Cumartesi, Aralık 31, 2011

Yılbaşı

Dün bölümde iş arkadaşlarıma bir sunum yaptım. Bu sunum benim asistanlık yıllarımdan başlayıp bölümümüzün kurulması, cihazların alınması, katıldığımız ve düzenlediğimiz kongreler, kurslar, doğumgünü, yılbaşı ve kahvaltı partilerimiz, eğlenceli görüntüler ve videolardan oluşan bir sunumdu. Zaman çabuk geçiyor, burda geçen 13 yılımın Ateş'ten önce ve Ateş'ten sonra diye ayrıldığı da çok belirgindi sunumda. Sonra eve geldim. Cengiz, Ateş ve ben sahilde yürüyüşe çıktık öğleden sonra. Ateş parklarda oynadı, egzersiz aletleriyle çalıştı, birlikte fotoğraf çektik, yürüdük. Epeyce aktivite yaptık. Eve akşamüstü yorulmuş olarak döndük. Ateş banyo ve yemekten sonra televizyon seyretti. Çok güzel ve sakin, süper bir gün geçirdik. Ben çok sevdim. 
Bugün Ateş babası ve abisiyle birlikte saç kestirmeye gitti. Akşam İpekler'e geniş bir arkadaş ekibiyle yılbaşı kutlamaya gideceğiz. Hazırlıklar tamam. Ateş evde abisiyle birlikte oyun oynadı, yılbaşı hediyelerini açtılar. Şu anda hediyelerinden iki tanesiyle ev yapıyorlar. 
Bir yıl daha bitti. Hislerimi tam olarak yazamıyorum galiba. Ama şunu söyleyebilirim, şu anda yaşadığımız normal hayat çok güzel. Hep böyle sağlıklı ve huzurlu devam etmesini herşeyden çok istiyorum.

Perşembe, Aralık 29, 2011

Kitap Okuma Saati

Ateş bu hafta tatil. Ödevlerinin yazılı olanlarını ve matematik ödevlerini yaptı. Sadece iki küçük kitap okuma ödevi kaldı. Bunun için dün akşam kitap okuma saati yaptık birlikte. Cengiz ve ben kendi kitaplarımızı aldık, Ateş de kendi kitabını aldı. Televizyonu kapattık. Çok güzel zaman geçirdik üçümüz. Bunu ilk kez yapabildik. Tesadüfen Cengiz'in de benim de bu sıralarda çok severek okuduğumuz kitaplarımız var. Umarım bunu devam ettirebiliriz. 
Ateş evde keyifli vakit geçiriyor. Dün öğleden sonra onu mezun olduğu anaokuluna götürdüm. Orda hem geçen senelerden tanıdığı çocuklar vardı, hem de şimdiki okulundan anaokulunu bizim gibi ziyaret eden çocuklar vardı. Öğretmenleriyle sohbet ettim ben de.
Bir gün önce de Alvin ve Sincaplar 3 filmine gittik Ateş'le sinemada. Çok beğendik, eğlenceli bir filmdi. Sinema çıkışında Toprak Efeler'e gittik, ama kısa bir süre sonra Toprak Efe'nin ağlama krizi başlayınca eve erken dönmek zorunda kaldık. 
Ateş bugün de babasının dışarıda yapması gereken işlerde ona eşlik ediyor. Yarın evde, cumartesi akşamı ise arkadaşlarımızla birlikte yılbaşı kutlaması yapacağız, İpekler'e gideceğiz.

Pazar, Aralık 25, 2011

Oğlu?

İki akşam önce Bilge ve Deniz'in doğumgününü kutlamaya giderken arabada Ateş bize İngilizce'de "oğlu" ne demek, diye sordu. Arabada bir süredir İngilizce dersinden evde dinlemesi için verdikleri CD'yi dinliyoruz, çok faydası oldu. Neyse, biz de İngilizce'deki "son" kelimesinin oğlu anlamına geldiğini söyledik. Ama yanıtı pek beğenmedi. Birinin oğlu ne demek, diye sordu yeniden. His son, ya da her son dedim ben. Yine mutlu olmadı. Babası nerde kullanmak istediğini sordu. Ateş şöyle cevap verdi: Yani öküz oğlu öküz derken nasıl diyeceğim?

Perşembe, Aralık 22, 2011

Şeftali ve Veli Toplantısı

Geçtiğimiz hafta çok şey oldu. Öncelikle geçen hafta başında Ateş'in öğretmeni, ilk proje ödevlerini verdi.  Hafta yerli mallar haftası olunca proje ödevlerinin konusu da meyveler oldu. Ateş'in konusu şeftali idi. Haftaiçinde babasıyla birlikte hazırladılar projeyi. Bir kartonun üzerine, şeftali şeklinde kesilmiş kağıtlara Ateş, konu ile ilgili fıkra (Bir adamın adı tali, görevi de şeflikmiş. Karısı r harfini söyleyemez, onun yerine y dermiş. Bir gün telefon çalmış, bir adam Şef Tali Beyin evde olup olmadığını sormuş. Karısı da, "şeftali bey evde yok, ben kayısı", demiş), bilmece (sarıdır limon değil, suludur portakal değil) ve tekerleme (Aydın'da incir, İzmir'de üzüm, Bursa'da en güzel şeftali yenir) yazdı. Ayrıca şeftali hakkında genel bilgiler de toplayıp, şeftali suyu ve reçelinden örnekler koydular. Evde biraz strese girerek sunum provası yaptı.
Pazartesi sabahı sunumunu yaptı Ateş. Biz izleyemedik maalesef. Çünkü sadece ders aktivitesiydi. Anladığımız kadarıyla çok güzel sunmuş, yıldızlı 100 almış. Öğretmeni bir de müdür yardımcısını çağırıp Ateş'e ikinci kez sunum yaptırmış. 
İkinci büyük olay, cumartesi günü gittiğimiz veli toplantısı idi. Bu dönemdeki ikinci planlı toplantı idi. Bu sefer sabah erkenden gidip, çok sıranın olduğu İngilizce öğretmenleriyle görüştük önce. Ara karnede "sözlü anlatım becerisi" çok iyi değil, iyi gelmişti. Bunun neden olduğunu ve bizim evde neler yapabileceğimizi sorduk. Öğretmenleri de bu iyinin sebebinin Ateş'ten kaynaklanan bir sorun olmadığını, bazı çocukların (ailelerinde konuşulması nedeniyle) daha rahat konuştuğunu ve öğretmenlerle İngilizce konuşmayı tercih ettiklerini, Ateş'in ise (doğal olarak anadili olan) Türkçe'yi tercih ettiğini anlattılar. Bunun kesinlikle kötü bir anlama gelmediğini ve Ateş'in durumunun gayet iyi olduğunu belirttiler. Biz de evde okuldan gelen CD'leri dinleyip, kelime tekrarı yapmaya, önerdikleri web sitelerine girip Ateş'le İngilizce oyunlar oynamaya başladık. 
Sınıf öğretmeni yine Ateş'ten ne kadar çok memnun olduğunu, Ateş'in hiçbir sorunu olmadığını söyledi. Yine bize teşekkür etti. Çoook mutluluk verici bir görüşmeydi. Resim öğretmeni Ateş'in çizdiği resimlerden dolayı ne kadar mutlu olduğunu anlattı. Rehberlik öğretmeni Ateş'in hiçbir sorununun olmadığını söyledi. 
Sonuç olarak bunların hepsi bizi çok çok mutlu eden şeyler. Ayrıca en önemlisi Ateş okulunu ve öğretmenini çok seviyor, okula gittiği için hiç mızmızlanmadı şimdiye kadar. Bundan sonra da böyle devam etmesini umuyor ve diliyorum.  

Salı, Aralık 13, 2011

İnternet ve E-posta

Ateş küçük yaştan beri bilgisayarda oyun oynasa da, internet, e-mail ve facebookla tanışmamıştı. Bizim onun adına aldığımız bir e-mail adresi var uzun zamandır, bu adrese babası ve ben bazı sevdiğimiz şeyleri gönderiyorduk bugüne kadar. Geçen cumartesi günü İpek'le birlikte ipodlarını karıştırırken, bana e-mail göndermiş. Bir kalp var e-mailde ve "anne bu ne" yazıyor. Bana mesaj gönderdiğini söyledi. Bir süre sonra inboxta Ateş'ten mail geldiğini görünce çooook hoşuma gitti. Hatta bayıldım. Ona ayrı bir klasör açtım, Ateş'ten gelen mailleri orda saklayacağım. 
İnternetle ilgili bir süredir ufak ufak sorular soruyordu. Hatta bilmediğimiz, merak ettiğimiz şeyleri hemen iphone'dan bulmamızı istiyordu, ama kendisi hiç internette gezinmemişti sanırım. Dün akşam eve geldiğinde ilk kez meyveler konulu bir proje ödevi getirdi. Bu ödev hafta boyunca hazırlanacak (yerli mallar haftası), gelecek hafta sınıfta sunulacak bir ödevmiş. Ateş'in konusu şeftali. Projeyi hazırlarken internetten faydalanabileceğimiz yazılıydı. Ödevler, yemek, banyo ve çizgifilmden sonra bilgisayarın başına oturduk birlikte. Ona google'ı açıp istediği şeyleri aramayı gösterdim. Önce biraz şeftali konusunu taradık. Şeftaliyi dünyada en çok yetiştiren ülke Çin'miş, hiç bilmiyordum. Türkiye de 6. sıradaymış. Neyse Ateş google'a bir de çilek yazdı, ve çıkan sayfalardan biri de online bir oyun sayfası oldu. Tam da Ateş'in sevdiği tipte oyunlar vardı. Tabi Ateş bayıldı ve yatana kadar bu oyunlardan oynadı. Yatarken "internette oyun oynadım ben" deyip duruyordu. Böylece internetle tam olarak tanışmış oldu. Daha önceden bu blogu ya da başka şeyleri gösteriyorduk tabi ki, ama bu seferki farklıydı. Artık oğlumun hayatında da internet var.
Birkaç gün önce facebook'un ne olduğunu sordu, söyledim. Pek fazla ilgilenmedi. Ben de konuyu kapattım. Bazı arkadaşlarının facebook hesabı var. Ateş kendisi isteyince bizim kontrolümüzde olabilir.

Pazar, Aralık 11, 2011

Okuma

Ateş okumayı acaip ilerletti. Artık kelimelerin anlamlarını çözerek, bazı vurgulamalar yaparak okuyor. Dün, bugün doğumgünü partisine gideceğimiz İdil için hediye almaya kitapçıya gittiğimizde, çok zevk alarak kendine kitaplar seçti. Hep ben ona kitaplar alırdım, artık O kendine kitap alıyor. Kitapçıda gezerek kitap almanın ve okumanın ne büyük keyif olduğunu konuştuk. Evde hemen okumaya başladı. 
Evde biraz İngilizce kelime tekrarına ve öğretmenlerinin evde dinlemesi ve oynaması için verdiği CD'lere başladık. İyi oldu, okulda öğreniyor, ama tekrar yapmak öğrendiğinin kalıcı olmasını sağlıyor. 
Bu sabah babası, abisiyle birlikte Ateş'e 5. sınıf fen testini yaptırdı. Tabi önce soruların ne demek istediğini anlattı Ateş'e. Ateş abisiyle birlikte büyük keyif alarak soruları yanıtladı.
Ateş iki haftadır yeniden tenise başladı. Geçen hafta tek başınaydı. Öğretmeni yanına bir başka çocuk daha bulursak daha iyi olacağını söyledi. Dün İpek'e söyledik, İpek'le birlikte ders aldılar. Bizimki biraz şımarmış, ama genel olarak gayet iyi tenis oynuyor. Piyanoya tekrar ne zaman başlayacağımızı sordum geçenlerde, bana "e zaten öğrendim ya" dedi.

