Pazartesi, Haziran 29, 2020

2018'de kaçan zamanı yakalamak...

Artık bir gezi notları ve kısa konu başlıkları şekline dönüşen blogda yine istemeden uzun bir ara vermiş durumdayım. Ama olayları nerden yakalasam kardır.
Londra gezisinden sonra 7. sınıf bitti. 8. sınıfta karşımıza LGS çıkacağı için, Ateş'e hayatında ilk kez özel ders aldırmaya karar vermiştik. Dönem başlamadan önce Türkçe, matematik ve fen için özel ders öğretmenleri bulduk, hepsiyle ailece tanıştık ve yerimizi ayırttık. İyi ki de öyle yapmışız, çünkü öğretmenlerin günleri hızla dolmuş.

Sonrasında zor bir sene öncesi iyi bir yaz tatili geçirebilmek için planlarımızı gerçekleştirdik. Öncelikle her zamanki anne çocuk grubumuzla güzel bir İstanbul gezisi yaptık. Sabah oraya varır varmaz otelimize bile gitmeden bir Miniatürk gezisi yaptık. Biz daha önce gitmiştik ama çocukların arkadaşlarıyla gezmeleri kesinlikle daha eğlenceli oluyor. Sonra klasik olarak Koç Müzesi'ni gezdik. Bizim en az 3. gezişimiz, ama yine de çok güzel. Sonra Dolmabahçe Sarayı'nı gezdik. Çocuklarla gezmek her olaya eğlence katıyor. En nihayetince otele gittik, yerleştik. Akşam yemeği için, çocukların o dönem favorisi olan Nusret'te yer ayırtmıştık. Gittik, bol bol keyifle yediler.

Ertesi gün, hipodrom, dikilitaş, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Topkapı Sarayı'nı gezdik. Sıcak olduğu için yorulduk tabi. Akşam kumkapıda bir restoranda yemek yedik. Otelde klasik uno oyun günleri yaptılar bol bol. Otelin yeri ve açık hava kısmı da güzeldi, biz de orda vakit geçirdik. Ertesi gün, ortaköy ziyareti yaptıktan sonra Büyükada'ya gittik. Kumpirimizi orda yedik. Biraz dolandıktan sonra akşam programımız içi geri döndük. Gece Saffet Emre Tonguç'un tekneyle boğaz turuna katıldık. İnanılmaz güzeldi. Çocuklar için çok büyük bir anlam ifade etmese de, bizler için nefisti. Yavaş yavaş boğazdan geçip yemek yerken, bir yandan da etraftaki bütün yalılar ve yapılar hakkında çok güzel bilgiler aldık. Akşamüstü başlayıp gece biten turda manzaralar nefisti. Son günümüzü çocukların isteğiyle Vialand'de geçirdik. İstedikleri gibi herseye bindiler, mideleri bulandı falan ama hiç takmadılar. Biz de genel olarak onları bekleyerek geçirdik. Akşamüstü de evimize döndük.

Perşembe, Aralık 13, 2018

Londra

Geçen nisan tatilinde 3-7 Nisan tarihleri arasında, hazır Ateş'e İngiltere vizesi alıyorken hep birlikte gidelim niyetiyle gittiğimiz Londra gezisinde neler olduğunu, çooook uzun bir zaman sonra anlatmaya çalışacağım. 

Gezinin öncesinde vize işleri için epey bir süre uğraşıp, dördümüz için neredeyse doçentlik dosyası gibi bir vize başvuru dosyası hazırladım. İstenen her belgeyi büyük bir titizlikle tek tek dosyaya koydum. Vize başvurumuz sorunsuz geçti böylece.

Sonra yine titiz bir otel seçme süreci yaşadım. 4 kişi kalacağımız için yeterli büyüklükte ve banyo sayısında bir odası olan ve merkezi yerleşimli bir otel bulmam gerekiyordu. Gerçi gidince gördük ki; Londra'da toplu ulaşım ağı o kadar gelişmiş ki, nerdeyse her otelin çok yakınında mutlaka bir metro durağı var. Bu aramalar sonucunda bulduğum otelde çok rahat ettik ve mutlu ayrıldık.

3 Nisan günü öğlen Londra'ya Heathrow havaalanına indik. Hemen, önceden belirlediğim metro hatlarını kullanarak otele vardık. Eşyaları otele bırakır bırakmaz çevre keşfine yemek yiyerek başladık. İlk durak Burger and Lobster oldu. Sonra yürümeye başladık. Otel zaten oldukça merkezi olan Oxford ve Regent caddelerine çok yakın olduğu için otelden çıkar çıkmaz kendimizi Londra'nın göbeğinde bulduk. Booool bol yürüdük, gezdik. Her yerde bol bol şubesi olan Ben's Cookies'ten çeşit çeşit kurabiye yedik. Bunu ilerleyen günlerde de tekrarladık. Sonra otele dönüp, eşyaları odamıza yerleştirip hemen geri çıktık ve daha önceden o saat için biletlerini aldığım Madame Tussauds müzesine gittik. Yürüyerek gittik, çünkü otele çok yakındı. Çok beğenerek, ve bazı heykellere hayran olarak, birçoğuyla fotoğraf çektirerek gezdik. Sonra hemen karşıdaki Regents Park'ta biraz dolaşıp yine şehirde yürüyüşe çıktık. Geceden yola çıktığımız için yorgunluktan perişan bir şekilde odamıza dönüp uyuduk.

Ertesi gün, yine yürüyüşle başladık. Trafalgar meydanından geçerek, o gün seyirlik nöbetçi değişiminin yapılacağı Buckhingam Sarayı'na gittik. Nöbetçi değişimini kalabalık arasında izledik biraz. Sonra yine çok güzel parklardan yürüyerek geçtik, Westminster Abbey'nin önünden geçtik. Ateş'in çok görmek istediği Big Ben ve parlamento binasına geldik. Big Ben restorasyonda olduğu için, sadece saat kısmı açıktaydı. Tabi ki, yine de fotoğraflarını çektik, hemen önündeki köprüden Thames nehrini geçip, yine -iyi ki- daha önceden biletlerini aldığım London Eye'a geldik. Bu sayede epey bir kuyruk beklemekten kurtulduk. London Eye, bir dönüşünü yaklaşık yarım saatte tamamlayan ve bütün Londra'nın tepeden izlenebildiği bir dönmedolap. Çok keyifliydi. En tepede biraz sallanarak da olsa keyifle manzara izledik. Ordan çıkıp iki katlı otobüslere binerek klasik fish and chips yedik. Ordan çıkıp Çin Mahallesi ve Soho bölgelerinde dolaştık. Tabi ki M&M dükkanını gezdik. Lego mağazasına ise, önündeki upuzun kuyruktan dolayı girmedik. Gece Yauatcha isimli güzel bir restoranda çin yemeği yedik. Yorgunluktan bayılıp uyuduk.

