Çarşamba, Eylül 02, 2015

2

Bir sonraki gün, Fransa'ya geçerek Annecy gölünün kıyısındaki Annecy'ye gittik. Göl kıyısında eskiden hapishane olarak kullanılmış muhteşem güzellikte manzarası olan bir şato vardı. Önünde bol bol fotoğraf çektik, dondurma yedik. Orda dondurmayı külahta verseler bile, yanında mutlaka küçük bir kaşık da veriyorlar. Külahta bile olsa kaşıkla yeniyor yani. Sonra zaten ufak olan şehirde biraz dolaştık. Daha önceden göl kenarında çok güzel bir bisiklet yolu olduğunu, bisikletle çok güzel yarım ya da tam turlar yapılabileceğini öğrenmiştik. Bir yerden bisiklet kiraladık. Tam 7 tane turuncu bisiklet. Göl kenarına çıktık ve gidiş-dönüş iki şeritli harika bir yol olan bisiklet yolunda bisikletlerimizi sürmeye başladık. Bisiklet yolunun normal yolla hemen hemen hiç bağlantısı yoktu, gayet geniş ve güvenli bir yoldu. Manzara muhteşemdi, göl ve orman manzaralıydı. Tek sıra halinde dizilerek 20 km'den fazla yol yaptık. Hepimiz tek kelimeyle bayıldık. Yolda gerçekten her yaştan insanın bisiklet kullandığını gördük, harikaydı. Aslında rahatlıkla tam tur yapılabilirdi, ama geri dönüşü de düşünerek ortada bir yerlerden geri döndük. Sonradan bu yolun Tour de France'ın parkurlarından biri olduğunu öğrendik. Dönüşte bisikletlerimizi teslim edip arabalarımıza bindik. Gölün karşı kıyısında bir yerde durup yemek yedik. Büyükler peynir fondü yerken Ateş çok beğendiği bir hamburger yedi. Asıl ilginç olan Kaan'ın sipariş verdiği tartar beef'ti. Hiçbirimiz nasıl bir yemek olduğunu bilmiyorduk. Gelen yemek, küçük doğranmış tamamen çiğ etlerin ortasına yumurta sarısı koyulmasıyla meydana gelmiş -felaket- bir yemekti. Biraz pişirilmesini istedik, ancak, bu pişirilmez deyip, 1-2 dakika ateşte tutup tekrar getirdiler. Neyse o yemeğin bir kısmını Kaan, bir kısmını da fondü içinde Cengiz yedi. Ama uzun süre bu yemeğin muhabbetini yaptık.

Bir sonraki günü ev günü yaptık. Akşamüstü göl kıyısında yaptığımız yürüyüş, o günkü tek aktivitemizdi.

Diğer gün evden daha erken çıktık. Cenevre'yi gezmeye gittik. Arabaları parkedip yürüyüşe başladık. Parc des bastions'un içinden geçtik. Parktaki kocaman yer satrançlarında Ateş ve İpek tabi ki satranç oynadılar ve berabere kaldılar. Şehirde dolaşmaya devam ettik. Rhone nehri, Mont-Blanc köprüsü, ünlü su fıskiyesi, çiçek saat ve pek çok yeri gördük. Dondurma aldığımız büfeci Türk çıktı. Bir tavukçuda öğle yemeği yedik. Ateş orda yediği crem brulleye bayıldı. Sonra arabaya geri dönüp evimize doğru yola çıktık.


