Pazartesi, Şubat 22, 2016

Gezi

Cumadan başlayarak geçtiğimiz haftasonunu .......'de geçirdik. Beş aile birlikte gittik (İpekler, Toprak Efeler, Buketler, Ömürler ve biz), geçen sene kaldığımız küçük otelde kaldık. Ateş hem arkadaşlarıyla çok eğlendi, hem de çok güzel kaydı. Hatta sabahları gözünü, baba hemen kaymaya gidelim, diye açtı. Tehlikeli bir spor olduğu için korkuyorum, ama bir yandan da Ateş'in severek güzelce kayması da çok hoşuma gidiyor. Kayaktan sonra bol bol kızakla da kaydılar. Biz de kaymayan büyükler olarak oturup sohbet ettik, bol bol yedik içtik. Güzel ve kafa dağıtıcı bir haftasonuydu. 

Cuma ve haftasonu ödevini eve gelince dün gece bitirdi Ateş. Hiç mızmızlanmadı, gece geç saatlere kadar yapması gereken herşeyi bitirdi.

Şubat tatili

Şubat tatilinde Ateş ve 4 sınıf arkadaşı .....'da buluşma planı yapmışlar, hatta bir whatsapp grubu kurup haberleşmişler. Ben annelerle hiç haberleşmedim. Normalde annelerle haberleşip program yaparım. Çocukları kim bırakacak, ben annelerle buluşacak mıyım, bilemedim. Ama tamamen çocukların organizasyonu olduğu için de hiç karışmak istemedim. Yanıma kitabımı aldım, en kötü ihtimalle bir yerde oturur kitabımı okurum, dedim. Buluşma yerine gittiğimizde iki annenin daha geldiğini gördüm, çok iyi oldu, biz bir yerde oturup yemek yedik, sohbet ettik. Toplam beş çocuk, önce kendi istedikleri yerde yemek yediler, sonra gezdiler, birşeyler içtiler. Akşama kadar etrafta dolandılar. Çok ama çok eğlendiler. Hepsi de hayattaki en eğlenceli günlerinden birini geçirdiklerini söylediler. Biz de onları daha sık buluşturma kararı aldık. Hatta bizim evde kalacakları bir program bile planladık. 

Tatilde birkaç gün Ateş'le birlikte onun odasını toparladık. Uzun süredir sıkı bir toparlanmaya ihtiyaç vardı, çok iyi oldu. Herşeyi tek tek elden geçirdik, Ateş bozulan legolarını bile yeniden yaptı, ben herşeyin tozunu aldım. Çok çok iyi oldu.

Perşembe, Ocak 28, 2016

Arkadaş, Gezi, Karne

Bir önceki yazıda Ateş'in Ardalar'a yatıya gittiğinden bahsetmiştim. Yılbaşından sonraki hafta cuma akşamı bu sefer Arda bize yatıya geldi. Çok iyi anlaşıyorlar, kafaları birbirine uygun, Arda da Ateş gibi, hareketli ancak çevresine hiç zarar vermeyen bir çocuk. Dolayısıyla çok güzel eğlendiler. Nicky de çoğunlukla onlara katıldı. Sabah kahvaltının üstüne Arda satranç, Ateş tenis dersine gitti, sonrasında yine Arda bize geldi ve akşamdan kalan oyunlarına devam ettiler. Cumartesi geceye kadar devam ettiler. Sonrasında üzülerek ayrıldılar. Onları sık sık biraraya getirme sözü verdim. 

Geçen cuma karne aldı Ateş, karnesi çok güzel, takdir de aldı. İki hafta tatil, ama çok da ödevi var. Cuma akşamı, velilerden toplam 5 aile biraraya geldik, çocuklar oynadılar, biz de çok güzel bir akşam geçirdik. Pazartesi günü de Ateş, basket klübü ile ........'e 1 gecelik geziye gitti. Bir gece önceden ikimiz hazırlıkları yaptık. ertesi gün öğlen servise bindirdim. Akşamüstü orda olup hemen bir maç yaptılar. Sonra otele yerleşip ertesi gün 2 maç daha yaptılar. Maçlar dostluk maçıydı, bir turnuva değildi, hepsinde de yenildiler. Ama olsun, tabi ki önemli olan takım ruhuyla hareket edip iyi zaman geçirmeleri. Sonra da hep birlikte Z... müzesini gezmişler, Ateş ordan çok güzel minik hediyelikler almış. Gece eve döndü. Sadece 1 gecelik gezide bile biz onu, O da Nicky'yi çok özlemişti. Nisanda ve haziranda birer haftalık geziler var, bakalım onlarda ne yapacağız...

Salı, Ocak 05, 2016

Arkadaşta Yatıya Kalma

Yazmayı unuttuğum birşeyi daha hatırladım. Yılbaşından önceki cuma akşamı Ateş, Alp Ardalar'da kaldı. O gün baskete kalmadı, eve gelince hemen çantasını hazırladık ve gittik. Ben de biraz onlarla oturdum, sonra kalktım. Bütün gece çok güzel oyun oynamışlar, geceyarısına doğru da uyumuşlar. Sabah kalvaltıdan sonra eve geldi. Gayet keyifliydi. Öğleden sonra da Alp Arda bize geldi, oyuna devam ettiler.

