Salı, Mart 06, 2007

Yaramazlıklar

Dün akşam Ateş yaramazlık üstüne yaramazlık yaptı. Önce akşam eve dönünce üçümüz birlikte yakındaki markete gidip alışveriş yaptık. Yürüyerek gittik. Ateş yol boyunca elimden tutarak yanımda yürüdü, ama babasının kaldırımdan inmesine büyük tepki gösterdi. O da bizimle aynı yerde yürümek zorundaymış. Karşıdan karşıya geçmek istediğimizde "kaldırım bitmeden asla" dedi (tabi beden diliyle). Kaldırımın bittiği yere kadar yolun bir tarafında yürüyüp sonra karşıya geçtik. Neyse alışveriş sonrası eve döndük. Yemekten sonra yine baharat kavanozlarını salondaki kanepeye taşıdı. Cengiz götürmemesini söyledi. Ben de "babası götürüyor ama hiç dökmüyor, bırak götürsün" dedim. Bunu söylediğimin 10. saniyesinde 2 kavanozu kanepenin üstüne boşalttı. Kızdım, azarladım ama sanki kim azar işitmiş. Kikirdeyerek kaçtı. Artık evimizde sumak ve kimyon yok. Neyse elektrikli süpürgeyi getirip kanepeyi ve yerleri temizledim (ev daha dün temizlenmişti). Bir süre sonra salondaki sehpanın üzerinde duran (salondaki hiçbir şeyi kaldırmadık, şimdiye kadar da hiç problem olmadı) cam küreyi ben yetişinceye kadar kırdı. Elinin içinde nokta kadar bir kanama oldu. Hemen elini yıkadım, bu sırada bir de kaka yaptı. babası yine elektrikli süpürgeyle kırılan camları temizledi. Kısaca dün akşam iki yetişkin insan bir çocuğun yaramazlıklarına yetişemedik. Kimbilir daha neler göreceğiz.
Geçen hafta Cengiz, toplantıya gittiği yerden Ateş'e bir dolu kalem (dev boyutta kalemler), oyuncak ve fotoğrafta görülen tavşan çikolatayı getirdi. Kabuklarını özenle soydu, ama çikolata olarak değil, tavşan olarak algıladığı için yemiyor.
Lunaparktan sonraki haftasonu, hayvanat bahçesi ziyareti yaptık yine. Ben bir türlü bloga yazamadım. Bu sefer tabi daha farklıydı, daha bilinçliydi. Ama bütün park boyunca sürekli beni peşinden koşturdu. Asla kucakta durmadı, beni çok yordu ama kendisi çok eğlendi. Zaten o eğlensin diye gitmiştik.

Lilypie Kids Birthday tickers