Bu Yazın Son Tatili-1

Ağustos ayında İsviçre'ye gittik, İpekler'le birlikte. Taa şubat ayında planladığımız, uçak biletlerini aldığımız ve ev kiraladığımız bir tatildi. Bu sene ilk kez ev kiraladık iki aile birlikte. Çok da memnun kaldık. Toplamda 11 gün süren bir gezi oldu. İsviçre'de Cenevre Gölü'nün (Leman Gölü) kıyısında, Lozan'a çok yakın Paudex isimli bölgedeydi kiraladığımız ev. Yola çıkacağımız gece 12 gibi evden çıktık, önce İpekler'le buluştuk, sonra havaalanına gittik, ordan İstanbul'a gittik. Orda biraz bekleyip Cenevre'ye uçtuk, derken ertesi gün öğlen oldu. Havaalanından önceden kiraladığımız arabaları alıp yola çıktık. Cenevre ile kalacağımız bölge arası çok yakın, yaklaşık 70 km idi. Arada mola verip öğle yemeği yedik bir yerde. Ancak önceden bildiğimiz gibi İsviçre'nin ne kadar pahalı bir şehir olduğunu bu yemekte bir kez daha test etmiş olduk. Sonra evi teslim aldık. Evin aynen fotoğraflardaki gibi güzel olduğunu görünce çok sevindik, hemen yerleştik. Öğlen yemeğinde edindiğimiz tecrübeyle, dışarda yemek için o kadar para harcanmayacağına karar verip en yakındaki migrosa gittik. İsviçre'de migros çok fazla. Epeyce alışveriş yaptık. Evin mutfağı da kendi yemeğimizi yapabilmemiz için gayet uygun ve konforluydu. Akşam ilk yemeğimizi yapıp yedik, sonra yorgunluktan bayıldık.

Ertesi gün ilk gezilecek yer olarak zaten bize 3 dakika mesafede olan Lozan'ı belirledik. Yağmurlu bir gündü. Ouchy bölgesine biraz uğraşarak arabaları park ettik. Biraz kıyıda dolaşıp metroyla şehrin yukarı kısmına çıktık. Rumine Sarayı'na gittik. Burası bazı kaynaklarda Lozan Antlaşması'nın imzalandığı yer olarak gösteriliyor. Bazılarında ise Beau Rivage Palaca'da imzalandığı söyleniyor. Biz Rumine Sarayı'nı gördük. İçinde çok sayıda müze olan bir saray bu. Biz, gezilmesi önerilen zooloji müzesine girdik. Gerçek, doldurulmuş ve yer yer el yapımı hayvanlardan oluşan oldukça zengin bir müzeydi, beğendik. Aslında diğer müzeler de muhtemelen güzeldi, ancak çocuklarla hepsini gezmek mümkün olmadı. Ordan çıkınca Marche merdivenlerinden inerek Place de la Palud'a ulaştık. Güzel bir meydandı. Burdaki bir oyuncakçıdan Ateş kendine, kendi harçlıklarıyla büyük bir lego aldı. Çok mutlu oldu. Ayaküstü birşeyler atıştırdık. Yürüyerek ve etrafta dolaşarak Ouchy'ye indik. Eve döndük. Çocuklar bahçede jakuzi keyfi yaparken biz yemek hazırladık.

Bir sonraki gün sırada Vevey vardı. Vevey'deki beslenme (alimentarium) müzesine gitmek istiyorduk. Arabaları parkedip müzeye gittik. Denizin içine saplanmış kocaman bir çatalın hemen kıyısında müze bulunuyor. İçinde eğlenceli zaman geçirdik. En çok insan boyutunda yapılmış ve döndürülebilen hamster çarkını beğendik. Çıkışta etrafta biraz dolaştık. Çocuklara İsviçre çakısı aldık. Sonra funiküler ile yaklaşık 15-20 dakikalık bir tırmanıştan sonra Mont-Pelerin'e tırmandık. Hem çıkış heyecanlıydı, hem de oldukça yukardaki bu bölge çok güzeldi. Burda yürüyüş yaptık, her taraf ormandı ve mükemmeldi. Burda bir bankta oturup öğle yemeği olarak leblebi ve üzüm yedik, aynı yoldan dönerek evimize ulaştık.

Salı, Ağustos 25, 2015

Cheesecake

Ateş şu anda cheesecake yapıyor. Bir kısmı hazır olanlardan. Daha önce benimle ya da babasıyla birlikte yaptı pek çok kez. Ama bu sefer herşeyiyle kendisi yapıyor. Mutfaktan sık sık "ohaaa" "bu nasıl yapılabilir" "münkün değil" "anne gel" "anne bak" "anneeee" şeklinde sesler geliyor. Yaparken o kadar tatlı ki anlatamam.

