Dün sabah Ateş kuvvetle sırtıma vururken şöyle bir konuşma geçti aramızda:
Ateş: Aaa, davul bulduuuum (bir yandan da güm güm vuruyor)
Ben: Oğlum vurma, çok acıyor.
Ateş: Aaaaaa konuşan davul
Çarşamba, Temmuz 30, 2008
Sinema
Salı, Temmuz 29, 2008
Bu sabah...
Dün akşam Ateş ısrarla yeniden denize gitmek istediğini söyledi bize. Biz de birkaç gün sonra yeniden gideceğimizi söyledik. Bu sabah Ateş uyanır uyanmaz beni çağırdı, gözlerimi koridorda ancak açabildim ve koşarak yanına gittim. Bana "biykaç gün oldu mu, hadi denize gidelim" dedi. Demek ki, önümüzdeki yaz aylarını hep denizde geçireceğiz :)
Pazartesi, Temmuz 28, 2008
Ateş'in Balık Keyfi
Tatilimizin ikinci kısmını da bitirdik. Çooooook eğlenceli geçti. Ateş'le tatil yapmak çok keyifli. Toprak Efe doğdu bu arada, çok çok tatlı bir bebek. Böylece Ateş'in iki kuzeni oldu. Büyük kuzeni Lal, annesi ve babasıyla birlikte burdaydı geçen hafta. Ama Ateş'le Lal'in yıldızı pek barışmadı. Tatil süremiz boyunca Ateş tam bir balıkçı gibi davrandı. Yine sürekli balık tutmak istedi. Oltadan çıkarılan balıkları henüz canlıyken bile rahatlıkla eline aldı. Abisi, abisinin arkadaşı, hatta 14-15 yaşındaki çocuklar bile balıkları ellerine alamıyorlarken, Ateş hiç ikiletmeden bu işi yaptı. Çocuklar balıkları görebilmek için Ateş'e "nolur Ateş, şu balığı eline al da bize göster" diye yalvarıyorlardı, çok komikti. Benim korkusuz oğlum balıkları tutup tutup onlara gösterdi bol bol. Sonra babasıyla birlikte balıkları temizledi. Ama hiçbirini yemedi. İki gün önce şöyle bir hikaye anlattı bize: Ateş isimciye gitmiş, isimci ona çok balık tuttuğu için, balıkçı Ateş ismini koymuş.
Kolluklarını taktıramadım bu hafta. Kendi kendine yüzüyormuş beyefendi. Bir de dalma işi çıkardı. Denizin içinde kafasını arkaya yatırıyor, kulakları ve ağzına kadar suyun içine yatıyor. Sadece gözleri ve burnu dışarda kalıyor. Bunun adı dalmak. Bu işi o kadar karizmatik yapıyor ki, görmek lazım.
Yine az yemek, bol dondurma yedi bu hafta.
Bu sabah benim işe gitmek için evden ayrılmam çok zor oldu. Hiç ayrılmak istemedi. Birkaç hafta sonra sabahları onunla birlikte çıkıp oyun okuluna gitmeye başlayacağımızı söyledim. Ateş de oyun okuluna hemen gitmek istediğini söyledi, kreşe hazır herhalde. Zaten dün abisinin arkadaşıyla gayet güzel arkadaşlık kurdu, sohbet etti. Hatta herkesle sohbet halinde, bayılıyorum bu haline.
Sürekli "benim bi aykadaşım vay, o ...... yapıyor" gibi cümleler kuruyor. Oğlumun meğerse ne kadar çok arkadaşı varmış. Çoğunluğu da uydurma.
Çarşamba, Temmuz 16, 2008
Elmer
Ateş'in şu anda kitaplığını dolduracak kadar çok kitabı var. Birlikte kitap okumayı çok seviyoruz. Yaklaşık son 1 yılda bu işi uyku öncesinde yapmaya başladık. Kendisi kitaplığından istediği kitabı ya da kitapları seçiyor. Ben ona okuyorum, kendisi de o sırada sütünü içiyor ve kitap bitince de "az yatıcam" diyerek uyuyor.Son haftalarda sürekli olarak Elmer serisi kitapları okutuyor bana. Elmer rengarenk bir fil. Zaten kitaplar da "rengarenk fil Elmer bir gün..." diyerek başlıyor. Bizde 4 tanesi var: Elmer ve Gökkuşağı, Elmer ve Hipopotamlar, Elmer ve Kelebek, Elmer ve Pembegül. Artık her kelimeyi ezberleyecek kadar çok okuduğum halde Ateş bunlardan bıkmıyor. Her gece en az 2 tanesini okutuyor bana. Dün gece dördünü de okuduk. Gerçekten çok güzel kitaplar.
