Pazar, Mart 23, 2008

Pazar Sabahı

Keyifle uyandık bu sabah. Ama önce gece nasıl uyuduğumuzdan bahsedelim. Önce en az 30-40 dakika kitap okuyorum ona, genellikle masal kitapları, bazen de belli bir konuyu anlatan kitaplar (Atlar ve Midilliler, Kurbağalar, Karlı Bir Gün vb.). Sonra sırt kaşıma seansına geçiyoruz. Bu arada tırnaklarımı kesmem Ateş tarafından yasaklandı. En son tırnaklarımı kestiğimde gece uyku arasında bana "yoksa tıynaklayını mı kestin" diye sordu. Kestiğimi söyleyince de "bi daa kesme" diye uyarımı aldım. Bugün de kestim, bakalım ne olacak?

Neyse, oğluma güzel bir kahvaltı hazırlamak istedim. Bu arada o yeni Şimşek McQuenn arabalarıyla (Fred, Dinoco helikopteri, bir Ferrari, bir başka yaramaz araba) oynadı.
Krep hamuru hazırladım, birlikte yeni teflon kalıplarımızı kullanarak fotoğraftaki krepleri pişirdik.

Ama Ateş bu kahvaltıdan bir lokma bile almadı. Bütün krepleri -neyse ki tam buğday unundan hazırlamıştım- tahmin edileceği gibi ben yedim. Şu anda Ateş babasıyla birlikte araba yıkıyor. Fotoğrafı uzaktan çektiğim için tam görünmüyor.

Yazıyı yazarken araba yıkayıcılar sırılsıklam geldiler. Üst baş değişiminden sonra tekrar araba oyununa döndü. Karnı da aç.

Perşembe, Mart 20, 2008

İşte Gözlüklü Ateş

Haftasonu filli kaydıraktan kaydık, Yeni aldığımız destekli iki tekerlekli bisikleti sürdük. Ben bu bisiklet için henüz çok küçük olduğunu düşünüyordum. Ama babası alınca yanıldığımı anladım. Gayet güzel sürebiliyor. Hatta dışarı çıkmadığımız zamanlar evde de sürüyor. Uzun bir koridorumuz olduğu için rahat rahat kullanıyor bisikleti, bir de bana ya da ablasına oyuncak market arabasını kullandırıyor ve bizimle yarışma yapıyor. Salondaki turuncu koltuğa önce kim ulaşacak yarışması bu, tabi ki Ateş kazanıyor. Bisikletin önündeki pembe sepetten Cengiz hoşlanmadı ama Ateş seviyor. Gözlük yakışmış değil mi?


Pazar, Mart 16, 2008

Turşu ve Leopar

Günlerdir yazamadım, bazı şeyleri unutmadan yazmam lazım. Geçen haftasonundan başlayım. Cumartesi Ülkü'lerin bahçesindeydik. Turşu yapmaya gittik, daha doğrusu Ülkü yaptı, Ateş de ona yardım etti. Geç bir kış turşusu olduğu için karnabahar ve havuç esas elemanlardı. Ateş karnabaharları ayıkladı, yıkadı, Ülkü'ye verdi. Sonuç aşağıdaki gibi oldu, Ateş çoook keyif aldı, şimdi turşunun olmasını bekliyoruz.Aynı gün bahçede limon ağacının altında çok vakit geçirdi, manzara süperdi. Milyon kere bahçe hortumunda elini yıkadı. Balıkları izledi. Akşamüstü 5 gibi eve dönerken öğle uykusunu uyudu. Pazar gününü de çoğunlukla dışarda geçirdik.

Bugünlerde Ateş hep leopar oluyor. Evde sürekli dört ayak üzerinde dolaşıp kükrüyor. Salonla yatakodası arasındaki koridoru mutlaka bu şekilde kükreyerek geçiyor. Salı akşamı, öğle uykusu uyumadığı için çok huzursuz olduğu ve sürekli ağladığı halde koridoru kükreyerek geçince, sinir yumağı haline gelmiş babasını ve beni bol bol güldürdü. Ama bizi ziyarete gelen Zeynep Sara ile annesini ve babasını da ağlayarak evden kovdu. Henüz öğle uykusu olmadan idare edemeyecek durumda olduğumuzu da iyice anladık.

Gözlüklü ilk fotoğrafını ve iki tekerlekli (tabi ki destek tekerlekleri var) yeni bisikletini ilk fırsatta ekleyeceğim.

Cuma, Mart 07, 2008

Geçen Günler...

Geçen cumartesi Cengiz bir toplantı için şehir dışında olduğundan biz Ateş'le yalnızdık. Güzel bir kahvaltıdan sonra öğleye doğru dışarıya çıktık. Yürüyerek çevrede dolaştık. Dükkanlara baktık, çocukları izledik, yakınımızda olduğu halde her nasılsa hiç görmediğimiz bir oyun parkına gittik, kafamıza göre alışveriş yaptık. Alışveriş torbamızda çok büyük bir kutu şeker, birkaç paket bisküvi, birkaç tane eticin vardı. Bir dükkanın önünde -Ateş'in söylediğine göre- göbüşü acıktığı için sürekli bağıran çok sevimli bir kuzu gördük. Yine yürüyerek eve döndük. Apartmana girdiğimizde görevli, hem Ateş için hem de benim için internetten sipariş verdiğimiz kitapların geldiğini söyledi. Kitaplarımızı alarak eve girdik. Öğle yemeği yedik. Yemek arasında dayanamayarak bisküvilerinden de yedi. Bu arada yeni kitaplarımızı inceledik. Yemeğin sonunda Ateş "anne, ne güzel bi gün geçiydik, di mi?" dedi.
Pazar günü de Bilge-Deniz'lerle birlikte biraz uzakta bir yere kahvaltıya gittik. Gittiğimiz yer popüler bir köy eviydi. Bahçesinde hamaklar vardı. Ateş hamakta sallandı, bahçedeki horoz ve tavukları inceledi. Çevrede bol bol koştu. Üstelik koşarken artık beni peşinde istemiyor. "Sen geyme, ben tek gidicem" diyor.
Salı akşamı Ateş'in amcasının eşinin doğumgünü nedeniyle yemeğe gittik (yakında Ateş'in kuzeni doğacak). Gittiğimiz yerde bir anne Haski ve "yavyuyayı" vardı. Ateş onları çok çok sevdi, rahat rahat okşadı. Onlar da kendilerini Ateş'e sevdirmek için peşinden ayrılmadılar. Giderken Ateş, "yine buyaya geyeyim" dedi.
Lilypie Kids Birthday tickers