Perşembe, Temmuz 30, 2015

Son günler...

Cumadan deniz kenarına gittik tabi ki. İpekler ve Ömürler de bizimleydi. Dolayısıyla Ateş yine çok eğlenceli bir haftasonu geçirdi. Pazartesi evde Toprak Efe ile birlikteydiler. Akşam ise çok yakın arkadaşı Arda'nın burda olduğu haberini aldık ve onlara gittik. O akşamdan şu ana kadar birlikteydiler. Salı günü Ateş onlardaydı, birlikte havuza girdiler. Su kaydırağından sayısız kez kaymışlar, Ateş çok eğlenmiş. Gece eve getirebildik ancak. Çarşamba günü Arda bize geldi, bütün gün çok eğlenerek oyun oynadılar, hatta Arda gece bizde kaldı. Gece 1'e doğru ancak uyudular. Bugün de şu ana kadar oyunla geçti. Birazdan Arda gidecek. Gelecek hafta da burdalarmış, yine birlikte program yapacağız. Arda ile Ateş çok iyi anlaşıyorlar, sürekli gülüyorlar, birbirlerini hiç gıcık etmiyorlar. Çok iyi bir arkadaşlıkları var.

Cuma, Temmuz 24, 2015

Temmuz tatilleri-3

İzmir'den ayrılıp Çeşme'ye gittik Figenler'in yanına. Figen'in oğlu Sarp'la Ateş tabi hemen oyunlara başladılar. Çeşme'de boool bol yemek yedik (kumru, dost pide vb). Ertesi gün Belgin de bize katıldı ve 5 kişilik bir ekip olduk. O gün denizde vakit geçirdik. Ateş hayatının en bol midye dolmasını yedi. Ertesi gün önceden planladığımız şekilde Sakız Adası'na gittik. Deniz otobüsüyle hızlıca vardık. Orda günlük bir tura katıldık. Rehberimiz yıllardır orda yaşayan bir Türk'tü. Önce Mesta köyüne gittik. 1400'lü yıllardan bugüne gelen taş evler, daracık taştan sokakları ile çok güzel bir yerdi. Sonra deniz kıyısında salaş bir balık lokantasında öğle yemeğimizi yedik. Ateş barbun yedi, ızgara pişirilmiş kalamarı da çok beğendi. Ayrıca vantuzlarıyla pişirilmiş ahtapot da nefisti. Sonra Pyrgi kasabasına gittik. Burası evlerin üstündeki (sıva ve kirecin oyulmasıyla yapılan) geometrik desenleriyle ünlü ve UNESCO korumasına alınan bir kasabaydı. Çok ilginçti. Bu arada otobüsle yolculuk yaparken etrafımız tamamen sakız ve daha az olarak da zeytin ağaçlarıyla kaplıydı. Bir sonraki durağımız turistlere göstermek amacıyla ayrılmış sakız ağaçlarıydı. Rehberimiz aktif olarak o işi yaptığı için bize hepsini ayrıntılarıyla anlattı. Sakız ağacını önce çizdiklerini, içinden sakız damladığını ve sonra katılaşan sakızın toplandığını öğrendik. Hatta damlayan sakızı gözümüzle de gördük. Sonra limana döndük ve biraz etrafta dolaştık. Aynı deniz otobüsüyle Çeşme'ye döndük. 

Bir sonraki günü öğlene kadar evde geçirdik. Kızma birader oynadık bol bol. Figen, Sarp, Ateş ve ben biraraya geldiğimizde bu oyunu oynamak klasikleşti artık. Çocuklar çok eğleniyorlar. Öğleden sonra hep birlikte çıkıp deniz kenarında son bir kumru daha yedikten sonra Ateş'le ben dönüş yolculuğuna çıktık. İzmir havaalanına ve sonrasında da evimize döndük. Bir macera daha böyle sona erdi.