Pazartesi, Kasım 28, 2011

Ara Karne ve Haftasonu

Yine güzel ve hareketli bir haftasonu oldu. Cuma akşamı Ateş'in sınıfından Berke ve ailesi bize geldiler. Çocuklar hareketli bir şekilde oynarken, biz de çok güzel sohbet ettik. İyi vakit geçirdik. Cumartesi günü öğlen evden çıkıp yürüyerek yakınlardaki bir müzeye gittik. Orda İpeklerle buluşup müzeyi gezdik. Ateş boool bol fotoğraf çekti. Bugünkü fotoğrafçılık kulübüne götürdü fotoğraflarını. Sonra bir oyun parkına gittik. Ateş İpek'le birlikte parkta oynarken, biz de termosta götürdüğümüz kahve ve kurabiye ile keyif yaptık. Akşam abiyi de alıp İpeklere gittik. Yedik, içtik, konuştuk, eğlendik.
Pazar öğlene doğru arkadaşlarımızla sözleştik, deniz kenarında tarihi bir kaleyi gezmek üzere buluştuk. Çocukların çok aktif katılımıyla tırmana tırmana gezdik, daracık merdivenlerden surların üzerine çıktık. Ben her zamanki gibi çocuklara rehberlik yaptım. Bu yorucu aktiviteden sonra kaçınılmaz olarak yakın bir yerde yemek yedik. Çocuklar çok eğlendiler. Çok güzel bir gündü. Akşam eve döndüğümüzde çocuklar Aylinlerin verdiği bahçe limonlarıyla nefis bir limonata yaptılar.
Ateş cuma akşamından ödevini bitirdiği için çok rahattı. En önemli şeyi unuttum. Ateş ara karne aldı. İngilizce sözlü anlatım becerisi iyi, diğer bütün maddelerde çok iyi almış. Biraz İngilizce işine ağırlık vermeye karar verdik. Sınıf öğretmeni, Ateş hakkında hep söylediği olumlu şeyleri yazmış. Hem derslerinde, hem de davranışlarında çok iyi olduğunu yazmış Ateş'in. Bununla da gurur duyduk.

Çarşamba, Kasım 23, 2011

Satış

Bugün okulda Ateş'in sınıfının yardım amaçlı pasta satışı vardı. Biz dün akşam Ateş'le birlikte fotoğraftaki kurabiyeyi yaptık, bonibonlu brownie kurabiyesi. Ben kurabiyeyi hazırladım, Ateş de bonibonları dizerek süsledi. Bugün satış için ben de okula gittim. Başka annelerle birlikte çocuklara satış yaptık. Her tenefüste bir yığın çocuk geldi masanın başına. Ateş'le okulda olmak ve onun okul hayatını gözlemek çok güzeldi. Tenefüslerde arkadaşlarıyla nasıl kudurduğunu gördüm, öğlen yemeğini nasıl yediğini, yemek masasındaki arkadaşlarını gördüm. Çok karışan dolabını düzelttim. Öğretmeniyle sohbet ettim, başka annelerle sohbet ettim. Çok güzeldi, çok keyifliydi. 
Alttaki fotoğrafta da Ateş'in babasıyla yaptığı 3 boyutlu yelkenli yapbozu görülüyor.

Pazartesi, Kasım 21, 2011

Haftasonu

Haftasonumuz güzel geçti. Cuma akşamı, Ateş'in anaokulu arkadaşlarından Mehmet Eren'lere gittik, Kozalar ve Yağızlar ile birlikte. Mehmet Eren'in kardeşi Ali Emre de onlara dahil olunca dört erkek çocuk iyice şımarıp kudurdular. Koza onların şiddet içerikli oyunlarına bulaşmadı tabi ki. Neyse, biz aileler olarak güzelce oturduk, keyifli sohbetler ettik. Hatta çocuklar başımızı şişirdiği için, onların okulda olduğu öğle aralarında buluşma kararı aldık. Eve döndüğümüzde Ateş kendi kendine kitap okuyup uyudu. Artık  çok güzel ve akıcı okuyor. 
Cumartesiyi evde geçirdik. Ben Ateş'in küçülen ve benim giymediğim kıyafetlerimizi ayırdım. Dolaplarımızı düzelttim. Ateş evde olmayı özlemişti, bütün gün ya oyun oynadı, ya da son zamanlarda favorisi olan küçük defterlerine yazılar yazdı. Ben dolapları toplarken bir yandan da eski Türk filmlerinden mavi boncuku dinliyordum. Ateş de yanıma gelip kahkahalarla bir kısmını izledi. Akşama abiyi alıp babaannelere gittik. Onların uzun süren bir tadilattan sonra yepyeni olan banyolarında ikisi de keyifle banyo yaptılar. 
Pazar sabahını evde geçirip güzel bir kahvaltı yaptık. Öğlen evden çıkıp açık havada güzel bir yemek yedik. Sonra yine açık havada kahve keyfi yaptık. Bu arada Ateş'in arkadaşlarından Miray'ı, Alber'i ve Koza'yı gördük. Ateş onlarla ayrı ayrı kudurdu. Sonra bowlinge gittik. Cengiz 1., Kaan 2., Ateş sonuncu oldu. Çok eğlendik ve eve döndük. Akşam 9.30'dan sonra uyumak için benimle pazarlık yapan Ateş, 8.30'da kendi kendine uyuyakaldı.

Salı, Kasım 15, 2011

Son Kitaplar






Felaket Henry'nin yeni kitabı çıktı: Felaket Henry Banka Soyuyor. İçinde yeni öyküler var. İki akşamdır iki tanesini okuduk. Felaket Henry'nin gazete çıkardığı öyküde çok güldük. 







Geçtiğimiz haftalarda "Tek mi, Çift mi" adlı kitabı bitirdik. Tek yumurta ikizi Jay ve Ray'in, okulu ve ailelerini kandırarak, okula sadece birisinin gitmesi, diğerinin evde kalmasını anlatan bir kitaptı. Yaklaşık 10 günde bitirdik.













Babasıyla birlikte bu kitabı bitirdiler. Bu bir serinin başlangıcıymış. Serinin devamını almak istiyorlar.











Felaket Henry'yi almadan önce bu kitaba başlamıştık. Aslında çok da güzel ve eğlenceli bir kitaptı, ama "Felaket Henry bu sefer ne yapmış" merakı ağır bastı. O biter bitmez buna döneriz. Daha okumadığımız birçok kitap var.

Cuma, Kasım 11, 2011

Günlük, Paten, Bisiklet

  • Bayram tatili çok güzel ve çoğunlukla açık havada geçti. İki günü deniz kenarında geçirdik. Ateş için çok iyi oldu. Babasıyla birlikte paten ve iki tekerlekli bisiklet sürme çalışmaları yaptılar bol bol. İki tekerlekli bisiklet çalışmasını 1-2 kez daha yapmışlardı, ancak bu sefer çok daha iyi oldu. Sürmeye başlarken biraz zorlanıyor, ama bir kez başladı mı, gayet güzel devam ettiriyor. Babası arkasından koşuyor. Patende de hiç fena değil. Daha önceki yıllarda da birkaç kez kaymıştı. Şimdi de epeyce kaydı, ara ara düşmesine rağmen genelde güzelce kaydı. Ben bu aktiviteler sırasında düşecek diye korktuğum için onlara bakmıyorum, tepki vermemek için izlememeye çalışıyorum. Korktuğumu Ateş'e hiçbir şekilde belli etmiyorum. Tabi ki bana benzemesin, ben bisiklete binmeyi 39 yaşında öğrendiğime ve hiç patenle kaymadığıma göre bu konuda bir örnek oluşturamam zaten.
  • Tatilin diğer günlerini de arkadaşlarımızla açık havada geçirdik. Ateş de arkadaşlarıyla çooook iyi ve keyifli zamanlar geçirdi. Çok güzel oyunlar oynadılar. Sonra bir akşam eve döndüğümüzde günlük tutmaya karar verdiğini söyledi ve hemen yazmaya başladı. Bunda, oynadığı çocukların hepsinin aynı okula gitmesi ve o okulda günlük tutmanın zorunlu olması etkili oldu diye düşünüyorum. Bunun için bir defter ayırdı. Bana da, benim onun için tuttuğum bu günlüğün yanısıra kendisinin de bir günlük tutabileceğini söyledi. Bunun çok iyi bir fikir olduğunu söyledim. Fotoğraftakiler onun ilk iki gün yazdıkları. Bence çok iyi, umarım devam eder. 

Cuma, Kasım 04, 2011

Tatil

Bugün 5 günlük bayram tatiline giriyoruz. Ateş tatil diye seviniyor, ama okulu da çok seviyor. Servisten indiğinde -eğer uyumamışsa- çok aktif oluyor. Sürekli konuşuyor, gün içinde olanlardan kendince en önemli olanları anlatıyor hemen. Eve girince sohbet devam ederken onu banyoya doğru yönlendiriyorum. O kadar pis geliyor ki okuldan, kıyafeti değiştirip başka birşey giydirmek gelmiyor içimden. O konuşmaya devam ederken banyosu bitiveriyor yaklaşık 2 dakikada. Sonra yemek yiyoruz. Yemekten sonra biraz oyun oynuyor, hemen ödeve başlamak istemiyor. 6.30-7 gibi ödevine oturuyor ve bizim manevi desteğimizle hızla ödevini bitiriyor. 
Dün okuldan geldiğinde çantasında bir izin kağıdı olduğunu, onu hemen imzalamam gerektiğini, aksi taktirde bütün sınıfın gittiği gezilere gidemeyeceğini anlattı çabuk çabuk. Hemen imzalattı, çantasına yerleştirmemi istedi. 
Okul başlarken aldığımız çantası eskidi bile. Çekçekli olduğu için yerlerde sürüne sürüne koptu bazı yerleri, çekçek sistemi bozuldu. Bugün ona, oldukça uzun dayanacağını tahmin ettiğim biraz daha büyük bir çanta aldım. Bir de bol yeri olan bir kalemkutusu aldım, bakalım beğenecek mi?
Yarın ve öbür gün deniz kıyısına gideceğiz. Hava son günlerde oldukça soğuduğu halde açık havada olmak iyi olur diye düşündük. Sonraki günler eve döneceğiz. Ateş en az 3 gün evde olmak istiyor.

Salı, Kasım 01, 2011

**Birinci**


  • Ateş okulunda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle düzenlenen resim yarışmasında, 1.-2. ve 3. sınıflar arasında birinci olmuş. Cuma günü elinde bir belge ve hediye edilen boya kalemleri ile geldi. Sahneye çıkmış ödüllerini ve belgesini alırken. Çok sevindik, çok mutlu olduk. Geçen haftalarda kendi kendine bir çizgi roman yaptı. Dün akşam da fineas ve ferb karakterlerini çizdi. O kadar güzel çizmişti ki, karakterler direk tanınıyordu. Bunların fotoğraflarını çekeceğim. 
  • Gittiğim toplantıdan cuma gecesi döndüm. Oğlumu çooook özlemiştim. Son gün artık nerdeyse dakika sayacak hale geldim. O da uyumayıp beni bekledi. O gece birbirimize sarılıp uyuduk. Evde değilken her sabah bir, her akşam da birkaç kez konuştuk. 
  • Cumartesi günü 2 sınıf arkadaşının doğumgünü vardı. Velilerle anlaştık, her ay o ay içinde doğumgünü olan çocukların doğumgünlerini beraber kutlayacağız. Bu ilkti. 8-9 aile gelmişti. Çocuklar altalta üstüste boğuştular. Gerçekten sürekli bir boğuşma olayı vardı. Ateş de onların arasındaydı. Okulda kimbilir neler yapıyorlar, diye konuştuk velilerle. Ateş gayet güzel boğuşuyordu herkesle, görünürde yerlerde yuvarlanan yaramaz bir oğlan çocuğuydu. Ben de kendi başının çaresine bakabiliyor diye çok sevindim. 
  • Bu sabah babasının ve benim evlilik yıldönümümüzü bizi öperek kutladı. 

Pazar, Ekim 23, 2011

Felaket Henry

Haftasonumuz güzel ve keyifli geçti. Cuma akşamı abi ile oyun ve ödev vardı programda. Sonra Ateş resimli cumartesi programı yaptı. Cumartesi günü neler yapacağımızı anlatan bir resim çizdi. Cumartesi olunca önce kahvaltı, sonra oyun ve bitmeyen ödevler halledildi. Öğlen Ateş'in isteği üzerine onun seçtiği bir cafeye yemeğe gittik. Dördümüz keyifli bir yemek yedik. Ateş çooook severek tavuk şnitzel yedi, zaten dışarda çoğunlukla bu yemeği yiyor. Sonra, bir gün önceden biletlerini aldığımız Felaket Henry filmine gittik. Ateş reklamlarını görür görmez gitmek istemişti zaten. Ozan, İpek, İdil ve Can da geldiler. Çocuklar filmi sevdiler, ama bize göre başarılı bir senaryo değildi. Sadece kitaplardaki hikayeleri bile kullansalar çok daha başarılı bir film olurdu. Yine de çocuklar keyifle izledi. Sinemadan sonra babanneye uğradık, sonra eve geldik. 
Bugün ise öğlene kadar evde vakit geçirip, öğleden sonra açık havaya çıktık. Çocuklar güneşli havada güzelce oynadılar, biz de keyifle oturduk. Eve geldiğimizde Ateş, ödevlerin bitmiş olmasının verdiği rahatlıkla televizyon keyfi yaptı, şimdi oyun oynuyor. Son haftalarda, hatta aylarda sürekli çok bölümlü oyunlar kuruyor.
Ben yarın bir iş toplantısına gidiyorum, cuma akşamı döneceğim. Zaten iki yılda bir gidiyorum, ama bu bile çok zor geliyor. Herhalde bir daha oğlumdan ayrı hiçbir yere gitmeyeceğim. Kendi isteyerek gideceği zamana kadar ben ona yapışık yaşayacağım.

