Geçen cumadan beri Ateş'in okul servisi değişti, daha büyük bir servis geldi. Artık Ramazan Amcası gelmiyor. Ben 2 seneden beri onu tanıdığım ve yeni servis şöförünü hiç tanımadığım için bayağı tedirgin oldum açıkçası. Bir de erken alıyor servis ve yaklaşık 1 saat servisle dolaşıp ancak okula gidiyor. Sabahları da kendim mi bıraksam diye çok ikilemde kaldım. Aslında ikilemde kalacak birşey yok, rahatlıkla bırakabilirim. Ama servisle gitmekten memnun Ateş. Çok sordum, servisle gitsinmiş, arada arabayla ben bırakacakmışım. Herhalde bunu da beni üzmemek için söylüyor. Okul daha uzak olduğu için çoğu arkadaşı servisle gidiyor. O da dışarda kalmak istemiyor belli ki. Ben oğlumun iyiliğini isterken bu sefer onu, her çocuğun bir şekilde maruz kaldığı servis dünyasından mahrum edeceğim diye düşündüm. Cengiz de yolda geçirdiği 1 saatte aslında çok eğleneceğini, benim hiç servise binmediğim için anlayamayacağımı söyledi. Neyse razı oldum. Servisle gidiyor. Ama belli ki, okul hayatı boyunca ben bu servislere hep takık olacağım.
Pazartesi, Ekim 04, 2010
Savaşlı Çizgifilmler ve Servis
Daha önce Ateş küçükken ara ara sevdiği çizgifilmleri yazmıştım. Dora, Caillou, Tom ve Jerry gibi. Ancak ben ne kadar sakin, gözü yormayan, konusu çok güzel çizgifilmler izletmek istesem de, artık kendisi istediklerini çok net olarak ifade ediyor. Cartoon Network'teki savaşlı çizgifilmleri çok seviyormuş. Reklamlarını izlemiş, robotlarla insanların savaşı varmış, çok güzelmiş, ondan izleyecekmiş. Bakugan, Ben10 çok güzelmiş. Ben de yasak getirip yoksunluğa yol açmak istemediğimden televizyon izlediği zamanlarda bunlardan izlemesine izin veriyorum. Ama kendiliğimden o tip çizgifilmleri asla açmıyorum. Kazara görürse izliyor (yani birşeyler izlemesi için TV açmışsak ve tesadüfen öyle çizgifilmler varsa). Ben açıyorsam Pembe Panter, Garfield, Uzun Kuyruk ya da animasyon filmler izliyoruz. TV izlemesinin bir şartı var, birbirimize sarılarak izlemek.
