Pazartesi, Haziran 28, 2010

Felaket Henry

Son günlerdeki favori kitabı bu Ateş'in. Tek bir kitap değil, bir seri. Felaket Henry çoook yaramaz bir çocuk. Bir dolu macerası var. İlk önce tesadüfen Felaket Henry Kitap Okuma Yarışması ve Felaket Henry Yatıya Gidiyor ile başladık. Kitap okuma yarışmasında bütün sınıfın kitap okuyup özet çıkarması gerekiyor. Henry ise okumak yerine uyduruyor. Uyduruk özetler yazıyor.
Fare kasabaya gidiyor (özeti: farenin kasabadaki nefes kesen maceraları),
Fare köye gidiyor (özeti: farenin köydeki nefes kesen maceraları),
Fare tuvalete gidiyor (özeti: farenin lazımlığıyla nefes kesen maceraları)
Çocuk ve Domuz
İki çocuk, bir domuz
İki domuz, bir çocuk
Çocuğumsu domuz
Domuzumsu çocuk
Bunları dinlerken Ateş kahkahalara boğuluyor. Gülmekten fenalık geçiriyor.
Bir başkası Felaket Henry'nin Donu: bunda da büyük hala Greta yaşlı bir kadın, Henry'yi kız sanıyor ve ona fırfırlı, pembe, kalp ve gökkuşağı desenli bir don gönderiyor. Felaket Henry onu okula giderken yanlışlıkla giyince bir dolu komik olay oluyor. Ateş'in bunu dinlerken gülmekten gözlerinden yaşlar geliyor.
Uyumadan önce okumak için çok iyi bir seçenek mi bilmiyorum, çünkü çocuğun uykusu varsa da gülmekten açılıyor. Ama çoook severek dinliyor, gece yatağa daha da severek gidiyor.

Cuma, Haziran 25, 2010

Arkadaşlar

Ateşkonun 1-2 sene önceki ev bağımlılığından eser kalmadı. Son zamanlarda nerdeyse hiçbir akşamı evde geçirmedik, gündüz okula gidiyor, haftasonu da deniz kenarına, ama hiiiiç şikayetçi değil. Cengiz de ben de şaşırıyoruz onun bu haline. O kadar alışmıştık ki "evimize gideliiiiiiim" diye mızıldanmalarına. Şimdi nereye gidelim desek, hemen hazırlanıyor ve çıkıyoruz. Bunda en önemli etken herhalde arkadaş olayı. Arkadaşları olunca çok keyifle oyun oynuyor. Biz Ateş'in canının sıkılacağı bir yere zaten gitmiyoruz. Gittiğimiz yerler genelde açık hava ve bol arkadaşın olduğu yerler. Dolayısıyla ev problemimiz kendiliğinden ortadan kalktı.
İki hafta önce Ozan ve İpek'in aileleri geldi. Çocuklar çok eğlendiler. Geçen hafta biz İpeklere gittik. İpek'le odasında d.udak.tan d.uda.ğa öp.üş.müşler. Ateş du.daktan öp.üş.tüğü iki kıza aş.ıkmış. Biri Koza, öbürü de İpek'miş.
Dün akşam da, Eliz ve Günce ile Bilge-Denizlerin aileleri geldi. Ateş Eliz'i zaten çok seviyor, o gelecek diye çok sevindi. Eliz'le Ateş'in fotoğrafını çekmek istedim. Eliz 11 yaşında, haliyle Ateş'den epeyce uzun. Yine de Ateş bir elini Eliz'in omzuna atarak poz verdi, bizi gülmekten öldürdü (tabi ona belli etmeden). Ayrılırken Eliz'i öptü, sonra "keşke Eliz de beni öpse" dedi. Bunun üzerine kahkahalar arasında Eliz de onu öptü. Bu sabah "dün akşam çok eğlendim, keşke hiç bitmeseydi" dedi.
Belki unuturum diye buraya yazıyorum, aslında okulundaki arkadaşları onun için en kıymetli arkadaşlar. Ne de olsa bütün vakitleri birlikte geçiyor. Okuldaki doğumgününde bir yanına Mehmet Eren, bir yanına Cem oturmuştu. Bizimki ellerini iki arkadaşının omzuna koyarak "işte benim en iyi dostlarım" dedi, beni bitirdi.

