Pazartesi, Mart 25, 2013

Haftasonu

Ateş bu haftasonunun nerdeyse tamamını açık havada geçirdi. Cuma akşamı babasının zorlamasıyla ödevlerini bitirdi. Ben ödev yapmayı teklif ediyorum, ama biraz dinlenmek veya biraz oyun oynamak istediğini söylediğinde itiraz edemiyorum. Böyle olunca da iş uzadıkça uzuyor. Cengiz ise Ateş'i biraz zorluyor. Ödevleri açıp önüne koyuyor (haftaiçi ben de bu yöntemi uyguluyorum), ya da ödevleri okumaya başlıyor. Bizimki başta itiraz etse de sonra durumu kabullenip ödevlerini bitiriyor. Aslında inanılmaz sorumluluk sahibi bir çocuk. Ama her çocuk gibi ne kadar kaytarsa o kadar seviniyor.  Cuma akşamından ödev biterse aslında kendisi de çok mutlu oluyor, iki gün rahat ediyor. Hafta içi günlerde de banyo ve ödeve başlamada sıkıntısı var. İkisine de bir başlarsak, çok kısa sürede bitiriyor, ama başlamak mesele.

Neyse, bu cuma akşamı ödevler bitti. Cumartesi, öğretmeninin işi nedeniyle tenis dersi iptal oldu. Zaten Ateş'in de iki arkadaşının birarada doğumgünü partisi vardı. Birlikte oraya gittik. Ateş başta kızların doğumgünü diye gitmek istemedi, ama erkek arkadaşlarının da geleceğini söyleyerek ikna ettim. Zaten gidince de çok eğlendi. Önce biraz evde kudurdular, sonra bahçeye fırladılar. Bir süre sonra bir sihirbaz geldi ve evde çocukları eğlendiren bir gösteri yaptı. Gösteriyi izleyen anneler olarak biz bile hayranlıkla seyrettik. Kesinlikle anlaşılamayan şekilde çok güzel bir gösteri yaptı. Bir kuş, bir balık, en sonunda da bir tavşan çıktı ortaya. Gösteriden sonra çocuklar bahçede bir oyun turu daha yaptılar. Çok eğlenceli geçen partiden sonra evimize döndük. Gelecek cumartesi de başka bir doğumgününe gideceğiz.

Pazar günü ise oldukça kalabalık bir grup arkadaşımızla (toplam 13 çocuk vardı) deniz kenarına pikniğe gittik. Ateş abisiyle birlikte Lili ve yavrularıyla oynadı uzun süre. Sonra arkadaşları gelince etrafta akşama kadar oyun oynadılar. Bazı çocuklar denize bile girdi. Biz de büyükler olarak götürdüklerimizi midelerimize indirdik. Piknikten dönüş yolunda Ateş arabada uyuyakaldı. Zaten çok yorgundu, dinlendi diye sevindim. Ama eve dönüp banyosunu yapıp, biraz film izleyip yatma vakti geldiğinde bu sefer uykusu gelmedi. Arada uyuduğu bir saatlik uyku, pilleri fazlasıyla şarj etti. Bu sefer sabah uyanamayacak diye endişelendi. Gözlerinden pıtır pıtır yaşlar döküldü. Ona sarılıp sakinleştirdim. Onu sabah mutlaka uyandıracağımı söyledim. Birlikte biraz televizyon seyrettik, sonra da büyük yatakta birlikte uyuduk. 

Cumartesi, Mart 16, 2013

Dünya Haritası

Daha önce bloga yazıp yazmadığımı anımsamıyorum. Son aylarda Ateş dünya haritası ile çok ilgilenmeye başladı. Pek çok ülkenin yerini bizden çok daha iyi biliyor. Gittiği ve gelecekte gitmeyi planladığı yerleri gösteriyor. Ayrıca onların bayraklarını da büyük bir çoğunlukla biliyor. Hatta ara ara babasıyla beni bayrak sınavı yapıyor. Ben o anda bir kısmını öğrensem bile daha sonra unutuyorum. Ama Ateş'te şu sıralarda en aktif ilgi alanı dünya haritası ve bayraklar. Odasında kocaman bir harita ve birlikte yaptığımız 1500 parçalık dünya haritası puzzle'ı var. Ayrıca dünya ülkelerinin minik bayraklarından oluşan bir koleksiyonu var. 