Pazartesi, Ekim 17, 2011

Veli-Öğretmen Görüşmesi

Cumartesi sabahı ilk planlı veli-öğretmen görüşmesine gittik. Planlı derken okulun planını kastediyorum tabi. Ben gerçekten heyecanla bekledim Ateş'in öğretmenleriyle görüşmeyi. Ateş'in okulda nasıl olduğunu, derslerde neler yaptığını, arkadaşlarıyla nasıl iletişim kurduğunu çooook merak ediyordum. Cumartesi abi de bizimleydi, hep birlikte gittik. Çocuklar bahçede arkadaşlarıyla oynadılar. Önce sınıf öğretmeni Çiğdem Hanım'la görüştük. Biz sınıfa girer girmez öğretmeni hemen Ateş hakkında süper şeyler söylemeye başladı. Ateş sınıfın en iyi öğrencisiymiş. Onunla ders yapmak çok güzelmiş. Her verileni alıyor ve uyguluyormuş. Özgüveni yüksekmiş, davranışları çok iyiymiş. Hem akademik, hem de sosyal anlamda çok başarılıymış. Arkadaşları arasında çok aktifmiş, bütün sınıf arkadaşları Ateş'i çok seviyormuş. Özellikle yanında oturan Yağız isimli arkadaşıyla çok iyi anlaşıyomuş. Biz bunların karşılığında sadece teşekkür edebildik öğretmenine. Öğretmeni de böyle harika bir çocuk yetiştirdiğimiz için bize teşekkür etti. Görüşme bir dakika daha devam etse, öğretmenin karşısında ağlayacaktım mutluluktan. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Özellikle sosyal bir çocuk olmasına ve hemen pek çok arkadaş edinmesine çok sevindim. Sonra İngilizce öğretmenleriyle görüştük. İkisi de Ateş'in çok iyi olduğunu, hiçbir problemin olmadığını anlattılar. Birisi yine bize teşekkür ederek, "Ateş, gerçekten de ateş gibi bir çocuk" dedi. Rehberlik öğretmeni hiçbir sorununun olmadığını söyledi. Müzik, görsel sanatlar, bilişim teknolojileri ve beden eğitimi öğretmenleriyle görüşemedik, abi çok sıkılınca zaman problemimiz çıktı. Cengiz, Ateş'i en çok gören ve en önemli öğretmenlerle görüştüğümüzü söyledi. Ama ben bu durumdan hiç hoşnut olmadım. Bir dahaki görüşmede ben kendim gidip bütün öğretmenleriyle görüşeceğim. 
Aslında mutlaka belirtmem gereken bir konu var: Benim için Ateş'in okulda mutlu olması en önemli şey, ve Ateş ilk günden beri okulunu, öğretmenini çok seviyor. Öğretmeninin, yan şubenin öğretmeni gibi kızgın olmamasından (kendi ifadesi) dolayı çok mutlu. Okula kesinlikle severek gidiyor. Biliyorum henüz erken, ama bir aksilik olmazsa, başladığı gibi gitmesini umuyorum herşeyin. Ateş'in okuldaki mutluluğu benim için çok önemliyken, bir de üstüne öğretmenlerinden bu güzel şeyleri duymak işin bonusu. Çoooook sevinçli ve mutluyum. 
Ateş'in anneannesini arayıp onlara da bu haberi verdim. Annem de benim çok benzer şekilde geçen veli toplantılarımı hatırlattı. Bu durumun yalnızca kendisinden kaynaklandığını iddia eden Cengiz'e ithaf olunur :))

Çarşamba, Ekim 12, 2011

Ödev

Bu Ateş'in 2 gün önceki ödevi. Ödeviyle yıldız almış. Benim çok hoşuma gitti. Genelde ödevlerini çok kısa zamanda ve çok güzel yapıyor. Bazen ödev başına oturtmak zor olabiliyor, ama oturduğu zaman 5 dakikada bitiriyor.  

Pazar, Ekim 09, 2011

Anasınıfı Buluşması

Bu sabah Ateş'in anasınıfındaki arkadaşları ve aileleriyle buluştuk kahvaltıda. Koza'nın annesinin organizasyonuydu. Çok iyi oldu. Sınıftan Ateş, Koza, Mehmet Eren, Cem, Yağız ve Miray vardı. Çocuklar birbirlerini görünce çok sevindiler. Gerçi çocukların 4 tanesi başka bir okulda aynı sınıfta, Ateş'in de aralarında olduğu 4 tanesinin de 3'ü aynı sınıfta, biri de yan sınıfta.  Ama yine de birarada olmayı çok özlemişler. Arkadaşlıkların (hem küçükler, hem de büyükler) devamı için ayda 1 kez buluşmaya karar verdik.   

Cuma, Ekim 07, 2011

Matematik

Ateş matematiği çooook seviyor. Sürekli ona matematik soruları sormamızı istiyor. Soruları bildikçe de inanılmaz keyif alıyor. Okulda matematik dersinde rakamları yazmayı yeni öğreniyorlar, ama Ateş için bunlar tabi ki yeni değil. O soruları bildikçe babası da soruların seviyesini yükseltti. İki noktadan birbirine doğru yola çıkan arabalardan, akıntıya karşı belli bir hızda yüzme hesabına kadar pek çok soruyu, bizim şaşkınlığımıza bakmadan doğru olarak yanıtlıyor. Sayıların karesi kavramını, eksi sayıları biliyor. Eksilerle artıları topluyor. Gerçekten inanamıyorum. Bakalım gelecekte neler olacak?

Salı, Ekim 04, 2011

Fotoğrafçılık

Okul çok iyi gidiyor. Okuldan mutlu geliyor, okula gitmeyi seviyor. Ödevlerini mutlaka, hızla yapıyor. Bu durumdan çoooook memnunuz tabi ki. Umarım hep böyle devam eder. Haftada bir saat olmak üzere kulüp dersleri var. Ateş fotoğrafçılığı seçti. İki haftadır gidiyor. Bu haftaki ödevi evde fotoğraf çekmekti. Eve gelir gelmez de bol bol çekti. Gelecek hafta flash diskle okula götürecek çektiği fotoğrafları. Ayrıca kulüpte başkan yardımcısı seçilmiş. Kulüpte toplam kaç çocuk var, bilmiyorum. Ateş'in oy verdiği Edasu başkan olmuş, Edasu da Ateş'e oy vermiş, Ateş de başkan yardımcısı olmuş. 
Bugün öğretmeniyle konuştum. Yarın Cengiz'le birlikte öğretmeniyle görüşmeye gideceğiz. Telefonda öğretmeni, Ateş'in harika bir çocuk olduğunu söyledi ve bunun için bize teşekkür etti. Çoook sevindim, öğlen Cengiz'le buluşmuştuk, birbirimizle bu konuyu konuşup konuşup mutlu olduk. 

Perşembe, Eylül 29, 2011

Bilinçaltı

Geçen akşam Ateş'le, son zamanlardaki favori kart oyunumuz olan uno'yu oynuyorduk. Pek çok oyunda bilerek yeniliyorum, bazen de yeniyorum tabi. Ama daha nadiren. O akşam uno oyunumuzda Ateş beni üstüste 4 kez gerçekten bileğinin hakkıyla yendi. Ama benim bilerek yenildiğimi sandı. Bana 'anne, sen bilinçaltında bana yenilmek istiyorsun' dedi. Evet, gerçekten bunu dedi.

Salı, Eylül 27, 2011

Ela-Lale vs.

Bu Ateş'in dün akşamki ev ödevi. Bugün kıyafetler için okula gittim, öğretmeniyle de konuştum. Ateş'in gayet iyi olduğunu, hiçbir problemi olmadığını söyledi. Zaten okula gerçekten de severek gidiyor. Eve çoook aç gelip hemen yemeğini yiyor, biraz da dinlenip çok kısa sürede ödevini bitiriyor. Umarım hep böyle devam eder. 
Okulda teneffüsü bekleyip Ateş'i de gördüm. Bana arkadaşlarını gösterdi. Onu okuldaki haliyle görmek çok ama çok güzeldi. Defterini kitabını almış, okul kıyafetleriyle diğer çocukların arasına karışmıştı. Çooook tatlıydı. 
Şimdi eve, onu karşılamaya gidiyorum.

Pazartesi, Eylül 26, 2011

Tabi ki yine okul

1. sınıfa başlayıp da okuldan bu kadar sık bahsetmemek imkansız herhalde. Bizim için pek çok değişiklik var. Öncelikle, okul şimdilik çok iyi gidiyor. Bir sıkıntımız yok. Ancak Ateş'in sorumlulukları çok arttı. Örneğin, okulda herşeyinden kendisi sorumlu. Serviste neler yapıyor, çantasından neler çıkıyor, neler geri giriyor, ödevler ne, giysiler vb. pek çok sorumluluğu var artık. Ödev konusunda şimdiye kadar hiç sıkıntı yaşamadık. Servisten iner inmez ödevlerini söylüyor. Çoğunlukla da çabucak yapıyor. Çantasında da bir problem olmadı. Ama giysiler konusunda ilk karışıklık geçen cuma günü oldu. Cuma günü beden eğitimi dersi olduğu için yazlık eşofmanıyla okula gidecekti. Ama cuma sabahı acaip bir yağmur yağdı, ben de mecburen kışlık eşofman altı ve kapüşonlu üstünü giydirdim. Ayrıca yanına yazlıkları yedek olarak koydum. Bir de okulda normal okul kıyafetlerinin yedekleri var. Tabi bu kadar giysi bir arada olunca bizimki hepsini karıştırmış. Beden eğitimi dersinden çıkınca güzelce okuldaki yedek kıyafetlerini giyinip gelmiş. Bunda bir problem yok. Ancak üzerinden çıkardıklarını dolabına bırakmış ve nasıl olduysa Berke isminde bir sınıf arkadaşının bütün kıyafetlerini alıp eve gelmiş. Neyse kendi giysilerinin bir kısmı dolabında imiş (güvenlikten öğrendim), inşallah bugün unutmazsa getirecek. Kaybolan varsa da ne yapalım yenisini alacağız. Ama Ateş'e hak veriyorum. Bugüne kadar giyinip soyunma işini kendi yapsa da, üzerinden çıkardığı giysiler hakkında hiçbir sorumluluğu olmadı çocuğun, ben vermedim yani. Artık öğrenecek, kendi eşyalarının peşinde koşacak, bulacak, çantasına koyacak. Dün akşamdan itibaren kendi çantasını da kendisi hazırladı. Bugüne kadar ben hazırlayıp ona gösteriyordum. Ama kendisi hazırlasın ki, çantasındakiler hakkında ve okula ne götürdüğü hakkında daha fazla bilgi sahibi olsun. 
Serviste sıkıldığını söylediği için, babası Ateş'e geçen hafta bir mp4 player aldı. İçine de video ve müzik koydu. Şimdi serviste istediği zaman brşeyler dinleyerek ya da izleyerek zaman geçiriyor. İlerde serviste de arkadaşlıklar daha eğlenceli olur belki...

Cuma, Eylül 16, 2011

Uyku

İlk kez erkenden kalkmak zorunda kaldığı salı sabahı ben uyandırdım Ateş'i. Ama bugün de dahil olmak üzere ondan sonraki her gün kendisi uyandı. Hem de tam zamanında. 6.45'te kalkıyor. Kendine gelme, tuvalet, kahvaltı ve giyinme seanslarından sonra 7.25'te evden çıkıyoruz. 7.30'da da servis geliyor. Okul çıkışı da ben işten çıkıp geliyorum, servisi bekliyorum, Ateş'le birlikte eve çıkıyoruz. (Sonra servis saati 7.40 olarak değişti, daha iyi oldu.)
Bugünün cuma olmasına çok sevindi. Akşam istediği saatte uyuyabilecek çünkü. Bence yine erkenden sızacak ama olsun, psikolojik olarak daha rahat olacak. Sabah evden çıkarken, neee bugün de mi 8 saat ders var, diye sızlanıyordu. Biraz erken mi başladı acaba?

