
Ateş, muzur babası sayesinde burun deliklerini keşfetti. Şimdi ikide bir parmakları benim burnumda ya da kendi burun deliklerini genişletiyor. Artık söylediğimiz herşeyi anlıyor. Abartı değil, gerçekten anlıyor. Çok güzel "baba" diyor. Gıcık, anne demiyor. Elimden tutup sürekli odasına götürüyor, sonra çekip yere oturtuyor, birlikte arabaları birbirine çarptırıyoruz. Çekirdeksiz üzümü çok seviyor. Saplarından ayırıp önüne bir tabakla koyuyorum. Kendisi yiyor. Ama geçenlerde bir akşam hepsini kaloriferle duvar arasındaki incecik boşluğa attı. Benim ellerim de sığmıyor, şimdi onlar orda kuru üzüm olacaklar heralde.
Unutmadan yazmam gereken bişey daha var: Son günlerde herşeye ama herşeye el sallıyoruz. Araba mı gördük, meraba arabaaa; ya da kuş mu uçtu, meraba kuuş. El sallamaktan yorgun düşüyoruz.
