Haftasonumuz güzel geçti. Cuma akşamı, Ateş'in anaokulu arkadaşlarından Mehmet Eren'lere gittik, Kozalar ve Yağızlar ile birlikte. Mehmet Eren'in kardeşi Ali Emre de onlara dahil olunca dört erkek çocuk iyice şımarıp kudurdular. Koza onların şiddet içerikli oyunlarına bulaşmadı tabi ki. Neyse, biz aileler olarak güzelce oturduk, keyifli sohbetler ettik. Hatta çocuklar başımızı şişirdiği için, onların okulda olduğu öğle aralarında buluşma kararı aldık. Eve döndüğümüzde Ateş kendi kendine kitap okuyup uyudu. Artık çok güzel ve akıcı okuyor.
Cumartesiyi evde geçirdik. Ben Ateş'in küçülen ve benim giymediğim kıyafetlerimizi ayırdım. Dolaplarımızı düzelttim. Ateş evde olmayı özlemişti, bütün gün ya oyun oynadı, ya da son zamanlarda favorisi olan küçük defterlerine yazılar yazdı. Ben dolapları toplarken bir yandan da eski Türk filmlerinden mavi boncuku dinliyordum. Ateş de yanıma gelip kahkahalarla bir kısmını izledi. Akşama abiyi alıp babaannelere gittik. Onların uzun süren bir tadilattan sonra yepyeni olan banyolarında ikisi de keyifle banyo yaptılar.
Pazar sabahını evde geçirip güzel bir kahvaltı yaptık. Öğlen evden çıkıp açık havada güzel bir yemek yedik. Sonra yine açık havada kahve keyfi yaptık. Bu arada Ateş'in arkadaşlarından Miray'ı, Alber'i ve Koza'yı gördük. Ateş onlarla ayrı ayrı kudurdu. Sonra bowlinge gittik. Cengiz 1., Kaan 2., Ateş sonuncu oldu. Çok eğlendik ve eve döndük. Akşam 9.30'dan sonra uyumak için benimle pazarlık yapan Ateş, 8.30'da kendi kendine uyuyakaldı.
