Yine güzel ve hareketli bir haftasonu oldu. Cuma akşamı Ateş'in sınıfından Berke ve ailesi bize geldiler. Çocuklar hareketli bir şekilde oynarken, biz de çok güzel sohbet ettik. İyi vakit geçirdik. Cumartesi günü öğlen evden çıkıp yürüyerek yakınlardaki bir müzeye gittik. Orda İpeklerle buluşup müzeyi gezdik. Ateş boool bol fotoğraf çekti. Bugünkü fotoğrafçılık kulübüne götürdü fotoğraflarını. Sonra bir oyun parkına gittik. Ateş İpek'le birlikte parkta oynarken, biz de termosta götürdüğümüz kahve ve kurabiye ile keyif yaptık. Akşam abiyi de alıp İpeklere gittik. Yedik, içtik, konuştuk, eğlendik.
Pazar öğlene doğru arkadaşlarımızla sözleştik, deniz kenarında tarihi bir kaleyi gezmek üzere buluştuk. Çocukların çok aktif katılımıyla tırmana tırmana gezdik, daracık merdivenlerden surların üzerine çıktık. Ben her zamanki gibi çocuklara rehberlik yaptım. Bu yorucu aktiviteden sonra kaçınılmaz olarak yakın bir yerde yemek yedik. Çocuklar çok eğlendiler. Çok güzel bir gündü. Akşam eve döndüğümüzde çocuklar Aylinlerin verdiği bahçe limonlarıyla nefis bir limonata yaptılar.
Ateş cuma akşamından ödevini bitirdiği için çok rahattı. En önemli şeyi unuttum. Ateş ara karne aldı. İngilizce sözlü anlatım becerisi iyi, diğer bütün maddelerde çok iyi almış. Biraz İngilizce işine ağırlık vermeye karar verdik. Sınıf öğretmeni, Ateş hakkında hep söylediği olumlu şeyleri yazmış. Hem derslerinde, hem de davranışlarında çok iyi olduğunu yazmış Ateş'in. Bununla da gurur duyduk.
Pazartesi, Kasım 28, 2011
Çarşamba, Kasım 23, 2011
Satış
Bugün okulda Ateş'in sınıfının yardım amaçlı pasta satışı vardı. Biz dün akşam Ateş'le birlikte fotoğraftaki kurabiyeyi yaptık, bonibonlu brownie kurabiyesi. Ben kurabiyeyi hazırladım, Ateş de bonibonları dizerek süsledi. Bugün satış için ben de okula gittim. Başka annelerle birlikte çocuklara satış yaptık. Her tenefüste bir yığın çocuk geldi masanın başına. Ateş'le okulda olmak ve onun okul hayatını gözlemek çok güzeldi. Tenefüslerde arkadaşlarıyla nasıl kudurduğunu gördüm, öğlen yemeğini nasıl yediğini, yemek masasındaki arkadaşlarını gördüm. Çok karışan dolabını düzelttim. Öğretmeniyle sohbet ettim, başka annelerle sohbet ettim. Çok güzeldi, çok keyifliydi.
Alttaki fotoğrafta da Ateş'in babasıyla yaptığı 3 boyutlu yelkenli yapbozu görülüyor.
Alttaki fotoğrafta da Ateş'in babasıyla yaptığı 3 boyutlu yelkenli yapbozu görülüyor.
Pazartesi, Kasım 21, 2011
Haftasonu
Haftasonumuz güzel geçti. Cuma akşamı, Ateş'in anaokulu arkadaşlarından Mehmet Eren'lere gittik, Kozalar ve Yağızlar ile birlikte. Mehmet Eren'in kardeşi Ali Emre de onlara dahil olunca dört erkek çocuk iyice şımarıp kudurdular. Koza onların şiddet içerikli oyunlarına bulaşmadı tabi ki. Neyse, biz aileler olarak güzelce oturduk, keyifli sohbetler ettik. Hatta çocuklar başımızı şişirdiği için, onların okulda olduğu öğle aralarında buluşma kararı aldık. Eve döndüğümüzde Ateş kendi kendine kitap okuyup uyudu. Artık çok güzel ve akıcı okuyor.
Cumartesiyi evde geçirdik. Ben Ateş'in küçülen ve benim giymediğim kıyafetlerimizi ayırdım. Dolaplarımızı düzelttim. Ateş evde olmayı özlemişti, bütün gün ya oyun oynadı, ya da son zamanlarda favorisi olan küçük defterlerine yazılar yazdı. Ben dolapları toplarken bir yandan da eski Türk filmlerinden mavi boncuku dinliyordum. Ateş de yanıma gelip kahkahalarla bir kısmını izledi. Akşama abiyi alıp babaannelere gittik. Onların uzun süren bir tadilattan sonra yepyeni olan banyolarında ikisi de keyifle banyo yaptılar.
