Çarşamba, Aralık 26, 2007

Yılbaşı Ağacı


  • İşte yılbaşı ağacımız. Birkaç hafta önce almıştık. Aslında Pelin burdayken kuracaktık, ama bir türlü olmadı. Neyse, dün akşam, tahmin ettiğimden daha uzun sürede ağacımızı kurabildik. Ateş önce "istemiyoyum, istemiyoyum" dese de sonra ışıklar yanıp sönmeye başlayınca çok sevdi.

  • Pelin burdayken olanları bir türlü yazamadım. Bir gün Pelin, Ateş'in sorduğu şeyleri (oyun gereği) bilmediğini söyledi. Ateş de ona "koskocaman Pelin Teyze olmuşsun, hiçbişey bilmiyosun" dedi. Çok güldük. Bir başka gün de "Pelin, hayvanlayı da mı bilmiyosun" diyerek aşağılamış. Pelin'e ilk günlerde teyze derken, sonradan direk Pelin demeye başladı. Abisine Kaan, babasına da bazen Cengiz diyor.

  • Bir hafta hem Pelin hem biz evdeyken Ateş'in keyfi çok yerindeydi. Cumartesi gecesi Pelin gitti. Pazartesi sabahı ben giderken çok zor oldu. Hem benim için, hem onun için.

  • Bu akşam eve geldiğimde bana "seni çok sevdim" dedi, öptü. Ben de onu öperken ablasını sevmediğini söyledi (aslında gayet iyi anlaşıyorlar). Ablası üzüldü, "hani gündüz beni de sevdiğini söylemiştin" dedi. Bu sefer de Ateş "gündüz seni seviyoyum, gece de (eliyle bizi göstererek) onlayı" diyerek onun da gönlünü aldı.

  • Dün sabah, ağaçtan üç muz toplayan maymun Boots'u izledik Ateş'le. Ben de "aynı anda üç muzu nasıl aldı" dedim öylesine. Ateş, "sacede iki eli vay, onun için üçüncüyü kuyyuğuyla aldı tabi" diyerek durumu açıkladı.

  • Aşağıdaki fotoğrafta Ateş'in ilk araba çizimi var. Tabi Ateş'ten de başka birşeyi çizmesi beklenemez. Ben fotoğraf çekene kadar o silmeye çalıştığı için birbirimizle yarıştık. Fotoğrafta pembe bir pense görülüyor. Onu Ateş zor açılan kalem kapakları için kullanıyor.

Çarşamba, Aralık 19, 2007

Galerici Bey

Baba: Galerici Bey, sizde Passat bulunur mu?
Galerici Bey (Ateş): Evet.
B: Hangi renkler var?
A: Siyah vay, beyaz vay, yeşil vay, tuyuncu vay, mavi vay.
B: Hah, ben yeşil renk isterim.
A: Mavi yenk çok güzel.
B: Yok, ben yeşil istiyorum.
A: Yok mavi yenk ayaba al.
B: Hayır, yeşil olsun.
A: Ama senin gözünün tam oytasındaki renk mavi.
B: E peki, gözümün ortasındaki renk değil de, kenarındaki beyaz renkten olsun bari.
A: Yok yok mavi oysun araba.
Anne ve Pelin Teyze, kenarda kahkahalarla gülerler.
*Bu çocuk gerçekten arabalarla ilgili bir iş yapacak herhalde.

Pazartesi, Aralık 17, 2007

Sayı Dansı

  • Bizimki son günlerde buzdolabının önünde kendini seyrederek "sayı dansı" yapıyor. Herbir sayının bir dansı var. Örneğin, "5 dansı yapım mı" diye soruyor, yap deyince de acaip hareketli bir dans yapıyor, beni gülmekten öldürüyor.
  • "Beşgen (ya da onaltıgen-herhangi bir sayı) ne demek" diye soruyor. Ben de "beş kenarı olan şekil" diye yanıt veriyorum. Birkaç gün önce peluş köpeğiyle oynarken "anne, köpüşgen ne demek" diye sordu. Ben ne demek istediğini anlamadım, "sen söyle, ne demek" diye kendisine yönelttim. "Köpüş kenayı olan şekil" diye gülerek cevap verdi, meğerse espri yapıyormuş.
  • Cumartesi gecesi Pelin teyzesi geldi, mutlu mutlu oynayıp zaman geçiriyorlar. Pelin teyzesi Ateş'e kocaman bir Dora almış.

Pazartesi, Aralık 10, 2007

Bu Sabah...

Bizi çok güldürdü Ateş. Sabah ona hazırladığım kahvaltıyı beğenmedi. Yemeyeceğini söyledi, böyle zamanlarda saygı duyuyorum, zorla yedirme gibi bir isteğim hiç olmadı. Tamam dedim. Babası "rafadan yumurta, yani sulu yumurta yer misin" diye sordu. Ateş de "suyu yumuyta olmaz, sacede suyu boya oluy" diyerek babasını düzeltti. Sonra ilk hazırladığım kahvaltıya bir şans verdi ve biraz yedi. Artık öğle yemeği zamanında iyice acıkır ve yer herhalde.
İkinci konuşma, çorap giydirme işlemi sırasında gerçekleşti. Çekmeceden bir çift çorap alıp giydirmek istedim. Ateş, "anne, benim üç ayağım yok, iki ayağım vay" dedi. Önce ne demek istediğini anlamadım, ama sonra baktım ki, yanlışlıkla alttaki çorap çiftinden de bir tane almışım. Yani elimde üç tane çorap var.

