Çarşamba, Aralık 30, 2009

2009'un Son Yazısı

  • Ateş artık hangi günde, hangi ayda, hangi yılda olduğumuzu çok iyi biliyor. Okulda kitap günü hangi gün, doğumgününe kaç ay var, kaç gün tatil var, kaç saat (ya da kaç dakika) sonra bir yere gidilecek, bir saat 60 dakika olduğuna göre, 4 saat 4 kere 60 dakika sonra olacak, hepsini tıkır tıkır söylüyor.
  • Bu yıl yılbaşı partisi bizim evde. Yaklaşık 10 gün öncesinden hazırlıklara başladık. Hazırlık dediğim de evi süslemek aslında. Yılbaşı ağacımızı her zamanki gibi süsledik, ışıl ışıl yanıyor. Işıklı süsler alıp evimizin değişik yerlerini süsledik. Evimizin kapısına kardan adamlı süs astık. Ateş ayrıca kapı kolları, musluklar, damacana pompası, telsiz anteni gibi değişik yerlere süsler astı. Bence çok yaratıcı ve hoş oldu. Benim aklıma damacana pompasını süslemek gelmez. Ama o günden beri her su aldığımızda ya da her elimizi yıkadığımızda Ateş'in süslerini görüp mutlu oluyoruz. Bunların yanısıra evimize gelecek konuk çocuklar için minik hediye paketleri hazırladık. Çorap şeklinde hediye paketlerinin içleri minik hayvanlar, kaynana dilleri ve Noel Baba şeklinde yılbaşı kurabiyeleriyle doldu. Şimdi sahiplerini bekliyor. 1 Ocak günü de Kaan'ın gelmesiyle yeni bir yılbaşı kutlaması yapacağız, bu sefer kuzen Toprak Efe ile birlikte babaannelere gideceğiz. Çocukların hediyeleri alındı, paketlendi, hazır bekliyor. Umarım çok güzel yılbaşı partileri ve yeni bir yıl geçiririz.

Çarşamba, Aralık 23, 2009

Kardan Adam

Geçen cumartesi günü kar bulabilmek için biraz dolaştık. Sonunda buz tutmuş olsa da biraz kar bulduk. Çocuklar çooooooook eğlendiler. Ateş ordan ayrılmak istemedi. Kara yattı, vücudunun izini çıkardı. Kartopu oynadık, fotoğraftaki minik kardan adamı yaptık. Çok güzel bir gündü.

Perşembe, Aralık 03, 2009

Unutmamak İçin

  • Göz muayenesi yapıldı yaklaşık 2 hafta önce. İlk kez bu sefer hiç ilerlememiş astigmatı. Üstelik yine ilk kez bu sefer 10'da 10 gördü. İlk teşhiste 10'da 3-4 görüyordu, 6 ay önceki muayenede 10'da 7-9'a çıkmıştı. Çok çok çok sevindim. Gözlüklerini sadece camları çok çizildiği için değiştirdik.
  • Birkaç ay önce Ateş üşüdüğünü söyleyince sıcak kakaolu süt önerdik. Bize "sadece ağzım mı üşüdü sanıyosunuz, bütün vücudum üşüdü" diye yanıt verdi.
  • Geçen akşam huysuzluk yapan Ateş'e abisi, herkese iyi davranması gerektiğini söylemiş. Buna kızan Ateş ise "ne yani, 70 milyon kişiye nasıl iyi davranayım" demiş.
  • Geçtiğimiz bayram tatilinde ilk kez Ateş'e arkadaşından telefon geldi. Teyze, anneanne, dede, amca vb. ile tabi ki konuşuyordu. Ama böylesi ilk kez oldu. Koza, Ateş'e iyi bayramlar demek için aradı. Ateş de ona iyi bayramlar dedi. Çok ciddiydiler.

Pazartesi, Kasım 30, 2009

Sportif Tatil

Acaip sportif bir tatil geçirdik/geçiriyoruz. İlk yarım gün tatilde bowlingle başladık. Ateş ilk kez bowling oynadı. Minik bowling ayakkabılarını giydi, kendi sırası gelince onun için özel olarak verdikleri en hafif topu atmaya çalıştı. Kenardaki korumalar sayesinde de bana ve Pelin'e çoook yakın puanlar aldı.
İşte Ateş'le babasının ortak bisikleti. Ateş'in oturduğu özel aparat yukardaki fotoğrafta görülüyor. Biz ailece çok beğendik.
Aşağıda cuma günü yaptığımız bisiklet gezisinden bir görüntü var. O gün işi iyice ilerlettik. 10 km'den çok yol yaptık. Benim için çok iyi bir rakam. Her fırsatta devam edeceğiz. Ateş zaten hergün bisiklete binmemizi istiyor. Cuma günü yanımıza termosla kahve de aldık. Ateş'in çok sevdiği oyun parklarından birinde mola verdik, o oynarken biz de kahve keyfi yaptık. Bugünkü planımız da aynen öyle.

Devam edelim. Cumartesi Kaan'ın da gelmesiyle grubumuz tam sayıya erişti. Yakında çok güzel yürüyüş yolları olan bir ormana gittik. Çok güzel bir yer, bir kez Ateş 1,5-2 yaşlarındayken gitmiştik. Şimdi daha sık ve daha erken gitme kararı aldık. Çünkü çok erken hava kararıyor. Aşağıdaki fotoğraf o ormandaki gözlem kulelerinden birisi.
Sportif gezilerimiz hala bitmedi. Dün yakın çevredeki tarihi eserlerden birini ziyaret ettik. Ben Ateş doğmadan çok önce gezmiştim. Şimdi hep beraber gezdik.
Sonra bol bol merdiven inilip çıkılacak doğal bir mağarayı gezdik. Yüzlerce basamak merdivenden indik ve geri çıktık. Ateş hepsini kendi başına indi, çıkarken de çoğunlukla babasının omzunda çıktı. Çok keyif aldık ve çoook yorulduk. Sonrasında bizimkiler ufacık bir deve yolculuğu yaptılar.

Neyse, dün bu yorgunluğun üzerine kendimizi bir balık lokantasına attık. Ateş biraz balık tutmaya çalıştı, ama sadece kurbağa balığı vardı. Sonra Ateş yemeğini yerken parmağını kuvvetle ısırdı, çok canı yandı ve ağladı. Bunun haricinde günümüz yine çok güzel geçti. Bakalım bugünkü bisiklet turumuz nasıl geçecek?

Perşembe, Kasım 26, 2009

Zorunlu Tatil

Cumartesi sabahı Pelin Teyze geldi. Ateş çok mutlu. Pelin, Kaan'a "Loot", Ateş'e de "Kamuflaj" isminde oyunlar getirmiş. Hepimiz bayıldık. İkisi de çok güzel oyunlar. İki oyunu da hep birlikte oynuyoruz. Cumartesi ve Pazar gezdik. Pazar gecesi sabaha karşı Ateş hastalandı. Domuz gribi olmasını umut ediyorum. Çünkü geçiriyorsa eğer aşı vb. dertlerimiz bitmiş olacak. 38,5 civarında oluyor ateşi yükselirse. Dirençli bir ateş değil, hemen düşüyor. Öksürük var, burun akıntısı yok. Bu sürede evde kaldı. Pelin'in de evde olması çok iyi oldu tabi. Sürekli olarak Pelin teyzesiyle oynamışlar. Hatta Pelin'e de balık oynamaktan fenalık gelmiş. Ateş hasta olduğu için okula gidemiyordu, ama zaten dün ve bugün okullar da tatil oldu. Bugün öğlen itibariyle 4,5 günlük tatilimiz de başlıyor. Hep birlikte gezip eğlenmeyi planlıyoruz. Havalar iyi olacakmış. Bu nedenle vaktimizin çoğunu açık havada geçirmek istiyoruz.
Pazar günü Cengiz, Ateş, Pelin ve ben bisiklete bindik. Ateş, Cengiz'in bisikletinin ön kısmına taktığımız özel bir aparata oturuyor. Üç bisikletle harika bir gezi yaptık. Bu tatilde bisiklet gezilerini bol bol tekrarlamak istiyoruz.

Salı, Kasım 17, 2009

Fasulye

Ateş'ten inciler:
  • Geçen hafta bir akşam bize okulundan bahsederken, yeni gelen bir öğretmenden bahsetti. Adına "Fasulyet Öğretmen" dedi. Biz "neeee" derken, "Fa-sul-yet Öğretmen" diye ısrar etti. Sonunda babası, "oğlum Fazilet Öğretmen olmasın" dedi. Ateş "ben böyle duydum" dedi masum masum. Babası arkada kahkahalar atarken, oğlumun gururu kırılmasın diye ben gülemedim. Ama sonra Cengiz'le olayı hatırlayıp kahkahalarla güldük. Hala konuyu anımsayınca gülmekten gözlerimden yaşlar geliyor.
  • Cengiz Ateş'e notalardan bahsediyordu. Önce kendisi söyledi, sonra Ateş'ten tekrarlamasını istedi. Ateş ise "do, re, mi, fa-sul-ye" diyerek olaya son noktayı koydu.
  • Geçen cuma Kaan, kendi sınıfında geçen bir olayı anlatmış Ateş'e. Kaan'ın bir arkadaşı, öğretmenin adındaki "r" harfi yerine "ş" harfi koyarak ayıp bir kelime oluşturmuş. Tabi ki sonunda müdür o öğrenciyi çağırmış ve kızmış. Ama Ateş "ş" harfiyle nasıl bir kötülük olacağını ve öğretmenin adını anlayamadığı için bana olayı şöyle aktardı: "Abinin sınıfındaki bir öğrenci, öğretmenine öğretmen yerine şöğretmen demiş, müdür de onu çağırmış". Yine hep birlikte gülme krizleri atlattık.

