Salı, Haziran 09, 2009

Doğumgünü Kutlamaları-3, Hastalık

Bu pasta da Ateş'in 3. doğumgünü partisinden. Bu kez açık havada, bizim arkadaşlarımızın ve çocuklarının geldiği bir parti yaptık. İdil, Can, Ilgın, İpek, Ozan, Ömür, Atakan, Bora, Bilge, Deniz ve Defne Ateş'in konuklarıydı. Ama anladık ki, bir hafta içinde yapılan üçüncü partiden Ateş sıkıldı. Ne pastasının mumlarını heyecanla üfledi, ne de hediyeleri kabul etti (gerçi eve getirdiğimiz hediye paketlerini büyük bir keyifle açtı, o ayrı). Pastanın üzerindeki balıklar çocukların çok ilgisini çekti. Bütün çocuklara balık verildi, çocuklar pastayla ilgilenmeyip balıkları yediler. Aslında pastası çooook güzel olmuştu. Bu sene pastaları (1 adet abiye, 3 adet Ateş'e) yaptırdığımız yerden çok memnun kaldık. Harika pastalar yaptılar. Ayrıca her konuk çocuğun isminin yazıldığı etiketleri olan kız ve erkek çocuk kurabiyeleri yaptırdık. Çocuklar kendi isimlerinin olduğu kurabiyeleri bulup yerken çok eğlendiler.
Partisinin başlangıcında çocuklar küçük gruplar oluşturdular. Ama Ateş en çok konuklar gittikten sonra orda bulunan diğer çocuklarla ve Eliz'le eğlendi. Kedileri sevdi, diğer çocuklarla birlikte resimler çizdi. Eve dönmek istemedi, uzun bir süre daha orda kaldık. Sonuç olarak güzel bir partiydi. Doğumgünü partisi işine seneye kadar ara verdik.
Bu son partinin hemen ertesi günü maalesef Ateş hastalandı. Birdenbire dizlerinde, ayaklarında, dirseklerinde, ellerinin içinde ve en kötüsü ağız içinde döküntüler çıktı. Coxagie A19 virüsü bunlara sebep olmuş. Bugün hastalığının 6. günü. Ancak kendine gelebildi. Hep birlikte perişan olduk. Çünkü ağzını hiç açamadı ve su dahil hiçbir şey yiyip içemedi. Ancak pipetle çok az miktarda sıvı alabildi, o da ağlatarak ve sonrasında ağlayarak sürdüğümüz ilaçtan sonra. İçebildiği sıvıların hesabını yaptım sürekli. Hastaneye gidip damar yolu açtırma işleminin sınırından döndük. Son 2 gündür biraz daha fazla sıvı alabilmeye başladı. Çoooooook minik lokmalar halinde çok az katılara başladık. Ama gerçekten perişan olduk. Kaç kg verdi hiç bilmiyorum. Cuma akşamı bu yazın başından beri ilk kez olmak üzere denize gittik, morali de düzelir, ortam değişikliği iyi gelir diye düşündük. Ama ertesi gün akşam olmadan dönmek zorunda kaldık. Çok sevdiği ve çok istediği halde balık tutmaya bile hali yoktu. Sürekli kucağımda taşıdım. Dün ve bugün kendi yürümeye ve -çok şükür- konuşmaya başladı. Sürekli konuşmasını ve gevezelik yapmasını nasıl özlemişim. Dünyada çocuğunun sağlığından daha önemli hiç, ama hiçbir şey yok.
Alttaki fotoğraf dün akşamdan. Banyoda havuz yapmak istedi. Balıklarıyla oynadı. O kadar çok sevdi ki, bir türlü çıkaramadım. Ara ara su tazeleyerek tam 4 saat kaldı. Zorla çıktığında ayakları böyle olmuştu.
Lilypie Kids Birthday tickers