Cuma, Eylül 29, 2006

Giysisinin İçinden Çıkanlar






Oğluma bişeyler oldu. Ne bulursa giysisinin içine atıyor. Fotoğrafları dün akşam çektim. O sırada giysisinin içinde bir araba vardı. Bezinin tam önünde duruyor. Garip bir görüntü oluşturuyor. Bu akşam da minik mumlukları attı içine. Haa bir de bu akşam kucağımdayken kendi kendine öptü beni, süperdi, hihihiii..

Perşembe, Eylül 28, 2006

Burun delikleri


Ateş, muzur babası sayesinde burun deliklerini keşfetti. Şimdi ikide bir parmakları benim burnumda ya da kendi burun deliklerini genişletiyor. Artık söylediğimiz herşeyi anlıyor. Abartı değil, gerçekten anlıyor. Çok güzel "baba" diyor. Gıcık, anne demiyor. Elimden tutup sürekli odasına götürüyor, sonra çekip yere oturtuyor, birlikte arabaları birbirine çarptırıyoruz.
Çekirdeksiz üzümü çok seviyor. Saplarından ayırıp önüne bir tabakla koyuyorum. Kendisi yiyor. Ama geçenlerde bir akşam hepsini kaloriferle duvar arasındaki incecik boşluğa attı. Benim ellerim de sığmıyor, şimdi onlar orda kuru üzüm olacaklar heralde.
Unutmadan yazmam gereken bişey daha var: Son günlerde herşeye ama herşeye el sallıyoruz. Araba mı gördük, meraba arabaaa; ya da kuş mu uçtu, meraba kuuş. El sallamaktan yorgun düşüyoruz.

Pazartesi, Eylül 25, 2006

Lunaparkta...

Önce uçağa bindik. Ben ve Ateş bir uçağa, Cengiz ve Kaan karşı uçağa olmak üzere yerleştik. Onlar hep tepede kaldılar. Biz hep yerde gittik. Hiç havalanmadık. İlgiyle etrafı seyrettik.

İkinci sırada atlıkarınca vardı. Bizimkiler gördüğünüz arabaya binip direksiyon çevirdiler.

Sonra iki tur çarpışan arabalara bindik, ama seyir halinde fotoğraf çekmek mümkün olmadı. Sonra mini atlıkarınca gibi bişeye (!) rastladık, onda da tabi ki helikoptere bindiler.

Dönmedolapta 4 tur attık. Sürekli evimizin önünden geçen helikopteri park halinde görebildik yüksekten. (Aaa Güliz'in eski evi görünüyor burdan) (Aaa bizim ev de görünüyormuş) Yine iki tur olmak üzere tırtıla bindik. Son kez tekrar uçakla olayı kapattık. Kaan'ın ilk dişi düştü. Eve dönünce uçak akrobasi takımının gösterisini seyrettik. Eğlenceli bir gün oldu.

Cuma, Eylül 22, 2006

Banyo

Dün akşam Ateş, "düu" diyerek bana poposunu gösterdi. Bir baktım ki kaka yapmış. Her zaman ya yüz ifadesinden ya da kokudan kaka yaptığını hemen farkederdim. Bu sefer kendisi anlattı derdini. Zaten banyo zamanımız da gelmişti. Popoyu temizleyip banyoya girdik. Ama banyoya girmeden önce, banyo yaparken ve çıkarken yine olayı fotoğraflamadan duramadık.
Not: Dün akşam dediğime bakmayın, erişim yavaşlığı nedeniyle birkaç gündür hazırlamaya çalıştığım bu postu ancak bugün gönderebiliyorum. Bundan hemen sonra lunapark fotoğraflarımız gelecek. Az sonra....

Perşembe, Eylül 21, 2006

Ateş pilav yerken


Dün akşam yemekte sebzeli tavuk, şehriye pilavı ve zeytinyağlı barbunya vardı. Ateş de bizimle birlikte sofraya oturdu her zamanki gibi. Mama sandalyesindeydi dün akşam ama bazen sofraya oturmak deyiminin tam anlamını vererek direk masanın üzerine de oturuyor. Akşam ben yemeğini bir miktar yedirdim, sonra kendisi yemek istedi. Ben de eline kaşığını verip önüne de pilav tabağını koydum. Gördüğünüz gibi süper görüntüler oluştu. Benim yedirdiğimden çok daha fazlasını kendi başına yedi. Gerçi lokmanın yarısı kaşıktan dökülüyordu ama olsun. Ayrıca kürdana batırıp önüne koyduğum barbunyalardan da (sol elinde) yedi. Bu arada mama sandalyesi, üstündeki birçok oyuncak, kendi üstü başı ve yerler battı ama hiiiiç önemli değil. Harika yemek yedi oğlum. Bana da fotoğraf çekmek kaldı.
Not: Üçüncü fotoğrafta tabakta pilavın içinde duran kurbağaya, oyuncak arabanın üstündeki şehriyeye, ellerdeki yağa dikkat.

Pazartesi, Eylül 18, 2006

Bir Cumartesi Daha Böyle Geçti....

Sabah pencereden helikopteri seyrettikten sonra anneyi kızdırıp eğlenmek için ayakkabılarla oynanır.

Öğleden sonra gittiğimiz Güliz'in yeni evinde, evin 6 kedisinden biri olan Milu'yla oynanır. Bize pek yanaşmayan diğer kedicikler kovalanır. Güliz blogumuzun en sıkı izleyicilerinden biri, Gülizcim yeni evinde kediciklerinle birlikte güle güle otur, biz sık sık ziyarete geliriz.

Ayrıca Milu'ya elindeki börekten yedirilir.

Akşam Yavuz'la Banu'nun terasına gidilir, orda akşam karanlığında mavi ışıkla nasıl canavar olunacağı gösterilir. Gece baygın şekilde uyunur.

Perşembe, Eylül 14, 2006

Diş fırçasıyla neler yapılabilir?





Aslında bunların yanısıra diş fırçasıyla bir de saçlarımızı tarıyor. Onu çekemedim ama canlandırmak hiç de zor değil, değil mi?

Lilypie Kids Birthday tickers