Cuma, Mart 08, 2013

Ayakkabı Alışverişi

Ateş'in ayak numarası şu anda 36 oldu. Yani benimle aynı. Hatta benim hamilelikten önce 35'ti. Sonra 36 olmuştu. Ama şu anda Ateş'le ayaklarımız aynı büyüklükte. Şubat tatilinde ona cırt-cırtlı (nasıl söylenir bilmiyorum) spor ayakkabı almıştım. Alırken bile ayağına tamdı, şu anda küçük geldiği ve ayağını sıkıştırdığı için giyemiyor. O zaman 35 numara almıştık. Çünkü cırt-cırtlıların daha büyük numarası yok. Neyse birkaç gün önce, Ateş benimle alışverişe gelmeyi reddedince (alışverişi hiçbir zaman sevmedi), kendi başıma ona ayakkabı almaya çıktım. Cengiz nasıl karar vereceğimi sorunca da, kendime deneyeceğimi söyledim. Gerçekten de kendime alırmış gibi deneyerek Ateş'e bağcıksız bir ayakkabı aldım. Bu da bu blogda kaydedilmiş olsun. Yakında daha da kocaman ayaklar göreceğim demek ki. Büyük ama yine de çok pofuduk ve çok güzel ayakları var. 
Bu büyüklükte bağcıksız ayakkabı bulmak artık iyice zor. Artık bazı markaların ayakkabılarını internetten bularak almam gerekecek.

Salı, Şubat 26, 2013

Süt

Gastroenterit sonrası, süte bağlı olduğunu düşündüğüm uzamış laktoz intoleransı bulguları hafifledi ve geçti. Galiba barsakları enterite çok duyarlı olduğu için, zaten dengesi bozulmuş olan durumu süt biraz etkiledi. Neyse şimdi geçti. Devamlı olsaydı Ateş çok etkilenirdi. Sütü inanılmaz çok seviyor. Kutu süt içmesin diye sürekli günlük şişe süt alıyoruz ona. Laktoz intoleransı olsaydı, ancak özel kutu sütlerden içebilecekti. Neyse kurtardık. Ama Ateş'in barsaklarının çok hassas bir dengesi var. Herhangi bir sebeple denge bozulursa biraz zor düzeliyor. 

Dün okulundaki parti için yüz yapraklı ağaç yaptık pazar günü birlikte. Bir kartona ağaç çizdik. Yaprak olarak da maydanoz kullandık. Şu anda sınıfında asılıymış. Ayrıca Ateş hergün ekstra ödev yapmaya başladı. Tamamen kendi isteğiyle yapıyor. Öğretmenin sınıfta öğrencileri motive etmek için kullandığı yıldız toplama sistemi bizimkinde çok işe yaradı. Hergün fazladan bir test yapıyor, ertesi gün öğretmenine göstermek için özenle çantasına yerleştiriyor. 

Çarşamba, Şubat 20, 2013

Son Günlerde...

Ateş geçen cuma okuldan geldiğinde karnının ağrıdığını söyledi. Yemekten sonra kustu, ertesi sabah da diare oldu. Bu belirtileri birkaç gün içinde kayboldu, ama karın ağrısı hala ara ara devam ediyor. Biz de son zamanlarda miktarını artırdığı süt mü karın ağrısı yapıyor acaba, diye düşünmeye başladık. Laktoz intoleransı olmuş olabilir. Sütü öyle çok seviyor ki, susadığında bile süt içmek istiyor. Ben de bir yandan demir eksikliği anemisi olmasın diye, yemek saatlerinden uzak tutmaya çalışıyorum, bir yandan da günlük gerekli miktarı zaten fazlasıyla alıyor, daha fazlası da gerekli değil diye düşünüyorum. Bu konuda ssürekli ara yolu bulmaya çalışıyoruz. Süt içmesini tabi ki çok isterim, hem de ona daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm günlük şişe sütlerden almak için hergün yolumuzu değiştiriyoruz. Ama çok aşırı süt alıp demir emilimini bozmasın ve gereksiz fazla kalori almasın derdindeyim.

