Pazartesi, Aralık 29, 2008

Araba

Geçtiğimiz cuma günü Ateş'in okulunda yılbaşı kutlaması vardı. Bizden de çocuğun istediği, abartı olmayan bir hediye getirmemizi istemişlerdi. Biz de Ateş'e sorduk, ne şaşırtıcı ki araba istiyormuş. Ben de bizde çok büyük hali olan, orta boy turuncu bir yarış arabası aldım. Neyse, cuma günü zaten öğlen bıraktım Ateş'i okula. İş çıkışı aldığımda her zamanki gibi mutlu bulacağımı düşünürken, bizimkinin oldukça üzüntülü ve dertli olduğunu gördüm. Sebep de hediye arabasının altında, tornavidayla açılması gereken bir yer olmasıymış. Okulda açamamışlar. Ateş'in de bütün keyfi kaçmış. Buna takıntılı olduğunu biliyordum, tümüyle düşüncesizlik etmişim. Evde vidaları açıp öyle paketlemeliydim. Bundan sonra unutmamam lazım. Evde hemen kurtulduk vidalardan ve keyfi yerine geldi.
Sonraaaaa, cumartesi gece uyurken rüyasında (yüra diyor Ateş) konuşmaya ve ağlamaya başladı. Yanına gittiğimde uyku arasında okulda hediye aldığı arabasını istediğini söyledi. Getirdim verdim eline, arabaya sarıldı ve uyudu. İnanamadım. Çünkü, bu yaşına kadar hiçbir oyuncağını uyurken yanına almadı. Hatta oyuncak ayılarla uyuyan çocuklara hep hayret ettim ben. Ama işte bizimki de başladı. Pazar gecesi ve dün gece de arabasını istedi ve sarılarak yattı. Hatta uyuduktan sonra arabayı alırsam eğer (bir yerine zarar verirse diye) uyanıp tekrar o arabayı istiyor. Acaba bu bizim değil de noel babanın (!) aldığı oyuncak olduğu için mi daha değerli bilmiyorum.
Son 1 haftadır Ateş'te inanılmaz bir S.ünger B.ob hayranlığı başladı. Çok severek, eğlenerek ve kahkaha atarak izliyor. Tersini yap günü, Gary'nin banyo saati şimdilik favori bölümler. İşin ilginci biz de bayılarak izliyoruz. Yapanlar çok başarılı, gerçekten her yaşa hitabedebilmişler.
Son olarak, Ateş bu sabah (2 saat önce) okulla birlikte operaya gitti, bakalım akşama neler anlatacak.

Cumartesi, Aralık 27, 2008

Yılbaşı

Dün akşam ağacımızı çıkarıp kurduk ve süsledik. Daha doğrusu Ateş ve abisi süslediler. Dolayısıyla ağacın belli yerlerinde süsler yoğunlaştı, bazı yerler süssüz kaldı. Akvaryum dışında birkaç küçük ve orta boy araba almıştım Ateş'e. Dün akşam ağacın altından bu hediyelerini de aldı Ateş. Bugün bir ara dışarı çıkarak dedelerinin Ateş'e ve abisine almak istediği hediyeleri seçtik. Ancak bu hediyeler perşembe günü verilmek üzere babaannelere gitti. Çarşamba akşamı birkaç arkadaşımızla birlikte Ozanlar'a gideceğiz. Babaannelere perşembe günü gideceğiz. Bu arada Toprak Efe'ye de yaşına uygun bir oyuncak aldık. Perşembe günü vereceğiz. Bu arada Pelin teyze de annaanne ve dedenin yanına gitti. Bugün Ateş'in akvaryumunun diğer balıkları da geldi. Önceki japon balıklarının yanına neon, çöpçü ve vatozlar geldi. Çok güzel oldu akvaryum. Fanustan çok daha iyi. Hem suları daha sıcak, oksijen oranları iyi, alanları geniş, arkadaş çok. Ateş de çok beğendi.

