Bugün Ateş'in değil de, alt değiştirme sepetimizin fotoğrafı var. Bez olarak Pampers Prima'nın 5 numara Let's Go serisini kullanıyoruz. Bence süper bir bez, giydirme-çıkarma kolaylığının yanısıra, beli çocuğu hiç sıkmıyor ve kıvrılmıyor. Islak mendil olarak Nivea'nın parfümsüz sensitive olanını alıyoruz. Banyo sonrası nemlendirici olarak yine Nivea'nın nemlendirici losyonunu kullanıyoruz. Sepetimizin yanında Ateş'in balıklı topu var. O kadar çok topu var ki. En son alışverişe gittiğimizde bir de sünger boblu top aldık, yani o kadar çok istedi ki almak durumunda kaldık. Başka oyuncakları gözü görmedi. Varsa yoksa top. Evde hangi topunu sorsak, tahmin edeceğiniz gibi, "dü" diyerek onu gösteriyor.
Perşembe, Ağustos 17, 2006
Bez
Bugün Ateş'in değil de, alt değiştirme sepetimizin fotoğrafı var. Bez olarak Pampers Prima'nın 5 numara Let's Go serisini kullanıyoruz. Bence süper bir bez, giydirme-çıkarma kolaylığının yanısıra, beli çocuğu hiç sıkmıyor ve kıvrılmıyor. Islak mendil olarak Nivea'nın parfümsüz sensitive olanını alıyoruz. Banyo sonrası nemlendirici olarak yine Nivea'nın nemlendirici losyonunu kullanıyoruz. Sepetimizin yanında Ateş'in balıklı topu var. O kadar çok topu var ki. En son alışverişe gittiğimizde bir de sünger boblu top aldık, yani o kadar çok istedi ki almak durumunda kaldık. Başka oyuncakları gözü görmedi. Varsa yoksa top. Evde hangi topunu sorsak, tahmin edeceğiniz gibi, "dü" diyerek onu gösteriyor.
Çarşamba, Ağustos 16, 2006
Alışveriş
Dün akşam market alışverişine gittik. Daha önce gittiğimiz zamanlarda Ateş ya arabada oturur ya da kucakta dururdu. Artık bu zamanlar tümüyle geçmiş. Yandaki fotoğrafta gördüğünüz gibi, çok kısa süre arabada durdu, o da babası arkasından iterek onu eğlendirdiği için. Diğer zamanlarda vıff vıff diye sesler çıkararak market arabasını itti. Öyle itti ki bizim bile dokunmamıza izin vermedi. Aşağıda görülüyor zaten. Çok çok çok sevimliydi. Sonra Cengiz kasada ödeme yaparken biz her zamanki gibi jetonlu arabalarda eğlendik. Fotoğraflarda Ateş hep arkası dönük çıktı ama olsun, halini daha iyi görmüş olursunuz. Bu akşam Hamdiye'nin ablasının düğünü var. Bu nedenle ben öğlen eve gideceğim, Ateş'i devralacağım.
Cengiz çok sıcak olduğunu söylese de Ateş'le parka gitmeyi planlıyorum. Haftasonları denize gitmeye başladığımızdan ve buralar da çok sıcak olduğundan uzun süredir parka gidemedik. Ateş'in çok eğleneceğini düşünüyorum. Yarın park maceralarımızı anlatırım. Biraz önce Pelin'e Ateş'in dün akşamki kısa filmlerinden birini gönderdim. Herhalde bayılmıştır. Pazartesi, Ağustos 14, 2006
Haftasonu


Yine bir pazartesi, bölümdeki zamanımın sonlarına yaklaşırken, Ateş'in Günlüğü'ne yeni bişeyler yazayım dedim. Bu hafta denize cumartesi sabahı hep birlikte gittik. Kaan da bizimle geldi. Bu haftasonu Isabella ile buluştu Kaan. Isabella, şimdilik Kaan'ın kız arkadaşı. Yazın daha sık, kışın da arada sırada buluşuyorduk Isabella ve ailesiyle. Cumartesi günü Kaan yüzmeyi tam olarak öğrendi. O yüzme öğrenirken, Ateş ve ben her zamanki gezi turlarımızı attık. Kumsalda, iskelede, resepsiyonda, masa tenisi izleyicisi olarak, balık fotoğraflarının başında vs...............
Artık günlerden salı oldu. Dün akşam yazıyı tamamlayamadım, eve gittim. Arabayı parkederken minik, çok tatlı bir yaratığın gülerek bana doğru koştuğunu gördüm, kucaklaştık. İnsanın çocuğu olmasının en güzel yanlarından biri bu heralde. Eve döndüğünde birisi çok ama çok seviniyor, sen de eve dönmek için can atıyorsun. Neyse, tabi kucağımda hiç uzun durmadı, artık sürekli yürüdüğü ve koştuğu için özgürlüğünü ilan etti. Elindeki salya mendiliyle (diş geliyor heralde) güvenlikteki görevlilerin sandalyelerini sildi, parlattı. Sonra eve çıktık. Akşam babasıyla birbirlerine top atmaca oyunu oynadılar. Bu sabah da "Ateş nerde?" sorusuna kendi göbüşünü göstererek "dü" yanıtını verdi. Fotoğraflar haftasonundan. Birinde Kaan Isabella ile birlikte, diğerinde Ateş öğle uykusunda (annesi de dinlenme seansında).
