadılar. Sonra haftasonu geldi ve rutine döndük.
Cumartesi, Ocak 31, 2015
Tatil 1. Hafta
Yarıyıl tatilimiz güzel geçiyor. İlk hafta ben de izinliydim, Ateş'le birlikteydik hep. Geçen haftasonu hava çok güzeldi ve her haftasonu olduğu gibi, öğleden önce tenise gittik. Ateş artık lisanslı tenisçi oldu. Badmintondan sonra ikinci spor lisansını aldı. Hatta 19 şubatta ilk kez bir turnuvaya katılacak. Ama biz o haftasonu burda olmayacağımız için ne kadarına katılabilir bilmiyorum. Neyse bu da bir başlangıç olsun.
Pazartesi Ateş'in karnı ağrımaya başladı, diare oldu, krampları oldu. 3-4 gün devam etti maalesef. Neyse artık geçti, ama çocuğumu yordu. Buna rağmen pazartesi birlikte dışarı çıktık biraz. Kitapçıya gittik, biraz kitap ve kırtasiye malzemesi aldık. Sonra açık havada oturduk birlikte, Ege'nin blogunu okuyarak eğlendik. Sonra da yemek yiyerek eve döndük.
Salı günü sabahtan Ömür geldi bize. Bütün gün -Ateş'in karın ağrısına rağmen- birlikte çok eğlendiler. Hatta akşama da annesiyle babasını çağırdık. Gece 10 gibi ayrıldıklarında hala oyunları bitmemişti.
Çarşamba günü sabahtan Ömür'ün annesi Ayça Teyze, Ateş'in göz muayenesini yaptı. Göz numaraları aynı. Bilgisayar miyop da gösterdi ama gözlükle yapılan muayenede değişiklik yoktu. Gözlük camları çok çizildiği için yine de gözlüğünü değiştirdik. Sonra ben spora gittim. Ateş'le babası da ertesi günkü piknik ve Lili ziyareti için alışveriş yaptılar. Sonra İpekler'e gittik. Biz orda iki film izledik (Wiplash ve Interstellar), Ateş ve İpek de gece yarısına kadar oyun oynadılar. İpek, Ateş'le yapmayı planladığı şeylerin bir listesini yapmış. Birlikte o listenin çoğunu gerçekleştirdiler.
Perşembe sabahtan Lili'yi ziyarete ve pikniğe gittik. Ateş yine İpek'le birlikte bütün gün oynadı. Bisiklete bindiler, badminton oynadılar, balık avına gittiler.
Cuma Ateş evdeydi, akşam İpek bize geldi. Biz de anne babalar olarak dışarda yemek yedik. Ateş ve İpek gece boyunca oyun oynadılar. İpek Ateş'e pamuk şeker makinesi almış. Ateş mest oldu tabi ki. Çok seviyor, ama ben dışardan alıp yemesine çok nadiren izin verdiğim için hayatı boyunca sadece 5 kez yiyebilmiş, öyle diyor. Neyse artık arada sırada evde yaparız.
Bugün Ateş, günlerin yorgunluğu ile oldukça geç uyandı. Bu çok nadir olan bir durum. Şimdi de babasıyla birlikte maze runner isminde bir film izliyor. Akşam kalabalık bir grupla yine İpekler'e gideceğiz. Bugün yağmur nedeniyle tenise gidemedik, sanırım yarın da gidemeyeceğiz.
Sonuç olarak tatil güzel geçiyor. Haftaya ben işe başlayacağım, ama yine Ateş'le planlar yapacağım. Arada benimle işe gelir, birlikte birşeyler yaparız.
Pazartesi Ateş'in karnı ağrımaya başladı, diare oldu, krampları oldu. 3-4 gün devam etti maalesef. Neyse artık geçti, ama çocuğumu yordu. Buna rağmen pazartesi birlikte dışarı çıktık biraz. Kitapçıya gittik, biraz kitap ve kırtasiye malzemesi aldık. Sonra açık havada oturduk birlikte, Ege'nin blogunu okuyarak eğlendik. Sonra da yemek yiyerek eve döndük.
Salı günü sabahtan Ömür geldi bize. Bütün gün -Ateş'in karın ağrısına rağmen- birlikte çok eğlendiler. Hatta akşama da annesiyle babasını çağırdık. Gece 10 gibi ayrıldıklarında hala oyunları bitmemişti.
