Cuma gecesi dolunay vardı. Yoga eğitmeni olan Semin'in organizasyonuyla kumsalda ateş yakıldı, katılmak isteyenler, korkularını, endişelerini, kurtulmak istedikleri kötü düşünceleri bir kağıda yazıp ateşe attılar ve yaktılar. Bu Ateş açısından ilginç bir deneyim oldu. Korktuğun şeyleri yaz, deyince bir kağıda "ölüm" yazdı ve ateşe attı. Sonra etraftakilerden görerek başka bir kağıda "hırsızlar, yakınlarımı kaybetmek" de yazdı, ve o kağıdı da yaktı. Kağıtlar yandıkça korkuların da yokolduğunu düşündü ve sevindi. Bu işi çok sevdiğini söyledi, hatta tekrarlamamızı istedi.
Bu sıralarda Ateş'te anne ve baba ölümü korkusu oldukça belirgin. Sık sık bu konuyu açıyor. Biz özellikle onu rahatlatacak şeyler söylediğimiz halde ara ara üzüntüden gözleri doluyor. Eğer ölürsek çok üzüleceğini, mezarımıza gelip günlerce ağlayacağını söylüyor. Bu sabah aynı konuşmalar tekrarlandı aramızda. Ben torunumun torununu görmeden ölmeyi hiç düşünmediğimi söyledim ona. Ama annesini ya da babasını kaybeden her çocuğun çok üzüleceğini ve onun da üzülmesinin normal olacağını, ama henüz böyle bir durum yokken bu kadar üzülmeye gerek olmadığını bir kez daha anlattım. Ateş'in üzülmesine ve gözyaşı dökmesine tabi ki dayanamıyorum. Arkadaşlarımla konuştuğumda, çoğu çocuğun bu korkuları hemen hemen aynı şekilde yaşadığını duyup teselli buldum.
Yaklaşık 3 gündür dudaklarımda çıkan herpes enfeksiyonu nedeniyle Ateş'i öpemiyorum. Çok gıcık bir durum. Bir an önce geçmesini bekliyorum.
