Perşembe, Ağustos 31, 2006

Gömlek

Nasıl ama, gömlek yakışmış mı oğluma? Ben bayıldım. Salı akşamı, babasıyla birlikte fıstık ezmesi almaya çıktılar (Ateş seviyor da). Uzun süre dönmediler, hatta merak ettim, aradım. Ev Ateş yokken bomboş geldi bana, bıdık bıdık yürüyüp ortalığı karıştıran, düu diye bağıran çocuğu o kısacık sürede özledim. Neyse geldiler ki başka alışverişler de yapmışlar. Ateş'e kışlık giysiler almış Cengiz, bir de kısa kollu gömlek. Daha önce de Ateş'in 2 gömleği vardı ama (birini anneannesi almıştı, birini de Didem) ancak seneye olur diye hiç denememiştim. O akşam giydirdik, gördüğünüz gibi inanılmaz güzel oldu. Yani Cengiz'le ben bayıldık. Dün de önce alışverişe, ordan da Didem'lere gittik, sitenin bahçesinde mutlu mutlu gezdik. 30 Ağustos nedeniyle yan sitede uçurtma şenliği varmış, babasıyla oraya bile gittiler, güzel bir gün geçirdik.
Fotoğrafa bakınca hatırladım, bir de Adidas spor ayakkabı almış Cengiz, o da çok güzel. Aşağıdaki fotoğrafta arkadaş aynada kendini seyrediyor.


Alışveriş Notu: Markette alışveriş sırasında market arabasına koca koca salamlar koymaya başladı bizimki. Biz de o kocaman salamı almayacağımız için sonra tekrar yerine koyduk. Ama tabi ki farketti, tekrar tekrar alıp market arabamıza salamları doldurdu. Aşağıdaki de onun resmidir.

Salı, Ağustos 29, 2006

Helikopter

Son 1 haftadır oğlumda bir helikopter hastalığı başladı. Evimiz oldukça yüksek (14. kat aslında, ama aşağıdaki 3 işyeri katıyla hesaplarsan 17. kat oluyor). Zaman zaman geçen helikopterleri sanki bizim evin içinden geçiyormuş gibi izlemek mümkün. Geçen haftadan beri de sıkça helikopter geçiyor. Cengiz tam helikopter geçerken Ateş'i kucağına alarak pencereden gösterdi. Sonra helikopter evin öbür tarafına doğru gidince koşarak öbür pencerelere gittiler ve sonuna kadar izlediler. Bu durum Ateş'de derin yankılar oluşturdu. Şimdi helikopter kelimesi geçse, ya da kitapta televizyonda başka bir yerde görse hemen "düu" diye bağırıyor, elinde ne varsa atıyor ve ellerini uzatıp onu kucağımıza almamızı bekliyor. Mutlaka ve mutlaka o helikopter izlenecek. Düu diye arkasından bağırılacak. Yoksa kıyameti koparıyor.
Fotoğraflar geçen cumartesiden. Nejat ve Didem'le birlikte Sarnıç'ta kahvaltı yapmaya gittik. Hem serindi, hem de Ateş için oyun parkı vardı. Oğlum bol bol sallandı. Arabaları izledik birlikte. Masaları ve çekmeceleri karıştırdık. Yerdeki kumları çamur yaptık, ellerimizi ve tırnaklarımızın içini toprakla doldurduk, ve tabi dönünce güzel bir banyo yaptık.
Haa bir de Ateş'in ilk azı dişleri çıktı sonunda, epeyce zor oldu.

Cuma, Ağustos 25, 2006

Bugünlerde...


Oğlum vıff vıff diye araba sürüyor. Bu işte kesin Y kromozomunun parmağı var. Gülçin'in kızı Zeynep Sara da bebekle oymamaya başlamış. Ateş artık sabahları babasıyla birlikte dışarı çıkmak istiyor. O gideceği sırada gidip ayakkabısının önüne oturuyor, ki giydirilsin ve o da götürülsün diye. Babası kucağına alınca da bana by by yapıp arkasına bile bakmadan gidiyor. Birkaç gün önce bir akşam, aynı manzara olunca babası Ateş'i markete götürdü. Bu sabah da görünümüne dayanamayıp apartmanın çatısında gezmeye çıkardı.
İkinci konumuz ise çiş. Altını değiştirirken serbest kaldığı anda mutlaka çişini yapıyor. Elimde temiz bez, öbürünü çıkarır çıkarmaz giydirmeye çalışıyorum ama bazen yetişemiyorum. "Düu" diyerek evi suluyor.

Çarşamba, Ağustos 23, 2006

Salı, Ağustos 22, 2006

Çöp

Hadi Ateş çişli bezini al çöpe at.
Evet evet önce çöp kutusuna git.

Hadi çöp kutusunun kapağını aç..

Aferin sanaaaa

Artık çöpün kapağını kapatabilirsin.