Perşembe, Aralık 06, 2007

Ateş ve 165 Yaşındaki Annesi

Bu fotoğraf yaklaşık 2 saat önce çekildi. Artık isyan ettim. Ateş'in bütün fotoğraflarını ben çektiğim için birlikte fotoğrafımız yok denecek kadar az. Babasıyla bir dolu fotoğrafı var. Akşam koridorda birbirimizin boyunu ölçerken Cengiz'den fotoğraf çekmesini istedim.
165 yaşındaymışım ben. Ateş yaşımı çok iyi bildiği halde inatla benim 165, babasının da 65 yaşında olduğu konusunda ısrar etti. Neyse ki kendisi 2.5 yaşındaymış.
Tatlı inatçı minik şu anda uyuyor. Ben ise onu uyutup yeniden kalkabildiğim çoook nadir zamanlardan birini -yine oğlumla ilgili işler yaparak- geçiriyorum.

Çarşamba, Aralık 05, 2007

Uf Olmadan Ağlamak

  • Bu, Ateş'in bizim dilimize kazandırdığı bir tanım. Hani ancak uf olunca ağlanır ya, bazen birşeye canı sıkılırsa, yapmak istediği birşeye izin vermemişsek, "ben uf olmadan ağlıycaam" diyor ve ağlamaya başlıyor.
  • Babası ona "sen kimin çocuğusun/kuzususun/oğlusun" diye soruyor. Ateş her defasında hiç duraksamadan "annenin" diye yanıtlıyor.
  • Son günlerde gece uyku arasında bana sırtını kaşıtıyor. Gece "anne, sıytımı kaşı" sesiyle uyanıyorum (kendisi de uyuyor bu arada) ve bıraktığımda tepki vermeyene kadar sırtını kaşıyorum.
  • Peluş hayvanlarla ve kuklalarla oyunlarımız son sürat devam ediyor. Herbir hayvanına isim takıyor, babası ve ben sürekli olarak onları konuşturuyoruz.

Pazar, Aralık 02, 2007

Haftasonu

Cuma akşamından beri oğlumla başbaşaydık, bugün ise abisi ve babası da vardı. Benim sırtımda ciddi bir ağrı olduğu için cuma akşamını ve cumartesinin büyük bölümünü evde geçirdik (dışarda mutlaka kucağıma geliyor). Yeni aldığımız ve daha önceden var olan çok sevdiğimiz masal kitaplarını okuduk. Bu sıralarda en çok "ev faresi ile tarla faresi" isimli masalı seviyor. Peluş hayvanlar ve kuklalarla tiyatrolar yaptık. Bütün hayvanlar sırayla banyo yapıyorlar, Ateş'in "ças" adını verdiği köpeği herkese banyo sonrası havlu getiriyor. Bu arada ben sürekli olarak kuklaları konuşturuyorum. Biskayayda Dora ve fareli oyunu oynadık (çok güzel oynuyor).
Cumartesi günü önce oyun okuluna gitmeyelim diye tutturdu, başka bir oyun oynuyordu. Mecburen okula telefon edip gelemeyeceğimizi söyledim. Sonra fikir değiştirdi ve Nur Öğretmen'e ceviz götürmek istediğini ve okula gitmek istediğini söyledi. Okulu yeniden aradık, ama öğretmeni eve gitmişti. Çok üzüldük. Gelecek haftalarda istemiyorum dese bile Ateş'i ikna etmeye karar verdim. Neyse, evde kaldık, öğle uykusundan sonra biraz jetonlu oyuncaklara gittik, klasik otopark gezimizi yaptık (hangi araba ne marka, ne model). Evimize döndük.
Bugün -dün gece geç yattığı için- geç uyandı Ateş. Öğlen yemeğimizi deniz kenarında bir balık lokantasında yedik. Ateş hem oyun parkında sallandı, hem de denize taş attık beraber. Sonra sirke gittik. Bu Ateş'in hayatında gittiği 3. sirk (aslında benim de). Başlarda merakla izlemesine rağmen sonra sıkıldı, mızmızlandı, ama aslında sirk gayet güzeldi. Neyse 2 saatin sonunda eve geldik, evini çok seven minik bayıla bayıla evdeki oyuncaklarıyla oynadı. Öğle uykusu uyumadığı için de erkenden uyudu.

Çarşamba, Kasım 28, 2007

Bilye Kaydırmaca ve C Vitamini

Cengiz hakkaten yaratıcı bir insan. Dün akşam cam bilyeleri kaydırması için Ateş'e çok güzel bir oyuncak yaptı. Tabi oğlum bayıldı, aralıksız uzun bir süre top kaydırdık beraber. Hatta yatmak için de oldukça geç kaldık, yatmaya giderken "top kaydıymak istiyoyum" diye ağlıyordu. Sabah uyanır uyanmaz hemen başına geçti.
Dün ablası Ateş'e mandalina suyu sıkmış. İçmesi için ikna etmeye çalışırken, "Ateş bunun içinde C vitamini var" demiş. Ateş de ona (yanlış söylediğini düşünerek ve kızarak) "e abya, C biy hayf (harf)" demiş. Öyle ya, meyve suyunun içinde harfin ne işi var?