Perşembe, Aralık 25, 2008

Akvaryum

Ateş'e yılbaşı hediyesi olarak bir akvaryum almaya karar verdik. Zaten evde fanusta balıkları vardı: Küçük turuncu akvaryum balığı ve küçük altın renkli balık. Geçen cumartesi bunlara bir de süt beyaz balık eklenmişti. Neyse, balıklara olan acaip ilgisi nedeniyle fanustan akvaryuma geçmeye karar verdik.
Haftasonu babasıyla birlikte gitti Ateş akvaryumcuya. Birlikte hangi akvaryumu ve hangi balıkları seçeceklerine karar vermişler. Bugün babası akvaryumu alıp geldi. İçine su doldurup çalıştırdı. Cumartesi de Ateş'in istediği diğer balıklar gelecek. Şimdilik sadece Ateş'in fanustaki 3 balığını akvaryuma aktardık. Çok mutlu görünüyorlar, sürekli dolanıp oyun oynuyorlar. Pompanın önüne geçip kaçışıyorlar.
Daha önce Ateş'in plaka ilgisinden bahsetmiştim. Abartısız 81 ilin plakasını biliyor. Ama son günlerde bu ilgi yerini hemen hemen tümüyle balıklara bıraktı. Aslında yazdan beri balık ilgisi var, ama son günlerde daha da arttı. Hala babasıyla balıkçıya gidiyor, aldıkları balıkları (hamsi dahil) tek tek temizliyorlar. Evde sürekli balık oyuncaklarıyla oynuyor. Balık avı ile ilgili filmleri büyük bir ilgiyle izliyor. Benim bilmediğim bütün balık türlerini biliyor. Yani akvaryumu sonuna kadar hakediyor.
Bu sene henüz yılbaşı ağacımızı ve süslerimizi kurmadık. Yarın akşam kuracağız. Yılbaşı ağacımız ve Ateş'in akvaryumu ile ilgili fotoğraflar yakında gelecek.
Yarın ayrıca Ateş'in okulunda yeni yıl partisi var. Noel Baba, Ateş'e orta boy bir yarış arabası getirecekmiş!

Çarşamba, Aralık 17, 2008

Notlar...

  • Ateş son haftalarda pek yaramazlık yapmamaya başladı. Yani nasıl desem, son birkaç aydır yaramazlığı çok abartmıştı. Ateş'e karşı inanılmaz hoşgörülü ve toleranslı olduğumu söylüyor yakın çevrem. Buna rağmen kendimi kaybedip bir günde 3 kez çığlık çığlığa bağırdığım oluyordu. Neyse, son zamanlarda çok iyi. Sık sık bana "anne, seni bugün hiç üzdüm mü" diye soruyor. Ben de hiç üzmediğini söylüyorum.
  • Araba seçmece oyunu oynuyoruz bu sıralarda. Küçük arabalarının hepsini döküyoruz yere. Sonra oturuyoruz ve bir o, bir ben araba seçiyoruz. Amaç en güzel arabaları seçmek. Bu sabah evden çıkarken akşam dönüşte bu oyunu oynamak üzere sözleştik.
  • Dün akşam Toprak Efe ve ailesi geldi bize. Biz Toprak Efe'yi sevip kucağımıza aldıkça bizimki kıskanmaya başladı. Ama yine de büyüyünce ona bilgisayarda oyun oynamayı öğreteceğini söyledi.
  • Ateş kendi kendine doyana kadar rahatlıkla yemek yiyordu. Ama uzun süren hastalığından dolayı aşırı iştahsız olduğu ve 2 kg kaybettiği için, son 2 haftadır yiyebileceği herhangi bir koşulda ona yemek yedirmeye çalışıyorum. En çok da bilgisayarda oyun oynarken yiyor. Ben de taviz verdim. Ama tabi ki bu taviz alışkanlığa dönüştü. Şimdi akşam yemeklerini bile bilgisayarın başında yemek istiyor. Umarım kısa sürede hem iştahı, hem kilosu, hem de sofrada yeme alışkanlığı geri döner.
  • Bu cumartesi günü okulda veli toplantısı var. GERÇEKTEN çok heyecanlıyım. İlk kez böyle bir deneyim yaşayacağım. Bakalım sonuç nasıl olacak? Okula giderken uzuuun tatil sonrası biraz mızırdandı tabi. Ama bu sabah daha iyiydi. Dün akşam ilk kez okulun "iyi" geçtiğini söyledi. Arada arkadaşlarının doğumgünü oluyor, hep beraber kutluyorlar. Ben de Ateş'in doğumgününü iple çekiyorum. Hem evde parti yaparız her zamanki gibi, hem de okulda arkadaşlarıyla kutlarız diye.
  • Saçları yine çok uzadı. Bu sabah bütün alnını kaplayan saçlarına biraz jöle sürerek yana ve arkaya yatırdım. Alnı ortaya çıktı. O kadar güzel oldu ki anlatamam. Okulda öğretmenleri de bayıldılar.