Perşembe, Eylül 15, 2011

Ödevler


  • Ateş'in ödevleri başladı. Dün ve bugün akşam ödevlerini yaptı, biz de başında durup doğru yapmasını ve odaklanmasını sağlamaya çalıştık. Çünkü dikkati anında dağılıyor. Bir harf yazıyor, sonra oyuna dalıyor. Bu ödev yaptırma işi cidden zor galiba. Olsun, birlikte hallederiz. Bugünkü ödevi 5 sıra e harfi yazmaktı. Bakalım ilk haftasonu ödevimiz ne kadar olacak. 
  • Dün ve bugün okulda abisiyle buluşmuşlar. İkisi de çok sevinmiş. Aynı binada değiller, ama hergün törenlerde biraraya geliyorlar. 
  • Hafta başından beri kendi öğretmenleriyle yaptıkları dersler haricinde İngilizce, müzik, beden eğitimi ve sanat dersleri yaptılar. Henüz haftalık ders programı belli değil. Ertesi gün okula ne götüreceğini Ateş söylüyor. Öğretmenleri ertesi gün için ne istediyse, eve gelip bana söylüyor. Hala kaplanacak kitap ve defterler oluyor. Onları kaplıyorum, çantasını hazırlayıp içinde neler olduğunu gösteriyorum. O kadar titizlendiğim halde dün kalemkutusunu çantasına koymayı unutmuşum. Benim yüzümden zor durumda kalmış. Çok kızdı. Ben de bir daha çok daha dikkatli olacağımı, ama kendisinin de bana hatırlatması gerektiğini söyledim. Henüz bu olayı unutmadı. Sürekli unutkanlığımı yüzüme vuruyor.
  • Hala servisten indiğinde çok aktif, sürekli konuşuyor, gün içinde neler olduğunu hiç nefes almadan ve sürekli hareket halindeyken anlatıyor. Ev programımız ise genellikle banyo, yemek, ödev, oyun, televizyon ve uyuma şeklinde gerçekleşiyor. 
  • Dün gece ateşlendi. Biz de ateşölçerini ve minik kaplara koyarak ilaçlarını çantasına koyduk. Öğretmeninin gözetiminde kendi ateşini ölçerek ilaçlarını içmiş. 
  • Pazartesi okulun 1. sınıf velileriyle toplantısı varmış. 
  • Genel olarak herşey yolunda. 

Salı, Eylül 13, 2011

Okul

Dün okulun genel açılış töreni oldu. Yine yarım gün, birlikte gidip geldik. Dün Ateş'in kendi servisini, servis şoförünü ve hostes ablayı tanıdık (Ateş'in şoförü bu sene yeni başlamış. Eski çalışanlar görünüşte daha fazla güven veriyorlardı. Bu şoför daha genç. Ben tedirgin olarak servis şirketine, şoförleri neye göre işe aldıklarını sorunca, Cengiz benden utanarak dışarıya kaçtı). Bu sabah gerçek ve tam bir okul günü için hazırlandık. Güzelce kahvaltısını yapıp servisle gitti okula. Serviste yan bloktan iki çocuk ile bir arkadaşımızın kızı da var. Asra abla, 8. sınıfa gidiyor. Serviste Ateş'i tanıyan bir abla olması fikri çok hoşuma gitti. Gün boyu 8 ders yaptılar. İngilizce ve müzik dersi de varmış bugün. Babasının ısrarıyla kantini keşfetmiş bugün. Kendisine çubuk kraker almış. Servisten geldiğinde çoook keyifli ve mutluydu. Sürekli konuştu ve hareket etti. Dünyanın en güzel 1. sınıfıymış, öyle söylüyor. Daha önce de dünyanın en güzel anaokuluna gitmiş (Hatta ilerde Koza ile kendisinin çocuğu olunca da kendi gittiği anaokuluna götürecekmiş). Hemen banyo yaptırdım. Müzikten kısacık bir ödevi varmış. Banyodan sonra hemen onu yaptı. Kaplayıp etiketlemem için okuldan bir kitap getirmiş. Diğer bütün kitap ve defterlerini pazar gecesi kapladık. Ben herhalde en son lise sonda (86 sonu) kitap defter kaplamış olmalıyım. yani 25 sene geçmiş. Ama gördüm ki insan pratiğini unutmuyormuş. Şimdi bütün defter ve kitapları şeffaf defter kabıyla kaplı. Sadece bazı küçük defterlerini daha önceden aldığımız hotwheels kaplarıyla kapladık. Görüşebileceğimiz ilk zamanda öğretmeniyle görüşeceğiz. Şimdilik çok iyi bir başlangıç yaptı gibi duruyor. Umarım böyle devam eder.

Cuma, Eylül 09, 2011

Okul başladı :))))


  • Ateş dün ilkokul 1. sınıfa başladı. Sabah üçümüz birlikte okula gittik, öğretmeniyle birlikte sıra olup sınıflarına girdiler. Anaokulundan 2 arkadaşıyla daha aynı sınıfta. Onların sınıflarının olduğu binaya biz velileri almadılar. Okul yöneticilerine hak vermekle birlikte, yine de minicik aralıklardan çocuğumuzu görmeye çalıştık. Ateş gayet iyiydi, keyfi yerindeydi. Tenefüslerde bahçede hemen koşup oynamaya başladılar. Derslerden sonra öğle yemeklerini yediler. Servisle eve döndü, biz de servisin arkasından onu takip ettik. Evde okulunun dünyanın en iyi okulu olduğunu söyledi. Eski arkadaşlarının yanısıra, yeni arkadaşlar da edindiğini anlatı. 
  • Pelin teyzesi, anneannesi, babaannesi, dedesi, benim kuzenim, arkadaşlarımız, kendi arkadaşları vb. pek çok kişi bizimle heyecanlandılar, sevindiler. Hep söylediğim gibi, Ateş'ten çok ben heyecanlıyım. Sevinçliyim, mutluyum. Umarım okul hayatı çooook iyi geçer, çoooook mutlu olur okulda. 
  • İki gündür sadece kalemkutusuyla gitti okula, bundan sonra kendisinin seçerek aldığı bakuganlı çantasıyla gidecek. Bugün servisle gitti, üç ders yapmışlar, yemeklerini yiyip servisle geldiler. Pazartesi sabahı okulun genel açılış töreni var, ona da hep birlikte gideceğiz. Salıdan itibaren rutin okul hayatı başlıyor. Bakalım nasıl geçireceğiz bu yılı...
  • Geçen salı günü okula gidip servis ve yemek kayıtlarını yaptırdık, kitaplarını, kırtasiye malzemelerini ve kıyafetlerini aldık. Çok keyifli bir gündü benim için. 
  • Odasında eşyalarının yerlerini değiştirdik. Okul hayatına daha uygun bir yerleşim oldu, kendisi de biz de çok beğendik odanın yeni halini. Çalışma masasını pencerenin önüne koyduk. Perdelerini çıkartıp jaluzi aldık. Birkaç sene sonrası için daha güzel oda planlarım var.
  • Bir türlü yazamadığım uzun bayram tatilimiz çok güzel geçti. Pelin teyze bizimleydi. Hava ve deniz güzeldi. Bol bol yüzdük, gezdik. Tatilin ikinci yarısında arkadaşlarımız (Ömür ve ailesi) de geldiler.   Hepimiz için çok iyi oldu, eğlenceli bir tatil geçirdik. Sonra Pelin teyzeyi yolcu ettik. Bu sefer evde vakit geçiremedik onunla, neyse bir başka sefere. 

Perşembe, Ağustos 25, 2011

Oyun Kurucu

Dün akşam Pelin Teyze geldi. Ateş pek bir keyifli. Eve gelir gelmez Pelin teyzesine diplomasını gösterdi. Sonra yılsonu gösterisindeki fotoğrafları ve videoları gösterdik. Diploma törenini izlerken onun bile gözleri doldu. Sabah Ateş gayet aktif şekilde uyandı. Gözünü açar açmaz Pelin teyzesinin yatağına koştu. Kahvaltı hazırladık ve beraber kahvaltı yaptık. Ateş tahin pekmez karışımı hazırladı ve ekmeğini batırarak güzelce yedi. Şimdi onları evde bırakıp işe geldim. İşten sonra da gidip onları alacağım, beraber dışarda biraz vakit geçireceğiz. Yarın da 8 gün kalmak üzere denize gidiyoruz. 
Ateş son zamanlarda inanılmaz bir oyun kurucu oldu. Hemen her konudan kendine oyun çıkarabiliyor. Araba yolculuğu sırasında bile yol kenarına, ağaçlara vs. bakarak level level oyunlar kuruyor. Her oyununun birkaç dünyası, onların içinde çok sayıda level'ı oluyor. Kendi kendine ya da arkadaşlarıyla bu oyunları oynuyor. Bu bizim çok hoşumuza gidiyor. 

Perşembe, Ağustos 18, 2011

Can sıkıntısı

Son günlerde Ateş'in canı sıkılmaya başladı. Bu yaşına kadar en azından evde canı hiç sıkılmıyordu. Bir şekilde oyalanıyordu. Ancak bu yaz ilk kez gerçekten evde sıkılmaya başladı. Bazen sabah gözünü açar açmaz sıkılmaya başladığını söylüyor. Evde onu oyalayacak çok şey var aslında. Ama eskisi kadar mutlu değil evde. Haftasonları ve bazen haftaiçi de deniz kıyısına gidiyoruz, ama orası da Ateş için ev gibi. Neyse önümüzdeki haftanın ortasında Pelin teyze geliyor. Ateş de, abisi de heyecanla bekliyorlar onu. Sonra hep birlikte bayram tatilini geçirmek üzere denize gideceğiz. Ordan döndükten birkaç gün sonra da Ateş'in okulu başlayacak zaten. Yani bu yazı atlattık. Ama gelecek yaza kesinlikle tatil, yolculuk, gezi ve aktiviteler planlayacağım. 

Perşembe, Ağustos 11, 2011

Abur cubur

Şimdiye kadar Ateş'e kısıtlama getirdiğim herhalde tek konu abur cubur idi. Sağlıklı beslenmesine bu kadar özen gösterirken (iki senedir bütün yiyeceklerimizi Pınar Hanım'dan alıyorum, daha önce de başka yerlerden getirtiyordum, herşeyi mevsiminde, taze ve sağlıklı hazırlamaya çalışıyorum, arkadaşlarım benimle dalga geçiyorlar) ne oldukları belirsiz bazı zararlı şeyleri yemesini tabi ki hiç istemedim. Onun dışında televizyon ya da bilgisayar oyunu gibi konularda kısıtlama yok, zaten belki de bu nedenle onlara düşkünlüğü de yok. Ancak abur cuburda öyle bir hale geldik ki, ne hediye alsak, bir paket cips kadar sevindirmedi onu. Etrafta cips yiyen birini görünce hayran hayran bakmaya başladı. Neyse babasının ve bir arkadaşın önerisiyle yaklaşık 1 ay önce abur cuburu serbest bıraktım. Yasak olana aşırı ilgi oluyor. Kendisine bunu bildirdik, tabi ki büyük sevinçle karşıladı. Zaten tatlılarla çikolatalarla çok da fazla ilgisi yok. Esas olay cips. Neyse o günden beri sık sık ve çok miktarda cips yiyor. Çooook keyif alıyor. Bunun zaman içerisinde bir doygunluğa ulaşmasını umuyorum. Sanki son zamanlarda biraz biraz doygunuk oluyor gibi. Bazı paketleri yarım bırakmaya başladı. Bakalım önümüzdeki günlerde neler olacak...

