Perşembe, Ağustos 25, 2016

Gemi Seyahati-2

Bir sonraki durağımız Barcelona idi. Orda bütün gün gezecek kadar vaktimiz vardı. Ama tabi ki çok büyük bir şehir olduğu için, bazı yerleri seçerek görmeye karar verdik. Limandan çıkınca yürüyerek metro istasyonuna gittik. Ordan parc guell'e gitmek üzere bir durakta indik. Epeyce merdiven çıkarak parka ulaştık. Ama sıcak ve merdivenler, bizim sabahtan pilimizi bitirdi. Ordan sonra yürüyerek sagra de familia'ya gittik. İçini yoğun kuyruk nedeniyle gezemedik maalesef, kuyrukta bekleyecek vaktimiz yoktu. Ama dışardan bakınca bile çok güzel bir katedraldi. Şimdiye kadar gördüklerimizden gerçekten farklı bir mimarisi vardı. Daha önce gördüklerimizden Köln katedrali de hala aklımda, o da muhteşemdi. Neyse, sonra yine yürüyerek casa mila ve casa battlo'yu gördük. Ancak sıcaktan ve yürümekten yorulduğumuz için ne gördüğümüzü anlayamadık bence. Barcelona'yı ayrıca şehir olarak gezmek gerekiyor. Sonra yine önceden planladığımız gibi paella yemeye gittik. Ünlü La Rambla caddesine açılan ara sokaklardan birinde bir yer bulduk. Güzel paelle ve crem brulle yedik. Sonra yine gemimize döndük.

Sonraki gün Fransa'nın Korsika adasına gittik. Ordaki durağımız Ajaccio idi. Napolyon'un doğduğu küçük ve güzel bir şehir. Önce her zaman olduğu gibi yürüyerek dolaştık. Ara sokakları ve sahili çok güzeldi. Sonra 2 saatlik şehir turu yapan iki katlı üstü açık otobüslere binerek etrafı da gezdik. 

Diğer gün Napoli'ye uğradık. Burası İstanbul'un en kalabalık ve karışık hali gibi göründü gözümüze. Limandan istasyona gittik ve direk Santorini'ye gittik. Tren Fransa'da Cannes'dan Nice'e gittiğimiz tren gibi konforlu değildi. Ter içinde kaldık. Zaman darlığından Santorini yolunda önünden geçtiğimiz Pompei'ye uğrayamadık. Gidenlerden duyduklarımızla ve internetten okuduklarımıza göre Santorini'yi tercih ettik. Santorini de gerçekten çok güzel bir sahil kasabası. Önceden bulduğumuz ünlü pizzacıda İtalyan pizzası yedik. Güzeldi, ama öyle çok acaip de değildi. Gemide yediğimiz pizzalar da bize lezzetli geliyordu. Ama sonra bir dondurmacıya gittik ki, inanılmaz güzeldi. Ben nutellalı, limonlu ve hatırlayamadığım bir şeyli dondurma yedim, harikaydı. Ateş nutellalı, oreolu ve snickerslı dondurma yedi, çok beğendi. Sahilde acaip güzel fotoğraflar çektik ve trenle Napoli'ye, ordan da gemiye geldik.

Son durağımız İtalya'daki La Spezia idi. Yine güzel bir liman kenti burası da, ancak içinde çok gezecek bir yer yok. Burda esas gezilecek yer kısa bir tren yolculuğuyla gidilen Cinque Terre köyleri. Burda 5 tane birbirinden güzel köy var, hepsi deniz kıyısında. Biz yine okuduklarımıza ve duyduklarımıza göre aralarından seçim yaptık. İlk olarak en uzaktaki Monterosso'ya gittik. Orda tren istasyonundan çıkar çıkmaz Cengiz'in yemek istediği külahta deniz ürünlerinden bulup yedik. Ateş en çok yengeç sevdi, Cengiz'le ben de midye. Sonra sahilde yürüdük, etrafı gezdik. Ateş'e ve kendime burdan tişört aldım. Sonra kısacık bir tren yolculuğuyla Manorola'ya geldik. Bu köylere gelenlerin hep fotoğraflarını çektiği ve her yerde karşımıza çıkan ünlü sahil manzarası burda. Biz önce, il porticciolo'da güzel pesto soslu birer İtalyan makarnası yedik, üzerine tiramisularımızı da midelere indirdik. Sonra o ünlü manzaraları gezmeye gittik, bol bol fotoğraf çektik, çok güzeldi. En sonunda da La Spezia'ya en yakın köy olan Riomaggiore'yi gezdik ve geri döndük.

Sonraki gün artık eve dönme vakti gelmişti. Uzun bir yolculuktan sonra sağ salim evimize vardık, bizi köpek pansiyonunda bekleyen köpüşümüze kavuştuk. Ateş tatili hem çok sevdi, hem de Nicky'den ayrı olduğumuz için üzüldü ve onu çok özledi.
Lilypie Kids Birthday tickers