Cuma, Kasım 13, 2009

Paten ve Balık Avı


İki hafta önce Ateş,babası sayesinde evde patenle kaymaya başladı. Hiç beklemediğim şekilde, gayet güvenle kayıyor. Ben düşecek, hatta kötü düşecek diye çok korktum. İstemeden müdahale etmeyeyim diye başka odaya gittim. Çocukların hayatında anne ve babanın ayrı ayrı rollerinden de bir kez daha emin oldum. Bana kalsa, Ateş ne scootera binerdi, ne küçük yaşta bisiklete, ne de patenle kayardı. Cengiz'in tutumuyla Ateş, öğrenmesini benim de çok istediğim birçok şeyi öğreniyor böylece. Ben anne olarak biraz sıkıcıyım galiba bu konuda. Neyse, iyi ki anne-baba var.Ateş'in de artık kendi olta çantası var. Bu kadar yoğun balık sevgisiyle, zaten olmaması mümkün değildi. Fotoğrafta masanın üzerinde sarı-siyah renkte görülen Ateş'in olta çantası. Geçen pazar sabahı, bir yere kahvaltıya gitmek için evden çıktık. Ama plan bozuldu, biz de ailece biraz alışveriş yapıp, 40-45 dak ilerde bir yerlere balık avlamaya gittik. Giderken yolda aldıklarımızla kahvaltı yaptık. Hava çok güzeldi. Çok çok keyifli bir gün geçirdik. Kayalara tırmandık, Cengiz balık avladı, Ateş'le ben yanında durduk, şarkı söyledik, sohbet ettik. Ancak 3 kurbağa balığıyla, 1 naylon balığı yakalayabildik. Kurbağa balıkları hiç işe yaramıyor maalesef. Dönüşte de sık sık yaptığımız gibi S.tarbucks keyfi yaptık ve evimize döndük.
Bu haftasonu için de G. Antep hayvanat bahçesine gitme planımız var, bakalım uygulayabilecek miyiz?

Cumartesi, Ekim 31, 2009

Karışık konular...


Öncelikle sinema maceralarımızla başlayalım. Son 3 günde iki kez sinemaya gittik. Birisi "Up" filmi idi. Çok güzeldi. Hatta öyle duygusal sahneleri vardı ki, ben gözyaşı dökmekten helak oldum. Diğeri ise "Okyanus" isimli belgeseldi. Biraz önce izledik, eve yeni döndük. 3 boyutlu çok güzel çekimleri olan bir belgeseldi. Ateş'in oyuncağı olan bir sürü balığın gerçek halini gördük. Ateş ilgiyle izledi. Benim tanımadığım bütün balıkları tanıyordu.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için çarşamba günü okullarını bayraklarla ve balonlarla süslediler. Bir de hep birlikte şu şiiri okudular:
Cumhuriyet bayramı
Geldi bize ne mutlu
Bayraklarla donattık
Güzel okulumuzu
Sokaklarda evlerde
Al bayrak dalgalanır
Onun o al rengini
Bütün bir dünya tanır

Öğretmeni bu şiiri bize vererek önceden çalışmamızı istedi. 2-3 tekrardan sonra bizimki baştan sona öğrendi ve beni şaşırttı.

Aşağıdaki resimi Ateş geçen haftasonu yaptı. Minicik bir kağıda çabucak yaptığı bu resmi ben çok beğendim. Bu arada artık okuldan ara ara ödev vermeye başladılar. Çizgi çizmek, 1 ya da 2 yazmak gibi. Bizimki umut vaadediyor. Ödevleri çabucak yapıp oynamaya devam ediyor. Umarım ilerde de böyle olur.

Aşağıdaki fotoğraf ise, birkaç hafta önce gittiğimiz Çin lokantasından. Ateş çubuklarla yemek yemeyi merak ettiği için gitmiştik. Çubuklarla çok severek noodle yedi, hatta evde ara sıra kullanmak üzere çubuklardan aldık.

Cumartesi, Ekim 17, 2009

Aç-kapa, aç-kapa

Bu sabah kahvaltısını yapmak için masaya oturan Ateş "aç-kapa diyelim" diye tutturdu. Ne olduğunu ikimiz de anlamadık. En sonunda bunun ne olduğunu bize kendisi anlattı. Okulda yemekten önce şöyle diyorlarmış:
Aç-kapa, aç-kapa
Eller masanın altına
Yediğimiz can olsun
İçtiğimiz kan olsun
Hepimize afiyet olsun.
Bunu söyleyince biz de Ateş'i yedik.

Perşembe, Ekim 15, 2009

Tom ve Jerry

Caillou'dan sonra, son günlerde de bizim çocukluğumuzun bayıldığım çizgifilmi Tom ve Jerry favorileri arasına girdi Ateş'in.

Keyfimiz yerinde. Yaramazlık yaptığı da oluyor tabi ki sıklıkla. Fakat biz ona yaramazlığı için kızınca o da bize kızıyor yaptığımız yaramazlıklardan ötürü. Okula gitmek nihayet bir problem olmaktan tümüyle çıktı. Bu arada dün okulda Koza'yla evlenmeye karar vermişler. Koza Ateş'e "evlenelim mi" demiş. Ateş de "tamam" demiş. Ama ikisinin kendi aralarında bu konuyu konuştuklarını duyan yaramaz Erinç, gidip bu sırrı (!) öğretmene söylemiş. Neyse ki öğretmen tepki vermemiş. Erinç'in yaramazlık planı böylece bozulmuş. Birkaç gün önce de Erinç, sabah sporu sırasında Ateş'i itip düşürdüğü için ceza almış, onun sürpriz şekerini de Ateş'e vermişler.

Hafta içi zaman zaten çok çabuk geçiyor. Haftasonu da bazen evde bazen dışarıda aktiviteler yaparak geçiriyoruz. Geçen pazar gününü, sabah açık havada kahvaltıya gittiğimiz yerde geçirdik, öyle ki eve döndüğümüzde hava kararmak üzereydi. Artık Ateş'in evde kalma takıntısı kayboldu. Çok rahatlıkla dışarı çıkıyor. Okuldan aldıktan sonra, bütün gün evden ayrı olduğu halde başka yerlere gidiyor bizimle. Hatta, son zamanlarda akşam yemeğinden sonra kahve ve tatlı seansı için birkaç kere S.tarbucks'a gittik. Hiç problemsiz, hatta keyif alarak geldi bizimle. Yanımıza çıkartma kitaplarını götürüyoruz. Açık havada, favorisi olan mozaik pastayı yiyerek çıkartmalarını yapıştırıyor.

Dün sabah okula giderken bir çimento karıştırıcının yanından geçtik. "Ateş, sence bu çimento karıştırıcı ne işe yarıyor" diye sordum. "Eee, çimenleri karıştırıyor tabi" diye yanıtladı. Beyefendi böyle süper komik şeyler söylediğinde gülersek gururu çok kırılıyor. O yüzden gülmemi zorla erteleyerek ona doğrusunu anlattım.

Pazartesi, Eylül 28, 2009

Geçen Hafta

Geçen hafta tatilden dolayı 3 gündü hafta zaten. Bunun bir gününde de Ateş hasta olduğu için gidemedi (mutlulukla evde kaldı ama evde de çok sıkıldı, normalde bizimleyken sıkılmıyor ama ablasıyla uyuşup kalmışlar). O günün akşamında ertesi gün okula götürmek üzere tam 4 tepsi kurabiye yaptık üçümüz birlikte. Ateş'le ben istedik herkese kurabiye götürmeyi, okulun bizden istediği bir aktivite değildi. Bir büyük tabak harf şeklinde kurabiyelerle, bir büyük tabak da hayvan şekilli kurabiyelerle doldu. Yaparken çok eğlendik. Okulda da Ateş'in çok havası oldu tabi o gün. Ara ara bu aktiviteyi tekrarlamaya karar verdik.
Haftasonu -galiba son kez- denize gittik. Hava çok güzeldi, hiç terlenmiyordu, güneş kremi sürmeden denize girdik. Deniz biraz soğuk olmakla birlikte yine de çok güzeldi. Hep birlikte bisiklete bindik. Bunu özellikle yazmamın nedeni, benim gerçek anlamıyla ilk kez bisiklete biniyor olmamdı (39 yaşındayım). İlk hevesle çok gezdim, her tarafta tur attım. Süperdi.
Dün sabah üçümüz kahvaltıya dışarıya gittik, çok güzel bir kahvaltıydı. Gelecek haftalarda abiyle birlikte tekrarlamaya karar verdik.
Ateş'in uyku saatleri sonunda bir düzene girdi. Gece 9'da uyuyor, üstelik eskisine göre çok daha kolay uyuyor. Önceden en az 30-45 dakikalık bir kitap okuma, konuşma seansımız vardı. Sonunda da çok zor uyurdu. Şimdi yaklaşık 10 dakikalık bir kitap okuma ya da babasıyla değişik konular (gezegenler, uçaklar, organlar ve çalışma sistemleri, bitkiler, elektronlar vb) hakkında sohbet etme seansından sonra kolayca uyuyor. Sabah kalkması da daha kolay oluyor. Ben de uykusuzluktan ölmüş şekilde gecenin 11-12'sinde peşinden koşmamış oluyorum. Hatta geceleri film izlemeye de başladım.

Cuma, Eylül 18, 2009

Okul, Caillou

Okula artık gayet keyifle gidiyor. Hatta bazen öğretmenine koşarak boynuna sarılıyor. İş çıkışı aldığımda, geçen sene olduğu gibi çok mutlu ve aktif buluyorum. Sürekli bana gün içinde neler yaptığını anlatıyor. Sadece eve döndüğümüzde ortada gerçekten hiçbir neden yokken problem çıkarıyor. İyilikle düzelmiyor, çok denedim. Ama kızınca düzeliyor. Sonra pamuk gibi oluyor. Çok keyifli zaman geçiriyoruz yatana kadar.
Son zamanlarda "Caillou" isimli çizgifilm favorisi. Kanada yapımı ve gerçekten çok güzel bir çizgifilm (kötü çeviriler haricinde). Anne ve baba çocuklarına ortaklaşa bakıyorlar, baba da anne gibi her işi yapıyor. Çocuklarına çok sakin ve yumuşak davranıyorlar.
Bugün bir arkadaşım "Ateş isimde tanıdığım herkes çok başarılı ve çapkın oluyor" dedi. Ben de "oğlumun başarılı olmasına çok sevinirim, çapkınlığa ise birşey diyemem, beni ilgilendirmez, o zamanki kız arkadaşının problemi" diye yanıt verdim. O yıllarda umarım oğlumla birlikte bu yazıyı okur ve doğruluğuna karar veririz.