Çöp kutusunun kapağına iyice vur ki bi daha açılmasın. Bu arada o çöp, geri dönüşüm çöpümüz Ateş. Neyse, anne sonra düzeltir.


Cuma, Ağustos 18, 2006

Kepçe Kulak ve Yedi Cüce

Bugün öncelikle Ateş'in dün akşam çektiğim kepçe kulak pozu var (Çocuk ne yapsın annesine çekmiş). Biraz bulanık ama ne yapayım, o kadar hareketli ki net çekemedim.

Bitmediiiii, sırada Sünger Bob'lu kalemi ve silgisi ile resim yapan çocuk var..


veee işte karşınızda yedi cücelerden biri.. Bu bereyi çok çok sevdi, sürekli kafasına takmak istiyor ama zaten sıcak, terliyor. Bu fotoğrafı bu sabah çektim. Üstünde pijaması var, çünkü burda klimasız kesinlikle uyunmuyor. Ateş de üstünü -bütün çocuklar gibi- hiç bir şekilde örttürmediğinden pijamayla yatırıyorum. Arkada dün bahsettiğim çok sayıda topunun bir kısmı! görülüyor. Bu sıralarda Ateş son derece iştahsız. Ben de yemek için çok ısrar eden bir anne olmak hiç istemiyorum. Yemek konusunun onunla aramızda problem olmasını da istemiyorum. O yüzden böyle zamanlarda sütle besleniyor. Önüne koyduğum yemekleri ise kafama fırlatıyor.

Perşembe, Ağustos 17, 2006

Bez

Bugün Ateş'in değil de, alt değiştirme sepetimizin fotoğrafı var. Bez olarak Pampers Prima'nın 5 numara Let's Go serisini kullanıyoruz. Bence süper bir bez, giydirme-çıkarma kolaylığının yanısıra, beli çocuğu hiç sıkmıyor ve kıvrılmıyor. Islak mendil olarak Nivea'nın parfümsüz sensitive olanını alıyoruz. Banyo sonrası nemlendirici olarak yine Nivea'nın nemlendirici losyonunu kullanıyoruz. Sepetimizin yanında Ateş'in balıklı topu var. O kadar çok topu var ki. En son alışverişe gittiğimizde bir de sünger boblu top aldık, yani o kadar çok istedi ki almak durumunda kaldık. Başka oyuncakları gözü görmedi. Varsa yoksa top. Evde hangi topunu sorsak, tahmin edeceğiniz gibi, "dü" diyerek onu gösteriyor.

Çarşamba, Ağustos 16, 2006

Alışveriş

Dün akşam market alışverişine gittik. Daha önce gittiğimiz zamanlarda Ateş ya arabada oturur ya da kucakta dururdu. Artık bu zamanlar tümüyle geçmiş. Yandaki fotoğrafta gördüğünüz gibi, çok kısa süre arabada durdu, o da babası arkasından iterek onu eğlendirdiği için. Diğer zamanlarda vıff vıff diye sesler çıkararak market arabasını itti. Öyle itti ki bizim bile dokunmamıza izin vermedi. Aşağıda görülüyor zaten. Çok çok çok sevimliydi. Sonra Cengiz kasada ödeme yaparken biz her zamanki gibi jetonlu arabalarda eğlendik. Fotoğraflarda Ateş hep arkası dönük çıktı ama olsun, halini daha iyi görmüş olursunuz. Bu akşam Hamdiye'nin ablasının düğünü var. Bu nedenle ben öğlen eve gideceğim, Ateş'i devralacağım. Cengiz çok sıcak olduğunu söylese de Ateş'le parka gitmeyi planlıyorum. Haftasonları denize gitmeye başladığımızdan ve buralar da çok sıcak olduğundan uzun süredir parka gidemedik. Ateş'in çok eğleneceğini düşünüyorum. Yarın park maceralarımızı anlatırım. Biraz önce Pelin'e Ateş'in dün akşamki kısa filmlerinden birini gönderdim. Herhalde bayılmıştır.