Bir sonraki sabah, otelden kahvaltı yapmadan çıktık, Breakfast Club'ta ünlü İngiliz kahvaltısını yerinde test etmeye gittik. Çok da beğendik. Ama buranın kapısında da kuyrukta beklememiz gerekti.  Ordan çıkıp Londra Doğa Tarihi Müzesi'ne gittik. Farklı konulara göre bölümlere ayrılmış, oldukça büyük ve çok güzel bir müzeydi. Her bölüme şöyle bir bakmamız bile saatlerimizi aldı. Ordan çıktıktan sonra hemen karşısındaki Victoria ve Albert Müzesi'ne de girmek istiyordum, ama çok yorulduğumuz için giremedik. Onun yerine Covent Garden'a gittik. Burası açık bir pazar yeri gibi. Birşeyler yedik, biraz oturup dinlendik, ve hatırladığım kadarıyla bir Ben's Cookies turu daha yaptık. Sonrasında yürüyerek King's College'a doğru yürüdük. Thames nehri kıyısında biraz gezdik. Akşam ise yine çok önceden biletlerini aldığım Mamma Mia müzikaline biletimiz vardı, Novello tiyatrosunda. Benim için rüya gibiydi, çok çok beğendim. Ayrıca çocuklar da çok beğendiler. Tek problem Novello tiyatrosunun eski bir yapı olmasından dolayı, koltuk aralarının aşırı dar olmasıydı. Rahatsız bir oturumu vardı, özellikle diğer aile üyeleri için. Ama kesinlikle gösteri efsaneydi. 

Son tam günümüzde önce King's Cross metro durağına gidip, anı olsun diye Harry Potter filmindeki peron 9.3/4'te fotoğraf çektirdik, tabi ki bunun için de sıra bekledik. Sonra yine bir açık hava pazarı olan Camden Town'da gezip, sonrasında Tower Bridge, London Towers, Shakespeare Global Theatre'ı gördük. Sonrasında da bir başka açık hava pazarı olan Borough Market'i gezdik, birşeyler yedik. Millenium Köprüsü'nden karşıya geçip, bu sefer de değişiklik olsun diye ünlü Londra taksilerinden birine binip otele döndük. Gece, artık son gecemiz olduğu için tekrar çıktık ve yine Oxford ve Regent's caddelerinde gezdik. Çocuklar suşi yediler ve nihayet otelimize geri döndük. 

Ertesi gün tabi ki yolculukla geçti. Çok eğlenceli ve çok keyifli bir geziydi. Ama dönüp Nicky'ye kavuşmak da çok iyi geldi :))

Pazartesi, Eylül 10, 2018

Geçen Dönem

Ateş'in geçen dönemde çok okul gezisi oldu. 7. sınıfın 2. yarısını sürekli okulla gezerek geçirdi. Aslında gezerek demeyim, çünkü hepsinde okul olarak bir aktiviteye katıldılar tabi ki. 7. sınıfın başında İzmir'e uzay kampına gittiler dönem olarak, bir önceki yazıda onu yazmamışım. Çok eğlenmiş ve iyi vakit geçirmiş olarak döndü. Geçen sene katıldığı kulüple WSC (World Scholar Cup) ve ISTA (International Schools Theatre Association) gezilerine katıldı. 

WSC için İstanbul'a gittiler. Cuma sabahından gidip pazar gecesi döndüler, ordan da bir sürü madalyayla ve eğlenmiş olarak geldiler. 

ISTA gezisi, İngiltere'nin Eden şehrindeydi. Tabi önce vize hazırlıkları yaptık. Biz vize için bu kadar hazırlık yapmışken, kendimize de vize çıkartalım, ayrıca ailece de Londra'ya gidelim istedik. Tabi bunun için aylar önceden hazırlıklar yaptım. Vize almak için günübirlik ......'e gittik. O da ayrıca keyifli bir gezi oldu. Çok güzel bir gezi yaptık, Londra gezimizi ayrıca bir yazıda anlatacağım.

Ateş öğretmeni ve 8 arkadaşı ile birlikte, bizim Londra gezimizden sonra Eden'a gitti ve tiyatro festivaline katıldı. Özellikle Eden'ı çok beğenmiş. Gördüğüm en güzel yerdi, diyor. Sınıf arkadaşı Albert ile birlikte küçücük bir bağımsız odada kaldı. Orda da çok iyi vakit geçirdiler. Mutlu geldi. Sadece; İngiltere'ye vardıklarında Ateş'in ve bir başka çocuğun valizi İstanbul'da kaldığı için uzun süre beklemek ve ertesi gün tekrar havaalanına gidip bavullarını geç de olsa teslim almak zorunda kaldılar. Londra'da 1 gece kalabildiler, pek bir yer de gezemediler. İyi ki biz öncesinde Londra'ya gidip gezmişiz, dedi. Pek çok farklı ülkeden çocukla aynı ortamda oldukları için, tanıştılar, bazılarıyla arkadaş oldular. Ancak belli bir tiyatro oyunu hazırlayarak gitmediler. Orda eğitmenler, bütün çocuklara bazı eğitimler vererek, farklı bir çalışma yaptırdılar. 

Eden'dan gelir gelmez, bu sefer de günübirlik İstanbul gezisi yaptı Ateş. Bir kardeş okuldaki fen fuarına, proje hazırlayarak katıldılar. Ateş, yere düşen farklı yiyeceklerin belirli sürelerde ne kadar mikroorganizma ile kaplandığını gösteren bir proje hazırladı babasının yardımıyla. Öğretmenleriyle birlikte giderek çok da güzel sunmuşlar projelerini. 

Hatırladığım kadarıyla sonrasında başka bir gezi olmadan okulu kapattı. Sırada önce ailece yaptığımız Londra gezisi, sonra yaz tatili, en sonunda da 8. sınıfa başlama maceraları olacak. Umarım fazla ara vermeden o yazıları da yazar eklerim :))


Pazartesi, Şubat 05, 2018

Yarıyıl tatili

Taaa İzmir gezisinden beri birşey yazamamışım. Olsun, nerden devam etsek kardır. Ateş bu arada 7. sınıfın ilk yarısını bitirdi. Çok samimi arkadaşlarıyla aynı sınıfta ve keyfi gayet yerinde. Bu dönemin iki veli toplantısı güzel geçti. Dersi derste dinleyip öğrendiği ve ödevlerini aksatmadan yaptığı için bir sıkıntısı yok çok şükür. Ama gelecek seneki sınav için şimdiden kara kara düşünüyoruz.

