Salı, Eylül 12, 2017

Tatil

Dün Ateş'in okulu açıldı, artık 7. sınıf. Ama bununla ilgili yazmadan önce yaz döneminde yaptıklarımızı yazmam lazım. Bir önceki yazıda karadeniz gezimizi anlatmıştım. Sırada yurtdışı gezimiz var.

Karadenizden döndükten 10 gün sonra yıllardır birlikte yurtdışı tatillerimizi yaptığımız arkadaşlarımızla birlikte Slovenya'ya gittik. Luibljana havaalanına sabahın erken saatlerinde indik, önceden kiraladığımız arabamızı aldık ve Hırvatistan'da kiraladığımız eve gittik. Ev bahçeli ve deniz kenarında, sahile çok yakın bir evdi. Eşyalarımızı yerleştirip tabi ki market alışverişi yaptık, biraz etrafı keşfettik. Hava çok sıcaktı, uykusuz ve yorgun olmamızdan dolayı mızıldanarak geziyorduk ki, bir pazarda Ateş, kendinde olmayan değişik stres çarkları gördü. Onlardan aldık, Ateş'in keyfi yerine geldi, eve döner dönmez videolar çekti.

Ertesi gün ilk gezimizi İtalya'nın Trieste şehrine yapmayı planlayarak yola çıktık. Ancak ülke sınırlarındaki, daha doğrusu Slovenya-Hırvatistan sınırlarındaki pasaport kontrolünü hesaba katmadığımız için acaip araba kuyruklarının ortasında kaldık. Normalde Avrupa Birliği ülkeleri arasında pasaport kontrolü yok, ancak bu iki ülke -belki de diğer eski Yugoslav ülkeleri de- arasında her geçişte mutlaka kontrol var. Kuyruk uzun gelince planı değiştirip, Hırvatistan içinde gezeceğimiz başka bir şehir olan Pula'ya gittik. Pula Roma İmparatorluğu döneminin önemli bir şehriymiş. Büyük bir arenası vardı, içini konser ve gösteriler için organize etmişler. Sokaklarında yürüdük, stres çarkı satan dükkanlar gördük. Pizza ve midye yedik. Sonra Pula'ya çok yakın olan Rovinj'e gittik. Çok güzel küçük bir şehirdi. Deniz kıyısında dolaştık, ufak alışverişler yaptık. Evimize döndük.

Sonraki gün Luibljana'ya gittik. Slovenya'nın başkenti, ama küçücük bir şehir. Ejderha köprüsü civarına arabamızı parkedip yürüyerek merkezdeki pazar alanına gittik. Berry'leriyle ünlüydü o bölgeler. Çeşitli berry'ler ve peynir alıp yedik. Sonra yine o bölgede çok tüketilen küçük balık kızartmalarından yediler Ateş ve Cengiz. Funikülerle çıkılan Luibljana kalesini gezdik. Biraz yağmur yağdı. Çok önerilen Cacao isimli pastaneye gittik, yediklerimizi sıradan bulduk. Sonra yürüyerek şehri biraz daha dolaşıp evimize döndük.

Diğer gün pazar olduğu için kalabalık olur korkusuyla yakın yerlere gitmek istedik. Piran, Portoroz ve Koper'i gezdik. Çok özellikli yerler değildi, deniz kenarı ve sakin kasabalardı. Böyle günlerde hep evin ilerisinde deniz kıyısına da gittik gezilerden dönünce. Denize girdik. Hatta kalamar dolması ve peynir tabağına bayıldığımız pellegrini'yi unutmamak için buraya yazmakta fayda var :))

Sırada Bled gölü vardı. Çok övülen bir yerdi, gerçekten de öyleymiş, bayıldık. Önce bisiklet kiralayıp bütün gölün etrafını bisikletle dolaştık. O kadar güzel, o kadar sakin ve huzur dolu bir yerdi ki anlatamam. İnsanlar bisikletle geziyor, göl kenarında güneşleniyor, çeşitli aktiviteler yapıyor, gezip eğleniyorlardı. Tur arasında bir yerde oturup oranın ünlü kremalı kekini yedik. Tur bitince bisikletleri teslim edip kayıkla göl ortasındaki kiliseye gittik. Manzara müthişti. Orda biraz gezip bir de dondurma yedikten sonra kıyıya geri döndük. Bu sefer sırada kıyıdaki Bled kalesi vardı. oraya gittik. Ateş ve Cengiz ise, kalenin karşı tarafındaki tepeden aşağıya doğru kaymaya gittiler. O da çok keyifliymiş. Bu kadar aktivitenin üstüne güzel bir yerde yemeğimizi yedik, yakındaki Bohinj gölünü şöyle bir görüp evimize döndük.

