Ateş'in son günlerdeki en büyük ilgi alanlarından biri araçların plakaları. Daha doğrusu plakaların başındaki rakamlar. Yaşadığımız şehrin ve birkaç büyük ilin numaralarını ezbere biliyor. Onun dışında farklı bir rakam görürse hemen merakla soruyor. Bu nedenle telefonuma illerin plaka numaralarını kaydettik. Hangisini sorarsa, hemen o ilin adını söylüyoruz. Bu sabah da tanıdığı herkesin doğum yerini (ve tabi doğdukları illerin plaka numaralarını) sordu ve öğrendi.
Ateş iki gündür hasta. Haftasonu abisinden bulaştı. Hem ateşi yüksek, hem de boğazı ağrıyor. O hasta olunca çok çok üzülüyorum. Umarım bir an önce iyileşir.
Gelecek hafta kreşe başlıyoruz. Ben çok heyecanlıyım. Oğlumun ilk defa bizden ayrı bir hayatı ve sosyal ortamı olacak. İlkokula başladığında bu kadar heyecanlanır mıyım, hiç bilmiyorum. Umarım çabucak alışır ve mutlu zaman geçirir.
Pazartesi, Ağustos 25, 2008
Sorular-Yanıtlar
Cengiz: En çok kiminle oyun oynamayı seviyorsun?
Ateş: Abiyle
C: Sonra?
A: Ablayla
C: Sonra?
A: Seninle
C: Sonra?
A: Anneyle (kumdan kalıpları konuştur, gözlerin kumla yıkansın, saatlerce araba yarıştır, oyun hamurlarıyla bin türlü şey yap, hatta hiç sevmediğin halde balık tut, yine de ancak 4. ol)
Cengiz: Leoparları mı daha çokseviyorsun, anneyi mi?
Ateş: Leoparları
C: Oyuncakçıyı mı daha çok seviyosun, anneyi mi?
A: Oyuncakçıyı
C: Tuvaleti mi daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi (hayret)
C: Balıkları mı daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi (hayret, çünkü balıklar son haftalardaki en büyük ilgi odağı)
C: En çok hangi balığı seviyorsun?
A: Papaz balığını
C: Papaz balığını mı, daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi (çok sevindim)
C: Çuprayı mı daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi
C: Mırmırı mı daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi
Ateş: Abiyle
C: Sonra?
A: Ablayla
C: Sonra?
A: Seninle
C: Sonra?
A: Anneyle (kumdan kalıpları konuştur, gözlerin kumla yıkansın, saatlerce araba yarıştır, oyun hamurlarıyla bin türlü şey yap, hatta hiç sevmediğin halde balık tut, yine de ancak 4. ol)
Cengiz: Leoparları mı daha çokseviyorsun, anneyi mi?
Ateş: Leoparları
C: Oyuncakçıyı mı daha çok seviyosun, anneyi mi?
A: Oyuncakçıyı
C: Tuvaleti mi daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi (hayret)
C: Balıkları mı daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi (hayret, çünkü balıklar son haftalardaki en büyük ilgi odağı)
C: En çok hangi balığı seviyorsun?
A: Papaz balığını
C: Papaz balığını mı, daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi (çok sevindim)
C: Çuprayı mı daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi
C: Mırmırı mı daha çok seviyorsun, anneyi mi?
A: Anneyi
Perşembe, Ağustos 21, 2008
Eyvah çünkü...
Ateş arabaya her bindiğinde yol kenarında yer alan hız tabelalarını takip edip sürekli olarak bize bildiriyor. Örneğin; 50 km yazan bir tabelanın yanından geçmişsek, hemen "anne ya da baba, kaçla gidiyosun" diye soruyor. Bizim verdiğimiz yanıta göre "eyvah çünkü tabelada 50 yazıyoy" diye bizi uyarıyor. Bu iş yol ne kadar devam ederse o kadar devam ediyor. Eyvah çünkü, bizim bile dilimize takıldı, hepimiz kullanmaya başladık.
Geçenlerde blog arşivime baktım. Bizimki mart ayında da kendine leopar diyormuş. Ağustos sonundayız, bir değişiklik yok. Hala bir leopar o. Hatta çocuk leopar. 0, 1 ve 2 numaralı yürüyüşleri var. Elleri yok, ön patileri var, yani toplam 4 ayağı var. Kükrüyor. İsmini soranlara iki ismi olduğunu, birinin Ateş, ötekinin leopar olduğunu söylüyor. Hatta kısaca kendine ateşlr (sondaki lr, leoparın ilk ve son harfleri) diyor. Sürekli şöyle tiyatro oyunları yapıyoruz: Aaaa, çok komik, çünkü burda bi leopar uyuyor (tabi bunlar bize zorla söyletiliyor).
