Biz tam yedi cüceyiz
On dört kollu bir deviz
Var mı bize yandakabi, yandakabi, yandakabi....
Çok güzel söylüyor, ama ısrarla düzeltmiyor, doğrusu böyleymiş.
Pazartesi, Ocak 26, 2009
Yağmur ve şemsiye
Bu sabah okula gitmek için evden çıktığımızda Ateş yeni s.ünger b.oblu şemsiyesini de aldı yanına. Yağmur damlaları hızla düşerken istediğim gibi bir fotoğraf çekemedim, asıl amacım s.ünger b.oblu çantasıyla şemsiyesini birlikte gösteren bir fotoğraf çekmekti. Bu sabah bana gülerek poz verdi, ki son zamanlarda poz vermeyi hiç sevmiyor. Ama şemsiyesini çok severek taşıyor. Fotoğrafta bir elinde şemsiye, diğer elinde de okula götürmek için önceden hazırladığı şekerleri var.Cuma ve cumartesiyi hep evde geçirince dün biraz da olsa dışarı çıksak mı dedik, kendisi "B.olt" filmine gitmeyi önerdi. Uzun süre önce reklamlarını izleyip "anne gelince gidelim" demişti. Ama film vizyona girince de bir türlü ikna edip götürememiştik. Şimdi kendisi isteyince sevinerek gittik. Patlamış mısır ve lolipop eşliğinde izledi filmi. Sonuna doğru sıkıldı. Ben ondan daha çok beğendim. Neyse hemen eve döndük de bizim ev manyağı hasretini çektiği evine kavuştu.
Cuma, Ocak 23, 2009
Beni Üzen Sözler
2-3 haftadır sabahları çok geç uyanıyor, çünkü geceleri çok geç uyuyor, bence artık öğle uykusu fazla geliyor. Geceleri yatağa yattıktan sonra kitap okuma ve süt içme seansları sonrasında birbirimize iyi uykular deyip sarılarak yatıyoruz ve genelde ikimiz de çabucak uyuyoruz. Ama son günlerde ben dayanamayıp uyuduğum halde Ateş cin gibi bakınıp sağa sola dönerek yatakta vakit geçiriyor ve uyumuyor. Çünkü uykusu gelmiyor. Bunun sonucunda sabah çoook geç uyanıyor.
Çarşamba sabahı yine geç uyandıktan sonra, okula gitmek için hazırlıklara başlayınca her zamanki gibi mızıldanıp ağlamaya başladı. Arabaya bindiğimizde gözyaşlarını silmek için benden mendil istedi. Sonra da mendille yüzünü silip bana uzattı ve "anne bu mendili çöpe at, içinde benim gözyaşlarım var" dedi. Sanki acıklı bir roman okuyoruz gibiydi suratı. Çok üzüldüm. Okula onu her sabah bırakırken eğlenceli vakit geçireceğimizi, sohbet edeceğimizi düşünüyordum, yine de ediyoruz ama her sabah bana işkence gibi. Çünkü her sabah hala mızıldanıyor ya da ağlıyor. Yanlış anlaşılmasın, okuldan aldığımda hep mutlu buluyorum, neler yaptığını anlatıyor, yarışmalarda birinci oluyor, benekli kitaplarında neler yaptıklarını anlatıyor, arkadaşlarını anlatıyor. Ama sabah okula gitme aşaması işkence.
Dün sabah gayet mutlu uyanıp yine okul sözkonusu olunca ağlamaya başladı. O kadar çok ağladı ki, artık öksürüp yediklerini kusma aşaması yaklaşınca kızdım. Sonra çıktık evden ve bana "anne senin yüzünden bu sabah kötü vakit geçirdim" dedi. Buna da çok üzüldüm.
Bu sabah yine ağlamaya başlayınca okulda bir tamirat olduğunu ve okulun zaten tatil olduğunu söyleyerek evde kalmasına izin verdim. Beni mutlu mutlu işe gönderdi, evde ablasıyla oyun oynuyor.