Sonraki gün evden geç çıktık, yakınlardaki aktivite parklarına gittik. Yine bir tarzan parkı ziyareti yaptık. Sonrasında gokart ve adını hatırlayamadığım aktivite araçlarına bindi çocuklar ve isteyen büyükler.

Ertesi gün önemli bir gündü, Venedik'e gittik. Hepimizin görmek istediği bir yerdi çünkü. Önce Trieste'ye gidip ordan trene bindik. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra vardık. Hemen gezmeye başladık. Zaten daracık sokakları olan bir şehir. Etrafta kaybolmadan dolaşmaya çalıştık. Pizza yedik tabi ki, gondol gezisi yaptık, yapmasak olmazdı :)) Güzel olduğunu duyduğumuz Murano adasına gittik, ama fazlasıyla sakin ve sıkıcı bulduk, geri döndük. Güzel kolyeler aldık. Aynı tren yolculuğuyla evimize geri döndük. Venedik çok güzel ve kalabalıktı.

Son gezi günümüz de Trieste'de geçti. Orda biraz sahilde dolaşıp ünlü ve çok güzel dondurmacısında dondurma yedik. Başka bir yerde ben midye yedim, Ateş makarna yedi. Ama Trieste'de başka anlatacak şey bulamadım. Ya hakkaten pek sıradan bir şehirdi, ya da biz artık gezmekten çok yorulmuştuk :))

Bir sonraki gün ev günü yaptık, evde tembellik yaptık. Sonra yakınlarda bir yerlerde yemek yedik. Akşamüstü de evimizin olduğu yer olan Umag'da düzenlenen ATP Tenis Turnuvası'na gittik. Tenis maçı izleyen de oldu aramızda, ama biz kalan 5 kişi Umag sahilinde gezdik. Hatta 4-5 kişilik bir bisiklet kiralayıp onunla dolaştık sahilde, çok eğlendik. Dönüşte lastik patladığı için bir kısım yolu yürüyerek döndük. Tenis turnuvası alanında gezdik, umduğumuzdan çok güzel bulduk. Keyifli bir akşamdı.

Ertesi gün ordaki evimizi terkederek kendi evimize geldik ve veteriner pansiyonda kalan köpüşümüze kavuştuk :))




Salı, Temmuz 11, 2017

Okul Tatili ve Karadeniz Gezisi

Bu sene de okul tatil oldu, sağlıkla. Ateş'in notları çok iyi, dönem 3. sü oldu yine. İnşallah ileriki senelerde de böyle devam eder. Ateş derslerini okulda öğrenen, öğrenemediğinin peşine düşen, ödevlerini mutlaka zamanında yapan bir çocuk. Ekstra birşey çalışmaz, test çözmez. Deneme sınavlarından önce kendine küçük kağıtlarda notlar çıkarır ve onlara şöyle bir göz atar. Şimdiye kadar hiçbir sıkıntı olmadı bu konuda. 8. sınıfa geçince bir miktar ekstra çalışma gerekecek. Okulu, sınava önem vermeden direk liseye geçişi onaylayan bir okul değil maalesef. Şimdi yaz tatilinin keyfini çıkarıyor, youtube kanalıyla ilgileniyor, keyif yapıyor. 

Okul kapandıktan kısa süre sonra Ateş'in 7 okul arkadaşı, onların anneleri ve 1 öğretmenle birlikte Karadeniz gezisi yaptık. Bu, hemen hemen aynı ekiple birlikte 3. gezimiz oldu. Çok eğleniyoruz birlikte. Çocuklar kendi aralarında, biz anneler de kendi aramızda çok iyi vakit geçiriyoruz. İnşallah gezilerimiz bu şekilde devam edecek.

İlk gün Trabzon'a gittik, orda Kayabaşı yaylasına gittik. Çok güzel bir yerdi. Bungalovlarda kaldık. Bize horon ve kolbastı gösterileri yaptılar. Manzara harikaydı. 2. gün Sümela manastırını uzaktan gördük, maalesef tadilattaymış. Hamsiköy'e, sonra da Uzungöl'e gittik. Çok kalabalık ve betonlu bir yer olmuş. Ancak orda da tepelerde, manzarası çok güzel bir otelde kaldık, etrafa bayıldık.

3. gün otelden çıkıp Fırtına Deresi kenarında bir yerde yemek yedik, çocuklar dere üzerinde zipline yaptılar. Sonrasında yine uzun bir yol yaparak tarzan park adında, bizim daha önce yurtdışında gittiğimiz aktivite parklarından birine gittik. Rize'de bir yolun sonunda yurtdışındakilerle tamamen aynı kalitede bir yer bulmak benim için sürpriz oldu. Çocuklarla birlikte ben de parkuru tamamladım. Çok eğlendik. Sonra gerçekten muhteşem görünen Palovit şelalesine gittik. Çok beğendik. Yol üzerindeki Zilkale'yi de görerek geri göndük. O günü Ayder yaylasında ahşap bir otelde kaldık. Etrafı gezdik, burası da çok güzel bir yerdi. 