Pazar, Eylül 06, 2009

Hala balıklar

Bu fotoğraf Ateş'i en iyi anlatanlardan biri. Elinde balık var, gözleri sevinçten parıldıyor. Ateş'in balık tutkusu hala devam ediyor. Evde her türden balık oyuncağı var. Son zamanlarda özellikle balina ve köpekbalığı türlerine kafayı taktı. Geçenlerde babasıyla birlikte çekiç kafalı köpekbalığı, kambur balina, ispermeçet balina falan aldılar, böylece balık oyuncakları dizimiz (koleksiyon da olabilir) daha da genişledi.
Yazın başında babasıyla birlikte bir kedibalığı yakaladılar. Ateş o kadar çok elinde dolaştırdı ki, en sonunda balık elinden ısırdı. O halini görünce, genelde sakin kalmaya gayret etsem de, ben bile telaşlandım. Ama Ateş gayet sakindi, onun gibi sakin olan babası da balığın ağzından Ateş'in avucunu kurtardı.

Perşembe, Eylül 03, 2009

5 Yaş Sınıfı


Bu seneki uzuuun tatilimizi geride bıraktık. Çoğunlukla çok keyifli zaman geçirdik oğlumla. Hergün deniz kenarında olunca, günde 2 kez yaptığımız deniz seansları günde 1'e indi çoğunlukla. Ne kadar sıcak olsa da, açık havada olmak çok iyiydi. Ama Ateş'te çok belirgin bir arkadaş ihtiyacı başgösterdi. Orda tanıştığı çocukları tutup tutup bizim odamıza götürdü, oyun oynamak için. Herhalde gelecekte de bütün arkadaşlarını toplayıp bizim eve getirecek. Böyle olursa çok sevinirim, zaten böyle olmasını isterim.
Tatilden sonra eve dönerken Ateş evimizi, hatta kendi odasını bile unuttuğunu söyledi. Neyse ki görür görmez hatırladı. Evde kalan oyuncaklarını görünce çok sevindi. Bir hafta evde ablasıyla kaldı. Bence itiraf etmese de, evde sıkıldı, belirgin olarak arkadaş istiyor. Salı günü de okulu açıldı. Artık 5 yaş sınıfı oldu, arkadaşlarının bir kısmı küçük yaş sınıfında kaldı, Ateş ve bir kısım arkadaşları da 5 yaş oldu. Öğretmeni değişti. Yeni bir öğretmen de başlamış. İlk gün keyfi yerindeydi. Dün sabah okula girince ağlamaya başladı, bu sabah yine hafif mırın kırın yaparak, ama genelde iyi gitti. Bu sene de böyle mi geçecek diye korkmaya başladım. Umarım keyifli gider.
Tam 2 hafta önce tatildeyken dışarda yediğimiz bir yemek sonucunda Ateş, Cengiz ve ben diare olmuştuk. Ateş'inki hala devam ediyor. Ateş'in barsakları oldukça hassas, bir şekilde düzeni bozulursa uzun süre iyileşmiyor. Bugün biraz daha iyi gibiydi.
Evdeyken sürekli olarak kendisiyle oyun oynamamı istiyor, ellerimi yıkamaya bile gidemiyorum. Yatana kadar aktif olarak oyun oynuyoruz. İki kişilik puanlı oyunlar (okey-ama kendi kurallarımızla-, bil bakalım kim, zar atarak ilerlenen oyunlar, bellek kartları) şu sıralarda favorilerimiz.

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Büyük Tatil

Ateş'in günlüğünü burda yazmaya başlayalı 3 yıl bitti, 4. yıla girdik. Zaman gerçekten de çok çabuk geçiyor. Tuttuğum bu kayıtlardan çok memnunum. Uzun yıllar daha sürdürebilmeyi istiyorum.
Ateş'le birlikte ağustosun başından beri tatildeyiz. Baba ve abi bize haftasonları katılıyorlardı, dün onlar da önümüzdeki hafta boyunca kalmak üzere geldiler. Biz ikimiz yalnız kalınca Ateş'i oyalayabilmek için bir sürü değişik oyun ve aktivite bulmam gerekti. Sürekli olarak denize girmiyoruz tabi ki. Bir sürü oyuncak (araba ve balık), resim defteri, boya kalemleri, çıkartma kitapları, filmler, okuma kitapları, hafıza oyunu, tombala vs. getirmeme rağmen, yine de başka şeyler bulmam gerekti. Çocuk da haklı, hiç yaşıtı çocuk olmadı, ya da olduysa da biz görmedik, insanlar daha kısa süre kalıp gittiler, biz hep durduk. Dolayısıyla arkadaş bulamayınca bana yöneldi. Arkadaş bulduğu 2 günde benim yüzüme bile bakmadı. Arkadaşlar gidince yine bana döndü. Bu durum benim için biraz zor oldu ama kendisi dün akşam babasına zevkli bir tatil geçirdiğini anlatıyordu, önemli olan da bu. Artık herşey daha kolay zaten, hem babası, hem abisi yanında. Balık avlarına ve kumdan büyüüüüük heykeller yapmaya başladılar.
Bir-iki hafta önce akın eden denizanaları yüzünden huzurla denize girememeye başladık. Cengiz iskeleden bize gözcülük yapıyor, biz öyle denize giriyoruz, umarım biran önce giderler.
Ateş'in bu tatilde izlediğimiz filmler arasında en çok hoşuna gideni, "Orman Çocuğu" oldu. Gerçekten de inanılmaz güzellikte iki filmden oluşan bir seri. Müziği de harika. Ateş'le birlikte aklımıza geldikçe söyleyip dans ediyoruz. Sözlerinin bir kısmı şöyle:
Gereken sadece güven ve inanmaktır kendine,
Unutma aklında tut bunları
Gereken sadece güven ve annenin öyküleri
Sana inanma gücünü veriiiiiir
Ayrıca burda Inspector Gadget'ı izlemeye başladık yatarken. Benim küçüklüğümde de vardı, ben de çok severdim, hatta çok ileri teknolojiye sahip bir çizgifilm diye düşünürdüm. Meğer ne kadar basitmiş. Ama görüldüğü gibi hala çocukların ilgisini çekmeye devam ediyor.
Tatil bu hafta da devam edecek. Sonra eve dönüp 1 haftayı evde birlikte geçireceğiz. Sonra Ateş'in okulu açılacak, 5 yaş sınıfı maceraları başlayacak. Haftasonları denize gelmeye devam edeceğiz.

Cuma, Temmuz 31, 2009

Resim

Ne kadarı görünüyor bilmiyorum ama, Ateş ilk kez tümüyle kendi isteğiyle ve kendi kendine üçümüzü çizdi. Yeşil renkle yapılmış uzun saçlı olan benim tabi ki. Gözlerim, kulaklarım, göbek deliğim bile çizilmiş. Çoooookkkkk güzel olmuş inanamadım görünce. Benden sonra babasını çizdi kahverengi ile. Babasının gözleri epeyce büyük olmuş. İkimizden sonra da kendini çizmeye başladı. Tam görünmeyebilir ama benim boynuma yapışık duran küçük boyuttaki de kendisi. Özellikle kendisini benim boynuma dolanmış şekilde çizmesine bayıldım. Harika bir resim oldu.
Temmuzdaki 2 haftalık tatilin üzerine 2 haftadır evdeydi Ateş. Evde de çok memnundu hayatından. Bugünden itibaren yine ikimiz birlikte denize gidiyoruz, hem de tam 1 aylığına. Baba ve abi de ara ara bize katılacaklar. Hayatımda hiç bu kadar izin kullanmamıştım. Oğlumla birlikte sakin keyifli bir tatil geçirmeyi planlıyoruz.
Boyu 108 cm, kilosu 21 kg.

Perşembe, Temmuz 23, 2009

Deniz ve kum maceraları

Tatilimizin ilk aşaması çok güzel geçti. Ateş hayatından çok memnundu. Gündüzleri kumda oynayıp denize girerek, oyun oynayarak, arada sırada film izleyerek zaman geçirdik. Abisi ve kuzeni Lal'le de çok iyi vakit geçirdi. Her ne kadar onlar büyük olsalar da onlarla takılmaya bayıldı Ateş. Onları bana tercih etti -ki bu çok normal ve iyi bir durum. Öğle yemeğinden sonra denize girilemeyecek saatlerde onlar ödev yaptılar, Ateş de resim yaptı yanlarında. Geri döneceğimiz gün "üzülme, şimdi dönüyoruz ama sonra yine geleceğiz" dedim. Bana "ama tekrar geldiğimizde Lal burda olacak mı" diye sordu. Olmayacağını söyleyince çok üzüldü.
Babası bir gün Ateş'ten restorandaki büfeden kendisi için diyet kola getirmesini istedi, arkasından da "buzlu" diye ekledi. Ateş büfeden babasına "baba, diyet kolan buzlu mu, yoksa muzlu mu" diye sorarak hepimizi güldürdü. Yarın haftasonu için gidiyoruz, gelecek haftasonu ise 1 ay kalmak üzere gidiyoruz Ateş'le.
Şimdi evde ablasıyla kalıyor. Evdeki oyuncaklarını da çok özlemiş, hayatından çok memnun.
Son 1 aydır öğle uykuları tümüyle kalktı. Geçen sonbahardan beri, haftasonları zaten uyumuyordu ama okulda hafta içi 1-1.5 saat kadar uyuyordu. Bu da gece 11.30-12.00 gibi yatması anlamına geliyordu. Öğle uykusu kalkınca uzuuuun süredir ilk kez gece normal bir çocuğun yattığı saatte (9.00) uyumaya başladı. Bu düzen çok iyi oldu.
Boyu 107 cm, kilosu 20 kg. Aslında 21 idi, ama tatilde biraz verdi.