Neyse, yarıyıl tatilinden bahsedeyim. Karne aldığı gün arkadaşlarıyla buluşup gezip eğlendiler. Gece 10'da eve döndük ancak. O haftasonu Arda bize geldi, pazar akşama kadar kaldı. Oyun oynadılar tabi ki. Bir sonraki gün boş geçti sadece. Sonra bir başka arkadaşı Efe geldi, bizde kaldı. Onunla da çok eğlendiler. İlk hafta böylece geçti. 

İkinci hafta ise Ateş'in sınıf arkadaşları ve anneleriyle düzenli olarak yaptığımız gezilerden bir tanesine gittik yine, Kars'a. Umduğumdan çok güzel bir yerle karşılaştık. Hem çocuklar, hem de anneler için harika bir gezi oldu. Kars kent içi, Ani antik kenti, Çıldır gölü muhteşemdi. İlk gün şehir içinde gezdik. Zaten kar gören çocuklar çıldırdılar. 2. gün yaklaşık 3 saatte Ani antik kentini gezdik. Çok güzeldi. Ermenistan sınırında ve Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde muhteşem eserlerin olduğu bir kentti. Öğleden sonra tamamen donmuş Çıldır Gölü'ne gittik. Göl üzerinde çok kısa fayton gezisi yaptık, yürüdük. Gölde tutulan balıklardan oluşan öğle yemeğimiz de çok güzeldi. İki günün de akşamında özel Kars yemekleri yedik ve sonrasında çok güzel Kafkas Halk Oyunları gösterileri izledik. Evelik otu çorbası, kaz eti, piti, helva gibi yöresel birçok yemek yedik. 3. gün yeni açılan Kanlı Tabya müzesini gezdikten sonra Sarıkamış'a gittik. Orda şehitliği ziyaret ettikten sonra kayak merkezine gittik. Telesiyejle 2634 m yüksekliğe çıktık ve kelimenin gerçek anlamıyla donduk. Dönüşte biz ısınmaya çalışırken çocuklar bir de kızak keyfi yaptılar. Sonrasında ancak otelde kendimize gelebildik. 

Dördüncü gün Doğu Ekspresi ile Kars'tan yola çıktık. Erzurum (cağ kebabı ile tabi ki), Erzincan, Sivas, Kayseri ve Kırıkkale üzerinden Ankara'ya ancak 26 saatte vardık. Keyifli bir yolculuktu. Hazırlıklıydık, çok iyi vakit geçirdik. Sonraki gün de evimize döndük. Nicky'ye kavuştuk.

Bir yarıyıl tatili de böylece geçti. Bugün 2. dönem başladı. 

Salı, Kasım 28, 2017

İzmir ve Sonrası...

Çok uzun bir ara oldu, yazacaklarımın bir kısmını unuttum bile. Bir önceki yazıda bahsettiğim geziden yaklaşık 1 hafta sonra İzmir'e kardeşimin yeni evine gittik Ateş'le birlikte. Nerdeyse 2 yıldır onlarla biraraya gelememiştik. Bu arada Ege kocaman çocuk oldu. Arada Ateş ona Cars filminin araba karakterlerini göndermişti, o nedenle Ege "Ateş abim benim en iyi arkadaşım" diyordu ama çocuk bizi hatırlamıyordu bile. Neyse çok güzel dolu dolu bir 5 gün geçirdik onlarla birlikte. Hergün biryerlere gittik. 

İlk gün akşamüstü yeni ve sonrasında eski Foça'ya gittik. Ben iki yeri de ilk kez gördüm. Çok çok güzeldi her ikisi de. Bayıldık. Bol balık ve midye dolma yedik. Bu arada yürünecek yerlerde Ege, Ateş abisinin elini tutarak yürüdü hep. Gündüz sıcaktan dolayı geç saatlerde gidebildik ve geceyarısı eve döndük. Hatta gecenin nerdeyse yarısında eski Foça'daki ünlü dondurmacıdan kuyruk bekleyerek dondurmalarımızı da aldık. 

Bir sonraki gün akşamüstü Pelin'in üniversiteden arkadaşı Senem ve ailesiyle buluştuk. Birlikte kordona gittik, çimlere yayıldık. Ateş'le birlikte çok sevdiğimiz kumrucu şevkiyi de ziyaret ettik bu arada. 

Diğer gün sabahtan evden çıktık, önce Dostlar Fırını'nda çeşit çeşit boyoz yiyerek süper bir kahvaltı yaptık. Sonra da bütün gün sürecek gezi programımıza başladık. Selçuk'a gittik. Orda bir tren müzesini gezdik. Sonra Meryem Ana evini ve Selçuk Müzesi'ni gezdik. Arada ünlü İzmir çöp şiş de yedik tabi. Sonra Ateş'in uzun zamandır görmek istediği Efes antik kentine gittik. Hayranlıkla gezdik Efes'i. Gerçekten çok güzeldi. Birçok yerde fotoğraf çektik. Sonra sıcaktan ve yorgunluktan perişan şekilde eve döndük.

Sonraki gün yine geç çıktık evden. Teleferiğe gittik. Özellikle akşamüstü manzarası nefisti. En tepelere gidip gezdik dolaştık biraz. Sonra şu anda adını hatırlayamadığım bir bölgede sahilde (inciraltı mıydı Pelin?) yürüdük. Hava nefisti. Deniz kenarında çok güzel parklar vardı. 7'den 70'e hepimiz parktaki oyuncaklarla oynadık. Çok eğlendik. 

Arada evde vakit geçirdiğimizde Ege bol bol arabalarıyla oynadı, arada Diego'nun dinozorlarını seyrettik hep birlikte :)) Sonraki gün de eve döndük. 

Döndükten sonra ben 3 günlüğüne ....'ya gittim annem hastaneye yattığı için. O arada Ateş evde babası ve Nicky'yle kaldı. Ben döndükten birkaç gün sonra da yine 5 aile tekne tatiline gittik. Bir hafta teknede daha çok Orkun'la arkadaşlık yaptı Ateş. O da çok keyifliydi. Sonrasında evde geçen 2 haftanın ardından okul açıldı. Hatta yine çok güzel geçen ilk veli toplantısı oldu bitti bile :))

Salı, Eylül 12, 2017

Tatil

Dün Ateş'in okulu açıldı, artık 7. sınıf. Ama bununla ilgili yazmadan önce yaz döneminde yaptıklarımızı yazmam lazım. Bir önceki yazıda karadeniz gezimizi anlatmıştım. Sırada yurtdışı gezimiz var.