4. gün otelden çıkıp Mençula şelalesine gittik, daha doğrusu tırmandık. Yaklaşık 1 saatlik bir tırmanışı öğle sıcağında yapınca çocuklar dahil hepimize fenalık geldi. Ama sonrasında çok güzel bir şelale gördük, ayaklarımızı suya soktuk. Sonra da Artvin'in ilçelerini göre göre Karagöl'e ulaştık. Orda çocuklarla birlikte gölde kayığa bindik. Etrafta gezdik. Çok kalabalık olmasaydı daha da keyif alırdık. O gece Rize'de bir otelde kaldık. Ertesi sabah da hazırlanıp yola çıktık ve evlerimize döndük. Bir geziyi daha mutlulukla ve yorgunlukla noktaladık. Darısı diğer gezilerimize. Ordan tabi ki fındık, çay, bıçak, mısır unu, fındık ezmesi, Rize bezi gibi yöresel ürünlerle döndük.

Çarşamba, Mayıs 24, 2017

Doğumgünü, Clash Royale ve Youtube

Bu cumartesi Ateş'in doğumgünü, ne mutlu bize, 12. yaşını sağlıkla bitiriyor çok şükür. Darısı nice doğumgünlerine olsun. Cumartesi günü Ateş'in ve arkadaşı Ali Emre'nin doğumgünlerini sınıf arkadaşlarıyla birlikte kutlayacağız. Ateş bu yıl ipadden en çok clash royale oynadı, hala da oynuyor. Onun için pastasının üzerine de yukarıdaki fotoğrafın yerleştirilmesini istedi. Bol oyunlu, eğlenceli, keyifli bir doğumgünü olur umarım. Anneanne ve dede de Ateş'in doğumgününe gelmeye çalışacaklar.

Bunun dışında Ateş'in youtube kanalı bütün hızıyla devam ediyor. Çok istikrarlı ve prensipli bir şekilde video çekiyor ve kanalını sürekli yeniliyor. Başka anne babalar belki hoşlanmaz, ama biz bu gösterdiği tutum nedeniyle Ateş'i çok takdir ediyor ve destekliyoruz. Abone sayısı şu anda 83 ve giderek artıyor. 

Sempozyum

Ateş'in Alp Arda ile birlikte Arduino teknolojisi ile ilgili bir projeleri olduğunu daha önce yazmıştım. O projeyi yaklaşık 10 gün önce sundular. Okul bizi cumartesi günü sunumların yapılacağı öğrenci sempozyumuna çağırdı. Çocuklar tek başlarına ya da iki çocuk olarak kendi seçtikleri konularda sunumlar yaptılar. Harikaydı. Hem Ateş'inki, hem diğer çocuklarınki gerçekten nefisti. Ateş'le Alp Arda, sanki profesyonel insanlar gibi sırayla, izleyiciyi sıkmadan, aynı slaytta bile birlikte anlatım yaparak süper bir iş yaptılar. Sonunda arduino ile yaptıkları uzaktan kumandalı arabalarını gösterip izleyicilere denettiler. Kendi çocuğumuzunkinden başka iki grubun daha sunumlarını izledik. Onlar da çok iyiydi. Üstelik sunumlardan önce kendi düzenledikleri hoşgeldiniz aktivitesi ve sonunda okulun sunduğu sağlıklı kokteyl ve günden fotoğraf slaytları ile süper bir gün oldu. Gerçekten çok beğendik.

Geziler

Yine çok şey oldu tabi. Tarih sırasına göre hatırladıklarımı yazmaya çalışayım. Bu dönemde Ateş okulla çokça gezilere gitti. İlki geçen aralıktaydı, sanırım yazmamışım. O zaman Türkçe öğretmeni ve iki arkadaşıyla birlikte İ.....'de günübirlik bir Türkçe aktivitesine katıldılar. 

Bir sonraki geziyi bir önceki yazıda yazmışım, destination imagination kulüp gezisiydi. Ondan sonra 2 geziye daha gitti. Biri İ......'a koro festivaline yaptıkları gezi idi. Haftasonundaki festival için cuma gidip pazartesi döndüler. Koroda kız öğrenci çoğunluktaydı, geziye sadece 4 erkek çocuk katıldı. Bunlardan üçü 6. sınıf, biri ise 4. sınıftı. Ben erkek öğrenci az olduğu için sıkılır mı, diye düşünüyordum, gerçi koroda çok iyi anlaştığı kız öğrenciler de var. Ama aksine hiç sıkılmayıp çok eğlenmiş olarak döndü. Hem festivalde güzel bir performans sergilemişler (bence şimdiye kadarkilerin en iyisiydi), hem de gezmişler. Üstelik bir de "şef-koro uyumu" ödülü almışlar. Mutlu döndü.