Pazartesi, Aralık 15, 2008

Tatilde-2

Alttaki yazının devamı şu şekilde gerçekleşti: Perşembe günü, yakınlarda deniz kenarında bir yerlere balık avlamaya gittik (sürpriz bir şekilde!). Ateş'le babası 2 balık yakaladılar. Sonra dönüş yolunda bir yerlerde yemek yedik, veeee ben bu balıkları yemek yediğimiz yerde unuttum. Nasıl bir anneysem artık! Üzülen Ateş'i teselli etmek için babası onu ertesi sabah balıkçıya götürdü. Eve dönüp bütün aldıklarını (hamsiler dahil) temizlediler. Sonrasında evden çıkmadık. Cumartesi elimizde hamburger paketiyle Bilge-Deniz'in bahçesine gittik. Bizimkiler yine balık avlamayı denediler.
Pazar sabahı açık havada yaptığımız kahvaltıdan sonra Ülkü'lerin bahçesine gittik. Hava soğuktu ama yine de bahçede oturduk. Ateş portakal ve limon topladı. Beni hiç aramadan Ülkü , Pelin ve kızlarla birlikte bağ gezisine gitti. Bahçedeki akvaryumla uzun süre oynadı, ellerini suya soktu. Elleri soğuktan morardı ama bizimkinin umurunda bile olmadı. Neyse, sonra eve döndük, Pelin'i evine gönderdik ve 9 günlük süper tatilimiz sona erdi. Gerçekten süperdi tatil, çok iyi geçirdik. Bu sabah okula giderken Ateş ağlamaklı bir sesle ne zaman yaz tatilinin geleceğini sordu.

Çarşamba, Aralık 10, 2008

Tatilde...

Tatil çok güzel geçiyor. Cumartesi sabahı Pelin geldi. O günü evde geçirdik. Pazar günü hamburger turundan sonra baba ve abi a-ro-g filmine gittiler, Ateş, Pelin Teyze ve ben de Ma-da-gas-kar 2'ye gittik. Fotoğraf sinemadan. Ama filmin 2. yarısını Ateş'in eve dönme ısrarları yüzünden izleyemedik. Evde mutlu mutlu arabalarıyla oynadı. Pazartesi günü dedeler ve büyükdedelere bayram ziyareti yaptıktan sonra sahilde bir balık lokantasına gittik. Fotoğrafta lokantada yemeğini bekleyen Ateş görülüyor. Pek de iyi yemedi aslında. Bu arada diare durumumuzdan bahsedeyim. Cumartesi sabahından beri -söylemesi ayıp- katı kaka yapıyor. Çok mutluyum. Ama hala süt vermiyoruz. En az 1 hafta sonra vermeye başlayabileceğiz. Umarım bu arada sütü unutmaz. Çok severek içiyordu. Ama süt vermediğimiz için hiç problem çıkarmadı.
Bu arada Ateş ve abisi, bayram ziyaretlerinde topladıkları harçlıkları oyuncakçıda değerlendirdiler. Ateş, patisine basınca haylayan ve kıvrım kıvrım kıvrılan bir köpek aldı kendine.Aynı günün akşamı Ateş, Pelin ve ben evde oyun hamurları oyun saati yaptık. Bu şu demek: Evde daha önceden varolan bütün oyun hamuru oyuncaklarımızı çıkardık. Ahtapot, berber, değişik kalıplar, hepsini çıkardık. Bin türlü değişik şey yaptık oyun hamurlarıyla. Hatta Pelin teyze bir ara kendini kaybederek aşağıdakileri yaptı:Dün ise, önce hayvanat bahçesi gezisi, ardından bir tavuk lokantasıyla dış gezilerimizi tamamlayıp eve, arabalarla oynamaya döndük. Bu sabah ise, yeni açılan bir yere kahvaltıya gittik. Hava soğuktu, ama güneş süper ısıtıyordu. Bahçedeki şişme hava oyuncaklarında oynadı bizimkiler. Ateş arada bir koşarak bana yavru koala gibi sarıldı ve "çok eğleniyorum" dedi. Hakkaten de çok eğlendi.

