Geçtiğimiz hafta hep denizdeydik. Çok iyiydi, Ateş'le boooool bol yüzdük. keyif yaptık. Yüzme ve atlama işlerini acaip ilerletti. Benim daha bu yaz başında hayal bile edemeyeceğim kadar su kuşu oldu. Geçen sene de iskeleden falan atlıyordu. Ama bu sene inanılmaz rahat, hemen her şekilde atlıyor. İkimiz dubaya yüzüyoruz O atlasın diye. Sayısız kereler atlıyor, biraz da birlikte atlıyoruz, ancak ondan sonra dönüyoruz kıyıya.
Haftaiçi 3-4 gün İpekler de geldiler. Hepimiz için çok iyi oldu. Çocuklar denizde ya da kumda oynarken biz de oturup sohbet ettik, hep birlikte denize girdik, iyi vakit geçirdik. Ateş yine "siz sadece oturup sohbet ediyorsunuz, hiç eğlenmiyorsunuz" dediyse de ona büyüklerin bu şekilde keyif aldığını anlattım tekrar. Haftasonu İpekler döndü, bu arada abi geldi. Ateş abisini de çok özlemiş, birlikte çok iyi vakit geçirdiler. Bol bol balığa gittiler babalarıyla. Gerçi zaten hergün gittiler balığa, ama abiyle birlikte daha çok ve bu sefer kendileri balık tuttular. Akşama da tuttkları balıkları yediler. Onlar balıktayken ben de ayaklarımı uzatıp kitabımı okudum. Yani herkes için keyifli bir tatil oldu. Pazar günü eve döndük. Döner dönmez arkadaşlarımızla buluşup açık havada bir yerde yemek yedik.
Pazartesiden itibaren Ateş ve İpek, İpekler'in havuzunda yüzme dersi almaya başladılar. Cengiz havuza, kirlidir düşüncesiyle hep karşıydı. Ama stilli yüzme öğrenmesinin de başka yolu yok. Denizde yüzmeyi bu kadar iyi öğrenmişken üzerine stil öğrenmesinin tam zamanı. İpek'in annesi ayarladı sağolsun. Şimdi hergün ben Ateş'i onlara götürüyorum, 1 saat yüzme dersi alıyorlar, sonra eve geliyoruz. Öğretmen Ebru Hanım oldukça disiplinli, bizim çocuklar için iyi gibi görünüyor. Sözünü çok rahat dinletiyor. Ayrıca da çocuklar dersten çok memnun, çok eğleniyorlar. Dün, daha 2. derste bizimki balıklama atlamaya başlamış. Üstelik öğretmeni de doğru atladığını söylemiş, pek mutluydu. Bu arada ben balıklama atlayamıyorum. Ayrıca kulaç atarak nefes almayı da öğrenmeye başlamış. İki derstir yanlarında bekleyemiyorum, ama bugünden itibaren kitabımı alıp havuzun kenarında onları bekleyeceğim.
Babasıyla ödevlere devam ediyorlar. Yaz başından beri ilk kez verilen ödev haftasının önüne geçtiler dün akşam. Bir haftanın ödevi ancak birkaç günde biterken, Ateş son zamanlarda daha iyi odaklanmaya ve daha hızlı yapmaya başladı. Babası çok ciddi, ödevi geçiştirmesine, ya da kısa kısa yazmasına izin vermiyor, ama ödevleri eğlenceli hale de getiriyor. Dün akşam hem 9., hem de 10. haftanın ödev dosyasını bitirdiler. Geriye 2 haftalık dosya, 1 okunacak kitap, çok az sayıda test ve internetten interaktif şekilde yapılan İngilizce ödevi kaldı. Sanırım onları da çabucak bitirirler. Diğer sınıfların bu kadar yaz ödevi yok.
Ödevden sonra, Ateş'le olimpiyatları izlemeye başladık. Kadın basketbol milli takımımızın Rusya ile olan maçını izledik birlikte heyecanla. Bizimkiler çok iyiydi, çok basit hatalarla son saniyelerde maçı verdiler. Arada, bir de 100 m engelli finalinde Nevin Yanıt'ı izledik. İlk üçe girememesine üzüldük, beşinci olmasına sevindik. Bu arada Ateş'e olimpiyatların ne olduğunu, spor karşılaşmalarını, basket maçının kurallarını vb. anlattık. Maç geç bitti, yorgunluktan bayılıp uyuduk.
Bu arada Ateş'in göz muayenesi zamanı geldi. Yarın babası Ateş'i ve abisini Ayça Teyze'ye götürecek. Kalabalık oluşturmamak için ben gitmeyeceğim. Muayeneden sonra da birlikte yemek yiyeceklermiş.
Sonuç olarak, Ateş'in yaz tatili güzel geçiyor. Hala sıkılacak vakti olmadı. Ama okul başlayacak şeklinde bir fobisi de yok. Okulunu ve arkadaşlarını da çok seviyor.