Çarşamba günü sabahtan Ömür'ün annesi Ayça Teyze, Ateş'in göz muayenesini yaptı. Göz numaraları aynı. Bilgisayar miyop da gösterdi ama gözlükle yapılan muayenede değişiklik yoktu. Gözlük camları çok çizildiği için yine de gözlüğünü değiştirdik. Sonra ben spora gittim. Ateş'le babası da ertesi günkü piknik ve Lili ziyareti için alışveriş yaptılar. Sonra İpekler'e gittik. Biz orda iki film izledik (Wiplash ve Interstellar), Ateş ve İpek de gece yarısına kadar oyun oynadılar. İpek, Ateş'le yapmayı planladığı şeylerin bir listesini yapmış. Birlikte o listenin çoğunu gerçekleştirdiler.
Perşembe sabahtan Lili'yi ziyarete ve pikniğe gittik. Ateş yine İpek'le birlikte bütün gün oynadı. Bisiklete bindiler, badminton oynadılar, balık avına gittiler.
Cuma Ateş evdeydi, akşam İpek bize geldi. Biz de anne babalar olarak dışarda yemek yedik. Ateş ve İpek gece boyunca oyun oynadılar. İpek Ateş'e pamuk şeker makinesi almış. Ateş mest oldu tabi ki. Çok seviyor, ama ben dışardan alıp yemesine çok nadiren izin verdiğim için hayatı boyunca sadece 5 kez yiyebilmiş, öyle diyor. Neyse artık arada sırada evde yaparız.
Bugün Ateş, günlerin yorgunluğu ile oldukça geç uyandı. Bu çok nadir olan bir durum. Şimdi de babasıyla birlikte maze runner isminde bir film izliyor. Akşam kalabalık bir grupla yine İpekler'e gideceğiz. Bugün yağmur nedeniyle tenise gidemedik, sanırım yarın da gidemeyeceğiz.
Sonuç olarak tatil güzel geçiyor. Haftaya ben işe başlayacağım, ama yine Ateş'le planlar yapacağım. Arada benimle işe gelir, birlikte birşeyler yaparız.
Takdir
Geçen hafta Ateş, diğer bütün çocuklar gibi karne aldı ve yarıyıl tatiline girdi. 4. sınıflarda ilk kez takdir ve teşekkür uygulaması başlıyormuş. Ateş bu dönem ilk takdirini aldı. Karne notları artık 100 üzerinden verilmiş durumda. Notları süper, bir dolu 100 var, en düşük not 98. Yani çok güzel bir karnesi var. 4. sınıfı da yarıladık böylece. Biz çok şanslı bir aileyiz. Sadece notları yüzünden değil, bütünüyle kişiliğini çok beğendiğim bir çocuğum var. Elimden geldiği kadar ona mutlu bir çocukluk yaşatmaya çalışıyorum. Umarım başarılı olurum.
Rocky
Bir süredir yazacaklarım birikti. İlk olarak Rocky film serisinden başlayarak yazayım. Ateş, son zamanlarda arkadaşı Kerem'den duyduğu Rocky filmlerini izlemeye başladı. Hatta hep birlikte izledik. Rocky 1, izlerken çok üzüldüğüm boks sahnelerine rağmen hala çok güzel bir film. Onlu yaşlarımda izlediğim ve bir daha izlemediğim filmin sonunu tamamen yanlış hatırlıyormuşum. Rocky'nin Apollo'yu nakavt ederek yendiğini sanıyordum, hatta Cengiz de öyle hatırlıyordu. Oysa ki sayıyla yeniliyormuş. Biz ikimiz de ikinci filmi hatırlıyormuşuz meğerse. Bizim için de iyi oldu, severek seyrettik. Birincinin ardından 2., 3., 4. ve bizim hiç bilmediğimiz 5. yi de izledik. Hatta 6. da varmış. Onu da izleyeceğiz.
Rocky tema müziği ilk filmden itibaren var, ama çok ünlü ve benim çok sevdiğim "eye of the tiger" 3. filmden itibaren başlıyor. Ateş de "eye of the tiger"ı çok beğendi. Ipad'inden sürekli dinliyor ve videosunu izliyor. Geçen aylarda çok severek izlediği diğer videolar arasında Shakira la la la, Katy Perry Roar ve Dark Horse da var.