Karadenizden döndükten 10 gün sonra yıllardır birlikte yurtdışı tatillerimizi yaptığımız arkadaşlarımızla birlikte Slovenya'ya gittik. Luibljana havaalanına sabahın erken saatlerinde indik, önceden kiraladığımız arabamızı aldık ve Hırvatistan'da kiraladığımız eve gittik. Ev bahçeli ve deniz kenarında, sahile çok yakın bir evdi. Eşyalarımızı yerleştirip tabi ki market alışverişi yaptık, biraz etrafı keşfettik. Hava çok sıcaktı, uykusuz ve yorgun olmamızdan dolayı mızıldanarak geziyorduk ki, bir pazarda Ateş, kendinde olmayan değişik stres çarkları gördü. Onlardan aldık, Ateş'in keyfi yerine geldi, eve döner dönmez videolar çekti.

Ertesi gün ilk gezimizi İtalya'nın Trieste şehrine yapmayı planlayarak yola çıktık. Ancak ülke sınırlarındaki, daha doğrusu Slovenya-Hırvatistan sınırlarındaki pasaport kontrolünü hesaba katmadığımız için acaip araba kuyruklarının ortasında kaldık. Normalde Avrupa Birliği ülkeleri arasında pasaport kontrolü yok, ancak bu iki ülke -belki de diğer eski Yugoslav ülkeleri de- arasında her geçişte mutlaka kontrol var. Kuyruk uzun gelince planı değiştirip, Hırvatistan içinde gezeceğimiz başka bir şehir olan Pula'ya gittik. Pula Roma İmparatorluğu döneminin önemli bir şehriymiş. Büyük bir arenası vardı, içini konser ve gösteriler için organize etmişler. Sokaklarında yürüdük, stres çarkı satan dükkanlar gördük. Pizza ve midye yedik. Sonra Pula'ya çok yakın olan Rovinj'e gittik. Çok güzel küçük bir şehirdi. Deniz kıyısında dolaştık, ufak alışverişler yaptık. Evimize döndük.

Sonraki gün Luibljana'ya gittik. Slovenya'nın başkenti, ama küçücük bir şehir. Ejderha köprüsü civarına arabamızı parkedip yürüyerek merkezdeki pazar alanına gittik. Berry'leriyle ünlüydü o bölgeler. Çeşitli berry'ler ve peynir alıp yedik. Sonra yine o bölgede çok tüketilen küçük balık kızartmalarından yediler Ateş ve Cengiz. Funikülerle çıkılan Luibljana kalesini gezdik. Biraz yağmur yağdı. Çok önerilen Cacao isimli pastaneye gittik, yediklerimizi sıradan bulduk. Sonra yürüyerek şehri biraz daha dolaşıp evimize döndük.

Diğer gün pazar olduğu için kalabalık olur korkusuyla yakın yerlere gitmek istedik. Piran, Portoroz ve Koper'i gezdik. Çok özellikli yerler değildi, deniz kenarı ve sakin kasabalardı. Böyle günlerde hep evin ilerisinde deniz kıyısına da gittik gezilerden dönünce. Denize girdik. Hatta kalamar dolması ve peynir tabağına bayıldığımız pellegrini'yi unutmamak için buraya yazmakta fayda var :))

Sırada Bled gölü vardı. Çok övülen bir yerdi, gerçekten de öyleymiş, bayıldık. Önce bisiklet kiralayıp bütün gölün etrafını bisikletle dolaştık. O kadar güzel, o kadar sakin ve huzur dolu bir yerdi ki anlatamam. İnsanlar bisikletle geziyor, göl kenarında güneşleniyor, çeşitli aktiviteler yapıyor, gezip eğleniyorlardı. Tur arasında bir yerde oturup oranın ünlü kremalı kekini yedik. Tur bitince bisikletleri teslim edip kayıkla göl ortasındaki kiliseye gittik. Manzara müthişti. Orda biraz gezip bir de dondurma yedikten sonra kıyıya geri döndük. Bu sefer sırada kıyıdaki Bled kalesi vardı. oraya gittik. Ateş ve Cengiz ise, kalenin karşı tarafındaki tepeden aşağıya doğru kaymaya gittiler. O da çok keyifliymiş. Bu kadar aktivitenin üstüne güzel bir yerde yemeğimizi yedik, yakındaki Bohinj gölünü şöyle bir görüp evimize döndük.

Sonraki gün evden geç çıktık, yakınlardaki aktivite parklarına gittik. Yine bir tarzan parkı ziyareti yaptık. Sonrasında gokart ve adını hatırlayamadığım aktivite araçlarına bindi çocuklar ve isteyen büyükler.

Ertesi gün önemli bir gündü, Venedik'e gittik. Hepimizin görmek istediği bir yerdi çünkü. Önce Trieste'ye gidip ordan trene bindik. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra vardık. Hemen gezmeye başladık. Zaten daracık sokakları olan bir şehir. Etrafta kaybolmadan dolaşmaya çalıştık. Pizza yedik tabi ki, gondol gezisi yaptık, yapmasak olmazdı :)) Güzel olduğunu duyduğumuz Murano adasına gittik, ama fazlasıyla sakin ve sıkıcı bulduk, geri döndük. Güzel kolyeler aldık. Aynı tren yolculuğuyla evimize geri döndük. Venedik çok güzel ve kalabalıktı.

Son gezi günümüz de Trieste'de geçti. Orda biraz sahilde dolaşıp ünlü ve çok güzel dondurmacısında dondurma yedik. Başka bir yerde ben midye yedim, Ateş makarna yedi. Ama Trieste'de başka anlatacak şey bulamadım. Ya hakkaten pek sıradan bir şehirdi, ya da biz artık gezmekten çok yorulmuştuk :))

Bir sonraki gün ev günü yaptık, evde tembellik yaptık. Sonra yakınlarda bir yerlerde yemek yedik. Akşamüstü de evimizin olduğu yer olan Umag'da düzenlenen ATP Tenis Turnuvası'na gittik. Tenis maçı izleyen de oldu aramızda, ama biz kalan 5 kişi Umag sahilinde gezdik. Hatta 4-5 kişilik bir bisiklet kiralayıp onunla dolaştık sahilde, çok eğlendik. Dönüşte lastik patladığı için bir kısım yolu yürüyerek döndük. Tenis turnuvası alanında gezdik, umduğumuzdan çok güzel bulduk. Keyifli bir akşamdı.