Perşembe, Temmuz 09, 2009

Tatil

Ates'le birlikte cuma aksamindan beri tatildeyiz. Kuzeni Lal burda, babasi ve abisi de cogunlukla burda. En minik kuzen Toprak Efe de haftasonu icin gelecek. Biz iki haftaligina geldik. İlk haftamizi tamamlamak uzereyiz. Cok guzel vakit geciriyoruz. Deniz ve kum oyunlari surekli var. Onun disinda bisiklete biniyor (ben pesinden kosuyorum, iyi oluyor), birlikte film izliyoruz, oyun hamuru oynuyor, resim yapiyor, bilgisayar oyunu oynuyor. Keyfimiz yerinde yani. Bu arada atesli bir hastalik da geciriyor, ama neyse ki cok agir degil. Son durumlar bu sekilde...

Perşembe, Temmuz 02, 2009

Yaz

O kadar hızlı yaşıyoruz ki, oğlumun günlüğüne son zamanlarda çok az vakit ayırır oldum. Gerçekten haftalar nasıl geçiyor, hiç farkında değilim. Sanki belli bir yaşa gelince zaman daha da hızlı geçiyor gibi.
Neyse, oğlumla ilgili kısıma geçeyim. Geçen hafta 4 gün ayrı kaldık birbirimizden. O evde babasıyla kaldı, ben bir toplantı için şehir dışına gittim. Ateş doğduğundan beri bu ikinci ayrılışımız oldu. Bu kez toplantıda daha rahat ettiysem de, -belki manyak bu kadın diyeceksiniz ama-, bir an önce sağlıklı bir şekilde oğluma kavuşmayı çok istedim. Hatta gitmek için yola çıktığımda, niye gidiyorum diye çok pişman olmuştum. Neyse sağ salim oğluma kavuştum. Ayrıyken sürekli olarak telefonla konuştuk. Normalde pek konuşmaz ama bu sefer her telefonda konuştu benimle. Yaptıklarını ayrıntılarıyla anlattı. Telefonu da "öptüm bay baaaay" diyerek kapattı. Geldiğim günü evde birlikte geçirdik. Gün içinde birkaç kez, -hiç konusu geçmediği halde- "anne seni çok seviyorum" dedi.
Gösterisinden beri Ateş okula gitmiyor. Karne aldı ya, 5 yaş sınıfı oldu artık. 4 yaş sınıfı da neymiş? Zaten önümüzdeki iki hafta deniz kenarına gidiyoruz. Sonra iki hafta evdeyiz. Daha sonra ağustos boyunca tatildeyiz Ateş'le birlikte. Abisi ve babası da ara ara bize katılacaklar. Eylül itibariyle de 5 yaş sınıfına başlarız artık.
Denizde ve kumsalda çok iyi vakit geçiriyoruz tabi ki. Kendi sınıfından arkadaşları da oluyor orda. Arkadaşlarıyla inanılmaz güzel zaman geçiriyor. Çok güzel oyun oynuyorlar. Örneğin, bisiklete binmek için sıraya giriyorlar, (genelde) herkes sırasına uyuyor. Okulun faydalarını görüyoruz.
Orda bile ne kadar büyüdüğünü farkedebiliyorum. Çoğu şeyi kendi başına yapıyor. Odaya gidip birşeyler getiriyor. Bazen onu izlesem de, izlediğimi farkettirmemeye çalışıyorum.
Şimdi günlerini evde ablasıyla birlikte geçiriyor. Kendisi çok iyi vakit geçirdiğini söylüyor. Ablası da onunla oyun oynamayı çok özlemiş. Bütün gün birlikte oyun oynuyorlar. Şu anda da babasıyla birlikte yeni gelen B.uz D.evri 3'e gitti. Üç boyutluymuş. Bakalım neler söyleyecek.
Son olarak bir şey daha yazayım. Okula gittiği günlerden birinde gereksiz yere çok ağlayıp yaramazlık yaptı, ben de kızdım. Bana "anne, senin yüzünden kötü bir gün geçiriyorum" dedi.

Pazartesi, Haziran 22, 2009

Yilsonu Gosterisi

Dun Ates karne aldi, 5 yas sinifina gecti. Hep birlikte gosteriler yaptilar, sarkilar soylediler. Harikaydi. Ates hep guleryuzlu ve aktifti. Sadece gosteri cok uzun durdugu icin icerde beklerken yoruldu biraz. Benim icin de ilk gosteriydi, cok heyecanliydim, tabi agladim biraz ama gercek mutluluk gozyaslariydi. Insallah nice gosterileri ve mezuniyetlerini mutlulukla izleriz. Ayrintilar yolculuk sonrasi...

Perşembe, Haziran 11, 2009

Sonunda yemek yedi

Dün akşam geçen perşembeden beri ilk defa yemek yedi. Babasıyla birlikte bezelye ve pilav pişirdiler. Ağzına ilaç sürerek normal bir şekilde yiyebildi. Sonra benden mozaik pasta istedi, yaptım, yedi. Mutluluk bu olsa gerek.

Salı, Haziran 09, 2009

Doğumgünü Kutlamaları-3, Hastalık

Bu pasta da Ateş'in 3. doğumgünü partisinden. Bu kez açık havada, bizim arkadaşlarımızın ve çocuklarının geldiği bir parti yaptık. İdil, Can, Ilgın, İpek, Ozan, Ömür, Atakan, Bora, Bilge, Deniz ve Defne Ateş'in konuklarıydı. Ama anladık ki, bir hafta içinde yapılan üçüncü partiden Ateş sıkıldı. Ne pastasının mumlarını heyecanla üfledi, ne de hediyeleri kabul etti (gerçi eve getirdiğimiz hediye paketlerini büyük bir keyifle açtı, o ayrı). Pastanın üzerindeki balıklar çocukların çok ilgisini çekti. Bütün çocuklara balık verildi, çocuklar pastayla ilgilenmeyip balıkları yediler. Aslında pastası çooook güzel olmuştu. Bu sene pastaları (1 adet abiye, 3 adet Ateş'e) yaptırdığımız yerden çok memnun kaldık. Harika pastalar yaptılar. Ayrıca her konuk çocuğun isminin yazıldığı etiketleri olan kız ve erkek çocuk kurabiyeleri yaptırdık. Çocuklar kendi isimlerinin olduğu kurabiyeleri bulup yerken çok eğlendiler.
Partisinin başlangıcında çocuklar küçük gruplar oluşturdular. Ama Ateş en çok konuklar gittikten sonra orda bulunan diğer çocuklarla ve Eliz'le eğlendi. Kedileri sevdi, diğer çocuklarla birlikte resimler çizdi. Eve dönmek istemedi, uzun bir süre daha orda kaldık. Sonuç olarak güzel bir partiydi. Doğumgünü partisi işine seneye kadar ara verdik.
Bu son partinin hemen ertesi günü maalesef Ateş hastalandı. Birdenbire dizlerinde, ayaklarında, dirseklerinde, ellerinin içinde ve en kötüsü ağız içinde döküntüler çıktı. Coxagie A19 virüsü bunlara sebep olmuş. Bugün hastalığının 6. günü. Ancak kendine gelebildi. Hep birlikte perişan olduk. Çünkü ağzını hiç açamadı ve su dahil hiçbir şey yiyip içemedi. Ancak pipetle çok az miktarda sıvı alabildi, o da ağlatarak ve sonrasında ağlayarak sürdüğümüz ilaçtan sonra. İçebildiği sıvıların hesabını yaptım sürekli. Hastaneye gidip damar yolu açtırma işleminin sınırından döndük. Son 2 gündür biraz daha fazla sıvı alabilmeye başladı. Çoooooook minik lokmalar halinde çok az katılara başladık. Ama gerçekten perişan olduk. Kaç kg verdi hiç bilmiyorum. Cuma akşamı bu yazın başından beri ilk kez olmak üzere denize gittik, morali de düzelir, ortam değişikliği iyi gelir diye düşündük. Ama ertesi gün akşam olmadan dönmek zorunda kaldık. Çok sevdiği ve çok istediği halde balık tutmaya bile hali yoktu. Sürekli kucağımda taşıdım. Dün ve bugün kendi yürümeye ve -çok şükür- konuşmaya başladı. Sürekli konuşmasını ve gevezelik yapmasını nasıl özlemişim. Dünyada çocuğunun sağlığından daha önemli hiç, ama hiçbir şey yok.
Alttaki fotoğraf dün akşamdan. Banyoda havuz yapmak istedi. Balıklarıyla oynadı. O kadar çok sevdi ki, bir türlü çıkaramadım. Ara ara su tazeleyerek tam 4 saat kaldı. Zorla çıktığında ayakları böyle olmuştu.

Pazar, Mayıs 31, 2009

Doğumgünü Kutlamaları-2

Cumartesi günü ikinci partimizi yaptık. Ateş'in okuldan arkadaşları (tabi ki anneleriyle) ve Serap öğretmeni geldi. Bu yaştaki çocuklar yabancı bir evde normalde daha çekingen dururlar genelde, ama hepsi okuldan birbiriyle arkadaş olduğu için hiç böyle bir problem olmadı. Hatta bir anne, kızının nasıl olup da kendinden uzakta bu kadar çok oynayabildiğine hayret etti. Annelerin söylediğine göre çocuklar, "Ateş'in doğumgününe ne zaman gideceğiz" diye gün saymışlar. Okulda Ateş'e birçoğu "biz size geliceeez, hem de evinize geliceeez" demiş. Ateş de çok heyecanla bekledi. Hatta bir gün önceden "bugün gelsinleeer" diye ağladı. O günü "bugün arkadaşlarım gelicek, yaşasın" diye diye geçirdi. Biz parti sofrasıyla ilgilenirken Ateş babası ve abisiyle balon şişirdi, evi süsledi. Sonuç çok güzel oldu. Zaten hiçbir şey için olmasa bile onun bu hevesi ve heyecanı için herşeye değerdi.
Bu seferki pastamız görüldüğü gibi balıklı ve balinalıydı. Küçük balıkların çoğunu Ateş yedi. Ama bizim doğumgünü kutlamalarımız henüz bitmedi. Perşembe akşamüstü açık havada bu sefer bizim arkadaş grubumuzla ve çocuklarıyla kutlayacağız. 40 gün oldu mu?
Dün akşam anneanne, dededede ve Pelin Teyze gittiler. Ateş biraz bozuldu tabi. Üçüyle de çoooooook oyunlar oynadı. Neyse herkes sağ salim evine ulaşmış.