Çarşamba sabahı yine geç uyandıktan sonra, okula gitmek için hazırlıklara başlayınca her zamanki gibi mızıldanıp ağlamaya başladı. Arabaya bindiğimizde gözyaşlarını silmek için benden mendil istedi. Sonra da mendille yüzünü silip bana uzattı ve "anne bu mendili çöpe at, içinde benim gözyaşlarım var" dedi. Sanki acıklı bir roman okuyoruz gibiydi suratı. Çok üzüldüm. Okula onu her sabah bırakırken eğlenceli vakit geçireceğimizi, sohbet edeceğimizi düşünüyordum, yine de ediyoruz ama her sabah bana işkence gibi. Çünkü her sabah hala mızıldanıyor ya da ağlıyor. Yanlış anlaşılmasın, okuldan aldığımda hep mutlu buluyorum, neler yaptığını anlatıyor, yarışmalarda birinci oluyor, benekli kitaplarında neler yaptıklarını anlatıyor, arkadaşlarını anlatıyor. Ama sabah okula gitme aşaması işkence.
Dün sabah gayet mutlu uyanıp yine okul sözkonusu olunca ağlamaya başladı. O kadar çok ağladı ki, artık öksürüp yediklerini kusma aşaması yaklaşınca kızdım. Sonra çıktık evden ve bana "anne senin yüzünden bu sabah kötü vakit geçirdim" dedi. Buna da çok üzüldüm.
Bu sabah yine ağlamaya başlayınca okulda bir tamirat olduğunu ve okulun zaten tatil olduğunu söyleyerek evde kalmasına izin verdim. Beni mutlu mutlu işe gönderdi, evde ablasıyla oyun oynuyor.
Pazar, Ocak 18, 2009
Balıklar, çiçek, fotoğraflar, resimler
Başlık çok uzun, ama hakediyor. Balıklara olan ilgi bütün hızıyla devam ediyor. Bazı balıkları öldüğü için akvaryuma yeni balıklar aldık bugün. Ayrıca sadece canlı balıklar değil, balık oyuncakları ve yeniden favori oyun olan f.renzy ile de çok zaman geçiriyoruz birlikte. Önceden oyundaki balıkları biz büyütürdük, şimdi baştan sona Ateş oynuyor ve kesinlikle benden daha iyi oynuyor. 


Bu haftasonu benim aktivilerimden biri de Ateş'in okulda yaptığı resimlerin ve boyamaların fotoğrafını çekmek oldu. Hepsinin fotoğrafını çektim, çünkü belki bütün kağıtlar saklanamaz, elimizde bulunsun istedim. Yukardaki fotoğraf bir örnek. Okula ilk başladığında boyamalarının belli bir düzeni yokmuş, ama son yaptıkları süper. Çok belirgin bir fark var. Çok hoşuma gitti. Aslında biz evde de sürekli parmak boyaları, suluboyayla pastel boyayla resimler, baskılar, yiyeceklerden çeşitli faaliyetler vb yapıyorduk, ama herhalde okulda belli bir düzen ve öğretmenle bu iş daha etkin oldu.
Bu sabah ısrarla dışarı çıkıp oyun parkına ve balıkçıya gitmek dışında (ki oyun parkından çok keyif aldı) haftasonunu evde geçirdik.