Ertesi gün ordaki evimizi terkederek kendi evimize geldik ve veteriner pansiyonda kalan köpüşümüze kavuştuk :))




Salı, Temmuz 11, 2017

Okul Tatili ve Karadeniz Gezisi

Bu sene de okul tatil oldu, sağlıkla. Ateş'in notları çok iyi, dönem 3. sü oldu yine. İnşallah ileriki senelerde de böyle devam eder. Ateş derslerini okulda öğrenen, öğrenemediğinin peşine düşen, ödevlerini mutlaka zamanında yapan bir çocuk. Ekstra birşey çalışmaz, test çözmez. Deneme sınavlarından önce kendine küçük kağıtlarda notlar çıkarır ve onlara şöyle bir göz atar. Şimdiye kadar hiçbir sıkıntı olmadı bu konuda. 8. sınıfa geçince bir miktar ekstra çalışma gerekecek. Okulu, sınava önem vermeden direk liseye geçişi onaylayan bir okul değil maalesef. Şimdi yaz tatilinin keyfini çıkarıyor, youtube kanalıyla ilgileniyor, keyif yapıyor. 

Okul kapandıktan kısa süre sonra Ateş'in 7 okul arkadaşı, onların anneleri ve 1 öğretmenle birlikte Karadeniz gezisi yaptık. Bu, hemen hemen aynı ekiple birlikte 3. gezimiz oldu. Çok eğleniyoruz birlikte. Çocuklar kendi aralarında, biz anneler de kendi aramızda çok iyi vakit geçiriyoruz. İnşallah gezilerimiz bu şekilde devam edecek.

İlk gün Trabzon'a gittik, orda Kayabaşı yaylasına gittik. Çok güzel bir yerdi. Bungalovlarda kaldık. Bize horon ve kolbastı gösterileri yaptılar. Manzara harikaydı. 2. gün Sümela manastırını uzaktan gördük, maalesef tadilattaymış. Hamsiköy'e, sonra da Uzungöl'e gittik. Çok kalabalık ve betonlu bir yer olmuş. Ancak orda da tepelerde, manzarası çok güzel bir otelde kaldık, etrafa bayıldık.

3. gün otelden çıkıp Fırtına Deresi kenarında bir yerde yemek yedik, çocuklar dere üzerinde zipline yaptılar. Sonrasında yine uzun bir yol yaparak tarzan park adında, bizim daha önce yurtdışında gittiğimiz aktivite parklarından birine gittik. Rize'de bir yolun sonunda yurtdışındakilerle tamamen aynı kalitede bir yer bulmak benim için sürpriz oldu. Çocuklarla birlikte ben de parkuru tamamladım. Çok eğlendik. Sonra gerçekten muhteşem görünen Palovit şelalesine gittik. Çok beğendik. Yol üzerindeki Zilkale'yi de görerek geri göndük. O günü Ayder yaylasında ahşap bir otelde kaldık. Etrafı gezdik, burası da çok güzel bir yerdi. 

4. gün otelden çıkıp Mençula şelalesine gittik, daha doğrusu tırmandık. Yaklaşık 1 saatlik bir tırmanışı öğle sıcağında yapınca çocuklar dahil hepimize fenalık geldi. Ama sonrasında çok güzel bir şelale gördük, ayaklarımızı suya soktuk. Sonra da Artvin'in ilçelerini göre göre Karagöl'e ulaştık. Orda çocuklarla birlikte gölde kayığa bindik. Etrafta gezdik. Çok kalabalık olmasaydı daha da keyif alırdık. O gece Rize'de bir otelde kaldık. Ertesi sabah da hazırlanıp yola çıktık ve evlerimize döndük. Bir geziyi daha mutlulukla ve yorgunlukla noktaladık. Darısı diğer gezilerimize. Ordan tabi ki fındık, çay, bıçak, mısır unu, fındık ezmesi, Rize bezi gibi yöresel ürünlerle döndük.

Çarşamba, Mayıs 24, 2017

Doğumgünü, Clash Royale ve Youtube

Bu cumartesi Ateş'in doğumgünü, ne mutlu bize, 12. yaşını sağlıkla bitiriyor çok şükür. Darısı nice doğumgünlerine olsun. Cumartesi günü Ateş'in ve arkadaşı Ali Emre'nin doğumgünlerini sınıf arkadaşlarıyla birlikte kutlayacağız. Ateş bu yıl ipadden en çok clash royale oynadı, hala da oynuyor. Onun için pastasının üzerine de yukarıdaki fotoğrafın yerleştirilmesini istedi. Bol oyunlu, eğlenceli, keyifli bir doğumgünü olur umarım. Anneanne ve dede de Ateş'in doğumgününe gelmeye çalışacaklar.

Bunun dışında Ateş'in youtube kanalı bütün hızıyla devam ediyor. Çok istikrarlı ve prensipli bir şekilde video çekiyor ve kanalını sürekli yeniliyor. Başka anne babalar belki hoşlanmaz, ama biz bu gösterdiği tutum nedeniyle Ateş'i çok takdir ediyor ve destekliyoruz. Abone sayısı şu anda 83 ve giderek artıyor. 

Sempozyum

Ateş'in Alp Arda ile birlikte Arduino teknolojisi ile ilgili bir projeleri olduğunu daha önce yazmıştım. O projeyi yaklaşık 10 gün önce sundular. Okul bizi cumartesi günü sunumların yapılacağı öğrenci sempozyumuna çağırdı. Çocuklar tek başlarına ya da iki çocuk olarak kendi seçtikleri konularda sunumlar yaptılar. Harikaydı. Hem Ateş'inki, hem diğer çocuklarınki gerçekten nefisti. Ateş'le Alp Arda, sanki profesyonel insanlar gibi sırayla, izleyiciyi sıkmadan, aynı slaytta bile birlikte anlatım yaparak süper bir iş yaptılar. Sonunda arduino ile yaptıkları uzaktan kumandalı arabalarını gösterip izleyicilere denettiler. Kendi çocuğumuzunkinden başka iki grubun daha sunumlarını izledik. Onlar da çok iyiydi. Üstelik sunumlardan önce kendi düzenledikleri hoşgeldiniz aktivitesi ve sonunda okulun sunduğu sağlıklı kokteyl ve günden fotoğraf slaytları ile süper bir gün oldu. Gerçekten çok beğendik.

