Dün gece babaannemize gittik. Ateş babaannesinin evini çok seviyor. Orda abisinin küçüklüğünden kalma bir sepet oyuncak var. Gider gitmez sepeti çekerek kanepenin üstüne çıkarıyor. Arabalar, kuklalar (bu sıralarda kuklalarla arası çok iyi, ben elime kukla alıyorum, o da bütün oyuncaklarını kuklaya hediye ediyor), matruşka bebekleri var. Bu matruşka bebekleri Ateş'i o kadar güzel oyalıyor ki, babaannemizin güzel yemeklerini bile bu sırada rahatlıkla yiyoruz ve yediriyoruz. Fotoğrafta babaannemizin evindeki yılbaşı ağacı görülüyor (yılbaşı zamanından kalma fotoğraf).Bu akşam da Didemler'e gidip bebek seveceğiz. Normalde hafta içi Ateş hep evde oluyor, tabi sıkılıyor (ya da ben öyle zannediyorum). O yüzden sevdiği yerlere götürmeye çalışıyorum, haftasonları zaten mutlaka park, yürüyüş gibi aktivitelerde bulunmaya çalışıyoruz.
Artık beni ve babasını sadece anne, baba olarak değil, isimlerimizle de biliyor. Geçen akşam babası ona tanıdığı insanları ne kadar sevdiğini sordu. Tek tek herkes için ellerini iki yana açıp ne kadar çok sevdiğini anlattı bize. Bu sabah da bir anda ellerini iki yana kocaman açtı. "Ateş kimi çok seviyosun?" diye sordum. Eliyle beni gösterdi. Yaşasın, oğlum da beni çok seviyormuş. Daha bitmedi, 2-3 akşam önce durup dururken beni ve babasını yanaklarımızdan öptü.
