Perşembe, Şubat 28, 2008

Soru-Cevap

Babası soruyor, Ateş yanıtlıyor:

En sevdiğin araba markası ne? "Muyat 31"

Murat 31 neyle çalışır? "Pil"

Kırmızıyla sarıyı karıştırırsan ne renk olur? "Mavi"

Dairede köşe var mı? "Yok"

Bardak tam doluyken içine buz atarsan ne olur? "Soğuk oluy"

İki elma var, bir elma daha alırsan kaç elma olur? "Üç"

Bir yemeği tatlı yapmak için, içine ne koymak gerekir? "Tatlı boya"

Uçakların tekerleği olur mu? "Hayıy"

Hamile ne demek? "Kız demek"

Tükenmez kalemin yazısı silinir mi? "Yok"

Bagajı uzun arabaya ne denir? "Limuzin"

En sevdiğin yemek ne? "Makayna"

En sevdiğin renk ne? "Gıyi (Gri)"

En sevdiğin hayvan ne? "Leopay"

Sinderella'nın arabası neyden yapılmış? "(Balkabağı yerine) Kabak çekirdeği"

Pazartesi, Şubat 25, 2008

Gözlük Kesinleşti

Cuma sabahı damlalı göz muayenemizi olduk. Damla işinden çok tedirgindim, biraz yakıyor çünkü. Ama Cengiz oyunla eğlenceyle çabucak damlatınca, çok çok az ağlamayla işi kurtardık. Ateş'ten önce ben kanepeye yatıp (güya oyun yapıyorum) "bana damlat, bana damlat" dedim. Cengiz de hiç ikiletmeyip hemen tek gözüme damlatıverdi. Ateş de hemen benim arkamdan yatıp damlattırdı. 15 dakika sonra ikinci kez damlatıldı ve -bu seferlik- damla işini atlatmış olduk. Neyse muayenede Ateş'in sağ gözünde 2.5, sol gözünde 3,5 astigmat çıktı maalesef. Ayça Teyzemiz de 2 ve 3 numara gözlük verdi. Bundan sonra sürekli ve tam zamanlı gözlük takması gerekiyor Ateş'in. Bu bir hastalık değil, gözün kalıtımsal kırma kusuru, biliyorum ama yine de çok üzüldüm. Neyse, başka bir hastalık olmasın da, gözlükle halledelim.
Cuma günü tek gözüme damlatılan damla nedeniyle doğru düzgün hiçbir şey yapamadığımı belirtmeme gerek var mı?
Dün Ateş'e gözlük çerçevesi aldık. Camları hazırlanıyor, umarım bugün ararlar da ben eve giderken alıp götürürüm. Gözlük astigmat seyrini değiştirmeyecek aslında. Astigmat eğer ilerleyecekse ilerliyor. Ama net görebilmesi ve göz tembelliği gelişmemesi açısından gözlük takması çok önemli. Biz nasıl alıştıracağız diye endişe ettik, ama göz doktoru, çocuğun net göreceği için gözlüğe çok rahat uyum sağlayacağını, hatta kendisinin takmak isteyeceğini söyledi. Bakalım önümüzdeki günler nasıl olacak?

Haftasonundan da bahsetmeliyim. Cumartesi sabahı önce oyun okuluna, öğle uykusundan sonra da sirke gittik. Ateş ilk kez sirki baştan sona seyretti, beğendiği yerleri alkışladı. Gösterinin sonunda çıkan aslana öpücük gönderdi. Bu sabah ablası gelince sirkteki kızların nasıl akrobatik hareketler yaptığını gösterdi. Sirkten sonra piyeyyend (playland) diye tutturdu, zaten gidecektik, gittik. Eğlenerek eve döndü. Pazar akşamüstü önce yine piyeyyend, sonra hamburgerci ve en son da gözlükçüyle gezimizi tamamladık. Gece Bilge ve Deniz bize geldi, Ateş onları sevdi, oyuncaklarıya oynamalarına izin verdi. Sabah ablasına, kızların bütün oyuncakları ağızlarına götürdüğünü, çünkü onların daha 1 yaşında bebek olduklarını anlattı.

Fotoğraf, alçıdan yaptığı arabaları boyarken çekildi.



Pazar, Şubat 17, 2008

Tersini Yap

Bu sıralarda Ateş her söylediğimiz şeyin tersini yapıyor. Canı birşeyi istese bile biz verince reddediyor. Evden çıkmak istemiyor vs. Biz de ona ne yaptırmak istiyorsak tersini söylüyoruz. Örneğin; "dışarıya çıkmayalm evde kalalım" dediğimizde "hayıy, çıkalım" diye tutturuyor.

Perşembe, Şubat 14, 2008

At Arabası

Babasıyla dışarı çıktıklarında bir at arabası görmüşler. Ateş gördüğünün ne olduğunu sormuş. Babası da, atın çektiği arabaya at arabası dendiğini söylemiş. Ateş de "o zaman kedinin çektiği ayabaya kedi ayabası, kapyanın (kaplanın) çektiği ayabaya da kapyan ayabası denir" diye konuyu tamamlamış.

Pazartesi, Şubat 11, 2008

Bu Akşam...