Çarşamba, Kasım 21, 2007

Sümük

Bu sabah konuşulanlar:
Cengiz: Ateş, gözümüzle herşeyi görürüz, sesleri kulağımızla duyarız. Peki, burnumuzla ne yaparız? (Duyu organlarımızı öğretmeye çalışıyor)
Ateş: Sümük çıkayıyız (Son günlerde nezle de).
(kahkahalar...)
Cengiz: Peki dilimizle ne yaparız?
Ateş: Donduyma yalayız.
(yine kahkahalar...)

Cumartesi, Kasım 17, 2007

Oyun Grubu

Bugün Ateş'le birlikte ilk kez bir kreşin (oyun okulu) haftasonu oyun grubuna katıldık. Ateş, Nur öğretmenle oyunlar oynadı. Ordaki oyuncaklar değişik olduğu için çok beğendi. Kurbağa şeklindeki küçük tuvaleti kullandı. Top havuzunda oyun oynadı. Nur öğretmenle birkaç dakika içinde sohbete başladı. Adını öğrenmesine rağmen, inatla ona Özlem dedi, öğretmeninin verdiği tepkiye kahkahalarla güldü. El baskısı yaptı. Öğretmeninin sorduğu sorulara çok güzel cevaplar verdi. Ben hep yanlarındaydım ama onlara hiç karışmadım. 2 saatlik sürenin sonunda beni sadece tuvalete gitmek için istedi. Hatta top havuzunun olduğu odaya bensiz gitti ve onu alana kadar da orda kaldı. Çıktığımızda oyun okulunu sevdiğini ve yine gelmek istediğini söyledi.

Cuma, Kasım 16, 2007

Sen de benim...

  • Bu sabah Ateş'e sıkı sıkı sarılıp öptüm, "sen benim aşkımsın" dedim. Bana dönüp "sen de benim aşkımsın" dedi. Bayıldım, çok hoşuma gitti. Zaten son günlerde bana ara ara "ben seni çok seviyoyum" diyor. "Ben seni çok daha fazla seviyorum" diyorum.
  • Çevrede gördüğü herhangi bir şey için (örneğin gözleri olan arabaları için) "ben hiç gözlü ayaba göymemiştim" diyor, çok gülüyoruz.
  • Bir karton kutu dolusu peluş hayvanımız var. İşten döner dönmez (sadece el yıkama iznim var) yatağa onları yayıyoruz ve birlikte hayvanat bahçesi oyunu oynuyoruz. Ayı köpeğin annesi oluyor. Ben kukla köpeği konuşturuyorum. Bebek panda annesinin kucağına gidiyor. Her akşam en az yarım saat.

Pazartesi, Kasım 12, 2007

Kışlık Terlikler

Önce soldakini almıştım. Çok sevdi, çorap niyetine giyiyor. Cumartesi ise sağdakini çok beğenip dayanamayıp aldık. Ama kendisi yine maviyi tercih ediyor. Yani benim beğenmem O'nun beğenmesi anlamına gelmiyor.
Ateş bir büyüme sürecinden daha geçti. 1-2 hafta önce evimize gelen Bilge ve Deniz'in (yaklaşık 11 aylıklar) oyuncaklarıyla oynamasına izin verdi. İkinci kanıt ise şu: Cumartesi akşamı arkadaşlarımızın evine gittiğimizde bizi yanına hiç çağırmadan evin 3.5 yaşındaki oğluyla, onun odasında güzelce oynadı.
Yazacağım son şey: Son günlerde sürekli "saat kaç" diye soruyor. Biz de söylüyoruz tabi, ne işine yarıyorsa...

Cuma, Kasım 09, 2007

Yeni Kitaplar

Bu kitabı dün aldım. Değişik şekil ve renklerde köpükler ve yapıştırıcı içeriyor. İstediğin şekilleri ya da kitapta örnek verilen şekilleri yapabiliyorsun.
Önce köpüğün arkasına yapıştırıcı sürülüyor.
Sonra da yapıştırılıyor. Böylece maymun Boots oluyor.
Bunlar da Şimşek McQuenn'li boyama ve poster kitabı .




Perşembe, Kasım 01, 2007

"Doyabuts Heeyyy"


Başlığı anlayabilmek için Ateş'i dinlemek lazım. Doya-Buts heyy diye bağırıyor, sonra bazen "butsdoya heeyy" diye bağırıyor. Kesinlikle kaydetmem lazım. Bazen de aynı ses tonuyla "anne-baba-Ateş heeyy" diyor. Son zamanlarda Ateş hep maymun Boots oluyor. Ben büyük bir çoğunlukla Dora oluyorum (kendisi istiyor), ben işteyken ablası Dora oluyor. Babası ise arakçı tilki. O bizden birşeyler kaçırmaya çalışıyor. Ateş de elini çizgifilmdeki gibi yaparak, "ayakçı ayıp sana" diye üç kere bağırıyor. İki gün önce ben iguana isa oldum, babası da boğa benny oldu. Bazen sincap tico da olabiliyorum.
Fotoğraflar yeni aldığımız yap-bozlardan. Sadece fotoğraf çekebildiğim sürede bozulmadan durabildiler.
Biskayay: Bilgisayar
Sacede: Sadece
Heftayayı: Her tarafı

Çarşamba, Ekim 31, 2007

Benzin İstasyonu


Ateş bir süredir mutfaktaki tepsileri benzin istasyonu olarak kullanıyor. Oyun hamurlarını benzin olarak arabalarına dolduruyor. Cengiz de dün akşam kartondan bir benzin istasyonu yaptı. Çok güzel oldu gerçekten. Ateş uyuduktan sonra bittiği için, Ateş sabah görebildi ve hemen arabalarını gezdirmeye başladı.