Perşembe, Mayıs 28, 2009

Doğumgünü Kutlamaları-1

Dün Ateş'in doğumgününü okulundaki partiyle kutladık. Süperdi. Ben de böylece ilk kez okul içi günlük olayları izleme fırsatı elde ettim. Öğle uykusundan sonra öğretmenleri hepsini tek tek giydirdi, kızların saçları taranıp toplandı. Bu arada giyinme işi biten ya da sıra bekleyen çocuklar da yerde oturup "çiçek olarak" beklediler. Bazen çiçekler dayanamayıp yaramazlık yapsalar da giydirme işi problemsiz bitti. Hepsi bir ağızdan deli gibi konuştu. Ama genelde kurallara hepsinin uyduğunu söylemeliyim.
Partinin yapılacağı salona geçtik. Balonlar ve "iyi ki doğdun Ateş" yazıları vardı. Önce hep birlikte oyunlar oynadılar. Müzikle dansettiler. Müzik durunca oturma yarışması yaptılar. En sonunda elene elene Ateş ve Koza kaldı. Ateş'i ilk birinci, Koza'yı da 2. birinci ilan ettiler. Sonra yerde halka şeklinde oturup müzik eşliğinde birbirlerine top verme oyunu oynadılar. Müzik durduğunda top kimin kucağındaysa eleniyordu. Doğumgünü çocuğu olan Ateş bu oyunu da kazandı. Sonra öğretmenlerinin arkasında tren olup şarkı söylediler. O da bitince kucaklarında balonla dans ettiler. Ateş, dans için Koza'yı seçti. Bu arada Doru Ateş'e "cumartesi günü evdeki doğumgününe geliceeeeem" diyordu. Zaten Doru da Ateş'in iyi arkadaşı. En sonunda pasta geldi. Bütün çocuklar gibi Ateş de pastayı çok beğendi. Hep birlikte yedik. Benim yine -tabi ki- gözlerim doldu. Okulda da ayrıca kutlama yaptığımıza çok memnun oldum. Günün çocuğu Ateş'ti. Sonra pastanın üstündeki süper özenle yapılmış hayvan figürlerimizi de alarak erkenden eve döndük.
Evde zaten keyfi çok yerinde. Dededede, anneanne ve Pelin Teyzesiyle sürekli olarak oyun oynuyor. Bu arada cumartesi günkü 2. parti için Ateş'in okul arkadaşlarının ailelerini aradım. Çoğunluk geliyor. Şimdi de ev partisi hazırlıklarımız başladı.
Ateş 5 (yazıyla BEŞ) yaşına girdi. Dört yaşını bitirdi. Dört sene önce minicik 3.2 kg ağırlığında, viyaklayan bir bebekti. Kollarını ancak bir bütün olarak hareket ettirebiliyordu. Bütün aktivitesi sindirim sistemini düzenlemeye çalışmaktan ibaretti. Şimdiki haline inanamıyorum. Kendi başına bir kişilik. Hayal bile edemeyeceğim şeyleri yapıyor, düşünüyor, konuşuyor. Bir dört sene daha sonrayı hiç düşünemiyorum. İYİ Kİ DOĞDUN ATEŞ. Ben de arkadaşlarımın deyimiyle iyi ki doğurdum.

Perşembe, Mayıs 21, 2009

Haberler...

Uzuuuun süredir yazmak istediğim halde bir türlü yeni birşey yazamadım. Oysa ki arada çooook şeyler oldu. Önce yandaki fotoğrafı yazayım. Görüldüğü gibi üzerinde Ateş'in fotoğraflarının olduğu özel bir puzzle. Cengiz'in anneler günü hediyesi, çoooook beğendim. Hatta bayıldım. 1000 parçalı puzzle. Büyük bir hevesle yaptım. Bütün fotoğraflarda önce Ateş'in kulakları çıktı ortaya, nedense! 
Cumartesi sabahı Ateş'in anneannesi, dedededesi ve Pelin Teyzesi geliyor. E, Ateş'in doğumgünü yaklaşıyor. En az iki ayrı doğumgünü kutlaması planladık. Biri tam doğumgününde okulunda olacak. Pasta seçimini yaptık. Arkadaşları ve öğretmenleri ile kutlayacak. Diğerinde de yine okul arkadaşları ve öğretmenlerini eve davet edeceğiz. Herhalde hareketli bir parti olacak. Herşeyde kendi beğenisi ön planda. Onun istediği seçimleri yapıyoruz. 
Demir tedavisinden bahsetmedim, üç haftadan sonra kestik, çünkü belirgin bir diareye neden oldu. Ama o üç hafta bile iştahı için çok faydalı oldu. Şu anda 20 kg, 106.5 cm. 
Dün akşam babasının iş yemeği nedeniyle yalnızdık. Keyifle önce bilgisayar oyunu, sonra "bil bakalım kim" oynadık birlikte. Bir süre sonra aklımıza bisküvili pasta yapmak geldi, banyodan sonra birlikte (yani ben de!)  afiyetle yedik. Bu sabah okula gideceği için yine biraz mızırdanmaya başladı ama kolay ikna oldu. Bazen keyfi çok yerinde oluyor. Çok güzel oyun oynuyor, çok güzel söz dinliyor, ya da kendi fikirlerini çok güzel anlatıyor. Bazen de (19 Mayısta olduğu gibi) herşeyden bir problem yaratıyor, mızmızlanıyor, babasının deyimiyle küçük bir bela haline geliyor. Ama genellikle iyi ruh halinde. Herkesin çocuğu kendi anne-babasına muhteşem görünür ya, Ateş de bana göre dünyanın en tatlı, en akıllı çocuğu.

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

S-Ü-N-G-E-R B-O-B

Ateş'in SB sevgisinin yoğun olarak devam ettiği bu günlerde, Cengiz bir SB kostümü yapmaya karar verdi. Haftasonu babaannenin de yardımıyla yandaki kostümü yaptılar, süngerden kalıp yaptılar önce. Sonra üstünü kumaşla kaplayıp yandaki hale getirdiler. Benim beklediğimden çok daha güzel oldu. Dün sabah arkadaşlarımızla kahvaltı yapmak için gittiğimiz yerde, Ateş de kendi arkadaşlarına SB kostümünü gösterdi. Çocuklar beğenip ilgi gösterince bizimki de zevkten dörtköşe oldu.
Ateş son 3 gündür kendi kendine banyo yapıyor. Saçını durularken hafif yardım etmek dışında hiç katkım olmuyor. Bir anda bu aşamaya geldik. Kendi kendine banyo yapınca çok da eğleniyor. Çok isteyerek banyoya giriyor. Bakalım ne kadar devam edecek?

Pazar, Mayıs 03, 2009

Yeşil Bir Gün...

Ateş 3 gün tatil diye hafta başından beri sevinip duruyordu. Cuma gününü arkadaşlarımızla gittiğimiz kahvaltının ardından evde geçirdik. Ateş tabi ki evde gayet mutluydu. Akşamüstü abisi geldi. Cumartesiyi de -öğle yemeği hariç- evde geçirdik. Cuma günü Ülkü bizi bu sabah için kahvaltıya davet etmişti. Ama Ateş günleri karıştırmış. Dün sabah uyanır uyanmaz bana "bugün biyere gidecek miyiz" diye sordu. Aslında her sabah "bugün tatil mi" diye soruyor, evet dersem "oleyyy" diye bağırıp yataktan fırlıyor, hayır dersem "pöh, benim daha uykum var" diye geri yatıyor. Neyse dün sabahki sorusuna "hayır, biryere gitmeyeceğiz" diye yanıt verdim. Dün gideceğimizi zannederek "hani Ülküler diyodun" dedi. Ama öyle bir ses tonuyla söyledi ki, gülmekten yerlere yattım. Bugün babasıyla birlikte hala o cevabı hatırlayıp hatırlayıp gülüyoruz.
Bugün ise, sabah kahvaltısı için 11.00'de gittiğimiz Ülkülerden akşamüstü 17.00 gibi çıktık. Bahçe süperdi. Ateş çiçek topladı, çiçek yapraklarından seviyor-sevmiyor yapmayı öğrendi.
Bahçivan eldivenlerini giydi, bahçeden otları topladı, tırmıkla biraraya getirdi, sonra bütün otları taşıdı. Bu işleri yaparken hep Ülkü'yü dinledi, o ne derse onu yaptı. Ordan çıktığımızda artık papaz gibi olan saçlarını kestirmek için berbere uğradık.....ve sonunda şu muhteşem görüntü çıktı ortaya.
Şu anda saat 21.59. Bir süredir yatırmaya çalışıyorum. O da sürekli benimle pazarlık yapıyor. Önce 1000 dak sonra dedi, sonra 20 dak sonra dedi. Peki, dedim. Sonra o da yetmedi, 29.5 dak sonra diye mızıldanıyor şu anda.

Salı, Nisan 28, 2009

Askı-Aslı

Geçen gün Ateş'i okuldan aldığım sırada başka bir kız çocuğunu da annesi alıyordu. Ateş bana o çocuğu göstererek "anne bak, 5 yaş sınıfından Askı" dedi. Ben gülmemeye çalışarak "ismi Aslı olabilir mi" diye sordum. Bana "ama hep ona askı diyolar" diye yanıt verdi.
Şu anda yanımda oturuyor. Okuldaki Askı isimli kızı yazdığımı söyledim, ikna olmuş, bana "anne, askı değil, Aslı Aslııııı" dedi.

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Bu haftasonu da...