Geçenlerde blog arşivime baktım. Bizimki mart ayında da kendine leopar diyormuş. Ağustos sonundayız, bir değişiklik yok. Hala bir leopar o. Hatta çocuk leopar. 0, 1 ve 2 numaralı yürüyüşleri var. Elleri yok, ön patileri var, yani toplam 4 ayağı var. Kükrüyor. İsmini soranlara iki ismi olduğunu, birinin Ateş, ötekinin leopar olduğunu söylüyor. Hatta kısaca kendine ateşlr (sondaki lr, leoparın ilk ve son harfleri) diyor. Sürekli şöyle tiyatro oyunları yapıyoruz: Aaaa, çok komik, çünkü burda bi leopar uyuyor (tabi bunlar bize zorla söyletiliyor).
Cuma, Ağustos 15, 2008
Yine Tatildeyiiiiiizzzzz
Bir haftadır Ateş, Pelin ve ben tatildeyiz. Bütün gün denizdeyiz, gerçekten bütün gün. Akşam 7 civarında Ateş'i zorla denizden çıkarıyoruz. Bu arada hafif ateşli bir hastalık geçirdi Ateş, ama sürekli denizde olduğu için aldığı ilaç miktarı da daha az oldu. Bugün ateşi hiç çıkmadı.
Zaman çok iyi ve çok çabuk geçiyor, dönüşümüz yaklaştı bile. Dün akşam Cengiz de geldi, biraz önce hep birlikte balık tutmaya gittik, üçü balık tuttular, hatta şimdi tuttukları balıkları temizliyorlar. Ben de tertemiz ve masmavi denizde yüzdüm.
Ateş Pelin'e sürekli "Pelin 30 yaşına gelmişsin, şunu da mı bilmiyorsun, bunu da mı bilmiyorsun" diye takılıp duruyor. Sabahları gözünü açınca "hadi Pelin Teyzeyi uyandıralım" diyor. Ben hayatımın en bronz haline geldim. Kendimi de Ateş'i de sürekli kremlememe rağmen, acaip bronzlaştık. Pelin bile birkaç günde yandı.
Ateş kolluklarıyla süper yüzüyor. Gözlerimi kumdan oluşan kendi üretimi göz şampuanıyla yıkıyor. Akşamları gözlerim tuzlu sudan şişmiş oluyor.
Sonuç olarak, tatil güzel geçiyor.
Zaman çok iyi ve çok çabuk geçiyor, dönüşümüz yaklaştı bile. Dün akşam Cengiz de geldi, biraz önce hep birlikte balık tutmaya gittik, üçü balık tuttular, hatta şimdi tuttukları balıkları temizliyorlar. Ben de tertemiz ve masmavi denizde yüzdüm.
Ateş Pelin'e sürekli "Pelin 30 yaşına gelmişsin, şunu da mı bilmiyorsun, bunu da mı bilmiyorsun" diye takılıp duruyor. Sabahları gözünü açınca "hadi Pelin Teyzeyi uyandıralım" diyor. Ben hayatımın en bronz haline geldim. Kendimi de Ateş'i de sürekli kremlememe rağmen, acaip bronzlaştık. Pelin bile birkaç günde yandı.
Ateş kolluklarıyla süper yüzüyor. Gözlerimi kumdan oluşan kendi üretimi göz şampuanıyla yıkıyor. Akşamları gözlerim tuzlu sudan şişmiş oluyor.
Sonuç olarak, tatil güzel geçiyor.
Çarşamba, Ağustos 06, 2008
El ve Ayak Kurabiyeleri


Dün akşam ben tam yemeği hazırlarken Ateş'le babası içerden, daha önceden Ateş'in el ve ayak izlerini çıkardığımız alçıdan kalıplarla geldiler. Benden kurabiye hamuru istediler. Yemeği fırına koyunca onlara çabucak bir kurabiye hamuru yaptım. Birlikte alçı kalıpları kullanarak fotoğraftaki kurabiyeleri yaptılar. Bunlar piştikten sonraki halleri. Yemekten sonra Ateş soğuk sütle kurabiye yedi.Not: Geçen haftasonu boyunca Pelin teyze, anneanne ve dedenin Ateş'in "konuşan davul" olayını konuşup güldüklerini öğrendik. Sevindik.
Cuma, Ağustos 01, 2008
Frenzy
Frenzy bir bilgisayar oyunu. Ateş için çok uygun. Önce küçük balık oluyorsun, en küçükleri yiyerek biraz büyüyorsun, sonra en büyük balık oluyorsun. Balıkları yemek için mouse'la yanına gitmek yeterli. Müzikleri de güzel. Kış içinde bir ara oynamıştık birlikte. Sonra aylarca bir daha bilgisayarla ilgilenmedi. Şimdi yeniden frenzy moda oldu. Bayılıyor. Daha önce bize oynatıp seyrediyordu, şimdi kendisi oynuyor. Ayrıca Dora, Reader Rabbit ve Minikler Okulu oyunlarımız da var. Bunların hepsini bizim yanımızda ve kontrollü oynuyor.