Salı, Ekim 30, 2007

Kaplumbağalar

On gün önce 2 tane kaplumbağamız oldu. Ateş'inkinin adı Sally (Şimşek McQuenn'deki Porsche Sally), Kaan'ınkinin adı da Aragon. Bakalım bizimle ne kadar yaşayabilecekler?

Çarşamba, Ekim 24, 2007

Höptek, Bistek, Mostek

  • Höptek: Helikopter, Bistek: Bisiklet, Mostek: Motorsiklet demek.
  • 3-4 gün önce Ateş "ben küçükken höptek deydim, şimdi höptiyek diyoyum" diyerek ne kadar büyüdüğünü bize gösterdi. Bu sıralarda sürekli "ben eskiden...", "ben küçükken..." le başlayan cümleler kuruyor.
  • Haftasonu kaldırımda motorsiklet kullanan birini gördü, "bu adam yanlış bişey yapoo, buyası mostek yolu diil" dedi. 2,5 yaşındaki çocuğumun farkettiği şeyi motorsikletli adam nedense bilmiyordu!
  • Annannesi ile dedesi gittiler. Annem vedalaşırken, "gözlerimi kapattım, gel bana bir sürpriz yap" demiş. Tabi ki amacı Ateş'in kendisini öpmesi. Ateş ise iki eliyle ona bir tokat atmış ki kadın şaşırıp kalmış. Sonra da "işte sana süypyiz yaptım" demiş.

  • 2 gün önce sabah yeni uyandığında, ayağı benim ayağıma değmiş. Uykulu gözlerle "şu benim ayağımın değdiyi şey, senin ayağın mı" diye sordu.
  • İtfaiye: İftaiye, Etiket: Ekitek
  • Çevresindeki herşeyi ailemize uyarlıyor. Örneğin, kendisi bir leopar olmuşsa, ben anne leopar, babası baba leopar, ablası abla leopar oluyor. Dün akşam da Şimşek McQuenn'deki arabalardan Doc Hudson'a (bir büyük, bir de küçük Doc Hudson var) aynı şeyi yaptı. Fotoğraftaki küçük araba Ateş Doc Hudson, büyük de baba Doc Hudson'mış.
  • Bunlar da diğer Şimşek McQuenn arabaları (Şerif, Porsche Sally, Mater, Luici, Guido, Flo, Ramon, Kral, Chick)

Salı, Ekim 23, 2007

Haftasonu

Cuma akşamı yemek yemeye çıktık, biraz yemek yedikten ve otoparktaki arabaların markalarına baktıktan sonra "evimize gideliiiiiim" çığlıklarıyla çabucak eve döndük.
Cumartesi öğleden sonra dedeyle birlikte alışverişe ve otogara bilet almaya gittik. Ateş'e otogarı otobüslerin otoparkı olarak tanıttım. O kadar çok otobüsü birarada görünce ilgiyle etrafını izledi. Oyun parkına gittik. 30, 70, 80 hızlarında sallandı. Kaydıraktan kayıp bana bol bol kum attı ve eve döndük.
Pazar günü sabahtan evden çıkıp Ülkü'lere kahvaltıya gittik. Bahçede acaip eğlendi. Ağaçları sulamak istedi. Akın amcadan izin alması gerektiğini söyledim. "Akıııııın, ağaçlayı sulayabiliy miyim" diye bağırarak izin istedi. Ağaçlarla birlikte kendini de sırıl sıklam ıslattı. Çok güzel videoları var. Ülkü'ye "senin saçların neden gri" diye sordu. Bahçede toprakla oyunlar oynadı. Yine bana bol bol kum attı. Sonra Bilge'yle Deniz'in evine gittik. Orda önce "evimize gideliiiiiiiiiim" diye bağırsa da sonra kızların oyuncaklarıyla oynadı. Bahçeye çıktığımızda da -her zaman olduğu gibi- denize bol bol taş attı.

Pazartesi, Ekim 22, 2007

Lamba

Evde eski bir gece lambamız vardı. Cengiz onun üzerini Şimşek McQuenn'li kağıtla kapladı. Çok güzel yeni bir gece lambamız oldu. Ateş bayıldı.

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Evimize Gidelim

  • Bu kadar evine bağlı çocuk görmedim. Bütün gün evde olduğu için akşamları ya da haftasonları onu gezdirmeye, eğlendirmeye çalışıyorum. Ama nereye gitsek (deniz kıyısı dahil) bir süre sonra "evimize gidelim" diye tutturuyor. Eve döndüğümüzde çok mutlu oluyor.
  • Bu sabah anneannesi ve dedesi geldi. Mutlu oldu, onları hemen oyuna çağırdı, arabalarını gösterdi.
  • Geçtiğimiz cumartesi akşamı deniz kıyısına gittik, gece kaldık. Ertesi gün Ateş'in öğle uykusu saatinde geri döndük ve böylece deniz sezonunu kapattık. Ateş orda oynamaktan çok mutluydu, buna rağmen yine de "evimize gidelim" diye tutturdu.
  • Babası, Şimşek McQuenn'deki arabaların hepsini sipariş etmişti (eksiklerimiz vardı da). Dün onlar geldi. O kadar çok sevdi ki, gece yatarken bile yanımızdan ayırmadı. Sabah gözünü açar açmaz onları istedi. Herbirini konuşturarak oyunlar oynuyor.