Salı, Ocak 13, 2009
Yengeçburger
Ateş bu sabah uyanır uyanmaz yengeçburger yemek için ısrar etti. Ben de onu ancak akşam yemeğinde yiyebileceğine ikna ettim. Pazar günü S.ünger B.ob'dan esinlenerek minicik yengeçburgerler istemişti, yapınca da severek yemişti. Yengeçburger de balık köfteli ekmek oluyor. Bugün de daha küçük lokmalık yengeçburgerler istedi. Bir lokmada yutmak istiyormuş. Okula giderken dondurucudan balık çıkardık, eve döner dönmez de balığı pişirdim. Küçük bir likör bardağı yardımıyla hamburger ekmeğinden küçücük ekmekler kesip, ortasına balık parçalarını yerleştirdim. Üzerine de çok az manoyez (mayonezin Ateş'çesi) koydum. Ateş bayılarak yedi.Aşağıdaki de Ateş'in tümüyle kendi yaptığı balık resmi.
Pazar, Ocak 11, 2009
Tadilat
Evde 2 gundur tadilat vardi. Bu kadar buyuk is cikacagini bilsem kesinlikle kalkismazdim ama neyse oldu bitti. Ates evdeki iscilerin ve acik pencerelerin onunde kucuk arabalarini yaristirmaya devam etti. Bu tadilat isinin soyle bir faydasi oldu. Ates'in odasinda oylece sepetlerde duran oyuncaklarini ortaya doktum, temizledim ve yeniden duzenledim. Boylece unuttugumuz bircok oyuncak cikti ortaya. Bundan sonra hergun ayri bir sepeti ortaya getirecegim, Ates de mutlu olacak diye dusunuyorum. Bir de okulda yaptigi super bir balik resmini eklemek istiyorum, ama su an ekleyemiyorum, en kisa zamanda...
Salı, Ocak 06, 2009
Son günler...
Cumartesiyi evde geçirdik. Ateş'in bu durumdan şikayetçi olduğunu hiç söyleyemeyiz tabi. Akşama kadar birlikte oyun oynadık. Gerçekten akşama kadar. Sadece son zamanlarda hep olduğu gibi az yemek yiyerek üzdü beni, ama onun haricinde melek gibiydi. Akşam da erkenden uyudu (erken 9 demek). Böylece bana da film izleme fırsatı verdi.
Pazar günü birşeyler almamız gerekiyordu, öğleden önce çıktık evden. Ama Ateş'i çıkmaya ikna etmemiz oldukça zor oldu, adam ev kuşu. Neyse, işimiz bittiğinde onu bolt filmine götürelim dedik. Fakat bizimkini sinemaya sokmayı başaramadık. Biz zaten onun için filme gitmek istiyorduk, madem kendisi istemiyor biz de girmeyiz diyerek eve döndük. Ama dönmeden önce Ateş'le babası balıkçıya uğrayarak, yeni balıklar aldılar akvaryuma. Amaç bir gün önce ölen zebranın yerine bir balık almaktı, ancak çıktıklarında melek balıkları, karidesler, salyangozlar ve Ateş'in köpekbalığı dediği balıklarla dolu poşet vardı ellerinde.
Dün sabah, her sabah olduğu gibi geç bir saatte okula gittik, öğleden sonra 15.30 gibi aldım Ateş'i okuldan. Son zamanlarda benim işyerime gelmek istediğini söylüyordu, ben de dün için söz vermiştim. Birlikte geldik işyerime. Önce kantinden balık kraker aldık. Sonra benim masama oturdu, iş arkadaşlarımla sohbet ederek keyifle balık krakerini yedi. Hatta ayrılmak bile istemedi, eve ikna yöntemiyle götürebildim.
Dün gece geç yattığı için sabah çok geç kalktı. Sonra onu yine gündüz almamı istediğini söyledi. Ben de "bugün olmaz, normal saatte, yani hava biraz kararınca alacağım" dedim. Bunun üzerine aynen şöyle "anne sen şimdi babamı ara, ona Ateş'i hep ben alıyorum, bugün de sen al, de" dedi. Babasını aradım, onun da dışarda bir işi varmış. "Tabi alırım Ateş'i, gideceğim yere birlikte gideriz" dedi. Bizimki çok sevindi. Yakınmadan kahvaltısını yaptı ve okula doğru yola çıktık.
