Çarşamba, Ekim 18, 2006

Saklambaç


Bu sıralarda saklambaç oynamaya başladık. Çok seviyor. Perdenin arkasına ya da yatakodasının kapısının arkasına saklanıyor. Ben "aaa, Ateş nerde, kayboldu mu yoksa" diyorum, o da sırıtarak çıkıyor, "işte burdaymıııış" diye ona sarılıyorum. Kahkahalar atıyor. Eğer kapının arkasına saklanmışsa ve ben bir süre gitmemişsem ordan bağırarak beni çağırıyor.
Sonunda onun ağız tadına uygun köfte yapmayı başardım sanırım. 2 gündür severek kendi elleriyle köfte yiyor. Artık yeme miktarını kendi belirliyor, ben pek karışmıyorum.
Bir de anlatmayı çok sevdiğim birşey daha var. "Ateş'in annesi nerde" diye sorunca beni gösteriyor (uzun zamandır gösteriyor zaten). "Peki o kimin annesi" diye sorunca da yüzünde gülümseme ve gurur ifadesiyle pat pat kendine vuruyor, bayılıyorum o ifadeye. Onun annesi olduğum için çoooooook mutluyum.
Bu arada babayla verdiği poz dün akşamdan.

Pazartesi, Ekim 16, 2006

Mont

Cuma akşamı Cengiz kongreden döndü. 4 günlük ayrılıktan ve her telefonda söylenen "baba, baba" sözlerinden sonra koşarak kucağına atılacağını zannettim. Ama meğerse bizimki babasına tepki koymuş. O akşam hiç yanaşmadı, kucağına gitmedi, hatta babasının ona aldığı motosiklet montunu hiçbir şekilde giymedi, ama ertesi sabah gidip onu öperek uyandırdı.
Aşağıda ertesi gün giymeyi kabul ettiği montun önden;


yandan;

ve arkadan çekilmiş fotoğraflarını bulacaksınız.

Tabii altında pijaması olduğu için biraz altı kaval, üstü şişhane oldu, ama olsun. O aynada kendini yine de beğendi.

Çarşamba, Ekim 11, 2006

Çamaşır Makinesi Nasıl Bişey?

Çamaşır makinesinde minik arabaların yıkanması yetmemiş, bir de kafasını yıkayacak herhalde...


Salı, Ekim 10, 2006

İlk Berber

Bugüne kadar hep Cengiz kesmişti Ateş'in saçlarını. Artık berbere götürme zamanı geldiğine karar verdik. Berber Hasan'a gittik.İlkönce biraz huzursuz oldu.
Sonra yavaş yavaş alıştı.
Bütün yüzü kırpık kırpık tüy içinde kaldı.Eve dönüp banyo yaptığımızda ise bu nefis görüntü çıktı ortaya.

Cuma, Ekim 06, 2006

Serada


İki gün önce babaannemizle birlikte seraya gittik. Evimize minik bir çam aldık. Ateş çiçekleri inceledi.
ÇOK ÖNEMLİ NOT: Ateş bebekken Cengiz,"birgün kendi kendine uyanıp yataktan inip yanımıza gelecek" diyordu da bana o günler çoooook uzak görünüyordu. Değilmiş. Ateş iki gün önce gündüz uykusundan uyanıp, yataktan inip salona yanıma geldi. Bayıldım. Şiş gözlü minik yaratık ağlamadan kendi kendine yanıma geldi.

Çarşamba, Ekim 04, 2006

İzin Haftası



Gerçekten evde sürekli çocuk bakarak blog yazmak ve diğer blogları izlemek çok zormuş. Sürekli yapanları tebrik ve takdir ediyorum. Bu hafta izinliyim. Özel bir nedeni yok. İznim vardı ve Ateş'le evde başbaşa vakit geçirmek istedim. Gayet güzel eğleniyoruz birlikte. Perdenin arkasına saklanmaca, birbirinden top kaçırmaca, altalta üstüste boğuşmaca gibi oyunlarımız var. Bir de eğlence olsun diye beni ısırıyor eşek sıpası. Kızıyorum ama anlamazlıktan geliyor.
Neyse, şimdi uyudu, ben de hemen sabah çektiğim fotoğrafları ekleyim dedim. Arkadaş kendi kendine el yıkamayı öğreniyor. Bir de aynadan kendini seyretmiyor mu bayılıyorum.
Günün Haberi: Bayram tatilinde teyzemiz geliyor. Heyooo. Gerçi en çok Ateş'i özledi biliyorum ama olsun. Umarım iyi vakit geçiririz.

Pazar, Ekim 01, 2006

Hayvanat Bahçesinde

İlk olarak ördekler ve kuğular vardı.
Çeşitli kuşlar incelendi.

Ateş'in "Resimli Hayvanlar Sözlüğü" kitabı hepimiz için kılavuz oldu.

Timsahlar,

Devekuşu kafesi,

Kaplan, ayı, deve, midilli, maymunlar ve lama dikkatle incelendi ama

Ateş'ten en büyük ilgiyi akvaryumlar gördü.


Ateş'in 2. hayvanat bahçesi gezisi olmasına rağmen ilkinde birkaç aylık bebek olduğu için ilk sayılır. Hoş olan şeylerden biri Ateş'in kaplan ve aslan görünce "hıaaavv" gibi bir ses çıkarması.

Lilypie Kids Birthday tickers