Perşembe, Ekim 11, 2007

Sorular...

  • Anne, bu ayabanın maykası ne? (en çok sorduğu soru bu)
  • Bu ayabanın modeli ne?
  • ... ne demek?
  • ... nın tersi ne? (örneğin; diş fırçalamanın tersini kürdan zannediyor)
  • ... nasıy oluy?
  • Anne sen işe gidiyoy musun? (sabah üzerimi değiştirince mutlaka soruyor)
  • 5'le 8 yanyana geliyse ne oluy? (rakamlar değişiyor tabi ki?)

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Yemek

Ateş'in ağzında haftasonundan beri aft vardı. Öptürmüyordu, yemek yiyemiyordu. En sevdiği yemeklerden bile çok az yiyebiliyordu. Nerdeyse sadece sütle beslendi diyebilirim. Neyse, pazartesi akşamı babasıyla birlikte babaannesinin evine birşeyler tamir etmeye gittiler, ben de evde yemek hazırlıyordum. Babaannesine gitmiş, "benim göbüşüm acıktı" demiş. Hazırlanan yemeği iştahla yemiş. Eve döndüklerinde karnı toktu. Benim hazırladığım yemekler kaldı, ama yemek yediği için çok sevindim. Hani çocuklar evde değil, dışarda yerler ve annelerini aç bırakmış gibi utandırırlar ya, bunun hoş bir örneğin yaşadık.

Pazartesi, Ekim 08, 2007

Taaşanım

"Taaşanım taaşanım minik taaşanım
Ayaanda patileyi eskimiş, eskimiş, yıytıymış
Tiki tiki, hi hi"
Şarkının bu kadarını söylüyor, ama o kadar tatlı söylüyor ki...

Salı, Ekim 02, 2007

Sayak Anne

İki gün önce asansördeyken Ateş kucağıma gelmek istedi, ama bir yandan da sürekli kıvranıp durdu, ne yapmak istediğini anlayamadım. Meğerse kapıya doğru dönmek istiyormuş, en sonunda bir türlü anlayamadığım için bana "sayak (salak) anne" dedi. Bana kalsa bunu yazmazdım, çok da gurur duyulacak bir söz değil ama, o kadar içten gelerek söyledi ki, babası çok eğlendi. Dakikalarca güldü ve bloga yazmamı istedi.

Cuma, Eylül 28, 2007

Parmak Boyası

Dün akşam banyo öncesi Ateş'le parmak boyası yaptık. Çok eğlendi, saçlarına ve kulaklarına kadar her tarafı boya oldu. Sünger Bob boyama kitabını boyadı.

Perşembe, Eylül 27, 2007

Karar Vermek

  • Ateş artık "karar vermeye" başladı. O'na herhangi bir konuda birşey söylediğimde ya da soru sorduğumda kendi kararlarını bize bildiriyor. (Ben ..... yapmaya kayay veydim gibi)
  • Bu sabah başında uyanmasını bekliyordum. Gözünü açınca "yaşasın biri gözlerini açtı" dedim. Yattığı yerden "ben" diye cevap verdi.

Salı, Eylül 25, 2007

Araba Markaları

Bizimkinin son zamanlarda en büyük ilgi alanı araba markaları. Ne zaman yola çıksak, film izlesek, herhangi bir arabanın yanından geçsek, "bu ayabanın maykası ne?" diye soruyor. Artık hangi amblemin hangi markaya ait olduğunu bile öğrendi. Fotoğrafta dün akşam babasının Ateş için çizdiği, son günlerin anlam ve önemine dair resimi görüyorsunuz.

Çarşamba, Eylül 19, 2007

Şimşek Maakin

Arabalar filmi ve özellikle başroldeki Şimşek McOueen Ateş'in son günlerde favorisi. İlk kez bu filmle film izlemeye başladı. Sık aralıklarla filmin ilk yarısını izleyip duruyoruz birlikte. İkinci yarısını daha az izliyoruz. Gözünü kırpmadan bayılarak izliyor. Film gerçekten çok güzel. Şiddet falan da yok. Babasıyla sürekli o filmdeki arabalardan alıyorlar ve onlarla yemek yiyip onlarla yatıyor. Bu oyuncakların bazılarının toplatıldığını duydum ama bunlar hala piyasada olduğu için problem yoktur diye düşündük. Dora oyuncakları da toplatılmış ve o nedenle ortalıkta Dora oyuncağı yokmuş.

Pazartesi, Eylül 17, 2007

Kalıplar

Geçtiğimiz hafta Ateş'le birlikte kumsalda bol bol fotoğraftaki kalıplardan yaptık (Pelin bunları çok iyi hatırlar). Günde yaklaşık 4,5-5 saat (iki seans halinde) kumsalda kaldık. Denizden taş toplayıp yine denize attık defalarca (artık taşları tanıyacak hale geldik). Hava çok iyiydi, en azından terlemedik. Tavşan ve Kaplumbağa masalını günde en az 3 defa okuduk. Ateş kendi yaşındaki iki kız çocuğu tarafından biraz hırpalandı (hem de ben her an yanında olduğum halde). Onları hem görmek istedi, hem de görünce benim arkama saklandı. Kız çocukları nasıl böyle saldırgan olmuşlar, çok şaşırdım. Ama bir de 11 yaşında bir abla (Dilek) ile arkadaş oldu ki, haftanın süper olayı buydu. Ateş Dilek'i, Dilek de Ateş'i çok sevdi. Ateş "Diyek benim aakadaşım" diyerek kahkahalarla kovalamaca oynadı ve inanılmaz eğlendi.