Pazar günü birşeyler almamız gerekiyordu, öğleden önce çıktık evden. Ama Ateş'i çıkmaya ikna etmemiz oldukça zor oldu, adam ev kuşu. Neyse, işimiz bittiğinde onu bolt filmine götürelim dedik. Fakat bizimkini sinemaya sokmayı başaramadık. Biz zaten onun için filme gitmek istiyorduk, madem kendisi istemiyor biz de girmeyiz diyerek eve döndük. Ama dönmeden önce Ateş'le babası balıkçıya uğrayarak, yeni balıklar aldılar akvaryuma. Amaç bir gün önce ölen zebranın yerine bir balık almaktı, ancak çıktıklarında melek balıkları, karidesler, salyangozlar ve Ateş'in köpekbalığı dediği balıklarla dolu poşet vardı ellerinde.
Dün sabah, her sabah olduğu gibi geç bir saatte okula gittik, öğleden sonra 15.30 gibi aldım Ateş'i okuldan. Son zamanlarda benim işyerime gelmek istediğini söylüyordu, ben de dün için söz vermiştim. Birlikte geldik işyerime. Önce kantinden balık kraker aldık. Sonra benim masama oturdu, iş arkadaşlarımla sohbet ederek keyifle balık krakerini yedi. Hatta ayrılmak bile istemedi, eve ikna yöntemiyle götürebildim.
Dün gece geç yattığı için sabah çok geç kalktı. Sonra onu yine gündüz almamı istediğini söyledi. Ben de "bugün olmaz, normal saatte, yani hava biraz kararınca alacağım" dedim. Bunun üzerine aynen şöyle "anne sen şimdi babamı ara, ona Ateş'i hep ben alıyorum, bugün de sen al, de" dedi. Babasını aradım, onun da dışarda bir işi varmış. "Tabi alırım Ateş'i, gideceğim yere birlikte gideriz" dedi. Bizimki çok sevindi. Yakınmadan kahvaltısını yaptı ve okula doğru yola çıktık.
Cuma, Ocak 02, 2009
En çok kimi seviyor?
Ateş geçen akşam birini sevmediğinden bahsediyordu. Cengiz bunun üzerine Ateş'e sorular sormaya başladı. Sorular ve yanıtlar şu şekilde:
C: Beni seviyor musun?
A: Evet.
C: Anneni seviyor musun?
A: Evet.
C: Anneni mi daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Annemi.
C: Anneni mi daha çok seviyorsun, abiyi mi?
A: Annemi.
C: Peki abiyi mi daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Abiyi.
C: Arabalarını mı daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Arabalarımı.
C: Balıklarını mı daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Balıklarımı.
Tabi ben mutluluktan bayıldım.
Dün bu sefer abisinin yanında bir kez daha soruldu sorular. Ateş gayet istikrarlı şekilde aynı sıralamayı yaptı. En çok beni (yaşasııııın) seviyormuş. Sonra abisini, sonra balıklarını ve arabalarını, en son da babasını seviyormuş.
C: Beni seviyor musun?
A: Evet.
C: Anneni seviyor musun?
A: Evet.
C: Anneni mi daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Annemi.
C: Anneni mi daha çok seviyorsun, abiyi mi?
A: Annemi.
C: Peki abiyi mi daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Abiyi.
C: Arabalarını mı daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Arabalarımı.
C: Balıklarını mı daha çok seviyorsun, beni mi?
A: Balıklarımı.
Tabi ben mutluluktan bayıldım.
Dün bu sefer abisinin yanında bir kez daha soruldu sorular. Ateş gayet istikrarlı şekilde aynı sıralamayı yaptı. En çok beni (yaşasııııın) seviyormuş. Sonra abisini, sonra balıklarını ve arabalarını, en son da babasını seviyormuş.