Bu dönemin en son okul gezisi ise geçen hafta gerçekleşti. 6. sınıflardan toplam 16 öğrenci hep birlikte İ.....'e gittiler. Orda bir oyun festivaline katıldılar. Hem başka okullardan gelen çocuklarla tanışıp oynamışlar, hem de gezmişler tabi. Ateş'in çok sevdiği kumrucuya gitmişler, ayrıca midye dolma ve ne olduğunu bilmediğim çelebi bomba diye bir kurabiye yemişler. Yine çok eğlenmiş olarak döndü. Bundan sonra inşallah birlikte gezilerimiz olacak. 

Perşembe, Nisan 06, 2017

Mart-Nisan

Ateş bu sene okulda destination imagination kulübündeydi. Yıl boyunca bir performans hazırladılar. Martın ilk yarısında da 3 günlüğüne Kuşadası'na gidip, birçok okuldan gelen takımlarla birlikte bir turnuvada yarıştılar. Bu tahmin ettiğimden çok daha büyük bir turnuvaymış. 2000'den fazla çocuk kaıtlmış toplamda. Büyük bir organizasyon olmuş. Toprak Efe de ilkokul ekibiyle aynı turnuvadaydı. Ateş orda tesadüfen diğer kuzeni Lal ile de karşılaşmış. Kuzenler buluşması gibi olmuş böylece. Neyse, çok eğlenmiş olarak döndü. Hatta gelecek sene aynı kulübe katılıp daha tecrübeli olarak yarışmak istiyorlarmış. 

Bu aktivitenin dışında günlerimizin rutin akışı devam ediyor. Sabahları dağılan aile üyeleri olarak akşamları buluşuyoruz. Ben Nicky'yi gezdiriyorum. O arada Ateş akşam yemeğini yemiş oluyor. Akşam Ateş genelde odasında oluyor. Ödev yapıyor, ya da kanalı için video çekiyor. Biz de genelde Nicky'yle oynayıp dizi izliyoruz. Cumartesi Ateş kodlama kursuna gidiyor, varsa arkadaşlarının doğumgünlerine gidiyoruz. Pazar ise tenis ve sonrasında yemek programımız oluyor. 

Bu hafta Ateş'in okulu tatil. Evde geçiriyor tatilini. Gelecek hafta Alp Arda ile beraber bir proje sunacaklar okulda. Kodlama kursundaki Arduino ile uzaktan kumandalı araba yapmayı planlamışlardı. Bu hafta birlikte, Cengiz'in de yardımıyla projelerini hazırladılar. Alp Arda gece de kaldı, birlikte 2 gün iyi vakit geçirdiler. Bugün evde ödev yapıyor. Yarın Toprak Efe gelecek. Cumartesi yine kodlama ve doğumgünü var. 

Perşembe, Şubat 23, 2017

Kışın Son Gezisi

Bu dönemi yaklaşık 10 gün önce kapattık. Cumadan gittiğimiz kayak tatilinden pazar günü döndük. Ateş bu sefer geçen senelere göre daha da iyi kaydı. Babasının söylediğine göre gayet rahat kayıyor, kendini tamamen kurtarmış durumda. Çok yorulmasına rağmen zevk alarak kayıyor. Bu sefer arkadaşlarından Toprak Efe ve İpek vardı yanımızda. Ömür ve Orkun farklı sebeplerle gelemeyince Ateş üzüldü, ama Toprak Efe'yle arkadaşlık yaptılar, iyi oldu. Biz gezideyken veterinerde kalan Nicky de kendine arkadaşlar edinmiş. Ares'in yanısıra Ice isimli bir köpekle de arkadaş olmuş. Bütün gün oynayarak vakit geçirmişler. Yani o açıdan da içimiz rahat etti. 

Orda, Ateş'in takip ettiği youtuber'lardan biri ile karşılaştık. Ateş hemen yanına gidip fotoğraf çekti ve çektirdi. Youtuber da orda çektiği kendi videosunu yayınladığında Ateş'le çekilmiş fotoğraflarından da koymuş. Ateş çok mutlu oldu tabi.

Geçen cumartesi de babasıyla birlikte günübirlik İstanbul'a gittiler. Boat Show'u gezdiler, Nusret'te yemek yediler (youtuber'lar arasında çok yaygın bir durum bu), akvaryumu gezip gece geri döndüler. Ateş çok eğlenmiş, keyfi yerindeydi. 
Lilypie Kids Birthday tickers