Şöyle geçti, demeden önce 22 Nisan'daki çocuk bayramı ve kostüm partisinden başlamam gerektiğine karar verdim. O gün Ateş partide hiç eğlenmemiş. Zaten ben Ateş'i bıraktığım anda servis de geldiği için çok kalabalık oldu bir anda ortam. Kargaşa, curcuna, bağırış, kostüm organizasyonu vs. Ateş bir anda çok sıkıldı, hissettim. Ama sonra eğlenir diye düşünerek (ayrıca günlerdir konuşulan bir parti olduğu için kaçırmasını istemediğimden) bıraktım. İki saat kadar sonra babası almaya gittiğinde ise gayet sıkılmış bir şekilde bulmuş Ateş'i. Neyse babası ve abisiyle erkenden eve döndü o gün. Ben -o gün- zaten yarım gün gittiğim işten eve döndüğümde çocukları küvette havuz yaparken buldum. Neyse bizimkinin keyfi yerine gelmişti.
Ertesi gün, yani orjinal 23 Nisan'da öğleden sonra önce Can'a hediye almaya, sonra Can'ın doğumgününe gittik. Açık havadaydı, oyun parkında çok eğlendi Ateş.
Cuma günü sabahtan göz muayenesi için randevumuz vardı. Bir önceki muayeneden sonra 6 ay geçtiği için gitmemiz gereken rutin bir muayeneydi bu. Sağ gözü 9/10, sol gözü 8/10 görüyor. Göz tembelliği gibi bir problemimiz yok. Damlalı muayene oldu yine. Damla gözünü yaktığı için iki sefer ağladı ama hemen sonra normale döndü. Sağ gözün numarası aynı (3.00), sol gözün de 3.50'den 3.75'e ilerlemiş, ama gözlük camlarını değiştirmemize bile gerek olmadığını söyledi Ayça Teyze. Biz yine de gözlüğünü değiştireceğiz, çünkü camları çizik içinde. Ayrıca kırılma olasılığı nedeniyle yedek bir gözlük daha alacağız. Çünkü artık gözlüksüz duramıyor Ateş. Bir de ayrıca güneş gözlüğüne numaralı cam taktıracağız. Göz damlası nedeniyle pupilleri büyüdüğü ve net göremediği için o gün okula gidemedi Ateş. Damlayı damlatmamıza da -okula gitmemesini sağladığı için- izin verdi.
Haftasonuna geldik nihayet. Cumartesi günü öğleden sonra önceden bilet aldığımız sirke gittik. Şimdiye kadar birçok kez sirke gitmiştik, ama bu gerçekten profesyonel ve süper bir sirkti. Gösteriler süperdi, ortam temizdi, hayvanlar çok bakımlıydı. İnanılmaz gösteriler vardı, çok çok beğendik. Fotoğraf net değil, ama başka uygun fotoğraf yoktu.
Pazar günü ise benim iş arkadaşlarım ve aileleriyle beraber Bilge-Deniz'lerin bahçesindeydik. Piknik yaptık. Ateş otlarla, çiçeklerle oynadı, koştu, denize taş attı, yani çok iyi vakit geçirdi. Eve dönünce de sabah çok erken kalkmanın ve günboyu koşup oynamanın etkisiyle erkenden uyudu. Sabah okula gitmek için evden çıkana kadar da akla karayı seçtik. Ama öğretmenini görür görmez heyecanla sirki ve gördüğü hayvanları anlattı. Bu haftasonumuz da böyle geçti.

Çarşamba, Nisan 22, 2009

23 Nisan Kostümlü Parti

Bugün öğlene kadar evdeydik Ateş'le birlikte. Ateş'in okulunda öğleden sonra 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlaması ve kostümlü parti var. Her çocuk istediği kıyafeti giyip gelebilecekmiş. Biz de kaplan kıyafeti giydik. Başka hiçbir çocukta bulunmayan orjinal bir kostüm oldu. Evden kostümüyle birlikte çıktı. Bir de kırtasiyeye uğramamız gerekiyordu, bayrak ve süs almak için. Dolayısıyla çevrede bir dolu insan Ateş'i gördü, sevdi, çocuklar birbirine gösterdi.
Biraz önce onu okula bıraktım ve işe geldim. Umarım parti iyi geçiyordur.

Pazar, Nisan 19, 2009

Haftasonu

Haftasonu tatilimiz gayet güzel geçti/geçiyor. Dün sabah uyanır uyanmaz evden çıktık, çünkü Ateş'in abisinin okulda folklor gösterisi vardı. Abisi efe kıyafeti giydi gösterisi için. Ateş de kaplan kıyafetini giydi. Öyle ya, madem abi farklı bir kıyafet giyiyor, Ateş de kaplan olabilir. Neyse, kahvaltımızı da yolda yemek üzere yanımıza alarak okula gittik. Gösteri başlayana kadar Ateş kaplan haliyle etrafta dolaştı. Çevredeki herkes bayıldı Ateş'in o haline. Bazıları birbirine gösterdi, bazıları yanağından makas aldı, bizimki de mutlu oldu tabi.
Fotoğraf cuma gecesinden. Ateş abisinin kıyafetini deniyor.
Gösteri başlayınca Ateş ilk başlarda hevesle seyretti, ama abisinin sırasının gelmesi için 2 saat bekleyince sabrı taştı tabi. Neyse ki yanımda s-ünger b-ob boyama kitabı ve boyama kalemleri vardı. Bir süre onlarla oyalandı. Sonra yiyecek birşeylerle birazcık vakit geçirdi. Ama bu arada her gösteri sonunda çılgınca alkışlamayı ihmal etmedi. Abisinin gösterisi bitince de ikisinin isteği üzerine hemen eve dönmek üzere ordan ayrıldık. Geri kalan zamanı evinde huzur içinde geçirdi Ateş, akşam yemeğini yiyemeden 19.30'da uyuyakaldı. Hafta içi 23.00-23.30'dan önce uyumayan çocuk, gün içi aktiviteleri ve öğle uykusuna yatmaması nedeniyle erkenden uyuyakaldı. Gece beni 4 kez ağrıyan ayağını ovdurmak için, iki kere de k-aka için uyandırdı. Sonra sabah birlikte keyifle uyandık.
Pazar kahvaltısından sonra, bir süre evde vakit geçirdik. Sonra birkaç gün sonra başlayacak sirk gösterisi için haftaya cumartesiye bilet almak üzere evden çıktık. Lunaparkta eğlendik biraz. Balıkçıya uğrayıp biraz balık aldık. Bana ordaki balıkları tek tek tanıttı Ateş. Hatta balıkları eline alıp inceledi her zamanki gibi. Sonra hamburgercide yemek yedik, akülü arabalara bindi Ateş, otoparkta babasıyla araba yıkadı. Bu arada araba yıkarken suyu bol bol harcamadıklarını, bir kovaya su doldurup onunla yıkadıklarını belirtmem gerek. Eve döndük, küvette havuz yaptı, tam 1 saat. Balıklarıyla oynadı küvette. Banyosunu yaptı, kururken s-ünger b-ob seyretti. Oyun oynamaya devam ediyor.

Cuma, Nisan 17, 2009

Bugün

Bugün Ateş için de, benim için de kötü bir gün oldu. Ateş okulda kötü bir gün geçirmiş, ben de işte (aslına bakarsanız hepsi de önemsiz şeyler, kötü günümüz böyle olsun). Neyse ki bugün cuma, çok sevindik haftasonu tatili için.
Kötü başlangıçtan sonra, birkaç gün önce Ateş'le aramızda geçen dialogu yazmak istiyorum. Sabah kahvaltı sırasında benden 3 tane kitap okumamı istedi. Ben de biran önce kahvaltıyı bitirip okula/işe gitmemiz gerektiğinden, "oğlum üçünü birden nasıl okuyum, fazla olmaz mı" dedim. Bana "anne, üçünü aynı anda oku demedim ki, önce birini oku, sonra birini, ondan sonra da en sonuncusunu" diye yanıt verdi. Dakikalarca güldüm.
Fotoğraf birkaç hafta önce gittiğimiz bir lokantanın bahçesinden. Ördeklere ekmek atarken çok eğleniyor.

Çarşamba, Nisan 15, 2009

Kandırıldım

  • Ateş dün beni kandırdı. Yani kandırdığını düşündü. Haftasonu hafif bir ateşli hastalık geçirdi. Ama genel durumu gayet iyiydi. Pazartesi okula ateşölçeri ve ilaçlarıyla gitti, ama hiç problem olmadı ve çok eğlenmiş olarak aldım okuldan. Dün sabah uyandığında ise hemen "okul var mı" diye sordu. Var, deyince mızıldanmaya başladı, "anne ben kendimi çok kötü hissediyorum, kusmak üzereyim" diye ağlamaya başladı. Önce okula gideceğiz, diye kararlı davrandıysam da sonra ne kadar çok evde kalmak istediğini görüp dayanamadım. "Peki, madem hala hastasın, o zaman bugün okula gitme,ben öğretmenine söyleyim" dedim. Yani taviz vermiş oldum. O kadar güzel rol yapıyordu ki, o haline gerçekten dayanamadım. Biliyorum, bu iş bana geri dönecek, okula gitmek istemediği hergün "kusmak üzereyiiiiim" diye ağlayacak. Ama ne yapayım, "peki evde kal" deyince o kadar çok sevindi ki, hemen ablasıyla oyun planları yaptı. Hastalığını anında unuttu. Böylece ben de isteyerek kandırılmış oldum. Bugün okula çok mutlu bir şekilde gitti, okuldaki tavşana salatalık götürdü. Söylediğine göre tavşan salatalığı hapır hupur yemiş.
  • Geçtiğimiz hafta içinde Ateş ve bir arkadaşı okulda dağılmış yapbozları topladıkları için 6 yaş öğretmeninden 6 yaş çiçeği almışlar. Bütün okulda sadece ikisi. O kadar çok sevinmiş ki, heyecanla anlattı hepimize. Altı yaş çiçeği de renkli kartondan kesilmiş bir çiçek, üzerinde de Ateş yazıyor.
  • Son günlerde resim yapma merakı başladı. Çok güzel resimler yapıyor. Özellikle her türlü balık, deniz yıldızı, denizanası, güneş resimlerini çok güzel yapıyor.
  • Muhtemelen laktoz intoleransı nedeniyle günde 2-3 kez k-aka yapıyor. Bu seanslar aynı zamanda oyun zamanlarına dönüştü. K-aka yaparken ya top oynuyoruz (çoğunlukla), ya resim yapıyor, ya da s-ünger b-ob seyrediyor. Yeri gelmişken s-ünger b-ob ilgisinin artarak devam ettiğini de söylemeliyim. Sadece seyretmekle kalmıyor, aynı zamanda kitaplarını okumama da bayılıyor.

