Ateş cuma günü okuldan geldiğinde bana anneler günü için okulda yaptıklarını getirdi. İngilizce dersinde güzel bir aktivite yapmış. Bir de tamamen kendisinin yazdığı bir yazı var. Yazının altına beni çizmiş, melek gibi kanatlarım var, kendisi de benim kucağıma geliyor. Yazı o kadar, ama o kadar güzel ki, bayıldım. Bir insana bundan daha güzel sözler söylenemez bence. Babası şaşkınlık içinde kaldı.
Cumartesi günü yaz mevsimini resmen açtık. Deniz kenarına gidelim diye çok önceden karar vermiştik. Çocuklar köpeklerle oynamak istiyordu. Sabah inanılmaz bir gökgürültüsüyle uyandık. Acaip bir yağmur yağdı. Çocuklar çok heveslenmişti, ne yapsak diye düşünürken bir anda güneş açtı. Bu bölgenin havası böyle zaten. Çocuklar kalktığında sanki hiç yağmur yağmamış gibiydi. Kahvaltıyı yapıp deniz kenarına gittik. Çocuklar önce bol bol köpekleri sevdiler, yavrular dev gibi köpek olmuş. Sonra bisiklete bindiler, scootera bindiler, koşup oynadılar, yemek yediler. Ben de haftanın iş stresinin ardından güneşli havada bisiklete bindim, çok çok iyi geldi. Akşama kadar oturduk, Ateş Toprak Efe'yle birlikte kumda oynadı, sonra eve döndük.
Pazar sabahı uyandığımızda Ateş bana bir sürprizinin daha olduğunu söyledi. Babasını kaldırdı, bana her gün benim yapıp yorulduğum bir işi bugün kendisinin yapacağını söyledi. Babasının yardımıyla bana fotoğraftaki kahvaltıyı hazırlamış. Çok beğendim, bayılarak yedim tabi. Ateşcim, canım oğlum, ben sana kahvaltı hazırlarken hiç yorulur muyum, seninle ilgili hiçbir iş beni yormaz, mutlu eder. Bana mükemmel bir anneler günü yaşattığın ve benim oğlum olduğun için ben sana milyon kere teşekkür ederim.