Pazar sabahını evde geçirip güzel bir kahvaltı yaptık. Öğlen evden çıkıp açık havada güzel bir yemek yedik. Sonra yine açık havada kahve keyfi yaptık. Bu arada Ateş'in arkadaşlarından Miray'ı, Alber'i ve Koza'yı gördük. Ateş onlarla ayrı ayrı kudurdu. Sonra bowlinge gittik. Cengiz 1., Kaan 2., Ateş sonuncu oldu. Çok eğlendik ve eve döndük. Akşam 9.30'dan sonra uyumak için benimle pazarlık yapan Ateş, 8.30'da kendi kendine uyuyakaldı.
Cumartesiyi evde geçirdik. Ben Ateş'in küçülen ve benim giymediğim kıyafetlerimizi ayırdım. Dolaplarımızı düzelttim. Ateş evde olmayı özlemişti, bütün gün ya oyun oynadı, ya da son zamanlarda favorisi olan küçük defterlerine yazılar yazdı. Ben dolapları toplarken bir yandan da eski Türk filmlerinden mavi boncuku dinliyordum. Ateş de yanıma gelip kahkahalarla bir kısmını izledi. Akşama abiyi alıp babaannelere gittik. Onların uzun süren bir tadilattan sonra yepyeni olan banyolarında ikisi de keyifle banyo yaptılar.
Pazar sabahını evde geçirip güzel bir kahvaltı yaptık. Öğlen evden çıkıp açık havada güzel bir yemek yedik. Sonra yine açık havada kahve keyfi yaptık. Bu arada Ateş'in arkadaşlarından Miray'ı, Alber'i ve Koza'yı gördük. Ateş onlarla ayrı ayrı kudurdu. Sonra bowlinge gittik. Cengiz 1., Kaan 2., Ateş sonuncu oldu. Çok eğlendik ve eve döndük. Akşam 9.30'dan sonra uyumak için benimle pazarlık yapan Ateş, 8.30'da kendi kendine uyuyakaldı.
Salı, Kasım 15, 2011
Son Kitaplar

Felaket Henry'nin yeni kitabı çıktı: Felaket Henry Banka Soyuyor. İçinde yeni öyküler var. İki akşamdır iki tanesini okuduk. Felaket Henry'nin gazete çıkardığı öyküde çok güldük.

Geçtiğimiz haftalarda "Tek mi, Çift mi" adlı kitabı bitirdik. Tek yumurta ikizi Jay ve Ray'in, okulu ve ailelerini kandırarak, okula sadece birisinin gitmesi, diğerinin evde kalmasını anlatan bir kitaptı. Yaklaşık 10 günde bitirdik.

Babasıyla birlikte bu kitabı bitirdiler. Bu bir serinin başlangıcıymış. Serinin devamını almak istiyorlar.

Felaket Henry'yi almadan önce bu kitaba başlamıştık. Aslında çok da güzel ve eğlenceli bir kitaptı, ama "Felaket Henry bu sefer ne yapmış" merakı ağır bastı. O biter bitmez buna döneriz. Daha okumadığımız birçok kitap var.
Cuma, Kasım 11, 2011
Günlük, Paten, Bisiklet
- Bayram tatili çok güzel ve çoğunlukla açık havada geçti. İki günü deniz kenarında geçirdik. Ateş için çok iyi oldu. Babasıyla birlikte paten ve iki tekerlekli bisiklet sürme çalışmaları yaptılar bol bol. İki tekerlekli bisiklet çalışmasını 1-2 kez daha yapmışlardı, ancak bu sefer çok daha iyi oldu. Sürmeye başlarken biraz zorlanıyor, ama bir kez başladı mı, gayet güzel devam ettiriyor. Babası arkasından koşuyor. Patende de hiç fena değil. Daha önceki yıllarda da birkaç kez kaymıştı. Şimdi de epeyce kaydı, ara ara düşmesine rağmen genelde güzelce kaydı. Ben bu aktiviteler sırasında düşecek diye korktuğum için onlara bakmıyorum, tepki vermemek için izlememeye çalışıyorum. Korktuğumu Ateş'e hiçbir şekilde belli etmiyorum. Tabi ki bana benzemesin, ben bisiklete binmeyi 39 yaşında öğrendiğime ve hiç patenle kaymadığıma göre bu konuda bir örnek oluşturamam zaten.
- Tatilin diğer günlerini de arkadaşlarımızla açık havada geçirdik. Ateş de arkadaşlarıyla çooook iyi ve keyifli zamanlar geçirdi. Çok güzel oyunlar oynadılar. Sonra bir akşam eve döndüğümüzde günlük tutmaya karar verdiğini söyledi ve hemen yazmaya başladı. Bunda, oynadığı çocukların hepsinin aynı okula gitmesi ve o okulda günlük tutmanın zorunlu olması etkili oldu diye düşünüyorum. Bunun için bir defter ayırdı. Bana da, benim onun için tuttuğum bu günlüğün yanısıra kendisinin de bir günlük tutabileceğini söyledi. Bunun çok iyi bir fikir olduğunu söyledim. Fotoğraftakiler onun ilk iki gün yazdıkları. Bence çok iyi, umarım devam eder.
