Cuma, Aralık 29, 2006

İyi yıllar...

Oğlumun kitaplarından birkaçı. Çok kitabımız var çooook. Ben pek yaratıcı, yeni oyunlar bulup Ateş'i eğlendirebilen bir anne değilim. Ancak, kitap okuma, yap-boz yapma, ufak tefek bazı oyunları oynama konusunda başarılıyım. O yüzden sürekli kitap alıyorum. Ama babası o kadar değişik ve eğlenceli oyunlar buluyor ki inanılmaz. Çok gülüyorlar birlikte.
Bir de Ateş'in son günlerdeki el temizliği işinden bahsetmek istiyorum. Eli kirlenirse, çok az bile kirlense başka bir iş yapamıyor, hemen ellerini bana uzatıp temizlettiriyor. Önce bir el, sonra öbür el. Temiz ve titiz bir çocuk mu olacak acaba? (Ben hiç titiz değilim)
Herkese iyi, mutlu ve sağlıklı yıllar...

Salı, Aralık 26, 2006

Boya Kalemleri

Boya kalemlerimizin bir kısmı görülüyor fotoğrafta. Son birkaç haftadır kalemleri elinden bırakmıyor bizimki. Sürekli bir aktivite içindeyiz. İlk zamanlarda yaptığı karalamalar, son zamanlarda yuvarlak karalamalara dönüştü. Biz topluyoruz, Ateş anında bütün kutuyu deviriyor. Tek tek kalemleri diziyor, kalemleri olmadan hiçbir yere gitmiyor. Bazen uykuya bile elinde kalemlerle gidiyor. Evde heryerin boya lekesi olduğunu söylememe bilmiyorum gerek var mı?

Cuma, Aralık 22, 2006

Didem'in Kızları Doğduuu

Didem bu sayfadan duyurmamı istemişti, işte duyuruyorum. Dün (21 Aralık) sabah 8.30 civarında kızlar doğdu. Üçü de gayet iyi ve sağlıklı. Bir gün önceki kontrolde kontraksiyonlarının başladığı görüldü, hemen Didem'in eşine haber verdik. Çarşamba akşamı burda oldu, dün sabah da problemsiz bir şekilde bebişleri kucağımıza aldık. Bilge bebek annesinin yanında, emiyor. Deniz bebek ise, önce annesinin yanına geldi, sonra biraz solunum sıkıntısı olunca yenidoğan bölümüne alındı ama bir problemi yok. Darısı tüm bebek bekleyenlerin başına.

Salı, Aralık 19, 2006

Haftasonu

Geç oldu ama nihayet geçtiğimiz haftasonunu anlatmaya sıra geldi. Cumartesi günü bahçeli çok güzel bir evleri olan Ülkü'lere gittik. Ateş bahçede çok eğlendi, hatta öğle uykusunu bile uyumadı. Otlarla çiçeklerle yapraklarla oynadı. Ama oyun oynamaktan bir lokma bile yemek yemedi. Bu sıralarda öğle yemeğini kaldırdı beyefendi. Öğlen ne olsa yemiyor. Artık sabah ve akşam yedikleriyle idare etmek durumundayız. Neyse o günün sonunda kafasını ciddi şekilde duvara vurup ağlayarak kucağımda uyudu. Kafası şiş ve mosmor oldu. Pazar günü de abisiyle birlikte oyun parkına götürdük. Çılgın gibi kumlarla oynadı.
Yeni kelimeler: Kelime denir mi bilmiyorum ama köpek ne der deyince "hav", kedi ne der deyince de "mav" diyor. Arada "hıaaavvvv" diye bizi korkutmaya devam ediyor.

Perşembe, Aralık 14, 2006

Kaka

Bu sefer de yeni kelimemiz "kaka". 2 akşam önce ben yemek hazırlarken Ateş babasının kucağında yanıma geldi. Cengiz, "Ateş ne yaptı?" diye sormamı istedi. Sordum, Ateş de bana "kaka" diye cevap verdi, hakkaten kaka yapmış. Tabi söylemesi çok hoşumuza gitti. O günden beri ara ara kaka demeye devam ediyor ama gerçek kakaya bir daha ulaşamadık.

Salı, Aralık 12, 2006

Dana

Geçen hafta bir akşam Zeynep'lere (artık arkadaşlarıma çocuklarının ismiyle hitap eder oldum) gittik. Zeynep'in fotoğrafta gördüğünüz oyuncağı (hoppala mıdır nedir bilmiyorum) Ateş'i çok eğlendirdi. Biz zıpla dedikçe zıpladı ve güldü. Sonra Zeynep'in elinden ksilofonu aldı, Zeynep istedi, ben alıp ona vermeye çalışınca bizimki ağladı vs. Bilinen hikayeler işte.
Haftasonu ise oğlumun çooook geniş kelime hazinesine bir kelime daha eklendi, o da "DANA". Nedendir bilmiyorum, çok güzel ve kibar bir şekilde dana diyor. Bunu anlattığım bir arkadaşım, "yoksa çocuğa dana mı diyorsunuz" diye benimle dalga geçti.
Saçlarımız yine kesildi, 2. kez berbere gittik. Daha önce ne zaman berbere gittiğimizi düşünüp hatırlayamadım, ama tabi ki hemen blog arşivime baktım ve oğlumun kafasının 2 ay içinde mantara benzediğini hesapladım. Şimdi yine kısa saçlı ve çok sevimli.

Salı, Aralık 05, 2006

"Özgürüm özgür"

Bir hafta oldu ve ben oğlumun bloguna hiçbişey yazamadım. Bu tabi ki oğlumun yeni bir aktivite göstermemesinden değil, her an yeni bişeyler yapıyor, bişeyler öğreniyor, bizi şok ediyor. Sadece ben yazmaya fırsat bulamadım. Artık hiç anlayamayacağını düşündüğüm şeyleri bile anlıyor. Herşeyi kendi yapmak istiyor. Kendisine destek olmamı hiç istemiyor. Parkta kaydıraktan kayarken bile tümüyle kendi başına olmak istiyor. Sırtından hafifçe tutsam bile elimi itiyor. E böyle olunca da tabi ki düşüyor, ama ne yapalım öğrenecek. Artık ona yoğurt, puding ya da Danone yedirmek imkansız. Mutlaka kendi yiyecek. Kutuyu eliyle eğri tutuyor, ama kaşıkla kendi başına bu sıvıya yakın kıvamdaki şeyleri yemeyi başarıyor. Ucu kırılmış boya kalemlerini tek tek ayırıp babasına açtırıyor, sonra resim yapıyor. Yani bizim cephede özgürlüğünü ilan etmiş bir çocuk var.
Lilypie Kids Birthday tickers