Pazartesi, Ağustos 14, 2006

Haftasonu



Yine bir pazartesi, bölümdeki zamanımın sonlarına yaklaşırken, Ateş'in Günlüğü'ne yeni bişeyler yazayım dedim. Bu hafta denize cumartesi sabahı hep birlikte gittik. Kaan da bizimle geldi. Bu haftasonu Isabella ile buluştu Kaan. Isabella, şimdilik Kaan'ın kız arkadaşı. Yazın daha sık, kışın da arada sırada buluşuyorduk Isabella ve ailesiyle. Cumartesi günü Kaan yüzmeyi tam olarak öğrendi. O yüzme öğrenirken, Ateş ve ben her zamanki gezi turlarımızı attık. Kumsalda, iskelede, resepsiyonda, masa tenisi izleyicisi olarak, balık fotoğraflarının başında vs...............
Artık günlerden salı oldu. Dün akşam yazıyı tamamlayamadım, eve gittim. Arabayı parkederken minik, çok tatlı bir yaratığın gülerek bana doğru koştuğunu gördüm, kucaklaştık. İnsanın çocuğu olmasının en güzel yanlarından biri bu heralde. Eve döndüğünde birisi çok ama çok seviniyor, sen de eve dönmek için can atıyorsun. Neyse, tabi kucağımda hiç uzun durmadı, artık sürekli yürüdüğü ve koştuğu için özgürlüğünü ilan etti. Elindeki salya mendiliyle (diş geliyor heralde) güvenlikteki görevlilerin sandalyelerini sildi, parlattı. Sonra eve çıktık. Akşam babasıyla birbirlerine top atmaca oyunu oynadılar. Bu sabah da "Ateş nerde?" sorusuna kendi göbüşünü göstererek "dü" yanıtını verdi. Fotoğraflar haftasonundan. Birinde Kaan Isabella ile birlikte, diğerinde Ateş öğle uykusunda (annesi de dinlenme seansında).

Cuma, Ağustos 11, 2006

Kısa Saç ve Kitaplar

Üstteki fotoğrafta gördüğünüz gibi Ateş kitap okuyor. Aşağıda da teyzemizin isteği üzerine Ateş'in kısacık saçlı fotoğrafı. Eline babasının hazırladığı şeftalileri alıp oraya buraya savuruyor. Fotoğrafları bu sabah yepyeni kameramla evde çektim.


Perşembe, Ağustos 10, 2006

Figen dün geldiğinde, ocak ayında geldikleri zaman çektikleri pozları da getirdi. Burda sahil yolunda iki kadın (Figen ve ben) ve pusetlerinde uyuyan iki minik sevimli yaratık (Sarp ve Ateş) görülüyor.
Yarın yazacağım deyip 3 gündür birşey yazamadım. İş durumum çok sıkışık. Nejat zaten 6 aylığına Ankara'da. Ebru, Tülin Hoca ve diğer herkes izinde. Ben bölümde yalnızım ve yapacak çok fazla iş var. Dün Figen geldi Ankara'dan. Yeşim isminde dişhekimi bir araştırma görevlisi ile onun tez dokularını bizim elektron mikroskopta incelemek için geldiler. Figen'in tam da benim doğumdünümde burda olması çok güzel oldu. Bu arada arayıp, mesaj gönderip doğumgünümü kutlayan herkese çok çok teşekkür ederim.
Bu arada Ateş'e gelecek olursak, 2 gün önce babası Ateş'in saçlarını kesti. Tamam kabul ediyorum çok uzamıştı, ayrıca terletiyordu ama uzun saçlı çok da sevimliydi. Saçlarının ön kısmı da kesilince biraz kısa oldu. Neyse sonuç olarak Ateş çok rahatladı, önemli olan da bu. Ayrıca siz bana bakmayın yine de süper sevimliliğinden hiçbirşey kaybetmedi.
Yaklaşık 1 haftadır sabahları uyanır uyanmaz -süt içmezse eğer- hemen yataktan iniyor ve evin diğer bölümlerine koşuyor. Herhalde oyun oynamayı çok özlemiş oluyor uyurken.
Söylenmesi gereken şeylerden birisi de Ateş'in dün akşam Cengiz'le benim evde en çok beğendiğimiz kanepe ve koltuğumuzu tükenmez kalemle çizmiş olması. Babasından fırça yiyince biraz da ağlamış (ben işten eve biraz geç gittiğim için görmedim, ama eve gittiğimde yine mutlulukla gülüyordu).
Şimdi Cengiz'le telefonda konuştum. Bu akşam iş çıkışı Mukadder'lerin yeni evine gideceğiz, onun için hediye olarak birşeyler alacağım. Cengiz'in de dışarda işi varmış. Buluşup diyet!! yemek yiyeceğiz.

Pazartesi, Ağustos 07, 2006

İşte Ateş'in tatil fotoğraflarından birisi. Tatil süper geçti. Oğlum otelin maskotu oldu. İnanılmaz bir ilerlemeyle birlikte ona kitaplarından sorduğumuz çoğu şeyi göstermeye başladı. Örneğin bir kitabını açıyoruz (İlk renkler kitabım, ilk resimli sözlüğüm, dişleme kitabı-çiftlik, komik araba, şakacı uçak vs.), "Ateş araba, bisiklet, kelebek, kedi, havhav vb. nerde" diye soruyoruz. O da "dü" diyerek sorduğumuz şey bize gösteriyor. Ayrıca kendi kulağını, gözünü, ağzını, burnunu, beni, Hamdiye ablasını (Ateş'e ben işteyken o bakıyor), Didem teyzesini, babaannesini, babasını gösteriyor. Yani süper. Çok keyifliyim. Şimdi eve gideceğim, yarın devam ederim. Umarım Ateş beni bahçede bekliyordur.
Lilypie Kids Birthday tickers