Salı, Temmuz 15, 2008
Tatil Dönüşü...Tekrar Tatil
Tatil çooook güzel geçti, neyse ki bitmedi. Gelecek hafta ve muhtemelen sonraki iki hafta da tatilde olacağız. Pelin'e nisbet yapmak gibi olmasın da çok iznim var bu sene. Bu senekinin üzerine geçen seneden kullanmadığım izinler de eklenince rahat rahat tatil yapabileceğiz gibi görünüyor. 
Bu yaz Ateş'te inanılmaz bir büyüme durumu söz konusu. Birlikte gerçekten tatil yaptık ilk kez, yani O doğduğundan beri. Öncelikle bu sene kolluklarıyla çok güzel yüzdüğünü söylemem lazım. Rahat bir şekilde, boyunu geçen yerlerde de (tabi bizim yanımızda) yüzüyor. Böylece ben de yüzebiliyorum, yoksa yüzmeyi unutacaktım. Sırtüstü yatıp dinlenebiliyor denizde. Bunu kimse öğretmedi, kendi kendine öğrendi.
Geçtiğimiz hafta Ateş bir de babasından balık tutmayı öğrendi, zira babasının en sevdiği deniz aktivitesi bu. Ateş genelde babasına yem hazırlayarak yemci oluyor. Ama hiç önemli değil. Sanki Ateş balık tutmak için yaratılmış. Sabah kalkar kalkmaz balık tutalım diyor, iskelede balık tutuyorlar, sonra tuttukları balıkları temizliyorlar, sonra tekneyle açılıp bir daha balık avlamaya gidiyorlar birlikte. İnanılmaz birşey. Sonra tuttukları balıklar pişiriliyor, ama bizimki sadece kuyruklarını yiyor. Ateş tuttukları balıkların hepsini tanıyor, özelliklerini öğrenmiş. İlginç olan şu: bunları hiç bilmeyen ve merak etmeyen bir insan olan bana öğretiyor. Tabi oğlum bana anlattığı için zevkle ve hevesle dinliyorum onu. Mırmır, papaz balığı, gümüş, gelincik, hepsini tanıyor (ben isimlerini bile bilmezdim).

Az yemek bol dondurma yedi tatilde. Toprak Efe henüz doğmadı. Bu hafta içinde bekleniyor. Bugün Ateş'in Toprak Efe'nin doğmadığı günleri hiç anımsamayacağını düşündüm. Neyse, gelecek hafta, Ateş'in İstanbul'daki amcası, eşi ve kuzeni geliyorlar. Bir aksilik olmazsa onlarla birlikte tatil yapacağız. Ateş kuzeni Lal'i en son 2 sene önce gördü, tabi ki hiçbir şey anımsamıyor. Ağustosun 2. haftası ise Pelin Teyze geliyor, tatilimize onunla devam edeceğiz.
Geçtiğimiz hafta içinde yakın bir yere yazlığa gelen kuzenimi ziyarete gittik Ateş'le beraber. Ateş sıkıldığı zaman döneriz diye düşünüyorum, ama akşama kadar sıkılmadı ve orda kalabildik. Orda bizimki tavla oynamayı öğrendi (zarları atıyor şimdilik). O kadar çok sevdi ki, ona bir tavla aldı babası.
Dönerken ilk kez eve gitmeyi istemediğini, evde az durup tekrar deniz gitmemizi istediğini söyleyip durdu, ki bu Ateş'i tanıyanlar için acaip bir durum. Demek ki artık çok büyümüş ve tatili çoooook sevmiş.

Bu yaz Ateş'te inanılmaz bir büyüme durumu söz konusu. Birlikte gerçekten tatil yaptık ilk kez, yani O doğduğundan beri. Öncelikle bu sene kolluklarıyla çok güzel yüzdüğünü söylemem lazım. Rahat bir şekilde, boyunu geçen yerlerde de (tabi bizim yanımızda) yüzüyor. Böylece ben de yüzebiliyorum, yoksa yüzmeyi unutacaktım. Sırtüstü yatıp dinlenebiliyor denizde. Bunu kimse öğretmedi, kendi kendine öğrendi. Geçtiğimiz hafta Ateş bir de babasından balık tutmayı öğrendi, zira babasının en sevdiği deniz aktivitesi bu. Ateş genelde babasına yem hazırlayarak yemci oluyor. Ama hiç önemli değil. Sanki Ateş balık tutmak için yaratılmış. Sabah kalkar kalkmaz balık tutalım diyor, iskelede balık tutuyorlar, sonra tuttukları balıkları temizliyorlar, sonra tekneyle açılıp bir daha balık avlamaya gidiyorlar birlikte. İnanılmaz birşey. Sonra tuttukları balıklar pişiriliyor, ama bizimki sadece kuyruklarını yiyor. Ateş tuttukları balıkların hepsini tanıyor, özelliklerini öğrenmiş. İlginç olan şu: bunları hiç bilmeyen ve merak etmeyen bir insan olan bana öğretiyor. Tabi oğlum bana anlattığı için zevkle ve hevesle dinliyorum onu. Mırmır, papaz balığı, gümüş, gelincik, hepsini tanıyor (ben isimlerini bile bilmezdim).