Perşembe, Haziran 24, 2010

Yemek

Eski yazılarımdan birini okudum da tesadüfen, Ateş'in hiç taze fasulye yemediğini ve bu nedenle bizim evde pişirilmediğini yazmışım. Son 1-2 senedir Ateş'in yeme alışkanlıkları çok değişti. Taze fasulye şimdi en sevdiği yemeklerden biri. Ayrıca kabak yemeği, aklıma gelmeyen birçok sebze yemeği, baklagiller, tabi ki makarna, pilav, köfte de sevdiği yemekler arasında. Ama 1-2 sefer dışında bonfile şeklinde kırmızı et hiç yemedi. Sevmiyor. Belki daha sonra sever, ya da hiç sevmez, bilmiyorum. Ama demir ihtiyacını en iyi karşılayabilecek besinlerden biri olduğu için en azından köfte şeklinde yedirmeye çalışıyorum. Okulda hiç yemek seçmiyormuş, bütün yemekleri severek yiyormuş.
Yemekten bir süre sonra meyve yiyoruz evdeysek. Evde abur cuburu çok azalttık. Biz iştahlı bir aileyiz. Kurabiye, tatlı, pasta, kuruyemiş, çikolata gibi şeyleri çok severek yiyoruz. Ateş de çok olmamakla birlikte yiyordu. Ama artık bütün abur cuburu kaldırdım, özel bir durum olmadığı sürece kurabiye, tatlı, pasta yapmıyorum artık. Çünkü üçümüz için de çok zararlı. Oğlumun çevrede çok gördüğüm kilolu çocuklardan olmasını hiç istemem tabi ki.

Pazartesi, Haziran 21, 2010

Gösteri

Fotoğrafı tarayıcıdan geçirince renkleri soldu, ama orjinali harika. Ateş'in okulunun geçen pazar yıl sonu gösterisi vardı. Ateş ve sınıfı 5-6 gösteride çıktılar. Bizimki, görüldüğü gibi rock yıldızı, aşçı, dansçı, merenge gibi gösterilerle kılıktan kılığa girdi. Çok güzeldi gösteri. O gün onun günüydü. Abi, baba ve ben birlikte izledik. Hem abisi, hem de kendi hastaydı, ama yine de tam performans sergiledi. Artıııık Ateş 6 yaş sınıfı. Okulda bu sınıfa hazırlık sınıfı diyorlar. Ayrıca daha önce yazdığım gibi, okul daha büyük ve güzel bir yere taşınıyor. Bizim sabah ve akşam yolumuz epeyce uzayacak ama olsun. Hem 1. sınıfa başlayınca çok daha uzak bir mesafeye servisle gidecek, alışmış olur biraz.
Bu hafta son okula gidiş haftası. Gelecek haftadan itibaren o da tatile giriyor. Burdaysak ablasıyla evde kalacak, ki iple çekiyor. Biz de izinliysek zaten hep beraber deniz kenarında olacağız. Zaten artık her haftasonu gidiyoruz. Bu haftasonu denizden hiç çıkmadı diyebilirim, bütün vücudu buruş buruş olmuştu. Etrafta yüzme kursu araştırdık, hiçbiri bizim isteklerimize uymadı, babası da kendi öğretmeye karar verdi. Babası Ateş'in çok iyi bir öğrenci olduğunu, çünkü söylenenleri çok iyi dinleyip uyguladığını söylüyor. İki haftadır tek kollukla yüzme, kollukla derin denize atlama, yüzme tahtasıyla yüzme gibi dersler yaptılar.
Geçen hafta tenis dersine de başladı Ateş. Çoooook eğlendi. Kendi deyimiyle hiç bitmesin istemiş. Sınıfından Mehmet Eren'le birlikte başladılar. Şimdilik keyfi yerinde.

