Dün akşam Pelin Teyze geldi. Ateş pek bir keyifli. Eve gelir gelmez Pelin teyzesine diplomasını gösterdi. Sonra yılsonu gösterisindeki fotoğrafları ve videoları gösterdik. Diploma törenini izlerken onun bile gözleri doldu. Sabah Ateş gayet aktif şekilde uyandı. Gözünü açar açmaz Pelin teyzesinin yatağına koştu. Kahvaltı hazırladık ve beraber kahvaltı yaptık. Ateş tahin pekmez karışımı hazırladı ve ekmeğini batırarak güzelce yedi. Şimdi onları evde bırakıp işe geldim. İşten sonra da gidip onları alacağım, beraber dışarda biraz vakit geçireceğiz. Yarın da 8 gün kalmak üzere denize gidiyoruz.
Ateş son zamanlarda inanılmaz bir oyun kurucu oldu. Hemen her konudan kendine oyun çıkarabiliyor. Araba yolculuğu sırasında bile yol kenarına, ağaçlara vs. bakarak level level oyunlar kuruyor. Her oyununun birkaç dünyası, onların içinde çok sayıda level'ı oluyor. Kendi kendine ya da arkadaşlarıyla bu oyunları oynuyor. Bu bizim çok hoşumuza gidiyor.
Perşembe, Ağustos 25, 2011
Perşembe, Ağustos 18, 2011
Can sıkıntısı
Son günlerde Ateş'in canı sıkılmaya başladı. Bu yaşına kadar en azından evde canı hiç sıkılmıyordu. Bir şekilde oyalanıyordu. Ancak bu yaz ilk kez gerçekten evde sıkılmaya başladı. Bazen sabah gözünü açar açmaz sıkılmaya başladığını söylüyor. Evde onu oyalayacak çok şey var aslında. Ama eskisi kadar mutlu değil evde. Haftasonları ve bazen haftaiçi de deniz kıyısına gidiyoruz, ama orası da Ateş için ev gibi. Neyse önümüzdeki haftanın ortasında Pelin teyze geliyor. Ateş de, abisi de heyecanla bekliyorlar onu. Sonra hep birlikte bayram tatilini geçirmek üzere denize gideceğiz. Ordan döndükten birkaç gün sonra da Ateş'in okulu başlayacak zaten. Yani bu yazı atlattık. Ama gelecek yaza kesinlikle tatil, yolculuk, gezi ve aktiviteler planlayacağım.
Perşembe, Ağustos 11, 2011
Abur cubur
Şimdiye kadar Ateş'e kısıtlama getirdiğim herhalde tek konu abur cubur idi. Sağlıklı beslenmesine bu kadar özen gösterirken (iki senedir bütün yiyeceklerimizi Pınar Hanım'dan alıyorum, daha önce de başka yerlerden getirtiyordum, herşeyi mevsiminde, taze ve sağlıklı hazırlamaya çalışıyorum, arkadaşlarım benimle dalga geçiyorlar) ne oldukları belirsiz bazı zararlı şeyleri yemesini tabi ki hiç istemedim. Onun dışında televizyon ya da bilgisayar oyunu gibi konularda kısıtlama yok, zaten belki de bu nedenle onlara düşkünlüğü de yok. Ancak abur cuburda öyle bir hale geldik ki, ne hediye alsak, bir paket cips kadar sevindirmedi onu. Etrafta cips yiyen birini görünce hayran hayran bakmaya başladı. Neyse babasının ve bir arkadaşın önerisiyle yaklaşık 1 ay önce abur cuburu serbest bıraktım. Yasak olana aşırı ilgi oluyor. Kendisine bunu bildirdik, tabi ki büyük sevinçle karşıladı. Zaten tatlılarla çikolatalarla çok da fazla ilgisi yok. Esas olay cips. Neyse o günden beri sık sık ve çok miktarda cips yiyor. Çooook keyif alıyor. Bunun zaman içerisinde bir doygunluğa ulaşmasını umuyorum. Sanki son zamanlarda biraz biraz doygunuk oluyor gibi. Bazı paketleri yarım bırakmaya başladı. Bakalım önümüzdeki günlerde neler olacak...
Çarşamba, Ağustos 10, 2011
Ölüm Korkusu
Ateş'te son zamanlarda yaşıyla uyumlu şekilde bir hafif bir ölüm korkusu gelişti. Bunu daha önce okumuştum. 6 yaş civarında çocuklar ölümü farketmeye başlıyorlar, genellikle de bir korku gelişiyor. Ateş de, babasının ve benim, özellikle de benim ölmemden çok korkuyor. Bazen geceleri rüyasında görüyormuş (Bunda araba yolculuklarımız sırasında ara ara sıkılarak yol kenarındaki mezarlıkları babasıyla birlikte ziyaret etmesinin de katkısı olabilir). Ben de ona anlatmaya çalışıyorum. Bu sabah ona; kimsenin ne zaman öleceğini bilmediğini, ancak benim de babasının da çok yaşlanıncaya kadar ölmeye hiç niyetimizin olmadığını, hastalanmamak ve sağlıklı olmak için kendimize iyi bakmaya çalıştığımızı anlattım (babasının sigara alışkanlığı haricinde). O zaman rahatlayarak kendi 100 yaşına geldiğinde benim kaç yaşında olacağımı sordu. Aslında kendi ölümünden de korkuyor, anne ben sağlıklı besleniyorum değil mi, ara sıra cips yemekten birşey olmaz değil mi, diye sordu. Tabi ki olmaz, diyerek onu rahatlattım. Umarım bu korku yakında geçecektir.