Çarşamba, Ağustos 10, 2011

Ölüm Korkusu

Ateş'te son zamanlarda yaşıyla uyumlu şekilde bir hafif bir ölüm korkusu gelişti. Bunu daha önce okumuştum. 6 yaş civarında çocuklar ölümü farketmeye başlıyorlar, genellikle de bir korku gelişiyor. Ateş de, babasının ve benim, özellikle de benim ölmemden çok korkuyor. Bazen geceleri rüyasında görüyormuş (Bunda araba yolculuklarımız sırasında ara ara sıkılarak yol kenarındaki mezarlıkları babasıyla birlikte ziyaret etmesinin de katkısı olabilir). Ben de ona anlatmaya çalışıyorum. Bu sabah ona; kimsenin ne zaman öleceğini bilmediğini, ancak benim de babasının da çok yaşlanıncaya kadar ölmeye hiç niyetimizin olmadığını, hastalanmamak ve sağlıklı olmak için kendimize iyi bakmaya çalıştığımızı anlattım (babasının sigara alışkanlığı haricinde). O zaman rahatlayarak kendi 100 yaşına geldiğinde benim kaç yaşında olacağımı sordu. Aslında kendi ölümünden de korkuyor, anne ben sağlıklı besleniyorum değil mi, ara sıra cips yemekten birşey olmaz değil mi, diye sordu. Tabi ki olmaz, diyerek onu rahatlattım. Umarım bu korku yakında geçecektir. 

Pazartesi, Temmuz 25, 2011

Denize Atlama

  • Ateş cumartesi itibariyle, abisinin yardımıyla denize atlama olayını tamamen çözdü. Artık iskeleden, dubadan, her yerden, kafası tümüyle sulara gömülecek şekilde atlıyor. Ayrıca rahatlıkla dalarak yüzüyor. Denizin içinde bacaklarımızın arasından dalarak geçiyor. Çok da keyif alıyor. Bu işi de hallettiğine seviniyorum. Haftasonu hem abisiyle çok güzel oynadılar, hem de dün gelen okuldan iki arkadaşı Mehmet Eren ve Yağız'la oynadı. Evi özlemiş bir şekilde döndü, şimdi evde. 
  • Orda Toprak Efe'yle birlikte onların odasında gizlice haribo yerken Toprak Efe'nin annesine yakalanmışlar. Annesi, neden haber vermeden yediklerini sormuş. Ateş de Toprak Efe'ye dönerek "Yaa Toprak Efe keşke haribonun kutusunu atsaysın, böyle yakalanmazdık" diye çıkışmış. Çooook güldük buna. 
  • Akşam eve dönüş yolculuğunda ilerde seçebilecekleri meslekleri konuşurken, Ateş şimdilik doktor ya da öğretmen olmak istediğini söyledi. Sonra köpek gezdirmenin meslek olup olmadığını sordular. Meslek olduğunu duyunca Ateş listesine onu da ekledi. Babası eğlenceli bazı mesleklerden bahsedince aralarından bazılarını beğendi ve "lunapark görevlisi olmak da iyi fikirmiş" dedi. Ayrıca abisi de Ateş de fotoğrafçılık da yapmak istiyorlarmış.

Cumartesi, Temmuz 23, 2011

Ateş'in İstekleri

Ateş bugün çok sıkıştığı bir anda, "şu anda en çok istediğim 4. şey çişimi yapmak" dedi. Ben de doğal olarak ilk 3 şeyi sordum. Şöyleymiş:
1. Kral olmak
2. Hiç yaşlanmamak ve ölmemek
3. Sihirbaz olmak.

Çarşamba, Temmuz 20, 2011

Tatile Devam

Tatile devam ediyoruz. Yani Ateş ediyor. Biz de kısa aralıklarla ona eşlik ediyoruz. Hayatından gayet memnun. Sabah istediği saatte (genelde 7.30 civarı) kalkıyor. Evdeysek televizyon izliyor, oyun oynuyor, keyif yapıyor canının istediği gibi. Denizdeysek, kumda oyun oynuyor (çoook seviyor bunu), birlikte denize giriyoruz, yüzüyor, eğleniyor, gece yatmadan önce televizyon seyrediyor. Her koşulda geç yatıyor.
Geçen hafta içinde bir gün çok isteyerek benim işyerime geldi. Önce öğlen onun sevdiği bir cafede birlikte yemek yedik. Sonra işyerime geldi, birlikte laboratuvarları gezdik. Mikroskopta hücreleri inceledi. Elektron mikroskopta 12000 kez büyütülmüş hücreyi ve organellerini gördü. Organellerin ne işler yaptığını anlattım ona. Sonra odamda bilgisayarla oynadı. Bol bol konuşup gevezelik yaptı. Sonra da birlikte playlande gittik, atlama zıplama yerinde sırılsıklam olana kadar zıpladı. Biraz da alışveriş yapıp döndük. Denize gittiğimizde Ateş'in ve abisinin kuzenleri Lal ve Alp'le onların kuzenleri Şan ve Sim gelmişti. Bazen birlikte, bazen ayrı ayrı oynadılar. Tam bizim döneceğimiz gün Kaan'la Şan tartıştılar, birazcık küs ayrıldılar, birbirlerini çok sevmişlerdi, bu sene biraz ayrı düştüler. 
Ateş yarın da babasının işyerine gidecek, bir de sürekli burnunun üzerine düşen gözlüğünü değiştirecekler.

Pazartesi, Temmuz 11, 2011

Tatil

Geçtiğimiz haftanın 5 gününü deniz kenarında geçirdik. Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri geldi, Lal ve Alp, tabi ki aileleriyle. Çocuklar yine çok eğlendiler, çok iyi zaman geçirdiler. Alp çok büyümüş, çok tatlı, her işini kendi halleden bir çocuk olmuş, bayıldım. Ateş'e "abi" dediği için Ateş de pek sevindi. Bu tatilde en büyük kuzenler olan Kaan ve Lal'in arasına Ateş de katıldı. Geçen senelerde de ara ara birlikte oynasalar da, bu seneki gibi değildi. Bunda Ateş'in yüzmeyi, dalmayı, rahat rahat suya batmayı öğrenmesinin ve yaşça büyümesinin de çok etkisi oldu. Üçü hep birlikte oynadılar. Ayrıca haftasonu kendi okulundan arkadaşları Erinç ve Yağız da geldiler. Onlarla da bol bol oynadı, çok iyi oldu.
Ateş bol bol yüzdü, oynadı, keyif yaptı. Dün gece eve döndük. Ama haftasonu kuzenler yine gelecekler, yine denizde buluşacağız.

Pazar, Haziran 26, 2011

Güneş Tutulması

Yine hızlı ve eğlenceli geçen bir haftasonundan sonra unutmadan şu konuşmayı yazmam lazım:
Arabadayız ve hep birlikte Manga'nın bir şarkısını dinliyoruz. 
Şarkının sözleri şöyle:
"Her sabah doğan güneş, bir sabah doğmaz oldu" 
Ateş'in sorusu:
"Bu şarkı güneş tutulmasını mı anlatıyor?"

Cuma, Haziran 24, 2011

Pijama Partisiiiiii

Geçtiğimiz salı günü Ateş'in okulunda, sadece 6 yaşlar için özel olarak organize edilen pijama partisi vardı. Ateş 1 senedir bu günü bekliyordu. Okulu bu işi öyle güzel organize etmiş ki, çocuklar günlerce önceden heyecanlanmaya başladılar, bu günü beklediler. Pijama partisinde gerçek diplomalarını alacaklarını öğrendiler. 
Öncelikle o gün okula gitmediler. Zamanlarını evde dinlenerek geçirdiler ki, akşama bol bol enerjileri olsun. Evde booool yedek kıyafet, pijama, su tabancası, yastık, çarşaf, pike hazırladık. Saat sayarak akşamı bekledik. Saat 5'te okula gittik. Bütün çocuklar minik bavullarla gelmişlerdi. Birbirlerini görünce (sanki hiç görüşmüyorlarmış gibi) sevindiler. Biraz okulda vakit geçirdikten sonra 6 gibi okuldan ayrıldık biz aileler olarak. Bu arada okulda hazırlıklar tam gaz devam ediyordu. Sonradan öğrendiğimize göre barbekü partisi ile başlamışlar, bahçeyi süslemişler, su savaşları yapmışlar, ışıklı pek çok oyuncak oynamışlar. Her biri gökyüzüne ışıklı balon uçurmuş, artık hepsinin gökyüzünde birer yıldızı varmış. Sandalye kapma yarışması yapmışlar, Ateş kazanmış. Sonra yatmak için içeri geçmişler, bu arada diplomalarını almışlar. Gece saat 1.30'da Ateş diplomasına sarılıp uyumuş. İlk uyuyan Ateş olmuş. Sabah uykulu uykulu kalkıp bahçede güzel bir kahvaltı yapmışlar. Öğlen gibi de biz gidip çocukları aldık. Çok eğlenmişti, çok da yorgundu. Gerçekten hayatı boyunca unutamayacağı bir gece geçirdi. Öğretmenlerinden öğrendiğim kadarıyla bizimki uyurken sürekli hareket halindeymiş, şaşırılacak birşey değil benim için, evde de öyle. Sürekli üstünü örtmeye çalışmışlar, evde de hiç örttürmez üstünü. Ama öğretmenlerine bunu söylemediğim için gece boyunca üstünü örtmüşler.
Bu gece sayesinde hem çocuklar çok eğlendi, hem de hep birlikte ayrı kalma eğitimi aldık. Çocukların çoğu ilk kez ailesinden ayrı bir yerde kalmış oldu, aileler de ilk kez çocuklarının farklı bir yerde kalmasına alışmaya çalıştı. 
Sonuç olarak harika bir organizasyondu, okula ve öğretmenlerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü çocuklarımız için bu mükemmel geceyi planladılar. Bütün personel ve bütün öğretmenler, okul müdürü ile birlikte çocuklarla kaldılar. Çocuk başına nerdeyse iki yetişkin düşüyordu. Ateş 3 yıl o okula gittiği için çok mutluyum, çok doğru bir karar olduğunu çok iyi anladım. Ateş iki gündür diplomasını herkese gösterip, onu almak için 3 yıldır çalıştığını anlatıyor. Diploma onun için çok özel.
O gece biz de bazı ailelerle birlikte okula yakın bir yerde yemek yedik, güldük, eğlendik. Çok güzel bir gece geçirdik, hatta bir ara çocukları ziyaret bile ettik, onlarla dans ettik. 
Unutamayacağımız harika bir gün oldu.

Pazartesi, Haziran 20, 2011

Haftasonu ve Babalar Günü

Ateş harika bir haftasonu geçirdi. Cuma akşamından başlayım. Okuldan onu almaya gittiğimizde tabi ki önce bahçede 1-1,5 saat oynadı arkadaşlarıyla, sonra deniz kenarına doğru yola çıktık. Yolda giderken sevdiği şarkıları dinledik birlikte, biraz mısır yedi, sonra da uyuyakaldı. Oraya vardığımızda hiçbir şekilde uyandıramadım. Neyse erkenden uyumuş oldu, ertesi güne erken başladı. Aslında daha iyi oldu. Cumartesi sabahı önce İpekler, sonra da Kozalar geldiler. Çocukların üçü denizde kumsalda oyunlar oynadılar, yüzdüler, eğlendiler. Biz de anne-babalar olarak kumsalda oturduk, sohbet ettik, keyif yaptık, denize girdik. Üçü nerdeyse geceyarısına kadar oynadılar. Sonra İpekleri ve Kozaları yolcu ettik. Bizimki hala uyumaya giderken, "anne Felaket Henry okur musun" diye şansını deniyordu. Ertesi sabah yine sınıf arkadaşı olan ve bir gece önce gelen Yağız'ın çağırmasıyla erkenden uyandı ve kahvaltı bile yapmadan kumda oyuna başladılar. Bu sefer de Yağız'la oynadı, yüzdü, abisi geldi, onunla yavru köpekleri sevdiler. Yağız'la yüzme tahtası ve su tabancasıyla çılgın oyunlar oynadılar. Akşam olunca zar zor banyosunu yapıp akşam yemeğini yedi. Arabaya binerken gözleri kapanmak üzereydi. "Gözlerimin kapakları çok ağır" diye şikayet etti. Akşam 6.30'da uyudu, kucağımızda eve taşıdık, sabah 7.00'de ancak uyandı. Okula götürdüm. Bugün okulda son günü. Yarın pijama partisi var, ondan sonra da isterse gidecek haziran sonuna kadar. 
Dünkü babalar günü için ben Ateş'in ve abisinin adına hediye aldım. Ama ikisi de kendileri ayrıca babalarına hediye yaptılar. Ateş babasına iskelet olan bir resim (işi o olduğu içinmiş), büyük bir gitar resmi (babası sevdiği içinmiş), babasının gitar çaldığı bir resim, bir de canavarlı resim (babası canavar sevdiği içinmiş) hediye etti. Ayrıca babasına balkondaki tamirat işlerinde yardım edecekmiş hediye olarak.