Pazartesi, Nisan 06, 2009

Son Durumlar

Epeydir yazı yazamadım, ama durumlar iyi. Demir tedavisine başladık, Ateş'in iştahında artma gördük. Bu durum çok kötü bir kısır döngü oluşturuyor aslında. Yemedikçe anemisi derinleşiyor, anemi ilerledikçe iştahı azalıyor ve yemiyor. Neyse, umarım bu döngüyü kırmışızdır. Çünkü bu durum beni çok rahatsız etti. Şimdi akşam yemeklerinden sonra ilacını alıyor. İlaçtan hemen sonra dişlerini temizlememiz gerekiyor, çünkü dişlerini boyuyormuş. Aslında yemekten 1-1.5 saat önce veriliyor ilaç, ama ilk akşam Ateş'te şiddetli bir karın ağrısına neden olduğu için yemeklerle birlikte vermeye başladık. Şimdilik problemimiz yok. Akşam yemeklerinde özellikle demir ağırlıklı yemek hazırlamaya çalışıyorum. Kalsiyumla demiri zaten hep birarada vermemeye gayret ettim. Şimdi de ayrı ayrı vermeye çalışıyorum.
Ateş'in keyfi yerinde. Okulda çok eğlendiğini söylüyor hep. Zaten onu almaya gittiğimde de bana heyecanla birşeyler anlatıyor. Yine de cuma olup da eve döndüğümüzde "iki gün tatil var, oleyyyy" diye bağırıp seviniyor. Sanki giderek tatlılaşıyor. Acaip tatlı bişey oldu, konuşması, şarkılar söylemesi beni bitiriyor. Çok güzel sohbet edebiliyoruz. Çocuğun bebeklik aşamasından ziyade, karşılıklı konuşup anlaşabildiğimiz bu dönemlerini daha çok sevdim ben. Çok güzel ve çok rahat muhabbet edebiliyoruz.
Zaman çok çabuk geçiyor. Kreşteki (bizim deyimimizle oyun okulundaki) ilk yılını tamamlamak üzere Ateş. Bazen büyümesini hiç istemiyorum. O kadar tatlı, o kadar akıllı ki. Haftasonu bana bir dolu balık çizdi Ateş. Fotoğraflarını çektim. Bir sonraki yazıda ekleyeceğim. Herbiri birbirinden güzel.
Ateş'in evden çıkmama isteğinin bir sebebi, dönüşte elini yıkamak istememesiymiş. Bu benden kaynaklanıyor. Dışarıan dönünce elimizi yıkamamız gerektiğini hep ben söylüyordum. Şimdi bunu askıya aldık. Bir süreliğine de olsa, dışarıya daha kolay çıkmasını sağlayacaksa, bu işten vazgeçeceğiz.

Pazar, Mart 22, 2009

Ejderha Ejo

Bu ejderha ejo serisini Pelin almıştı Ateş'e, galiba geçen sene. O zaman çok ilgisini çekmemişti, ama şu sıralarda en favori kitaplarımız ejderha ejo kitapları. Çok güzel ve uyaklı bir dille yazılmış. Ateş kadar ben de seviyorum. Özellikle "Lütfen de Ejderha Ejo" ve "Aşı senden korksun Ejderha Ejo" Ateş'in en sevdiği kitaplar.
Bu sabah bir blogda kipitap, çocuk kitapçısı isimli bir sayfaya rastladım. Çok güzel bir site. Uzun süredir arayıp bulamadığım Elmer serisinin bile kitapları var. Hemen kitap sipariş ettim.
Bugün öğleden sonra İpek'in doğumgününe gittik ailece. Çok güzel organizasyon yapmış İpek'in annesi. Ateş'in de doğumgünü yaklaşıyor. Bir dolu planım var. Ondan çok ben heyecanlanıyorum. Bugün sorduk, hediye olarak küçük araba (!) istiyormuş.

Cumartesi, Mart 21, 2009

Kahvaltı ve Beslenme Sorunu

Üstüste 4-5 haftadır Ateş beyler cumartesi sabahı kahvaltı yapmak istemiyorlar. İlk haftalarda "tamam, olabilir, acıkmamıştır, canı istemiyordur, birazdan yer" düşünceleriyle kendime hakim olsam da, artık çileden çıkmış durumdayım. Bırak acıksın demeyin, hiç acıkmıyor. Tam 5 aydır boyu uzamıyor: 105 cm. TAM 1 YILDIR kilo artışı yok. Geçen sene bu zamanlar 19.5 kg idi. Şu anda 18.5 kg. Yani almadığı gibi bir de vermiş. Benim önceye göre yaptığım farklı bir şey yok aslında. Ama iştahı inanılmaz azaldı. Örneğin akşam yemeğinde 3 (yazıyla üç) lokma yiyor, doydum diyor ve asla bir lokma daha almıyor. Daha önce köfteyi çok severek yerdi. Şimdi ne köfte, ne top köfte, ne kadınbudu köfte hiçbir şey yemiyor. Eti bütün olarak zaten yemiyor. Balık tüketimi çok çok azaldı. Hergün meyve yerdi, artık o da çok azaldı.
Bütün bunların sonucunda tabi ki doğal sonuç olarak fiziksel gelişim durdu. Doktora danıştık. 3-4 yaşta zaten fiziksel gelişim bir duraklama dönemine giriyor. O yüzden bence endişenelecek bir durum yok, dedi. Ama demir eksikliği anemisi olabilir, diye ekledi. Önceden konjonktivalarına baktığımda kıpkırmızı olduğunu görüp sevinirdim. Doktorla konuştuktan sonra bir daha baktık ki, klasik anemik çocuklar gibi soluk pembe.
Böylece -babasının isteği üzerine tetkik yaptırmadan- Ateş'i demir kürüne aldık. Hem demir ilacı içmeye başladı, hem de demirden zengin besinleri yedirmeye başladık. Başladık diyorum ama henüz başarılı olmuş değiliz, hala hiçbir şey yememekte ısrar ediyor.
Çok çok çok sinirliyim.

Pazar, Mart 15, 2009

Kar Fotoğrafları

Biraz geç oldu ama nihayet kar aktivitelerimizden iki fotoğraf ekleyebildim.

Son haftalarda Ateş okula çok iyi ve mutlu gidiyor. Sabahları -geç uyanmak haricinde- bana bir problem çıkarmıyor. Hayalini kurduğum gibi, sabahları sohbet ederek okula gidiyoruz. Ben birşey söylemeden öğretmenleri de Ateş hakkında aynı izlenimleri ilettiler bana. Arkadaşlarıyla çok güzel oyun oynuyor, önceden hiç yapmadığı yaramazlıkları yapıyor,derslerde bütün sınıfın en önüne geçiyor, herşeye çok aktif olarak katılıyormuş. Çooook sevindim tabi, umarım devam eder.
Geçen perşembe günü okuldan biraz erken aldım Ateş'i. Yanıtı çok iyi bildiğim halde "eve mi gidelim, yoksa gitmek istediğin başka bir yer var mı" diye sordum. Evimize çok yakın olan bir parka gitmek istediğini söyleyerek çok şaşırttı beni. Bir saat oyun oynadı parkta, çok eğlendi. Çok acıktım diye eve döndü, yemeğini yedi, banyosunu yaptı, yani süperdi. Ama park maceramızın sonu ertesi gün belli oldu. Çiçeklerin arasında sinek ya da benzeri birşey ısırmış Ateş'i. Ben hiç farketmedim. Sabah kalktığında sol gözkapağı şişmişti. Gözü açılmıyordu. Sol gözünün yanı ve sol kulağı da ısırılmıştı. Bu sabah gözkapağının şişliği ancak indi.
Geçtiğimiz hafta Ateş ve ben bir de hastalık atlattık. Önce Ateş hastalandı, sonra tabi ki bana bulaştı. Ateş'in yüksek ve sık tekrarlayan ateşi beni sıkıntıya soktu, ama neyse ki geçti, şimdi çok iyi.


Çarşamba, Mart 04, 2009

Kar

Ates dogdugundan beri ilk kez kar gordu gecen pazar. Ilk kez kartopu oynadi, ilk kez kardan adam yapti. Cok sevdi, cok eglendi. En kisa surede fotograf ekleyecegim. Sekiz ya da dokuz aylikken de bir kez gitmistik ama o zaman bebekti ve arabada kucagimda uyuyordu. Okudugumuz kitaplarda, izledigimiz filmlerde kis hep karla ozdeslestirilmis durumda. Ama Ates'i bir turlu goturememistik. Gecen kis bir kez daha yukarilara gitmis, ama bu sefer de kar bulamamistik. Bu defa hersey yolunda gitti. Belki kis bitmeden bir daha gideriz.
Bu sabah bana "anne sen s.unger b.obsun, babam p.atrick, ben de g.aryim" dedi. Hala en cok beni seviyormus.

Cuma, Şubat 27, 2009

Geometrik sekiller

Ates'in okulda yeni ogrendigi sarki soyle:
Ben bir daireyim
Hic kenarim yok
Hic de kosem yoktur benim
Ben cok guzelim

Ben bir kareyim
Dort kenarim var
Dort de kosem vardir benim
Ben cok guzelim

Ucgen, elips vs icin ayni sekilde devam ediyor sarki. Cooook guzel soyluyor

Salı, Şubat 24, 2009

Balıklar

Ateş'in son zamanlardaki favori oyunu bu balıklarla oynamak. Hergün, ama hergün bıkmadan usanmadan, bizi de katarak bu oyunu oynuyor. Bu balıkların bir kısmı evde babasının yaptığı ve birlikte boyadıkları kil balıklar. Bir kısmı da değişik yerlerden alınan oyuncaklar. Bunlar da benim geçen cumartesi oyun hamurundan yaptığım balıklar. Ateş'le o gün saatlerce oyun hamuru oynadık, ben sıkılıp bıraktım, o oynamaya devam etti. Ben bu yaşıma kadar balıklardan hiç anlamadığım halde, oğlumun ilgisi nedeniyle balık çeşitlerini öğrenmeye başladım.

NOT: Pazar günü Ateş babasıyla yap-boz yaparken, "bu yap-bozları keşke yapıp da satsalarmış" dedi.

