Ateş geçen hafta itibariyle bu dönemdeki sportif faaliyetlerine başladı. Artık her salı ve perşembe okuldan sonra orda kalıp, basketbol spor okuluna devam ediyor. Buna hep birlikte karar verdik. Böylece geçen sene cumartesi ve pazar sabahları gittiği basketbol okuluna gitmeyecek, haftasonları rahatlayacak, hem de sporunu yapmış olacak. Gerçi şimdi de haftaiçi basket sonrası yorgunluk (çok yoruyorlarmış) ve yoğun ödev kıskacında kalıyoruz, ama bakalım nasıl gidecek. Ateş'in basketi kabul etmesindeki en önemli etken de kankası Kerem'le birlikte olması. Hatta aynı servisle dönüyorlar, yolda eğleniyorlar.
Geçen salı ilk ders sonrası servise binerken beni aradı Ateş. Kerem'le birlikte bir karar vermişler. Bizim onları alacağımız yere çok yakın bir tantunici var, yemeği evde değil, orda yiyelim hep beraber, dediler. Kendi kendilerine yaptıkları bu plan çok hoşumuza gitti. Kerem'in annesi ile buluştuk ve hep birlikte yemek yedik. Bundan sonra da haftada bir gün böyle plan yapacaklarmış.
Ateş okulda zaten badminton takımında yer alıyor. Kulüp olarak da badmintonda. Bu seneki ilk turnuva da cumartesi günü oldu. Ateş bu turnuvada, iki maç yaptı. İlk maçı rahat yendi, ikinci tura yükseldi. Sonra karşısına çok dişli bir rakip çıkınca yenildi. Ama ilk kez gerçek maç kazanmanın zevkini tattı, kendini çok iyi ve mutlu hissettiğini söyledi. Yenildiği maçtan da birşeyle öğrenmesi gerektiğini söyledik ona. Zaten öğretmeni, maçlar öncesi hepsini toplayıp, oraya eğlenmeye geldiklerini, maçları düzgünce oynamaları gerektiğini, yenilirlerse ağlamamalarını, birbirlerini desteklemelerini, ekip olmayı öğreneceklerini söyledi. Çok güzeldi. Ateş'in iki sınıf arkadaşı final oynadılar.
Bu maçlardan birgün önce Ateş'in en iyi arkadaşlarından Arda bize geldi. Cuma günü okul çıkışı abi ile birlikte üç erkek çocuk oldular evde. Ateş'le Arda acaip eğlendiler, sürekli kahkahalar attılar, oyunlar oynadılar. Bazen abi de onlara katıldı. Gece 10'da zorlukla ayrıldılar, Arda'yı üzülerek götürüp evine bıraktık.