Karın ağrısı dışında keyfimiz yerinde. Cumartesi günü bir arkadaşının doğumgününe gittik. Sınıf arkadaşlarıyla gün boyu oyun oynadılar. Çok eğlendi. Kendi arkadaş ortamında Ateş'i izlemeyi çok seviyorum. Arkadaşları Ateş'i seviyorlar, onunla birarada bulunmak istiyorlar, arkadaşlarıyla çok eğleniyor. Bu da beni çok mutlu ediyor. 

Şubat tatilinde bir proje hazırlama ödevi vardı Ateş'in. Doktorluk mesleğini tanıtacaktı. Sınıfta herkes farklı bir meslek seçmiş. Ateş de doktorluğu istemiş. Projesini hazırladı, evde sunum provası yaptı. Dün de okulda sunmuş, hem öğretmeni, hem de arkadaşları çok beğenmiş. Mutlu mutlu geldi eve. Ayşe Öğretmen çok iyi, çok tecrübeli ve sakin bir öğretmen. Çok şanslıyız. Çocukları çok güzel motive ediyor. Birgün Ateş beni kızdırdı, onu fırçaladım. Ama o kadar çok kızdırdı ki, kızgınlığım hemen geçmedi. Ateş de bana öğretmenini örnek gösterdi. Öğretmeni birine kızsa bile, kızgınlığı hemen bitiyormuş, hemen normale dönüyormuş. Yani o ortam uzamıyormuş. Ben de bunu güzel bir eleştiri olarak kabul ettim. Bundan sonra öyle olmaya çalışacağımı söyledim. 

Salı, Şubat 12, 2013

Tatil Sonrası ve Bahçede Futbol

Tatilin ikinci haftasında ben de izinliydim. Evde birlikteydik Ateş'le. Oyun oynadık (top, balonball), birlikte yemek hazırladık (yoğurtlu bir sos uydurduk ve bayılarak yedik), ev işi yaptık, alışverişe gittik, kitapçıya gittik. Ayrıca Ateş'i arkadaşlarıyla buluşturdum. Ödevleri bitirdi Ateş. Cumartesi günü Ozan'ın star wars partisine katıldık. Pazar günü deniz kenarında yürüyüşe gittik. Sonunda okul açıldı. 

Ateş'in bu dönemki kulüp dersi basketbol oldu (geçen dönem futboldu). Biz sportif bir faaliyet olsun istedik. 

Bugün servisten indikten sonra, servisteki (bizim sitede yan blokta oturan çocuklarla) apartmanın küçücük bahçesinde futbol oynamaya gitti Ateş. Serviste karar vermişler. Çok hoşuma gitti. İstediği zaman kendi geleceğini söyledi. Yaklaşık 1 saat sonra geldi. Topa çok az vurabilmiş, ama diğer çocuklar zaten ondan büyük. Biz de çok iyi futbol oynamanın değil, arkadaşlarla birarada olup eğlenmenin önemli olduğunu söyledik. O da eğlendiğini söyledi. Böylece hayatımızda bir ilk gerçekleşti. Ateş ilk defa bahçede arkadaşlarıyla oynadı.

Cuma, Şubat 01, 2013

Tatil ve tenis

Ateş'in tatili genellikle evde ve güzel geçiyor. Evde olmaktan genelde memnun, ama aslında okulun biran önce açılmasını istiyor. Arkadaşlarını çok seviyor ve özlüyor. Evde ve yakınlarda da sık görüşebileceğimiz bir sınıf arkadaşı ya da apartman komşumuz yok maalesef. Evde star wars ve karaip korsanları filmlerini izledi ve tabi ki izlerken yine oyunlar oynadı. Şimdi indiana joneslara başlayacakmış. Ama evde sürekli pinekleyip sıkılmasını istemiyorum. Bu sene tenis öğretmeniyle bir türlü zaman ayarlayamayıp tenis derslerine başlayamamıştık. Bu tatilde yeniden tenise başladılar İpek'le birlikte. Dün ilk ders, bugün ikinci ders vardı. Dünkü derste ikisi de hayatından çok memnundu, ama bugünkü derste İpek'le pek anlaşamamışlar. İkisi de moral bozuk olarak çıktı dersten. Ama yine de açık hava, biraz sportif aktivite Ateş'e çok iyi geldi. Haftaya da uygun günlerde devam edeceğiz. Bugün bir de bateri dersine gittik. Ateş başta mızıldandığı halde dersten çok keyifli çıktı.
Lilypie Kids Birthday tickers