
Dün akşam yemekte sebzeli tavuk, şehriye pilavı ve zeytinyağlı barbunya vardı. Ateş de bizimle birlikte sofraya oturdu her zamanki gibi. Mama sandalyesindeydi dün akşam ama bazen sofraya oturmak deyiminin tam anlamını vererek direk masanın üzerine de oturuyor. Akşam ben yemeğini bir miktar yedirdim, sonra kendisi yemek istedi. Ben de eline kaşığını verip önüne de pilav tabağını koydum. Gördüğünüz gibi süper görüntüler oluştu. Benim yedirdiğimden çok daha fazlasını kendi başına yedi. Gerçi lokmanın yarısı kaşıktan dökülüyordu ama olsun. Ayrıca kürdana batırıp önüne koyduğum barbunyalardan da (sol elinde) yedi. Bu arada mama sandalyesi, üstündeki birçok oyuncak, kendi üstü başı ve yerler battı ama hiiiiç önemli değil. Harika yemek yedi oğlum. Bana da fotoğraf çekmek kaldı.
Not: Üçüncü fotoğrafta tabakta pilavın içinde duran kurbağaya, oyuncak arabanın üstündeki şehriyeye, ellerdeki yağa dikkat.
Perşembe, Eylül 21, 2006
Ateş pilav yerken
Pazartesi, Eylül 18, 2006
Bir Cumartesi Daha Böyle Geçti....
Sabah pencereden helikopteri seyrettikten sonra anneyi kızdırıp eğlenmek için ayakkabılarla oynanır.
Öğleden sonra gittiğimiz Güliz'in yeni evinde, evin 6 kedisinden biri olan Milu'yla oynanır. Bize pek yanaşmayan diğer kedicikler kovalanır. Güliz blogumuzun en sıkı izleyicilerinden biri, Gülizcim yeni evinde kediciklerinle birlikte güle güle otur, biz sık sık ziyarete geliriz.

Ayrıca Milu'ya elindeki börekten yedirilir.

Akşam Yavuz'la Banu'nun terasına gidilir, orda akşam karanlığında mavi ışıkla nasıl canavar olunacağı gösterilir. Gece baygın şekilde uyunur.
Perşembe, Eylül 14, 2006
Diş fırçasıyla neler yapılabilir?
Çarşamba, Eylül 13, 2006
Bugünlük
Bugünlerde her geçen dakika Ateş'in yeni bişeyler öğrendiğini görüyorum ve her anne gibi inanılmaz mutlu oluyorum. İlk doğduğunda kollarını ancak bir bütün olarak hareket ettirebilen oğlum, şimdi her türlü işini minik parmaklarıyla hallediyor. Bugünlerde sık sık beni, babasını ya da Hamdiye ablasını elinden tutup odasına oyuncaklarının başına götürüyor. Oyuncak dediysem hepsi değil, son günlerde iyice araba hastası oldu. Gözü arabadan başka bişey görmüyor. Birkaç gün önce nuhun gemisi oyuncağının inek parçası salonda kalmıştı, "Ateş salona git, ineği getir" dedim ve ineği bulup getirdi. Şimdi okuyanlar bana gülecek ama süper bi durum bu. Çok çok hoşuma gitti. Banyo notu: Akşamları "hadi Ateş banyo yapalım" dediğimde elindekileri bırakıp banyoya gidiyor ve küvetin başında onu soymamı bekliyor. Zaten bebekliğinden beri banyoyu çok seviyor.
Yine alışveriş notu: Ateş bugün öğle arasında babasıyla markete gitti yine. Bensiz gezmeye şimdiden başladılar. Burger King'e de gitmişler, ama bizimki bişey yememiş.
Pazartesi, Eylül 11, 2006
Geçen Cumartesi...
Gülden'e gittik Ateş'le beraber. Evde sabah uykusunu uyumadığı için yolda hemen uyudu. Orda da biraz uykuya devam etti. Biraz sonra Gülçin ve Zeynep Sara da geldiler. Zeynep nasıl da büyümüş, çok ama çok tatlı bir kız olmuş. Kıvırcık saçları ensesinde lüleler oluşturmuş. Tabi o hep oturdu ve ayakkabılarıyla oynadı. Ateş'le ben ise tabi ki bütün evi gezdik, Gülden'in kedileri Elizabeth ve Spartaküs'le oynadık.
Fotoğraflarda Ateş Zeynep'e oynaması için arabalarından birini veriyor. Gördüğünüz gibi, Zeynep de onu hemen ağzına almaya hazırlanıyor. Eve gitmek için çıktığımızda Güldenler'in bahçesindeki oyun parkına uğradık önce. Ateş bol bol sallandı. Sonra da Zeynep'le birlikte tahtırevalliye bindi. Tabi ki onları anneler taşıdı.
Cumartesi, Eylül 09, 2006
Baloncuk

