Ateş harika bir haftasonu geçirdi. Cuma akşamından başlayım. Okuldan onu almaya gittiğimizde tabi ki önce bahçede 1-1,5 saat oynadı arkadaşlarıyla, sonra deniz kenarına doğru yola çıktık. Yolda giderken sevdiği şarkıları dinledik birlikte, biraz mısır yedi, sonra da uyuyakaldı. Oraya vardığımızda hiçbir şekilde uyandıramadım. Neyse erkenden uyumuş oldu, ertesi güne erken başladı. Aslında daha iyi oldu. Cumartesi sabahı önce İpekler, sonra da Kozalar geldiler. Çocukların üçü denizde kumsalda oyunlar oynadılar, yüzdüler, eğlendiler. Biz de anne-babalar olarak kumsalda oturduk, sohbet ettik, keyif yaptık, denize girdik. Üçü nerdeyse geceyarısına kadar oynadılar. Sonra İpekleri ve Kozaları yolcu ettik. Bizimki hala uyumaya giderken, "anne Felaket Henry okur musun" diye şansını deniyordu. Ertesi sabah yine sınıf arkadaşı olan ve bir gece önce gelen Yağız'ın çağırmasıyla erkenden uyandı ve kahvaltı bile yapmadan kumda oyuna başladılar. Bu sefer de Yağız'la oynadı, yüzdü, abisi geldi, onunla yavru köpekleri sevdiler. Yağız'la yüzme tahtası ve su tabancasıyla çılgın oyunlar oynadılar. Akşam olunca zar zor banyosunu yapıp akşam yemeğini yedi. Arabaya binerken gözleri kapanmak üzereydi. "Gözlerimin kapakları çok ağır" diye şikayet etti. Akşam 6.30'da uyudu, kucağımızda eve taşıdık, sabah 7.00'de ancak uyandı. Okula götürdüm. Bugün okulda son günü. Yarın pijama partisi var, ondan sonra da isterse gidecek haziran sonuna kadar.
Dünkü babalar günü için ben Ateş'in ve abisinin adına hediye aldım. Ama ikisi de kendileri ayrıca babalarına hediye yaptılar. Ateş babasına iskelet olan bir resim (işi o olduğu içinmiş), büyük bir gitar resmi (babası sevdiği içinmiş), babasının gitar çaldığı bir resim, bir de canavarlı resim (babası canavar sevdiği içinmiş) hediye etti. Ayrıca babasına balkondaki tamirat işlerinde yardım edecekmiş hediye olarak.