Perşembe, Ocak 01, 2009
2009
Ateş için bu blog sayfasını yazdığıma çok çok memnunum. Şimdi yandaki arşiv kısmında 2006, 2007, 2008 yazıları yer alacak, ne güzel. Keşke doğduğu zaman ya da hamileyken başlasaydım, ama blog sayfalarını ilk kez Ateş 14 aylıkken gördüm ve hemen başladım.
Aslında Ateş için hazırladığımı yazdım başta, ama herhalde ondan çok ben okuyacağım. Şimdi eski yazıları eski yılları okuyup bazen kahkahalar atıyorum, bazen o günlere geri dönüyorum. Kesin olan şu ki, buraya yazdıklarımı bile unutmuş oluyorum. Demek ki yazmasam herşeyi unutacağım ve Ateş'le ilgili hiçbir şeyi unutmak istemiyorum. Bazen keşke kendimle ilgili de günlük tutsaymışım çocukluğumdan beri diyorum ama artık çok geç. Dün telefonda Belgin'le asistanlık zamanlarımızdaki anılarımızı konuştuk. Ben bir kısmını konuşunca hatırladım, bir kısmını hiç hatırlamadım. Halbuki çok güzel günlerdi.
Ateş'e gelince dün okuldan gündüz (saat 14.30'da) aldığım için çok sevindi. Ama şimdi hergün gündüz almamı istiyor. Bu sabah kalktık, peynirli kanepe hazırladım, toplam 5 lokma yedi. Kahvaltıdan sonra monopoly junior ve bil bakalım kimim oynadık. Kendi kendine araba yarıştırdı. Sonra öğle yemeği için ton balıklı pizza istedi. Biraz önce yaptım. "Yemeeeem, ben ton balıklı makarna istiyoduuuum" diye ağladı. Ben de kızdım ve yedirmeyi reddettim, yemeği de kaldırdım. Şimdi babası ve abisiyle yiyor. Ben yemediği için değil, bana ısmarlayıp sonra bir lokma bile almadan başka birşey için ağlamasına kızdım. Ama şu anda biraz önce deli gibi ağlayan çocuk sanki hiç ağlamamış gibi, sohbet ederek yemek yiyor.
Aslında Ateş için hazırladığımı yazdım başta, ama herhalde ondan çok ben okuyacağım. Şimdi eski yazıları eski yılları okuyup bazen kahkahalar atıyorum, bazen o günlere geri dönüyorum. Kesin olan şu ki, buraya yazdıklarımı bile unutmuş oluyorum. Demek ki yazmasam herşeyi unutacağım ve Ateş'le ilgili hiçbir şeyi unutmak istemiyorum. Bazen keşke kendimle ilgili de günlük tutsaymışım çocukluğumdan beri diyorum ama artık çok geç. Dün telefonda Belgin'le asistanlık zamanlarımızdaki anılarımızı konuştuk. Ben bir kısmını konuşunca hatırladım, bir kısmını hiç hatırlamadım. Halbuki çok güzel günlerdi.
Ateş'e gelince dün okuldan gündüz (saat 14.30'da) aldığım için çok sevindi. Ama şimdi hergün gündüz almamı istiyor. Bu sabah kalktık, peynirli kanepe hazırladım, toplam 5 lokma yedi. Kahvaltıdan sonra monopoly junior ve bil bakalım kimim oynadık. Kendi kendine araba yarıştırdı. Sonra öğle yemeği için ton balıklı pizza istedi. Biraz önce yaptım. "Yemeeeem, ben ton balıklı makarna istiyoduuuum" diye ağladı. Ben de kızdım ve yedirmeyi reddettim, yemeği de kaldırdım. Şimdi babası ve abisiyle yiyor. Ben yemediği için değil, bana ısmarlayıp sonra bir lokma bile almadan başka birşey için ağlamasına kızdım. Ama şu anda biraz önce deli gibi ağlayan çocuk sanki hiç ağlamamış gibi, sohbet ederek yemek yiyor.
