Cuma, Haziran 25, 2010

Arkadaşlar

Ateşkonun 1-2 sene önceki ev bağımlılığından eser kalmadı. Son zamanlarda nerdeyse hiçbir akşamı evde geçirmedik, gündüz okula gidiyor, haftasonu da deniz kenarına, ama hiiiiç şikayetçi değil. Cengiz de ben de şaşırıyoruz onun bu haline. O kadar alışmıştık ki "evimize gideliiiiiiim" diye mızıldanmalarına. Şimdi nereye gidelim desek, hemen hazırlanıyor ve çıkıyoruz. Bunda en önemli etken herhalde arkadaş olayı. Arkadaşları olunca çok keyifle oyun oynuyor. Biz Ateş'in canının sıkılacağı bir yere zaten gitmiyoruz. Gittiğimiz yerler genelde açık hava ve bol arkadaşın olduğu yerler. Dolayısıyla ev problemimiz kendiliğinden ortadan kalktı.
İki hafta önce Ozan ve İpek'in aileleri geldi. Çocuklar çok eğlendiler. Geçen hafta biz İpeklere gittik. İpek'le odasında d.udak.tan d.uda.ğa öp.üş.müşler. Ateş du.daktan öp.üş.tüğü iki kıza aş.ıkmış. Biri Koza, öbürü de İpek'miş.
Dün akşam da, Eliz ve Günce ile Bilge-Denizlerin aileleri geldi. Ateş Eliz'i zaten çok seviyor, o gelecek diye çok sevindi. Eliz'le Ateş'in fotoğrafını çekmek istedim. Eliz 11 yaşında, haliyle Ateş'den epeyce uzun. Yine de Ateş bir elini Eliz'in omzuna atarak poz verdi, bizi gülmekten öldürdü (tabi ona belli etmeden). Ayrılırken Eliz'i öptü, sonra "keşke Eliz de beni öpse" dedi. Bunun üzerine kahkahalar arasında Eliz de onu öptü. Bu sabah "dün akşam çok eğlendim, keşke hiç bitmeseydi" dedi.
Belki unuturum diye buraya yazıyorum, aslında okulundaki arkadaşları onun için en kıymetli arkadaşlar. Ne de olsa bütün vakitleri birlikte geçiyor. Okuldaki doğumgününde bir yanına Mehmet Eren, bir yanına Cem oturmuştu. Bizimki ellerini iki arkadaşının omzuna koyarak "işte benim en iyi dostlarım" dedi, beni bitirdi.
Lilypie Kids Birthday tickers