Cuma, Ağustos 11, 2006
Perşembe, Ağustos 10, 2006
Yarın yazacağım deyip 3 gündür birşey yazamadım. İş durumum çok sıkışık. Nejat zaten 6 aylığına Ankara'da. Ebru, Tülin Hoca ve diğer herkes izinde. Ben bölümde yalnızım ve yapacak çok fazla iş var. Dün Figen geldi Ankara'dan. Yeşim isminde dişhekimi bir araştırma görevlisi ile onun tez dokularını bizim elektron mikroskopta incelemek için geldiler. Figen'in tam da benim doğumdünümde burda olması çok güzel oldu. Bu arada arayıp, mesaj gönderip doğumgünümü kutlayan herkese çok çok teşekkür ederim.
Bu arada Ateş'e gelecek olursak, 2 gün önce babası Ateş'in saçlarını kesti. Tamam kabul ediyorum çok uzamıştı, ayrıca terletiyordu ama uzun saçlı çok da sevimliydi. Saçlarının ön kısmı da kesilince biraz kısa oldu. Neyse sonuç olarak Ateş çok rahatladı, önemli olan da bu. Ayrıca siz bana bakmayın yine de süper sevimliliğinden hiçbirşey kaybetmedi.
Yaklaşık 1 haftadır sabahları uyanır uyanmaz -süt içmezse eğer- hemen yataktan iniyor ve evin diğer bölümlerine koşuyor. Herhalde oyun oynamayı çok özlemiş oluyor uyurken.
Söylenmesi gereken şeylerden birisi de Ateş'in dün akşam Cengiz'le benim evde en çok beğendiğimiz kanepe ve koltuğumuzu tükenmez kalemle çizmiş olması. Babasından fırça yiyince biraz da ağlamış (ben işten eve biraz geç gittiğim için görmedim, ama eve gittiğimde yine mutlulukla gülüyordu).
Şimdi Cengiz'le telefonda konuştum. Bu akşam iş çıkışı Mukadder'lerin yeni evine gideceğiz, onun için hediye olarak birşeyler alacağım. Cengiz'in de dışarda işi varmış. Buluşup diyet!! yemek yiyeceğiz.
Bu arada Ateş'e gelecek olursak, 2 gün önce babası Ateş'in saçlarını kesti. Tamam kabul ediyorum çok uzamıştı, ayrıca terletiyordu ama uzun saçlı çok da sevimliydi. Saçlarının ön kısmı da kesilince biraz kısa oldu. Neyse sonuç olarak Ateş çok rahatladı, önemli olan da bu. Ayrıca siz bana bakmayın yine de süper sevimliliğinden hiçbirşey kaybetmedi.
Yaklaşık 1 haftadır sabahları uyanır uyanmaz -süt içmezse eğer- hemen yataktan iniyor ve evin diğer bölümlerine koşuyor. Herhalde oyun oynamayı çok özlemiş oluyor uyurken.
Söylenmesi gereken şeylerden birisi de Ateş'in dün akşam Cengiz'le benim evde en çok beğendiğimiz kanepe ve koltuğumuzu tükenmez kalemle çizmiş olması. Babasından fırça yiyince biraz da ağlamış (ben işten eve biraz geç gittiğim için görmedim, ama eve gittiğimde yine mutlulukla gülüyordu).
Şimdi Cengiz'le telefonda konuştum. Bu akşam iş çıkışı Mukadder'lerin yeni evine gideceğiz, onun için hediye olarak birşeyler alacağım. Cengiz'in de dışarda işi varmış. Buluşup diyet!! yemek yiyeceğiz.
Pazartesi, Ağustos 07, 2006
İşte Ateş'in tatil fotoğraflarından birisi. Tatil süper geçti. Oğlum otelin maskotu oldu. İnanılmaz bir ilerlemeyle birlikte ona kitaplarından sorduğumuz çoğu şeyi göstermeye başladı. Örneğin bir kitabını açıyoruz (İlk renkler kitabım, ilk resimli sözlüğüm, dişleme kitabı-çiftlik, komik araba, şakacı uçak vs.), "Ateş araba, bisiklet, kelebek, kedi, havhav vb. nerde" diye soruyoruz. O da "dü" diyerek sorduğumuz şey bize gösteriyor. Ayrıca kendi kulağını, gözünü, ağzını, burnunu, beni, Hamdiye ablasını (Ateş'e ben işteyken o bakıyor), Didem teyzesini, babaannesini, babasını gösteriyor. Yani süper. Çok keyifliyim. Şimdi eve gideceğim, yarın devam ederim. Umarım Ateş beni bahçede bekliyordur.