Rocky tema müziği ilk filmden itibaren var, ama çok ünlü ve benim çok sevdiğim "eye of the tiger" 3. filmden itibaren başlıyor. Ateş de "eye of the tiger"ı çok beğendi. Ipad'inden sürekli dinliyor ve videosunu izliyor. Geçen aylarda çok severek izlediği diğer videolar arasında Shakira la la la, Katy Perry Roar ve Dark Horse da var.
Çarşamba, Ocak 07, 2015
Gezi
Ateş'in kar gezisi yarın sabah başlayacaktı. Ancak aşırı kötü hava koşulları nedeniyle, ve birçok velinin çabasıyla ertelendi. Ateş çok hazırdı geziye. Birkaç gündür ertelenebilir diye onu hazırlamaya çalışıyordum, ama okulda kesin olarak ertelendiğini duyunca çok üzülmüş. Kar kıyafetleri aldık ona. Hiç mızıldanmadan kendi kendine giyinip soyunma provaları yaptı. Beklediğimden daha hızlı ve iyiydi üstelik. Otobüste Kerem'le oturacaktı, oda arkadaşları da belliydi. Neyse böylesi çok çok iyi oldu, gideceği yerdeki okullar bile kar nedeniyle tatil edilmişken, bizimkilerin okul gezisi çok saçmaydı zaten.
Pazartesi, Ocak 05, 2015
Yılbaşı Tatili
Çok rahat, sakin ve huzurlu bir tatil geçirdik, çok sevdim. Yılbaşı akşamı geç vakit eve döndük. Ertesi gün, evden hiç çıkmadık. Ev keyfi yaptık. Ateş ödevinin büyük kısmını halletti. Birlikte rocky 1 filmini ve meet the parents filminin 3. sünü izledik. Çok keyifliydi.
Ertesi sabah Ateş'le uzun süredir oynamadığımız sabah oyunlarımızı oynadık: yastık kavgası ve balon topu. Ateş küçükken hemen hemen her sabah bu oyunlardan birini oynardık. O gün yastık kavgasını az oynadık. Hemen top olarak balonu kullandığımız oyunumuza geçtik. Bu oyunda biri yatağın üzerinde duruyor (büyük çoğunlukla Ateş), biri de yerde duruyor (büyük çoğunlukla ben). Balonu birbirimize atıyoruz. Amaç yere düşürmemek. Çok eğleniyoruz bunları oynarken. Sabah erkenden okul olduğu için ve haftasonları da mutlaka bir aktivite nedeniyle evden erken çıktığımız için uzun süredir bu oyunları oynamayı unutmuşuz. İkimiz de çok mutlu olduk. Öğleden sonra birkaç kova tavuk alarak İpekler'le birlikte bir arkadaşımıza gittik. İpek'le Ateş Avatar filmini izlediler birlikte.
Cumartesi ve pazar tenis vardı. Ateş tenisten saçları sırılsıklam çıkıyor. Öğretmeni, kendisine grubun en iyi oynayanı olduğunu söylemiş. Çok mutluydu.
*Blogda 10. yıııılllllll...*
Ertesi sabah Ateş'le uzun süredir oynamadığımız sabah oyunlarımızı oynadık: yastık kavgası ve balon topu. Ateş küçükken hemen hemen her sabah bu oyunlardan birini oynardık. O gün yastık kavgasını az oynadık. Hemen top olarak balonu kullandığımız oyunumuza geçtik. Bu oyunda biri yatağın üzerinde duruyor (büyük çoğunlukla Ateş), biri de yerde duruyor (büyük çoğunlukla ben). Balonu birbirimize atıyoruz. Amaç yere düşürmemek. Çok eğleniyoruz bunları oynarken. Sabah erkenden okul olduğu için ve haftasonları da mutlaka bir aktivite nedeniyle evden erken çıktığımız için uzun süredir bu oyunları oynamayı unutmuşuz. İkimiz de çok mutlu olduk. Öğleden sonra birkaç kova tavuk alarak İpekler'le birlikte bir arkadaşımıza gittik. İpek'le Ateş Avatar filmini izlediler birlikte.
Cumartesi ve pazar tenis vardı. Ateş tenisten saçları sırılsıklam çıkıyor. Öğretmeni, kendisine grubun en iyi oynayanı olduğunu söylemiş. Çok mutluydu.
*Blogda 10. yıııılllllll...*