Ateş daha önce bir kez kuzeni Toprak Efeler'de kalmıştı. Bu 2. yatıya kalışı oldu. 

Yılbaşı

Yılbaşında, yıllardır kalabalık bir arkadaş grubuyla birimizin evinde ya da bir restoranda kutlama yapıyorduk, daha doğrusu yiyip içiyorduk. Bu sene grup olarak yakın bir yere gezi yapalım dedik. On aile, toplamda 33 kişi bir otobüsle A......'ya gittik. Küçük bir oteli kapattık. Otel küçük ama güzeldi. Ateş, Ömür ve Can'la birlikte ayrı bir odada kaldı. Toplamda 2 gün kaldık, biraz etrafı gezdik, ama esas olarak yemek ağırlıklı bir gezi oldu. Döndükten sonra grubun yarısı (Cengiz ve ben de dahiliz buna) çok ağır bir grip geçirdi. Ben henüz bugün iyileştim sayılır. Grubun bir kısmı halen hasta. Buna rağmen güzel bir geziydi, eğlendik. 

Nicky ve Perry

Blogda 11. yıla başladık. Ancak geçtiğimiz sene istediğim sıklıkta yazı yazamadım. Bu sene daha çok yazabilmeyi umuyorum. Bu kadar az yazınca Ateş'in ve dolayısıyla bizim hayatımızdaki çok önemli bir olayı yazmayı unutmuşum: Perry. Nerdeyse bizdeki 1 yılını tamamlayacaktı Perry. Ağustosta İsviçre tatiline giderken onu kafesiyle birlikte Toprak Efeler'e bıraktık. Ateş vedalaşırken çok üzüldü. Yemek ve bol suyla evde de kalabilirdi aslında. Ama hava aşırı sıcak olduğu için hayvan pişer diye düşündük. Toprak Efeler de denize gidip geliyorlardı bu sürede. Birgün eve döndüklerinde Perry'yi kafesinde bulamamışlar. O gün bizim dönüş yolculuğumuzun başladığı sabahtı. Yolculuk için küçülttüğümüz kafesin bir kenarındaki plastik bir parçayı kemirerek kaçmış, evin altını üstüne getirseler de bulamamışlar. İsviçre'deki evden yola çıktığımız anda bu durumu öğrendik ve Ateş'i, Perry'nin ölmüş olabileceğine hazırlamaya çalıştık. Saatler geçip de bulunamayınca maalesef umutlar da tükendi. Ateş inanılmaz üzüldü ve çooook ağladı. İçim sızladı. Onu, zaten köpek alacağız, iki hayvana aynı evde bakmak çok zor olacaktı zaten diye teselli etmeye çalıştım. Ama üzülmesini tabi ki engelleyemedim. Zaten doğal olarak kaybının arkasından yasını tutması gerekiyordu.

Artık hayatımızda Nicky var. Nicky inanılmaz tatlı, bir o kadar da yaramaz. Geldiğinin iki katını geçti bile. Çok hızlı büyüyor. Her hafta aşı oluyor. Bu hafta artık rutin olarak dışarıya çıkarmaya da başlayacağız. Geçtiğimiz pazar günü 1 saatliğine Ateş'le birlikte tenis dersine gitti. Geçtiğimiz hafta bir akşam da Toprak Efeler'e götürdük kucakta. Ama onların kocaman köpeği Ares, Nicky'yi korkuttu. Ares onu koklamak istedikçe Nicky kaçıp saklandı. Ama bu ilk temastı. İlerde iyi arkadaş olmalarını umuyoruz. Özellikle yazın birlikte zaman geçirecekler çünkü.

Yani -yaramazlık ve ısırganlık dışında- Nicky ile çok mutluyuz.

Çarşamba, Aralık 02, 2015

Nicky ile 1 hafta

Nicky ile 1 haftamızı tamamladık. Henüz tuvalet eğitimi olmadığı için sıkıntı çekiyorum. Bir de engelleyemediği bir ısırma içgüdüsü var. Sanırım bir de dişleri kaşınıyormuş. Ama veteriner, ısırmasına kesinlikle izin vermememiz gerektiğini söyledi. Isırınca başının üstüne pıt pıt vurup hayır, diyoruz ve oyunu bırakıyoruz. Önüne ısırabileceği oyuncaklarını koyuyoruz. Ancak henüz çok küçük, bir ilerleme sağlayamadık. Çok oyuncu, ayakta kim varsa onun peşinden gidiyor ve paçalarımıza saldırarak oyun oynamaya çalışıyor. Ateş salonda daireler çizerek koşuyor, Nicky de havlayarak peşinden koşuyor. Kucağımızda uyumayı da çok seviyor. Dün 2. veteriner randevumuz vardı. Aşı oldu, bir pire ilacı daha oldu, kuru mamaya alıştırmak için konserve mama aldık. Herşey yolunda imiş, onu öğrendik. Ateş Niki'yle çok mutlu. Henüz istediğimiz köpek-çocuk ilişkisi kurulamadı (Niki'nin bebekliğinden dolayı), ama yine de araları çok iyi. Ateş bu sabah okula giderken, "anne, Nicky'yle biraz oyun oyna" dedi. Yaklaşık 1 ay sonra, aşıları bitince dışarı çıkarabilecekmişiz. Ben de o günleri bekliyorum (tuvalet nedeniyle).
Lilypie Kids Birthday tickers