Cumartesi, Şubat 21, 2009

Saklanbaç

Biraz önce evde saklanbaç oynuyorduk. Ben banyoya saklandım. Ateş de harıl harıl beni arıyor. Bulamadı, en sonunda "anneee, nereye saklandıysan başını uzat da görüyüm" dedi. Ben de banyodan kafamı uzattım. Bana "anne, orda ne işin var?" dedi.

Cuma, Şubat 20, 2009

Anne-Babayı Kızdırmak



Biz önceki yazımda bahsettiğim resim çerçevesi.
Babası Ateş'in kendisine "salak" demesine çok kızıyor. Bunu duyunca üzüldüğümü söylememe rağmen devam ediyor. Aslında çocuğun da bir suçu yok. Babası da ben de kullanıyoruz. Çocuk da tabi ki duyduğunu söylüyor. Ben arada ağzımdan kaçan bu kelimeyi kullanmamaya çalışıyorum. Neyse, geçen pazar günü herşey yolundayken kendi kendine "salak baba" deyiverdi. Babası da daha önceden çok uyardığı için uzun bir süre kendisine küs kalacağını söyledi. Ateş ağlamaya başladı, bir yandan ağlıyor, bir yandan da babasına "baba kızgınlığın geçti mi" diye soruyordu. Babası da çok katı bir şekilde hayır dedi hep. O kadar çok üzüldüm ki, anlatamam. Ama aralarına girmek de istemedim. Bana "anne komik bişeyler söyle de babamın kızgınlığı geçsin" dedi. Ağlamaktan gözleri şişti. Tabi ki buna hiç dayanamayarak ben de ağladım. Sonunda babasına bir daha söylemeyeceğine dair söz verdi ve babası da onu affetti. Ateş'in modu anında düzeldi. Hemen gülüp oynamaya başladı. Olan bana oldu.
İkinci olay ise iki akşam önce yaşandı. Yemek yerken birden canı sıkıldı,üç çeşitli yemeği sevmediğini, çikolata yiyeceğini söyledi. Normalde o "doydum" dedikten sonra hiç ısrar etmiyorum. Ama hem aç, hem huysuzdu o gece. Bana kızdı, bağırdı. Yapılmaması söylendiği halde, başka yemek hazırlayabileceğimi söyledim. Hala bağırmaya devam etti, geldi vurdu. En sonunda odasına götürdüm, geri geldi. O ana kadar yerinde olan sinirlerim zıpladı, ben de ona bağırdım. Odasına kendi isteğiyle gitti, ışığı ve kapıyı kapattırdı. Odasının penceresinden bakıp ağlamaya başlamış. İçeriye kadar ağlama sesi geliyordu. Çok aşırı sinirlendim. Babası ile bana haber gönderip kızgınlığımın ne zaman geçeceğini sordu. Bir süre sonra geçeceğini söyledim. Bu sefer babasına beni güldürmek için birşeyler yapmasını söylemiş. Sonra yatağı ile duvarın arasına girip orda yüksek sesle ağlamaya devam etti. Tabi ki dayanamadım. Bütün bu olaylar 10 dakika içinde oldu. Gittim yanına, aldım kucağıma, sarıldık uzun uzun. Sırtını kaşıttı bana. Bu arada babasının yaptığı iki büyük tavuk sosisi ketçap, mayonez ve hardalla yedi.
NOT: Bu sabah okula gidiş süperdi. uyanır uyanmaz hemen bir CD seçip (bugün okulda CD günü) "anne hadi hemen okula gidelim" dedi. Umarım diğer günlerde de devam eder.

Pazartesi, Şubat 16, 2009

Notlar...

  • Günlerdir yazı yazamadım. Bu arada yazmak istediğim çok şey oldu aslında. İki hafta önceki tatilimiz iyi geçti. Tatilin son 4 günü Ateş'in kuzeni Lal geldi ailesiyle birlikte. Yazın pek birlikte oynamamışlardı ama bu sefer daha çok oyun oynadılar. Hep birlikte bir yerlere gitmek istediğimizde ise kıyametler koptu. Ateş'i dışarı çıkarmak hiiiiiç kolay olmadı. Gittiğimiz yerler de hep açık hava, çocukların seveceği yerlerdi aslında. Örneğin, çok büyük bir oyun parkına gittik, bizimki zorla gitti, ama o kadar çok sevdi ki çıkmak istemedi. Canı ne zaman oraya gitmek isterse bana söyleyecekmiş, gidecekmişiz. Çok sevindim bu habere, ama geçen hafta sabah okula gideceğimiz bir zaman canı o oyun parkına gitmek istedi, tabi gidemedik.
  • Cuma sabahı uyanır uyanmaz (diğer 4 gün çok iyi geçtiği halde-artık okul hep iyi geçiyor) "anne beni bugün okula götürürsen hep ağlarım, okuldaki heryeri de kırarım" dedi. Ama o kadar güzel söyledi ki dayanamadım, pes ettim. "Tamam, bugün tatil yap" dedim, evde ablasıyla kaldı. Sonrasında babasının da benim de korkumuz, verdiğim bu tavizi hep kullanmasıydı. Bu sabah yine "bugün de tatil yapmak istiyorum" dedi. Ama bunun çoook arada bir olabileceğini, bugün okula gideceğimizi söyledim. Bir daha itiraz etmedi.
  • Cumartesi Cengiz'in doğumgünüydü. Hep birlikte mum üfleyerek ve pasta yiyerek kutladık. Ateş babasına alçıdan bir resim çerçevesi yaptı, kuruyunca da kendi istediği gibi boyadı. Ben de içine Ateş'in son vesikalık fotoğrafını ekledim. Hediye paketi yaptık, babasına verdi, "bence işyerine götür koy" dedi. Babası çok sevindi. Aslında her aşamanın fotoğrafını çektim ama kamera bugün evde kaldı.
  • Son günlerde gece uykusuna yatarken hep anlaşmalar yapıyoruz. "On dakika sonra yatayım, banyo yapmadan yatayım, S.ünger B.ob izleyip yatayım" gibi. Genelde çok abes olmadıkça izin veriyorum, dakikaları çoğunlukla ben belirliyorum. Ama süre sonunda yine yatmak istemiyor. Bu pazarlığı benimle yaptığı için beni de istemiyor. "Peki yatarım ama babamla" diyor. Örneğin dün gece hem banyosunu babası yaptırdı, hem de onu babası yatırdı. Ayrıca bu akşam da okuldan babası alacakmış. Erkek çocuklar anneye düşkün olmaz mıydı? Gerçi beni her istediği an görüyor, banyo, yemek, masal okuma hep benimle. Belki de sıkıldı benden. Değişiklik istiyor. Ben de hiç tepki vermemeye çalışıyorum. Tepki verirsem bir daha istediklerini bana söylemez diye korkuyorum.

Çarşamba, Şubat 04, 2009

Aktivitelerimiz

Ates evde babasi ve abisiyle, ben kuafordeyim. Bugun ogle saatlerinde deniz kenarinda bir balik lokantasina gidecegiz. Ates'in kabul etmesinin tek nedeni de bir yandan balik avlayacak olmalari. Zaten baska hicbir teklif onu disari cikmaya ikna edemiyor. Ben de surekli disari cikarmaya calismiyorum aslinda, ama havanin guzel oldugu zamanlarda onu gezdirmek, oyun parkina goturmek istiyorum. Gidebildigimiz zamanlarda cok seviyor cunku.
Evde bazi altiviteler yapiyoruz. P.o.liart cam boyama kalemleriyle sticker boyayip bardaklarimizi susledik, bilgisayarimi ilk acabildigimde fotograf ekleyecegim. Cok guzel oldu bardaklar, artik onlarla su iciyor. Yine ayni markanin oyun hamurlariyla bir tablo yaptik, aslinda daha cok bana yaptirdi, kendisi 3 gundur oyun hamurlariyla balik yapiyor. Tabloyu da balikli secmistim, odasina koyduk.
Odasindaki onceden kalan oyuncak sepetlerini kesfetti, bugunlerde onlarla oyun oynuyoruz bir de. Bana da oynattiriyor. Aslinda cok iyi oldu, cok ozlemis hepsini. Aksama alcidan resim cercevesi yapacagiz birlikte. Boyayacak, icine bir resmini koyup babasina dogumgunu hediyesi olarak verir belki diye dusunuyorum.

Pazartesi, Şubat 02, 2009

Tatiliz

Tatiliz, evdeyiz, mutluyuz. Oyun parkı ziyareti için bile evden çıkaramıyorum Ateş'i. Huylarını AYNEN aldığı babası da "neden bizi dışarı çıkarmaya çalışıyorsun, biz evde mutluyuz" diyor.

Perşembe, Ocak 29, 2009

Şarkı

Biz tam yedi cüceyiz
On dört kollu bir deviz
Var mı bize yandakabi, yandakabi, yandakabi....

Çok güzel söylüyor, ama ısrarla düzeltmiyor, doğrusu böyleymiş.

Pazartesi, Ocak 26, 2009

Yağmur ve şemsiye

Bu sabah okula gitmek için evden çıktığımızda Ateş yeni s.ünger b.oblu şemsiyesini de aldı yanına. Yağmur damlaları hızla düşerken istediğim gibi bir fotoğraf çekemedim, asıl amacım s.ünger b.oblu çantasıyla şemsiyesini birlikte gösteren bir fotoğraf çekmekti. Bu sabah bana gülerek poz verdi, ki son zamanlarda poz vermeyi hiç sevmiyor. Ama şemsiyesini çok severek taşıyor. Fotoğrafta bir elinde şemsiye, diğer elinde de okula götürmek için önceden hazırladığı şekerleri var.
Cuma ve cumartesiyi hep evde geçirince dün biraz da olsa dışarı çıksak mı dedik, kendisi "B.olt" filmine gitmeyi önerdi. Uzun süre önce reklamlarını izleyip "anne gelince gidelim" demişti. Ama film vizyona girince de bir türlü ikna edip götürememiştik. Şimdi kendisi isteyince sevinerek gittik. Patlamış mısır ve lolipop eşliğinde izledi filmi. Sonuna doğru sıkıldı. Ben ondan daha çok beğendim. Neyse hemen eve döndük de bizim ev manyağı hasretini çektiği evine kavuştu.
Lilypie Kids Birthday tickers