Bu akşam (daha doğrusu dün akşam) Ateş'le birlikte uyuyakalmışım. Sabah çok erken kalkmıştık. Şimdi de gecenin 1.30'unda Ateş'e süt vermek için (biberonla) uyandım. O tekrar uyuyunca kameramda uzun süredir evdeki bilgisayara aktarılmayı bekleyen fotoğrafları aktardım. Birkaç saat önce çektiğim Ateş'le Cengiz'in baloncuk fotoğraflarını görünce de hemen bloga yazmak istedim. Bu blog işine girdiğim için çok mutluyum. Hem Ateş'in gerçekten günlüğünü tutmuş oluyorum, hem de yüzyüze tanışmadığım ama hergün sayfasını izlediğim pek çok blog arkadaşım oluyor. Çok keyifli...
Dün akşam aşı akşamıydı. İkinci MMR'ını yaptı Cengiz. O aşıyı yaparken ben Ateş'i oyalamaya çalıştım ama zaten pek gerek kalmadı, çünkü hiç ağlamadı. Cengiz aşıyı o kadar hızlı yapıyor ki kimse birşey anlamadan olay bitiyor, çok da iyi oluyor. Şimdilik ateşi de yok. Bir aşıyı daha atlattık galiba.
Çarşamba, Eylül 06, 2006
Ateş'in ateşi
Evet biliyorum birkaç gündür yazamadım, hareketli günler geçirdik yine her zamanki gibi. Ateş hafif bir hastalık geçirdi. Biraz ateşlendi. Böylesi de çok komik oluyor, Ateş'in ateşi çıktı diyoruz. Gün boyu 3 lokma yemekle yaşadı, sadece süt içti. Sonra, birkaç gün önce çıkan azı dişlerine alt çenedeki azılar da eklendi. Herhalde bütün sıkıntı bundanmış. Bu diş olayı çocukların hayatında gerçekten zor bir aşama. Neyse, birer tane daha azı dişi ve köpek dişi de çıkınca şimdilik diş olayını kapatacağız. Taraftar şapkası nasıl? Taraftarlıkla hiç alakamız yok ama şapkaya bayıldık. Kendisi de hemen aynanın karşısına geçti yine, kendi kendine gülüp eğlendi. Haftasonu Ankara'dan Esra, Bülent Abi, çocukları Berke ve Erim bizimle birlikte denizdeydiler. Erim Kaan'la oynadı, Ateş de herkese gülücükler saçtı, soytarılık yaptı. Umduğumdan daha kolay geçirdik çocuklarla haftasonunu.
Haa unutmadan yazmam gereken bişey daha var: Dün akşam Ateş ilk kez kaşıkla kendi kendine makarna yedi. 10 aylık olduğundan beri lokma lokma önüne koyduğum yemekleri yiyordu, ama bu kez farklı, kendisi kaşığa aldı, dökmeden ağzına götürdü ve afiyetle yedi. Bana önemli bir aşama gibi geldi, mutlu oldum.
Karaciğer Notu: Götürdüğümüz normal kontrol muayenelerinden birinde karaciğerde büyüme belirlenmişti, bu yüzden 1 yaşını geçtiği halde kontrole götürmeye devam ediyorduk. Hatta ultrason kontrolü de yapıldı ve normal çıktı. Ama Selma (Ateş'in doktoru, benim de okuldan arkadaşım) bu seferki kontrolde de büyük bulursam artık kan alıp karaciğer enzimlerine bakalım demişti. Ben de korkuyla bekliyordum. Bu sabah kontrole gittik. Karaciğerimiz küçülüp normale dönmüş, çok mutluyuz.




