Ateş okulunda yeni yılı 2 gün önce yaptıkları bir partiyle kutladı. Okuldaki bütün personel çuvalla zıplama yarışması yapmış, Ateş'in de içinde olduğu bir grup, öğretmenlerin saçlarına mandal takma yarışması yapmış. Pasta yemişler, eğlenmişler. Noel baba Ateş'e iki başlı bir ejderha ile gerçek imajı veren bir yılan getirmiş. Ateş "aslında noel baba diye birisi yok, hediyeyi siz alıp okula verdiniz, biliyorum" dedi. Biz de doğruladık.
Arkadaşlarımızla geçen yılbaşında bizim evde eğlenmiştik. Bu sene İdil ve Can'ların evindeyiz. Orda da bir noel baba aktivitesi olacak, İdil ve Can evlerinin bir odasını disko gibi süslemişler, Ilgın, İpek ve Ozan da gelecek, hep birlikte dans edip eğleneceklermiş. Cengiz ve ben de birazdan iş arkadaşlarımızla yılbaşı kutlaması yapıp çıkacağız. Ateş'i alıp S.tarbucks'ta bir kahve içip evimize döneceğiz. Sonra da yılbaşı partisiiiii...
Yarın abinin gelmesiyle birlikte akşam babaannenin evinde bir yılbaşı kutlamamız daha olacak.
Salı, Aralık 28, 2010
Babanın Okul Macerası
Daha önceden yapılan bir planlamayla bugün Cengiz ve ben okula gittik. Konu çocuklara "doktorluk mesleğinin tanıtımı" idi. Ancak Cengiz hazırladığı bir animasyon üzerinden çocuklara biraz anatomi anlatmak istedi. Yani, kemikler, kaslar, kalp ve damarlar, sindirim sistemi, böbrekler ve beyin animasyonları gösterdi onlara. Küçük yaş çocukları hiç ama hiç durmadan konuştular. Birşey dinlemeleri pek mümkün olmadı. Ama orta yaş ve büyük yaş (Ateş'in sınıfı) çok daha iyi dinledi ve katıldı. Cengiz çocuklara bazı sorular sordu, bilenlerin yanına iskeletor (boyu yaklaşık 50 cm olan bir oyuncak iskelet) gitti bir süreliğine. Çocuklar iskeletora bayıldılar. Herkes kendi yanına gelmesini istedi. Ateş nerdeyse bütün organları önceden bildiği için her soruya yanıt vermek istedi. Çoğuna da o yanıt verdi zaten. Arkadaşları hem Ateş'e hem bize teşekkür edip durdular. Yani Ateş çok popülerdi bugün. Dün akşam babasıyla birlikte hazırladığımız doktor armalarını da bütün çocuklara dağıttı sunumdan sonra. Herkes Ateş'in etrafını sardı. Pek bir mutlu oldu oğlum. Arkadaşları da "benim babam da gelecek, mimarlık mesleğini tanıtacak, benim annem de gelecek öğretmenlik mesleğini anlatacak" diye planlar yaptılar. Bu arada sınıftan Alber "ben Ateşler'e gidiceeem" dedi, Koza "ben zaten gittim, çok eğlendik" dedi. Geçen hafta içinde Koza ve ailesi bize geldiler, çocuklar gerçekten saatlerce oynadılar, çoook eğlendiler. Bu arada Cem "ben de Ateşler'e gittim" dedi. Yağız "ben de Ateşler'e gitmek istiyoruuum" diye bağırdı. Bizimki zevkten dörtköşe tabi. Ben de oğlumun arkadaşlarını ve ailelerini evimize davet etmeyi çok çok seviyorum. Ateş arkadaşlarıyla keyifli keyifli oynasın, ilerde de arkadaşlarını rahatlıkla evimize çağırsın, hatta arkadaşları "Ateşler'de kalmak çok eğlenceli" desinler, birlikte güzel güzel oynasınlar...
Perşembe, Aralık 23, 2010
Pötibör Bisküvi Kaptan Jack
Öncelikle piyano ve dans derslerinin durumunu yazayım. Piyano dersinin ilki daha önce yazdığım gibi süperdi. Fakat 2. hafta ders saati geldiğinde gitmek istemedi. Bazen yaş itibariyle biraz ısrarcı olmak gerekebiliyor. Ayrıca Ateş, bazen aktivitelere başlamak istemez, başlayınca da bırakmak istemez. O yüzden gitmemizin çok iyi olacağını, gidince çıkmak istemeyeceğini söyledim. Ama ısrarla gitmek istemedi. Bunun üzerine öğretmeni arayıp özür dileyerek dersten -en azından şimdilik- vazgeçtiğimizi söyledik. Ama 2 gün önce "ne zaman piyano dersine gideceğiz" diye sordu. Bu sefer ben de en azından birkaç ay geçmesi gerektiğini söyledim. Yani şimdilik askıda...
Dans dersini ise hiç sevmedi. Dans okuluna gittik, tam 1,5 saat süren bir hiphop dersi aldı. Çok uzun gelmiş ders süresi ona (bence de çooook uzun bir süreydi), yorulmuş, sıkılmış, ama dersin sonu gelmeden de bırakamamış tabi ki. Biz dışarda onu bekliyorduk, ders bitip geldiğinde hiç mutlu değildi. Tabi ki bir daha oraya gitmek istemedik.
Neyse, ders durumlarımız bu şekilde. Şimdilik sadece -havalar izin verirse- tenis dersimiz devam ediyor. Başlıktaki "pötibör bisküvi kaptan jack" ise Ateş'in, babasıyla lego indiana jones oynarken sürekli anlamsızca söylediği bir söz. Ama babasında o kadar yer etmiş ki, mutlaka bloga yazmam gerektiğini söyledi.