Perşembe, Haziran 16, 2011

Kulaklık

Ateş geçen pazar günü kulaklık kullanmaya başladı. Daha önce 1-2 kez arabada birşeyler izlemek için kullandıysa da pek mutlu olmamış ve sevmemişti. Son zamanlarda müzik dinlemeyi çok sevmeye başladı. Pazar günü de abisinden görerek benden kulaklık istedi. Kulaklıkla müzik dinlemekten çoooook keyif aldı. Kendisi dinlerken başka birşey duymadığı için bağıra bağıra bizimle konuştu. Müziğin dışardan duyulup duyulmadığını merak etti. Birkaç kez, bizim müziği duyup duymadığımızı sordu bağırarak. Çoook keyifle dinledi, eğlendi. 
Bu arada bence çok sağlam bir müzik kulağı var Ateş'in. Hangi şarkıyı dinlesek hem hemen sözlerini öğrenip söylüyor (şarkı ingilizce ise çok yakın şeyler uyduruyor), hem de müziğini tamamen doğru bir şekilde söylüyor. Bu konuda babasını şimdiden fersah fersah geçmiş durumda. Şimdi babasının arabasındaki 2 CD ile yetiniyor, yakında başka şarkılar da isteyecek tabi. O 2 CD'de bizim gençliğimizin yabancı şarkıları var (Boney M, Michael Jackson, Pink Floyd, Europa, Alphaville, Shakira), onların yanısıra hepimizin sevdiği Manga'nın bütün şarkıları var. 
Söylediğine göre bu cuma günü bize arabada bir konser verecekmiş.
NOT: Pijama partisi gelecek çarşamba olacak. Çok sevinçli ve heyecanlı. Ondan sonra da okul tümüyle bitiyor. Şimdilik tatil olacak diye çok seviniyor, ama bütün sınıf birlikte son 4 günlerini yaşıyorlar, henüz bunun farkında değil. Gerçi 3 arkadaşıyla aynı okulda olacak ama yine de burda bir devrin sonunu yaşıyoruz. Bana noluyorsa, Ateş'in hayatında kapanan bir dönem için ağlıyorum. Aslında bu kapanırken yeni bir dönem de başlıyor, bunun için de çok mutluyum.

Pazartesi, Haziran 13, 2011

Mezuniyet

Cuma günü bizim için harika bir gündü. Ateş o gün 3 yıldır gittiği okulundaki son gösterisini yaptı ve mezun oldu. Mutluluk gözyaşının ne olduğunu ben Ateş'le öğrendim zaten, o gün bol bol döktüm. Gösteri harikaydı. En son da cüppelerini giyip keplerini takarak, slayt gösterisi eşliğinde sahneye çıktılar, ben koptum. Diplomalarını okul müdürünün elinden alıp bir de gururla havaya kaldırdılar. Çok hoşuma gitti çok. Bütün sınıfın yer aldığı çok güzel fotoğrafları var. Gösterinin sonunda İnci öğretmene, ayrılıyoruz diye ağlayarak sarıldığımı bile hatırlıyorum. Bu okulun bizde yeri çok özel. Ateş ve dolayısıyla biz çok güzel günler geçirdik. Veli grubu da çok iyiydi. Bir kısmıyla yine veli grubu olacağız, bir kısmıyla da ayrılsak da görüşmeye devam edeceğiz. 
Gösteriden önce Ateş biraz strese girdi. Bana "siz 5 kez alkışlayacaksınız diye ben çok yorulacağım" dedi, mızıldandı. Ama sahnede kendinden son derece emin, hareketleri çok güzel yapan ve çok güleryüzlü bir Ateş vardı. Dansların hepsini çok güzel yaptı. Genelde Koza ile birlikte dans ettiler. Bu arada Doruk da Koza'ya göz koymuş. Ateş'e "sen onunla aynı okula gitmeyeceksin" demiş (kendi de gitmeyecek), biz de Ateş'e bazı taktikler verdik.
O akşam gösteri çıkışında Koza'nın annesinin organizasyonuyla hep birlikte yemeğe gittik. Çocuklar çooook keyifle oyun oynadılar. Biz de bol bol gülüp eğlendik. Eve döndüğümüzde saat gece yarısını geçmişti. Ertesi gün uzun zamandan beri ilk kez bütün gün evdeydik. Ateş'in cüppeli fotoğraflarına baktık, kaydettiğimiz gösterilerini ve -ben tabi ki ağlayarak- mezuniyet törenini izledik. 
Aslında mezuniyet tam olarak bitmedi. 2-3 hafta içinde okulda bir de pijama partisi yapılacak. Ateş geçen seneden beri o günü bekliyor. "Ben ayrı kalınca seni çok özleyeceğim" dediğimde, "anne artık bir geceliğine katlanırsın, napalım" diyor. O gecenin sabahında gerçek diplomalarını alacaklarmış. Çok heyecanlı. 
Artık oğlumun hayatında yeni bir dönem başlıyor. İlkokul öğrencisi oluyor. Umarım o okulda da mutlu olur. Benim için en önemli şey onun mutlu ve güvende olması çünkü. 
Umarım daha nice mezuniyet törenlerini çooook mutlu olarak izleriz.

Cuma, Haziran 10, 2011

Yine Doğumgünü

Geçtiğimiz hafta yine Ateş'in doğumgünü oldu. Bu sefer de bizim arkadaşlarımızla her zaman gittiğimiz bir mekanda Ateş'in doğumgününü kutladık. Bu sefer pasta, çocuklar için hazırladığımız kurabiyeler ve erkek çocukların hediye paketleri hep spider man'li idi. Ateş'in okuldan arkadaşı Deniz de vardı. Ateş'le birbirlerini çok seviyorlar. Yine çok güzel bir doğumgünü oldu.
Birkaç gün önce de Bilge-Denizlerle bir doğumgünü daha kutladık, bu artık bu senenin son kutlaması oldu. O zaman da Ateş'le ben bonibonlu ve pötibör bisküvili çok güzel bir pasta yaptık. Ateş'in hesaplarına göre bugüne kadar toplam 15 tane doğumgünü partisi olmuş. Daha nice doğumgünlerini böyle mutlulukla kutlayalım, pastalar yapalım, partiler planlayalım, gülelim, eğlenelim :)))
Önemli Not: Bugün Ateş'in anaokulu mezuniyet gösterisi var. Hazırlıklar tamam. Cüppeli ve kepli bir tören olacak. Bunu düşünürken ya da birine anlatırken bile gözlerim doluyor. Ateş'in hayatında bir dönem bitiyor. 6 yıllık hayatının yarısını bu okulda geçirdi. Okulunu çooook seviyor. Ben de okulunu, öğretmenlerini, Ateş'in arkadaşlarını, onların aileleri ile zaman geçirmeyi, iş çıkışı Ateş'i almaya gittiğimde çocuklar ısrarla bahçede oynarken oturup sohbet etmeyi çok seviyorum. Gerçi Ateş'in sınıfından 3 çocuk daha (yani sınıfın yarısı) Ateş'le aynı okula gidecekler. Umarım diğer arkadaşlarıyla da iletişimimizi sürdürebiliriz.

Salı, Mayıs 31, 2011

DOĞUMGÜNÜÜÜÜÜ

Bu Ateş yaklaşık 2 haftalıkken çektiğim bir fotoğraf. Şu ayakların minikliğine, güzelliğine bakmaya doyamıyorum hala. İki ayak tek avucuma sığıyor ve bir dolu da boşluk kalıyor. 
Bu da 2 gün önce Pelin tarafından çekilen fotoğraf. Altı yılda ayaklar bu kadar büyüdü. Hala ayakları çoooook tatlı, öpmeye doyamıyorum. Şimdi bir avucuma bir ayak bile sığmıyor. Tam 33 numara ayakkabı giyiyor, benim ayakkabı numaram yakın zamanlara kadar 35 idi (doğumdan beri 36 oldu). İnşallah bu ayaklar daha da büyüyüp dev gibi olduğunda yine fotoğraflar çekerim. Gerçi o zaman nasırlı, kıllı falan olur, ama yine de çoooook severim.


Gelelim doğumgününe. Cuma akşamüstü, tam da 27 mayısta okulunun bahçesinde çok güzel bir doğumgünü partisi yaptık. Önceden parti planlarımızı yaptık. Arkadaşlarının aileleri davet edildi, şehir dışında olan Alber ve ailesi dışında hepsi geldi, çok sevindik. Arkadaşlarına hediye paketleri hazırladık. Kurabiyeler yaptırdık, minik hediyeler koyduk çantalara. Cuma günü Pelin teyzenin de yardımıyla bir dolu yiyecek hazırladım. İçecekler alındı. Pasta alındı. Öğleden sonra okula gidip parti hazırlıklarımızı tamamladık. Diğer sınıflar evlerine gidip de okul bize kalınca partimiz başladı. Çocuklar geniş bahçede koşturarak oynadılar, çoook eğlendiler. Ateş hediyelerini açarken çooook mutlu oldu. Tüm veliler, arkadaşları (Koza, Ela, Miray, Doruk, Mehmet Eren, Yağız, Cem, Zeynep Sara), öğretmenleri (Zekiye öğretmen, İnci öğretmen ve Tuba öğretmen), Pelin Teyze, anneanne, dededede, babaanne, dede, Toprak Efe, annesi ve babası ile hep beraber olduğumuz için keyfimiz yerindeydi. Hava kararana kadar sohbet ettik, güldük, eğlendik, yedik, içtik. Bence harika bir doğumgünü partisi oldu. Şimdiye kadar pek çok şekilde doğumgünü kutladık, ama bence en güzeli bu oldu. Ateş bu sene Star Wars karakterleriyle süslenmiş bir pasta seçti. Pastanın görüntüsü de tadı da süperdi. 
Canım oğlum, nice mutlu, sağlıklı yıllara...

Salı, Mayıs 24, 2011

Evlilik

Ateş'le Koza kesin olarak birbirleriyle evleneceklermiş. Ben gayet hoşnutum bu karardan. Koza Ateş'in 3 yılllık arkadaşı (Altı yaşını bitirdiklerini düşünecek olursak, 3 yıl oldukça uzun bir süre). Onlar sayesinde biz de aileler olarak arkadaş olduk. Koza çok tatlı, akıllı, özenle ve değer verilerek büyütülen bir çocuk. Ateş'i çok akıllı ve komik buluyor. Ateş'le evlenmek istemesinin nedenini ailesine şöyle anlatıyormuş: "Ateş çok akıllı, matematiği en iyi o biliyor. Çocuklarımın akıllı olması için benim evleneceğim kişinin de akıllı olması lazım. Ateş hem çok akıllı, hem de beni çok güldürüyor". Eh, oğlumun akıllı olduğunu anladığına göre Koza da zaten akıllı bir çocuk. Ateş'in değerini bileceğine şimdiden çok inandım. Sanki gerçekten evlenecekler gibi sevindim. Ateş de Koza'yı çok seviyor. Geçenlerde gelecekteki çocuklarının isimlerini düşünürken (şimdiye kadar iki kez yaptık bunu), Ateş'e bu kararı çocuklarının annesi olacak kişiyle birlikte vermesi gerektiğini söyledim. Ateş de "o zaten belli, tabi ki Koza" diye yanıt verdi. Bakalım gelecekte neler olacak? Umarım ikisi de birbirleriyle ya da başkalarıyla birlikte olduklarında kendilerini seven, değer veren insanlarla mutlu olurlar. 
Maalesef Ateş ve Koza farklı ilkokullara gidecekler. Biz aileler olarak arkadaşlıklarını devam ettirmeleri için elimizden geleni yapacağız. 

Pazartesi, Mayıs 23, 2011

Bu hafta...