Perşembe, Mayıs 27, 2010

İyi ki doooğdun Aaaaateeeeeş

Canım oğlumun doğumgünü bugün. 5 yaşını bitirip 6. yaşına girdi. Çooooook mutluyuz, nice nice mutlu, sağlıklı, huzurlu, neşeli yılları olsun Ateşkomun. Kendi deyimiyle artık bugünden itibaren "tatlı" değil, "yakışıklı" olacakmış. Büyümüş ya, büyükler tatlı olmazmış, yakışıklı olurmuş.
Ateş'in doğumgünü bu sene de yine k.utlu doğum haftaları gibi oldu. Geçen hafta Pelin Teyzesi, anneannesi ve dedesi geldiler, hatta gittiler bile. İlk kutlamamızı onlarla yaptık. Onlar burdayken keyfi çok yerindeydi Ateş'in. Etrafta sürekli onunla oyun oynamaya can atan birileri olunca hep oyun oynadı. Pelin teyzesiyle bankamatikli monopoly, dedesiyle koridorda futbol oynadı bol bol. Giderken Pelin teyzesi, "telefonda konuşuruz Ateş" deyince, ona "ama telefonda oyun oynayamayız ki" dedi. İlk kutlama için GS'li pasta seçti.
İkinci kutlamamızı bugün okulda yaptık. Fotoğraftaki yılanlı pastayı beğendi Ateş. Sınıf arkadaşları için küçük hediye paketleri hazırladık. Üzerinde Ateş yazan kurabiyeler pişirdik. Sadece sınıf arkadaşlarına yaptığımız kurabiyelerin üzerinde çocukların kendi isimleri yazıyordu. Diğer bütün kurabiyeler "Ateş" diye damgalandı. Önce dans yarışmaları, oyunlar, eğlenceler, üzerine de pasta ile çok güzel bir kutlama daha yaptık.
Üçüncü ve bu seneki son kutlamamızı bu sefer bizim arkadaşlarımızla cumartesi sabahı yapacağız. Ateş'in abisiyle ortak kutlaması olacak.

Pazar, Mayıs 16, 2010

Bugün

Çooook eğlendi Ateş. Bir okulun deniz kenarındaki kampüsünde düzenlenen uçurtma şenliğine gittik. Ateş'in sınıfındaki çok sevdiği arkadaşı Koza da tesadüfen ordaydı. Ateş hem onunla, hem arkadaşlarımızın çocuklarıyla, hem de orda tanıştığı çocuklarla çok güzel oynadı, çok eğlendi, çok zıpladı, çok baloncuk yaptı, çok kirlendi. Ama nasıl kirlenmek, gözlerinin çevresi, kulaklarının içi bile toprak olmuştu. Bunlar yetmedi, İpeklerin yakındaki evlerine gittik ordan çıkınca. Bir dolu çocuk bu sefer evde ve bahçede oynadılar. Ateşko yine çıldırdı, güldü, eğlendi, koştu, tırmandı. Nefis bir gün geçirdi. Akşam eve dönerken yolda uyuyakaldı. Şimdi yatağında mışıl mışıl uyuyor. Neyse ki, İpeklerde banyo yaptırmıştım.

Cumartesi, Mayıs 15, 2010

Bugün

Çok yaramazdı Ateş. Abisinin okulunda bir köpek gösteri günü düzenlenmişti. Gittik, bahçede güzel bir gün geçirdik aslında. Ama Ateş'in günün sonuna doğru sıklığı artan yaramazlıkları yüzünden eve döndüğümüzde sinir içindeydim. Benim bütün gün yaptığım uyarıları hiç dinlemediği için, ben de şimdi onun benden istediklerini yapmıyorum. Banyoda kendi kendini yıkamasına (son 3 gündür ben yanında duruyordum, o kendini yıkıyordu) izin vermedim. Bir de koridorda futbol oynamak istediğinde reddettim. Neden reddettiğimi de kendisine anlattım, umarım anlamıştır minik yaramaz.
Lilypie Kids Birthday tickers