Haftasonu Ankara'daydık. Cengiz'in katılması gereken bir toplantı vardı, hazır o gidiyorken Ateş'le ben de gidelim diye istedik. Cuma akşamı uçakla gittik, pazar akşamı sallantılı bir yolculukla döndük. Orda halamın evinde kaldık Ateş'le ben. Evde Karamel adında bir köpek olmasına ve yeni aldığım oyuncaklara rağmen Ateş sıkıldı ve tahmin edeceğiniz gibi "evimize gideliiiiiim" diye tutturdu.
Onu oyalamak için binbir türlü animasyon, kitap okuma seansları, oyuncakçı turları düzenledik. Bir alışveriş merkezindeki çocuk bölümünün çok iyi olduğunu duyunca oraya gittik. Gerçekten harikaydı, uzaktan kumandalı arabalar, gemiler, suyun üstünde gezinen botlar vs. vardı. Ben bile çok eğlendim. 
Bu aktiviteler sırasında eğlenen Ateş, bitiminde yeniden "evimize gideliiiim" şeklindeki ağlamalı seanslarına devam etti. Gittiğime pişman oldum. Pazar günü Figen'e gittik. Orda Sarp ve oyuncaklarıyla eğleneceğini ummuştum Ateş'in. Ama Sarp'la hiç anlaşamadılar. Sarp oyuncaklarını Ateş'e vermedi, Ateş ağladı. Sonra ben başka bir odada Ateş'e kitap okudum ve bizimki oldukça uzun bir öğle uykusuna yattı. İyi oldu aslında, uyanınca zaten havaalanına gitme vakti gelmişti. Sevda, Pergin ve Nil'le böylece az görüşebildi Ateş. Nil'in kendisine aldığı arabalarla oynadı biraz. Bu iki gün boyunca ağzına toplam 3 lokma yemek aldı, biraz süt içti. Hasta olduğu için iştahı kötüydü, bir de "eve gidelim" huzursuzluğu eklenince iyice kötü oldu. Neyse pazar gecesi eve ulaştık. Ev manyağı oğlum yolda uyuduğu için evini sabah görebildi. İki gündür huzurla evinde oynuyor.