  • Ateş'in doğumgünü var. Her doğumgününde olduğu gibi, ondan çok ben heyecanlıyım. Canım oğlum 6 yaşını bitiriyor, 7 yaşına giriyor. Tabi ona sorulduğunda "7 yaşındayım" diyor. İnsan küçükken büyümek istiyor, büyüdüğünde ise küçülmek. Ben 14 yaşındayken, 16 yaşıma gireceğim günün hayalini kuruyordum, çok net hatırlıyorum. Sanki 16 yaşında çok acaip birşeyler olacak gibi. Bu sene 41 yaşındayım, artık yılların geçmesini hiç istemiyorum. 
  • Yarın sabah anneanne ile dededede, akşam da Pelin teyze geliyorlar. Ateş çok mutlu, "keşke daha çok gelseler" diyor. Pelin teyzesini çoooook özlemiş. Telefonda birbirlerine aşk ilan ediyorlar. 
  • Dün abinin doğumgünüydü. O da bu yıl 10 yaşını bitirdi, 11 yaşına girdi. Bu sene ikisine de hediye olarak kendi seçtikleri oyuncakları almaları için belli bir para verdik (ellerine değil tabi). Dün oyuncakçıya gittik, kendi hallerine bıraktık. Ateş zaten bir süredir bazı oyuncakları istiyordu, hep "doğumgününde istersen alırsın," diyorduk. Dün belki de hayatının en keyifli alışverişini yaptı. İstediği oyuncakları aldı, bana hesap yaptırttı. Çok mutlu oldu, evde keyifle oynamaya başladı. 
  • Cuma günü Ateş'in doğumgünü partisi var. Okulunun bahçesinde akşamüstü doğumgünü yapacağız. Arkadaşları zaten okulda, anne babaları da çağırdık. Çok güzel bir doğum günü olacağını düşünüyorum. Ateş şimdiden heyecanlanmaya başladı. Gün sayıyor. Bugün okulda Koza'nın doğumgünü var, "4 gün sonra da benimki olacak" diyor. Okuldaki her sene yapılan partiden farklı olacak. Birçok yiyecek hazırlayacağız, pasta siparişi vereceğiz. Sadece kendi sınıfı olacak. Arkadaşları için minik hediye paketleri de hazırlıyoruz. Nice yıllara canım oğlum.
  • Geçenlerde arkadaşlarımla sohbet ediyordum. Hemen hemen herkes çocuğunun küçüklüğünden bazı şeyleri (giysi, ayakkabı, kitap, oyuncak vb.) anı olarak sakladığını söyledi. Ben Ateş'in sadece doğduğu gün ilk olarak giydiği giysisini saklıyorum, ara sıra çıkarıp üzerine tutuyoruz, gülüyoruz. Onun dışında giysiler, ayakkabılar, oyuncaklar, kitaplar herşeyi birilerine, bir yerlere verdim, bir daha kullanılsın diye. Hemen hemen herşeyin fotoğrafını çekiyorum, ama aslı elimde yok. Bir anda çok üzüldüm, neden ben bunu hiç düşünmedim, diye. Sonra aklıma bu blog geldi. Hayatımda hiçbir zaman günlük tutamamış olan ben, 5 senedir aralıksız hep oğlumun günlüğünü tutuyorum, onun ve bizim hayatımızdaki pek çok önemli şeyi kaydediyorum. Bir anda çok sevindim, oğlum kendi küçüklüğüne ait ne öğrenmek isterse çoğunu burdan bulabilir, diye. Aslında blogu kendim için yazıyorum, Ateş'e dair hiçbir şeyi unutmak istemediğim için, ama Ateş de büyüyünce -umarım- keyifle okur bunları. Canım oğlum, seni dünyadaki (senin deyiminle evrendeki) herşeyden daha çok seviyorum.

Cuma, Nisan 29, 2011

Hakedilmeyen Hediye

İki gün önce okulda 5 yaştan Alya'nın doğumgünü varmış. Ateş'in sınıfı da bir dolu yaramazlık yapmış. Tam yaramazlığın üzerine 5 yaşın öğretmeni Serap öğretmen sınıfa girip Alya'nın tüm 6 yaş için hazırladığı hediyeleri getirmiş. Ateş'in öğretmeni Zekiye öğretmen de "hem yaramazlık yapıyorsunuz hem de üstüne hediye geliyor, bu ne biçim iş" demiş. Bunun üzerine Ateş kalkıp "öğretmenim biz yaramazlık yaptık, bu hediyeyi haketmedik, hediyelerimiz verme" demiş. Öğretmeni bize anlatırken, bu sözün üzerine ne yapacağını şaşırdığını, verecekse bile artık hediyeleri vermesinin mümkün olmadığını kahkahalarla anlattı. Biz de çok güldük. Cengiz, eğer daha büyük sınıf olsaydı, böyle bir sözün üzerine sınıf arkadaşlarından dayak yiyeceğini söylüyor. Ona göre bu basit erkek mantığı değilmiş. Neyse bir sonraki gün hediyeler ve özel yapılmış kek eve geldi. Bugün öğlen oğluma çok sevdiği acıbadem kurabiyelerinden de aldım. Akşama birlikte yeriz. 
Ateş'in damak tadı bana çok benziyor. Geçen hafta tam buğdaydan yapılmış makarnayı benimle birlikte bayıla bayıla yedi. Bu akşam da tavuklu, közlenmiş kırmızı biberli ve fesleğenli tam buğday makarnası var yemekte. 
Dün akşam Ömürlere gittik, Ateş Ömür'le oynamaya bayılıyor. Gece eve dönmek istemedi.
Fotoğraf: jambon suratlı Ateş.

Çarşamba, Nisan 27, 2011

Dünya Haritası

Bu Ateş'in 2-3 akşam önce kendi kendine çizdiği dünya haritası. Ben çoooook beğendim. Birkaç hafta önce kırtasiye alışverişi sırasında bir dünya haritası gördü Ateş, almamızı çok istedi. Aldık ve koridora astık. Ateş sık sık haritayı inceliyor, kendi kendine bazı ülkelerin isimlerini, okyanusları, kutupları ve başka birçok şeyi okuyor. Bu dünya haritasını da bizim koridordakine benzeterek çizmiş, Rusya, Amerika, Çin, kuzey ve güney kutbu var. Bence mükemmel olmuş.

Salı, Nisan 26, 2011

23 Nisan Kostüm Partisi

Ateş'in okulunda bu yıl düzenlenen 23 Nisan kutlamaları, yine kostüm partisi şeklindeydi. Ateş ilk yıl, arkadaşım Özlem'in yurtdışından alıp yolladığı kaplan kostümünü, ikinci yıl ise babasının ona diktiği Sünger Bob kostümünü giymişti. Bu yıl da babası ona ironman giysisi dikmek istedi, ama ben Ateş'in sıradan bir süper kahraman kıyafeti giymesini istedim. Ateş'le babası, farklı bir maske ile spider man kostümünü birleştirmeyi denediler, ortaya bu kostüm çıktı. Bence çok güzel oldu. Okuldaki bütün çocuklar birbirinden güzel ve ilginç kostümler giymişlerdi yine. Koza kimono giymişti, küçük bir japon kızı olmuştu, Cem asker, Doruk korsan, Mehmet Eren spider man, Miray prenses, Yağız işadamı olmuştu. Küçük yaştaki çocuklardan biri dinozor, biri İspanyol dansçısı, biri folklorcü (böyle mi yazılır bilemedim) ve daha pek çok şey olmuşlardı. Çok güzel bir parti oldu. Kırmızı beyaz balonlarla süslendi parti alanı. Ayrıca yurtdışından (Bulgaristan, Makedonya, Bosna-Hersek) 23 Nisan için gösteri yapmaya gelen konuk çocuk ve gençler vardı. Ateş onların gösterisi için "harikaydı" dedi. Ateş'in anaokulundaki son kostüm partisi de böyle geçti.

Cumartesi, Nisan 23, 2011

Satranç Turnuvası

Geçen pazar, okuldaki satranç öğretmeninin tavsiyesiyle satranç turnuvasına katıldı Ateş. Evimize oldukça yakın bir yerde yapıldı turnuva. Koza da anneannesi ve babasıyla gelmişti. Ateş ve Koza kendi yaş gruplarında  beşer maç yaptılar. Ateş maçların üçünü kazandı. İlk kaybettiği maçı çok önemsemedi, ancak ikincide canı sıkıldı. Neyse ki son maçı kazandı, morali de düzeldi. Maç zamanı çocuklar içeri girdi, anne-babalar dışarda bekledi, maçını bitiren bahçeye geldi. Sonra yeni eşleşmeler ilan edildi, çocuklar yeniden maça girdi. Böyle böyle beşer maç yapılınca, tabi turnuva akşama kadar sürdü. Akşamüstü, Ateş'in yaş grubundaki çocuklara katılım belgesi ve madalya verildi. Böylece Ateş'in judoda süper bir hareket sonrasında kazandığı ilk madalyanın ardından, bu ikinci madalyası oldu.

Cuma, Nisan 22, 2011

Patatis-Patafiks

Geçen hafta bir gün Ateş'i okuldan aldığımda, bana ertesi gün için okula patatis götürmesi gerektiğini söyledi. Ben de "oğlum o patatis değil, patatestir" dedim. Bana ısrarla karşı çıkarak "hayır, öğretmenim patates demedi, patatis dedi" dedi. Babasına söyledik, o da benimle aynı yorumu yaptı. Bu arada Ateş patatis ısrarını sürdürdü. Mehmet Eren'in annesini telefonla aradık, Mehmet Eren'in bu konuda bir fikri yoktu. Patatisin ne olduğunu çok düşündüysek de bulamadık. Neyse, biz iki patatesi yıkayarak bir torbayla birlikte çantasına koyduk. Ateş hala götürmesi gerekenin patates olmadığı konusunda ısrarcıydı. Ertesi sabah uyanır uyanmaz patatisi tekrarladı, en son servise bindirirken, "eğer yanlışsa, öğretmenine annenle babanın böyle anladığını söylersin" dedim. Ateş sıkıntılı bir şekilde okula, Cengiz işe gitti (her sabah servise üçümüz birlikte iniyoruz, Ateş servise biniyor, biz ona el sallıyoruz, sonra Cengiz işe gidiyor, ben de iş için hazırlanmak üzere eve geri dönüyorum). Ben evde hazırlanırken Cengiz aradı, aklına patatisin patafiks olabileceği gelmiş. Evde de tesadüfen vardı. Büyük bir bulmacayı çözmüş gibi olduk. Ben işten önce okula giderek Ateş'e patafiksi verdim, gözleri parladı. "Evet, öğretmenimin istediği buydu" dedi. O gün okula hem patates, hem de patafiks götürdüğü için öğretmeninden aferin aldı. 

Salı, Nisan 12, 2011

Günler...

Güzel geçiyor. Yalnız bu sıralar inatçılık ve yaramazlık had safhada. Dün akşam bir anlaşma yaptık. O, düzgün davranmaya ve benim istediklerimi yapmaya çalışacak, ben de daha az kızmaya, ya da kızmamaya çalışacağım.
10 Nisan pazar günü Ateş, arkadaşlarıyla birlikte denize girdi. Anne babalar olarak inanamadık, ayaklarımızı bile suya sokamadık, ama çocuklar çooook eğlenerek denize girdiler. Bizim amacımız aslında deniz kenarında piknik yapmaktı, çocuklar işi ilerlettiler. Çok keyifli bir gün geçirdik. Eve dönerken yağmur yağmaya başladı. Abisini bırakmak için arabadan inip tekrar bindiğinde Ateş'e yağmur yağıyor mu, diye sordum. O da bana "keseliyor (çiseliyor, demek istedi)" dedi. Bunun üzerine -ona belli etmeden- kahkahalar attım, gözlerimden yaşlar geldi.

Perşembe, Mart 31, 2011

Dişler çekildi

Ön alt dişinin sallandığını yazmıştım. Yanındaki de sallanmaya başladı. Alttan çıkan kalıcı dişi de o kadar içten çıkmış ki, nasıl çıkacağından emin olamayıp bir pedodontiste götürdük. Ben dün okuldan aldım, randevu alıp gittik, yolda Ateş'e dişinin çekilebileceğini anlattım. Uyuşturacaklarını ve belki bir süre yemek yiyemeyeceğini söyledim. Muayenehanenin önünde babasıyla buluştuk. Diş hekimi sallanan dişlerin çekilmesini uygun buldu. Kalıcı diş sonra kendiliğinden düzelirmiş. O da Ateş'in okuluna çocuğunu göndermeyi düşünen bir anne imiş. Ateş'e ve bize okul hakkındaki görüşlerimizi sordu. Biz de okulu çok sevdiğimizi ve güvendiğimizi anlattık. Zaten Ateş'in sınıfından başka çocuklar da o diş hekimine gitmişler. Yani nerdeyse sınıfın yarısının dişini çekmiş.
Ateş iğne yapılırken epey ağladı. Benim içim sıkıldı. Sonra hemen uyuştu çenesi ve iki dişini de ardarda kısa sürede çekti diş hekimi. Diş çekilirken bizimki hiç farketmedi, acı hissetmedi. Şimdi alt ön iki dişi yok. Gece hiç ağrısı olmadı. Sadece yemek yerken zorluk oluyor. Her lokmayı küçültüp direk azı dişlerinin arasına yolluyoruz. Bu haliyle sevimlilik ve tatlılık daha da arttı. Her gördüğüne dişlerini gösteriyor. Anneanne ve dedededeye telefonla haber verdik. Pelin teyzeye maille fotoğraf gönderdik. Geçen haftasonu dişleri sallanmaya başlayınca hemen bir dolu fotoğraf çekmiştim (sanki hiç yokmuş gibi). Şimdi onlar süt dişlerinin tam olduğu son fotoğraflar oldular.