Geziler

Yine çok şey oldu tabi. Tarih sırasına göre hatırladıklarımı yazmaya çalışayım. Bu dönemde Ateş okulla çokça gezilere gitti. İlki geçen aralıktaydı, sanırım yazmamışım. O zaman Türkçe öğretmeni ve iki arkadaşıyla birlikte İ.....'de günübirlik bir Türkçe aktivitesine katıldılar. 

Bir sonraki geziyi bir önceki yazıda yazmışım, destination imagination kulüp gezisiydi. Ondan sonra 2 geziye daha gitti. Biri İ......'a koro festivaline yaptıkları gezi idi. Haftasonundaki festival için cuma gidip pazartesi döndüler. Koroda kız öğrenci çoğunluktaydı, geziye sadece 4 erkek çocuk katıldı. Bunlardan üçü 6. sınıf, biri ise 4. sınıftı. Ben erkek öğrenci az olduğu için sıkılır mı, diye düşünüyordum, gerçi koroda çok iyi anlaştığı kız öğrenciler de var. Ama aksine hiç sıkılmayıp çok eğlenmiş olarak döndü. Hem festivalde güzel bir performans sergilemişler (bence şimdiye kadarkilerin en iyisiydi), hem de gezmişler. Üstelik bir de "şef-koro uyumu" ödülü almışlar. Mutlu döndü.

Bu dönemin en son okul gezisi ise geçen hafta gerçekleşti. 6. sınıflardan toplam 16 öğrenci hep birlikte İ.....'e gittiler. Orda bir oyun festivaline katıldılar. Hem başka okullardan gelen çocuklarla tanışıp oynamışlar, hem de gezmişler tabi. Ateş'in çok sevdiği kumrucuya gitmişler, ayrıca midye dolma ve ne olduğunu bilmediğim çelebi bomba diye bir kurabiye yemişler. Yine çok eğlenmiş olarak döndü. Bundan sonra inşallah birlikte gezilerimiz olacak. 

Perşembe, Nisan 06, 2017

Mart-Nisan

Ateş bu sene okulda destination imagination kulübündeydi. Yıl boyunca bir performans hazırladılar. Martın ilk yarısında da 3 günlüğüne Kuşadası'na gidip, birçok okuldan gelen takımlarla birlikte bir turnuvada yarıştılar. Bu tahmin ettiğimden çok daha büyük bir turnuvaymış. 2000'den fazla çocuk kaıtlmış toplamda. Büyük bir organizasyon olmuş. Toprak Efe de ilkokul ekibiyle aynı turnuvadaydı. Ateş orda tesadüfen diğer kuzeni Lal ile de karşılaşmış. Kuzenler buluşması gibi olmuş böylece. Neyse, çok eğlenmiş olarak döndü. Hatta gelecek sene aynı kulübe katılıp daha tecrübeli olarak yarışmak istiyorlarmış. 

Bu aktivitenin dışında günlerimizin rutin akışı devam ediyor. Sabahları dağılan aile üyeleri olarak akşamları buluşuyoruz. Ben Nicky'yi gezdiriyorum. O arada Ateş akşam yemeğini yemiş oluyor. Akşam Ateş genelde odasında oluyor. Ödev yapıyor, ya da kanalı için video çekiyor. Biz de genelde Nicky'yle oynayıp dizi izliyoruz. Cumartesi Ateş kodlama kursuna gidiyor, varsa arkadaşlarının doğumgünlerine gidiyoruz. Pazar ise tenis ve sonrasında yemek programımız oluyor. 

Bu hafta Ateş'in okulu tatil. Evde geçiriyor tatilini. Gelecek hafta Alp Arda ile beraber bir proje sunacaklar okulda. Kodlama kursundaki Arduino ile uzaktan kumandalı araba yapmayı planlamışlardı. Bu hafta birlikte, Cengiz'in de yardımıyla projelerini hazırladılar. Alp Arda gece de kaldı, birlikte 2 gün iyi vakit geçirdiler. Bugün evde ödev yapıyor. Yarın Toprak Efe gelecek. Cumartesi yine kodlama ve doğumgünü var. 

Perşembe, Şubat 23, 2017

Kışın Son Gezisi

Bu dönemi yaklaşık 10 gün önce kapattık. Cumadan gittiğimiz kayak tatilinden pazar günü döndük. Ateş bu sefer geçen senelere göre daha da iyi kaydı. Babasının söylediğine göre gayet rahat kayıyor, kendini tamamen kurtarmış durumda. Çok yorulmasına rağmen zevk alarak kayıyor. Bu sefer arkadaşlarından Toprak Efe ve İpek vardı yanımızda. Ömür ve Orkun farklı sebeplerle gelemeyince Ateş üzüldü, ama Toprak Efe'yle arkadaşlık yaptılar, iyi oldu. Biz gezideyken veterinerde kalan Nicky de kendine arkadaşlar edinmiş. Ares'in yanısıra Ice isimli bir köpekle de arkadaş olmuş. Bütün gün oynayarak vakit geçirmişler. Yani o açıdan da içimiz rahat etti. 

Orda, Ateş'in takip ettiği youtuber'lardan biri ile karşılaştık. Ateş hemen yanına gidip fotoğraf çekti ve çektirdi. Youtuber da orda çektiği kendi videosunu yayınladığında Ateş'le çekilmiş fotoğraflarından da koymuş. Ateş çok mutlu oldu tabi.

Geçen cumartesi de babasıyla birlikte günübirlik İstanbul'a gittiler. Boat Show'u gezdiler, Nusret'te yemek yediler (youtuber'lar arasında çok yaygın bir durum bu), akvaryumu gezip gece geri döndüler. Ateş çok eğlenmiş, keyfi yerindeydi. 

Pazartesi, Ocak 30, 2017

Yeni Bir Yıl

Bir önceki yazının devamı ile ilgili olarak 2. veli toplantısı da çok çok iyi geçti. Hiçbir problem yok, her öğretmenden övgüler ve güzel sözler duyuyorum. Ne mutlu bana. Bunları da Ateş'e iletiyorum mutlaka. Olumlu geri bildirim önemli çünkü. 