Cuma, Aralık 05, 2008

Yerli Malı-Çilek

Geçtiğimiz çarşamba günü okulda yerli malı haftası kutlaması vardı. Pazartesi akşamından bize bir kağıt verdiler. Kağıtta bir şiir vardı, şiiri çarşambaya kadar Ateş'in öğrenmesini sağlamamızı istediler. Şiir şöyle:
Çilektir benim adım
Herkes bayılır bana
Şekere batırıldığımda
Doyulmaz tadıma
Akşam önce ben, sonra Ateş söyleyerek şiiri çalıştık. Kolayca öğrendi. Öğrenme çalışmalarımız sırasında Cengiz kolayca öğrenebilmesi için bazı numaralar yaptı. Eşektir benim adım, kimse bayılmaz bana, bala batırıldığımda..... gibi yanlış şeyler söyledi. Ateş bunlara çoook güldü ve eğlendi. Ayrıca doğrusunu söyleyerek babasını düzeltti. Çarşamba günü okulda kutlamayı yapmışlar. Fotoğrafta da öğretmenlerinin yaptığı çilek şapkasıyla poz verdi Ateş. Çok sevdi bu şapkayı. Gece onunla yatmak istiyor. Bu sabah da 9 gün tatil diye sevine sevine gitti okula. Benekli'nin 2. kitabını da bitirmişler, çok mutlu.
Bu sabah kalkınca üşüdü biraz. Üstüne birşeyler giydirdim. O sırada babası ona "sıcak çay yapalım da iç" demiş. Ateş de babasına kızmış. "Sadece ağzım mı üşüdü sanıyosun, her tarafım üşüdü" demiş.
Diaresi devam ediyor. Yeniden gaita tetkiki yapıldı, hiçbir şey yok. Doktor muhtemelen geçirilen enfeksiyona sekonder laktoz intoleransı olduğunu söyledi. Süt ve süt ürünlerini kesmemiz gerekti. İki gündür süt içmiyor. Zaten iştahı çok azaldı, 2 kg verdi. Kaka hafif öbek oluşturur gibi oldu ama o kadar. Zaten iyileşme biraz uzun bir süre alıyormuş. 2 hafta kadar süt yok. Sonra kaka düzelirse yavaş yavaş tekrar başlayacağız.
Bu arada yeni balıktan bahsetmeyi unuttum. Yeni balığın adı küçük altın akvaryum balığı, tahmin edileceği gibi altın sarısı renginde.

Yarın sabah Pelin teyze geliyor. Tatilde birlikteyiz.

Çarşamba, Aralık 03, 2008

Haftasonu, Hastalık, Küçük Sarı Akvaryum Balığı

Haftanın ortası oldu, ben hala haftasonunu yazamadım. Cumartesi öğlene doğru Ateş'e ve abisine mont almak için dışarı çıktık. Sonra deniz kenarına gittik, evin balıkadamları balık avlamaya çalıştılar. Ancak yakalayamadılar. Fotoğraf o güne ait. Sonra da oyun parkına gittik, bizimkiler bol bol sallandılar. Ateş'e eve yürüyerek dönelim diye ısrar ettim, hava çok güzeldi. Ama babası ve abisi arabayla dönecekleri için istemedi, birlikte eve döndük. Bir daha da çıkmadık. Akşam Toprak Efe'ler geldiler.
Pazar sabahı, Cengiz'in ameliyat ettiği İdil ve Can'ın babaannesini ziyaret ettikten sonra B........'a yine tahmin edileceği gibi balık avlamaya gittik. Bu sefer balıkçılar amaçlarına ulaştılar. Bir dolu balık yakaladılar. Babası avladı, Ateş tuttu, inceledi, torbasına koydu. Sonra da bir balık lokantasında yemek yedik, evimize döndük. Avladıkları balıkları temizlediler babasıyla birlikte. Pişirdik, ama o kadar iştahsız ki son günlerde, hiçbir şey yemedi.
Cuma akşamı tam o hayal ettiğim katı kakayı görmüştüm ki, cumartesi yeniden diare başladı. Günde 4-5 kez, bazen gece uykudan uyanarak yapıyor. Gaita tetkiki yaptırdık, parazit, eritrosit, lökosit yok. Bunların olmaması çok iyi, ama bu diarenin sebebinin ne olduğu da kafamı çok karıştırıyor. Çünkü viral olsa iyileşmesi gerekirdi bugüne kadar.
Pazartesi akşamı okuldan döndüğümüzde Ateş'in akvaryum balıklarından siyah pörtlek gözlü olanın, yani palamuttan küçük toriğin ölmüş olduğunu gördük, zaten zor yemek yiyordu. Ateş çoook üzüldü ve ağladı. Zaten o akşam dışarı çıkacaktık, hemen gidip yenisini aldık. Ateş ölenin aynısından istedi, ancak siyah balıkların hepsi hastalanmış, yani biz zaten hasta balık almışız. Bu sefer sarı daha büyük bir balık aldık. Ama ne yaptıysak yemek yediremedik. Küçük turuncu akvaryum balığı canavar gibi, çok iştahlı. Neyse alışır herhalde, derken dün akşam yeni sarı balığın da öldüğünü gördük. Yine üzüldü Ateş. Bu akşam babasıyla gidip farklı bir yerden başka bir balık alacaklar.
Lilypie Kids Birthday tickers