Az yemek bol dondurma yedi tatilde. Toprak Efe henüz doğmadı. Bu hafta içinde bekleniyor. Bugün Ateş'in Toprak Efe'nin doğmadığı günleri hiç anımsamayacağını düşündüm. Neyse, gelecek hafta, Ateş'in İstanbul'daki amcası, eşi ve kuzeni geliyorlar. Bir aksilik olmazsa onlarla birlikte tatil yapacağız. Ateş kuzeni Lal'i en son 2 sene önce gördü, tabi ki hiçbir şey anımsamıyor. Ağustosun 2. haftası ise Pelin Teyze geliyor, tatilimize onunla devam edeceğiz. Geçtiğimiz hafta içinde yakın bir yere yazlığa gelen kuzenimi ziyarete gittik Ateş'le beraber. Ateş sıkıldığı zaman döneriz diye düşünüyorum, ama akşama kadar sıkılmadı ve orda kalabildik. Orda bizimki tavla oynamayı öğrendi (zarları atıyor şimdilik). O kadar çok sevdi ki, ona bir tavla aldı babası.
Dönerken ilk kez eve gitmeyi istemediğini, evde az durup tekrar deniz gitmemizi istediğini söyleyip durdu, ki bu Ateş'i tanıyanlar için acaip bir durum. Demek ki artık çok büyümüş ve tatili çoooook sevmiş.
Cuma, Temmuz 04, 2008
Tatile Gidiyoruuuuz
Ateş'le birlikte bu akşamdan itibaren 9 günlük ilk tatilimize çıkıyoruz. Her haftasonu gittiğimiz yere gidiyoruz. Orası bizim için çoook büyük avantajlara sahip. Muhtemelen gün içinde hiç denizden çıkmayacağız, akşamüstü de deli gibi bisiklet ve akülü araba süreceğiz. Yani Ateş sürecek, ben de arkasından koşacağım. Yine de uyumadan önce okumak için kitaplarımız, boya kalemlerimiz ve defterimiz yanımızda. Orda öğle uykusu uyumuyor, gün içindeki hareketten sonra da akşam erkenden uyuyakalıyor.
Her sene Ateş'le birşeyler yapmak daha kolay oluyor. Bu sene deniz kenarında hiç zorluk çekmiyorum. Hatta birlikte çok eğleniyoruz. Geçen pazar günü denizdeyken bana "anne, ne kaday eğleniyoyuz di mi" dedi.
Bütün bu planlarımız Toprak Efe'nin (Ateş'in kuzeni) doğmaya karar vermesiyle değişebilir. Belki de tatili bölüp Toprak Efe'yi sevmeye geliriz.
Bu arada eylülde kreşe başlıyoruz ve mayıs içinde Cengiz'le birlikte iki tanesini gezip beğendik (diğerlerini gitmeden elemiştik). Sonra çok iyi referansları olan ve eve çok yakın olan oyun okulunda karar kıldık. Eylül başında Ateş'le birlikte deneme ziyaretlerine başlayacağız.
Her sene Ateş'le birşeyler yapmak daha kolay oluyor. Bu sene deniz kenarında hiç zorluk çekmiyorum. Hatta birlikte çok eğleniyoruz. Geçen pazar günü denizdeyken bana "anne, ne kaday eğleniyoyuz di mi" dedi.
Bütün bu planlarımız Toprak Efe'nin (Ateş'in kuzeni) doğmaya karar vermesiyle değişebilir. Belki de tatili bölüp Toprak Efe'yi sevmeye geliriz.
Bu arada eylülde kreşe başlıyoruz ve mayıs içinde Cengiz'le birlikte iki tanesini gezip beğendik (diğerlerini gitmeden elemiştik). Sonra çok iyi referansları olan ve eve çok yakın olan oyun okulunda karar kıldık. Eylül başında Ateş'le birlikte deneme ziyaretlerine başlayacağız.