Ateş'ten Konuşma Örnekleri:
  • (Ağaçta öten kuşları göstererek) Kuşlay cik cik ötoolay, anneleyini çağıyolay, göbüşleyi acıkmış, makayna, domates, köfte istoolay.
  • (Üstüne konan sinek için) Bu sinek benim aakadaşım, beni çok sevooo.
  • Ne oluy, ne olmaz
  • Yemek yok, diyek kuma gitmek vay.
  • Meğerse.....
  • Çünkü...
  • Ama...

Pazar, Eylül 09, 2007

Masal Kitabı


Bir süre güzel masal kitabı (şu bildiğimiz La Fontaine masalları) aradık. Sonra resimdeki kitabı aldım Ateş'e. Hem çizimleri hem de anlatımı çok güzel. Tek masal değil, çok sayıda masal var. Tavşan ve Kaplumbağa (Ateş "taaşanla kabuga" diyor) ile başlıyor. İki İnatçı Keçi, Ağustos Böceği ile Karınca, Horoz ile Tilki, Çirkin Ördek Yavrusu gibi bir dolu masal içeriyor. Benim sevdiğim yanı, özellikle anlatımının iyi yapılmış olması, çünkü pek çok masal kitabı anlamsız şeyler anlatıyor, dilbilgisi kurallarına uyulmuyor, cümleleri düşük vs.
Geceleri uyurken en az 3 masal okuyoruz burdan. Genellikle masalı kendisi seçiyor.
Not: İlgisiz ama yazmadan geçemiyeceğim. Ateş helikoptere "höpdek" diyor ve bizi çok güldürüyor.

Salı, Eylül 04, 2007

Balığın Gözü

Bu, banyoda Ateş'in ayağının kaymaması için kullandığımız balık. Dün sabah, Ateş "bu bayık yayalanmış" dedi. Neden öyle söylediğini sordum. Bana "çünkü tek gözü yok" dedi.

Pazartesi, Eylül 03, 2007

Süper Konuşmalar

  • İnanılmaz güzel konuşuyor. Hatta uzun süredir yazamadığım için bazı konuşmalarını unutmuş bile olabilirim. Buzdolabına "buzdobayı" demesine bayılıyorum. Mutlaka buzdolabının dışındaki musluktan kendi suyunu kendi alıyor. Sonra da eğer çok almışsa, "baya su oldu" diyor. Daha az almışsa "oyta boy su aldım" diyor. Sonra bana ya da babasına da başka bardaklara doldurarak su veriyor ve bundan çok mutlu oluyor.

  • Asansörü çağırma düğmesine mutlaka kendi basmak istiyor. Dün elinde peluş oyuncakları (fil ve inek Benny) vardı, bu nedenle bana "anne, elimde hayvanlay vay, düğmeye sen bas" dedi.

  • Yine dün bana pantolonumda bir yer göstererek ne olduğunu sordu. Ben de düğme, diye yanıt verdim. Bana "onu soymuyorum, bu ipliği soyuyoyum" dedi.

  • Ne istediğini çok güzel ifade ediyor. Herşeyi anlatabiliyor. Artık sohbet edebiliyoruz. O konuşamazken söylediğim şeylerin hepsini kaydetmiş meğerse. Benim aylardır söylemediğim şeyleri o bana anlatıyor.

  • Cuma sabahı ve bu sabah beni işe çok zor gönderdi. Bana "anne işe gitme, ben annemi çok seviyom, çok özlüyom" dedi. Neyse ki işe biraz geç gelebiliyorum, evimiz çok yakın. Akşam da 5'i 15-20 dak geçtiğinde evde oluyorum. Sonra tüm zamanım Ateş'e ait.

  • Arabaya bindiğinde çok sıcak olduğu için hemen "kıyimaaaa" diye bağırıyor. Bir de arabada hız tutkusu var maalesef. Arabaya biner binmez, "anne (ya da baba), sesken yap, doskan yap" diye bağırmaya başlıyor.

Çarşamba, Ağustos 22, 2007

Son günlerde...

  • Çiş söyleme olayımız başarıyla devam ediyor. Kendisi rahatlıkla söylüyor. Bazen de ben ona hatırlatma yapıyorum, çünkü oyun oynamak ve özellikle arabalarıyla oynamak ona herşeyi unutturuyor. Çiş var mı, diye sorduğumda da genellikle çok sıkıştığı için gelip müzikli lazımlığına çişini yapıyor. Ama gece lets goya devam ediyoruz. Belki ben kaldırıp yaptırsam tuvalete yapar, ama ona da ben cesaret edemiyorum. Çünkü daha yeni deliksiz uyumaya başladık, uyanır ve cin gibi olursa diye korkuyorum. Bir süre sonra o işe de başlarız.
  • Her zamanki gibi banyo yapmayı çok seviyor. 2 gecedir küvette biraz su biriktirerek havuz yapıyoruz. Teknesini, denizaltını, balıklarını havuzda yüzdürüyor.
  • Bu sıralarda yatağa gidip yorganın altına saklanmaca oyunu oynuyoruz. Saklanıyor ve benim onu yavaş yavaş bulmamdan büyük keyif alıyor. O yorganın altındayken " Aaa, Ateş nerde, yoksa burda mı?" gibi sorular soruyorum. Kikir kikir gülerek bana "yok, buyda diil" diye cevaplar veriyor.
  • Yamat tayet: Yardım et anlamına geliyor. Herşeyi kendi yapabileceğine artık ikna oldu. Artık bazen bizden yardım istiyor ya da yardım önerilerimizi kabul ediyor. Geçen aylardaki gibi, illa ki tek başıma yapacağım diye tutturmuyor.

