Son iki pazar günümüzü deniz kıyısında geçirdik. Ateş için çok iyi oldu, açık havada dolaştı, kumlarla oynadı. Ayaklarını, hatta bacaklarını denize soktu. Akülü arabasıyla gezdi. Yani iyi vakit geçirdi. Daha uzun süreli gelebileceğimiz zamanları sabırsızlıkla bekliyoruz. Geçen cumartesi ise, lunapark gezisiyle işe başladık. Elma kurdu, küçük uçaklar, tren, atlı karıncaya bindik. Sonrasında ise oyun parkına gittik, Ateş bol bol bisiklet sürdü.Ateş dün sabah uyandığında babasına şu rüyasını anlattı: Beş tane çocuk varmış, dev gibi bir kurabiyeyi yiyorlarmış ama çatalla yiyorlarmış. Kurabiyenin üstündeki delikler (babaannesinin en son yaptığı kurabiyenin üstünde çatalla yapılmış delikler var da) kocamanmış. Çocuklardan birinin adı dudak, diğerinin adı iki gözmüş. Bir başkasının adı canavarmış. Diğer iki çocuğun isimleri ise, çocuk saçı ve vatozmuş. İsimlere bakar mısınız? Bir de bunları anlatmasını seyretmek lazım. Nasıl bir heyecanla ve elleriyle tarif ederek anlatıyor ki, çoook tatlı oluyor.
Bir diğer yazmak istediğim şey de evdeki oyunlarımız. Hala ve hala bıkmadan usanmadan arabalarıyla oynuyor. Hala Şimşek McOuenn arabaları çok gözde. Hatta yatağı için ona, üzerinde Şimşek McOuenn ve Porsche Sally olan bir nevresim takımı aldım. Bayılarak yatıyor. Bir de herşeyi konuşturma oyunlarımız var. Arabaları ve peluş hayvanları konuşturarak oyun oynuyoruz. Biraz susarsak, hemen "hadi konuştuy" diye uyarı alıyoruz. Biraz dağınık oldu, ama son günler böyle geçti.