Cuma, Kasım 04, 2011
Tatil
Bugün 5 günlük bayram tatiline giriyoruz. Ateş tatil diye seviniyor, ama okulu da çok seviyor. Servisten indiğinde -eğer uyumamışsa- çok aktif oluyor. Sürekli konuşuyor, gün içinde olanlardan kendince en önemli olanları anlatıyor hemen. Eve girince sohbet devam ederken onu banyoya doğru yönlendiriyorum. O kadar pis geliyor ki okuldan, kıyafeti değiştirip başka birşey giydirmek gelmiyor içimden. O konuşmaya devam ederken banyosu bitiveriyor yaklaşık 2 dakikada. Sonra yemek yiyoruz. Yemekten sonra biraz oyun oynuyor, hemen ödeve başlamak istemiyor. 6.30-7 gibi ödevine oturuyor ve bizim manevi desteğimizle hızla ödevini bitiriyor.
Dün okuldan geldiğinde çantasında bir izin kağıdı olduğunu, onu hemen imzalamam gerektiğini, aksi taktirde bütün sınıfın gittiği gezilere gidemeyeceğini anlattı çabuk çabuk. Hemen imzalattı, çantasına yerleştirmemi istedi.
Okul başlarken aldığımız çantası eskidi bile. Çekçekli olduğu için yerlerde sürüne sürüne koptu bazı yerleri, çekçek sistemi bozuldu. Bugün ona, oldukça uzun dayanacağını tahmin ettiğim biraz daha büyük bir çanta aldım. Bir de bol yeri olan bir kalemkutusu aldım, bakalım beğenecek mi?
Yarın ve öbür gün deniz kıyısına gideceğiz. Hava son günlerde oldukça soğuduğu halde açık havada olmak iyi olur diye düşündük. Sonraki günler eve döneceğiz. Ateş en az 3 gün evde olmak istiyor.
Dün okuldan geldiğinde çantasında bir izin kağıdı olduğunu, onu hemen imzalamam gerektiğini, aksi taktirde bütün sınıfın gittiği gezilere gidemeyeceğini anlattı çabuk çabuk. Hemen imzalattı, çantasına yerleştirmemi istedi.
Okul başlarken aldığımız çantası eskidi bile. Çekçekli olduğu için yerlerde sürüne sürüne koptu bazı yerleri, çekçek sistemi bozuldu. Bugün ona, oldukça uzun dayanacağını tahmin ettiğim biraz daha büyük bir çanta aldım. Bir de bol yeri olan bir kalemkutusu aldım, bakalım beğenecek mi?
Yarın ve öbür gün deniz kıyısına gideceğiz. Hava son günlerde oldukça soğuduğu halde açık havada olmak iyi olur diye düşündük. Sonraki günler eve döneceğiz. Ateş en az 3 gün evde olmak istiyor.
Salı, Kasım 01, 2011
**Birinci**
- Ateş okulunda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle düzenlenen resim yarışmasında, 1.-2. ve 3. sınıflar arasında birinci olmuş. Cuma günü elinde bir belge ve hediye edilen boya kalemleri ile geldi. Sahneye çıkmış ödüllerini ve belgesini alırken. Çok sevindik, çok mutlu olduk. Geçen haftalarda kendi kendine bir çizgi roman yaptı. Dün akşam da fineas ve ferb karakterlerini çizdi. O kadar güzel çizmişti ki, karakterler direk tanınıyordu. Bunların fotoğraflarını çekeceğim.
- Gittiğim toplantıdan cuma gecesi döndüm. Oğlumu çooook özlemiştim. Son gün artık nerdeyse dakika sayacak hale geldim. O da uyumayıp beni bekledi. O gece birbirimize sarılıp uyuduk. Evde değilken her sabah bir, her akşam da birkaç kez konuştuk.
- Cumartesi günü 2 sınıf arkadaşının doğumgünü vardı. Velilerle anlaştık, her ay o ay içinde doğumgünü olan çocukların doğumgünlerini beraber kutlayacağız. Bu ilkti. 8-9 aile gelmişti. Çocuklar altalta üstüste boğuştular. Gerçekten sürekli bir boğuşma olayı vardı. Ateş de onların arasındaydı. Okulda kimbilir neler yapıyorlar, diye konuştuk velilerle. Ateş gayet güzel boğuşuyordu herkesle, görünürde yerlerde yuvarlanan yaramaz bir oğlan çocuğuydu. Ben de kendi başının çaresine bakabiliyor diye çok sevindim.
- Bu sabah babasının ve benim evlilik yıldönümümüzü bizi öperek kutladı.