Perşembe, Ağustos 16, 2007

Dünya Sarı

Bu sabah, Ateş uyanınca, "çapak vay, hep sayı" (gözünde çapak varmış, herşeyi sarı görüyormuş), dedi ve yine beni bitirdi.

Salı, Ağustos 14, 2007

Pelin Teyze, Kombe Digiiiiz

Geçen haftayı yine deniz kıyısında geçirdik. Çok güzel ve çok çabuk geçen bir tatil oldu. Pelin teyzemizi sabahları uyutmadık. Ateş onu ya öperek ya da tekmeleyerek uyandırdı. Denize girdik, kumdan kalıplar yaptık, Ateş sayesinde sayısız sahil yürüyüşleri yaptık. Ateş'in teyzesine Pelin değil "Peln teyze" demesi hepimizin diline dolandı. Otelde çalışan herkesle ve tatile gelen diğer kişilerle arkadaş olduk. Normalde ben çevremle hiç ilgilenmiyormuşum demek ki. Şimdi Ateş sayesinde apartman görevlisinden manava, garson abiden resepsiyonda çalışanlara kadar çevremizdeki herkesle tanışıp konuşuyoruz, en azından merhabalaşıyoruz. Ateş özellikle kendisinden biraz büyük kız çocukları görünce acaip havalara giriyor, onların peşinden koşuyor.
Sonunda 1 hafta geçti, ama ayrılırken hem Pelin Teyze, hem de Ateş ağladı. Arkasından "Peln teyze, otobüse bindi, işe gitti, anneye gitti" diyor.
Başlıktaki kombe digiiz ise Ateş'in ilk klip şarkısı. Tatilde heryerden "Komple" şarkısını duyduk, bir gün de Ateş kendi kendine şarkıyı söylemeye başlayıverdi: kombe kombe digiiiz.

Yeni ve Süper Kelimeler, Cümleler:
  • Ateş gibi Tommy kafayı yedi (Otelin dalmaçyalı köpeğinin adı Tommy. Kendisi gibi çok hareketli olduğu için Ateş böyle söyledi).
  • Pembe duba gitti, Peln teyze çıktı.
  • Sisah-beyaz (Tommy'nin rengi)
  • Tenge: tekne
  • Anane, Kayı dede
  • Boz yok, düzelt vay (bozmak yok, düzeltmek var, kumdaki kalıplar için söylüyor.
  • Kımını: kırmızı
  • Tenemiz: tertemiz
  • Bembeyaz, simsiyah
  • Kamengi: kahverengi
  • Bıgak beni: Çok sıkıştırıp öpünce böyle bağırıyor.
  • Dumbada: Dondurma
  • Mama yok, dumbada vay: Yemek yemek istemediği, ama dondurma istediği bir zaman söyledi.
  • Tavuk yok, tek papadis: Sebzeli tavuk yemeği yerken, tavuğu değil, sadece patates yemek istediğini söylüyor.
  • Uyu yok, masal vay: dün geceden.
  • Andup: armut (Pelin hatırlattı)
  • Dadigın: jetski (Pelin hatırlattı)

Cuma, Ağustos 03, 2007

Yine Tatil

Pelin Teyzemiz geliyor, 1 hafta yine denize gidiyoruz. Ateş'in peşinde koşmaya devam.

Perşembe, Ağustos 02, 2007

"Anne İşe Git"

Geçen akşam Ateş benden kola istedi. "Hayır" dedim. Fanta istedi, "hayır" dedim. Bunun üzerine daha birkaç gün önce "hep buyda kal" diyen oğlum, bana "anne işe git" dedi.

Çarşamba, Ağustos 01, 2007

İlk Suluboya

Ateş daha önce kuruboyalarla ve pastel boyalarla boyama yapıyordu. Dün akşam ilk kez suluboya denedim. Masanın üzerine gazeteyi açtım, fırçayı, boyayı ve ne zaman suya batırması gerektiğini anlattım. Çok çok sevdi. Güzelce boyama yaptı.

Salı, Temmuz 31, 2007

Ahtapot

Pazar günü Yavuz (Ateş'in amcası), ahtapot yakaladı. Diğer çocuklarla birlikte Ateş de ahtapotu merakla izledi. Sonra Yavuz ahtapotu Ateş'in kafasına koydu, Yavuz'un eşi Banu da hemen olayı görüntüledi, böylece gördüğünüz fotoğraf ortaya çıktı.

Pazartesi, Temmuz 30, 2007

"Hep Buyda Kal"

Haftasonu bütün vücudu, kulakları ve burnuna kadar kumlara bulandı Ateş. Hava o kadar sıcaktı ki, nerdeyse çocuk bile fenalık geçirecekti. Neyse dün akşam klimalı ev ortamımıza ulaştık da rahat ettik. Gelecek hafta Pelin Teyzemiz (kızkardeşim) geliyor, hep birlikte bir hafta deniz kıyısında olacağız.
Neyse günün konusu şu: Bu sabah işe gelmek için evden çıkarken, Ateş bana "anne, işe?" dedi, "evet anne işe gidecek" dedim. O da bana "hep buyda kal" dedi. Öldüm bittim, başka ne söylenir ki?