Temmuz tatilleri-2

Tekneden dönüp evde yalnızca üç gün geçirdikten sonra Ateş'le ben bu sefer İzmir yollarına düştük. Tam da Ege'nin doğumgününde orda olduk. Anneanne, dede, biz, Ege'nin amcası ve onun eşinin katıldığı bir aile doğumgünü oldu Ege'nin. Böylece iki yaşını bitirdi minnoş. Annesi geçen seneki (bizim maalesef katılamadığımız) tully temalı doğumgününden sonra bu sene bir aile doğumgünü planlamış. Çok güzeldi herşey. Pastası da Ege Bey'in favorisi olan motorlu araçlarla süslenmişti. Biz hediye olarak artık yaşının geldiğini düşündüğümüz hot wheels araba yolları ve arabalar aldık. Gerçekten çok sevdi. Sürekli tekerlerini döndürüp durdu. 

Ertesi gün hava sıcak olduğu halde biraz Konak, Kemeraltı, ve tarihi asansörü gezmek ve Ateş'e göstermek amacıyla yollara çıktık. Konak'ta saat kulesinin önünde epeyce zaman geçirdik. Çünkü hem yanımızdaki büyük erkek çocuk Ateş, hem de minik erkek çocuk Ege bol bol kuşları yemlediler. Ara ara oturup dinlenerek kemeraltındaki bazı dükkanları dolaştık. Çok güzel bir köfte piyaz yedik. Üstüne Mennan adında bir pastanede tatlı ve dondurma yedik. Ateş, dondurmalı kazandibi yedi ve çok beğendi. Sonra sıcaktan perişan olduğumuz için taksiyle asansöre gittik. Üstteki cafede oturup biraz dinlendik ve yorgun argın eve döndük. 

Bir sonraki gün Urla'ya gittik. Pelin'in arkadaşlarıyla buluştuk, dönüşte balık ve balıklıova un kurabiyelerinden aldık. Boool bol yedik. Bir sonraki gün beşe kadar evden çıkmadık, sıcak nedeniyle. Ege öğle uykusundan uyanınca doğal yaşam parkına gittik. Ege fil ve kaplumbağadan sonra annesini zorla oyun parkına götürdü, onlar hep orda kaldılar. Ateş'le ben bütün parkı gezdik. İnanılmaz şekilde hemen hemen bütün hayvanları, hem de hareket halindeyken gördük. Fotoğraflar çektik. Akşam yurtdışında dans festivalinde olan Nisan geldi. Hemen Ateş'le oyuna başladılar. Ertesi günü akşama kadar evde geçirdik. Biz dinlendik, çocuklar oynadı. Akşamüstü Çeşme'ye doğru yol çıktık.

Temmuz tatilleri-1

Bu sene çok tatil yaptık, yapacağız, çok şükür. Okul kapandıktan sonra denizde vakit geçirdik. Sonra temmuz başında arkadaşlarımızla birlikte toplam 5 aile B.... koylarında nefis bir tekne tatili yaptık. Toplamda 7 çocuk vardı farklı yaşlarda. Biraz daha büyük iki genç kız dışında dört erkek ve bir kız çocuğu olarak inanılmaz eğlendiler. Bir haftalık turda aynı tekne içinde çocuğumu görmedim desem yeridir. Ya denizde kudurdular, ya da güneşten kaçılacak zamanlarda tekne içinde kart oyunu vb. oynadılar. Çok çok eğlendi Ateş. Sık sık bu tatili ne kadar çok sevdiğini söyledi. Son üç senedir gittiğimiz yurtdışı tatillerini de çok seviyor, ama bu tatil farklı bir klasmandaydı. Bir kere hiç yürümek yoktu, yorulmak yoktu, terlemek yoktu. Hep oyun vardı. Teknedeki büyük masaya hep birlikte oturup günde dört öğün (ikindi de var) yemeklerimizi yedik. Geceleri dışarda uyuduk. Bir hafta inanılmaz bir hızda geçti. Ateş, daha önceki senelerde bu gruba katılmadığımız için söylendi. Çocuklar için olduğu kadar büyükler için de çok keyifliydi. İnşallah bundan sonraki senelerde de gidebiliriz. 
Lilypie Kids Birthday tickers