Sofrayı Ateş hazırladı. Fotoğraftan sonra kendi çatalını, kaşığını ve bıçağını da kendi yerleştirdi. Sağdaki turuncu tabakta yemeğini yedi. Dün ilk kez kendi başına çorba içti. Bu akşam da köftelerini o kesti, ben yedirdim.
Ablası Ateş'e çok güzel bir tekerleme öğretmiş. Ateş elleriyle "bu baba öydek (bir el başparmağı), bu anne öydek (diğer el başparmağı), bunyay da yavyuyayı (iki eldeki diğer parmaklar), deyede yüzüyoyay, vak vak diyoyay, bi anne göyünce yakayayıp yiyolaaaaay" diye kovalamacaya başlıyor. Çok çok güzel yapıyor, bayılıyorum.
Bu akşam uyuma saatinde kendi seçtiği sırayla, ağustos böceği ve karınca, papatya ile tarla kuşu, ev faresi ve tarla faresi, Nemo okulda masallarını okudum. Bu kadar masaldan sonra benim de uykum geldi.

Pazar, Şubat 10, 2008

Geçen Hafta...

  • Ateş bugün ilk kez kendi kendine ayakkabısını giydi. Benim yardım önerimi reddetti. Artık böyle zamanlarda ben sadece "yardım ister misin?" diye soruyorum. O da kendi kararını verip söylüyor. Eğer yardım istememişse hiç dokunmuyorum.
  • Bir haftadır babasıyla birlikte izinliydik, evdeydik. Hep Ateş'le birlikteydik. Hava çok güzel, hergün dışarıya çıkardık. Artık dışarıya çıkmama inadı biraz olsun yumuşadı. Birkaç gün oyun parkına gittik. Her gittiğimizde uzun sürelerle sallanıyor. Salıncaktan inip 1-2 kere kayıyor, sonra hemen salıncağa. Bazen 1 saat sallandığı oluyor.
  • Son günlerde öğle uykusuna yatmamaya başladı. Ancak arabadaysak, koltuğunda uyuyakalıyor, ama evde ne yapsam uyumuyor. Gece tabi daha erken uyuyor, ama ben yine de öğle uykusunu uyusun diye istiyorum. Çünkü uyumazsa akşam saatleri kabus oluyor. Şu anda yanımda öğle uykusunda.
  • Üç gündür ağlama krizleri yaşamaya başladı. Anlamsız sebeplerle ağlıyor ve susmuyor. Tabi bende de sinir falan kalmıyor. Umarım çabuk atlatırız.
  • Birkaç gün önce aldığımız Elmer ve Hipopotamlar, Eğlenceli Sözlük-Renkler ve abisinin küçüklüğünden kalan Nemo Okulda isimli kitaplar bu haftanın favori kitapları.
  • Haaa, bir de artık evde kapıları ya da telefonları biz açamıyoruz. Hepsini mutlaka Ateş'in açması gerekiyor.

Salı, Şubat 05, 2008

Ateş'in Gözlükleri

  • Ateş miyopmuş. Ben birkaç gündür uzaktaki bazı sayıları yanlış okuduğunu farketmiştim. Çocuk bu yanlış okur, diyebilirsiniz ama Ateş yanlış okumaz. Bugün göz doktoruna götürdük. Evet gerçekten de miyopmuş. E tabi annesi de babası da miyop, Ateş de olabilir diye düşünüyorduk; ama olmama şansı da vardı. Muayenede 0.5 ve altındaki harfleri yanlış okudu ya da okuyamadı. Ayça teyzemiz Ateş'in yaşı itibariyle şekilli bir test gösterdi, ama bizimki harf de harf diye tutturdu ve gördüklerinin hepsini doğru okudu. Neyse, iki hafta sonra bir de damlalı göz muayenesine gideceğiz. Belki okul çağına kadar gözlüksüz geçirebileceğiz; eğer astigmat da varsa muhtemelen şimdiden gözlük takacağız.
  • Aslında yazacağım çok şey var, ama gözlük olayı öne geçti. Neyse; geçen hafta bir sabah Ateş bana kağıt havlu veriyordu. "Oğlum bu yetmez, bir parça daha verir misin?" dedim. Bana "tabi anne, sen yeter ki iste" diye cevap verdi.
  • İki gün önce bilgisayarının başına gitti. Her zaman önce bilgisayarı açar, sonra sandalyeye otururdu. O gün bilgisayarı açmayı unuttu. Sandalyeye oturunca açmadığını hatırladı. Kendi kendine gülerek "1 yaşında bebek miyim neyim, biskayayı açmayı unutmuşum" dedi.
  • Ateş son 5 gündür çok değişti. Önceden yabancı kişilerle ya da tanısa bile büyüklerle hemen hemen hiç ilgilenmezdi. Son günlerde gördüğü büyüklerle direk kendisi iletişim kuruyor. Onlara isimleriyle hitap ediyor. Eğer ismini bilmiyorsa (dün lokantadaki garsonda olduğu gibi) "amcaaa bana bak" diye bağırıyor. Çok belirgin bir değişiklik oldu bu. Bu arada dün gittiğimiz bir lokantada inanılmaz yaramazlıklar yaptı. Ama bir yandan da çılgın gibi eğlendi. Çok sevimliydi. Ama en sonunda çığlık atmaya başlayınca kendimizi dışarı attık. Çocuğu zaptedemedik.
  • Dün akşam Ateş bir masal anlattı, babası da yazdı. İşte Ateş'in ilk masalı (aynen söylediği gibi): Ateş birgün ormanda dolaşıyormuş. Ateş kim? Hayvanlara bakmış. Kediye bakmış. Kedi miyavlıyormuş. Kahvaltı yemek için yemek bulmaya çalışıyormuş. Makarna bulmuş (ne büyük sürpriz!). Sonra onu yemiş. Kedi Ateş'e giiiit demiş. Ateş "kedi sen git" demiş. Bir resim yukardan düşmüş. Sonra kediyle birlikte yatmışlar. Sonra resimi takmışlar.
Lilypie Kids Birthday tickers