Dans dersini ise hiç sevmedi. Dans okuluna gittik, tam 1,5 saat süren bir hiphop dersi aldı. Çok uzun gelmiş ders süresi ona (bence de çooook uzun bir süreydi), yorulmuş, sıkılmış, ama dersin sonu gelmeden de bırakamamış tabi ki. Biz dışarda onu bekliyorduk, ders bitip geldiğinde hiç mutlu değildi. Tabi ki bir daha oraya gitmek istemedik.
Neyse, ders durumlarımız bu şekilde. Şimdilik sadece -havalar izin verirse- tenis dersimiz devam ediyor. Başlıktaki "pötibör bisküvi kaptan jack" ise Ateş'in, babasıyla lego indiana jones oynarken sürekli anlamsızca söylediği bir söz. Ama babasında o kadar yer etmiş ki, mutlaka bloga yazmam gerektiğini söyledi.
Cumartesi, Aralık 11, 2010
Yerli Malı Haftası
Bu sene okuldaki kutlamada Ateş'in şiiri şu idi:
Ne diyor manav amca
Gelin çocuklar gelin
Armut var sarı sarı
Elma var sulu sulu
Yiyin çocuklar yiyin
Hepsi vitamin dolu
Ne diyor manav amca
Gelin çocuklar gelin
Armut var sarı sarı
Elma var sulu sulu
Yiyin çocuklar yiyin
Hepsi vitamin dolu
Cuma, Aralık 10, 2010
Resim
Bu resimi dün okulda çizmiş. "Çok güzelmiş, neden bu kadar çok güneş var", dedim. "Onlar sahte güneş, gerçeği en büyük olanı" dedi. "Adamın elindeki çekiç mi" dedim. "Hiç çekice benziyor mu, şemsiye, sapındaki kıvrık yere baksana," dedi. Şemsiyenin yanındaki çizgi de yağmuru anlatıyormuş.
Pazartesi, Aralık 06, 2010
Hiphop ve Gezi
Cumartesi günü Ateş'in isteği ve hatta ısrarıyla öğretmenini arayıp hiphop dersine gittik. İlk başta mutlu görünse de, ders süresi 1,5 saat olduğu için çok yoruldu. Dersin sonlarında baktığımda bir yandan esniyor, bir yandan yorgun argın kaşınıyordu. Uzun geldi, yoruldu, sıkıldı. Ama sanki görev yapıyor gibi derse girdi. Mızmızlandı. Dolayısıyla böyle bir başlangıç yaptık hiphopa, ama sonu gelmeyecek gibi görünüyor.
Dün ise, kalabalık arkadaş grubumuzla yine tarihi eser gezisi yaptık. Kulelere tırmandık, gezdik, eğlendik, yorulduk. Ateş abisiyle birlikte yine etrafın fotoğraflarını çekti. Bütün çocuklar çok eğlendiler. Üzerine güzel bir yemek yedikten sonra havaların da erken kararması nedeniyle evlerimize döndük. Ancak gezimiz tamamlayamadık. Gezmemiz gereken bir kaleyi gezemedik. Ateş'in, benim ve Can'ın aklında kaldı bu kale. Yakında bir ara orayı da gezmek istiyoruz.
Dün ise, kalabalık arkadaş grubumuzla yine tarihi eser gezisi yaptık. Kulelere tırmandık, gezdik, eğlendik, yorulduk. Ateş abisiyle birlikte yine etrafın fotoğraflarını çekti. Bütün çocuklar çok eğlendiler. Üzerine güzel bir yemek yedikten sonra havaların da erken kararması nedeniyle evlerimize döndük. Ancak gezimiz tamamlayamadık. Gezmemiz gereken bir kaleyi gezemedik. Ateş'in, benim ve Can'ın aklında kaldı bu kale. Yakında bir ara orayı da gezmek istiyoruz.
Cuma, Aralık 03, 2010
Piyano Dersi
Ateş dün ilk kez piyano dersi aldı. Kendisi öğrenmek istedi, biz de Koza'nın ailesi aracılığıyla Ateş'e ders verebilecek bir öğretmen bulduk. Dünkü ilk derste öğretmeni Ateş'i çok beğendi. Söylediğine göre hem kulağı varmış, hem dinliyor, hem de uyguluyormuş. Benim, öğrenmek için çok erken diye düşündüğüm 2/4, 4/4'lük notaları öğrendi, onlarla ritm tuttu. Bu kadarını ben de beklemiyordum, çok hoşuma gitti. Öğretmeni, göndermek istersek eğer, konservatuvar için uygun bir çocuk olduğunu söyledi. Ancak bizim öyle bir niyetimiz yok. Konservatuvarda haftanın 4 günü akşam dersleri oluyormuş. Ben; okuldan eve geç gelecek, ödevleri olacak, evde çok az vakit geçirebilecek diye üzülürken, bir de konservatuvar olursa durum iyice zorlaşır. Zaten -kendisi sevdiği ve istediği sürece- bu şekilde derslerle gideriz, sonu nereye varır (ya da varmaz) birlikte görürüz.
Birkaç gündür tenis ve piyano derslerinin üzerine, dans okuluna gitmek istediğini ısrarla söylüyor. Söylediğine göre sınıf arkadaşı Yağız hip hop dansı öğrenmiş, Ateş de öğrenmek istiyormuş.
Birkaç gündür tenis ve piyano derslerinin üzerine, dans okuluna gitmek istediğini ısrarla söylüyor. Söylediğine göre sınıf arkadaşı Yağız hip hop dansı öğrenmiş, Ateş de öğrenmek istiyormuş.