Pazartesi, Temmuz 25, 2011
Denize Atlama
- Ateş cumartesi itibariyle, abisinin yardımıyla denize atlama olayını tamamen çözdü. Artık iskeleden, dubadan, her yerden, kafası tümüyle sulara gömülecek şekilde atlıyor. Ayrıca rahatlıkla dalarak yüzüyor. Denizin içinde bacaklarımızın arasından dalarak geçiyor. Çok da keyif alıyor. Bu işi de hallettiğine seviniyorum. Haftasonu hem abisiyle çok güzel oynadılar, hem de dün gelen okuldan iki arkadaşı Mehmet Eren ve Yağız'la oynadı. Evi özlemiş bir şekilde döndü, şimdi evde.
- Orda Toprak Efe'yle birlikte onların odasında gizlice haribo yerken Toprak Efe'nin annesine yakalanmışlar. Annesi, neden haber vermeden yediklerini sormuş. Ateş de Toprak Efe'ye dönerek "Yaa Toprak Efe keşke haribonun kutusunu atsaysın, böyle yakalanmazdık" diye çıkışmış. Çooook güldük buna.
- Akşam eve dönüş yolculuğunda ilerde seçebilecekleri meslekleri konuşurken, Ateş şimdilik doktor ya da öğretmen olmak istediğini söyledi. Sonra köpek gezdirmenin meslek olup olmadığını sordular. Meslek olduğunu duyunca Ateş listesine onu da ekledi. Babası eğlenceli bazı mesleklerden bahsedince aralarından bazılarını beğendi ve "lunapark görevlisi olmak da iyi fikirmiş" dedi. Ayrıca abisi de Ateş de fotoğrafçılık da yapmak istiyorlarmış.
Cumartesi, Temmuz 23, 2011
Ateş'in İstekleri
Ateş bugün çok sıkıştığı bir anda, "şu anda en çok istediğim 4. şey çişimi yapmak" dedi. Ben de doğal olarak ilk 3 şeyi sordum. Şöyleymiş:
1. Kral olmak
2. Hiç yaşlanmamak ve ölmemek
3. Sihirbaz olmak.
1. Kral olmak
2. Hiç yaşlanmamak ve ölmemek
3. Sihirbaz olmak.
Çarşamba, Temmuz 20, 2011
Tatile Devam
Tatile devam ediyoruz. Yani Ateş ediyor. Biz de kısa aralıklarla ona eşlik ediyoruz. Hayatından gayet memnun. Sabah istediği saatte (genelde 7.30 civarı) kalkıyor. Evdeysek televizyon izliyor, oyun oynuyor, keyif yapıyor canının istediği gibi. Denizdeysek, kumda oyun oynuyor (çoook seviyor bunu), birlikte denize giriyoruz, yüzüyor, eğleniyor, gece yatmadan önce televizyon seyrediyor. Her koşulda geç yatıyor.
Geçen hafta içinde bir gün çok isteyerek benim işyerime geldi. Önce öğlen onun sevdiği bir cafede birlikte yemek yedik. Sonra işyerime geldi, birlikte laboratuvarları gezdik. Mikroskopta hücreleri inceledi. Elektron mikroskopta 12000 kez büyütülmüş hücreyi ve organellerini gördü. Organellerin ne işler yaptığını anlattım ona. Sonra odamda bilgisayarla oynadı. Bol bol konuşup gevezelik yaptı. Sonra da birlikte playlande gittik, atlama zıplama yerinde sırılsıklam olana kadar zıpladı. Biraz da alışveriş yapıp döndük. Denize gittiğimizde Ateş'in ve abisinin kuzenleri Lal ve Alp'le onların kuzenleri Şan ve Sim gelmişti. Bazen birlikte, bazen ayrı ayrı oynadılar. Tam bizim döneceğimiz gün Kaan'la Şan tartıştılar, birazcık küs ayrıldılar, birbirlerini çok sevmişlerdi, bu sene biraz ayrı düştüler.
Ateş yarın da babasının işyerine gidecek, bir de sürekli burnunun üzerine düşen gözlüğünü değiştirecekler.
Geçen hafta içinde bir gün çok isteyerek benim işyerime geldi. Önce öğlen onun sevdiği bir cafede birlikte yemek yedik. Sonra işyerime geldi, birlikte laboratuvarları gezdik. Mikroskopta hücreleri inceledi. Elektron mikroskopta 12000 kez büyütülmüş hücreyi ve organellerini gördü. Organellerin ne işler yaptığını anlattım ona. Sonra odamda bilgisayarla oynadı. Bol bol konuşup gevezelik yaptı. Sonra da birlikte playlande gittik, atlama zıplama yerinde sırılsıklam olana kadar zıpladı. Biraz da alışveriş yapıp döndük. Denize gittiğimizde Ateş'in ve abisinin kuzenleri Lal ve Alp'le onların kuzenleri Şan ve Sim gelmişti. Bazen birlikte, bazen ayrı ayrı oynadılar. Tam bizim döneceğimiz gün Kaan'la Şan tartıştılar, birazcık küs ayrıldılar, birbirlerini çok sevmişlerdi, bu sene biraz ayrı düştüler.
Ateş yarın da babasının işyerine gidecek, bir de sürekli burnunun üzerine düşen gözlüğünü değiştirecekler.