Perşembe, Temmuz 26, 2007

Uzun Cümleler ve Çiş

Ateş artık o kadar güzel ve uzun cümleler kuruyor ki, hem çok şaşırıyoruz, hem de çok çok sevimli olduğu için bayılıyoruz. Dün akşam uyuma saatimiz geçince, Ateş de ısrarla oynamaya devam etmek isteyince "hadi oğlum artık yatalım, benim bile uykum geldi" dedim. O da bana cevap olarak "anne uyu vay (var), ben uyu yok" dedi, yani sen istiyorsan git, ben uyumuycam, dedi ve bu cümleyle beni bitirdi. O anda yanında olanları saymaya da bayılıyor. Bazen anne, abba, ben diyor, duruma göre. Bazen anne, baba, ben diyor. İki gün önce de Cengiz, Banu, ben dedi. Kendine yakın zamana kadar Aşet diyordu, ama artık Ateş demeyi öğrendi.
Bu sabah yeni uyandığı zaman altında bez varken, "anne çiş" dedi. Hemen müzikli lazımlığı getirdim ve çişini oraya yaptı. Büyük bir ilerleme. Oğlum büyüyor.
Bazı Sözcükler:
Bagık: balık
Bıgak: bırak
Ababa: araba
Şaşı: sarı
Sisah: siyah
Tedidek: tekerlek
Makaga: makarna


Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Tuvalet ve Araba Parkı

Artık Ateş diyor ki, bezi bebekler giyermiş, çocuklar büyüdükleri için bez giymezmiş. Ateş artık bir çocukmuş. Bilge ve Deniz bebekmiş. Biz de madem öyle deyip iki gündür bezi çıkardık. Dünkü deneme başarılı değil, altına yaptı ama ilk denemede kim öğrenebilmiş ki? Bugün sabahtan beri hiç altına yapmadı. Artık salonda orta yerde duran müzikli lazımlığına yapacakmış.

Son günlerin popüler oyunu: Önce araba sepetinden bir araba seçiyor.
Sonra koltukla yastık arasına arabalarını parkediyor. Hatta orda unutuyor.

Perşembe, Temmuz 19, 2007

Herbie (Höybi)

Herbie arabası son günlerde Ateş için çok kıymetli. Sürekli onunla oynuyor. Ama pedallarına bütün ısrarlarımıza rağmen basmıyor. Fred Çakmaktaş gibi kendi ayaklarıyla arabayı sürüyor. Geçen hafta babasıyla birlikte "Herbie" filmini izledi ve çok etkilendi. Geceleri uykusunda bile "höybi" diye sayıklıyor. Artık rüyasında ne görüyorsa...

Çarşamba, Temmuz 18, 2007

Tatil


Tatilimiz çok güzel geçti. Tabi bütün zamanım Ateş'in peşinde geçti. Sürekli denize girdik. Kafası defalarca suya battı, çok eğlendi. Kumlara battı, kalıplar çıkardı. Kulaklarının içine kadar kumlara gömüldü. Babasına sürekli kumdan Honda ve Herbie araba yaptırdı. Kaldığımız yerdeki bütün herkesle (hem çalışanlar, hem de gelen diğer kişiler) arkadaş oldu. Herkese ismiyle hitap etmeye başladı. Dalmadığı delik, koşmadığı yol kalmadı. Yani çok eğlendi. Bu arada ben sürekli peşinden koştuğum için bir fotoğraf bile çekemedim. Şimdi döndük, ama haftasonları gitmeye devam ediyoruz. Aslında tatilin dönüşü bile güzel oluyor. Evdeki oyuncaklarını çok özlüyor, hemen arabalarına koşuyor.
Artık sürekli ve çok güzel konuşuyor.

Cumartesi, Haziran 30, 2007

Ateş Tatildeeee

2 haftalık bir tatile çıkıyoruz. Herhalde Ateş'in peşinde koşmaktan birşey yazamam. Dönüşte maceralara devam.

Perşembe, Haziran 28, 2007

Ateş'in Arkadaşları

Geçtiğimiz günlerde bir akşamüstü Vadi'ye gittik. Ateş normalde benden ayrı dolaşmazken, birden yan masadaki kız çocukları gördü ve tabi ki hemen beni unuttu. Kendisiyle hemen hemen aynı yaştaki kızlarla biraz zaman geçirdi, sonra tekrar "anne, anne" demeye başladı. Oyun parkında çok güzel zaman geçirdi. İlk kez dönen kaydıraktan kaydı. Uzun bir süredir kaydıraklardan kayarken asla yardım kabul etmiyor.

Aşağıda Ateş'in yeni ayakkabısı görülüyor. Daha önce aldığım (ve bloga yazdığım) ayakkabılardan hiç memnun kalmadık. Cengiz tesadüfen Nike'dan tam Ateş'e göre bir ayakkabı bulmuş, hem çok güzel, hem de rahat görülüyor.

Salı, Haziran 26, 2007

Doya Boyarken


Ateş dün gece hararetle Dora ve Boots'u boyarken...
Not: Fotoğraflarda görülmüyor ama ilk kez dün gece dışına taşırmadan ayakkabıları boyamayı başardı. Bir iş yaparken mutlaka dil dışarda, dile bakar mısınız?

Lilypie Kids Birthday tickers