Yılbaşı gezimizden bahsedeyim. İki geceliğine 6 aile K.....'ya gittik. Ama gezmek amaçlı değil, arkadaşlarla iyi vakit geçirme amaçlıydı bu gezi. Ateş'in de arkadaşları vardı, özellikle o gruptan Orkun ile iyi anlaşıyor, keyfi yerindeydi. Orkun ve Can'la birlikte ayrı odada kaldılar. O gezinin en güzel tarafı, tam yılbaşı günü lapa lapa kar yağması oldu. Sabah uyandığımızda yaklaşık 20 cm kar vardı, bizler için büyük mutluluk. Çocuklar sevinçten çıldırdılar. Saatlerce kartopu oynadık birlikte. Çok eğlendik. 

Sonra şubat tatili geldi, çocuklar karne aldılar ve bir haftayı aşkın süredir tatiller. Bu tatilde de Ateş'in okuldan arkadaşları ve onların anneleriyle (10 anne-çocuk) yine yılbaşı gezi adresimize, yani K...'ya gittik. Bu grup Ateş'in en çok eğlendiği grup oluyor doğal olarak. Üstelik bu sefer rehberimiz de vardı. Daha önceki iki gezimizde gördüğümüz ama ne olduğunu ya da hikayesini bilmediğimiz şeyleri bize anlattı. Çocuklar yine booool bol kar oynadılar. Akşamları kapalı havuza girdiler. Hep birlikte çok iyi vakit geçirdik. Aynı grupla inşallah daha çok gezilere çıkarız gibi duruyor.

Bu haftayı da arkadaşları ve kuzeniyle geçirecek.

Pazartesi, Aralık 19, 2016

Geçen Günler...

Bir önceki yazıda veli toplantısına gideceğimizi yazmıştım. Çok mutlu bir veli toplantısı geçirdik. Aradan epey zaman geçti, bu arada 2. veli toplantısının zamanı geldi. Çarşamba günü gideceğim. 

Günler doğal seyrinde geçiyor. Ateş okul sonrası aktivitelerini bu sene azaltmıştı, yani basket olmayınca işler rahatladı. Geçen kış haftanın 4 günü geç geliyordu ve bundan pek hoşnut değildi. Bu sene sadece pazartesileri geç geliyor. Diğer günler normal servisle geliyor, aslında hepimiz için daha rahat bir durum. Pazartesi okuldan zaten geç çıkıp, bir de koroya kalıyor. Salı günleri de bateriye gidiyordu. Ancak ona da bir süre ara verdik. Yani sürekli değil de, çıkarması gereken bir parça olduğunda üstüste gidecek bu sene, öyle karar verdik. 

Cumartesileri gittiği kodlama kursundan çok memnun. Bir sürü oyun yaptılar, gelince bize oynatıyor. Hatta onunla ilgili bir kitap aldık. Çok ilgisini çekiyor. Pazarları tenise devam.

Onun dışında okul iyi gidiyor. Sınavları var bol bol. Koç öğretmeni Nur Öğretmen'le haftanın belli günlerinde bir grup olarak birarada oluyorlar. Okuldan ve arkadaşlarından memnun.

Yılbaşında toplam 6 aile iki günlüğüne .........'ya gidiyoruz. Amaç hep birlikte eğlenmek. Sonra şubat tatilinde Ateş'le birlikte, onun arkadaşları ve anneleriyle 3 günlük minik bir gezimiz olacak, şubat tatilinden hemen sonra yine bir haftasonu kar gezimiz olacak. Bunlar hep kısa mesafeler. Hepsinde de Ateş'in arkadaşları olacak. O yüzden keyfi yerinde.

Kasımın sonunda teog tatilinde Ateş'in arkadaşı Alp Arda 2 gün bize geldi, gece kaldı. Ateş de aynı şekilde onlara gitti. Bir gün de Orkun bizde kaldı, böylece Ateş gayet güzel vakit geçirdi. Sadece tatilin sonunda yüksek ateşli bir viral hastalık geçirdi.

Biraz karışık bir anlatım oldu, ama uzun zamanı ancak bu şekilde özetleyebildim. Mutlaka arada yazmayı unuttuğum olaylar da olmuştur.

Çarşamba, Kasım 02, 2016

29 Ekim'de Koro

Okulun Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliğinde Ateş tabi ki koroyla birlikte sahneye çıktı. Beş şarkı söylediler. Onlara Opera ve Bale'den sanatçılar da eşlik etti. Böylece çok daha güzel bir gösteri oldu. Ateş'e bu gösteri için beyaz gömlek ve kırmızı kravat aldık. Çok yakışıklı oldu, hep birlikte çok beğendik. Ancak kendisi, yaşlı işadamlarına benzemişim, diyerek kendini beğenmedi. Şimdi sıradaki 10 Kasım, 24 Kasım etkinliklerinde de koro görev alacakmış. 

Bugün 6. sınıfın ilk veli toplantısı var. Cengiz'le birlikte iş çıkışı okula gideceğiz.

Koro, Kodlama ve Diğer Aktiviteler

Ateş'in bu sene okul korosuna katıldığını yazmış mıydım hatırlamıyorum. Bu sene basketten biraz da bizim önerimizle çıktı. Basket haftada iki gün okuldan sonra idi. Basket bittikten sonra yaklaşık 45 dakika servis için bekleyip o arada kantinden abur cubur yiyorlardı. Ayrıca Ateş takımda değildi, takımın bile basket başarısı çok kötüydü. Neyse bu sebeplerden dolayı basketi bırakmasını önerdik Ateş'e. Onun yerine daha severek gideceği kurslar istedi. Koroya katılmayı zaten geçen seneden beri istiyordu. Direk seçmelere girdi ve koro üyesi oldu. Pazartesi okulda koro çalışmalarına kalıyor. Salı günleri bateriye devam ediyor. Çarşamba, perşembe ve cuma birşey yok. 

Cumartesi bilgisayar programcılığı-kodlama kursuna başladı. Bunu epeydir istiyordu, ama haftasonu burda kalmadığımız için başlayamamıştı. Neyse ki, geçen cumartesi beş saatlik bir telafi günü yaptılar. Öğlen 12:30'dan akşamüstü 17:30'a kadar orda kaldı. Çıktığında çok keyif aldığını ve kursu çok sevdiğini söyledi. Bir de bu kurs için laptop götürmemiz gerekiyormuş. Onun için de çok sevindi. Bir süredir kendine yeni bilgisayar istiyordu. Evde bir desktop bilgisayarı var ama onun isteklerini tam olarak karşılamıyordu. Benim bir önceki Mac bilgisayarım da Mac olduğu için olmazmış. Böylece pazar günü babasıyla gidip yeni bilgisayar aldılar. Şimdi pek mutlu. Bilgisayarını açıp yeni programlar vs. yüklüyor. Yeni bilgisayarıyla artık cumartesi günleri bu kodlama kursuna gidecek. 