Çarşamba, Mart 30, 2011

Yaramazlık

Bu sıralarda çooook yaramaz. Ama o kadar tatlı ki, insan sabrediyor, toleransının son sınırına geliyor. Fakat O, bu sabrın da sonunu deliyor, o zaman ben çığlık çığlığa bağıran manyak bir kadına dönüşüyorum. Sonra O uyuyunca ya da okuldayken beni pişmanlık duyguları ve vicdan azabı sarıyor. Bir daha ne yaparsa yapsın, hiç kızmayacağım, diyorum. Sonra öyle anormal birşey yapıyor ki, kendimi yine çığlık atarken buluyorum. Galiba sınırlarını genişletmeye çalışıyor. Çok da inatçı. Başka birşeyle tehdit etmek hiç işe yaramıyor. Yapma dersem mutlaka yapıyor. 
Dün gece yatmak üzereyken dişini fırçalaması için banyoya çağırdım, yaklaşık 1000 kere. En sonunda geldi, ama aynada yüzüne garip şekiller vererek kendini seyretti bir süre. Şımarıklık yaptı, fırçalamadı. Önce sakince sebebini anlattım, hemen fırçalamamız ve yatmamız lazım, yatma saatimizi geçirdik, sabah uyanamıyorsun, uykun bitmiyor vs. vs. Ama hiiiiç oralı bile olmadı. Babası uyardı, biraz daha devam ederse benden fırça yiyeceğini söyledi, ama oralı bile olmadı. En sonunda fırçayı yedi. Ayrıca dişini fırçalamasına izin vermedim (nasıl bir cezaysa!), bir de okuyacağım iki felaket Henry'yi de okumadım. Saat zaten çok geç olmuştu. Felaket Henry'nin anne babası ona kötü cezalar veriyorlar, 1 ay televizyon yok ya da 1 hafta harçlık yok, gibi. Ateş bu durumlarda felaket Henry'nin anne-babasına kızıyor, çok acımasız olduklarını düşünüyor. "Böyle de ceza olmaz ki" diyor. Bakalım ben de kendisine artık bazı cezalar vereceğim. Dün akşam madem dişlerini uzuuuun süre fırçalamadı, hiç fırçalayamayacak. Felaket Henry okunmayacak, vs. Bu tip cezalar Ateş'de ceza etkisi uyandırıyor. 
Böyle bir dönemden geçiyoruz.

Pazar, Mart 27, 2011

Sallanan Diş

Cuma sabahı ön alt kesici dişlerinden birinin sallandığını farkettim. Kahvaltısını yerken dişinin ağrıdığından bahsedip yan dişleriyle ısırmaya başlayınca belli oldu zaten. Sallandığını görünce çok sevindim. Ama aynı anda da üzüldüm. Yakında inci tanesi gibi yanyana dizilmiş bembeyaz minicik dişlerinin hepsinin döküleceği ve yerlerine kocaman düzensiz görünümlü dişlerin geleceğini düşününce bir tuhaf oldum. Dişlerinin bu halini belirgin biçimde gösteren fotoğraflar çektim. Aslında her büyüme aşamasını böyle sağlıkla mutlulukla geçmek ennnnnn büyük dileğim. Neyse, bunlar zaten Ateş'in ilk kalıcı dişleri değil. Daha öncesinde 4 tane kalıcı azı dişi çıkmıştı. Ama süt dişini iterek onun yerine çıkmaya çalışan ilk kalıcı diş bu. Gerçi sallanan dişin iç tarafından ucu çıkmış bile. Bakalım nasıl bir diş çıkacak?
Onun dışında piyano ve tenis derslerimiz iyi gidiyor. Bazen ikisinde de mızıklıyor, ama genel olarak memnun. Piyano dersinden sonra öğrendiklerini evde bana öğretiyor (!). Bana öğretme amacıyla bir sürü tekrar yapıyor. En son derste öğretmen bana öğrettiklerini dinlemek istedi. Ben de bir okul şarkısı çaldım. Öğretmen bana da sticker verdi :))
Okul ise çooook çok iyi gidiyor. Hala iş çıkışı onu almaya gittiğimde okuldan ayrılmak istemiyor. Bahçede bir süre daha oynuyor. Son 1 haftadır sesi biraz kısık.

Çarşamba, Mart 09, 2011

Kendi Oyuncağını Kendin Yap

Ateş son zamanlarda sürekli olarak resimler çiziyor, boyuyor, birlikte kesiyoruz ve onlarla büyük bir zevkle oynuyor. İlkönce beanz çizerek işe başladı. Her cinsten her boyuttan beanz çizdi kendine. Sonra kağıtları birbirine ekleyerek daha büyük beanzler, hayaletler ve başka şeyler çizdi. Bunları boyayıp kesince çok mutlu bir şekilde oyun oynuyor. Şimdiye kadar birçok oyuncağa göstermediği ilgiyi, kendi yaptığı bu kağıttan oyuncaklara gösteriyor.
Satranç ilgisi devam ediyor. Okulda en çok oyun saatlerini ve müzik derslerini seviyormuş. Diğer dersleri -güya- sevmiyormuş. Birkaç gün önce sınıfta çook yaramazlık yaptıkları için 8 kişilik sınıfın 6 kişisinin (Ateş de dahil) birer yıldızları geri alınmış.

Cumartesi, Mart 05, 2011

Kayıt

Geçen salı günü Ateş'in ön kaydını yaptırdık. Okulda rehber öğretmen ile 1. sınıf öğretmenlerinden biri Ateş'le bir görüşme yaptılar. Bizi dışarıya aldılar. Ateş'e bazı matematik işlemleri sormuşlar. Ayrı ayrı verilmiş kartları oluşum sırasına göre dizmesini istemişler. Biraz da sohbet etmişler. Sonra bizi içeri aldıklarında görüşmenin çok iyi geçtiğini ve uzun süredir böyle bir görüşme yapmadıklarını söylediler. Artık oğlum ilkokul öğrencisi oluyor. Okulda, geçen seneki 6 yaş sınıfından bazı arkadaşlarını gördük. Şimdi 1. sınıf olmuşlar. Okul giysileriyle koşup oynayan çocukları görünce Ateş'i de onların arasında görür gibi oluyorum. Heyecanla bekliyorum. Umarım herşey güzel olur.

Pazartesi, Şubat 28, 2011

Haberler

  • Rutin göz muayenesine gittik cuma günü. Sağolsun Ayça Teyze Ateş'i muayene etti. Çok şükür, yine numaralarda bir ilerleme olmamış. Aynı gözlükle devam edebilirsiniz, dedi. Ama camlar çizik olduğu ve çerçevesi eskidiği için yeni çerçeve aldık.  Göz muayenesine gittiğimizde, ara ara kulaklarının tıkandığından şikayet ettiği için bir de kulak muayenesi oldu. Kulaklarında buşon (kulak kiri) varmış Ateş'in. Cumadan beri gliserin damlatarak yumuşatıyoruz, yarın okul randevusundan önce yine kulak muayenesi olacak, yarına kadar çıkmayan kirleri de çıkaracaklar.
  • Yazmayı hep unutuyorum: Son haftalarda Ateş yatarken yanına mutlaka kocaman peluş köpeği ile yine kocaman peluş palyaço balığını (Nemo) alıyor. Birkaç gecedir küçük bir peluş köpek daha eklendi bu kalabalığa. Gece uyanıp bizim yatağa geliyorsa bunların hepsini toparlayıp getiriyor beraberinde.
  • Piyano dersimiz çok çok iyi gidiyor. Öğretmeninin söylediğine göre çok yetenekliymiş. Konservatuvara verebilirsiniz, diyor, ama biz bunu düşünmüyoruz. Bizim amacımız bu şekilde derslerle işi gidebildiği yere kadar götürmek. 
  • Yarın ilkokul için ön kayıt yaptırmaya gideceğiz. Gerçekten heyecanlıyım. Bu sefer Ateş de bizimle gelecek. Okul öyle istiyor. Dün; okulda hergün eşofman yerine pantolon giyeceğini duyunca canı sıkıldı Ateş'in. Doğduğundan beri hep çok rahat giysiler giydirdim ona tabi ki. Hep eşofman ya da fermuarsız rahat pantolonlar giydi. Zaten kendisi de başka birşey giydirmek istersem tepki gösteriyor. Neyse okul kıyafetine de alışacağız elbette.
  • Cumartesi günü Mehmet Eren'le çook eğlenceli bir tenis dersi yaptılar. Sonra da bol bol oyun oynadılar açık havada. Dün ise havayı açık görünce çocukları lunaparka götürdük. Korku tüneli, elma kurdu ve trambolinde eğlendiler.

Perşembe, Şubat 17, 2011

İlkokul

Neler yaptık:

  • Dün ilkokul için ilk girişimimizi yaptık. Göndereceğimiz okul senelerdir belli olduğu halde, yine de okulun tanıtımına gittik. İyi ki de gitmişiz. Merak ettiğimiz bazı şeyleri öğrendik. Yakında Ateş'le birlikte gidip kaydımızı yaptıracağız. O kadar heyecanlıyım ki anlatamam. Oğlum artık ilkokul öğrencisi oluyor. Dün okulda 1. sınıf çocuklarını görünce bile gözlerim doldu, içlerinde geçen sene Ateş'in okulundan olanlar var. Ateş de okul giysisi giyip, o sıralara oturacak diye içim içime sığmıyor. Umarım iyi bir seçim yapmışızdır. Umarım Ateş ufkunu açıp, gerçekten iyi ve yeni bilgilerle donanacağı, onun için en iyi olacak eğitimi alır. Amacım hiçbir zaman sınavlarda çok başarılı olması değil, okuldan alabileceklerini en verimli bir şekilde alması, bilgiye nasıl ulaşacağını öğrenmesi, okuldan keyif alması, ezberlemesi değil, öğrenmesi...
  • Geçtiğimiz hafta içinde 2 günlüğüne Ankara'ya gittik. Çoook gezdik, çooook yorulduk. Çocukları Anıtkabir'e, buz patenine, bilim merkezine ve oyuncakçılara götürdük. Gezdiğimiz yerleri çok beğendiler, ama arada -özellikle Ateş- çok yoruldular. Ateş sürekli kaldığımız yere dönmemiz için mızıklandı. Öyle ki, babaanneme, halalarıma, kuzenlere, arkadaşlara uğrayamadım bile. Çocuklarla çok zor. Kendim ayrıca gideceğim, ziyaretlerimi rahatça o zaman yaparım diye düşünüyorum. Yol ise iyi geçti, abisiyle sürekli spiderman oynadılar.
  • Döndüğümüzde evden hiç çıkmak istemedik. Ateş okul arkadaşlarını çok özlemiş. Okul başlayınca sevindi.  

Pazar, Şubat 06, 2011

Çocuk Satmak

Dün üçümüz evden çıktık, yürüyerek dolaştık biraz. Biraz dediğim toplamda 4 saat sürdü. Ama bir kez öğle yemeği yemek için, bir kez de kahve-tatlı seansı için oturduk. Ateş ilk yarıda çok mızıklandı, sürekli yorulduğunu söyledi. Ama biraz dayanıklı olması konusundaki konuşmalarımızla eve dönerken nerdeyse hiç şikayet etmedi. Etrafta benim farkında bile olmadığım bazı şeylerin fotoğrafını çekti. Eve döndüğümüzde epeyce yorulmuştuk. Bugün de hep ev keyfi yaptık. Dün dışarda yürürken işyerinden bir arkadaşımızla karşılaştık. Arkadaşın büyük çocuğu yanındaydı, küçüğü de arkadaşlarıyla beraber sinemaya "sattığını" söyledi. Sonra ayrıldık. Birazdan Ateş bize çocuğun neden satıldığını sordu, belli ki konu onda bir endişe yaratmış. Biz de kahkahalar içinde terimin gerçek anlamıyla kullanılmadığını ona anlatmaya çalıştık.
Arka plandaki fotoğrafı birkaç ay önce Ateş çekmişti.
Lilypie Kids Birthday tickers