Pazar günleri ise bu sene haftada bir saat olarak devam edecek olan tenise gidiyor İpek'le birlikte. Tenis sonrası genelde güzel deniz balıkları ve salata yediğimiz tenis kulübüne gidip pazar günümüzün geri kalanını hep birlikte orda geçiriyoruz.

Ateş'in bu seneki ders dışı aktiviteleri bu şekilde...

Perşembe, Ekim 20, 2016

Bu Hafta

Pazartesi günü Ateş'in babası anjio geçirdi. İki damarına stent kondu. Bundan sonra bir tedavi süreci başladı. Durumu ilk andan itibaren Ateş'e anlattık. Anjio olduğu akşam eve döndük, hep birlikte yemek yerken bir anda vagal senkop gelişti, Cengiz düştü ve bayıldı. Ambulans ve doktorlar gelene kadar hemen ayıldı, ama tabi Ateş ve ben çok korktuk, doktorlarla birlikte hastaneye döndük. Hep birlikte o gece hastanede kaldık. Geceyi iyi geçirdi ve sabaha evimize döndük. Ateş o gün okula gitmek istemedi, tabi ki anlayışla karşıladım. Günü hep birlikte evde geçirdik. Çok şükür herşey normale döndü. Cengiz'in tedavisi başladı. Ateş dün okula gitmeye başladı. Bugün biz işe döndük. İnşallah bundan sonra herşey yolunda gider.

Ateş'in Okulunun Fen Dersi Gezisi

6. sınıflar bu sene fen dersine hücre ve organeller konusu ile başladılar. Konu başlıkları hayvan ve bitki hücresi, farklı organeller, organellerin görevleri idi. Bitki hücresi hariç, bunlar tam olarak benim uzmanlık alanım. Bu fırsatı kaçırmak istemedim. Çocukların gelip benim çalıştığım laboratuvarda hücreleri ve organelleri görebilmesini istedim ve bir okul gezisi organize ettim. Bu düşünceyi ilk olarak okulla paylaştım, çok sevinerek kabul ettiler, resmi yazışma işlemlerini yaptık birlikte. 4 Ekim günü sabahtan iki büyük otobüsle 47 çocuk ve 3 öğretmenle geldiler. Onları ilk önce ışık mikroskopi laboratuvarımıza götürdük, her bir mikroskoba iki çocuk oturttuk. Sonra sırayla karaciğer, kan ve beyincik preparatları gösterdik, hücreleri incelediler. Sonra hepsini seminer odamızda toplayarak hücre videoları izlettirirken bir yandan da ben 8-10'arlı gruplar halinde çocukları elektron mikroskoba götürdüm. Önceden hazırladığım kesitlerden onlara bol bol hücre organelleri gösterdim. Çok ilgilendiler, bol bol sorular sordular. Çok verimli geçti. Seminer odasında video izleyenlere bir yandan da yiyecek ve içecek ikram ettim. Onları da çok beğendiler. Öğlen olup okullarına döndüklerinde yorgunluktan perişan durumdaydım, ama çok güzel bir etkinlik oldu, çok mutlu oldum. Öğretmenler ve ayrıca arayan okul müdürünün teşekkürleri de tabi beni çok mutlu etti. 

Salı, Eylül 06, 2016

Okul Başladı

6. sınıf oldu Ateş. Gerçekten çok büyüdü. Ortaokulda da kıdemli oldular, çömezleri geldi. Dün okul açıldı. Okulda hemen arkadaşlarıyla buluşup konuşmaya başladılar. Herkes birbirini özlemiş. Sabah sınıfları belli oldu. Aynı sınıfta olmak istediği arkadaşlarının bir kısmıyla oldu, bir kısmıyla olamadı. Ama diğer sınıf da hemen karşılarında. Sonuçta Ateş'in keyfi yerinde. Öğretmenlerinin de bir kısmı geçen seneden öğretmenleri. Tabi yeni öğretmenleri de var. 

Bakalım, yeni bir seneye başlıyoruz, umarım çok çok güzel ve verimli bir eğitim yılı olur.

Bu arada Ateş'in okulunun açılmasına en çok üzülen de Nicky. Sabahları onunla uyuyordu, gün içinde onunla oynuyordu, ama ne yapalım. Nicky de geçtiğimiz haftasonu bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdi. Sürekli öksürdü. Boğazına birşey kaçtığını sandığımızdan veterinere götürdüm. Daha önce de tırnaklarını kestirmeye götürmüştük aynı veterinere, Nicky de bunu hatırladığından kapıdan içeri bile girmek istemedi, çok direndi.  Ancak ağızlık takılarak muayene olabildi. Bir antibiyotik ve bir de antiinflamatuar iğne oldu, rektal ateşi ölçüldü, tabi ki veterineri yine hiiiç sevmedi. Neyse, dün öksürüğü çok azalmıştı, iyileşti. 

Cuma, Eylül 02, 2016

Son Günlerde...

Tekne gezisinden döndüğümüzden beri Ateş yine haftaiçi evde, haftasonu denizde. Pek yalnız kalmadı, bir gün Orkunlar'a gitti, birkaç gün yine Ardalar'a gitti, ya da Arda bize geldi. Dün Arda ve Toprak Efe bizdeydi örneğin, bugün Ateş Ardalar'da. Pek memnunlar hallerinden. Bütün gün ve gece problem çıkmadan oyun oynuyorlar. 

Geçtiğimiz haftasonu biraz uzamış bir haftasonuydu. Ben A....'ya kuzenimin düğününe gittim, birçok sevdiğim akrabamı birarada gördüm. Ateş de babasıyla birlikte denize gitti. Hem kuzenleri Lal ve Alp gelmişti, hem de Ankara'da onu gezdirebileceğim bir ortam yoktu. İki sene önce diğer bir kuzenimin düğününe birlikte gitmiştik, Ateş'i hem Sarp'la buluşturmuş, hem de A....'da birçok yeri gezdirmiştim. Ancak o zaman bile sıcak bizi perişan etmişti. Bu sene kendisinin de onayıyla ben tek başıma gittim. 

Pazartesi okul başlıyor. Dün okuluna giderek bütün hazırlıkları tamamladım. Bu sabah Arda'yla muhtemel sınıf arkadaşlarını konuşuyorlardı. Bakalım nasıl bir sınıfı ve öğretmenleri olacak. Umarım Ateş için en iyisi olur. Pazartesi 6. sınıf bizi bekliyor.
Lilypie Kids Birthday tickers